beyazpüren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyazpüren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.03.2011

ARICILIK, KARNİOL ARISININ KIŞLAMASI


Bu gün 2011 mart ayının 27 si.

Dün ve bu gün hava lodosluda olsa çok güzeldi diyebiliriz.


Tüm kolonilerimize genel bir bakım yapıldı, anaarı ve yavru durumları nedir hepsinin çıtaları çekilip kontrol edildi.


Bir çok kolonide erkek üretimi için soguk sıcak fark etmeden 15-20 gündür şuruplama yapıyoruz, kullanmış oldugumuz arı ırkı karniyol ve bu arıyı normalde zaten durduramıyorsunuz beslediğinizde ise hemen karşılık veren bir arı. Petek örüp erkek atıyor, bazı erkek yavrular kapandı, geçtigimiz seneye oranla bir ay gerideyiz.



Kış arılarımız artık tamamıyle olmasada yerini genç nesile devretti, kolonilerimizde çok az yaşlı arı kaldı.


Arıcılıkta kıymetini bilemediğimiz kış arıları nesilden nesile geçişlerde çok önemli.


Kolonilerimiz o geçişi şu an tamamlamak üzere ve nufusları bayagı bir düştü, bundan sonrası atak zamanı. Eskiler öldü ve koloni artık hızla nufus artışına gidiyor.


Kış arılarının erken ölmesinin birinci nedeni ise kışın kolonilerimize kek vermektir.


İsteyen bana inanır isteyen inanmaz.



Bu gün Sultanbeyli'ye gidecektim.


Keklenecek arılarım var, bazı işlerin kesintiye ugramaması için kolonilerde kek kullanılacak.


Kekçi Mustafa abiyi aradım, Maltepe'deyim dedi. Satılık arı varmış onlara bakıyordu.


Bende Tugay beyi aradım bir yerde arı var, görüşmek istersen diye telefon ettim. Tugay beyde bizim arılıga geldi. Konuştuk henüz görüşmelerden netice çıkmadı.


Bende Mustafa abiye gidemedim, önümüzdeki günlerde hava yağışlı olacak.


Ormanda 3 kovan arı bırakmıştık, havalar iyiiken bir gidip gelelim dedik.


Yolda hacı abiyle konuşuyoruz yav kaç ay oldu acaba yaşıyorlarmı filan derken, bizim sıgırlıktaki arılıga bitişikler, yörük Halil bekliyor nasılsın ne var yok filan diyoruz.


Halil iyilik, geçen kar yagdığında sizin kovanlardan birisini avcılar açmış ben kapattım dedi. Arılar nasıllar dedim üçüde yaşıyor dedi::)


ben yanımda akide şekeri vardı al şunu bir ye dedim::))


Hacıyada dedimki müjde verdi, bir şeker daha verem mi?


Hacı ben arıları kendim görmeden inanmam, şekere yazık etme demezmi, töbe töbe::))



Yol üzerinde bizim arıcı arkadaşlardan Bilal Yıldırım var baktık kamyonu orada, girdik yanına.


Muhabbet esnasında yörük halilde geldi.


Bilal abinin arılar berbatmış kendisi öyle söyledi, arılara kek vermiş, el kadar yavru yaptılar diyor ve bu sene sönen koloni sayısı 40 tane.


Kolonilerinin çok zayıf oldugunu söyledi.


Arıcılara arınıza şurup verin dediğimde sanki onlara küfür etmişim gibi bir tuaf bakıyorlar.


Bilalede aynısını dedim, kovanlarda arı yok, şurupluga giden geri gelemz diyor, dediği dogru, zayıf koloni şuruplukta telef olur. Poşetle şurup ver dedim acayip acayip baktı. Anlattım ama nafile, iş işten çoktan geçmiş, zayıf koloniler kendine gelecekte bala çalışacak, Allah yardımcın olsun deyip ayrılıyorum.


Bu arada hacı kayıp, çaktırmadan arılarımızın yanına gitmiş.



Sıgırlıkta baharda açan beyaz püren açmaya başlamış, yakında orman benbeyaz olur. Buralarda bu bitkiye deli yılgın diyorlar.






Baharda açan beyaz funda, deli yılgın yada beyaz püren.



Bende arılarımızın yanına gittim.


Hacı vallah kovanlar sağlam 6-7 çıta arı gözüküyor dedi.


Bu kolonileri burada bırakıp gideli tam 5 ay dolmuş.


Ekim ayı içinde buradaki arılarımızı alıp götürdük.


Bu üç koloni burada bırakıldı.


5 Aydırda ilk defa gelebildik.


Bu kadar koloni sönmelerinin yaşandıgı bir ülkede.


Bu koloniler sağlam, kek vermedik, şurup vermedik ve 5 aydır hiç görmedik.


Bu koloniler karniyol ırkı.


Geçen senede aynen burada bırakıp, 4 ay sonramı gelmiştik aynen yaşıyorlardı.



Kovanlar ise içler acısı derlerya aynen öyle kovan hacı yapımı, su kontrasından. Doğru dürüst kapak yok, belkide en berbat çıtalar bu kolonilerde ve hala yaşamak.....


Tüm olumsuzluklara rağmen.


Kıştan beri arı besleyenler bu arıya çamur yapsınlar bakalım.



Burada bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Karniol ırk arılarda kırmızı degilde maun renk propolist olur.


Bu renk propolisi kafkas arısında kesinlikle görermezsiniz, karniol bu propolisi nerden buluyor bilemiyorum.


Aslıda bu konuyla alakalı bayagı bir arşiv resim toplamıştım şu an nereye attım bilemiyorum.


Bu resmi büyütürseniz bazı yerlerde göreceksiniz.


Biz eskiden yerli diye isimlendirdiğimiz arılarda bunu görüyorduk, meger karniollarda bu huy varmış. Yerli dedigimiz arılarda bir şekilde karniolların uzantısı var.



Arıları çuval örtüp çımbalayarak yola hazır ettik, kovanların kapakları filan zaten berbattı ancak bu şekilde bu koloniler taşınırdı.


Hacı malzemelerimizi topladı ormandan çıkıyoruz.



En son kapıyı kapatacak, resim alacağım yav çekme dedi, hep böyle der ve güler yan cebime koy der gibi::))




Arıları gebzeye getirdik, burada bir başka püf noktası var. Havalar soguk ve gece taşınan kolonileri sehba üzerine almayın.


Yere koyarsanız daha iyi olur, neden derseniz?


Kovanı açtıgınızda arı yere dökülür ve geri çıkamaz.


Bir gün sonra sehpaya alırsanız daha iyi olur.


Hemen körüğü yakıp, üç koloniyede poşetle invert şurup verdim.


Bu koloniler iki senedir ormandan hiç çıkmadılar ve iki kış geçirdiler.


Benim açımdam güzel bir deney oldu ve sonuçları geçen senede paylaştık bu senede paylatım.


Geçtiğimiz sene ormandan çıkış haberimiz alt linkte.

Hayret bu kolonileri 2 senedir radarda çarpmamış::))

Biz 5 ay sonra bu kolonilerin yanına gittik.


Karniol arısının kışlaması, ancak bu kadar güzel denenebilirdi.Bağlantı

9.01.2011

ARICILIK YOK AMA YOGUN BİR HAFTA SONU OLDU


İlhami abi çoktan beri programlar yapıyordu, her defasında bir şeyler oldu bir türlü gidecegimiz yere gidememdik.
Bir gün öncesi, dediki yarına işin varmı, var ama gezi olunca işin bir önemi olurmu?
Zaten dün çok çalışıp hast olmamışmıydım.
Gidecegimiz yer Gebze'nin köyleri.
Zaim abininde bu köyde villası var.
Burada arı olurmu?

Bu cumartesi arılıktaki yazdan ayarladıgımız malzemeler vardı. Bu malzemeden başta ballık veya kat, anaarı çiftleştirme kutusu ve ruşet kovan yapılabilir.
Münübüsle iki tur yapıp tüm malzemeyi atölyeye getirdim.
Ben her parçadan bir yan almayı düşünüyordum, Cemil usta bir hesap yaptı, bir yan birde ön çıkıyor hiç firesiz ruşet.

Benim hesaplara kalsaydı malzemenin yarısı odun olacaktı.
Cemil usta malzemeyi odun olmaktan kurtardı, herkesin branşı bir başka oluyor işte::))
Ufak bir sorun var, yana gelen parçada delik var.
Onunda icabına bakıldı, aşagıdaki gibi yanlara pervaz döndüğümüzde olay tamam.

Bu gün bu parçaların hepsini tam gün çalışıp bir numune çıkartıp ona göre biçecektim.
Cemil ustam, bu gün arıyor nerde kaldın. Dedimki ben haşat oldum ava gittik::))
Hani gelecektin, gelecektikte gelemedik niye kızıyon, sanki yazmı geldi, sanada geliriz daha.

Oksalik asit damlatma yöntemi uyguladıgımız kovanlardan alınan resimlerden.
Oksalik asit kimyasallar gibi uygulandıgında hemen tüm varroalara etki etmediğini düşünüyorum.
Ben uygulama yaptıktan bir gün sonra tüm çekmecelere baktım, 5-10 tane varroa düşmüştü.
Dedim yav hiç varroa kalmamış.
Bir kaç gün sonra baktım gene düşenler var ve bir hafta sonrası kontrol yapıldıgında bayagı bir varroa düşmüş.
Kontrol esnasında çekmeceleri hiç temizlemedim.
Kontrolden sonra, çekmeceyi yerine taktım.
Oksalilk asit damlattıgınızda bunun etkisi en az bir hafta devam ediyor.
Benim izlenimim bu.
Yakından bakıldıgında bayagı bir varroa düşmüş.
Bunlar baharda tam damızlık varroalar olacaktılar::))
Sonbahara kadar bunların kaç kuşak torunu çıkardı bilemiyorum.
İşimiz kalmadı, varroaların torunları aklıma geldi, işsizlik zor işte.

Zaim abi ve İlhami abi, bunlar çocukluk arkadaşları.
Zaim abi hakim ve görevi geregi bir çok vilayette çalışmış şu an memleketi Gebze'de görev yapıyor.
Görünüş gayet soguk, fakat acayip sıcak espirileri olan birisi.
Bu yaşa kadar kim bilir ne olaylarla karşılaştı, neler görüp geçirdi, ilginç anıları olan birisi. Hazır lafı bol birisi.
Bu yaştan sonra arıyada merak sarmış, gereken yapılacak.
Benim kalfa kesin eyvah adam belayı buldu dermi der::))

Ormanda hala açık kocayemiş çiçekleri var, çiçekleri dökülmüş minicik meyveler, yaklaşık 8 ay sonrası yenecek hale gelir.

Ormanda manzaralar süperdi, av bahane zaten hiç bir şey kalkmadı.
İlhami abi çok dinamik birisi, sürekli ava gidiyor, ava ara verdiğinizde bir çok yeteneginiz yavaşlar, avda ise çok seri olunması gerekiyor.
Ormanda efor testi, saatlerce dolaştık.

Hala olmamış yabani muşmulalar var.
Zaim abi ceplerim doldu, artık kalanlarıda kuşlar yesin dedi.
Cepleri doldurmadan kuşları düşünen yok, dedimki daha benim cepler dolmadı, bir kaç avuç bana topladı ve dediki senin cep farkir cebi gibi bu cep dolmaz::))
Fakir cebinide ilk defa duyduk tabi.

Biz ormana zevk için gelmişiz, köylü ise verilen temizlik işini süresi içinde bitirmek için tabir yerindeyse yardırıyor.
Orman işletmesi kısa bir süre verir derki, ormanın şu bölgesini, 10 gün içinde temizleyeceksiniz.
Köylü o alanı hane sayısına göre paylaşır.
Temizlik ise traş eder gibi kesim degildir, sık olan ormanlık alanların içinde seyrekleştirmeye temizleme deniyor.
Genelde kalın olan agaç kalır, ince olanlar kesilir.
Böyle yapıldıgında koruluk gibi oluyor, seyrek agaçlar ve dev gibi büyür ve altında çok rahat gezilebilecek duruma getiriliyor.
Köylü zorunlu olarak verilen sürede işi bitirmek zorunda yoksa süre bittimi artık bir agaç bile kesemiyor.

Bir ara açıktıgımızı hatırladık. Aslında acıkma degilde pil bitti, dinlenmek için bahane be::))
İlhami abi sıgara böregi yaptırmış. Afiyetle götürdük, bu sefer doktor yok, hakim gözetiminde yedim.
Nerde gençler var beni buluyorlar Allahtan hayırlısı bakalım.



Köpeğin ne degeri varki demeyin, köpek villada yaşıyor ise unutulması zor be.
Bu nedir diye gidip okudum.
"Balım, tarihler vardı 2008 yılında ölmüş,
Canımız köpegimiz seni hiç unutmayacagız"
Yazıyordu mezar tahtasında.
Ben bu köpek hırıstiyanmış dedim zaim abi, ilk bende aynı şeyi düşündüm fakat bu tahtayı başka türlü nasıl buraya monte edebilirsin diyor. Yav bu villa köpegi, insan bir mermer yaptırmaz mı?


Ormanda çalışan köylülerin traktörleri ve bir tavşan köpeği kupay cinsi.
Villa köpegine filan özenip ölme, sana mezar bile kazmazlar haberin olsun.


Bu sene havaların acayipliği, erken ilkbaharda açan deli yılgın dediğimiz baharda açan beyaz püren, açmaya başlamış.

Bu püren baharda açtıgı için hiç kıymeti yoktur. Baharda bir sürü çiçek oldugundan dolayı arı zorda kalmadıkça gidip bu minicik çiçeklerle uğraşmıyor.

Zaim beyin villası, inşallah burada arı olurmu bir test edilecek.
Bir kaç sene kullanmayacagım, malzemelerinide depolayabilirsiniz diyor.
Allah her şeyin hayırlısını versin.

Yabani muşmula, eve gelip ceplerimi bir boşalttım, abartmıyorum kesin iki kilo muşmula var, birde cepler tam dolmamıştı, kurdun kuşun hakkını yemeyelim diye::))



av sporu ve ormanda gezi
Yükleyen Ali_Turk. - Basketbol, beyzbol, güreş ve diğer spor videoları.



Ormanda av olarak hiç bir çıkmadı ve sadece taş vurduk taş.

5.04.2010

3/4 NİSAN 2010 DAN SEÇTİKLERİM

Gene düldülümle yollardayım::=))

Pazar günü balkondaki safın metrosunu, arılıga götürmeye karar verdim. Balkondaki safı kışın daha ufak olan 10 lu metroya almıştım, daha derli toplu olsun diye.

Anaarı üretiminde, anaarı üretim kutularını arıladırılması,ayrıca anaarı kutularının beslenmesinde vazgeçilmez bir kovan tipidir. Herhangi bir standart ölçüsü yoktur, anaarı çiftleştirme kutularına göre tasarlanır. İlk yapmış oldugum strafor çiftleştirme kütularının çıtalarını esas alarak tasarlamıştım. Daha sonra strafor kovanlar çöp oldu ama çıtaları ve çıtalarına uygun ağaç anaarı çiftleştirme kutularımız ve bunların uzantıları olan metro kovanlarım arıcıların dikkatini çekmiş olup bir çok degişik boyutta kullanılmaya başlanmıştır.

Hala bir çok degişik amaçlı yeni metro kovanlar oluşturmaya devam ediyorum. Şu an elimde 20 li, 15 li,12 li, 9 lu ve 3 lü olanları var. Şu an ise 30 çıta alabilecek ve her gözünde 3 çıta olacak
ve 10 bölüm. Bazı işler için kutuyla anaarıların nakillerinde bir kutu götürdügünüzde 10 anaarı ve arısıyla taşınabilmeli.Metroların faliyetleri başladı, ilk çıkan analar için hemen cumartesi günü yapılan kutu arılandırmalarında ballı çıtaları bu metro kovanlardan aldım.

Pazar günü ormandaki arılara girder iken yolda taze hacıyı aradım. Oda benle görüşmek istiyordu. Arıları yeniden taşımış. Kendisi kovanlarına boya yapıyordu bölmeler yapacakmış. Bir akşam üstü kısmet olursa larva tranferine gidilecek. Kendisine en kuvetli kovanıyın anasını iki üç çıtayla al dedim. Kovan anasız kaldıgını bir anlasın, ben geregini yapacagım. Fazla duramadık ve ormandaki arılarımıza doğru yola devam edildi.

Bunları şimdiye kadar hiç gündeme getirmedik. Bu beyaz çiçekler pürendir. İlk baharda açarlar ve orman bembeyaz olur. Bu sene biraz dengesizlik var, çok canlı olması lazım heralde soğuklardan bazıları açamamış. Bu yörede pürene yılgın denir. Bunada deli yılgın diyorlar. Yani beyaz ilk bahar püreni.

Arılarımız gittiğimizde krem renkli polen getiriyorlardı, o polenler bu pürenlerden gelmektedir. Dert hep aynı idi bahara güçlü kovanlarla çıkamadıgımız için, bu pürenler açar solar bizim haberimiz bile olmaz. Tabiki nektarlarımız dolayısı ile balımız toprak olmakta. Güçlü kovanlar olsa hedef bal olacak ve arıya nektar arayacaksınız. Şimdilik kovan geliştirdigimiz için bu işleri ilerde yapacagız.

Kovanlarımız kendi kendisine bahara çıktı. Biz şimdi kenara çıkıp baktıgımızda arıların işine o kadar çok karışmışız ki. Bu birazda malzeme ve ilaç satanlardan kaynaklanıyor.

Siz arıcılıga başladınız ne sebeble olursa olsun. Bir koloni arınız var ve bir şey bilmiyorsunuz. Malzemeciye gittiniz.

Doğal olarak ne lazım ne yapmam gerekiyor demeniz yetiyor. Size hemen çok gerekliymiş gibi bir kaç ilaç ve vitamini çakıyorlar. Kesinlikle bunları kullanmanız gerekiyor diyede tavsiyede bulunuyorlar.

Zaten arıyı şurupladığınızda gerekli en büyük iyliği yapıyorsunuz.
Bende geçmişte kim ne dediyse yaptım. Daha sonra araştırmalarım ve kendime göre düşüncelerim vardı onlarlar karşılaştırdım. Mehmet Yükselle bu konuları enine boyuna konuştuk, Mehmet'e diyorum her hangi bir ilaç ve vitamin kullanıyormusun, sordugum soruyu hayretle karşılıyor. Abi görmüyormusun yapmış olduklarım ortada diyor. Şurup zaten hazır geliyor katkısız, kek derseniz gene aynısı. Zaten bizim bilim adamlarımızda illaki kek kullanacaksanız içine bir şey katmayın diyor. Fakat arıcıları eski ve piyasada söz sahibi kişiler çıkarları için insanlara hiç kullanmayacakları şeyleri önerip satıyorlar.

Bakın aşagıdaki kovanların haline, bu arılar son bahardan beri ilk defa açıldı. Hepside karniyol F2 dirler. Ormana götürdügümüz F1 karniyollardan birisini nakil yaparken kovan dagıldı, dolayısı ile ormanda bıraktık, bende daha sonra gidip geçen sene temmuz ayında ikişer çıta bölüvermiştim.


Fotolar küçük boyutta, nedenide hafıza kartı doldu. hacı filim çekerken filim bittikçe makinayı kapatmadıgı için, mod degiştirip resim çekmek zorunda kaldım. Orman da beyazlama başlamış, ilerleyen günlerde benbeyaz bahar püreni açacaktır.

Ben bu rutubet işinden bir şey anlamadım gitti. Hatta bir ara anaarı üretimiyle alakalı bir yazda diyordu ki, içerde %60 ornında rutubet veya nem olmadıgında anaarılar memeleri açıp çıkamazlar yazıyordu, yani rutubet yoksa memedeki anaarı doğamıyor. Kovanlara bakıyorum rutubet var, fakat arılar sağlam ve son 3 yıl içinde kovan sönmesi yaşamadım.

Örtü bezi olan kumaş bayagı ıslak ama arıların umurunda degil.

Bu günlerde bal gelmeye başlamışki çıta aralarındaki peteklerde ağarma var. Görüldügü gibi kovanlar dandik, kapak dandik, örtü bezi su içinde arılar bunca olumsuzluga rağmen hayattalar. Son bahardan beride bu kovanları ilk defa açıyoruz. Aylardır arı besleyenler var, bazıları karniyollar aç kaldı diyenler var. Karniyollara hakaret ediyorum zannedip, kendisine hakaret edenlerin ilerdeki kıvırtmalarına ayriyeten bakacagım.

Ormnadaki 4 kovanın her birinden 4 yavrulu ve arılı çıta çekip ruşete koydum. Bu işleme devşirme usulü koloni oluşturma deniyor.

Çıtalar yolculuk esnasında kaymasın diye birbirlerine bağlanması gerekiyordu. Ormanda en uyğun malzeme ise yanımızda götürdüğümüz kartondu. Arıcılık gereci degil ama her arıcının el zımbası olmalı. Bir çok işi o kadar basite indiriyor ki.

Ormandan çıkıp, Pelitli'deki Muğladan gelen arılara dalıyoruz. Zaten yer sahibine söz vermiştim sana iki kovanın anasını ve 2 çıta yavrusutla verecğim diye.

Adamcağız bayram etti. Hemen kovanı böldüm, anaların ikisinden sepetledim gitti, hayrımız olsun, inşallah ilerde kulaklarımı çınlatmaz.::))
Bu arada pelitliden ayrılamadık, hacının araba çalışmadı en az bir km araçla taksiyi çektik, nihayet çalıştıda Gebze'ye gelebildik, iyi bir macara oldu.

Böldüğüm kovanları Gebze'deki arılıga getirdim.

Resmin solundaki devşirme ruşetimiz. Anaarı kutusu alttaki sandıgın üstündeydi bu sehpayı yeni koyduk. Muğla'dan gelen ve yeni bölünen arıları akşam hava karardıgında açtım. Kovanın üzerinde havalandırma olarak iki kat soğan çuvalı var. Muğladanda buraya gelirken aynı yöntemle geldi.

Bu Muğla'lılar körük vurdukça çogalan arı, körük arı sakinlesin geri çekilsin diye kullanılır, bunlara duman verdikçe çogalıp azıyorlar ve mahalle ortasında bir şey yapamıyorum. Elim ayagım bağlandı, hayırlısıyle bir şunları dagıtıp yok etseydik kazasız belasız şekilde.

Ormandan gelen devşirmeyi açıp kovana aldım, yav arı yoldan gelmiş birisi kalkıp bir şey dese, bu arılar bu kadar sakin. Zaten burada sadece bir kutu vardı o anaarı kutusunun arısınıda bunların içine silkeledim. Anaarıyıda kafesle kovanımıza verdim. 10 gün sonra çıtalardaki yavrular çıktıgında ful 6 çıta arı olurlar.



Kovana aktarmadan elimizde hala ballı çıtalarımız var onlardan yavrulu alanın her iki tarafına duvar çıtası olarak ballı çıta verdim. Ayrıcada kovanı çuvalla sıkıştırdım.

Muğla'dan gelen anaarılardan birisi. Arıcılıkta dışardan bakıp bu anaarının adı şu demek zaten imkazsız. Bu ırklarla alakalı ayrı bir dal var, morfolok diye. Ülkemizin yeniden baştan sona taranması lazım bana göre tüm ırkları kafkas arısı melezleştirdi. Irklarla alakalı ünüversitelerin elindeki bilgiler o kadar eski ki sormayın. Efendim işte papaz 1950 yılında şunu demiş, şu çaresizliğe bakarmısınız. Bu da ünüversitelerde veri olarak makalelerde kullanılmaya devam ediliyor.


Herkes oturdugu yerden arılara isim ve ırk takabiliyor bu iş bu kadar basit yani::))


Karniyol saf arılarımdan birisi.Bu sene ne kadar sürecek bilmiyorum ama bu safları yedeklemem gerekiyor. Yurt dışına bağımlı kalmak istemiyorum.


Bu arada cumartesi üzücü bir şey oldu. Ben yaklaşık 15 gün öncesi özel işlerim için larva tranferi yapmıştım. Memeleride kafesledim, anaarılar çıktıklarında kutuya kafesle verip gerektiğinde çıkaracaktım. Cumartesi sabah baktım hala doğum olayı yok. Arılıkta yapılacak işleri yaptım,merak edip tekrar öğleden sonra bir daha bakayım. Baktım iki kafeste anaarı çıkmış birisi gayet iyi dolaşıyor birisi kafesin dibinde debelenip duruyordu. Sorun oldugu belli hemen kafesi açtım bir baktımki kafesin dışından yeni çıkmış karniol anaarının ayaklarını koparmışlar, fakat yaşıyor kafesle cebime koydum, bir yerdende iyi oldu der gibi.

Bu seneki ilk anaarıyı öldürdüm, zaten akşamları antremanlarım devam ediyor. Mikroskop altında belki iki saat canı çıkmadı, hala hareket ediyordu. ::((





Anaarı üretim kovanı, yeni çıkmış anaarıyı bu hale getirince, hemen hacı abiye dedim kovanı dagıtıyoruz. Bu iş için yaptıgım metro kovanlar henüz bitmemişti. Bizde üçer çıtalı eski anaarı çiftleştirme kutularının her bir gözüne tam bir çıta olmasaca iki kutu çıtası saracak arı silkeledik, biri çıtanın ballı birisi kabarmış boş, hemen memeleri verdik ve depoya kaldırdık. Şimdi kutu gözlerindeki işçi arıların anaarıyı begenememe gibi lüksü kalmadı. Herkes memesine ve anasına sahip çıkacak. yaklaşık bir haftada ergenlik çagına gelen anaarılar bu süre içinde dışarı çıkmasına izin verilmeyecek. Çıkışlarına anaarı ızgarası koyacağım.
Pazar günü akşam üzeri larva tranferi vardı, Muğladan gelen arıları karıştırmak gerektigi için geç vakte kadar bekliyorum. Bir çok konuda çalışmalarım sürüyor. yaklaşık 10 gün sonra en azından 100 kutu gözüne arı doldurulması gerekiyor dünkü tranferlerin yerlerini hazılamak için. Bu akşam ise yeniden bir transfer yapacagım, tarnferi yaptınızmı gerisinide getirmelisiniz. Demek ki bundan sonra durmak yok......

Ormandan görüntüler var.