10 02 2016

ARICILIK VE BAHAR YAKLAŞIYOR, YAPILACAK İŞLER ÇOK...

Ülkemizde oturmuş bir arıcılık şablonu yok, belkide bir tarafta kış bir tarafta yaz olduğu içindir.
Arıya şurup niçin verilir kek niçin verilir, bunu bile çözemedik.
Aslında arıları bölmeyip, sonbaharda tüm işleri yerli yerince yapsak, arıya baharda ne kek vermek gerekiyor nede şurup.
Ben elimdeki ana arıları değerlendirmek için kasım ayının 18 de arı böldüm hemde ikişer çıta. Bu arılar kendine gelmeden kışa girdiler, stok durumu iyi olanda var iyi olmayanda var, arada 5-6 tanesi açlıktan öldü.
Bazıları ahkam keser arıya kışın şurup verilmezmiş, arı ölecek ne yapmalıyım, bir sefer kafadan böyle bir işe girişmişiz.
Arının stoku yoksa, arı uçtuğu gün, arının gücüne göre şurup yükleyebilirsiniz, 5 çıta arıya bir günde en az 3-5 litre şurup verilir. Böyle bir şey yaptığınızda bu arının stok sorunu kalır mı? tabiki kalmaz.
Şimdi ne oldu arı şurubu çekti ve hava kar kış olsa da arı şurubun üstünde yatacak ve aç kalmayacak...

Şimdi gelelim kışın arıya şurup vermeyin kek verin diyenlere...
Gene 5 çıta arımız var, üstüne de bir kilo keki dayadık, bunun adı ikram değil dayama oluyor, yani diktatörce bunu arıya yiyeceksin diye emrediyoruz...
Bu arının stok durumu da iyi değil. Keki verdiğimizde hava iyi idi ama ertesi gün kar kış bastırdı. Bu arı nasıl bu keki alacak, keki sulandırması lazım, suya giden arı kartopu oynayıp bir daha yerinden kalkamıyor. Bu durumları hiç bir bu açılardan düşündük mü?
Keki sulandırmak için dışarıya giden arı kalacak, giden arı kalacak...

Keki gelişmiş ülkelerde hiç bir zaman beslemek için vermiyorlar, arıyı yavruya zorlamak için verilmekte. Kekin arıcılıkta gelişmiş ülkelerde asıl kullanım amacı sonbaharda genç nüfus oluşturup, bu gençler ile kışı rahat  geçirmek amaçlanır.

İşin aslına dönecek olursa, ağaç kovuklarında, mağaralardaki arılara kek şurup veren var mı yok.

Yani sonbaharda arının stokunu tam yap, bir daha arıya kekmi şurup mu verseydim sorusu zaten olmayacak, arı aç ise kesinlikle bir günde şurupla bu açlık ve stok eksikliği giderilir.

Üst ve alt resimde 8 çıtalık bir arının şurup verildikten 2 saat sonraki hali, şuruptan eser kalmamış.
Arıcılık birilerinin sizi yönetmesiyle olmaz. Siz arıları yöneteceksiniz, yaptığınız işleri gözlemleyeceksiniz. Sonuçta kimse arıcı veya başka konularda bilmiş doğmadı ki.

En son Efraim hocamızı ziyarette, ilgin bir anı dinlemiştik.
Efraim abi arılara evde kek yapmış, bileklerimiz koptu acayip yorulduk ama bir sıraya kek yetmedi dedi. Yeniden kek yapılması lazım, yenge demiş ben kek falan yapmam bileklerim sızlıyor demiş, hocamızda halden anlıyor, kazaklığın gereğini yapmış, o sırada keksiz kalsın diyor.

Kek verdiğimiz arılar acayip çalışıyor, kek verilmeyenler yatıyormuş, kek verilenlerde yavru var ötekiler gene yatıyor, derken havalar ısınmış ve yatanlar çalışmaya başlayıp kek verilenleri sollamış ve kek verilenlerden daha çok bal verdiler dedi.

Ülkemiz arıcısı hala kek ile arısını kırdığını göremiyorrrr...

Şimdi malzemeciye sorsan arıya kek vereyim mi diye adam ne desin kek satacak, bende diyeceği şudur aman arının üstünden keki eksik etme, başka kek sürümü nasıl olsun.

Eski arıcılarda zaten kek gelenek bu işin kışın bile olmazsa olmazı...

Bazısı çekemediklerinin arısını kırmak için kek ver der...

Bu gibi durumlara düşmemek için akıllı olmak lazım, lafımız ortaya, isteyen hissesini alır, istemeyen kendisi bilir...

Neyin yapılmasına birileri değil arıcı kendisi karar vermeli, arıcı değilseniz birileri sizi istediği gibi yönetmeye devam edecek....


Geçenlerde damızlıklardan birisinde sorun olduğunu gördüm ve acil olarak müdahale ettim.
Kışa 3-4 çıta giren Avusturya'dan hediye gelmiş bir sklenar acayip nüfus kaybetmiş.
Bu arı bu kadar nüfusu nasıl kaybetti anlamak zor.
Hastamı oldu, bir yeri yağmalamaya gidip girdikleri yerde hepsi imha mı edildi anlamadım gitti.
Hemen darıca'ya gidip bir çıta arı alıp, bir gün anasız bekletip bu arıyla karıştırmayı düşündüm. Arı alacağım kovanı açtım arı anasız, benim açımdan daha iyi hiç beklemeye gerek yok, arıyı getirdim, damızlığı kafese aldım, içerideki eski yarım yamalak yavrulu çıtayı da aldım. Arıları birleştirdim iki gün sonra baktım sorun yok arı bir çıta ful. Birde şurup verdim ana ile uğraşılmasın diye, şurupta çekildi.
10 Şubat günü güzel hava vardı, yemek saatinde bir bakalım son durum nedir...
 Arı güzel gidiş geliş polen geliyor.
Birde çıta çekip bakmak lazım...
Çıtayı çekiyorum güzel yavru var, yavru kapamaya başlamış.İşin garip tarafı ise ana arıyı kesmişler...
İster istemez üzülüyorsunuz. Eskiden olsa üzülmek ne adam kahrolurdum çünkü yedek yok ve ortada kaldın, paranla bile alabilirsen haziran ayını bekleyeceksin. Bu ana arının  yazın iki kızına ben nikah kıymışım, en azından seneye erkekleri ayrı bir hat olarak kullanılacak.

Bunu niye paylaştım derseniz.
Bazıları bizi acayip sıkıştırır, arılarım ölüyor, arılarım hasta ne olursun yardım et.
Ben veteriner değilim, arı hastalıkları uzmanı hiç değilim. Bizde sizin gibi sıradan insanlarız.
Bakın gitti güzelim damızlık ve kime sorayım bu neden öldü diye, müdahale etmesen zaten ölecek, ettik bir hafta sonra ana arıyı kesti inekler...

Bize önüne gelen sitem eder, dolayısı ile bende bana sitem edenlere acayip bozulurum, bazen iyice keçileri kaçırıyoruz, her şeyin çözümü ve muhatabı olarak bizi sorumlu tutmak ne kadar doğru ki... 

Kaç aydır kereste bekliyoruz, yılbaşından önce sipariş verildi, bu gün yarın derken, birde bizim dostumuz girdi devreye.
Geçen yıl bizim Büyükşehir belediyesi ile Arı yetiştiricileri birliği ortaklaşa bir proje yaptı, plastik kovan tabanı. Banada soruldu dedim 50 tane alayım, zannedersem 16 liradan plastik taban aldık, yarısını biz ödedik yarısı Avrupa fonlarından karşılandı.

Keresteciye dedimki bana 2.5 cm kalınlığında 27 cm genişliğinde temiz tahta lazım. Kalınlık tamam ama genişlikte sorun çıktı, makinalar 23 cm genişliğinde tahta işliyormuş. O zaman 14 cm tahtayı ikiye birleştirelim, 27 cm temiz kalsın dedik.
Trakya'daki dostum Şenol abi bana da  5 metre kereste biçtir dedi.
Hesaplarıma göre, bir metreküp kereste hesap yapılırken 3.5 cm den hesaplanıp temiz 2,5 cm kalınlık, 28 cm genişlik, 3 veya 4 metre boyunda biçildiğinde, 50 kasa çıkıyor. Tabi ortada bir metreküp kereste kalmıyor.
Bu malzeme yatar dairede boylanıp, birleşme ve çıta konacak kanalları açılacak sonra montaj yapılacak.
Tabanımız zaten var plastik, kapakta plastik düşünüyorum.

Kerestemiz köknar, biçildikten sonra fırınlandı, parçalı tahta olması ile dar tahtada budaklar küçük küçük olur ve geniş tahtadan daha sağlam olur.
İşe başladık, hemen efendim açma yapar, iyi olmaz falan filan diyenler türemeye başladı. Bu tip insanlara ne oluyor anlamadım gitti, olmazsa mal bizim, siz üzülmeyesiniz.
Bu arada uzun zamandır boştaydık ve nihayet kerestemiz teslim alındı...
İlk ilşim bu keresteleri, erkek dişli kanalları birbirine getirip tutkallayıp zımbalayacağım, sonra boylayacağım, sonra kanalları açılır sonra montaj zaten sonrada bahar gelir :))
Akşam mesaileri başlıyor.
yardımcılarım seneye bal bekliyor :)
Hele bir çalışın sezona bir girelim bal işi kolay...
100 kasa çıkacak malzeme burada, birazda fazla çıkma ihtimali var bakacağız.

 Pazar günü av peşindeydik, yakında ördek avı da kapanacak, doğal beslenmeye devam....
Üstüne közde isli çaydanlıktan çay...

Av günümüz yarıda kesildi, bir yakınımız uzun zamandır hastaydı, 6 sene yatağa bağlı, Allah kimseleri böyle etmesin. Arif amca rahmetli olmuş, öğleden sonra İzmit'e gittik ikindi namazına müteakip cenazeyi kaldırdık, Umut tepe yolu üzerindeki yeni mezarlık dolmaya başlamış. Biz defin işlemi yaparken hemen yan tarafa bir cenaze daha geldi, derken bir daha, üç cenaze birbirine karıştı. Yıllar su gibi geçip gidiyor...

2 02 2016

ARICILIK, ŞUBAT 2016 YA GİRDİK...

Arı bakanı face sayfam...
Haftalık gönderi erişimi 10 bin civarlarındadır...
Bu rakamlar için oldukça iyi diyen arkadaşlarım var.
https://www.facebook.com/aribakani
İçerik olarak ülkemizde böyle bir sayfa olduğunu sanmıyorum, tamamen kendi yaptıklarımızı buradan  paylaşmak güzel.
Bir sürü boş sayfa var, oradan bir şey al, buradan bir şey al, birde beğenmeye davet ediyorlar, bakıyorsun davet edene ait bir şey bulamıyorsun, yani kimse kendisi olamıyor, aynı Çin gibi taklit sunumlar.
Gerçi Çin taklit sunum yaparken bile bir şeyi kopyalayıp ortaya bir ürün koyuyor.

Facede bir başka olumsuz hadise ise arkadaşlık istekleri sürüyle, bazısını hiç onaylamam,bazılarını onaylarsın, bir bakmışın filan kişi seni şu guruba ekledi...
Yav bismillah, demedik daha...
İlk işim beni guruba ekleyen kişiyi kenara ayırıyorum, yoksa sonradan bulamıyorum karışmasın, arkadaşlıktan çıkartıp, birde engelledim mi rahatlarım, sonrada guruptan ayrılırım.

Benimde sayfam var bir sefer listemdekilere davet yolladım kabul eden oldu etmeyen oldu, ısrar etmenin bir anlamı var mı yok...
İnsanlar ile uğraşmak zor, sizin boş vaktiniz olabilir ve kendinize iş arayabilirsiniz, herkesi kendiniz gibi zannetmeyin.
Gereksiz yorum, şaklabanlıklara kesinlikle karşıyım ve hemen listeden atıp engelliyorum.

En son engellediğim kişi ile aramızda geçen iletiler.
Ali bey ben filan yerdeyim, arımız filan acayip saldırgan verim alamıyoruz, sizin arınız burada olur mu, arkadaşlar olmaz diyor...
Şimdi buna aslında cevap vermemem gerekiyordu eşeklik edip cevap verdim, dedim ki bu kafayla sen veya senin gibiler arıcılık yapamaz. zaten böyleleri de, bana göre arıcı olamaz. Bizim arıda sizin orada olmaz dedim.
Gelen cevap, zaten ben arıcı değilim...
(Arıcı değil, bilmediğin ve istemediği yok, peki bu beğenmediğin arı sizin orada oluyormuydu da aldın)
İyi konu kapandı dedim kendi kendime...
Akşama yeni bir ileti daha, siz ne biçim bakansınız, bu nasıl üslup falan filan.
İlk yapmam gerekeni en sonunda yaptım,sil iletileri, engelle, oh be...

Biz bu güne kadar yaptığımız işleri kimseye sormadık, başta ana arıları yıllar öncesi temin ederken binlerce yuro harcadık.
Suni tohumlama aleti yaptıracağız her usta numune istedi gösteremedik ama alet sonunda yapıldı.
Suni tohumlama yapmaya kalktık, kime gideceksin, ülkende bu işi bilirim diyenlerin eğitip ortaya çıkardığı kimse yok...
Benim 2009 yılında bir oksalik asit uygulayışım var, 5 kovan ölmedi ama süründü, arıları oksalik asitle duş aldırtmıştım.
Adam iki ana arı alıp denemiyor, turşu satan eşeklerin ağzına bakıp, bilmiş bilmiş sorular soruyor.
Bu kadarmı birilerine bağlılık olur, bu insanları ben birilerinin kölesi olarak görmeye başladım.


Adam sayfamızda ana arı siparişi ve istekleri yapıyor, ana arı isteyecek olanlar, "Ali Türk ana arı satışı" diye Google de arattığınızda zaten açıklama orada var, buralarda bu işleri sulandırmanın anlamı yok. Başkaları böyle şeylere can atabilir ama beni başkaları ile kıyaslamayın.
Bazısı mesaj atıyor, numaram bu çağrı at ben seni ararım, sanki biz aramasını bilmiyoruz.
Herkes bir alem, ben başta olmak üzere...

Adamlar, lüpçüler yani, en basit şeyleri bile birisine soracak. İnternet denen bir şey var bir aratın okuyun. Araştırmalar biter bir yerde tıkanırsın sonra tıkandığın yeri anlamak için soru sorulabilir. Boş bir kafa ile benzinliğe yanaşıp fulle der gibi soru sorulmamalı...
 Hafta içi kargodan aradılar abi sana ev yollamışlar diye...
Yaya olarak gitmiştim baktım elle götürülecek bir şey değil, biraderi aradım kargoya bir gel diye.
 İki kutunun birisi bizim kalfanın, şimdi bizim kalfa acemi kutuyla çalışamaz ben bunları bir çalışmaya alıştırayım, sonra gerekenler yapılır.
 Evin çatısını kaldırıyorsun, strafor bir kapak var...
Kapağı kaldırıyorsun...
 İçeride dört yöne çalışan minik ana arı kutuları...
Bana çok ufak geldi ama uzun zamandır araştırıyordu orijinal ölçülerdeymiş.
Almanlar bu kutuyu bir seferliğine ana arı yetiştirmek için adalara götürüyordu.
 Felaket bir işçilik var, her kutuda 4 cam var, dört tahta parçası var, her kutunun dört kanalı var, varda var, sayı arttığında bunların çarpımı ortaya acayip sayı çıkartır yap yap bitmez, zannedersem 130 kutu yapılmış, bize ikisi geldi.
Birde bana bu sisteme geç diyor, bıktım malzeme yapmaktan...
 Bana göre ufak ve besleme sorunu çok olacak, orijinalinde besleme üsttendi, bizimki alttan yapmış.
 Aşüre kabından yemlik...
Daha önce bu boyutta kutular yapmıştı, bunlar üstten beslemeli. Öbür kutunun bu kutu neredeyse iki misli.
Hediye yollayan bizim Trakyalı Şenol Civelek...
Ağa bu kutulardan kimsede yok, resimlerini de yayınlamıyorum diyordu :)
Sen yayınlama, delinin birisi yayınlar :P
Allah kendisinden razı olsun sanal aleme girdiğimizde tanışıp dost olduk, aşağı yukarı aynı kafadayız :)
Keşke deneyip seri üretim yapsaydı diyorum inşallah yanılıyorumdur...
Beslemede her kutu çıkartılıp cam açılacak ve kek konulup kutuya yerleşecek...
Hediyeler için teşekürler, can dostum...

 31 Ocak 2016.
Darıcadaki arıları bir dolaştım, şurup verdikten sonra havalar soğumuştu. 16 Ocak günü verilen şurup daha yeni bitirilmiş, üstteki resimde yavru etrafındaki yeni çekilmiş şurupları görebilirsiniz...
 Güzel yumurta atılmış ve yeni sökülmüş arılar vardı.
 Bu sene Darıca'da sarıcalar bitmeden bahar geldi.Polen getiren bir arı ve içeri girmeye çalışan bir sarıca arı...
 Gene pazar günü darıcadaki yedek ana arı kutularına göz attım, yavru devam ediyor, resimde polenle gelmiş arıda vardı.
 Bundan sonra yavru artacaktır diye düşünüyorum ısınma başladı, soğuma olsa da yiyecek varsa arılar gaz kesmeyecektir.
 Bir başka kutu, bunda da yavru vardı...
 Pelitli arılar burada yarı salkımdaydı, bir iki kovan açtım azda olsa yavru vardı, çalışan arılar polen getiriyordu...
Ana arı kutularının not fayansları otlar arasında kayboluyor. Kovalara doldurup bir ağaç dibine döküyorum hepsi bir arada olursa kaybolma şansı azalıyor.


 Pelitliden başka yerlere gittim, eş dost bahçelerine dağıtılan damızlıklarım var. Ne kadar çok değişik mekan o kadar bana göre iyi.
Uzun zamandır gidememiştim, gitsen mekan sahipleri olmuyor dolayısı ile bazı bahçelere ben bile giremiyorum.
10 derecede körüksüz açıp,kontrol ettim baktım durumlar iyi arabada şurup vardı gidip aldım tekrardan gene körüksüz açtım arılar süperdi, buradaki ağırlık Kırşahinler (lisanslının kızları)vardı...
 Şuruplukları doldurdum, ertesi gün 17 derece sıcaklık var. İnvert şurup uzun süre bozulmuyor.Arılar boğulmasın diyede önlemlerimizi aldık, zaten bu güçteki arı anası varsa boğulmaz.
 Bu zamana bir arı bile önemli ve işçi arılar çok kıymetli...
 Mevcutlar güzel, uzun süre görmeyince merak ediyorsunuz...
Başka yerlerdeki damızlıkların birinde sorun vardı, onuda gidermeye çalışıyorum.
Bir çıta arı takviyesi ile bir şans daha verildi, toparlamaz ise yapılacak bir şey kalmıyor...
 Fuardan bu yıl aldığım tek malzeme el demiri...
Bizimkiler aldığım el demiri paketini açıp anında kapışmaya başladılar, durun diyene kadar el demirleri bayağı bir uçmuş :)
Sanki yangından mal kaçırıyorlar...
 El demirleri ne kadar küçük ve kullanışlı olursa o kadar iyi oluyor...
 Görmemle almam bir oldu :)
 Her sene bana arıcı el demiri ve körük dayanmıyor...
 Geçenlerde çiçeklerden bahsediyoruz, park bahçelerde çalışan arkadaşıma ben zambak anlatmaya çalıştım.
Oda anladı, bana bir kaç gün sonra bu soğanları getirdi sonra farklı renklerde açabilir bir ay açık kalacak dedi.
Benim bildiğim zambak beyaz açar dedim ve gelenler sümbül soğanıymış...
Sümbüllerde güzel oluyor, yaklaşık 20-25 cm uzunluğunda çiçekleniyor mis gibi koyuyor ama zambak başka...
Her yıl son baharda sümbülleri söküp bir kaç ay dinlenen soğanları yeniden ekiyorsunuz...
 Şimdi ekim zamanıymış ama ben kademeli ekeceğim biri sönerken, öbürü açsın ev mis gibi olsun...
 İlk etapta üç saksıya ektim daha saksı ve soğanlar var,soğanları ise buzdolabı raflarına koydum...
Kıvırcık konusunda bizimle yarışanlar vardı sesleri solukları kesildi.
Bizimle zaten yarışmak akıl karı değil. Bizim kıvırcıklar bodur, kıvırcığın boduru olur mu derseniz aha burada, hiç kartlaşmaz,(bazıları kart kıvırcıkla hava ata dursun) büyüyen yaprakları sürekli topluyorsunuz :))