ceviz aşısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceviz aşısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.04.2016

ARICILIK VE ANA ARI ÜRETİMİ FİİLEN BAŞLADI...

 2016 Yılının ilk f1 leri doğmaya başladılar. Bunlar baharda teslim ettiğim damızlıklardan kalan yumurtalardan miller metodu ile üretilen ana arılar.
Gebze'deki erkek üretimi yapılan yerde çiftleşecekler ve kendime kullanacağım. Durumları uygun görülürse ileride erkek üretiminde kullanılacaklar.

 Mart ayının son iki hafta sonu soğuk ve yağışlı geçti. Çalışan birisi için hafta sonları çok kıymetliydi ama elimiz kolumuz bağlanmıştı. Pelitliye metro kovana aktarılacak diye getirdiğim arı dört çıta idi ve 10 gün aktaramadım arı 6 çıta olmuş.
Nihayet metroları doldurmaya başladık.
Bizim gibi her dalda oynayan birisi iki hafta sonu arılıkta bir şey yapamazsa işler karışır.
 Nihayet larva transferleri de başladı.
 Kısa süre içinde kutulara, metro kovanlarımdan kutulara yavrulu ve ballı çıtalar verilecek o zaman kadar memelerin de dağıtımı gelmiş olacak.
İlk turu mayıs başında müşterilerime ulaştıracağım inşallah.
Bu yıl ürettiğim ana arılar için aşırı derecede saf erkek üretimi yapıldı, hedefimiz doğal saflar yakalamak. F1 ana arı alanlar bunları damızlık olarak kullanabilecekler.
Biz böyle dediğimizde havlayanlar olacak ne hikmetse bu havlayanların damızlık kavramı arılıktaki en verimli arıdır ve kendileri bile bunu uygulamayıp başkalarına akıl vermekteler.
Bizi bilen biliyor...
Gebze'de erkek arı üretimim var.
Seçilmiş özel arılar buraya taşınıyor civarda arı mutlaka vardır ama böyle erkek üretimi daha kolay ve sürekli kovanlara gidip müdahale edebiliyorsunuz.
3-5 Arılığa aynı anda yetişme şansınız yok.
Erkek arıların bazıları sperm verecek duruma geldi, bazıları sökülüyor bazıları da böyle.
Salim Dil, namı diğer Pala...
 Gebze ve keçi kapama yarışı vardı.
Bazı kişiler ziyafet veriyor, bizde kabul ediyoruz :)
 İkramları gerimi çevirelim.
Hayati bey ile birlikteyiz.
 Şu an sıra kimde bilmem yakında gene çağıracaklardır...
 Bu arada arılıklardaki sıkışan arıları aktarmak için tespitler yapılıyor bu aktarılsın şu aktarılsın derken aradan bir kaç gün geçiyor sıkışanlar rahatladı derken başkaları sıkışıyor.
 En sonunda Şef izinden döndü ve hemen bir hafta izine ayrıldım, başka türlü bu işler toparlanmayacak.
 Belirlenen  arılar darıca veya pelitliye götürülüyor, genelde f2 olanlar darıcaya metrolara silkelenmeye giderler.
 Oh be bitti dediğinizde bölmelere yeniden bakıyorsunuz gene işler bu hale geliyor.

 Köpük ruşetlerde gelişim daha hızlı...
 Bundan sonra son baharda zayıf bölme yaparsam köpüklere yapacağım.
 Aşı işleri de arada devam ediyor.
Ben arılıkta haşat olduğumda az bir uzanıp dinleneyim desem, yattığım yerde başlarım şunu söyle yapayım bunu şuraya koyayım gibi bir sürü plan devreye girer.
Dinlenmek için farklı bir iş sokarım araya.
 Bu seneki aşılara çivide çaktım.
Bir de sabit kabuğa çivi çakmaya başladım bazen bıçağı çıkartırken iki taraftaki kabuk kalkıyor, kalkmayacak olana da çivi çakıyorum.
 maksat rutubet ise kalemlerin dışı kartonla dönüldü, içine toprak doldur ve dışarıdan koli bantı ile dön ve sulandır.
 Gövdede kayısı...
Bu arada aşı işlerinde dikkatli olmak lazım, eşekten düşenler bunu daha iyi bilir...
 İlhami abi her tarafı enginar yapacak bereket 16 saat çalışıyor da bahçe dışına taşamadı :)
 20 Numaralı eminin kızına bu yıl 2. suikast devam ediyor.
10 Gün önce kapalı meme vardı bölmüştüm, bu hafta gene meme yakaladım.
 Az sabırlı olun, 15-20 gün sonra yapılacak tohumlamaya kadar sabır diyorum.
2010 Yılına geri gidilecek inşallah. Erkekçiside bu yıl oğula gider 3 yaşına girdi, kopyanı alalım sonra ne yaparsan yap.
Enes Emin tarafından tohumlanan bir kraliçe arı 20 numara.
 Memeyi kesip bir anasız kutu oluşturup çıtasına tutturdum.
 Boş vakitlerimizde habire ruşet aktarmaktayız.
 Birde bunlar sonbahar anasıydı, yani kalitesiz, maşallah yavru durumları süper.

 Arıyı yönetemedin mi, hepsi boş.

Ovacıkta bir arı sıkışmış ve oğul vermiş. Yani ilk oğul gitmiş. Bir akşam arı getirmeye gittim ruşetin birisinde ana arılar ötüyor, Pelitliye getirdim, ertesi gün arı dalda ve kontrol ettim ki bu ikinci oğulmuş.
Kovandaki memeleri temizledim, oğuldaki anaları buldum ve hepsini imha ettim. Biz başkaları gibi değiliz. Bizim verdiğimiz memeden ana arı çıkmalı...
Arılar köpükleri yemeye doyamadılar ama köpükler arı gelişiminde çok önemli.
Aslında bir yayında arıları tımar'a alıştırmak için arıların üzerine gazete koyuyorlardı.
Arılar gazeteyi parça parça dışarı taşıyor dolayısı ile varroa ile mücadelede  aynı yöntem işe yarar diyorlardı.
Durup dururken bunu da nereden çıkartın demeyin böyle bir yayın vardı.

Bu arada 15-20 gün önce arılar 10 gün dışarı çıkamamıştılar. Yağışta vardı bazı arılarım kovan uçuş tahtasına dışkılamıştı ve ne olur ne olmaz diye bir tur nosema ilacı vermiştim ve ilacı bulmakta zorlanmıştık.

Fumidil B ilaçtır yani antibiyotik. Etken maddesi, Fumagillin bisiklohekzilamin dir.

Düşünün ben bile gaza gelip tüm arılara ilaç verdim sonrasında enterasan olaylar oldu.
Arıcının aklına her türlü fitne sokuluyor.
Nosema yok diyorsun, gizli nosema varsa diyorlar...
Bazı arkadaşlarımda fumidil B istedi ve temin edemedik.
 Sonra alternatif ürünler devreye girdi.
Bana resimler ve ürünler atılıyor bak bu nosamaya iyi geliyor tedavi ediyor falan filan.
Nosemayı tedavi eden ilaç tabi nosema varsa. Nosema ilacı fumidil B dir ve bu ilaç antibiyotiktir.

Fumidil B yok ama bu nosemayı iyi eder denilen ürünlere baktım hepsi vitamin ve nosemailacı değiller doğal bitkisel ürünlermiş.
Sonra nosemaya iyi gelir dedikleri ürünün sitesine girdim baktım, nosemayı tedavi ediyor, aynı ürün yavru çürüğünü tedavi ediyor daha bitmedi birde varroayı yok ediyor ve bu ilaç değil. Sitedeki resim bile aşırma, bu kadar iyi çalışan birisi bir arı resmi çekemez mi...

Biz yıllardır ne ilaç kullandık ne vitamin, bazı kişilerde vitaminleri göklere çıkardı, sanki geçmişte vitamin kullanmıştık.
Bir arkadaşım bu yıl akdenizdeydi ve sürekli arılar gelişmedi dedi ve sürekli vitamin kullandı şimdi ise bal blokesi başladı diyor. Demekki arının istediği ortam yeni oluştu. Siz ne verirseniz verin sonuçta bu bir canlı, bal ve polensiz yapamıyor.
Sankişuruba vitamin koymasaydınız arı bunun vitamini nirede diye size hesap soracaktı...

Her şeyin dozunu kaçırıyoruz.

Efendim filanlar kullanmış iyi geliyormuş falan filan.
Finalcümlesi ise şimdi beni kekledilermi yani dedi, bende üzülmene gerek yok herkesi kekliyorlar deyip konuyu kapamaya çalıştık ama hala gündem devam ediyor.

Bu şuna benze hasta olursunuz size ilaç yazılır ve dozu bellidir.
Bazıları bal için ilaç der, dozu nasıl belirleyeceğiz veya madem ilaç ise niye antibiyotiklerin yerini tutmuyor bizim bal.

Bir başka konu ilaçların piyasada olmamasının nedeni avrupa kriterleri nedeni ile bir belge alınmalıymış galiba ve bu belgeyi alamayanlar formalite icabı belgesi olana firmasını satış gösterip sonra üretime geçilecek gibi laflar edildi veteriner arkadaşın yanında böyle konuşulurken duydum.
Neyse bizim arılara geri dönelim, vitaminsizlik arıları ne hale getirmiş bir bakın hele :))
Yeter ki arı balı ve poleni bulsun duman attırır duman.
Sonbaharda bazı ballı ana arı kutu çıtalarını bölmelerin dışına bırakmıştık.Arı çıtaları bitirince vitaminsizlik başa vurdu demek ki yandaki boşluğa dalıp ne bulursa yavru doldurmuş.
Yemliğin altına bıraktığımız ballı çıtaların balları alınmış yavrulu olarak buldum :))
İnşallah bir hafta içinde işleri yoluna koyup işe dönerim yoksa yeni izin almam lazım.
Aktarılan arılarım ve bu arıların sonbahardan beri videolarını yayınladım, hep yavru vardı ve yerinde sayıyorlardı ama birden yoldan çıktılar.

Bu arada gereksiz mailler almaya devam ediyorum.Ben ana arı siparişi için bile telefona bakmıyorum, sana sorular soracağım diye mail atanlar var.
Soruların cevapları yayınlarımızda forumda ve videolarım da vardır.
Öyle bir konuma geldim ki dengesizlikleri artık kaldıramıyorum.
Face arıbakanı sayfamda gereksiz hareketler oluyor, en ufak falsoda artık anında engeli basıyorum, kimseyle uğraşacak halimiz yok. Bazıları aman bizim sayfayı beğen aman hareket olsun falan filan hiç umurumda değil.
Komşum ve Niğde'den getirdiğimiz çoban köpeği.
Kovada enginar ve yakında meyve alırız bu gidişle :))
Fide işleri de hızlandı...
Pazar akşamı Ovacıktan Pelitliye aktarıma getirilen ruşetler pazartesi günü rahatlayacaklar inşallah.
Acayip bal gelmiş, ruşetler bayağı ağırdı.
Ne zaman sıkışıyorsunuz anlamadım ki, bunları kışın yedikleri invert şurup çarptı herhalde :))
Sezon başladı son gaz çalışmaya devam...
Evet vitaminsiz ve ilaçsızlıktan arılarımın başına gelenlere bir bakın.
Hatta varroa ilacını bile kendimiz yapıyoruz...

12.01.2016

ARICILIK 2016 YA HAZIRLIK, ARICIYA TATİLDE LAZIM...

2015 Yılı biterken biz Ankara civarında yollardaydık.
Annem ise İzmitte, bende sizinle gidip geri döneyim der...
Annem köyde olduğunda istediğin gibi özgür olamıyorsun, ikide bir arar nirdesiniz, kalkın, yatın gitmeyin gelmeyin diyecek kesin der, dolayı ile anneme sen kal biz gidip gelelim dedik :))
Köyde annemi aratmayan komşularımız vardı...
5 Gün izin aldım, 2016 yılının ilk günü cuma, cuma zaten tatil, haftanın önünde ve sonundaki cumartesi pazarlar ile birlikte 10 gün tatil yaptık.
Bedenen acayip yorulduk ama kafa olarak her şeyden uzaklaşıp ruhen dinlendik.
Hava durumları iyi değildi ama karayolları öyle çalışıyordu ki tüm yollar açıktı. Kar temizleme araçları peşi peşine dizilmiş, hem kar temizleyip hem tuzlama yapılıyordu. Bolu Düzce arasında 50-60 km ye kadar düşmek zorunda kaldık,
 yoğun çalışamalara rağmen bazı noktalarda sıkıntı vardı, işin garip tarafı yolcu otobüsleri kar buz dinlemeden 90-100 ile yollarına devam ediyordu...
Bir dinlenme tesisinde 3 çay içtik çayıda kendiniz alıyorsunuz, 3 çay 7.5 lira.
Sabah 8 gibi memleketimiz Bor'dayız. Çorba olarak arapaşını seçtik. Farklı bir lezzet ve kültür diyebilirim.
Orijinal aşağıda gelecek, bu tavukla yapılmış, orijinali av eti ile yapılır, çok acı olacak, birde kaynar vaziyette içilecek, muhallebi hamuru gibi hamuru olur, hamur ise soğuk. Keklik tavşan süper olur.
Köyde bunları bulamayan horuz keser.
Neyse, 2 tam birde az çorba içildi üstene 3 de çay içtik, hesap 9 lira.
Ortalık donuyor sıcaklık ise -17, biz çorbaları içince acı etkisini gösterdi terlemeye başladık.
Köye çıktık, arabanın yarısı zaten fidan doluydu.
Antep fıstığı, fernor ceviz,çam, defne, hünnap, kestane, muşmula ve nar fideleri götürüldü.
Köyümüzde gugu Ahmet bize yardımcı oldu. Gugu  kelimeleri tam söyleyemez ama dikkatli dinlersen ne demek istediği anlaşılır.
Evimize giriyoruz, oda ne...
Pencere önünde kurutulmuş, üzüm,elme kakı, köfter...
Biz çocukken bunların  hepsi saklı olurdu.10 Çocuk açıkta bir şey bırakır mı?
Sasklı bile olsa bazı şeyleri kokusundan bulurdum :))
Elma kakı, yanı kurutulmuş elma. Dilimlenip bir örtü ile güneşe bırakılır, bir kaç gün sonra kurumuş olarak toplanır.
Rutubetli bölgelerde bu olmuyor, kurusun diye bırakılan kesilmiş meyveler çürüyor, küfleniyor.
Gene pencere önünde duran köfter...
Üzüm şırası ile nişastadan yapılır, bazı yerlere buna pestil deniliyor...
Operasyon zamanı, yerler karlı ve hava açık ise kaynak nasıl gözü alır ise karda insanın gözünü alır gece göz ağrısından uyuyamazsınız.
Bizim hür General hazır...
Bizim oralarda rezillik paçamızdan akıyor deyimi vardır. Nedendir bilinmez bu zorlukları seviyoruz.
Öğlen yemekte keklik ızgara, sucuk ızğara, helva ve közde çay olur, rutin menü :)
Keklikler acayip yağlanmış....
Bu keyfin tarifi yok, yaşamak lazım.
Kışın ortasında alıç. Arada kaynamış veya çok ters yerde yanına giden olmayınca bize nasip oldu.
Donmuştu ama lezzeti bozuk değildi.
Akşam tüfekler sıraya dizilip ertesi günü beklerken...
Belli bir saatten sonra direnciniz düşüyor.
Ateş yanınca bir şeyler yiyince gene kendinize geliyorsunuz...
Günlük en az 10-15 km zorlu şartlarda yürüyorsunuz...
Üzerinizdeki yük ortalama 10 kilo...
Komşular ile aramız neredeyse açılacaktı, kimisi sabah kahvaltısına kimisi akşam yemeğine davet ediyor. Biz ise özgür takılmak istiyorduk ama....
Şadan abide sabah kahvaltısın dayız...
Şadan abi ve Gülay ablamıza teşekürler.
Avladığımız kerkliklerden yapılan arapaşı çorbası.
Senem teyzem, güzel çorba yapmış...
Senem teyzemin ellerine sağlık, üç gün çorbaya doydum...
Bizi rahatsız eden tarafı ise her gün annemi aratmaması idi...
Yav bi bırak biz çocuk muyuz yavvvv....
Buda çorbanın hamuru, kaşığa bir parça hamur alıp acı ve aşırı sıcak çorbayı anında mideye indirmelisiniz.
Kural kaşıktaki hamur çorbaya düşmeyecek, düşerse cezalı duruma geliniyor, bir sonraki çorba işi cezalıya fatura edilir :)

Mehmet abim Senem teyzenin eşi...
Arap aşı içmeye hazır bekliyor.
Biz genelde yufka yeriz ekmek olarak, bunun adı ise ekşili şepe. Mayalı hamur ekşir ve şepeyi yerken o maya kokusunu duyarsınız...
Şepe oldukça yufkaya göre lüks...
Kuzine sobada söğürme...
Niğde yöresine ait bir yemek çeşidi...
Bazıları buna yanık diye diye, yandılar... :)
Bazı günler avda kar ve fırtına bastırdı. Öyle zorlu koşullar varki, bu koşulları seviyorsunuz. Defalarca düştüm, yuvarlandım, bir yamaçtan geçmekte zorlanmıştım, karda oturarak kaymak ve yamacı inmek ne kadar kolaymış.
Ava ve geziye doyduk...
Bu şartlarda yaşamak oldukça zor.
Bizim sekiz numara, komşunun tüfek kundağı kırılmış, ceviz ağacından dipçik yaptı.
Ailecek genelde hepimiz yetenekli kişileriz...
Av fişeklerini eskiden daha ilkel usullerle kendimiz doldururduk, şimdi daha kolay bir amerikan fişek doldurma makinesini bizimkiler kopyalamış, yıldız kıvırma yapıyor.
Eski ölçeklerde hassas ağırlık ölçmek imkansız.
Hazır kurşunlarda atış yaptığınızda kurşun hedefe gidene kadar takla atıyor veya yan giriyor. Sebebi ise kurşunun arkasındaki tapa vazifesi gören plastik. O plastik kesildiğinde kurşun hedefe kadar düz gider. Ünlü bir firma kurşunu tek olarak kullanıyor genelde tüm firmaların kurşunlarına plastik bağlı oluyor.
Bazı bilgiler yazar fişeklerin üzerinde mesela 28 gr. Bu ne demektir derseniz, 1.40 barut vardır, 28 gr kurşun veya saçma var demektir.
Yani barutun 20 katı önce kursun olmalı ağırlık olarak. Piyasada 28-30-32-34 gr fişeklar var, barut artıkça kurşunda ona göre artar.
Tartım hassas terazi ile yapılıyor.
Bu kadarcık barut ağırlığı, 00.5 gr...
Bir saçma (kurşun) 0.20 gr.
Bu terazi önümüzdeki yıl suni tohumlamada kullanılacak.
Şu ana kadarki çalışmalarımda tek eksiğim buydu.
Suni tohumlamaya görecek ana arı 150 mg olmalı.
150 mg gelmeyen ana arılar tohumlamaya alınmıyor.
Amerika da olsun Avrupa da olsun adamlar o kadar titizlikle ana arı üretirken tipine bakmayıp tartıyorlar, demek ki tiple bu iş olmuyor.
İstediğimiz sertlikte fişek yapabiliyoruz. Piyasadaki fişeklerde genel manada üzerinde yazan değerler çıkmıyor. Bazı ,iyi firmaların fişekler ise çok pahalı...
Kullanıma hazır fişekler...
Doldurulmadan önce kurşunların arkasındaki plastik parçaları kesiyoruz. Kesilen parçalar gene tapa olarak kullanılıyor.
Doldurduğumuz fişek ve kurşunlar.
Bir kaç kişi olunca fişek doldukmak daha kolay...
Drahtaar av köpekleri...
Barni...

Drahtaar av köpeği, Vilma.
Köyümüzde bir sürü bölünmüş, bölünen 20 koyun dağda kaldığında kurtlara yem oluyor.
Kurt çok enteresan bir hayvan, bizdeki genel yöresel adı canavar...
20 Koyunun tamamını öldürüp bırakmış tabi bunu bir noktada yapmıyorlar, kaçan koyunları tuttukları yerde boğazından tutup yere çarpıyor. Koyunu canlı bulsanız bile yaşamıyor, bir iki gün içinde ölüyor, bazılarına göre korkudan ödü patlıyor ve içeriden zehirlenmekte...
Canavarları ilk defa başka şekilde gözlemledim.
Çok cömert hayvanlar, 20 koyunu öldürmüşler bunlar 1 km uzunluğunda 500 metre genişliğinde dağda. Öldürülen hayvanlar civardaki yabani hayvanlara ziyafet oluyor. Kurt zaman içinde öldürdüğü hayvanların kaba etlerini yiyor, etler azaldıkça kaburgalar çıkmaya başlıyor, en son kemikleri yiyorlar.

Kurtlar belkide kendilerine verilen görevi yerine getiriyor, yoksa tilki nasıl koyun yesin...
Zaman ilerledikçe etler bitmiş kemikler çıkıyor, daha ileri zamlarda ince kemiklerde yenecek.
Yaylalarımızda bulunan mağaralar dışarısı donarken içerisi sıcaktı.
Yıllarca hayvan barınağı olduğu için tabanı dolmuş....
Bu mağaraların civarlarında bir çok mezar açılmış durumda. Mezarlardaki tek yontulmuş taşlar yüzlerce yıl önce nasıl işlendi hayret ediyoruz.
Dünyadan kimler gelip kimler geçmiş...

Köyümüzün Çakır dayısı, Muammer Çakır...
Kendisine kestane fidesi verdim, ayva fidesi istedi onuda ayarlayıp ayva meyvesi ikram ettim.
 2014 Yılı olması lazım Fatih Suuçak tarafından aşılanan yabani cevize tutan şebin aşısı.
2 Yılda aşı acayip kaynadı bu yıl 8-10 adet ceviz verdi, seneye dahada verim artışı olur.
Bir günümü fidan ekimine ayırdım.
Fernor ceviz, 1000 metre üzeri yerlere tavsiye ediliyor geç donlardan etkilenmiyormuş.
8-10 yıl önce ekitiğim cevizlerden bayağı ürün almaya başladık.
Aşılı, Antep fıstıklarını diktim, genelde toprağa yanmış gübre karıştırdım.
2015 Yılı sonbaharında aşı denemeleri yapmıştım. Antep fıstığı gözleri ağaçtan kalkmadı. Bende ağacıyla yongalı aşı yapmıştım. İki tanesinde kısmen yongalı aşı tutmuş ama geneli tutkun değil.
Aşının alt tarafını tırnakladım, hala canlı.
Bu gözde tutmuş görünüyor.
Meyve çıkan aşıların meyveleri dökülmüş, bir fidecinin denmesine göre bu gözlerden filiz çıkacak, inşallah çıkar, çıkmaz ise yeni ekilen aşılı Antep fıstıklarına erkek gerekiyor, melengiç ağacı Antep fıstığının tozlayıcısı yani erkeği oluyor.
Hala aşıdan çıkmış fıstıklar dalında duruyor...
Bir gün sonrası ekilen fidanlar kar altında kaldı.
Aşılı Antep fıstıkları.
Ağaçların daha kalınlaşıp gelişmesini istiyorsanız yazın gövdesine bıçak ile boyuna doğru çizikler atılırsa ağaç genişler.

Köydeki arılar hiç çıkmıyorlardı, ölenleri ne zaman dışarı bırakıyorlar bilmem. Fidan dikim işleri bitti, ilçeye gidip geldim. Zaten akşam olmak üzereydi. Kapı çaldı.
Köyden bir teyze köyün alt tarafına misafirliğe gelmiş geri dönüşte yağmur başlamıştı evine gidememiş. Oğlum sana bir şey diyeceğim bilmem yapar mısın? hayırdır, oğlum evime gidemedim beni caminin önüne kadar bırak.
Gideceği yer 500 metre yok ama yaşlılık deme ki böyle. Arabayı çalıştırdım, arada 15 metre var arabaya geleyim mi? yoksa bura gelir misin? dedim bekle ben gelirim.
Öyle bir denk geldiği zaten annemin evine gitmem gerekiyordu evde hasar var demişlerdi.
Muradi teyzeyi evinin yanına bıraktım ne dualar etti, inşallah tutar...
Ananemin evi, bazı yerlerinde yıkılmalar vardı resimlerini çekip teyzeme gönderdim, inşallah baharın onarılacak.
Köyümüzde eski anılar tazelendi günler gelip geçti artık geri dönme vakti geldi.
Dönüş günü annemin sirke küpünü açtım. Henüz tam sirke dönmemiş ama seneye sonbahara kadar acayip keskinleşir.
Bişr daha gidip gelme ne zaman olur, gidersek arabayla gidermiyiz belli olmaz diye sirkelerden stok yaptık.
Bu sirke olgunlaştığında kokusu bile burnunuzu yakar. Bizdeki keskin sirkenin ismi yaz sirkesi. Pekmez yapılırken artan şıradan yapılır. Şıraya biraz sirke katarsanız zaman içinde katılan sirke maya görevi yapıp şırayı sirkeye dönüştürüyor.
Dönüş yolunda Hasan dağının bir kaç açıdan resimlerini aldık.
Ankara göl başında ufak bir tatsızlık oldu bereket sorun yok.
Yol çalışması vardı, 3 şerit iki şeride düşüyor ve sonrasında soldaki yola geçilecek.
Birisi ile yan yana geldik ve sürtünme oldu. Aşağıya indim , taksideki kişide aşağıya indi zangır zangır titriyor, siz ne yapıyorsunuz ben hakimim diye bağırmakta.
Bizim küçük birader bende hür generalim diye çıkıştı. Tutanak tutalım yok ille polis çağıracağım zaten yolda daralma var, bizde tuz biber olduk. Polis diyor ki yaralanma var mı, yaralanma yok ise bizimle işiniz yok.
Bizim hakim polislere geleceksiniz dedi, sonunda polisler geldi. Alkol muayenesi yapıldı. Resimler çekildi, zaten polis gelmeden resimler alınmıştı.
Pozisyon olarak ben haklıyım ama sanki yol hakime tahsis edilmiş gibi tavırlar vardı.
Polis benden uzaklaştı hakimle bayağı bir sohbet ettiler, durum ortada ve hakim iki şeridi birden kullanıyor.
En son polis tutanak faaliyete geçecek ise ikinize de 193 lira ceza yazmalıyım dedi. Dedim yazın, yav anlaşın, işi büyütmeye ne gerek var falan.
Dedim ben işi büyütmüyorum, işi buraya hakim getirdi, bu nasıl hakim kazayla insanlar ölüyor, basit bir olay bu hale getirilir mi...
Sonuçta hakim bey sakinleşti, onun içinde bir tecrübe oldu demek ki ilk kazasıydı...
Gençlik ve tecrübe bir arada pek bulunmuyor. Günlüğüme bu hadiseyi  ekledim, Allah kimselere kaza bela vermesin diye dua etmekten başka elimizden gelen bir şey yok.
Güzel bir gezi ve tatildi, dolu dolu geçti...
Seneye ömrümüz olursa gene sılayı rahim yapmayı Rabbim nasip eder inşallah...