31 08 2015

ARICILIK BİR SEZON DAHA GERİDE KALIYOR...

Sadettin, Kocaeli'den arıcı, yanılmıyorsam öğretmen. Bazen her şeyi çok didiklerim, bazende bazı şeyler hiç ilgimi çekmez.
Bir ara bizim Oktay bana bir kep hediye etmişti, asker olduğunu biliyordum, astsubay diye düşünmüştüm, hediye kep bayağı sırmalı filan olunca sordum, rutbe beni bayağı şaşırtmıştı, tabi tanışmamızla soruyu sormam arasında bir yıl gibi bir zaman geçmişti.

Sadettin 2-3 yıldır müşterim. Bu yıl siparişi 2014 de verip ödemesini yaptı ana arıları parça parça aldı.
Son kalan ana arıları, birlikte kutulardan aldık.
Ana arı üretimi oldukça zor ve içinde bir sürü peşi peşine yapılması gereken işlerin birisi aksadığında o tur gümler.
Çalışırken ana arı üretmek ise dahada zor.
300-400 kutuya meme yetiştiremiyoruz. Binlerce kutusu olan var, bunlar nasıl bakıyorlar aklım almıyordu. Çalışan sayısına bakıyorsun 2-3 kişiyle bu işi götürüyorlar.
Üretim yapılan yerdeki resimlere bakıyorsun görünürde kayıt mayıt gözükmüyor. Bu yazılanlar tabiki herkesi bağlamaz. Düzgün üretenleri zan altında bırakmak istemiyorum.

Bir ana arıcı ile sohbet ederken duyduklarımdan yola çıkarak işin nasıl yapıldığını öğrenmiş olduk. Kutuya bir sefer meme verdin mi kutu işe başlar ana arıyı aldıkça kutu zaten parmak gibi meme yapıyor diyor :))
Birinci tur damızlıktan üretilmiş ise f1 , ikinci ana arı alınınca kendisi yaptı mı f2, üçüncü turu gene kutu üretirse f3 devam edip gidiyormuş.
Biz ise bazen meme yetiştiremiyoruz ara sıra kutu kendi anasını çıkartıyor, ben onları öldürürken bizim hacı kahroluyordu bunlara nasıl kıyıyorsun diye, ben, biz f1 satıyoruz, bize ödeme yapanlar f1 istiyor diyordum ama hacıya bir türlü anlatamıyordum.
Bazı ana arı üretim yayınlarında, bu dediğim var zaten siz kutudan ana arıyı alın, kutu kendisi yeniden ana arı yapar yazıyor...

Sezon sonu geldi hafta sonu üç kutu terk etti, üç kutu terk ediyor ama ortam oğul ortamı, önüne gelen terke katılıyor sanki düğün dernek var.


Bu yıl ilk defa telefon ile sipariş almadan işi sonlandırdık. Ana arı satış ilanım da bunu yazmama rağmen beni eleştirenler telefona bakmıyorum diye suçlamada bulunuyorlar.
Telefona niçin bakmadığımı yazmışım, kiminle nerede ne konuşmuşum belli değildi.
Günlük ortalama 50 den fazla kişi ile telefonda konuşuyorsun, felaket zaman alıyor, çoğu konuşma siparişle alakalı değil, olmadık sorular içeriyordu.
Arın ne ırk ve seni takip ediyorum diyenlerin bu soruyu sorması acayip...
Demek ki sallıyorsun, takip edenler her şeyimizi biliyor.

Arıcılıkta bizi en çok zorlayanlar, ben her şeyi bilirim, ben yılların arıcısıyım diyenler.
İkincisi arıcılığa yeni başlayıp herkese soru sorup duranlar.
Birinci sıradakilerin tedavileri yok, adama ana arıyı şöyle şöyle kabul ettireceksin diyorsun, yav ben 40 yıllık arıcıyım diyor ve zaten seni takmıyor, bir kaç gün sonra arıyor ana arı kesildi...
Şimdi kovana bir sor bakalım, derdini anlat, ben kırk yıllık arıcıyım derdin neydi diye...

İkinci sıradakiler ise dolduruşa çabuk geliyorlar.
Her önüne gelene soru sorarsan, her verilen cevabı uygulamaya kalkarsan, her şey karman çorman olur. Namazda nasıl bir imama uyuyorsan, soru sorduğun kişilerden birisine uymak zorundasın, yanlışta yapılsa bir kişiye uymalısınız. Yazının içinde yanlış yapanı seç demiyoruz buraya dikkat edilmeli.

Biz ana arı üretiminde çok titiz davranmamıza rağmen, arıcıyım diyen kalkıp size bana dölsüz ana arı göndermişin dediğinde kızgınlığımı anlatamam...

Adama diyorum ki nereden anladın dölsüz ana olduğunu soruyorum diyor ki arılar meme dikiyor, dölsüz yumurtadan arı meme yapar mı, arıcıyım diyen bunu bile bilmiyor.
Bazı arılara ana arı kabullendirmek gerçekten çok zor. İşçileri mecbur bırakıp zorla kabul ettiriyorsun, yumurtayı attırıp anayı gene kesiyorlar.
Kendim görmesem inanmazdım, bazıları arıyı böldüm analar geç kalırsa yalancıya kaçacaklar derlerdi, bizde bilmiş bilmiş kapalı yavru olduğu müddetçe kaçmaz diyorduk...
Yeni bölünen arıya ana veriyorsun kafeste ana arı varken bile yalancıya kaçıyor bazı arılar.

Ana arı üretiminde son tura girdim, son turun büyük bölümünü kendime kullanacağım bölmeler yapmaya devam ediyorum.
Fazlalıkları tanıdığım  müşterilerime vereceğim, tanımadığım kişilerde nedense problem daha çok çıkıyor.
Bunları yazarken yav sende hiç mi hata yok diyen olabilir evet benimde hatalarım var, nedense yeni müşterilerde sorun oranı daha fazla.


Sadettin dağıtılacak meme çıtasını tutarken bu çok heyecan verici dedi, içimden yav bunun neresi insana heyecan verir diye düşünürken, ilk larva transferini 2007 yılında yapmıştım başlarda tutturamadım sonra 19 tane meme tutmuştu havalara uçmuştum :))
Sadettin körükçün olayım dedi ama körük söndü ve körükçülükte geçer not alamadı, yeni bir şans daha diyor, böyle giderse belayı bulduk.
Aşıladığımız memeler kapandıktan sonra kafes takmaz isek memeleri bozuyorlar, 30 memeden 11 meme bırakmışlar.

Kutulara meme verirken mümkün olduğunca memeyi yavruya yaklaştırmaya çalışıyoruz.
Ben meme dağıttığım zaman hangi damızlığın kızı onuda not olarak yazıyorum.
Bizim eleman damızlık numarasını önemsemedi sadece memeyi verdiği tarihi not ediyor.
Yeni doğmuş kraliçe arı...
Ana arı üretim kutularımın hepsinde ne zaman meme verilmiş ne zaman doğmuş, ne zaman hazır olmuş kayıtlar tutuluyor. Bu işte fayans kullanıyorum, kullandığım kalem asetat, yazacak yer kalmayınca fayanslar tinerle siliniyor.
Kutuları çeşit çeşit dizmeme rağmen fireleri önleyemedim, bu dizilimde kutunun birisi doğuya bakarken hemen yanındaki kutu batıya bakıyor ve aynı sıra.
Özel kızların resimleri, bu resimleri genelde paylaşmıyorum, malzemesiz kalanlar bunları bir incelesin bakalım :))
Yabancı ülkelerde hatlar var ve isimleri belli atıyorum, karniol seklanır, karniol peçez,karniol torisek gibi...
Yani ortada ırklar var, bunlar üzerinde çalışma yapıp ürettikleri ana arılara isim veriyorlar.Sınger, Celle,hofman, gibi uzayıp gider bu isimler.
Son zamanlarda iş başka yerlere gitmeye başladı, efendim setifikalı damızlık yok lisanslı olacak yok bilmem ne. Lisansı veren yer arıcılık enstitüsi. Yurt dışına bakıyorsun Almanyada 300 damızlık üreticisi var. Enstitü yıllık 2-3 tane ana arıya lisans verebiliyor, bu 300 firma lisanslı damızlığı nerden alıyor diye kendi kendinize sormadan edemiyorsunuz.Başka ülkelerde gene damızlıkçılar var, işin garip tarafı Enstitüleri yok...

Slovenyada bir damızlık işletmesi, karniolun ana vatanı zaten Slevenya, Slovenyadan başka ülkeler götürülmüş, Slovenyada ise hala soy kayıtları tutulmakta, yayını izlerseniz papaz arısının karniol ayağı buradan götürülmüş.

http://apis-mellifera-carnica.eu/
Damızlık üretim istasyonu, biz işimizi gördük başkaları da faydalansın :))


Bunlarda Alitürk arısının Kırşahin isim konulanları...
Bir şeyler yapabilirseniz isimde koyabilirsiniz...
Bazıları kapı gibi sertifikası var, sağlık raporu var havaları atanlar oluyor, ana arı öldükten sonra sertifikadan veya belgeden larva transferi yapılamıyor.
Geçtiğimiz yıl Hasan Alperan'a özel arı vermiştim, arı kışı çıkardı baharın ölmüş, tamda işe yarayacak zaman.Bazıları bu işin peşine düştü,bak dolandırıldın dercesine.
Hasan abiye dedim sen işlerini ayarla, ana arı üreteceğin zaman bana haber ver, iki sefer farklı damızlık yumurtası gönderdim, bir seferde kendisi geldi bir çıtada başka yumurta verdim. Daha sonra uygulama sırasında 3 mm sperm kalmıştı, sıradaki arıya yetmiyor gece hangi kovanı açıp erkek alacaksınız yorgunluktan derman kalmamış.
Tohumlamaya giren ana arıya 3 mikron spermi verip kanadını kestim, baktım arı yavru kapadı :))
Hasan abiye yolladım bununla işini gör diye.
Bu yazıyı yazarken Hasan abiyi aradım, son durumu sordum, gönderdiğin arı inşallah bahara da bana yeter diyordu, ilginç...
Biz bize güvenenleri, çok şükür hiç bir zaman yolda bırakmadık.

Yumurtalı çıta deyip geçmeyin. Biz Fatih Suuçak'ı yazın ziyaret etmiştik. Konu İse yurt dışından gelen lisanslı Kirchhain Enstitüsü Almanya .
Bir çıtayı Muhteşem abi ile bölüştük bana düşen yumurtalardan 100 den fazla ana arı ürettim, bunlardan 33 tanesi suni tohumlamaya ayrıldı, daha sonra tohumlama gününe 28 tanesi kaldı, 24 tanesi tohumlandı ve 17 tanesi yavru kapatmıştı. Bir yumurtalı çıta sizin yeteneklerinize göre ne işlere yarıyor görüyorsunuz...

Damızlık için ana arı alanlar ilk etapta ana arı üretip, verdikleri parayı hemen amorti etmeli.
Ana arı üretmeyip kenarda dursun diye saf alınmaz.
Sonuçta canlıyla çalışıyorsun, her türlü risk var.
Bu esnada Alitürk arılarının renkleri kaynadı, bir bakın bakalım tonlar nasıl, buda Alitürk arısı Gebze hattı :))
Arılıkta yangın çıkmıştı, yangın cuma günü 12 ye gelmeden çıkmış, ilk telefon 11:45 de edilmiş. Yangın saat 13:00 gibi tamamen sönmüştü.
Pazar günü arılıkta çalışıyorum yoldan geçen birisi abi buradan duman çıkıyor dedi. Gidip baktım toprak içten tandır gibi yanıyordu.
Kurumuş veya kesilmiş ağaç kökü yanıyordu, bir kova su döktüm, sonra toprağı kazdım, bir mangal kömür çıktı.
Kömürü zayi etmedik, arılıkta yetişen patlıcanları közledim.

Bu yıl bostan konusunda bizimle uğraşanları sesi soluğu kesildi...
Konuşmak ne kadar kolay, üretim ise zor :))
Adapazardan dağ ç,ileği fidesi getirmişler, sanki işimiz gücümüz yoktu, dağ çileğimiz oldu...
Minicik çilek veriyor, kilosu 20 liradan satılıyormuş...
15 Yıldır aşılı dut, dut vermemiş.
Birde biz aşılayalım dedik, karası kırmızısı karası, ne bulursam aşıladım, seneye rengarenk olur sanırım.
Bazı gözler kırılmasın diye çıta çakıp filizlenen aşıları çıtaya bağladım.
Bazıları yeni filizleniyor...
Ceviz aşılarından birisi...
Aşı bağlarını kestim.
Kavun kelek işleri de iyi gidiyor...

Salkım domateslerim....

Salkım domatesleri örtü altına aldım, artık örtülü üretim zamanı, kışa kadar domatese devam ....
Arıcı Aziz Mumcu'nun getirdiği erkekler...
Yaşamaya devam ediyorlar...
Bizim hocaya göre bunlar yaşamazmış :))
Zamparalığa gidersen tabi yaşamazsın, zavazingoyu kopartıyorlar :))
İkindi üzeri erkeklerde hareketlilik oluyor, eee çalışma zamanı nede olsa....
Yeni doğanlar oluyor, olgunlaşanlar araziye çıkıyoriii
Bu iş seneye daha çok işime yarayacak, bu yıl kapıyı araladık...
Kuzunun keyfi yerinde...
Bazıları ızgara filan yayınlıyor, ister istemez kızıyorsunuz, sağlığı düşünen yok. Yazın en güzel sofrası böyle olur, dalından biberini domatesini kopar, bak keyfine...
Bu arada bir ayı daha geride bıraktık...

26 08 2015

ANTEP FISTIĞI AŞISI

Antep fıstığı.
Antep fıştığı nasıl oluştu bilmem, antep fıstığı aşılanan ağaçlar Antep fıstığı vermiyorlar örnek olarak, melengiç ağaçları farklı meyve verirken, Antep fıstığı aşılanınca antep fıstığı veriyor. Antep fıstığının meyvesini ekersenniz, Antep fıstığı vermiyor.
Portakal, limon ve greyfurta,turunç diye bilinen ağaca yapılan aşılardan yetişiyor. 
Ben aslen Niğde Bor Balcı köyündenim. Köy isimleri değişmeden köyümüzün adı Cücü idi, sonradan Balcı köyü oldu.
Köyümüzde yüzlerce melengiç ağacı vardır, melengiç ağaçları çok kurak ve 2 bin rakıma kadar en sarp kayalıklarda, tüm kuraklıklara rağmen yaşamlarını sürdürürler...
Yukarıda ilk resimde görünün resimdeki Antep fıstıkları, köyümüzdeki melengiç ağacına yapılan aşılamadan elde edilmiştir.

Bizim kendi üzüm bağımızda yabani Antep fıstıklarımızın yanında doğal yetişmiş melengiç ağaçlarımız vardı.

Defalarca aşı yapalım dememize rağmen bir türlü aşı yapamadık.
Baharda aşı yapılacak ağaç ve fidanların budanması gerekiyordu. Aşıya hazır olsun diye baharın aşı yapılacak melengiç ağaçları ile yabani Antep fıstığı fidanları budatılmıştı.
Aşılar genelde genç sürgünlere yapılı ise tutma oranları daha fazla oluyor.
Antep fıstığına göz veya yaprak aşısı dediğimiz aşı uygulandı.
Bu aşıdaki püf noktalar, kabuk odunsu kısımdan rahatlıkla ayrılıyor ise aşı zamanı demektir. Köyümüzde haziran ayı içinde daha önceleri bu aşı yapılmıştı, bu yıl fazla yağış olduğundan olsa gerek Temmuz ayının 20 sinde kabuk çok rahat daldan ayrılıyordu.
Antep fıstığı dalından seçtiğimiz gözü aldık, resimde görünen bir noktacık var, orası boş olmayacak. Gözü daldan alırken büyüme hunisi denilen  yumuşak doku orada kalacak, aşı gözünü çıkarttık, büyüme hunisi yok ise aşı tutmaz, o noktacık dışarıya filiz verecek olan bölümdür.

T Aşı ile aşılama yapılırken, aşı bıçağı ile çizik atılırken, bıçak sadece kabuğu çizmeli odunsu kısma değmemelidir.
Aldığımız gözü fazla zaman kaybetmeden aralanan kabuk altına koymalıyız.
Göz etrafı bıçak ile biraz açılabilir, bazen kabuk tam kavuşmuyor  pot yapıyor ve içeride hava kalabilir. Bu potu önlemek için göz civarındaki kabuktan az almak gerekiyor.
Yerleştirilen göz sıkıca üsten başlanarak aşağıya doğru sıkıca sarılmalı.
Aşı yapıldıktan sonra tüm fazlalık dallar budanmalı ve bir parça soluk dal bırakılmalı. Aşı tutmaz ise ağaç yoluna devam etsin ve seneye yeniden aşı yapılsın diye bu işlem yapılır.

Aşı yapıldıktan sonra fazlalık dalların kesilmesinin asıl amacı, ağaç besleyecek dalları olmadığı için aşı gözüne daha iyi bakacaktır.

Aşı yapıldıktan 3 hafta sonra aşı bağları çözülmeli
Aşı bağları çözülmez ise tutan gözler bağ tarafından boğulur ve ölür.

Tutmuş aşıların haricinde fidan veya ağaçtaki tüm yeni oluşan filizler yolunur, yani kopartılmalı ki tüm kuvvet tutmuş aşı gözüne gitsin.
Tutmuş göz aşıları kırılmasın diye ağaca bağlanmalı. İlk zamanlar rüzgar bile bu aşıyı kırabilir.
Bir sene sonra sadece tutmuş aşı gözü haricinde ağaçtaki tüm dallar kesilir ve sadece aşı bırakılır, yeni oluşacak filizlere izin verilmez.
Bu resimler yazın aşı yapılmış, tutan aşıları kışın resimlemiştim.

Bizim yaptığımız aşıların bazılarının tuttuğu haberi geldi.
Memleketten uzağız, anneme telefonda soruyorum bazıları 2-3 cm filiz sürdü dedi, aşı bağlarını çöz dedim, çözemiyorum kessem olur mu? dedim olur, çaresiz kalınca başka ne yapacaksın.
Aşılar konusunda oldukça çok videolar vardı, Antep fıstığı aşısında istediğim kalitede video bulamadım.
Yapmış olduğumuz aşılamada hatalarımız mutlaka vardır ama bildiğimiz kadarı ile yapılanları filme aldık, mutlaka birilerinin işine yarayacaktır.



Çekmiş olduğumuz videoları sonradan birleştirdim, görüntüler şimdiki videolardan oldukça net, iyi seyirler.