23 11 2014

ARICILIK FUARI...

Garibanlığın gözü çıksın diye boşuna dememişler...
Kendi yemeğimden otlanmak zorunda kaldım...
Baktım tatlı bitiyor, yemeği bırakıp tatlıdan otlanmaya başladım yoksa boş tabağı yalayacağız...

Masamızın karşısında herkes önünde işine bakıyordu....
Benim yemekler bittikten sonra hocamız kendi tabağına geçti....
Bizden yediklerini üstüne meyve suyu yudumladı, bundan sonra yan yana oturmasak hatta ayrı masalarda oturmayı düşünüyorum... :(
Yemekten sonra fuara dalıyoruz...
Bela geliyorum demez, Ercan'la karşılaştık...
Allah ne virirse hayırlısını virsin, soranlara teyemmüm nasıl yapılır tarif ediyordu...

Uzun süredir görüşmediğim dostlarımda oradalardı...
Zafer abi ve Gürol abim...

Zafer abi, Gürol abi ve Engin abi aynı okul mezunu ve aynı tersanede çalışıp emekli olduktan sonra aynı hobi arıcılık ile yaşantılarına devam ediyorlar...
Fuarlar aradığın malzemelerin temin yeri..
Güner Kayral'dan renkli pul aldım...
Aslında numara lazım olacak, Feshane'de temin ederiz inşallah.

Seneye biraz daha farklı çalışmalar düşünüyorum...
2 Çıtalık özel koloni satışına ağırlık vereceğim...
Bu pul ve numaralar o özel kolonilere lazım olacak...

Fuarda bazı istekler oldu, bu yıl ana arı alanlar var, yıllardır ana arılarımı kullananlar var. Biz yüklü almak istiyoruz indirim istiyoruz.
Ben ise ana arı işini azaltmayı düşünüyorum. Yetişemiyorsun, çalışırken olduğu kadar yapacağım bu yıl zaten Gebze'de kaldık, mevsime göre ancak ana arılar mayıs ayında çıkar.

Dolayısı ile indirim söz konusu değil, 3 yıldır ana arılarımı 40 liradan satıyordum, 2015 ana arı fiyatım 50 liradır. Bu konuda ileri geri konuşacaklar olabilir, kimseye zorla ana arı satmıyoruz, ileri geri konuşanlara tavsiyem sizde ucuza üretin satın ne diyem...

Bu açıklamaların sebeplerinden birisi bu günlerde baharda ana arı almak için benden bilgi almadan hesabıma para yatıranlar olmaya başladı.
Bir başka sebep bu yıl ana arılar Gebze'de kaldığımız için daha geç üretilebilir...

Ana arı üretim işi arıcılığın en zor bölümü, karşına bir sürü kim olduğu belli olmayanlar çıkıyor, adam arıcıyım diyor arıcı mı bilemiyorsun...
Bize özel sevgisi olanlar olduğu gibi takıntısı olanlarda var..
Arıcılık ise laf ile yapılmıyor...


Gönderdiğimiz ana arılar yolda ölmüş ise onları telefi ettik. Ana arılar öldü veya kabul edildi yumurta yok diyenler çıktı, adamın parasını iade etmemize rağmen, zırvalaması bitmeyenler oldu, dertleri bize çamur atmaktı, sonuçta her şeyi kayıt altına alan biri var o hayat filimini başka yerde izleyeceğiz...

Ana arıların saldırgan diyenler çıktı, adam kovanı ana arı değiştirmiş haberi yok. Aldığı ana arıdan ana arı üretip bunlar senin ana arıların diyenler mi ararsın. Verdiğimiz ana arılar bala çalışacaklar ve f1 ana arılardı...


F1 ile F2 arasında acayip fark vardır, arıcıları henüz bunu bilmemekte...
Arıcı damızlık veya anaç nedir bilmemekte.Bunun nedeni bilimcilerimiz arıcıları kasıtlı olarak bana göre cahil bıraktılar, bilimci taş devrini tavsiye ediyor, yapacak bir şey yok...
Bazı arıcıların özel merakları vardı, Mirili Fatih ile ayrıldınızmı sorusu soruldu. Fatih ile 2014 yılı işe Aydıncıkta  birlikte giriştik,aldığımız siparişleri ortak karşılayacak. Marmarada hava ısındığında herkes kendi bölgesinde işine kendi devam edecekti...
Şansımıza Aydıncıkta istediğimiz başlangıcı yapamadık.

Sonuçta 2014 geride kaldı.
Bundan sonra Fatih gene ana arı üretecek, benim verdiğim damızlıkların haricinde kendisi başka damızlıklar temin etti. Arıcılıkta hiç ummadığımız kişilerden hiç beklemediğimiz kazıklar yiyen birisi olarak, tecrübelerim oldukça çok...

Fatih ile alış veriş yaptım,yolculuk yaptım, ortaklık yaptım. Ana arı üretim konularında tecrübelerimi aktardığım birisi ayrıca kendisi laboratuvar analizcisi olduğu için çok iyi bir gözlemcidir...
Yani öğrendiklerinin üzerine koyan birisi...
Ben nasıl ana arı isteyene yetişemiyor sam,Fatihte aynı duruma gelecek...
Bize gelen bazı duyumlar oluyor, adam sıralıyor şundan, şundan, şundan ana arı aldım, Ali Türk'ten gelenleri hiç biri tutmuyor diyenler var.
4 Senedir aynı arıcı, aynı kişiden niye pahalıya, ana arı alır ki, aslında cevap bu...

Arıcılık fuarına geri döneyim bari...

Nereye gitsek muhabbet bitmiyor ve stantların önünü kilitli yorduk...
Sizi takip ediyoruz deyip teşekür edenler çok...
Emniyetten bir arkadaşımız...
Arıcılar bir araya geldimi gerisini anlatmaya gerek yok, zaman nasıl geçer bilmem...
Hüseyin abiye biraz kırgınım, geçen festivalde söylediklerine bozulmuştum...
Nemi dedi diyenleri duyar gibiyim ::))
Ooo bayağı güzelmişin kız olsaydın seni düşünürdüm dediydi...
Ahı gitmiş vahı kalmış, boşuna demiyorum Allah her şeyin hayırlısını virsin diye...
Hüseyin avcı abimiz geçen sene köpük kovan üretiyorum demişti, ancak numunesi fuara yetişti, bahara hazır diyorlar. Hem yeni bir plastik altlığımız oldu, hemde yeni köpük kovanımız oldu...
Plastik altlık yemlikli ve kovan açmadan iki litre şurup verilebilecek şekilde tasarlanmış...
Yusuf çoktan beri bu kovanları bekliyordu, şimdi iki ayrı köpük kovan piyasada olacak, yerli olan tercihimizdir...
Arıcı Çetin ve Bünyamin abi aynı resime girmişler...
Ayakta sohbet etmekten bittik, oturup çay içelim dedik, Bünyamin abi çaymı seni ısmarlayacaksın diye şaşırdı. Hep bu doktorun yüzünden adım pintiye çıkmış  bunu farketim...
Oturduğumuz yerden kalkamadık, kalkanın sandalyesini kapıyorlardı...
Efraim abide damadı ile arıcılara umre düzenleyelim teklifi getirdi, Ben beleş gideceksem neden olmasın dedim...
Efraim abinin damat umre ve hacca turlar düzenleyen firmaları bulunuyor yanılmıyorsam tabiki...
Beleş lafını duyan neden güler anlamadım gitti...
Gülmek paralı olsaydı böyle gülünür müydü bilmem...
Pınarhisardan Bülen kardeşimde fuara ailecek gelmiş.Biraz sohbetimize katılıp ayrıldılar...
Yusuf bir ara kayboldu aradık gene Hüseyin avcı abimizin köpük kovanı başında bulduk...
İzmir arıcılar birliğinde görevli abimiz senin sayende arıcılığı öğrendim diye bize teşekürlerini sundular...
Ben hala arıcılığı öğrenmeye çalışıyorum, millet bizden arıcılık öğrenmiş :))
Köpük kovanı yapan arıcı olunca her türlü detay düşünülmüş...
Benim önerilerimden birisi budur zaten, kim arıcılık malzemesi yapıyorsa, yaptığı malzemeyi aylarca kullanmalı. Körük alıyorsun bir kaç gün sonra ya kapatamazsın yada kapandımı açılmaz.Sır bıçağı alırsın sıra girmez.Sır tezgahı yapılır, basit şeyler düşünülmediği için koca tezgah atıl duruma düşer.Kovan tabanı çıkartılır, altta mesafe yoktur...
Köpük kovanı didik didik edip inceledik kusur bulamadık.Kapak ve katta kilit sistemleri güzel...
Yusuf kovanı kaptı, Hüseyin abi dur nere gidiyorsun diyor...
Kovan musluğu 3 ayrı fonksiyonda çalışıyor...
2015 Yılına köpük kovan hazır olacak...
Ülkemize hayırlı olsun, Fuarda gördüğümüz en büyük yenilik köpük kovan ve plastik taban dı.
Yemlikler kapalı durumda yanlardan girişleri var.
Temizlik için kovan tabandan kilit sistemi basit şekilde açılarak ayrılabiliyor...
Polen çekmecenin her tarafına yayılacak şekilde tasarlanmış...
Toplanan polen çekmeceye eşit aralıklarla toplansın diye tasarlanmış, önce yığılıp tıkanmıyor...
Aziz Mumcu uzun süredir göremediğim arkadaşlarımdandı...
Onur başkan bizlere ikram yapılmasını söyleyince pestilci bir bozuldu anlatamam o anı resimleyemedim...
Onur başkanı yeniden tebrik ettik, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyoruz...
Şile kestane balı paketlenmiş...
Adam kötü kötü bakmakta haklı, bunlar doyarmı diye bakıyor...
Ballı Gümüşhane pestili...
Bende tadına baktım, ısrarlara dayanamam...
Ballı pestilciler iş başında...

Düzce birlik başkanımız Cefer abiyide ziyaret ettik.
Bal ikramı sırasında bize deli bal filan verip ekarte etmeye çalışmıyorsun değilmi diye sormadan edemedim.
En çok balı burada yedik...

Başkan ve görevliler elinde kaşık ve bal, şuna da bakın bunada bakın deyip durdular...
Düzce standından ayrılıp yan tarafa bir göz attım.
Batı Trakyalı arıcılar, her etkinliğe katılıyorlar.Adaşım Ali...
Batı Trakyadan gelen Halil İbrahim bey...
Yalova birliğe de uğradık, yanımızda Yalovalı bir arıcı vardı, bazı şeyler soruyordu, dedim birlik başkanına sor...
Gezi ve sohbetimizin sonuna gelinmişti.

Geriye bakıldığında, çok büyük imkanları olan arıcı birlikleri yeteri kadar fuarın reklamı yapılamadığı için sönük geçti, bu benim fikrim, genelde herkes aynısını söylemekte.
Taksim meydanı fuar alanına 500 metre uzaklıkta, orada iğne atsanız yere düşmüyor.
Arıcı birlikleri buraya arı ürünü satmaya gelmiş halk buraya çekilememiş, ziyaretçiler bile iller arasından gelen arıcılardan oluşuyor. Biz arı ürünü satacaksak halk nerede, neden halkı buraya çekemiyoruz, organizasyonu yapanların eksikleri çok. Bir birliğin şehirler arası gelip burada stant açıp konaklama ve geri dönme masraflarını sattıklarını karşılaması mümkün değil, insanlar bozuntuya vermiyor ama bunları bir araştırmakta fayda var. Basit bir konser olsa adım atacak yer yok, senede bir iki arıcılık etkinliği oluyor ve çok sönük geçiyor...

Bekara karı boşamak kolay derler ama imkan çoksa bunu değerlendirmek lazım...


Şimdiye kadarki etkinliklerde.

Feshanedeki arıcılık festivali buradan daha başarılı, bakalım bu yıl nasıl olacak...
Hadi ayrılalım diyoruz gene ayrılamıyoruz, çay yok salep...

Keçi sütü ile yapılmış salepide içtik...
Salep sezonu erken açıldı...

Yusuf ile ayrıldık Muhteşem abimle yola devamettik.

Ayrılık çeşmesinde ayrılmadan birde çay içelim dedi :)
İyi birde çay içip ayrıldık...

Bizim açımızda çok iyi bir gün oldu....

İstanbul'a nezaman gitsem tersim dönüyor, Gebze'ye doğru yol alırken hep Edirne'ye yönüne gidiyormuşum gibi yol alıyorum.

Akşam 21:00 gibi evimdeydim...

16 11 2014

ARICILIK VE ÇITA BAL HASADI....


Pazar akşam üzeri, güneş battı batıyor...
Şemsettin Uzel beyin arılarının balını aldım...
İlk defa böyle arıcı gördüm ben bal alıyorum o komşulara çıta bal vermeye gitti :)
 Sırlanmış ballar.

Şemsettin abi oldukça mutlu, bu yıl arıcılığa yeni başladı.
Benden arı aldığında bu kovanlardan ne kadar bal alırım demişti...
Kendisi kuyumcu, döviz bürosu var aynı zamanda inşaatlar yapıyor...
Böyle birisi arıcılık yapmamalı, o zaman demiştim ki sıfır çekebilirsin...
Şu an oldukça mutlu...
 Şemsettin abiye gitmeden önce Zaim abini bahçedeyim,arıların bakımı ve bazı işler var hallettim.
Enginarları tekledim, seneye çok iyi verim vermeliler...
 Güçlü olan yerinde kaldı, zayıf kopartılıp başka yere ekildi.Diplerine yanmış gübre koyup doldurdum...
Bu sıra Zaim abi bahçeyi iyice astı. Kayın babası hasta, onunla uğraşıyor, Allah yardımcısı olsun.
Bu mevsimde hala dalında çilek var. Geçenlerde bizim serayı gören hakim abim bende çilekleri kapatsam mı demeye başlamıştı...
 Açıkta çilek olduğuna göre, kapatılmış alanda Darıcada yıl boyu çilek alınabilir diye düşünüyorum, bakacağız sonuçlara...
Son kokar üzümleri topladım. dokunuyorsun taneler dökülüyordu...
Bazı şeyler düşünüyorum ve uygulamaya koydum bakalım olacak mı. Bu işin orijinal toprağını bulamadım. Özel toprağı oluyormuş, bazı dönemler bataklıklardan çıkartılıyor dedi fideci atmadıysa...
 Gelecek senenin dikenli salatalık tohumlarının ikinci postası da kurudu paketledik baharı bekleyecekler...
Kabukları çıkartmak için kestane böyle çizilmeli...
Bu arada her kestanenin kabuğu çıkmıyor, Düzce kestanesi süper...
Tavada az ısıtıyorsunuz, açılmaya başladı mı kabukları sıcağı sıcağına soyacaksınız...
Tam pişmeden...
 Hafta içi iki sefer kestane tatlısı yaptım. Birinci tur kayınçomundu...
Biraz fazla pişti, ertesi gün kendime yaptım.
Artık ketane şekeri nasıl yapılır tam öğrendim.
Kabukları soyulmuş kestaneler, 10 dakikada suyla pişecek.
 10 Dakika sonra kıvam süper, biraz daha pişse dağılacak...
Yan tarafta hazırlanmış ve kaynamaya devam eden şurup, pişmiş kestane üzerine dökülüyor...
 Azda şurupla kaynayan kestanelere biraz vanilya katıyoruz ve kapatıyoruz...
Sonrası size kalmış....
 32 Numaralı kızım yazın bir dostuma hediye gitmişti...
Anaç arı...

Kara kızlar, halis Ali Türk arısı. :D
Bir başka kızım daha bu ana arıda iki ayrı hat mevcut...
Bir yerlere tırmanıp çıktığınızda bazı şeyler çocuk oyuncağı oluyor...

 Bu yıl koca yemişler erken açıp erkenden meyveye bile durdular...
 Geçen hafta felaket varroa dökülen koloniyi bu hafta yakından inceledim...
3 Çıtada yavru faaliyeti var.
Videosunuda aldım, hava soğuk olmasına rağmen sokulmadan çekimi bitirip kovanı kapattım, seneye bu arıyı dahada sakinleştireceğim.
Arının bazı huyları hoşuma gidiyor, savunması ve hijyen davranışı süper. Üzerine bir parça karton atın, ertesi güne toz ediyor...
Varroaya neden dost onu anlamadım...
 Varroa dostu kovanda bu haftaki kontrolde, 7-8 Varroa düşmüş, 6-7 tanede görmediğimiz var deyin eder 15 varroa.
 Her ihtimale karşı bir doz daha fulimetril geçtim kapalı yavru var, yeni çıkan varroalar olursa onları da yok edeyim bari...
Arılıkta bir Kafkas var, bu sene 3. yavrulu çıtayı verdim. Şimdiden bir çıtaya düştü, yavruda yapmıyor burada uçuş devam ediyor arı bitecek. Geçen sene anasını bahara zor çıkartmıştım, şimdi kızı ile uğraşıyorum...
Ballı çıtalarını aldım şurubu dayadım ne hali varsa görsün....
Gene yavru atmazsa bu sefer kek deneyeceğim belkide kışın kek verme hastalığını bu arı sayesinde kaptık...
Seradan haber soranlar var....
Kem gözlere şiş diyoruz :)
Sera sauna gibi ter atıyor...
 Cumartesi plastik çıtaya çalışan ruşetleri şurupladım...
Baharda her bir çıta bir ana arı gözü demek...
Zayıf olanlarda var durumu iyi olanlarda var, yavru devam ediyor ve sarfiyat fazla...
 Cumartesi ruşet taşıdım biraz, zayıflara ana arı kutusundan arı birleştirip yerini değiştiriyorum...
Pazar akşamı da kovan taşıdım...
Hiç iş yapmadan akşam oluyor, günler felaket kısaldı ve bu hafta sonu çok azarı uçuşu oldu...