Keyifli bir hafta sonu yaşadım. Bizim kalfanın mekanı bastım. Sonrada kümesi açıp, bir tavuk yakalayıp bizimkini aradım. Muhteşem bey elimde organik tavuk ve yumurtalar var derken horuz, acı acı öttü, derdi neydi bilmem.
Sonra kümesin yarılma işlemine girişildi, folluk dolmuş, bir tavuk vardı yumurtlamak için bekliyordu, bununda yumurtasını beklesemmi diye çok düşünmeme rağmen yoldaki yumurtadan vaz geztim...
Allah bereket versin 20 yumurta aldık.
Kümes yapanlar gelip gidenleride düşünsün derim, iki büklüm olduk yav....
Biz yumurtaları depolarken birisi koşup geldi siz kimsiniz diye, yabancı degiliz dedik....
Yabancı bir ailenin kümeste ne işi olur akıl var mantık var deyip adamı sepetledim::))
Tavuklara yem sudamı vermeyelim bire vizdansız .....
Sonra bahçeye daldık, biberleri budadım, budamak yeni sebze demektir, bitkiye hareket ve bereket getirir...
Birazda üzüm çeşitlerine göz attık. Oh camına değsinler....
En önemli bölüm ise kalfanın depodaki ballar, bu pinti tam bir varyemez, bahardan beri ağlar bal yok diye, hafta sonu yazlığa gidince depoyu bakacak, bal varmı yokmu görecek....
Doktorun yazlıktan alacaklarınmızı aldık, rotamızı Kırklareli Vize'ye çeviriyoruz.
Vize yol tarifini ise Sukltan köy muhtarı Kani Başoğlu abimizden alıyoruz. Oralara gitmişken Kani abiyi görmemek olmazdı, kaç senedir her konuda işimiz oldumu, biz olalım olmayalım farketmez işimizi görür, Allah kendisinden razı olsun.
Nihayet Vize'deyiz. Hoş beşten sonra yoldan geldiniz açsınız filan diyoru Trakyalı::))
Kaç gündür yemek yemiyoz beleş yemek var, bilmezki. Tabi aç olduğumuzu belli etmiyoruz
Yemek kazanı ilk olarak bizim için açıldı.Millet gelsin ayıp olur felan desekte, yemekleri ziyan etmemk lazım.
Trakyalı Şenol başımızda dört dönüyor, hizmette kusur yok.
Dur abime ilk kaşığı ben vereceğim deyip kavurmadan ikram etti. Bir kişi yiyor kaç kişi bakıyor, dedimki siz niye yemiyorsunuz. Birazdan misafirler gelecek arada siz aç kalırsınız bir an önce sizde yeyin beya...
Arıcı tanıdıklarımdan Nedim, Pınarhisar'daki çimento fabrikasında çalışıyor, evi Vize'de. Nedim ve Şenol ana arı suni tohumlama işini bu yıl yapamadılar, alet bittiğinde piyasada erkek arı kalmamıştı seneye kadar bunlar iyice hırs yapacaklar. Zorlanacaklarını sanmıyorum, önlerinde bu işi sıfırdan zirveye taşıyan dostları var....
Hoş beş derken vakit öğleden sonra oldu, buralarda adet cemiyet sahibi öğlenden akşama kadar gelip gidene yemek ikram edecekmiş. Yemegi yiyen kalkıp gidiyor, akşama ise konvoy ve çalgı oyun varmış.Gelenlerin içinde arıcılarda var fakat sanalı bilen yok, beni gösteriyorlar Gebze'den arıcı diye. Ne güzel filan kaç arınız var, diyorumki hobi olarak yapıyom::))
Bir emekli olup meslek haline getirebilseydik şu arı işini...
Nedim ve Şenol gelip giden misafirlerin ihtiyaçlarını karşılıyorlar, hizmette sınır yok.
Gelip giden misafirler.
Sanal aleme 2006 yılında girmiştik, hatta 2007 de desek olur, aradan geçen süre 7 yıl.
Bu 7 yıl içinde ülkemizin her köşesinden dostlarım oldu, bir çogu ile yıllardır telefonda konuşmamıza rağmen yüz yüze gelemediklerim var.
7 Yıl öncesi sıradan gelenek arıcısıydık, bir kaç yıllık internet eğitimi ve araştırmalarımız sayesinde yapay dölleme cihazını yaptırdıktan sonra, ana arı suni tohumlama işinde yurt dışından bile öğrencisi olan kaç kişi var...
Şenol arabamızı yıkıyor, benim bildiğim misafirin ardından su dökülür gidin hemen geri gelin diye bu hortumla suluyorki aman bir daha buralara ayak basmayın der gibi....
Ayrılık vakti gelip çattı. Şenolun annesiyle bir resim çekeyim dedim, annemiz üstünü başıonı toparladı, baş örtüsünü düzeltti, sonra poz verdi.
Şenol'un kime çektiği belli olmuyor dedi::))
Zavallı Bekir yigenim benim arada kayboldun beya sen kime çektin ki...
Arka planda Bekirin annesi azda olsa görünüyor.
Resim çekerken, 333, patates, patlıcan, derken peyniride Bekir ekledi::))
Biz akşamki merasime kalamadık, ertesi gün okullar açılıyor, İstanbul trafiğine kalmadan ikindi vakti vedalaşma başladı.
Nedim bey ve eşi çok ısrar ettiler buyurun bizim bahçede çok şey var bir ziyaret edin. Dedim başına iş alma, sonra yahudinin dedigi gibi olmasın, hocayı çıkarın, öküz bahçede kalsın demişti yahudi geçmişte...
Şimdi bu adama bahçeyi nerden gösterdik dersin...
Şenol kalfanın mamullerden tatmak istedi. Demekki pinti malı tatlı oluyor.
Aga bu bile kafi dedi, yanlız arka planı yeni farkettim dalanlar var galiba.
İnşallah damatlığınada geliriz Şenol'um beya. Yola çıkıyoruz vedalaşmalar da bitmek üzere.
470 Km yol yapmışım, acayip bir gün oldu, bir günde Asya Avrupa turu yaptık...
Eve geldiğimde ilk işim tereyağında yumurta pişirmek oldu.
Hepsi Trakya ürünü, ekmek bizden ama unuda oaralardan gelmiştir::))
Trakyanın ünlü Hasan bey kavunu'na denk geldim, biraz stoklu aldım, bir daha nerede bulacağız dimi....
Hasan bey kavunu, dışı koyu yeşil ama halk arasında nedense siyah denir, içi turuncu olur ve çok tatlı bir kavun çeşidimizdir.
arıcılık gezilerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arıcılık gezilerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























