Gitmeden sordum enginar fidesi lazım mı? diye... Ses tonu iyi değildi, gene köstebek iki enginarı götürmüş dedi...
Daha önceden lazım olacağını düşünüp bir yerde beklettiğim enginarlardan bir kısmını söktüm. Bu iş kabak tadı verdi ama yarışmak için rakip lazım....
Artık şüphelenmeye başladım, sanki köstebek beslemek için enginar yetiştiriyor.
Önce yemek hazırlıklarına başladık. Düz düz patateste kasis ve çukur buldu...
Menüde eşkıya kebabı var. Yapımını bilmiyoruz, hazırlıklar devam ediyor.
Krom çelikten yapılmış özel tavaya patatesler, soğanlar, biberler domatesler sıra ile dizildi.
Tavuk göğsünden yarıldı. Çarmıha gerildi, yağlı güreş yapacakmış gibi sıvı yağ ile her tarafı yağlandı. İşlemin bu kısmı tamam. Birazdan üzerine teneke geçirip, pişirme işine girişilecek.
Teneke üzerine ağırlık koyduk. Ve tenekenin dört tarafından odunları ateşledik.
Biraz daha kısık ateşte 45 dakika pişmesi gerekiyormuş. Bu kadar zaman tenekenin başında durulmazdı.
Arıları bir karıştıralım dedik. Muhteşem kalfamız gayet ciddi bir şekilde körüğü sen al dedi....
Wawwww.
Demek ben ustayım diyorsun...
İyi dedik sen bilirsin :)
Katlı kışlayan kovanlara baktık yavru durumları başlamış. Körükçülük daha kolaymış be. Sen sadece duman sıkıyorsun, birde arada bilmişlik yaptın mı tadından yenmiyor...
Biz yılın 12 ayı arı açarız. Elimizde böyle arılar var.
Benim anlamadığım memleket karniolcu doldu, ne video ne resim var, maden söylemlerinizin arkasında durun, bir video ve resim çekmek bu kadar mı zor beya...
Bakın ne kadar sakin arılar bunlar....
Bu haftada arı karıştırdık, tüm kovanlar açılıp kapatıldı, bir iğne nasip olmaz mı? olmuyor işte....
Bu arada 45 dakikalık süreyi aşmışız, ateş yanalı bir saat olmuş....
Hemen tenekenin başına gidiyoruz.
Teneke çıkartılıyor. Nar gibi kızarmış tavuk.
En üstteki biber soğan ve domatesler kavrulmuş, alttaki patatesler lokum gibi olmuş.
Közde ekmekleri de kızarttık.
Doktor kontrolünde ne götürdük be....
Yemek sonrası çay faslı vardı.
Peşinden Yalova'dan alınmış fidanların ekimi yapıldı.
Ben enginarları ekiyordum...
Bir ara yüksel dallara ulaşamıyorum dediydi Yusuf...
Bir baktım makas bende kalmış, bahçede bir budama yaptık ki sormayın.
Kestiğimiz yerlere aşı macunu olmadığı için boya sürdük.
Seneye Muhteşem Usta, bir daha benim bahçeyi budayın size kuzu çevireceğim diyecek ama o zaman düşüneceğiz....
Götürdüğümüz enginarların ekim ve su işleri bitti. Nasıl akşam oldu anlayamadık, geri dönüşe geçildi, bereket köprüde az bir konvoy vardı. Takılmadan geçtik diyebilirim. Ümraniye'deki otoparktan arabama binip Gebze'ye 22:00 sıralarında geldim. Haşat olmuşuz...
Pazar günü önceden planladığımız işler vardı. Köylerde biraz gezdik. Çoktan beri keçi ve oğlaklarla ilgilenmiyordum, biraz oğlak sevdim...
Çoban olmak zor zanaat....
Mutlu oğlaklar.....
Daha sonra uzun süredir gitmediğimiz Ovacık köyüne uğradım bazı malzemelerin Darıcaya getirilmesi gerekiyordu onları arabayla Darıcaya bıraktım.
Malzemeler yüklendi, geçtik Zaim abinin yazlığa.
Mangalı yaktık, iki gündür acayip götürüyoruz, Allah'tan hayırlısı...
Hafta içi spor salonunda çok çalışmak gerekiyor, yoksa durum vahim....
Belediyeden mesai arkadaşım Mehmet Zahit Pektaş. Götür bakalım yarasın....
Yemekten önce arılar uçuyordu, polen geliyordu, yemek sonrası hava soğudu. Kovanları açmadık. Genede kara kovanı merak ettim, Zaim abinin en riskli kovanı bu.
Duruma bakılırsa sönmedim, sönmeyeceğim diye bağırıp durur::))
Bu nasıl hafta sonu anlamadım gitti, toplamda 400 km yi geçik yol yapmışım...





























