arıcılık videosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arıcılık videosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.03.2013

ARI BÖLMEK, 2013 YILI MARTIN ONU


2013 Yılı mart ayının 10'u.
Abdullah amca arı bakacağım diye tutturdu, geçen sene bir ruşet arı vermiştim söndürdü, bu yıl erkenden soluğu arılıkta aldı::))
Aynı zamanda İlhami abinin yeni körükçüsü.


2013 Yılının ilk bölme arılarıdı pazar günü yaptık, tarih 10/03/2013.
Bölme yapmamızın nedenlerinin başında bir kaç gün sonra uzun süre kalmak için Mersin Aydıncık'ta olacağız.
Dolayısı ile buradaki arıları zayıflatmayı amaçladık. En zayıf kovanlarda 5 çıta en kuvvetlilerde 8 çıta yavru vardı.
İşe başlamadan kısa bir sağanak yağmur başladı, yağmurdan sonra hava biraz serinledi genede maske giyemedik çünkü maskelerimiz Mersin'de::))
Tek maske vardı onuda Abdullah amcaya giydirdik.

Abdullah amca ruşette arı bakamdı, bu sene kovanla arı bakmasına karar verdik, kovan ise Vecdi abinin::))
Baştan yavrulu çıta bölünecek kovana alınıyor üzerindeki arıyla birlikte. Sonra bir çıta larvalara bakan acemi arı silkeleniyor, aynı arılıklarda geri dönüş fazla olur, bundan dolayı larvalara bakım yapan işçi arı özellikle silkeliyoruz.Larvalara bakan işçiler hiç kovan dışına çıkmayan arılardan oluşur, tabi kış arıları hariç, bizim arıların içinde kış arısı bulmak zor.

Bölmelerde ana arı mutlaka bulunmalı, bulunamıyorsa bölünen kolonilerin ikisine aynı numara yazılmalı 1/1 veya 6/6 gibi, ertesi gün yapılan kontrolde ana zayıf tarafa gitmiş ise eski kovanına verilmeli.


Devşirme koloni oluşturulacak ise ana arı kesinlikle bulunduktan sonra koloniden arılı ve yavrulu çıta alınıp bölmeye konulur, aksi taktirde devşirme bölmeye verdiğiniz ana arının kesilme riski çok fazla olur, kesilmese bile hangi koloninin ansı bulmak bayagı zor olacaktır. Tbi bunları bir sürü arı bölecekler için yazıyoruz::))

Bölmelerde ilk yapılması gerekenlerin başında fazla yavru bölmeye verilmemesi lazım, geri dönüşleri gördükten sonra ilave yavrulu çıta verilebilir. Birde verilecek yavrular içinde boydan boya yumurtalı bir çıta olmasını öneririm, bir bölmenin ana arısının göreve başlaması bir aydır, bir ay işçi arılar yatacağına yumurtadan itibaren işçi arılara baksınlar daha iyi, bu benim fikrim ve tercihimdir.

Kuşet kovanlardan artan malzemelerin artıklarından oluşturduğum 26 kutunun kapaklarını ve yemliklerini yeni kereste alarak biçtim. Az gözüküyordu ama dünya iş çıktı. İki sene içinde ruşetlere verdiğim sadece malzeme parası 3500 lira, işçilik ve diğer masraflar yok.Nasip olursa iyi bir yatırım yapmış oldum.


Bu yemlik 26.5x26.5 kutunun üzerine oturuyor, kutunun genel olarak şekli küp oldu, her şey kare ve bu yemlik 2.5 cm yükseklikte olmasına rağmen bir litreden fazla şurup alacak durumda.Yemliği baraj olarak düşünürsek çevresi 3 cm, şurubun dayandığı set ise 2.5 cm.

Kutunun musluğunu çok basit bir şekilde açıp kapatma şekli olarak, sac düşündüm.
Bu kutularda damızlık kraliçeler bir şekilde korunmaya alınacağı gibi erkek arıların hapsedilmesinde kullanılacak. Damızlıkların yavru ihtiyacı başka ruşetlerden karşılanabilir, çok az bir yumruta attırıp tüm çıtaların şurupla blokesini düşünmekteyim. Bu sistemi sanki yabancılar kullanıyor, hiç bir yerde açıklama bulamadım ama işin mantığı bu yönde diye tahmin ediyorum.
İlhami abinin geçen sene bu arılıkta kestaneye götüremediği bir arısı vardı, kovan gece dağıldı ve kestane balına gidemedi, o koloniden yaklaşık 3 hasat yaptı ve toplamda 60 kilo civarında bal yapmıştı. O kolonide yeni doğmuş bir sürü soluk erkek arılar vardı onları yapmış olduğum kutuya aldık ve hapsettik 15-20 gün sonra spermlerini alacağım. Arı F1 dolayısı ile erkekleri saf.
Elimizdeki kutuların yavrulu çıtası olmadığından , yavrulu çıta kesip, erkelerin hapsolunduğu bölmeyi bu şekilde yavrulandırdım.

Çıtaya göre yavru kesip ana arı kutularınıda böyle arılandırabilirsiniz.


Kesmeden çıtayı yavru üzerine koyup şablon gibi çizik atıp, çizikten kesim yaparsanız yavrulu çıta, kesilen bölmüme böyle oturur.


Yavrulu petegin kayma ihtimali yok ama bir kaç günlüğüne bağlamak iyidir.

Erkeklerin hapsedildiği ikinci katın yan atarfında erkek arıların dışkılama uçuşunu sağlama için kısa süreliğine açıp kapatabilecegim bir musluk var. Erkek arıların bulunduğu bölümün altı ana arı ızgarasıyla kaplı.


Burada görüldüğü gibi seçilmiş erkek arılar sizin izniniz olmada koloniden çıkamazlar.

6 Çıtalık Kuşet kovanlarım, küçük diyordum, kelli felli koca kovanoldu  katınıda koyunca yav::))

Yapmış olduğumuz bölmelerin videolarınıda buraya ekleyeyim, video blogunada koyacağım ama bu haberin altında bulunmasında fayda var, haberin bütünlüğü açısından bu önemli.

Arılarının farklı olduğunu söyleyenler varmış, 100 tane koloniden 98 tanesi aynı olanların neresi farklı, anası belli degil babası belli degil fark bumu? bizim koloniler ise belki 100 koloniden, sadece 1 farklı olan, acaba fark hangisinde::))


24.02.2013

AYDINCIK VE ARICILIK 2013


Badem çiçekleri ve işçi arılar.

Aydıncık'ğa vardığımız gün hava oldukça soğuktu, yağmur yağmış hava kapalı, bulutlar olmadığında anında sıcaklık fırlıyor.


Ertesi gün erkenden bir dolaştık civarı sabah olmasına rağmen arılar badem çiçeklerinde ve sarı azgan'lardaydı.
Kahvaltı yapıldı ortamın ısınmasını bekliyoruz, saat 10  gibi artık ceket ile durduğunuzda terliyordum.



İlhami abi ile sabırsızlıkla arıları açmayı bekliyoruz. Fahri amca ise ziyarete geldi, son durumları kendisi de merak ediyor ve arıların böyle kışın açıkta kışlaması yüreğimi dağladı demekte, ona göre sarılıp sarmalanması gerekiyormuş.


Kontroller sırasında bir koloni ana arı değiştirmeye çalışıyordu, kapanmış bir meme ve yumurta atmaya devam eden bir ana arı. Çıtada erkek arı görmek mümkün, ana arı arada erkek yumurtası bırakmakta.


Ana yedeklemeye çalışan koloni anası ve yanında erkekleri. Kovanda bayağı bir erkek vardı, memeyi iptal ettik, gidebildiği kadar bir gitsin bakalım, üzerine yazıldı, ara sıra kontrol edilecek, ana yedekliyor diye notumuzu düştük.


Arıların yavru durumları güçlerine göre, zayıf koloniler, bu çıtaya göre baştan az bir yavru atmış, devamında kapalı yavru etrafına yumurta atmış, şu an kapalı yavru dışı gene açık yavrulu durumda, ortadaki arı çıkan yerde gene yavrulu.


Bir başka koloniden görüntü, kolonilerde kış arısı yok, nesil tamamen değişmiş durumda.
Ana arı kaybetmiş bir kaç ruşette sim siyah yaşlı arılar vardı, ana yok, geriden yavru gelmiyor, kalanlarda acayip yaşlı.



Mavili koloni sayım burada 3 tane, bunlar benim gen kaynaklarım, bala çalışıp başarılı olan bu gibi kolonilerin erkekleri benim için önemli bu yıl bunlar sezonu tamamlar mı? bilmiyorum ama kesinlikle bunların erkekleri değerlendirilecek.

Yavru düzeni iyiydi ve aralarda henüz erkek atmıyor.


Yan yana duran bazı zayıf iki ruşet arıyı birleştirip, tek kuşet haline getirdim.
Bizim ziraat Mühendisi ruşete taktı, ruşet Fransızcası, aradı buldu, Türkçesi "kuşet" miş.


Arılıktaki en önemli ayrıntı ise bu minik kutunun bahara çıkmasıydı. Bu haliyle kışı atlattı.
Gebze koşullarında 2-3 çıtalık ana arı kutusu kışlamıyor, en az 5-6 çıta olması gerekiyor. Bu kutunun anaını birleştirdiğim iki ruşete verdim.
 
Herkesin merak ettiği ise son durum yani rapor nedir. 17 Aralıkta bırakmıştım arıları, yaklaşık üzerinden üç ay geçmiş durumda.
Kolonilerde sönen olmamış. Aydıncık'ta kolonilerin ballarını, ve bazı yavrulu çıtalarını kuşetlere destek olsun diye vermiştim. Kovanları acayip hırpalama rağmen hiç birinde sorun yoktu, güçlü kolonilerle zayıflar arasında yavruda bariz fark vardı.

15 Kuşet sönmüş, bunların çoğu ise açlıktan gitmiş. 2 Tanesi anasızlıktan, kapalı erkek gözleri mevcuttu.
Bölgeyi bilmiyorduk, kışın 15 derece altına düşmez deniyordu ama bu genel bir tarifmiş, bir iki sefer sıfıra düştüğü oldu, Aydıncık'ın en soğuk zamanı şubat başı, hafta hafta raporları bu yıl aldım. Kayıplar için üzülmedim, benim için bundan sonrası çok önemli ve bu günlerde geceleri 13-14 derece, gündüzleri ise 20 derece üstünde seyretmesi ve her geçen gün havalar dahada sıcak olacak.
Arıların geneline 3 tur şurup verildi, sadece 12 kovana 2 şer kilodan fazla kek verdim, erkek üretimine bir an önce geçilmesini istiyorum.
Siz ne kadar işinize gücünüze baksanız sizin peşinizi bırakmayan keçi veya keçi sürülerinin kaşıntıları bitmiyor.
Birisi bizim kalfaya sataşmış biliyordum, işin içinde bende varmışım. Konu ise borcum olan ana arılar.
Bu şahıs geçen senede aynı naneyi yemişti. Ben demiştim ki birisi ağlama duvarında ağlıyor, oda dalga geçiyordu ağlama duvarı arıyorum filan diye, sonra bir haber yaptı, nasıl ağladığını yaptığı haberde yazdı. Allah kimseye afet vermesin ama insan akıllanması lazım, akıllanmıyor....

Bu yılda konu gene oralara getirilmiş, adı arıcılık forumu olan, fakat içeriği dul avrat forumlarını aratmayan bir yer. Nerede yalaka var nasıl birbirlerini bulmuşlar bilmiyorum.
Gene konu açılmış, birileride ayarı vermiş, bunlar adam olsa derlerdi ki kardeşim siz yediniz içtiniz, birlikte gezdiniz, meselenizi kendi aranızda halledin, burası mahkeme solonumu demezmi, birisi hata yapabilir. Nerede adam olamayan var toplanıp bu işlere çanak tutmuşlar. İnsanlar bu kadar nasıl adileşir merak ediyorum.
Olayın aslı doğrudur benim ana arı borcum var. Yarısını yolladım ve anaları kestirdi. Ertesi sene iki sefer ana arı paketledim, birincisinde dedi ki arılar bala çalışıyor bölemem, ikincisinde dedi geç oldu, seneye ruşet ile arı alacağım, arabamın  arkası ne kadar alırsa, böyle anlaşmışız. 

Sonra neler oldu bilmiyorum, ertesi sene gelmedi ve forumda bunları yazmaya başladı, hem sözünde durmayacaksın hemde kalkıp, olan bana oldu diyeceksin, bazı itlerde buna destek verecek, yazıklar olsun.....
Bunları yazan kişinin kendi yazısı, benim arıcılık forumum da durmakta, ruşet üretimi bölüme girin göreceksiniz, ruşetle arı almaya geleceğim diyor. Birde blokta bir haberin altında yorumu olması lazım, gene aynı içerikliydi diye hatırlıyorum. 
Ben belkide 5 yıldır oldu mu bilmiyorum, dul avrat forumunu bir sefer tıklayıp okumadım, gene okumam, bu gün bir arkadaşım sanada alacak mevzusunda sataşma var deyince bunları yazıyorum...
Arıcılık forumunun düştüğü hallere bakın.............
Gündemde kalmak istiyorsanız, benim fikrim olan dul avrat forum seçeneğini bir düşünün....
Benimle uğraşmak isteyenler arıcılıkları ile uğraşsın.....


Aydıncık haberi de bu arada berbat oldu gibime geliyor. Bademler bir kaç renk çiçek açıyor. Beyazı ve şeftali çiçeğine benzeyeni ikisi de badem, bu arada şeftalilerde çiçeklenmişti.

Azgan çiçeği, dikenli bir bitki. yağmurdan etkilenmiyor, gece yağmur yağdı, ertesi gün işçi arılar azgan daydı.


İlhami abi açacak çiçekler arasında resim çektirdi. İlhami abinin sağında bulunan çiçek sarı azganın peşine açmaya başlayacak bir başka azgan türüymüş.
Ortadaki ise it siyeği denilen bitki.(siyek, sidik olarak bilinir)
Soldaki yeni açmaya başlamış ve bal verimi çok yüksek bir bitki dediler, ismi bilinmiyor.


İsmi bilinmiyen bitki acayip tatlı çiçekleri vardı, minik huni gibi, çiçekleri kopartıp emdiğim de nektar vardı ama arı konmuyordu, şimdilik diğer çiçekler daha çekici demek ki.
İt siyeğinin yakından resmi, boz bir bitki.


Sümbül çiçeği, benim bildiğim sümbül böyle değil acayip güzel kokuyordu.

Şubat ayının ortasında dalından dut yedik.


Olmak üzere bir sürü dut dalında, hayret aralık ayı içinde de dut yemiştim.


Boşluklarda komşu arılıklarda bakım işlerini yerine getirdik. Bazı ballı çıtaların düzeltilmesi gerekiyordu::))
Öyle bir düzelttik düm düz oldular.


Baldaki kabarık sırları kesip çıtayı düzlüyoruz, çıtalar ayrık bırakılırsa sorun oluyor.
Sorun çözmede üstümüze yok::))


Aydıncık ta arıcılık yapan abi kardeşler ziyaretimize geldiler,çok kötü yakalandım::((
Elimde salatalık, cepler salatalık dolu::((
Bunlar bizi seralarına da sokmazlar.


Geri döneceğimiz gün ziraat mühendisi Muhammed Pak, hazırlanan paketlere müdahale ediyordu. Bazı şeylere Muhteşem adı yazıp durdu::))


Döneceğimiz gün ziyafet işini Muhammet kardeşimiz üstlendi. Sağ olsun nefis ıspanaklı ve kıymalı pideler harikaydı. İlk defa böyle pide yedim, ıspanak ve kıyma karışımı olanı. Tat nefis, Muhammed kesene bereket, genede memnun değilim, bizi bir sefer serasına davet etmedi, biraz yardım etseydik ne olurdu dimi::))


İşlerimizin sıkışıklığı nedeniyle pideler arkadaşım Ekrem Kara'nın evine getirildi. Nefis bir Aydıncık'a veda yemeği oldu, yemekten 2 saat sonra otobüsteydik, ev sahipleri bizden ayrıldıklarına oldukça üzülmüşlerdi.
Üzülmeyin biz gene geleceğiz, inşallah::)))
Bitti mi? daha bitmedi, komşu arılıkları ve ziyarete gelen arıcıları bir sonra paylaşacağım, maskeli çalıştık be::))


  Çiçek durumu ve arıların çalışması. Koloni kontrolü ve arıların yavru durumu.

27.01.2013

ARICILIK OCAK AYI ÇALIŞMALARIMIZ






2013 Yılı ocak ayı beklenenden çok sıcak geçti. Benim için manevi değeri olan 3 numaralı kraliçenin kolonisi, elimizde olamayan nedenlerle kışa katlı girmişti.  20 Ocakta yapılan kontrolde 5 çıtalık arının 15 çıtada tutulmasına rağmen, 2 çıtada yavru faaliyeti vardı.   24 Aralık günü yolumuz köylere düştü tekrar bir kontrol ettim, yavru faaliyeti 3 çıtaya çıkmış, hemen katı alıp, tam sıkıştırma olmasa bile en az yarı yarıya alan daraltıldı. Üstten iki ballı çıtayı alta çektim. Koloni şimdi daha rahat yavru yapabilir ve yavrulara daha kolay bakabilir.



Erken ilk bahar koloni düzenlemesi ve invert şurup ile Ali_Turk /span>







Uzun sürecek bir soğuk dalgasında yavru faaliyetine başlamış kolonilerde bal stokları yetmeye bilir. Aslında herkes tüm kolonilerindeki son durumları müsait bir zamanda gözden geçirmeli. 5 Çıtalık bir koloninin aylık gideri 500-600 gramken yavru başladığında bu gider acayip katlanıyor. Katlı bir kovanın ısıtılmasıyla sıkışık bir kovanın ısıtılmasını siz mukayese edin, yavru başladığında yavru alanı 35 derece olmalı. Havalar ilk açtığında bir kez daha son durumları hep birlikte göreceğiz.





Arılara kışın şurup verilme fikri genel olarak bana ait, bunu üç yıl yaptığım, kütük kovan, kara kovan, ve damacana kovan kışlatmalarının sonuçlarını hep birlikte gördük, hepsi aç kışa girip bahara çıkmışlardı.
Bu işlere karşı çıkan zevat da, şurup vermiş::))
Bunu foruma yazmıştım oradan kopyalıyorum.

İlginç durumlarda olmuyor değil ;D
Geçenlerde arkadaşlardan biri abi arılara şurup veriyorlar dedi. Bu benim için önemli bir durum değil gayet normal dediğimde abi şurubu veren kişi filan deyince iş değişti. Ben onları okuyup takip etmem ama onlar bizi harfiyen takip ediyorlar etmeliler de, başka çareleri yok, bu kadar takip etmelerine rağmen 4-5 yıl gerimizden gelmelerine gönlüm genede razı değil :D

Şimdi imamın keçisi çalınınca haber değeri olmuyor, fakat imam keçi çalarsa bu çok önemli haberdir ::)

Keçilerle hiç uğraşasım yok ama ne yapam, gelip zorla sürünüyorlar değnegimize, mutlu oluyorum tabiki :)
Arıcılara örnek olmaya çalışan bu kişiler tam çarşı, her şeye karşı durumundaydılar, bizi 3-4 yıl geriden takip etseler de sonuçta izimizden geliyorlar.
İnvert şuruba karşı çıktılar.
Tel altlıklı, diplikler yaptık, buna karşı çıktılar.
Kışın şurup verilmesine karşı çıktılar.(bana göre,koloni aç ise, kek yerine şurup daha sağlıklı)
Islah edilmiş arılara karşı çıktılar.
Hocalara yere göğe sığdıramayanlar vardı, nihayet benim 5 sene önce me yeni geldiler.
Suni tohumlamaya karşı çıkıyorlar.
İşin garip tarafı bunlar bilimsel çalışmayı hedefleyen kişiler.
Varroa dersleri verirken, baharda arılarım varroadan söndü diyen, kaç arıcı var bilmiyorum :o
Çapsızlara ne kadar çok şey, mundar gözüküyor dimi...
Zorda olsa çapsızları bayağı bir eğitip arıcı yapıyoruz::))
Karşı çıktıkları her şey başlarına bela oldu da diye bilirim.



Koloniye yaklaşık 3 litre şurup verdim, keşke vaktim olsaydı  bir kaç saat sonrasını bir resimleye bilseydim. Bu kolonide ez az 4 çıta ful arı var ve 3 saat bana göre sürmez bu şurubun alınıp gözlere depolanması. Kek verseydim bırakın  üç kiloyu yarım kilo kek 15 gün arıyı uğraştırıp duracaktı.


Kolonideki açık ballardan birisini bir başka arıya verdim, açık ballar pürenden gelmişti, geçenlerde püren balı dediğimde bizim kabine hiç püren balı tadına bakmadık diye bana baskı yapmışlardı, çıtanın ortasına  ben el demirini dokundurup, sizlerin adına püren balının tadına baktım, gayet güzel aynı püren gibi kokuyor.::))



Plastik çıtalar çok basit ve kullanışlı, iki tane çıtayla iki başlıgı birbirine taktığınızda çıta hazır, telini takın, sonra petek takılıyor. Çıta işinde işçilik felaket azalıyor. Düşünen kişi gerçekten güzel düşünmüş ve yetiştiremiyorlar bazı kişiler az çıta istiyor ve biz onlarla uğraşamıyoruz dedi firma yetkilileri, bende bazı yerlere bayilik vermesini teklif ettim,  bir noktadan her yere yetişmek çok zor. Yapmış olduğum son ana arı ruşetlerine yaklaşık 1200 çıta gerekli ve çıtalarım şu an ayrıldı, bir kaç güne kadar birileri yardım ederse elimde olacak...


Plastik çıtaya verilen kavis, telin sürekli gergin kalmasına neden oluyor. Arıcıyı en çok uğraştıran işlerden biri çıta çakımı ve petek takımıydı, çıta çakma işi bitti, petek yakmakta elektrikli olunca orada da zaman sorunu çözüldü gibi.




Ruşetlerden artan parçalar vardı. 6 çıtalı kutular yaptım. Ruşetlerin kerestesi alındı Cemil ustaya biçtirmeyi hedefliyordum, bizim usta az işim var diye öğleden önce bir gitti gidiş o gidiş. Usta gelene kadar kutuları toparlayalım dedik. Parçaları bir saydım 26 tane kutu oldular, 15 tanesini topladık, 11 tanesini daha sonraki bir boşlukta halledeceğim. Bu kutuları suni tohumlamada kullanılacak. Zaman nasılda daha çok ileride.




Cemil ustayı öğlen yemeğe çağırdım benim az daha işim var siz yiyebilirsiniz dedi. Bir yerdende kıvranıyorum. Kalasları biçmemiz lazım, kapakların montajı bu ay bitmeli.
Kalasın boyu 3 metre, İlhami abiyle nihayet yatarın başına geçtik, önce kalaslar ikiye bölündü, sonra planya dan geçildi ve 6 cm biçilecek hala getirip günü kapattık.  Bu iş acayip beni kastı, ağaç kalın testerenin boyu yetmiyor, bir tarafı keseceksin geri gel, ağacı çevir bir daha kes, çok şükür hallettik. Nereden icap etti bilmiyorum, bir ara İlhami abi sen eskiden marangozda çalıştın mı diye sordu. Kaç senedir marangozlar dayız görmüyor musun::))



Kerestelerin biçilecek halleri.  İyi ki Cemil ustayı beklememişiz. Akşam oldu hava karardı, ortalığı toparladım hala Cemil yok. Tekrar telefon ettim neredesin, az iş daha var dedi, bu nasıl az iş anlamadım gün boyu bitmedi.