arılara poşetle şurup verilmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arılara poşetle şurup verilmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.03.2011

ARICILIK PAYLAŞIMLARI 20 MART 2011



20 Mart 2011 Bursa'dan misafirimiz var.


Mirili Fatih, Muhteşem abi bendeki arılarını miriliye satmış, hiçte haberim yok::))


Dün aradı yarına arıları aktarmaya gelecegiz dedi. Yav hava buz gibi ne arısı ne aktarması dedim, Muhteşem abinin arılar artık benim demezmi::((


Resimdeki sakallı Fatihin kayın babası.





Dün marangozda çalıştık, ruşetlerin altına malzeme yoktu onu temin edip, büyük bir sorunu ortadan kaldırdık.


Bu gün arılıkta şurup verilecek arılara şurup verdim, arılarımız yavruya yatmış durumdalar, yiyecekleri var, polenleride var, şurupla bende su ihtiyaçlarını gideriyorum, hiç dışarıya şimdilik çıkmalarına gerek yok.


Bir gün öncesi verdiğim poşette inver şurup göçürülmüş durumda. Hiç delik delmeden atıyoruz poşetleri kendileri hallediyorlar, bu poşetler buzdolabı saklama poşeti.




Çiçek sorunumuz yok fakat bu sene bir türlü havalar ısınmadı. Kovanların önündeki ballıbaba çiçeklerine bakın.


Ne yazıkki sıcaklık olmayınca arıların alayı içerde işlerine devam etmek zorunda.




İrfan ve Cemil ustalar, bir kahvaltıcıya bal teknesi yapmışlar.


Süzme bal ve petekli balı bu tekneden satışa sunacaklarmış.





Bal teknesinin sadece dışına cila atıldı.




Mirili Fatih damacanada arı olmaz diye benle dalga geçenler vardı abi şunu bir aç görmek istiyorum dedi::))


Buyur oluyormu olmuyormu gör.


Bunu merak eden sayısı çok.


Aslında ben bu damacanayı yapmamın en büyük nedenlerinden birisi görüntüler alabilmekti.


Zaman çok olacak, birde eliyin altında olacakki gidip ne yapıyorlar kayıt etmek istiyordum ama olmadı.


Arılıga yolum düştükçe devamlı açar bakarım.


Mirili fatih arıların hepsini götüremedi, bu hada arı filan aktaramazdık.


Kendisini boşta yollamadık, gelmişken bagaja 2 kovan arı koyduk, paralarıda peşin almışım::))


Muhteşem abi bana arılarını verdiğinde benimm sende 5 çıtalı 10 kolonim var demişti.


Bunların etinden sütünden faydalan ne yaptıysak arılar ne doğurdu nede öldü.


Arının etinden sütünden bıktım.


Şimdi parasıyla ilgileniyorum.


Bizimki tam pinti, içi gitti paralarının bende oldugunu duyunca.




Resim Saim Ahmet Gürel ve oğlu Sinan, yeni kaptanımız.

Miriliyi yolcu ettim bir telefon geldi, abi hışıra balık yemege geliyoruz. Saim abi hayırdır ne çabuk dedim.


Ailecek gelmişler, nasılsa ziyafet parasıda var::))

Hışırdan sonra benim eve geçip bol çaylı sohbet yaptık.

Doktorumuda arayıp teşekür ettik::))

İlgilenenlere duyurulur, ziyafet devam ediyor...







arıcılık videoları 20 mart 2011 Ali_Turk

22.03.2010

2010 MART 20 VE 21 DEN İZLENİMLER

Bu sene arıcılığın bir çok alanında büyük degişimler oluyor. Bunlardan en önemlisi ise kovan tabanlarıdır. Yılardır arıcılarımız rutubet deyip durmakta. Kovan altlıkları Avrupa ve Amerikada varroaya karşı geliştirlsede bir çok faydaları var.
Başta kışın rutubet olmuyor. Koloni hiçbir dönem havasızlıktan bunalmıyor. Varroa mücadelerinde sonucu gözlemlelek çok basitleşiyor. Koloni nakillerinde ise koloninin havasızlıktan sönme derdi yok. Özellikle varroa mücadelesinde formik asit kullanırken gereken oranı rahatlıkla kullanıyorsunuz. Koloni sıkışmalrından dolayı oluşacak oğulu biraz daha geçiktirir. Şimdilik aklıma gelenleri yazdım.

Bu hafta sonu cumartesi öğleden sonraya kadar kereste işiyle uğraştım. Bir kaç yerden fiyat aldım, en son yerli çam ağacına karar verildi. Şu an en kolay ulaşılacak ve işlenecek ağaç buydu, ayrıca gayette sağlam.
Millete telli altlık gazı verdik, biz yapana kadar gazı yiyenler yaptı hala biz altlık yapacağız.::))
Bundan sonrası kolay keresteler Cemil ustanın atölyeye indi. Altlıklarda bitti sayılır::))
Hesaplarımıza göre 1 metre küp yetiyordu, fakat pakette 50 adet 5x10 vardı, bir paket yetmiyor, iki pakette 1,5 metreküp geldi. Zaten son yaptıgım kutuların kapaklarına malzeme lazımdı bunlardan direk biçip toplarız.
Tek başıma cumartesi bunları atölyeye taşıdım, bu sezonun ilk teri atıldı, bayagıda kas yaptım::))
Edirne gezimiz sırasında Trakyalı Şenol kardeşimden kullanmış oldugu bir altlığı numune getirmiştim. Bir çok model içinde en çok kafama yatan bu, sadece Şenol alttaki çekmece kanalı en az 5 mm olsun diyor.
Bu altlığın ön tarafı kovana sıfır degil, 2 cm fillan çıkma var. Bende bu çıkmayı bırakmayı düşünüyorum.
Birinci resime bakarsanız çıkıntıyı daha iyi fark edersiniz. Şenol'un linki tıklarsanız kovanlara monte edilmiş halinide göreceksiniz.
http://trakyalisenol.blogspot.com/2009/12/yeni-tabanlar.html

Hafta içi Saim abiyle bazı konuları görüşürken bir mazele bulmuş ona baktık. Avuç içi kadar bir gerdirme aparatı. Kolonunu (kordonunu)istediğiniz ölçüde yapıyorlarmış.
Kovan katı ve kapak çakmamak için çok harika bir gerdirme aparatı.
Gezginci arıcılar ne demek istediğimi çok iyi anlamışlardır.
Bu aparatla kovanı tamamen kuşatıp sonra gerdirebilirsiniz.
Tabi şimdi herkesin merakı fiyat nedir olacaktır. Az koloisi olanlar için bir şey degil.
Çok koloni oldugunda ise bayağı bir meblağ tutuyor.
Bir tanesi 6 liraymış. 10 kovan için 60 lira, 100 koli için 600 lira.Karar arıcıların.
Arılıktan paylaşımların büyük bölümü pazar gününden. Cumartesi saat 3 ten sonra arılıga gittim. Akşama az bir süre var, yapılacak işlere bakıyordum aşagıda gelecek beni önce üzen sonra sevindiren bir hadiseyle karşılaştım.
Pazar günü arılara İnvert şurup verecegiz, poşetledik invert şurup
tüm kovanlarımıza yetmeyecek. Hacı dediki hemen ocagı yakıp invert yapayım. Dedim abi sıcak su evde hep var diyordun varmı var. Getir bir güğüm. Hemen bir güğüm kaynamış su geldi, bir kova yarısını geçene kadar döktük, üstünede doldur bakayım şekeri.
Karıştırdık, al sana şurup, tabi bu şurubu hemen kullanmak lazım. Kovadaki poşetliler invert dagıtılmasada bozulmaz ama ilk bunları dagıtmak lazdımdı. Şurupta sıcak, yaydık yerlere biz hepsini poşetleyene kadar zaten soğudu. Hatta bu şuruptan poşetlere 750 ml koyduk ve kuvetli kolonilere dagıttık gitti.
İnvert şurupları 500 ml yapmıştık.
İnşallah bundan sonra havalar düzeliyor arılar kendi giderlerini kendileri karşılayacaktır. Ani ve uzun süreli soğuk ve yağışlarda ise hemen takviye yapılmalı.
Bazı kovanlarımıza kat atılmaya başlandı. Bildiğiniz gibi tüm kovanlara biz geçen hafta şurup takviyesi yapmıştık. Kışın arılarımıza hiç hiç açılmadı ve beslemede yapılmamıştı. Ayrıca kek de verilmiyor, verdiğimiz şurubun içinde ne bir antibiyotik nede vitamin nede başka bir şey vardır.
Tabi bu şimdilik bazılarına çok ters gelsede herkesin gelecegi yer burası olacaktır.
Bir kaç sene öncesi organik asitlere türlü türlü bahaneler bulup karşı çıkanları bir hatırlayın, şimdi hepsi organik asitci olmadılarmı::)))
Mesele benim bir kaç metre önde olmamdan kaynaklanıyor, buyurun siz çıkın öne, bu seferde icraat yok, o zaman çamur yapmayacaksınız.

Cumartesi günü ilk kontrol ettiğim kovanlar ise daha öncesi verdiğim erkek çıtalarını kontrol etmek oldu.

Bazıları petek örüyor, bu çıtaları tamamen boş veriyorum, arılar örüp anaarıda erkek basıyor. Bir sürü çıkmış erke var, benim ürettiklerimde istedigimden hızlı oldu.
Aslında geçtiğimiz yıl sonu Emin Benli abime 4 adet Karniyol F1 yollamıştım. Nedenide baharda erken erkek arı lazım olacaktı, onuda bizden daha sıcak İzmir'den karşılayacaktık. Bu sene bizim burası ara ara soğuk gitsede İzmiri Aratmadı. Şu an ürettiğim erkekler saf karniyol erkeğidirler. Anaarı üretiminde hakimiyet benim ürettiğim karniyol erkeklerinde olur ise anaarıların içinden büyük oranda doğal saf karniyollar çıkacak. Doğal çiftleşmede ne kadarda sizin hakimiyetiniz olsa, üretilen anaarıya saf deme şansınız yok. Kesinlikle F1 diyeceğiz ama ne kadar f1 ne kadar saf bilemiyoruz.
Elimdeki 2008 yılından kalan ve Oktay'ın geçen baharda sana bu lazım al kullan dediği 39 nolu karniyolda erkek üretiminde kullanıyordum. Kontrol ettim erkeler çıkmış gittimbir kaç çeşit bu iş için oje alınmıştı. Beyaz ojeyi aldım geldim. Başladım yeni çıkan erkeleri boyamaya.
Çıtanın birindeki erkelerin boyanması bitti, başka çıta çektim ve şok bir görüntü var.
2008 yılıdaki ilk getirdigimiz karniyol f 1 lerin linki.
http://ben-gittim.blogspot.com/2008/06/paket-geldi-cok-sukur-doktorun-demesine.html
Bir anaarı yüsügü ve içinden çıkmış bir anaarı var anlamı taşıyan meme::((
Hemen çıtayı bıraktım, diğer çıtayı çektim bir baktım 39 nolu karniyol, salına salına geziyor.Hemen başka kovana aldım yanınada başka bir arılı yavrulu çıta koydum geriye çektim. Yeni anaarıyı arıyorum yok, tekrar böldüğüm 39 nolu karniolun oldugu kovana bakıyorum, o esnada hacı geldi. Abi bunu direkten döndürdük yeni anaarıyı bulamıyorum dedim, ikinci çıtayı elime aldım, hacı anaarı orada dedi, yav sendede ne göz varmış, biz iki saatir yorduk anayı, sen hemen buluyorsun. Peki nerde, eliyle gösterdi. Hemen eski kovana çıtayı götürdüm anayla birlikte verdim. Bu esnada boya moya unutuldu.
Pazar günü ise öğlenleyin tekrar karniyolun eski kovanına gittim, erkekleri boyamaya devam ettim. Oje ile boyamada işçi arılar çok tedirgin oldulardı, ertesi gün boyamayı anaarı işaretleme kalemiyle yaptım. Bu resimde yeni anaarıyı görüyorsunuz.Birde hala bir yerin işaretini bir türlü belirgin yapamıyorum. Şu işaretlerin kalın olanı yokmu ?. Kovan 6 çıtaydı ve 4 çıta yavrusu vaken anaarı yedekledi. Zaten bu karniyolların bir başka özelliği eski anaarı dururken yenisini üretip çiftleşip gelene kadar eskisini tutuyor. Hatta bazen ikisi bir arada yumurtayada devam ettiği görülüyor. Geçen sene Mehmet Yüksel de aynısını görmüştü, bu sene yaptıgı kontrolde Mehmet diyorki yeni anaarıyı kesip, eskiyle şu an devam ediyor diyordu dün itibari ile.
Bu anaarı degişiminde benimde etkim olabilir, erkek üretimi için bazı düzenlemeler yapmıştım, koloniyi çıtayla bölmüş olabilirim. Çünkü bir çıkmış meme ikide kesilmiş meme vardı çıtada.
Bu yeni çıkmış ve boyanmış erkeler 15 gün sonrası ergen olacaklar. İnşallah süni dölleme işlemlerinede yakında başlayacağım. Onun içindirki erkeleri ilk çıktıgında boyayıp kayıt alına almanız gerekiyor, daha sonra erkek arılar başka kovanlarada gidebiliyor.
2008 Karniyol F1 anaarı. Bazıları ne kadar eleştirsede suç kimde henüz belli degil. Şimdi bu arıyla yıllarca ugraşılıp saf tutuluyor, devamlı iyi yönleri olanlardan safları güncelliyorlar. Bu ırkın doğasında üreme iç güdüsü çok fazla. Almanya'ya bakıyoruz bu sene -25 dereceyi gördü Mehmet'in arılık. Bu arıyı durdurmak için son baharda aşırı yükleme yapılıp çıtaları bloke ettirip yavru kesiliyor. İkinci bir husus ise kovan altları açık alttan o kadar soguk yiyorki salkımdan çıkamıyor.
Biz ne yapıyoruz, arıyı paketleyip, girişinide darltıyoruz. Sonrada diyoruzki bu arı manyakmı ne? yavru atıyor, atar tabi arının yavru atacağı ortamı biz oluşturmuyormuyuz. İçersi sıcak, zaten yavru atmaz ise bir sorun vardır.
Zaman içinde sorunları halledeceğiz, başarısızlıklarımızı gizlemeyip onlardan dersler çıkarmalıyız.
Muhteşem abinin balkon fakiri, balkona geldiğinde bir avuç arıydı. Kış boyu gelişip şu an 4 çıta arı oldu. 20 gün sonrası ko vanı dolduracak düzeye gelir.Birileride kıştan beri arı geliştirmek için amelelik yapıp duruyor.
Yok efendim kafkas şöyle çalışırmış yok gelişirmişte, falan filan. Kafkas arısının safıda F1 ride aynı yumurtayı atar hiç bir zaman 80 bin nufusu oluşturamaz. Nektar akımlarında iki kovanı bir kovan yapacaksınız. Yok efendim bizim kafkas gelişiyor diyorsanız o arı kafkas degildir.
Bu sene ilk larva tranferini yaptım. Cumartesi günü daha öncede bu iş için hazırladıgım bir kovan vardı. Anaarısı erkek atıyordu, bende başka kovanlardan kapalı yavru veriyordum. Cumartesi baktım işçiler bir kaç anaarı memesi yapmışlar, dedimki madem bu kadar heveslisiniz. Anaarıyı sıkıp attım koloniye.
Pazar günü bir düzenleme yaptım, tüm yavrulu çıtaları aldım. İşçi arıları baştan sona laktik asitle bir suladım.
Bir gün önceki gördüğüm memelerdeki sütleri topladım, 1 gr arı sütü çıktı. yarım gr da su kattım, oldu 1,5 ml. Memelere damlattım ve ilk larva tarnferini başlattım. Bundan sonrası gelecektir zaten, çok yakında yogun bir tempo ve üretim başlayacak. Nisan sonuna tüm anaarı kutuları ilk anaarılarını verecektir inşallah.
Poşetle şurup vermenin çok kolay oldugunu söylemiştik. En iyi poşette buzdolaplarında saklama poşeti diye bilinen ince poşetlerdir. Bu poşeti delmenizede gerek yoktur. Çıtaların üstüne atın, arılar kendileri delip birde poşetin işi bitince atmaya çalışıyor.
Akşam üzeri işlerimiz bitmeden şurup bitti, bazı kovanlara iki poşet şurup verince
5-6 kovana şurup kalmadı, hacı bu gün onlara mudahale edecek.
Hava soguyunca biraz saldırı oluyor, bu sene dördüncü iğneyi dün kafadan yemiş olduk. Baktım saldırı sürüyor, geç vakit surat maskesini kullanmak zorunda kaldım.
İş bitimi arılıktan ayrılmadan larva tranferine bir bakalım dedik. Görüntü süperdi kaç tane tuttu bilmiyorum.


Hadi hayırlısı diyorum. Bu arada bana ulaşabilmek için acayip yollar deneyenler var. Cuma günü eve gittim, ben ev telefonu isterse 50 sefer çalsın bakmam. Benim ev telefonuyla ne işim olur ki. Benim Furkan baktı telefona, evet babam evde dedi. Sonrada telefonu bana verdi, seni soruyorlar diye. Buyrun dedim Ali Türk'le görüşüyoruz dimi diyor hala evet dedim::))

Adam diyorki yav Gebze'de ne kadar Ali Türk varmış::))

Sen postaneyi ara ne kadar Ali Türk varsa telefonlarını sırayla ara ve bana ulaş.::))

Benim bildigim Gebze'deki Ali Türk sayısı 50 kişinin üstünde.

Bazıları Gebze belediyesini arayıp bana ulaşıyor.

Ben kendi çapımda geçen sene karniyol F1 anaarı ürettim. Çevreme yetiştiremedim. Hiç kimseyede ne telefon verdik nede anaarı ürtiyorum alırmısınız demedim di.

Bu konuda çok talep var ve arıcılar güvelilir yer arıyor. Yıllardır yazılarımızı okuyanlar, bizi kendisinden biliyor.

Bana mesayi saatleri dışında ulaşmak isteyenler bu numaradan arayabilirler.

0541 672 62 26

Bu filimde 39 numaralı karniyolu görüyorsunuz. Bu anaarılar gelir bize ulaşana kadar başlarına gelmeyen kalmadı, çok badire atlattılar. Geçen sene kanatları filan kopmuştu, zaten bu sene bölüp az yumurta atmasını istiyecetim. Şu an itibari ile geçen sene gelen 5 saf Damızlık karniyol hayatta, 4 tanesi bende bir tanesi ise Muhteşem abide. Çok şükür firesiz saf damızlıklarım bahara çıktılar.

İnşallah safların yedeklemesini bu sene suni dölleme yaparak yapmak istiyorum. Daha sonrasında ise saf damızlık karniyol üretimimde olacaktır.

15.03.2010

13 MART 2010 GÜNÜ KONTROL VE TESPİTLER

Arıcılık bilgi merkezi ve arıcılık bilgi paylaşım formu. Bizden kaynaklanmayan nedenlerle geçi bir süre bakıma alınmıştır.
Yurt dışından girilebiliyordu, biz buradan giremiyoruz. Admine madem sorun var, sorun giderilene kadar forumu devreden çıkartmasını söyledim. Şu an forumu bakıma aldık.
Bağlı bulundugumuz hosting firmasının bizim oldugumuz sunucusunda sorun vardır. Bu bölümdede Türkiye'den 159 web sitesine ulaşılamıyor. Aribakani.com da bu 159 siteden birisiyiz.
Tüm arı dostlarına duyurulur.
Ali Türk.


Arıcılık.

2009 Yılında pürenden çıkartılarak Gebze'deki arılığımıza getirilen arılarımızdan en sona kalan 6 kovan 13 mart 2010 tarihinde gözlem için açıldı. Sadece ormdanda bıraktıgımız 4 kovan hariç tüm kovanların anaarı kontrolleri yapıldı, yiyecek durumları pürende olanların çok iyiydi. Gebze'de anaarı üretiminde çalışan kovanlardan korkuyordum bereket Gebze'deki arılığımızda bir yagma harici kovan sönmesi yok. 5 kovanda anaarı kaybı yaşadık, son anaarı kaybı ise bu açtıgımız sıradaki 48 nolu kovanda yaşandı. Tek tük kapalı yavru vardı, yani 3 hafta öncesi bu kovanda anaarı varmıştı, fakat şimdi yok.

Ülkemizde nerden yerleştiyse bir kek hastalıgı var. Kek hastalıgına ise bilinçsizlik neden oluyor. Bilinsiz derken gelenekten kopamayan, anlattıklarında mangalda kül bırakmayan, hatta bunların içinde eğitimciyim havasında olan var. Fakat acil bu egitim havasında olup ellerinde yetkileri olanların egitilmesi gerekiyor. Belli bir yaştan sonrakileri egitsende nafile beyin taşlaşmış içine bir şey işlemiyorki. Taşa yağmur yağsa ne olur içine işlermi? üstünden akar gider. Yeni arıcılarıda yoldan çıkaran bu egitim veren egitimsiz kesimdir.

Ben geçtiğimiz son iki sene içinde kışın ve ilk baharda kek kullanmadım. Bu arada arıcı hatasından koloni sönmesi yok. Arılıkta bir yagma oldu, ben gördügümde ise içerisinde bir avuç canlı arı kalmıştı.

Arılarınıza hakimseniz zaten neler olacağını biliyorsunuz.
Ben ilk kontrolde ormandan gelen kovanlardan 50 çıta bal topladım. Neden bunu topladığımı sizlerle paylaşmıştım. Gebze'deki arılarımın yiyeceklerine güvenmiyordum da ondan.
Daha sonrasında ise bu balların bir kısmı zayıf balları az olan kovanlara dagıtıldı. Hala bir kısmı arılıktaki malzemelerin içinde çıta bal olarak durmaktadır.

Arıcılıkta kolonilerin stokları son baharda tamamlanmışsa yada bal durumu yeterliyse teşvik meşvik hikaye.
Mehmet Yüksel paylaşımlarımda diyorduki, bu sonbaharda bu yapılan yükleme nisan ayına kadar yetecek. Kimsenin inanası yoktu, hala kovan kapağı açmadı iki gün öncesi Almanya -25 derecedi, Hala acayip bir kış var. İşin garip tarafı binden önce bal hasatı yapacak.

Bunu burdaki arıcılar görmüyormu sanki, buna niye kimse kafa yormuyor.
Paylaşımlara bakıyorsun havadan sudan bahsediliyor. Efendim havalar iyi,bahar geliyormuş, yolar kaygan ve çamurlu, çiçekler açmış ee başka::))
Paylaşımlarımda hep izlenim ve tecrübelerimizi akatarmak istemişizdir. Mart ayının 13 ve bu sene ilk defa açtıgımız kovanlardan görüntüler var alt resimlerde.

Ormandan gelen kovanların kapak altlarından birisinde notlarım çıktı birisindede eldiven ve soğan. Bu arada almış oldugum notların arılıktan çıkar iken makro fotosunu alıyorum, anaarı üretimindede durum aynıdır. Saatlerce bilgi girmenize gerek kalmıyor. O tarihteki listenin fotosuna baktınızmı neler var biliyosunuz.
Bu kolonilerimizi ilk defa açıyoruz.
Ormandan geleli hiç bir şey verilmedi, sadece içindeki balla arılar yavru faliyetini iki tura çıkarmışlar bile. Kovanın merkezinde yavru dahada fazlalaşıyor. Resimleri incelediğinizde arıların büyük bölümünün soluk arılar oldugunu fark edeceksiniz.

Koloninin merkezinde yavru faliyetleri daha geniş alanda devam ediyor. Yaklaşık 10 gündürde arılarımız çalışamadı, dışardan bir şey gelmediğinde içerdeki stokları çok hızlı tüketiyorlar. Arıcı bir şeyler verir iken ben şu kadar verdim desede arıların ihtiyaçlarını arıcıların devamlı karşılaması çok zor.
Biz ara sıra vermemize rağmen kasılsakta, aslında giderleri çalıştıklarında kendileri karşılıyorlar.

Tüm arıcılar güçlü koloni için didinip durmakta, bunu niçin yapıyor. Amerikalılar 10 çıta lık kolonimiz var 40 bin nufus ediyor, 40 binlik nufusun getirisi 20 kilo bal hesaplamış. Koloni güçlenip 80 bin nufusta çalıştıgında getirdigi bal 80 kiloya çıkıyor. Arı 40 bin nufustaydı nufusunu ikiye katladık normalde 40 kilo bal yapması gerekirken bal üretimi 80 kiloya çıkıyor.
Demekki zayıf arılara bakım yapmakta zor. 10 çıtalık arı 20 kilo bal yapsa yarısını almış olsak arıya 10 kilo kalıyor.
Koloni 20 çıtaysa getirdigi bal 80 kiloya çıktı, şimdi yarısını alsanız bile kalan bal arıyı deli eder. Tabi bu ayarları yapabilecek konuma hiç gelemedikki.
Olaylara ters açılardan bakmanızı tavsiye ediyorum.
Güçlü koloni iki üç gün akım bulsun bırakın yiyecegini size bele yiyecek bal çıkartır.

Bu hafta sonu tüm kolonilerime sıradan invert şurup verdim. Kovanlarımın balına ne kadar güvensemde stoklar bitmeye başladı. Yavru faliyetleri çok iyi durumda, bazıları kafkas arısını yavrulatıp geliştirmek için yaz kış beslediklerini gizlesede biz olayların farkındayız.
Şimdi olaylar anlaşılmaya başladı, biz kafkası dürtmez isek bu kadarda yavru atmayacaktır.
Karniyolu durdurmak içinde Almanya'daki kovanların altında telden altlık var.
2008 yılında büyük hata yaptım. O zaman bize akıl verenleri dinleyip karniyola geçemedim aman elindeki ırkı bozma diye akıl verenleri bir şey biliyor sanıyorsunuz. Bizde bir kaç anaarı üretip denemeye kalktık ve 1 yıl kaybettik.
Artık kimseye inanmıyorum, akıl verenleride tek tek fikirlerini yok ediyorum.
Kışa güçlü girenler güçlü çıktılar, yakında kat atılacak kovanlar var.
Ülkemizde temel 5 nektar akımı var. Bu bal akımlarını yıllarca kaçırdık. 1- Bahar balı alamıyoruz, 2- kestane balına tam hazır olamıyoruz, 3- Trakya ayçiçek balına en güçlü girip arıyı bitirip çıkıyoruz, 4- pürene koloni degil ceset gelmekte, 5- çam balına 4-5 çıta arıyla zor sokuluyor.
Bir düşünün şimdi biz nasıl arıcıymışız.

Koloniye hiç bir şey yapmasak bile, kovanın girişini dar tutmamız ve sıkıştırmamız yavru faliyetine yetip arttı bile.
Kış boyu zehirlenip petek örerek yavru üreten karakovan çoktan beri durdu. Durmasınıda ben sağladım.
Karakovanı sıkıştırıp invert şurup verdiğim sürece petek ve yavru faliyeti durmadı.
Çoktan beri şurubu kestim, sıkıştırmayıda kaldırdım, alan büyüyünce arı doğal olarak üşüyüp salkıma çekildi. Hatta bu hafta dış peteklerdeki stokların dahi ilerlere çekildigini gözlemledim.
Almanya'da karniyolu bu şeklde frenliyorlar, arı ıslah edilirken petek örmesi, yavru atması, polen toplaması, hep seçilerek en iyileri damızlık bırakılıyor yıllardır. Hava iyileşir iyileşmez acayip yavru faliyeti başlıyor. Gerekli alan varsada zaten arı kendi kendisine 80 bin nufusu yakalayıp, sizede yük olmuyor. Şimdilik bu olayları fark edip bu açıdan bu şekilde düşünülememiştir.
Arılar uçsada ben invert şurup verene kadar karakovan salkımdaydı. İnverti verdim salkım filan kalmadı. Bu esnada karakovanın son raporunuda görüyorsunuz. İstesem dahada bu kovanı ilerletirdim. Fireni ben yaptırdım.
Elimizdeki 2008 yılında gelen karniola hazır erkek gözlü petek vermiştim. Birde içinde vardı, içindeki çıtadaki erkekler kapanmış, bu çıtada ise larvalar oluşmuş durumda. Bu erkekler benim için önemli. Suni dölleme çalışmalarımızda kullanılacak en önemli erkeklerdir.
15 gün öncesi bir kovana Saim Gürel'le birlikte boş çıta vermiştik peteksiz. 15 gün içinde üç litre şurup verildi, havalar soguk oldugu için o dönemde bakamamıştık. Bu hafta sonu kontrol ettiğimizde tamamen petek örülüp, yumurta atılmış, hatta larva oluşmuş durumunda.
Buda çıtanın ikinci yüzü. Bu arada 5 kovana boş çıta girdim, erkeklerin artık görevleri başlıyor. Bu arada havalar 10 gündür bozuk gitmesine ragmen yavru faliyetlerinde gerileme yok. Yogun bir tempoya az kaldı, hafta arası kovan altlıklarına başlayacagım. Tüm altlıklar telli olacak.