26 11 2014

ARICILIK NADASTA...

 23 Kasım pazar günü arılıkları bir dolaştım. Cumartesi arıcılık fuarındaydık...
Bir ruşette doğmak üzere yavrular sökülmüş, arı uçuşu genel olarak çok azdı. Bu ruşeti açtım sorun yok balı var ve demek ki hava soğuyunca yavruyu bırakmış...
Bir başka ruşet ilgimi çekti, musluktaki arılarda az hareket vardı, içine baktım yağmalanmış...
Açlıktan dökülüyorlar, hemen üzerlerine şurup püskürttüm.
 Daha önceden birleştirdiğim köpük kutuların ballı çıtaları kenarda duruyordu, hemen iki tane kapıp geldim, arıların bitişiğine bırakıp çıkışıda kapadım. Üzerlerine püskürttüğüm şurup ile kendilerine gelince bu çıtada ki balar en az 1 ay yeter onlara, o zamana kadar yeniden müdahale ederim.
Kovan ortamı olmadığında yumurtalarda çatlamıyor, en az bu çıta kutudan alınıp kenara konulalı 8-9 gün olmuştur yumurtalar hata günlük gibi...
Aslında haftayı geçti hala çatlama yok...
depolanmış polen
 Bazı kovanlarda aşırı polenli çıtalar vardı onları başka kovanlara aldım, birisinide kesip poşetledim. Arı ekmeği, bu poleni yemek daha zevkli...
 Kovanlarımızı gücüne göre her yıl olduğu gibi çuvalla sıkıştırmaya başlamıştım, bu yıl birqaz erken soğudu...
Hala sıkıştırılmayan kovanlarım var...
Hafta sonuna hallerim inşallah...
 İçeriden çuvalla daraltıp,üzerine başka bir çuval al sana sıkıştırma, illede bölme tahtası diyenlere ise hastayım...
Sanki kovan içini çuval ile bölmüyorsun....
 Kanola fidesi yetiştiriyorum, hemde binlerce, tarlamız olmayınca başka seçenekler üzerinde çalışmalarım var....
Adama masrafını vereyim, tarlayı sür, üründe senin olsun dedim tarla kıymetlendi....
 Arı uçuşu yok ama sarıcalar hala ortalıkta dolaşmaya devam ediyor...
Enginarlar seneye acayip meyve verecekler, şimdiden bir metre yaprak var....
 Seramızdaki durumlar her geçen gün daha iyiye gidiyor...
Serada hiç hava çıkışı yok, sauna gibi oldu....
 Soğanlar acayip gelişiyor, marullardan en azbir hafta sonra ekmeme rağmen alıp başını gidiyorlar...
 Kıvırcıklarda yapraklarda bazı delikler gördüm uyarıda yapılmıştı salyangozlar çok severmiş. Seranın dört tarafına ilaç koy dediler ben biraz abarttım daha sonra öğrendim ki, giriş olan yere konuluyormuş, kapıda karşılamak için :((
Öğrenmenin yaşı yok devam...

Varroa dostu arım ve son durum aşağıda gelecek.
Bu kovandaki varroaları videoladım resimledim ve yayınladım.
Kullandığım ilacın etken maddesini yazmama rağmen bir türlü sorular bitmedi ve acayip kızdım.
Arıcı alıp kullandığı ilaçların reçetelerini okumaz mı?
demek ki okumuyor...
Diyorum ki fulimetril etken madde kullanıldı, oda nedir, bir sürü soru ve saçma sapan yorumlar...
Dedimki siz yazılıp çizilenleri okumuyormusunuz veya aldığınız ilaçların reçetesine bakmıyor musunuz? bakıyoruz diyorlar ama sorular gene kesilmedi.,
Soru sorup okuyoruz diyenlere yeniden ip ucu verdim ve aşağıdaki linki attım.Gene sorular kesilmedi...

http://bengittim.blogspot.com.tr/2008/09/varroa-mcadelesi-ve-bir-sr-soru-iareti.html

2008 Yılında yazdığım bir yazı vardı onu yayınladım. Yani yazı yazılalı, 7 yıl olmuş.
Arıcılıkta üç çesit senetik etken madde ilaç olarak kullanılıyor.

En yaygını ve en çok kullanılanı Amitraz'dır. Amitraz zehiri kenaz denilen mamulün etken maddesidir...
Hani duman yaptım diyenler varya, bunun diğer açıklaması, amitraz verdiler kovanlarına...
Kovan başı doz ise 20 mg. Kullandığınız ilaçların reçetesine veya dozuna bakarsanız bunu göreceksiniz ilaçlarla ilgili bilimsel makaleler var orada bu doz karşınıza çıkar, tabiki okuyup araştırma yaparsanız....

Bir başka yaygın kullanılan etken madde ise flumetrin dir. Peki flumetrin hagi ürünlerin içinde var. Ba-tick ve Baytikol'un içindeki zehirin adı flumetrindir, etki eden etken...
Peki bu flumetrin etken maddesi doz olarak ne kadar olmalı, aldığınız ilaçların reçetesine bir bakın, orada 3.6 mg...
Almanyada flumetrin içerikli hazır arı ilacında 4.0 mg. yazıyor. Bizdekilerden daha fazla etken madde içeriyor. 1 ml çözelti içerisinde 10 mg etken madde içeriyor. Yani 1 ml veya 1 gr çözelti içinde kaç tane 3.6 mg var arıcıların çoğu bu işin hesaplarını yapmış, biliyor...

Bir başka varroa etken maddesi ise kaumafos. Bu etken maddenin çok ucuz bir malzeme olduğunu bir ziraat mühendisi söylemişti. Bu etken madde hangi üreünde var, perizin denilen ürünün etken maddesi, yani varroa için zehiri kaumafos'tur...

Beni bilirsiniz, tahsilsiz birisiyim, bana soru soranlar benim çok üstümde tahsil görmelerine rağmen ben bunları 7 yıl önce çözmüşüm. Biraz araştırmacı olanlara bir sürü ip ucu vermeme rağmen hala odunluk yapanlara dayanamıyorum, geçen hafta facedeki arı bakanı sayfamdan 4-5 kişi atıp engelledim. Ben 40 yaşında bilgisayar kullanmaya başladım, biraz araştırın okuyun kuru kuruya, çocuk veya bebek gibi kimseye soru sormayın.Bunları yazmayayım diyorum ama yazmak zorunda kalıyorum...

Bu yazıda sentetik zehirleri ve dozları açıklamaya çalıştım...
Herkes anlar mı? sanmıyorum...

Geçenlerde yutupta idi, vidolarımdan birisinin altına birisi yarım sayfa yorum yazmış. Videomu eleştiriyor, bilmem diyor eğitimsizliğindenmi, avrupadaki gibi tarihleri yazsaydın, yok şöyle yapsaydın yok böyle olsa daha iyi olmazmıydı, bu tür eleştiri yapanlardan bıktım, yorumu sildim, kullanıcıyı engelledim ne yapayım. Videoyu 5 yıl öncesi yayınlamışım, beş yıl öncesi şimdiki bilgi ve donanıma sahip değildimki. Çok bilenler beğenmediklerinden daha iyisini koyarlar ortaya, yaza yaza dilimizde tüy bitti. Adam bana gıcık beni izlemek zorunda, ben hala arıcılığı öğrenmeye çalışıyorsam, başkalarıda öğrenmek istiyorlarsa bizi takip etmeliler.Ben ise gıcık olduklarımı takip etmem ve yazılarını okumam...


Benim varroa manyağı arıda bu hafta sonu çekmece didik didik arandı, 3 adet varroa buldum...
Bu arada arıları ve kendimi nadasa bıraktım, desem de çalışmadan vakit buldukça arılıklarda dolaşmaktan ve gözlemler yapmaktan kendimi alamıyorum...

23 11 2014

ARICILIK FUARI...

Garibanlığın gözü çıksın diye boşuna dememişler...
Kendi yemeğimden otlanmak zorunda kaldım...
Baktım tatlı bitiyor, yemeği bırakıp tatlıdan otlanmaya başladım yoksa boş tabağı yalayacağız...

Masamızın karşısında herkes önünde işine bakıyordu....
Benim yemekler bittikten sonra hocamız kendi tabağına geçti....
Bizden yediklerini üstüne meyve suyu yudumladı, bundan sonra yan yana oturmasak hatta ayrı masalarda oturmayı düşünüyorum... :(
Yemekten sonra fuara dalıyoruz...
Bela geliyorum demez, Ercan'la karşılaştık...
Allah ne virirse hayırlısını virsin, soranlara teyemmüm nasıl yapılır tarif ediyordu...

Uzun süredir görüşmediğim dostlarımda oradalardı...
Zafer abi ve Gürol abim...

Zafer abi, Gürol abi ve Engin abi aynı okul mezunu ve aynı tersanede çalışıp emekli olduktan sonra aynı hobi arıcılık ile yaşantılarına devam ediyorlar...
Fuarlar aradığın malzemelerin temin yeri..
Güner Kayral'dan renkli pul aldım...
Aslında numara lazım olacak, Feshane'de temin ederiz inşallah.

Seneye biraz daha farklı çalışmalar düşünüyorum...
2 Çıtalık özel koloni satışına ağırlık vereceğim...
Bu pul ve numaralar o özel kolonilere lazım olacak...

Fuarda bazı istekler oldu, bu yıl ana arı alanlar var, yıllardır ana arılarımı kullananlar var. Biz yüklü almak istiyoruz indirim istiyoruz.
Ben ise ana arı işini azaltmayı düşünüyorum. Yetişemiyorsun, çalışırken olduğu kadar yapacağım bu yıl zaten Gebze'de kaldık, mevsime göre ancak ana arılar mayıs ayında çıkar.

Dolayısı ile indirim söz konusu değil, 3 yıldır ana arılarımı 40 liradan satıyordum, 2015 ana arı fiyatım 50 liradır. Bu konuda ileri geri konuşacaklar olabilir, kimseye zorla ana arı satmıyoruz, ileri geri konuşanlara tavsiyem sizde ucuza üretin satın ne diyem...

Bu açıklamaların sebeplerinden birisi bu günlerde baharda ana arı almak için benden bilgi almadan hesabıma para yatıranlar olmaya başladı.
Bir başka sebep bu yıl ana arılar Gebze'de kaldığımız için daha geç üretilebilir...

Ana arı üretim işi arıcılığın en zor bölümü, karşına bir sürü kim olduğu belli olmayanlar çıkıyor, adam arıcıyım diyor arıcı mı bilemiyorsun...
Bize özel sevgisi olanlar olduğu gibi takıntısı olanlarda var..
Arıcılık ise laf ile yapılmıyor...


Gönderdiğimiz ana arılar yolda ölmüş ise onları telefi ettik. Ana arılar öldü veya kabul edildi yumurta yok diyenler çıktı, adamın parasını iade etmemize rağmen, zırvalaması bitmeyenler oldu, dertleri bize çamur atmaktı, sonuçta her şeyi kayıt altına alan biri var o hayat filimini başka yerde izleyeceğiz...

Ana arıların saldırgan diyenler çıktı, adam kovanı ana arı değiştirmiş haberi yok. Aldığı ana arıdan ana arı üretip bunlar senin ana arıların diyenler mi ararsın. Verdiğimiz ana arılar bala çalışacaklar ve f1 ana arılardı...


F1 ile F2 arasında acayip fark vardır, arıcıları henüz bunu bilmemekte...
Arıcı damızlık veya anaç nedir bilmemekte.Bunun nedeni bilimcilerimiz arıcıları kasıtlı olarak bana göre cahil bıraktılar, bilimci taş devrini tavsiye ediyor, yapacak bir şey yok...
Bazı arıcıların özel merakları vardı, Mirili Fatih ile ayrıldınızmı sorusu soruldu. Fatih ile 2014 yılı işe Aydıncıkta  birlikte giriştik,aldığımız siparişleri ortak karşılayacak. Marmarada hava ısındığında herkes kendi bölgesinde işine kendi devam edecekti...
Şansımıza Aydıncıkta istediğimiz başlangıcı yapamadık.

Sonuçta 2014 geride kaldı.
Bundan sonra Fatih gene ana arı üretecek, benim verdiğim damızlıkların haricinde kendisi başka damızlıklar temin etti. Arıcılıkta hiç ummadığımız kişilerden hiç beklemediğimiz kazıklar yiyen birisi olarak, tecrübelerim oldukça çok...

Fatih ile alış veriş yaptım,yolculuk yaptım, ortaklık yaptım. Ana arı üretim konularında tecrübelerimi aktardığım birisi ayrıca kendisi laboratuvar analizcisi olduğu için çok iyi bir gözlemcidir...
Yani öğrendiklerinin üzerine koyan birisi...
Ben nasıl ana arı isteyene yetişemiyor sam,Fatihte aynı duruma gelecek...
Bize gelen bazı duyumlar oluyor, adam sıralıyor şundan, şundan, şundan ana arı aldım, Ali Türk'ten gelenleri hiç biri tutmuyor diyenler var.
4 Senedir aynı arıcı, aynı kişiden niye pahalıya, ana arı alır ki, aslında cevap bu...

Arıcılık fuarına geri döneyim bari...

Nereye gitsek muhabbet bitmiyor ve stantların önünü kilitli yorduk...
Sizi takip ediyoruz deyip teşekür edenler çok...
Emniyetten bir arkadaşımız...
Arıcılar bir araya geldimi gerisini anlatmaya gerek yok, zaman nasıl geçer bilmem...
Hüseyin abiye biraz kırgınım, geçen festivalde söylediklerine bozulmuştum...
Nemi dedi diyenleri duyar gibiyim ::))
Ooo bayağı güzelmişin kız olsaydın seni düşünürdüm dediydi...
Ahı gitmiş vahı kalmış, boşuna demiyorum Allah her şeyin hayırlısını virsin diye...
Hüseyin avcı abimiz geçen sene köpük kovan üretiyorum demişti, ancak numunesi fuara yetişti, bahara hazır diyorlar. Hem yeni bir plastik altlığımız oldu, hemde yeni köpük kovanımız oldu...
Plastik altlık yemlikli ve kovan açmadan iki litre şurup verilebilecek şekilde tasarlanmış...
Yusuf çoktan beri bu kovanları bekliyordu, şimdi iki ayrı köpük kovan piyasada olacak, yerli olan tercihimizdir...
Arıcı Çetin ve Bünyamin abi aynı resime girmişler...
Ayakta sohbet etmekten bittik, oturup çay içelim dedik, Bünyamin abi çaymı seni ısmarlayacaksın diye şaşırdı. Hep bu doktorun yüzünden adım pintiye çıkmış  bunu farketim...
Oturduğumuz yerden kalkamadık, kalkanın sandalyesini kapıyorlardı...
Efraim abide damadı ile arıcılara umre düzenleyelim teklifi getirdi, Ben beleş gideceksem neden olmasın dedim...
Efraim abinin damat umre ve hacca turlar düzenleyen firmaları bulunuyor yanılmıyorsam tabiki...
Beleş lafını duyan neden güler anlamadım gitti...
Gülmek paralı olsaydı böyle gülünür müydü bilmem...
Pınarhisardan Bülen kardeşimde fuara ailecek gelmiş.Biraz sohbetimize katılıp ayrıldılar...
Yusuf bir ara kayboldu aradık gene Hüseyin avcı abimizin köpük kovanı başında bulduk...
İzmir arıcılar birliğinde görevli abimiz senin sayende arıcılığı öğrendim diye bize teşekürlerini sundular...
Ben hala arıcılığı öğrenmeye çalışıyorum, millet bizden arıcılık öğrenmiş :))
Köpük kovanı yapan arıcı olunca her türlü detay düşünülmüş...
Benim önerilerimden birisi budur zaten, kim arıcılık malzemesi yapıyorsa, yaptığı malzemeyi aylarca kullanmalı. Körük alıyorsun bir kaç gün sonra ya kapatamazsın yada kapandımı açılmaz.Sır bıçağı alırsın sıra girmez.Sır tezgahı yapılır, basit şeyler düşünülmediği için koca tezgah atıl duruma düşer.Kovan tabanı çıkartılır, altta mesafe yoktur...
Köpük kovanı didik didik edip inceledik kusur bulamadık.Kapak ve katta kilit sistemleri güzel...
Yusuf kovanı kaptı, Hüseyin abi dur nere gidiyorsun diyor...
Kovan musluğu 3 ayrı fonksiyonda çalışıyor...
2015 Yılına köpük kovan hazır olacak...
Ülkemize hayırlı olsun, Fuarda gördüğümüz en büyük yenilik köpük kovan ve plastik taban dı.
Yemlikler kapalı durumda yanlardan girişleri var.
Temizlik için kovan tabandan kilit sistemi basit şekilde açılarak ayrılabiliyor...
Polen çekmecenin her tarafına yayılacak şekilde tasarlanmış...
Toplanan polen çekmeceye eşit aralıklarla toplansın diye tasarlanmış, önce yığılıp tıkanmıyor...
Aziz Mumcu uzun süredir göremediğim arkadaşlarımdandı...
Onur başkan bizlere ikram yapılmasını söyleyince pestilci bir bozuldu anlatamam o anı resimleyemedim...
Onur başkanı yeniden tebrik ettik, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyoruz...
Şile kestane balı paketlenmiş...
Adam kötü kötü bakmakta haklı, bunlar doyarmı diye bakıyor...
Ballı Gümüşhane pestili...
Bende tadına baktım, ısrarlara dayanamam...
Ballı pestilciler iş başında...

Düzce birlik başkanımız Cefer abiyide ziyaret ettik.
Bal ikramı sırasında bize deli bal filan verip ekarte etmeye çalışmıyorsun değilmi diye sormadan edemedim.
En çok balı burada yedik...

Başkan ve görevliler elinde kaşık ve bal, şuna da bakın bunada bakın deyip durdular...
Düzce standından ayrılıp yan tarafa bir göz attım.
Batı Trakyalı arıcılar, her etkinliğe katılıyorlar.Adaşım Ali...
Batı Trakyadan gelen Halil İbrahim bey...
Yalova birliğe de uğradık, yanımızda Yalovalı bir arıcı vardı, bazı şeyler soruyordu, dedim birlik başkanına sor...
Gezi ve sohbetimizin sonuna gelinmişti.

Geriye bakıldığında, çok büyük imkanları olan arıcı birlikleri yeteri kadar fuarın reklamı yapılamadığı için sönük geçti, bu benim fikrim, genelde herkes aynısını söylemekte.
Taksim meydanı fuar alanına 500 metre uzaklıkta, orada iğne atsanız yere düşmüyor.
Arıcı birlikleri buraya arı ürünü satmaya gelmiş halk buraya çekilememiş, ziyaretçiler bile iller arasından gelen arıcılardan oluşuyor. Biz arı ürünü satacaksak halk nerede, neden halkı buraya çekemiyoruz, organizasyonu yapanların eksikleri çok. Bir birliğin şehirler arası gelip burada stant açıp konaklama ve geri dönme masraflarını sattıklarını karşılaması mümkün değil, insanlar bozuntuya vermiyor ama bunları bir araştırmakta fayda var. Basit bir konser olsa adım atacak yer yok, senede bir iki arıcılık etkinliği oluyor ve çok sönük geçiyor...

Bekara karı boşamak kolay derler ama imkan çoksa bunu değerlendirmek lazım...


Şimdiye kadarki etkinliklerde.

Feshanedeki arıcılık festivali buradan daha başarılı, bakalım bu yıl nasıl olacak...
Hadi ayrılalım diyoruz gene ayrılamıyoruz, çay yok salep...

Keçi sütü ile yapılmış salepide içtik...
Salep sezonu erken açıldı...

Yusuf ile ayrıldık Muhteşem abimle yola devamettik.

Ayrılık çeşmesinde ayrılmadan birde çay içelim dedi :)
İyi birde çay içip ayrıldık...

Bizim açımızda çok iyi bir gün oldu....

İstanbul'a nezaman gitsem tersim dönüyor, Gebze'ye doğru yol alırken hep Edirne'ye yönüne gidiyormuşum gibi yol alıyorum.

Akşam 21:00 gibi evimdeydim...