Akşehir av macerası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akşehir av macerası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18.10.2016

ARICILIK VE AVCILIK

Arıcılık ve avcılık ikisi de zor işler. Bilgi ve teknik yanında büyük özveri isteyen bu işleri sevmeyenler yapamaz.
Avcılık dendiğinde ilk akla gelen atıcılık olmalı, atıcılık bize atalardan kalan en büyük mirasımızdır. Şehirleşme hızla büyürken insanlar robotlaşıyor, tümüyle hazırcı bir duruma geliniyor. Şehirden sarp yerlere götürdüğümüz gençler kısa sürede bitiyor adım atamaz hale geliyorlar, biz böyle olmamalıyız.İnsan her türlü zorluğa alışır ama bu alışma döneminde kısa sürede telef olmamalı. Av sporu bunun için çok önemlidir, insan rahat ev ortamından kopup dağda taşta yaşaya bilmeli. Bu işler başta dediğim gibi zor işler, insan haşat olup dağdan taştan geldiğinde mutlu olur mu oluyor işte. Arıcılıkta aynı, bu yıl iki sefer tam gün çalışma yapmak zorunda kaldım, birisi arıları hazırlayıp taşıdığımız gün 22 saat ayakta kalmışım, ikincisi ise kestane balı hasadı yapıp arıları aynı akşam başka yere taşıdık o gün tam 24 saat ayakta kalındı. Böyle haşat oluyorsun ama genede bu işi seviyorsun, bazen göz kafa şişiyor her tarafın sızı içinde gene bu işlerden kopamıyorsun.
Resimleri Akşehirli arıcılar diye paylaştım ama burası Mustafa Doğanın köyü, köydeki arıcılarla akşam sohbet ettik.


Arıcıların genel olarak sorunları ve soruları aynı.
Varroayla başa çıkamıyorlarmış, son yayınladığım videoyu izlendinmi diyorum yok ama seni takip ediyoruz diyenler çıktı :)
Nasıl takipse...
O haberin altına bir arıcı yorum atmıştı çok enteresandı.
Abi ben defalarca arıma duman yaptım, iş garanti olsun diye satılan çubuklardanda alıp kovanıma koydum içim rahat diyordum, sen video paylaşınca birde bunu yapayım nasılsa varroa yok...
Senin tarifinle uyguladığım flumetrin sonuçlarına şaşırdım, meğersem bizim arılarda ne kadar varroa varmış ve ilaçlara boşuna para vermişiz diye yorum atıldı.

Hep derim arıcılar uyanık insanlar diye. Arıcılar nedense uyuyor :)
Bazen değişik ürünler alanlar oluyor ve bana sorulur, bu varroa için çok faydalıymış filan. Bende çok basit bir soru ile tanıdıklarımı uyarmaktayım, aldığın ürün üzerinde varroa ilacıdır yazıyor mu, yok yazmıyor, o zaman uyumaya devam edeceksin, seni öpmek isteyenle kuzu kuzu gidip kendini niye teslim ediyorsun.
Varroa ilaçları neler diye sorarsanız, yaptığınız duman içinde amitraz /kenaz)vardır, kazık çubuklarda flumetrin(baytikol,ba-tick) vardır, arılara yedişrilen bir ilaç vardır onunda etken maddesi kaumafos'dur(perizin).

Ana arı üretimi ve başarısızlıklarda soru ve sorunlarda aynı.
Biz niye transferi tutturamıyoruz...
Bu işler zorlama ile olmuyor başka işin zamanı gelmeli. Transfer verilecek kovan en az 4 gün önceden anasız kalmalı,içeride açık yavru olmamalı, polen durumudu süper olmalı. Birde transferde hızlı olmalısınız.,
Bunlar yerine olduğunda başarısızlık imkansızı başarmak olur :)

Resimde soldan ilk Gebzeli arıcı Recep abi, yanındaki Mustafa Almanyadan dönüş yapmış ve arıcılığa merakı olan benim videolara hasta birisiymiş öyle diyordu :)
Almanyadan getirdiği iki papaz arısını tahminime göre kestirdi birisi kesilmişti ikinciside yumak diye biz oradayken telefonla sormuştu arıcılıkta tecrübesi yok, sonuç üzücü.
Abdullah Örs başka köyden ama bu akşam nasıl olduysa buralara düşmüş, birde ben sizi avlandırayım daveti yaptı,şimdilik kalsın dedik.sol tarafımdaki kişiyi unuttum ama o bizi tanıyor, onun  yanındaki ise bizim Mustafa ve bu arıcılarda Mustafanın sayesinde oluşmuş, onun solundaki ise dayısı Ümmet,arada iki kişiyi gene hatırlamıyorum, Ümmetin abisi Ramis ve bizim Bilal.
Arıcılıkta soru sorarak karşınızdakilerin tecrübelerini kopyalamanız imkansız, nedense herkes bunun peşinde. Tecrübe ise yaşayarak elde edilir. Biz suni tohumlamaya başladığımızda şırıngaya iğneyi takamamıştık, farklı bir sistem ama çok uğraşmıştık. Şırınga içi hava dolu çalıştırmıştık, saatlerce uğraşıyorsun, bir doz toplamışın az bir çapak var onu alalım derken tüm sperm hava sıkışmasından dolayı, hepsi boşalıyor ve başa dönüyorduk.Sonradan öğrendik şırınga içi serum dolu olmalıymış:(
Adam bana mesaj atıyor, şu suni tohumlamayı bana bir anlatsana, aletin varmı yok, o zaman neyin peşindesin, insanlar yaptıkları işin takıldıkları bölümünde yardım almalı.
Birde biz ne yazarsak yazalım, boşuna adam kafaya ne yapacağını koymuş, sana sorup bildiğini yapıyor...

Ava gittik ama arıcılık konuştuk, arı karıştırmadan geri kalmadık.

Sabah erkenden av sahasına giderken hava sıcaklığı, 2.5 dereceydi. Ve ekranda kar uyarısı var:)
Biz daha pastırma yazı bekliyoruz.
Avlanacağımız alandayız tepelere tırmanılacak. Süpriz vardı Mustafa ben gelmiyorum arabanın yanında kalıyorum dedi.
Vilma artık bayağı ustalaştı, tavşan keklik konusunu geçti.Çulluk ve ördek dersleri var.

Hiç olmadık yerde Recep abi tavşan vurdu, kısmet böyle bir şey...
Bizim barni bir yaşını dolduruyor annesi vilma 3 yaşında, barni vurulan keklikleri kaptığı gibi sahibine götürüyor.

Avı bitirip geri döndüğümüzde semaverde çay hazırdı, teknik resimleri çizilip yapılan sucukların pişeceği ocağı inceledik :))
Hizmette sınır yoktu...
Kasap sucukları süper, Ramis'in asıl işi hayvan yetişiriciliği ve kasaplık, bunlara ilaveten 120 kovan ilede arıcılık yapıyorlar ailecek.

Bilal semaverden çay götürürken :)
Belediyemizden Tefik yürümekten haşat oldu, ortadaki Hasan Genç, 250-300 kovan arıları var nihayet damızlığın ne olduğunu bir kaç sene içinde anladı, bundan sonraki paylaşımda onlara değineceğim. Sondaki kişi ise Murat Doğan, Mustafa'nın kardeşi, iyi bir avcı, genelde Hasan ile birlikte avlanıyorlarmış.

Akşam yemeğinde Konya'nın meşhur etli ekmeği var.
Mustafa'ya göre biraz acele oldu tam istediğimiz gibi olmadı kusura bakmayın diyor.
Allah ne virirse her şiyin hayırlısını virsin diyorum içimden, fil gibi götürdük etli ekmekleri.
Kalan etli ekmekler ertesi gün av azığı oldular :)
Böyle pide ziyan edelirmi...

Bizim bilader giderken diyordu etli ekmek olurmu oralarda diye :)
Keşke başka bir şeylerde mırıldansaydın diyorum, sanki içimizi okuyorlar.
Süper av oldu, bundan iyisini nerede bulacaksın.
İki gün boyunca bol bol alış yedim birazda topladım her yer alış. Alıçlar yerlere dökülmüş yüzüne bakan yok.
Geçenlerde Gebze'de pazarda satılıyordu adam 9 lira yazmıştı kilosuna...
Toplanan alıçlar pet şişelere konursa ezilme olmuyor.
Yerlerde sürünen alıçlar.

Örmez bitkisi, dikenli bir bitki, beyaz ve pembe çiçek açar.

Otların içinde çiçek acayip ilgi çekiyor. Ölüler içinde diri gibi.
Pisi geveni dediğimiz bitki, kirpi gibi olur bu mevsimde acayip çiçeklenmiş.
Arazide keklerde çiçek açmıştı uzun süredir yağış almıyorlarmış.
Arazide taş üzerindeki işaret ne anlam taşıyor bilemedik, bu alanda çok hazine arayan olmuş, bir sürü mezarlar açılmış, çok altın bulanlar olmuş.
Bilal 20 numara tüfekle avlanıyor. Tüfek çok hafif, bu yaşta ağır tüfek taşımaktan kaçıyor, yaşlanınca artık sapanla keklik avlar :)
Toplanma alanına geldik, birisi bizi uzun süre izleyip keşife gelmiş, meğersem arabaayı bıraktığımız yer definecilerin gözdesiymiş.
Hemen yan tarafımızda birbirine geçen çok büyük yer altı mağarası varmış, eşekle gelen köyün bekçisi söyledi.

Hemen mağaraya bakmaya gittik :)
Av macerasını bitirip tekrar Mustafaların eve geri döndük.
 Eve girmeden kudret narı ve mideye iyi geldiği, kudret narının zeytin yağı ile yapılışını annemizden aldık.
Eve girmeden konu nereden buraya geldi anlamadım ama doğacak çocuğun cinsiyetine dayandı.
Mustafa dediki doğan çocuğun göbeğine bakılır, göbek yukarıya doğru bakıyorsa bundan sonraki kardeş erkek olurmuş, göbek aşağıya doğru bakıyorsa gelecek kardeş kız olurmuş. Tartışmalar alevlendi, Recep ağa diyor ben 60 yaşıma geldim 4 kızım var, bu yaştan sonra beni hiç bir şey ilgilendirmez.
Öbürlerine takılıyoruz, bayağı bir gırgır yapıldı, bu sistemde şu ana kadar sekme olmamış, ilginç.
İnancımızda ise Allah dilediğine erkek dilediğine kız verir bazılarınada vermiyor ve bu konularda yapılacak bir şey yok.
Konu yanlış hatırlamıyorsam Akşehir helvasından çıktı, yiyenin erkek çocuğu olur espirisinden nerelere gittik :))
Akşam menüsü güveç...
Sanki 5 yıldızlı otelde tatile gelmişiz.
Murat dediki tadına bakın ne eti söyleyin kimi keçi dedi,kimi tavşan dedi birde ben baktım, dedimki bu kuzu :)
Tek ben bilmişim...
Recep ağa tavşanı güveç yapalım diyordu al sana güveç.

Murat kendi kuzusunu bir kaç gün önce kesmiş, kısmete bak bizede nasip oldu.
Kendisi yem fabrikasında çalışıyor, kuzuyu köyde fenni yem vermeden mısır arpa kırması ve ot ile beslemiş, 11 aylıkken kesmiş, hiç koyun kokusu yoktu. Hazır yemler ette acayip farklı ağır kokular bırakıyor.
Recep ağa hemen sininin başına oturdu bunu neremize yiyeceğiz diye :)
Yedekte bir güveç daha var doymazsak.
Güveç bildiğimiz davul fırına sürülmüş acayip güzeldi güveç sadece et doluydu, etler ise iplik iplik ayrılmıştı.
Bizim içinde süper bir hafta sonu oldu, başta Mustafa, kardeşi Murat ve iş arkadaşı Hasan bizi kusursuz ağırladılar, kusursuz kelimesinin yerine kelime bulamadım, paranla bir yere gidip böyle tatil yapılamazdı.
Mustafa kardeşime ne kadar teşekür etsek azdır, kendilerinden Allah razı olsun.
Tavsiyem arıcılık ve avcılığa devam edin ve edelim.