bahar balı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahar balı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.06.2013

KESTANE BALINA GÖÇ VE ARICILIK İŞLERİNE DEVAM

 Arıcılık, kısacık sihirli kelime, içine girdiğinizde devasa detaylar bulunan arıyı yönetme sanatı, arıları siz yönetemez iseniz arı sizi yönetir.
Arıcılıkta her telden işler yaparsanız, bir yerde ipin ucu kaçıyor, bazen yapılan hataların telafisi olmuyor.
Arıcılıkta her şey zamanında yapılmalı, aynı satrançtaki hamleler gibi...
Kestane nektarı başlıyor, ve biz oraya arı bırakmalıyız, bir hafta geç kalın bir işe yaramıyor.
Kestaneye giden arıların bahar ballarını almak gerekiyor. Ballı arı taşımak her açıdan risktir.
İlhami abinin bahar ballarını hasat ettik, kara çalıdan acayip nektar geliyor ama biz gitmeliyiz....


Baharda böldüğümüz arı, bölünen arı 10 çıtayı doldurdu, bu arı ise 20 çıtada çalışıyor, bir hafta daha erken ızgara konul saymış süper olacakmıştı.Bazı çıtalarda çıkmak üzere olan yavrular var.
Hafta sonu arılıkta rahatımız kaçtı, bir tek koloni terör estirdi, iki gündür boy maskesiyle geziyorum.Bizim arıları ise balla birlikte ye bir şey demiyorlar::))
Mayıs ayının son saatlerinde Gebze'den ayrıldık. Haziran ayının ilk saatlerinde Şile Kızılca köydeydik. Benim arılık ile burası 45 km.İlk tur cuma akşamı yapıldı.
 Cumartesi günü, sıcak bir hava vardı, gök yüzü masmavi, bembeyaz bulutlar...
Beykozlu arıcı dostum Saim Ahmet Gürel, bir koloni getirdi, benim bu yıl tüm anaları değiştirelim dedi. Kovanı açıp memeleri temizleyecek, arı ile çalışırken ben eldiven kullanamıyorum, yiyorum iğneleri yapacaklarımı eldivensiz yapıyorum.Arı o kadar saldırgan ki bir koloni her tarafta peşimizde. Bir rüzgar geldi, tüm arılar nedendir bilmiyorum çekip gittiler, hayret ettik.
Şileye gidecek kovanları ayarlamaya çalıştık, bir süprüz ile karşılaştık, bir kolonide çift çıta transferin günü gene geçmiş.
Hemen çıtaları koloniden çıkardık, bir sürü doğmaya başlamış ana arı memeleri aceleyle kutulara dağıtıldı.
21 Tanede doğmuş ana arı var, koloniyi yeniden açtık, defalarca çıtalara bakmamıza rağmen 5 çıkmış ana arı bulabildik.Saim gittikten sonra bir ana arı daha buldum, onuda kafesleyip aldım, ertesi gün gittiğimde yerde bir ana arı ölüsü vardı, bir tanede çıtada gezen.21 Doğmuş anadan 7 tanesi kurtuldu, 14 kayıpla kurtardık, bir sürü bu yıl bunun gibi telef verdim.Larva transferleri 21 mayısta yapılmış, 10 gün sonra dağıtılacak diyorsun, 10 gün sonrası haziranın 1.günü oluyor. Tabi mayıs 31 çektiği için arada bir gün başınıza neler açıyor....


Gölgede öğlen yemeğini yedik, Saim ipat ile işleri takip ediyor, gelen siparişleri giriyor, firmanın sayfasına düşen siparişler hazırlanıyor.
Cumartesi akşamı gene Şile'deyiz.İstediğimiz kadar arı götüremedik. Mayıs başında yaklaşık 60 ruşetim anasız kalınca, kestaneye arı hazırlamakta çok zorlandım, hiç bala hazır arım yoktu, ilk defa derme çatma kovanlarla kestane balındayız, giden kovanlardan 3 tanesi Akdeniz arısı.
 Suni tohumlama aparatları, üstteki kanca aletteki cımbızı devre dışı ediyor.Delikli bir şey, 0.2 mm lik bir delik mevcut, ülkemizde bu deliği delecek matkap ucu bulamadım, ve Almanya'dan ana arı iğnesini tutacak kancayı istedik. Sağ olsun dostumuz bizim kahrımızı çekmeye devam ediyor. Bir enjektör iğnesi sizce ne kadar para eder::))
Evet üstteki kanca 33 avro::((
Altaki tutucu kanca ise 6 avro.
Resmini bile çekmekte acayip zorlandım, bunu adam nasıl işledi?
Biz parçaya delik delmeyi düşünüyorduk, delikli borudan yapılmış bir malzemeymiş, 33 avroyu verince malzemedeki, detayları görebiliyorsun. Bir arkadaşa telefonda izah ettim,malzeme enjektör iğnesi, bir taraftan sanki taşlanmış diye tarif ettim. Bu malzemeyi işleyebilmek için saatçi eğeleri veya dişçilerin matkapları kafamdan geçenlerdi::))
Bahsettiğim arkadaş iki gün içinde malzemeyi yapmış ve arı iğnesinde denemiş::))
Olan bizim kalfaya oldu, benim malzemelerin sponsoru kalfam dır, sağ olsun::))
Arkadaşın yaptığı kancaları görünce kahrolacaktır.
 Almanya'dan gelen ana arının iğnesini tutan orijinal iğne.Bu resim makro çekim olmasına rağmen bu şekilde gözükmüyor, birde resmi zumlayıp kestim.
Bizim suni tohumlama çalışmalarımız herkesin iştahını kabarttı.Birçok kişi çaktırmadan suni dölleme aleti yapıyor::)
Bazıları kancada takılıyor, bazıları, cam iğnede takılıyor, bazıları karbon tüpünde takılıp kalıyor....
Gelişmeler iyi yönde, bu işi de feci şekilde tetikledik.

Cımbız ile ana arının iğnesini tutarken bazen etrafındaki kasları veya dokularıda tutuyorum ve ana arıya zarar verdiğimi düşündüğüm için bu kancalardan aldık.
Kanca ise insülin enjektöründeki incecik iğne, mutlaka birilerinin bu bilgi işine yarayacaktır. Bir şeyleri kopyalamakta Çin'den sonra geliriz::))

Yeni yumurtaya başlayan ana arılar, yumurta geldi mi atacak yer bulamayınca her göze yumurta saydırır.Minik dalakta yumurtalardan nasibini almış....

Saim beyin arılarını pazar günü açtım gene bir sürü ana arı memesi vardı, temizledim açık yavru olan çıtaları aldım ve yeniden bir düzenleme yaptım ama arı felaket hırçın ellerim kütük gibi oldu.
Böyle 50 kovan olsa ve bunlara bakım yapılsa, etraftan biri geçsin ayvayı yedi, hayvan gelse kesin öldürürler, köpekler ormandan çıkamaz oldu.
Benim arılığımda Ege arılar var, Muğla ve Aydından aldığım arıların sakinleri yollarına devam ediyor, Akdeniz arısı var ve hırçınlarını hemen yok ederim, bir tane Yığılca var, bir kaç tanede kafkas f1, iki tanede İtalyan melezi, arılık süper::))
Bazıları Anadolu arısı istiyor, bundan iyisi Şam'da kayısı derler::))

2011 Yılında arılarımı Muğla arısıyla çiftleştirdim buna mecburdum ve sonucuda merak ediyordum. Neden bunu yaptım, bahar bize geç geliyor arı erkek yetiştiremiyordu, hazır erkek varsa ana arı üretimi yapılır. Sonuç ürettiğim analar sakin.
2012 Yılı ürettiğim ana arıları Aydın'dan gelen, gene ege arılarıyla çiftleştirdim durum gene aynı, arılarım sakin.
2013 Yılı ise Arılarımız Akdeniz arılarıyla çiftleşmek zorundaydı, durum  gene değişmeyecektir, damızlıklarınız sağlamsa banim görüşüm şudur, erkek arılar sakin damızlığa olumsuz etki yapamıyor. Bunu da atmıyorum yalşadıklarımı yazmaktayım....



Yaklaşık 10 çıtalık bir koloni ve bu koloniye 3 tarnsfer çıtası verecegim, bir çıta başlatıldıktan sonra alınacak, diğer 2 çıta Saim beyin, bu koloni hem başlatıcı hemde bitirici olacak 10. gün en geç memeler dağıtılacak.
3 Çıta larva transferine yapışık 3 çıta polen blokeli çıta, ayrıca hiç açık yavru olmayan bir kaç çıta kapalı yavrulu çıta.Bu koloni üç gün sürekli beslenmeli, daha sonra kek verilip 10. güne kadar arı oyalamak gerekiyor. Bazen arılar hava durumuna göre karar verip bu kadar memeyle ne işimiz olur diye memeleri bozabiliyor, kek bu işe engeldir.

Domates, biber, patlıcan bahçem, bu sene salçaya da para vermeyeceğiz::))

Bu günlerde yapraş aşısı veya göz aşısı dediğimiz aşı zamanı, yabani erikleri can erikleriyle aşılıyorum. Genç bir fidan tepesi uçuruldu.

Alttan iki göz aşısı yaptım, fidan kesildiği için çektiği su fazla gelecek ve bu gözleri beslemek zorunda kalacak, aşı tuttuğunda aşının hemen üstünden kesilir ise fidanın besleyeceği filiz sizin aşıladıklarınız olacaktır.
Pazar gününü ana arı toplamaya ayırmıştık, biz gerçi şu işi yapacağım dediğimizde bile elli türlü işe burnumuzu sokmadan edemiyoruz ya neyse.
Pazar günü erkenden işe başlayacağız ama yağmur bir yağıyor bir duruyor, bir türlü işe tam başlayamadım, git gel, yağmur duruyor çık yağıyor mandıraya dön....
Akşam oldu ve hedefin beşte birisini toplayamadım.
Bu kafesler yer tutmuyor o yönü benim çok hoşuma gidiyor, 10 tane ana arıyı bir zarfa sığdırıyorsunuz.
Çıta arısına koyduğunuzda kontrol edeyim diye çıtayı araladığınızda kapak açılıyor, bu istenmeyen bir durum, onun için bir taraftan bantlıyorum.
Toplanan ana arılar bir kişinin bile işini görmüyor, o zaman iki kişiye bölelim gitsin, Bilecik ve Nevşehir şanslı iller, hafta içi her akşam koştura koştura kutularda ana arı aramaya devam, iyi ki iki gün izin almışım ya izin almasaydım halim ne olacaktı.....
Buda saldır ve sakin arıları daha iyi anlamamızı sağlayacak video, altta::))

13.05.2013

YOĞUN ARICILIK İŞLERİMİZ DEVAM EDİYOR

Bu akşam mesai çıkışı arılığa gitmedim, Enes Emin ve İlhami abi arılıkta gerekli işleri yapıyorlar.
Arıcınıun yoğun günlüğü devam ediyor...
Kargoları mı yaptım, gezi zamanı başlıyor...
Bir bahçede damızlık erkek üretimi için bıraktığım kovanın yanına geçen sonbahardan beri gidemedim, bir bakayım ne oldu, içimden de sönmüştür diyorum. Kışa katlı girmişti, gittim sapa sağlam, körük ve maske yok dolayısı ile kovanın kapağını açıp bir baktım arı katta altta durum nedir bilmiyorum kapattım.
Hafta sonu yaşadıklarımız ve bu günü tersten bir paylaşayım.

Dr.İsmail Demir abimizin benden aldığı kolonilerine bazen bakıma giderim. Uzun bir zaman oldu ben Mersinde iken telefon etti birisi alt katı doldurdu, kat koyayım mı diye. Izgara koy, koyduğun kata çıtaları diz demiştim.
Bu arada İsmail abim bir yurt dışı yapıp geldi ben hala ziyaret edeceğim, kendisi aile doktorumuzdur.
Yazlığına gittim kendisi de orada ne güzel....
Abi nasılsın o bana hoş geldin diyor bende ona::))
Arılara daha gelip bakmadın mı dedi, dedim ki abi acayip bir iş yumağı var gelemedim.

Bir kovanda sorun yok alt kat dolmak üzere. Kat konulan kovanı kapağını açtım, örtüyü kaldırdım oda ne::))
Mis gibi bahar balı kokusu geliyor. Peteği kopartıyorum koparma dedi, dedim bunu almamız lazım, daha 3 çıta daha konulacak yer var.
İsmail abi balı aldı, acayip bir mutlu yüz....

Sonra diğer çıtaları merak etti, akşam akşam bende meraklandım körük yanıyor bir bakalım dedik.

Öyle güzel bahar balı gelmiş ki, kokusu hala burnumda, tabi laf aramızda kalsın, bu çıtalardan birisini kesin göçürmem lazım::))
İsmail abi korkuyor abi yaklaş korkma dedimse de uzaktan resim alıyor. Sim siyah giymişim sokacak olsa beni sokar::))
 Abi yaklaş, her çıta bal ile kulübe kapısına mı geleyim....
Dünyada doktor arısı olmak varmış, kovanlar şato gibi kulübe içinde bizimkiler yerlerde sürünüyor, altına bir tahta bile atamadık....
  Artık kendisi kapıya geldi, çıta ortasına arılar yavru yeri açmışlar ama kovanda ızgara var, bir taraftan bal sırlanmaya başlamış.
 Kolonide 7 çıta vardı, sekizinciye dalak atılmış, bende petekleri tamamladım.
Yerim sizi 10-15 güne kadar kendim bu kovanlara özel bir bakım yapmalıyım....
 Pazar akşamı Yusuf Şimşak kardeşime gecikmelide olsa biraz arı kolonisi götürdüm.
Arılıkta İlhami abiyle bir gece yarısı anısı oldu::))
Yusuf Şimşak arılığı.

 Yusuf gündüz toplanan ana arı deposunu buldu arabanın içinde, yılan gibi bu analar diyoru::))
 İlhami abi olumsuz vaka derler ya, yemedim yedirdim,tipe bakın, bu adam beni kahrımdan öldürecek::))
Yemek üstüne çay, İlhami abi sek su içiyor, bu arada gece yarısı olmuş hala eve döneceğiz.
Rahmetli amcamın bir sözü vardı, derdi ki "lafın harmanı olmaz" Bir kalkalım hele. Gece İlhami abiyi Darıca'ya bırakıp saat 2 de evime girdim....
Sabaha mesai var.
 Hafta sonu toplanan ana arıların istifleri ve sulanmalı yapıldı, akşama her biri bir başka şehre doğru yolculuk edecekler.
Akşam üzeri bu ana arıları sahiplerine yolladım. Erkan ise ben bu haberi yaparken yoldaydı. Nisan içinde söz verdiğim çoz az bir şey kaldı, bundan sonrası artık inşallah kolay.
 Bazen transferlere taban yetmiyor, tabanı eksik almıştım, başka sorunlarda var. Elimde 3-4 degişik janter ekipmanı var, Yurt dışından gelenler standart, bizimkiler işe bir el attı, her biri başka ölçüde. Bazıları girmiyor, bazıları düşüyor, bazıları da rahat.
Hepsini bir arada nasıl kullanırım diye bir düşündüm, kafada olay tamam, Cemil ustayı ziyaret ettim::))
Ustam böyle bir şey düşünüyorum, 3-4 mm kontra varmı, o olmaz agaç  yapayım dedi, seni mi kırayım yap bakalım deyiverdim.
Sıfır malzemede memeler kayıyor ama ikinciye kullanılan memeler güzel oldu. Vida takar gibi, kısa yeri geçirip çeviriyorsun ahada olsu::))
Daha yakından bir görünüm, çıkartılırken gene çevirip dar taraf kendiliğinden çıkıyor zaten.Janter ekipmanları,
Tüm malzeme bu, nedense bu marangozlardan ve projelerden kopamıyorum.....
 Arılıkta işlerimizin arasında saf erkeklerin üretimi de devam ediyor. Plastik erkek gözlü petek.
Çalışmalarımız her alanda devam etmekte, saf arı üretmek bizim için sıradanlaştı, sırada hibrit çalışmalarımız olacak...
Bir yarım çıtada en azdan 15x15 erkek var, iki yüzünde en az 300 den fazla erkek arı yapıyor, biz zaten hepsini bir seferde kullanamıyoruz, yarısını kullansak bize çok bile, nasılsa bu yıl çalışmalarımız bir noktada değil.
Aydıncıktaki ilk döllediğim Akdeniz arısı. Erkekleri ise İlhami abinin geçen yıl sabit arılıkta 60 kilo bal yapan koloniden.
Numarayı bu tip arılarda tersten başlattım.
İlk turda 5 uygulama yapıldı, 1 ve 98 yollarına devam ediyor.

Aydıncıkta ki ikinci uygulamada gene 5 tana arıya uygulama yapıldı. Gene ikisi sağ kaldı, 2 ve 3 yolarına devam ediyor.
Sadri abiyle yaptığımız uygulamaya 7 ana arı alındı, hepsi hayatta biri yumurtaya başladı.

Bu arada Aydıncıkta ikinci turda döllediğimiz ana arılardan birisini, Sadri abiye arısıyla verdim. Yolda ana arıya bir zarar gelmemesi için 2 numarayı kafese aldık.

Geçen hafta bir şey öğrendim benim açımdan olay önemli.
Bir arkadaşım ana arı almaya gelmişti, dedi ki bir yerden karniol anası aldım, anasınıda sen vermişin deyince işin şekli değişti.
Ben hiç bir ana arı üreticisine damızlık ana arı vermedim bu biline. Birileri benim arılarımdan ana arı üretiyorsa melezin melezini üretiyor buda bilinsin.
Bu güne kadar ekip dışına damızlık hiç kimseye verilmemiştir. Bir yerde pasta varsa, bazı insanlar yalanlar söyleyip o pastadan dilimler kapmaya çalışıyor.

5.05.2013

UZUN BİR AYRILIKTAN SONRA YAZLIKTAYIZ...


Ocak ayında bu koloni biri kapalı biri açık olmak üzere iki çıta yavrusu vardı. Koloni gücü taş çatlasın 5 çıta. 20 Ocakta 3 nolu suni tohumlanmış ana arıyı yedeklemek isterlerken yakalamıştık, yeni doğan anayı öldürüp, eski anayla devam edin mesajı vermiştik.
Her hafta rutin kontroller yapmamıza rağmen koloni ana arıyı yedeklemiş ti, belkide arıcılık tarihimde bu bir ilk ti, şubat ayında yeni ana çiftleşip kolonisine dönmüştü, eski anayı görememiştik. Bu yıl genelde yurt genelinde havalar ılıman ve genelde bir çok kolonide erkek arı eksik olmamıştı.

Bizim paylaşımlarımız genelde birbirinin parçalarıdır.
Ocak ve şubat aylarında neler yapılmış, bu koloniyle ilgili görebilirsiniz.
En son ben Mersine giderken, 15 Mart günü, koloni 9 çıta olmuştu, bir daha ne zaman geleceğim belli olmadığı için 9 çıtalık kovana tam kat verip yazlıktan ayrılmıştım.
Bazılarına göre koloniye bir iki ham çıta verilmeli....
Kış günü kat verdik...
Aradan geçen süre ise 50 gün ve o günden beri ilk defa buraya gelip 3 numaranın kızının kapağını açıyorum.

Görüntü harika kat dolmuş petekler ağarmış.
Altta bu koloninin videosu var, 20 şubatta katını almamıştım, bir hafta sonrası katını havalar soguyunca indirmiştim, hepsini video ve haberleri mevcut. Aynı koloniyle alakalı baharda 3 video çekip yayınlamıştık, alttaki video ilk videodur.
http://www.dailymotion.com/video/xwwpiv_3-nolu-saf-ana-ari_animals#.UYa3hqKjeQA

Katta ki yemliğin altında bahar balı var, yemliği çıkarttım petek koptu. Gözler ışıl ışıl bahar balı dolmuş. Güzel nektar geliyor.
Baktım olmayacak katıda almam lazım. Resim çekecek kimsede yok yalnızım  buraya kadar işi götürdük gerisi biraz zor olacak.Kovan otların içinde kaybolmuştu::))
 Katı indirdim, alttaki balı kesmem lazım, bıçak lazım tabak lazım.
Komşu göz doktoruna seslendim abi iki tane tabak getir::))
Her taraf ot olmuş, kovan tek kat olunca kayboldu....

Elinde çıta olan göz doktorumuz, yanındaki de doktor arkadaşı.
Geçen seneden beri sanki bayağı bir merak sarmış gibi ben kovana üçüncü katı verirken bayağı sorular sordu.
Doktorumuza benim ayfonu verdim, ben tabaklara bal keserken sende resimleyi ver::))
Bazı resimlerde kafamı uçurmuş ama olsun::))
 Yemlikler deki arıları silkeliyorum.

 Birinci tabak tamam, bu arada doktorumuz bana Kastamonu'dan oğul balı almış onu tattırmak için bir tabakta petekli bal getirmiş::))
Tadına baktım, ne koku var nede bir şey, nasıl dedi, dedim bilmiyorum, sen bizim balın tadına bir bak, sonra konuşuruz::))

Halis kara kovan balı, tabak tabak ikram ediyorum, nasılsa benim değil Zaim abinin::))
Zaim abide uzun süredir yazlığa gelmemiş kovanın katlı hali bile otların içinde gözükmüyordu, arılar kovana girebilmek için ne tırmalamış, ne sektirmişlerdir....

İkinci tabağıda hemen yan tarafta bulunan komşuya yolladım::))
Yapılanları izleyen doktorum, yav bende evin yanına iki kovan koysam mı? gibi laflar etti, dedik iki kovanın  balını bir senede yemeyle bitiremezsin...

Bu esnada balın tadına da bakmışlar yav bu mis gibi kokuyor bizim oğul balı bunun yanında saman gibi dedi::))
Dedim ben saman gibi diyemedim...

 İkinci katın iki tarafında sırlanmaya başlamış ballı çıtalar vardı, iki çıtayı üçüncü kata aldım.
Akdeniz arılarıyla çalışmaya başladıktan sonra, maskesiz arıcılığı özlemişim::))
Bu arıyla çalıştıktan sonra, surat maskesi bile adamı boğuyor::((
Bir tanede çıkmak üzere erkekler vardı, bu çıtada bizim için önemli, bu arı F1 ve dolayısı ile erkekleri saf, her zaman saf erkek bulundurmayı bu sıralar eksik etmiyoruz. Kata aldığımız erkekler bir yere gidemezler, çünkü altında ana arı ızgarası var, yakında anasız bir bölmeye bu erkekleri naklederiz. Erkekler doğduktan 15 gün sonra spermleri alınıp kullanılabiliyor.
Kovan böyle ot içindeydi, sonra giriş tarafını bayağı bir yoldum gene kapanır diye, otların üstüne malzeme koydum. Çift kat kuluçkalık yapılıp,üçüncü katın altına ızgara koydum.
Zaim abiyi aradım, bal var mı diyor, dedim 15 güne kadar çıtalar sırlanır, bal varsa geleyimmi deyip duruyor, haberi okursa canıma okur::))
Sen kimin balını kime dağıtıyorsun diye....

Koloni ne rahatlamıştır, gidiş geliş yolu temizlendi, birde alttan havalandırmasını az geri çekip, alttan  havalanıp rahatlamasını sağladım.


Arılıkta dünya işim var ve ben arılıktan bu sıra iyice yıldım, işleri de başkası yapmayacak ama az bir şey topu taça atıyoruz işte...
Otlar içinde kaybolmuş enginarların etrafını azda olsa çapaladım, yazlıkta bir saat filan kaldım ama bir sürü iş yaptım. Köyde dünya iş beni bekliyor ve ayrılıyorum yazlıktan...

Oda ne, o enginar mı?...::))))
Yarış mı vardı....