1 03 2015

ARICILIK, BİR AY DAHA GERİDE KALDI, BAHARA DOĞRU GİDİYORUZ...

 28 Şubat cumartesi hava istediğimiz gibi olmasa da kontrol yapılabilecek durumdaydı...
 Arılığa gidemiyoruz, Gebze Bal Üreticileri Birliği Genel kurulu vardı.
Çoğunluk sağlanmaz ise haftaya tekrarlanacak...
Bereket ilk turda iş halloldu bir sene rahatız...

 Eski yönetim olarak, yeni yönetime görevi devrettik.
Yapmış olduğumuz genel kurul 2014 yılına aitti...
 Herkesin işi vardı, bir taraftan bitse de, gidip  işimize baksak diyenler vardı bende dahil...
 Kadir Gürkan, divan başkanıydı...
 Genel kurulumuzdan kareler...
 Yeni yönetim, Ersan Çınar yeni başkanımız Yücel Akpınar, başkan yardımcımız...
Gebze Bal Üreticileri Birliği, ülkemizde ilk birliklerden birisiydi.
Birlik kurulduktan sonra, üyelerden aidat toplamadık. Borçlar birikti, bir karar alarak eski boçları sildik yeni bir sayfa açtık, hayırlısı olsun...
Borç silmek güzeldi :))
enel kurulumuz bitince herkes işine koştu. Bende Darıca'ya gittim.
 Köylerde kızılcıklar açmaya başlamış...
 Avakoda turşusu denemesi yaptım.
Avakoda olduğunda bekletemiyoruz, bir deneyeyim dedim.
 Aradan geçen süre bir hafta tadına baktım süper olmuş...
Yenilebiliyor ve bozulmamış...
Yazın dolaba attığımız mısırlarda bu sıra iyi gidiyor....


Burası Darıca, karalahanalar çiçek açmış...
Genel kuruldan sonra arılarlayız...
Çiçekler sıcakları özlemiş durumda...
 Sıradan arılara şurup verdik. Tek kişi çok zor oluyor, İlhami abim daha önce iki tur kendi başına vermişti...
Bir kaç kovanda yavru durumu kontrolü yaptım, arının gücüne göre 1 ila 4 çıta arası yavru var.
Bundan sonra arılar yavruyu dahada açacaklardır...
 İnvert şurup, konusunda bu sıra bir sürü soru soruluyor, sorular ise araştırmadan okunmadan sor gitsin tarzında.

Biz invert şurubu niye tercih ediyoruz, birinci önceliğim kendim yapıyorum ve sadece sofra şekeri kullanıyorum...

Bundan daha ucuza şurup temin edemiyorum.

Şurubu yaptığım zaman en az 6 ay bozulmuyor, bana bir ay bile dayansa yeter, onca işim arasında sürekli surup yapacak değilim.

Arıya verdiğinizde yağma olmuyor, yani kokusuz.

Arılar nosema'ya yakalanmıyor, yani arının midesini bozmuyor.( Rize'den bir arıcı, invert kullanmaya başladım arılarım da nosema bitti demişti, yani önceden sürekli oluyormuş.)

Mecbur kalırsam işleri yetiştiremez isem bende hazır şurup alabilirim, kendi yaptığıma oralar oldukça pahalıya gelir. Bunu hesaplamakta çok kolay, hazır yem 25 kilodur, bunun içinde bildiğim kadarıyla 17-18 kilo şeker vardır, 7 kiloda su...

Aynı şurubu bir hazır alın, birde siz aynısını yapın, aradaki fiyat farkını görün...

Bir varili ortadan ikiye böldük, bir saatte 100 litre şurup yapabiliyoruz. İki kazanla iki saatte 400 litre şurup hazırlanır.
Biz ana arı üretirken meme besleyen kovanlara ana arı kutularına sürekli şurup lazım, herkesin derdi kendine...
Kimse kimsenin derdini bilmez tabiki... Baharda benim bir  turda verdiğimiz  şurup 150 litre...
 Yavruyu açanlar var, polenler arasına yumurtalar atılmış...
Erkek arıları görmek güzel, bu yıl başka yere gitmedik, kendi erkeklerimizi üretmek için aşırı zorlamalar olacak.
Tabiki istediğim kovanlara da zorlamaları yapacağım, istemediğim kovanlara ise istediğim erkekl yumurtalarını verip onlara da erkek yetiştirme hakkı vereceğim, kendi erkeklerini değil komşu kovanlardan gelen erkekleri besleyecekler...
 Hava arı açmaya müsait değildi ama genede meraklarımı giderdim...
Yemlik içine minik petek sarkıtanlar vardı...
Cumartesi gününü bitirdik, bu arada şubat ayını da gönderdik gitti...
 Pazar günü arılar uçmuyordu, şuruplamaları yapıldı arılarla işimiz yok, desemde duramıyorum....
Uzak mahallelere gittim. Köylerimiz artık mahallemiz oldular...
Çilek fidanlarını merak ettim, yedi veren mi dedim bir isim söyledi anlamadım.. Çilek fidesinin tanesi bir lira...
Bu bahar vede yaz balkonda çilek eksik olmayacak...
 Kıvırcık fideleri tanesi 10 kuruş...
 Gene dayanamayıp 100 renkli kıvırcık fidesi aldım...
 Yarma aşı.
Bazı yabani eriklere aşılar yaptım.
 Aşı sarmak için en ucuz ve bitmeyen şey streç filim...
Marangozda 10 cm genişliğinde biçtirdim, istediğin kadar sar hava filan almaz...
 Aşıların kalem uçlarına da bildiğimiz boya kullandım...
Silikonlu iç cephe boyası...
Dış cephe boyası %25 daha pahalı olunca 4 çeşit boya yaptırdım. Turuncu, yeşil, sarı ve mavi...
Ana arı kutuları boyanacak....
 Aşıların hava almaması için silikonlu boya ile izole edilmesi :)
 Sar üstüne streç filimi gitsin...
 Uzaklardaki bazı özel arılarımı da ziyaret ettim....
Üstteki 62 numaram....
 Bu 30 numaralı özel kızım. Bu kraliçe arıya 11 gün beklemiş sperm, nikah töreninde ikram edilmişti...
 Köpük kutular güneş altında incecik eriyor.
Elbise fırçası ile bile silindiğinde dökülüyorlar, silinen yerle güneşte eriyen yer nasıl fark ediliyor...
 Aldığım boyaları bir deneyeyim dedim.
Soğukta pek çekilir bir iş değildi, normal şartlarda sürdün mü kısa sürede kururdu...
Boya üstünden bir saat geçti hala kuruma olmadı...
Üst üste dizip ayrıldım.
Bu arada ana arı ilk tur siparişleri doldu.
11. Aydan bu tarafa para yatıranlar vardı.Siparişler istediğim gibiydi...
Genelde 5 ana arı ortalamalı ve daha çok kişiye ulaşacağım. Fazla sayılı siparişleri sevmiyorum. İlk tur ana arı mayıs başı gibi hedefliyorum, bahar erken gelirse listemi nisan içine çekeceğim. Nisan içi garanti olmadığı için mayıs başı diye söz verdim, mevsim erken olursa bir tur kazanırım. Mart ayı itibari ile ikinci tur şiparişlere geçtim.
Ana arı siparişi verecek olanlar, aribakani@gmail.com adresine mesaj atıyor size oradan cevap veriyorum.
Ana arı sipariş açıklaması
Ana arı üretimi sizin istemenizle olmuyor, mevsim çok önemli...
Temennim bundan sonra kar kış olmaması, dağ taş suya doydu, baharı bekliyorum, baharda sıcakla gelir...

26 02 2015

ALANYA KALESİ, ALANYA...

Alanya kalesi...
Kızıl hisar, Alanya kalesine 1850 li yıllara kadar, kara yolu olmadığı bilgisini alıyoruz...
Asırlar boyu buraya ulaşım deniz yolu ile olmuş...
Oldukça önemli stratejik bir yer...
Kaleye giriş kızıl hisara önündeki limandan oluyormuş.
Kale tarihinde hiç savaş olmadan el değiştirmiş. Anadolu Selçuklu hükümdarlarının üçüncüsü olan Alaaddin Keykubad burasını savaşmadan alan hükümdardır...
2015 Yılı ocak ayı içerisinde, kalenin bir kısmını gezip görme imkanım oldu...
Alanya kalesi şekil olarak denize girmiş ada gibi, yerleşim birimi olarak denizden oldukça yüksek rakıma sahip.
En ilgin ayrıntılardan birisi burada kaynak suyu yok, su ihtiyacı kale içinde bulunan tahminen 400 den fazla sarnıçtan karşılanırmış...
Sarnıçlar yağmur suları ile doluyormuş, su sadece kale içindekilere değil, limana yanaşan gemilere de verilmekteymiş...
Alanya kalesine yolunuz düşerse, kale içinde bulunan Alanya belediyesi tarafından aslına uyğun olarak restore edilen 270 yıllık kültür evinde görevli, Mustafa Beyazıt Bora beyi mutlaka kendisi ile görüşün  ve kale hakkındaki bilgilerinden istifade edin.
Mustafa Beyazıt işine aşık, her şeyi defalarca size aktarmaktan zevk alıyor, buradan kendisine teşekürlerimi iletiyorum. Yazdıklarımı kesin eksik bulacaktır, bir kaç saatte ancak bunları öğrenebildik :))

Kale girişinde bulunan oturak ilgimi çekti, sandal görünümdeydi...
Kale içinde buluna tarihi yapıların bazıları harap olmuş...
Bazı şeyleri korumakta nedense geç kalıyoruz...
Kaleden Alanya'ya bakış...
Yazının başında belirttim, kale oldukça Deniz seviyesinden bayağı yüksek.
Burası kalede bulunan zindanın deniz tarafı, öldürülmesi gereken mahkumlar buradan aşağıya atılırmış...
Yukarıdan bakıldığında deniz çok yakın görünüyor, buradan atılan taş ne kadar kuvvetli fırlatırsanız fırlatın denize yetişmiyor karaya  düşüyormuş...
Kalenin bir başka özelliği etrafındaki surların uzunluğu 6.5 km uzunluğunda...
Kale içinde bir mahallede hala ikamet ediliyor...
Alanya belediyesi kale içindeki eski evlerin aslına göre restore edilmesini istiyormuş, durumu iyi olmayanlar oldukça iyi paralara yerlerini satıp gidiyorlarmış..
Bu zorlama yapılmaması lazım diye düşünüyorum, bu benim görüşümdür tabiki..
Kale içindeki mahalleyi ve etrafındaki surları resimlemeye çalıştım...
Kaleye her taraftan coğrafi konum nedeni ulaşamıyorsunuz bazı yerleri çok sarp.
Kale deniz ve Alanya...
Alanya ile genel bilgiler...

Kale içinin konumu...
Yanlış hatırlamıyorsam 270 yıllık tarihi kültür evindeyiz...
Atlar ve develer için heybeler...
Bunların hepsi el emeği göz nuru ile geçmişte yapılmış..
Kumaştan heybelerde oluyordu, böyle kilim ve halıdan heybeler zenginler deydi, aynı kültür bizde vardı...
İpek böceği ve ipek buradan Anadolu'ya yayılmış...
Bursa'da ben dokumada çalıştım cümlem bitmeden, Mustafa Bora ipek buradan Bursa'ya gitti dedi :))
Tamam dedik, sorun yok...
İpek dokumulardan yapılan gecelikler...
İpek ipler, iplikler ve kozalar...
İpek kozası...

İpek dokuma tezgahı...,
Burada bu sanat hem yaşatılıyor, hemde isteyenlere ipek dokuma kursu veriliyor...
Alanya belediyesine kültürümüze sahip çıkıp yaşattığı için ayrıca teşekür ediyorum...
Kısa bir videosunu almıştım, yazı sonuna sonra ekleyeceğim...
Yün eğirmekte kullanılan çıkrık....
Eğirme kelimesi, yünü ipe çevirme olarak anlayın.Bu kelime zamanla yok olacak görünüyor...
İpek iplikler...
İpek dokumalar...
Bayan ve erkek ipek gecelikleri...
Mehmet Türker ve Mustafa Bora birbirlerini önceden tanıyorlarmış...
Sohbetleri izlenmeye değerdi....
1900 yılların başında gecelik modelleri, ipekten...

Erkek geceliği, Mustafa Bora bu geceliği bu gün giyinsek bize ne derler diye espiri yaptı...
ürünler hakkında açıklama levhaları...
Bizim yöremizde de kullanılan bakır sahanlar, sahan yemek tabağı demek oluyor, bu kelimede zamanla unutuldu, 50 sene sonra kimse bilmeyecek...
Eski evlerin hepsinin içinde ocak vardı, şimdilerdeki şömine delilen tarzdaydı...
Burada yemek pişirilir, su ısıtılır, aynı zamanda odayı da ısıtmakta kullanılırdı...
Bakır kevgir, şimdilerde bunun adına süzgeç denilmeye başlanıldı...
Bakır kaplar, şimdilerde tepsi denilen aletlere eskiden biz yöremizde tirki derdik ve genelde hepsi bakırdan yapılır ve kalayla-tıp kullanırdık...
Bakır tirki...
Eskiden her evin odasında bir ocak, birde abdestlik dediğimiz yıkana bileceğiniz köşe olurdu. Mustafa Bora ben bunlara mini hamam diyorum dedi...
Hanede evlenen erkek, şimdi olduğu gibi bir dairesi olmazdı, bu oda yeni evlilerin dairesi oluyor, jakuzi filan bu oda da yani:)
İpek eldiven oldukça tarihi...
Bakır tencere...
Bakır tepsi...
Tepside tasların konulacağı tabanlarıda yapmışlar, evde şimdilerde bardak dediğimiz ürünün , tas veya maşrapası yoktu.
Kirpikli bakır sahanlar...
Kalaylandığında pırıl pırıl parlar...
Süt ve yoğurt kabı biz buna helki derdik, bazı yerlerde bakraç diyeler gördüm...
Bir başka el yapımı sahan...
El dokuması ipek ve gene yörede yapılan sabun...
Havanların boynuna takılan cam boncuklar, şimdilerde hepsi plastik...
Kale içindeki dükkanlar, önündeki alanlar bazılarının kafasına göre mezarlık yapılmış...
Sur içinden tarihi liman görüntüsü...
Mehmet Türker bizi hem misafir etti hemde kaleyi gezdirdi, gezerken zaman yetmedi...
Yün kilim...
Ev içi ocak, biz ocaklık derdik. Bir şey aradığımızda ocakta demezdik, ocaklıkta derdik...
Kömürlü ütü...
Karabiber çekeceği...
Öğütücü...
Örme ip, şimdilerde kolon şerit gibi ifade ediliyor.
Bakır ibrik...
Bakır mangal...
Aynı zamanda tirki (tepsi)...
Mangal ayağı, şimdilerde saç ayağı...
Tarihi demlik, neler demledi dili olsaydı...
Mini hamam, eskiden hamamlık veya abdestlik diyorduk, her odanın bir köşesinde olurdu. Mini hamam...
Radyolarında modası öyle hızlı tükendi ki, eskiden en kıymetli köşeler bunlara ayrılırdı...


Elek kalbur...
Tarihi havan, ve çıra...
Plaklarda kısa sürede çıkıp yok olan müzik çalarlardı...
İpek böceği kozası ve ipek iplikler...
İpek dokuma tezgahı...
elle çalışıyor, otomatik değil...
İpekten yapılmış süslemeler...
İpek dokumalardan örnekler...
Kızıl hisar....
Kızıl hisar, kaleye denizden bu noktadan giriliyormuş...
Kaleden kızıl hisar ve liman ve surlar....

Çıkrık...
Bazı ipekli dokuma çeşitleri...
İpek kozası...
Bayan mezar taşı....
Alanya kültür evi...
Alanya kültür evi...
Kale içi denilen mahalle kayıtlarda hisar içi olarak geçiyor. Benim Gebze belediyesindeki görevim adres ve kapı numaralarıdır.
Mesleğimle alakalı olduğu için numarayıda resimledim. İnsanların en çok kullanıp bilmedikleri şeyleri adresleri dir. Birde hava atarlar ben 40 yıldır orada oturuyorum adresi söyle dersin tam söyleyemez...
Artık adresler sistemde kayıtlı olduğu gibi bilinmeli, oturduğunuz dairenin bizim kimlik numaramız gibi numarası var, bu numarayı, adresi tam bilirseniz bulursunuz...
Kale içindeki sarnıçlardan birisi, içinde su görünüyor...
Alanya ve deniz, kızıl hisar ve tarihi Alanya limanı...
Kaleden Alanya...
Kale içinden görüntüler...
Kale surları ve içindeki mahalleden görüntüler...
Kaleden bölümler...
Bazı sarnıçlar böyle kapatılmış...
Kale içinde Akşebe Türbe ve Mescidi var.
Bir tarafı türbe bir taraf şapel, iki ayrı inanç yan yana...
Bir tarafta Müslümanlar dua ederken hemen yan tarafta Hristiyanlar mum yakıp ain yaparlarmış...
 Mustafa Beyazıt Bora.
Tarihi kültür evi 270 yıllıkmış. Duvardaki yamukluğu fark etmedik. Mustafa Bora özellikle bakmamızı söyledi. Neden yamuk dedik, dedi yamuk değil, buradan yüklü hayvanlar geçerken eve çarpıyormuş, başakda yol yok evin duvarını kesip hayvanların rahat geçişini sağlamışlar...
Yıllar öncesi, incelik diyebiliriz...
Şimdi insanların geçtiği kaldırıma neler çekilmiyor ki...
Bu bina restore edilirken her şey eskiye göre yapılmış, horasan harcını formülüne göre yapıp evi onunla restore etmişler...
Mustafa hoşçakal....
Bir yapının içinde kale ile ilgili kayıtlar varmış, anlayan birisi olmadığı için sadece bakıp resimledik...
Burada kaleye gelip giden gemilerin ve su alacakları sarnıçların bile kayıtları olduğu yönünde Mustafa Bora bilgi vermişti, fakat Mustafa bu bölümde görevli olmadığı için tam detayları bilmiyoruz...
Duvarlardaki kayıtlardan bazıları...
Kaleden ayrılıyoruz, çıkışa giderken sahili, limanı, kızılhisar ve Alanyayı resmettim...

Restore edilmiş bazı binalar vardı...
Çıkışa yaklaşıyoruz akşam olmuştu hava kararmak üzere...
Buradan çıkıp Alanya ya giriyorsunuz...
Geçmişte Alanya sadece kale içinden ibaret, şimdi yayıldıkça yayılıyor, karstik bir ilçemiz...
Yolumuz düşerse yeniden gezemediğim yerleri görmek isterim. Bizlere bu konuda yardımcı olan başta dostum Mehmet Türker beye, Alanya belediyesine, kale içinde görevli Mustafa bora bey ve arkadaşlarına teşekür ediyorum.
Bu kale beni çocukluğuma götürdü tarihi eşyaları biz zaten çocukken kullanıyorduk...