
Bir arı sevdalısı, bizim çalışkan öğrenmeyi sevenlerden yani.Muğla'daki kongreyide merak edip gitmiş bazı resim ve bilgiler verdi.Ne kadarda gel gitme dediysem dinlememişti.::))
Neden gitme dedim,bu ne ilk arıcılık faliyeti nede son.Haticeler güzel olsada neticeleri bir türlü güzelleştiremedik.

Oktay'ın yanındaki kişi ise emekli yarbaymış,bir arı sevdalısı komutanımız.İsmini sonra yazarım.

Bu resimde bizim hangi vilayetimizde ne kadar bal üretildiği gösterilmiş.

Buradada bizim arıcılarımızın her yıl egitimlere paralel olarak üretimi artırdığımıza dair bir tablo.

Asıl anlatmak istediğim konu burada.Dünyada kovan sayısı olarak ikiciyiz.İkinci olmak ne kadar güzel,bal üretiminde ise ilk dörtte sonuncu.Herkes bu eğitim ve etkinliklere katılır.Haticeler hep güzel olur ama neticemiz bu.Ne kadar eğitime gitsekte farketmiyor arıcılar bildiklerinden şaşmıyorlar.İş olsun diyede herkes cemiyetlere katılıp etkinlik yaptık diye övünsün dursun ben tablolara bakıyorum.Aklıma şimdi şu geldi,adam cumadan cumaya namaza gider.Namazdan gelir anlatmaya başlar hoca çok güzel şeyler anlattı,ne anlatı dersin o devamlı çok güzel şey anlattı der.Yani camide imamın yapın dediklerini unutup gelmiş::))
İnşallah bizimkilerde öyle yapmazlar ne diyeyimki.

Bulgarların varroa kontrolü iki yöntemle yapılıyormuş.Biri timol içerikli ötekisi ise halk arasında Bulgar kazığı olarak bilinen ve etken maddesi fulimetrin olan bir kimyasal.Bu kimyasalı Bulgaristan,mobilyacıların kullandığı kaplamaya emdirmişler, ilacın ismi varroa stop.Ülkemize bavul ticareti yoluyla bol miktarda girmektedir.Etki oranı çok yüksek %99,13 bu oranda şimdiye kadar bir sonuç yok.