2.02.2016
ARICILIK, ŞUBAT 2016 YA GİRDİK...
Haftalık gönderi erişimi 10 bin civarlarındadır...
Bu rakamlar için oldukça iyi diyen arkadaşlarım var.
https://www.facebook.com/aribakani
İçerik olarak ülkemizde böyle bir sayfa olduğunu sanmıyorum, tamamen kendi yaptıklarımızı buradan paylaşmak güzel.
Bir sürü boş sayfa var, oradan bir şey al, buradan bir şey al, birde beğenmeye davet ediyorlar, bakıyorsun davet edene ait bir şey bulamıyorsun, yani kimse kendisi olamıyor, aynı Çin gibi taklit sunumlar.
Gerçi Çin taklit sunum yaparken bile bir şeyi kopyalayıp ortaya bir ürün koyuyor.
Facede bir başka olumsuz hadise ise arkadaşlık istekleri sürüyle, bazısını hiç onaylamam,bazılarını onaylarsın, bir bakmışın filan kişi seni şu guruba ekledi...
Yav bismillah, demedik daha...
İlk işim beni guruba ekleyen kişiyi kenara ayırıyorum, yoksa sonradan bulamıyorum karışmasın, arkadaşlıktan çıkartıp, birde engelledim mi rahatlarım, sonrada guruptan ayrılırım.
Benimde sayfam var bir sefer listemdekilere davet yolladım kabul eden oldu etmeyen oldu, ısrar etmenin bir anlamı var mı yok...
İnsanlar ile uğraşmak zor, sizin boş vaktiniz olabilir ve kendinize iş arayabilirsiniz, herkesi kendiniz gibi zannetmeyin.
Gereksiz yorum, şaklabanlıklara kesinlikle karşıyım ve hemen listeden atıp engelliyorum.
En son engellediğim kişi ile aramızda geçen iletiler.
Ali bey ben filan yerdeyim, arımız filan acayip saldırgan verim alamıyoruz, sizin arınız burada olur mu, arkadaşlar olmaz diyor...
Şimdi buna aslında cevap vermemem gerekiyordu eşeklik edip cevap verdim, dedim ki bu kafayla sen veya senin gibiler arıcılık yapamaz. zaten böyleleri de, bana göre arıcı olamaz. Bizim arıda sizin orada olmaz dedim.
Gelen cevap, zaten ben arıcı değilim...
(Arıcı değil, bilmediğin ve istemediği yok, peki bu beğenmediğin arı sizin orada oluyormuydu da aldın)
İyi konu kapandı dedim kendi kendime...
Akşama yeni bir ileti daha, siz ne biçim bakansınız, bu nasıl üslup falan filan.
İlk yapmam gerekeni en sonunda yaptım,sil iletileri, engelle, oh be...
Biz bu güne kadar yaptığımız işleri kimseye sormadık, başta ana arıları yıllar öncesi temin ederken binlerce yuro harcadık.
Suni tohumlama aleti yaptıracağız her usta numune istedi gösteremedik ama alet sonunda yapıldı.
Suni tohumlama yapmaya kalktık, kime gideceksin, ülkende bu işi bilirim diyenlerin eğitip ortaya çıkardığı kimse yok...
Benim 2009 yılında bir oksalik asit uygulayışım var, 5 kovan ölmedi ama süründü, arıları oksalik asitle duş aldırtmıştım.
Adam iki ana arı alıp denemiyor, turşu satan eşeklerin ağzına bakıp, bilmiş bilmiş sorular soruyor.
Bu kadarmı birilerine bağlılık olur, bu insanları ben birilerinin kölesi olarak görmeye başladım.
Adam sayfamızda ana arı siparişi ve istekleri yapıyor, ana arı isteyecek olanlar, "Ali Türk ana arı satışı" diye Google de arattığınızda zaten açıklama orada var, buralarda bu işleri sulandırmanın anlamı yok. Başkaları böyle şeylere can atabilir ama beni başkaları ile kıyaslamayın.
Bazısı mesaj atıyor, numaram bu çağrı at ben seni ararım, sanki biz aramasını bilmiyoruz.
Herkes bir alem, ben başta olmak üzere...
Adamlar, lüpçüler yani, en basit şeyleri bile birisine soracak. İnternet denen bir şey var bir aratın okuyun. Araştırmalar biter bir yerde tıkanırsın sonra tıkandığın yeri anlamak için soru sorulabilir. Boş bir kafa ile benzinliğe yanaşıp fulle der gibi soru sorulmamalı...
Hafta içi kargodan aradılar abi sana ev yollamışlar diye...
Yaya olarak gitmiştim baktım elle götürülecek bir şey değil, biraderi aradım kargoya bir gel diye.
İki kutunun birisi bizim kalfanın, şimdi bizim kalfa acemi kutuyla çalışamaz ben bunları bir çalışmaya alıştırayım, sonra gerekenler yapılır.
Evin çatısını kaldırıyorsun, strafor bir kapak var...
Kapağı kaldırıyorsun...
İçeride dört yöne çalışan minik ana arı kutuları...
Bana çok ufak geldi ama uzun zamandır araştırıyordu orijinal ölçülerdeymiş.
Almanlar bu kutuyu bir seferliğine ana arı yetiştirmek için adalara götürüyordu.
Felaket bir işçilik var, her kutuda 4 cam var, dört tahta parçası var, her kutunun dört kanalı var, varda var, sayı arttığında bunların çarpımı ortaya acayip sayı çıkartır yap yap bitmez, zannedersem 130 kutu yapılmış, bize ikisi geldi.
Birde bana bu sisteme geç diyor, bıktım malzeme yapmaktan...
Bana göre ufak ve besleme sorunu çok olacak, orijinalinde besleme üsttendi, bizimki alttan yapmış.
Aşüre kabından yemlik...
Daha önce bu boyutta kutular yapmıştı, bunlar üstten beslemeli. Öbür kutunun bu kutu neredeyse iki misli.
Hediye yollayan bizim Trakyalı Şenol Civelek...
Ağa bu kutulardan kimsede yok, resimlerini de yayınlamıyorum diyordu :)
Sen yayınlama, delinin birisi yayınlar :P
Allah kendisinden razı olsun sanal aleme girdiğimizde tanışıp dost olduk, aşağı yukarı aynı kafadayız :)
Keşke deneyip seri üretim yapsaydı diyorum inşallah yanılıyorumdur...
Beslemede her kutu çıkartılıp cam açılacak ve kek konulup kutuya yerleşecek...
Hediyeler için teşekürler, can dostum...
31 Ocak 2016.
Darıcadaki arıları bir dolaştım, şurup verdikten sonra havalar soğumuştu. 16 Ocak günü verilen şurup daha yeni bitirilmiş, üstteki resimde yavru etrafındaki yeni çekilmiş şurupları görebilirsiniz...
Güzel yumurta atılmış ve yeni sökülmüş arılar vardı.
Bu sene Darıca'da sarıcalar bitmeden bahar geldi.Polen getiren bir arı ve içeri girmeye çalışan bir sarıca arı...
Gene pazar günü darıcadaki yedek ana arı kutularına göz attım, yavru devam ediyor, resimde polenle gelmiş arıda vardı.
Bundan sonra yavru artacaktır diye düşünüyorum ısınma başladı, soğuma olsa da yiyecek varsa arılar gaz kesmeyecektir.
Bir başka kutu, bunda da yavru vardı...
Pelitli arılar burada yarı salkımdaydı, bir iki kovan açtım azda olsa yavru vardı, çalışan arılar polen getiriyordu...
Ana arı kutularının not fayansları otlar arasında kayboluyor. Kovalara doldurup bir ağaç dibine döküyorum hepsi bir arada olursa kaybolma şansı azalıyor.
Pelitliden başka yerlere gittim, eş dost bahçelerine dağıtılan damızlıklarım var. Ne kadar çok değişik mekan o kadar bana göre iyi.
Uzun zamandır gidememiştim, gitsen mekan sahipleri olmuyor dolayısı ile bazı bahçelere ben bile giremiyorum.
10 derecede körüksüz açıp,kontrol ettim baktım durumlar iyi arabada şurup vardı gidip aldım tekrardan gene körüksüz açtım arılar süperdi, buradaki ağırlık Kırşahinler (lisanslının kızları)vardı...
Şuruplukları doldurdum, ertesi gün 17 derece sıcaklık var. İnvert şurup uzun süre bozulmuyor.Arılar boğulmasın diyede önlemlerimizi aldık, zaten bu güçteki arı anası varsa boğulmaz.
Bu zamana bir arı bile önemli ve işçi arılar çok kıymetli...
Mevcutlar güzel, uzun süre görmeyince merak ediyorsunuz...
Başka yerlerdeki damızlıkların birinde sorun vardı, onuda gidermeye çalışıyorum.
Bir çıta arı takviyesi ile bir şans daha verildi, toparlamaz ise yapılacak bir şey kalmıyor...
Fuardan bu yıl aldığım tek malzeme el demiri...
Bizimkiler aldığım el demiri paketini açıp anında kapışmaya başladılar, durun diyene kadar el demirleri bayağı bir uçmuş :)
Sanki yangından mal kaçırıyorlar...
El demirleri ne kadar küçük ve kullanışlı olursa o kadar iyi oluyor...
Görmemle almam bir oldu :)
Her sene bana arıcı el demiri ve körük dayanmıyor...
Geçenlerde çiçeklerden bahsediyoruz, park bahçelerde çalışan arkadaşıma ben zambak anlatmaya çalıştım.
Oda anladı, bana bir kaç gün sonra bu soğanları getirdi sonra farklı renklerde açabilir bir ay açık kalacak dedi.
Benim bildiğim zambak beyaz açar dedim ve gelenler sümbül soğanıymış...
Sümbüllerde güzel oluyor, yaklaşık 20-25 cm uzunluğunda çiçekleniyor mis gibi koyuyor ama zambak başka...
Her yıl son baharda sümbülleri söküp bir kaç ay dinlenen soğanları yeniden ekiyorsunuz...
Şimdi ekim zamanıymış ama ben kademeli ekeceğim biri sönerken, öbürü açsın ev mis gibi olsun...
İlk etapta üç saksıya ektim daha saksı ve soğanlar var,soğanları ise buzdolabı raflarına koydum...
Kıvırcık konusunda bizimle yarışanlar vardı sesleri solukları kesildi.
Bizimle zaten yarışmak akıl karı değil. Bizim kıvırcıklar bodur, kıvırcığın boduru olur mu derseniz aha burada, hiç kartlaşmaz,(bazıları kart kıvırcıkla hava ata dursun) büyüyen yaprakları sürekli topluyorsunuz :))
6.09.2012
ARICILIK'TA SONBAHAR KOLONİ DÜZENİ VE VARROA MÜCADELESİ

Bir arıcılık sezonunun daha sonuna yaklaşıyoruz, bir çok bölgede sezon bitti. Benim bulunduğum bölge Marmara genelde bizde sezonun bitişi yılbaşını bulur, şimdi püren açmaya başladı, peşinden koçayemişler açacak, kocayemişler kar yağdığında bile çiçekli olurlar. Bazı bölgelerimiz varki kış boyu 15 derece altına çok az düşür. Hatay, Adana, Mersin, Antalya, Aydın,Denizli, Muğla, İzmir illerimizin düşük rakımlı yerleri.
Bala çalışan arılarımız pürenlik alana indiler. Sıradan kontrollerini yapıyorum. Bu işlemler yapılırken koloni iç düzeni bozulmadan ayarlar yapılmakta, yavruya yapışık açık renk petekler kuluçkalıklardan alınmalı, yavruyu polen ve bal bloke etmiş ise yavruya bitişik olacak şekilde esmer petekli çıta girilmeli.
Bu işler yapılır iken birde laktik asit uyğulaması yaptım.
Aslında laktik asit ve oksalik asit damlatması ve dumanı yavru varken çok etkili bir varroa mücadele yöntemi degiller. Bu asitler kapalı yavru gözlerinde bulunan varroalara tesir etmemekte. Laktik asit uygulaması çok zahmetli bir iştir, çok seri olmanız gerekiyor, hiç çiçek olmamasına rağmen koloniler birbirlerine sataşmadı.
Laktik asit veya oksalik asit ile kapalı yavru varken yapılşan mücadeleler sadece arı üzerinde bulunan varroaları etkisiz hala getirir.
Varroanın yaşam süreci, larva sürecinde petek gözlerine girip, belli bir yavrulama faaliyeti yaptıktan sonra petek gözünü delip işçi arıların üzerinde 4 gün durup tekrar larva bulunan göze girip yaşamını ve üremesini böyle devam ettiriyor, yani kolonide yavru yok ise varroa üretimide durur.
Koloni düzenlemesi yaparken laktik asit uygulaması yapmak bni fazla ugraştırmadı. Az arısı olanlar üç tur, 4 gün arayla laktik asit uygular ise kolonideki varroa olayını kontrolü altına alır. Organik asitlerin bana göre en zararsızı laktik asittir, açık yavrulara geldiğinde bile larvalara ve arılara zarar vermiyor.
Oksalik asitti bir yere damlatın arı kesinlikle gidip onunla temas etmiyor acayip oksalik asitten tırsıyor.
Eylül ayının ilk cumartesi bu çalışlmalara İlhami abi ve Furkan emre eşlik etti. İşimiz bitti bir kaç kovan yagış olursa su almasın diye altına 5x10 kalas koyacagız, körüğü söndürmüştük, biraz yerde kovanı sürükleyince saldırıya ugradık, İlhami abiye bırak uzaklaşalım dedim o bırakmadı, o bırakmayınca bende bırakamıyorum, bende maske yok olan bana ve Furkan Emreye oldu. Ben 4-5 iğne yedim, Furkan elinden sokuldu, İlhami abi zaten astronot gibi umurunde degil, bir daha bırak dediğimde bırakmaz ise eldemirini kafasına yiyecek...
Pazar günü Raşit beyi ziyaret ediyoruz. Hafta içi beni aramıştı. Telefonda diyorki hiç yapmadığım şeyi yapıyorum, dedim hayırdır birde merak ettim, adamın hiç yapmadığı şey neki? diye::))
Trakya da bir arkadaşı varmış zıraat mühendisi. Mühendis arkadaşına diyorki ben gene arıcılıga başladım. Arkadaşıda işin boyutundan haberi yok, buna 5 tane ana arı kargoluyor.
Raşit beyin hiç yapmadığı şey, son baharda arı bölmekmiş, diyorki son bahar geldi, arıların birleşmesi lazım, ben anaları verebilmek için arıları böldüm.Yav bunda ne var ülkemizin zaten bu gelenegi, sende bizim adetlerimize uymak zorundasın::))
Bir koloni katı yada ilavesi, ortadan bölünüp, yanlardan çıkış verilmiş, gerçi katmı ilavemi, kevgirmi belli degil.. Anaların ikisi kabul edilmiş dolaşıyor, iki tanesi hala kafeste, bir tanesinede hala yer bulamamış. İlhami abide bir koloninin anası çiftleşip geldi bir türlü yumurta atmıyor öldüreyimmi demişti bir gün öncesi, bende öldür demiştim.
O esnada telefon geldi bu akşam bana ana arı getirebilirmisin diye, hemen Raşit abi o anayı bana ver dedim. İlhami abiyede dedim sana Avrupalı bir ana arı getiriyorum akşama gel bu anayı kaçırma::))
Akşama oğlu Tezcan gelmiş elinde 50 kaağıt, kıyıp alamadık, Avrupa ana beleşe gitti::(((
Bu arlar bahara çıkarmı diyor, neden çıkmasın, ben sana bir sıkıştırma öğreteyim, bahara degil ertesi senenin bile baharına çıkar, sen kışın bize, bir boza içir hele, bilgi beleş oldumu tatsız tussuz oluyoru.....
Raşit beyin çıtalarının yanakları dikkatimi çekti, bazıları raf pimi çakardı bu sac'tan yanak oluşturmuş.
Hem çıtaya el demirini taktınızmı, çıtanın taşıyıcı bölümü olan eşek elinizde kalmaz::))
Pratik bir el demiri, Raşit beyin kayınpederinden hatıra imiş. Raşit bey babadan dededen degil, kayınpederden arıcı::))
Arıcı el demiri çok pratik, zaten bir çok kişi el demiri yerine büyük tornavida kullanır.
O kadar zaman ve çene çaldıkki anlatamam, bir kahve içmeye gelmiştik.....
Hanımlarda evde konuşuyorlar, ohhh.
Dünya işimiz var bize musade diyoruz.
Ayrılırken Raşit abinin hanımından daha önce sözünü aldığım, bıcılı soğanlar hazırlanmış, bir poşet üretiplik çogaltacağız diye alındı. Bir deneyelim bakalım nasıl olacak.
Dünden kalan arıların düzenlemesini ve laktik asit uygulamasını bitirip, Enes Emin arılığına geçtik.
Patlıcanı patlaktık. Bu resmi facede payşaltım, patlıcan köze konmadan delinmesi gerekirmiş nerden bileyim. Demekki kestanede böyle delmedinmi paylıyor.
Güzel bir çalışma ayrıca piknik oldu diyebilirim. Ramazandan sonra ilk ızgara galiba.
Eylül ayının 3 de çekilmiş bir pürende arı fotosu. Binlerce pürenden ilk açmış ve arı ziyaret ediyor.
Furkanın sokulan eli davul gibi şişti. Ertesi gün şişlik elden dirsege çıktı. Durumu Dr.Muhteşem abime ilettim, şişlik yayılmaya devam ediyorsa alerji iğnesi yapılması gerekiyor dedi ve olayın boyutunu resimle anlatamadım. Muhteşem abi Furkanı Dr.İsmail bey görsün dedi. Dr.İsmail abide acayip birisi çocuklara hiç iğne yazmayı sevmez, alerji ilacına devam etsin yarın ir göreyim olmazsa iğne yapılacak dedi, ertesi güne şişlik inmeye başladı, Furkan Emre de ignnede sıyırttı.
Dr.İsmail abiye göre her varının farklı zehiri olur diyor. Beni uyardı, seni 100 arı sokar bir şey olmaz, bir tek arı sokar, mevta olursun dedi, yav ne kadar çok sevenimiz var::((
17.12.2009
SON DURUMLARDAN SEÇMELER
Bu sene acayip bir arıcılık yaptık, acayip yorucu oldu. Beni asıl yoran ise anaarı üretmek oldu. Başta ilk üretimin tamamını gümlettim, bu sorun benimle alakalı degildi. Sonrasında kayıt işleri çok zaman alıyordu onu çözdüm, artık çok basit, benim açımdan bir sürü deneyim ve tecrübeler oldu. Anaarı üretimi ve sorunlarıyla alakalı ayrı bir yazı yazmalıyım. Seneye daha kapsamlı bir anaarı üretimiyle girmek istiyorum ve elimdeki kutu sayısınıda hem hacim olarak hemde sayı olarak artırmaya karar verdim ve bunu hayata geçirmek için çalışmaları hemen başlattım.
Yeni anaarı çiftleştirme kutuları gene üç gözlü olacak ve her gözünde 4 çıta ve son baharda kutu aradaki parçalar çıkartılıp 12 çıtalı metro kovana dönüşecek. Zayıf arıların ve kutuların kışlatılması çok pahalıya gelmekte ve ihmallerde ise sönmekte. Sezon sonu bir kaç kutu tek kutuya dönüştürülerek, bahara daha kolay çıkması sağlanmalı.Zayıf arıların nasıl masraflı oldugunu, geçen sene yayınladığım bir yazıda göreceksiniz, linkini aşagıya attım.
Benim oturmuş oldugum evimin balkonunda iki ayrı arı var. Birisi 3 çıtalık bir anaarı çiftleştirme kutusunda ve içinde normal kovan çıtasıyla 1,5 çıta arısı var yanı göz tamamen arı dolu ve bahara kadar ne yapacak görecegim. Anaarısı ise karniyol F1.
Bu görüntüler balkonumdan ve tarihi ise 14 aralık 2009 gününe ait. İnvert şurupla beslemekteyim Bu kutuda yavru alanı kalmadı tüm çıtalşarı invert şurupla bloke edildi.
Balkonda başka bir arım daha var. Bu arı ise busene Almanyadan getirmiş oldugumuz 5 saf karniyoldan birisi. Görüntüler ise 10 Aralık 2009 gününe ait. Yapmış oldugum paket işçi arı takviyesiyle bu metro kovanı yaklaşı 3-4 normal çıtalı seviyeye getirdim. Şu anki durumu 8-10 kutu çıtası sarabilen bir konumda. Ayrıca bu metro kovan katlı görüntüleri aldıgım tarih itibariyle alt kat tamamen bal oldu ve yavru yoktu.
Saf karniyolumun ise iki çıtada yavru faliyeti devam ediyor. Saf karniolda invertle besleme ve yükleme yapıyorum. Artık bundan sonra yavru yapmasına musade etmeyecegim. Şuruplugu ters çevirip yoğun invert verek bu iki çıtayıda bloke edecegim. Yavru oldugu müddetçe kovandaki arılar kovan içi ısısını yükselmek zorundalar ve verdiğimiz besinlerde ısının tırmanması demektir. Ayrıca uçuş olmadıgında şurubun suyu içeride rutubet olarak kalıyor.
Karniol saf arımızın kapalı yavruları. Karniol arıları beslediğinizde dışardan polen gelmese bile içerdeki poleni bitirene kadar hemen yavru faliyetini başlatırlar. Bu ırkta teşvik ve yüklemeleri kış gelemden yapıyorlarki, kışa kadar yavru alanı kalmasın diye.
Bu resimler ise 15 Aralıktan. 15-16 Aralık tarihlerinde havalar iyiydi öğlen yemeklerini bu yüzden yemeyip kutuların kontrolleri yaptım. Daha önce böyle anaarı çalışmamız olmadıgı için başımıza geleceklerdende habersizdik. Kutuları sizin beslemeniz pek işe yaramıyor. Yani kutular size bağımlı olduklarında felaket tüketim yapıyorlar. Dışardan nektar geldiğinde ise siz ara sırada bir şeyler verseniz sorun olmuyor. Ne kadar alanlarını daraltsakta içersini ısıtabilmek için çok yakıt gidiyor.
Bu çıtada anaarı ararken bir yakışıklı erkek buldum. Nerden de anladın burada çıtır bir kız oldugunu::))
Çıtır bu çıtada ama bu saatten sonra bununla ugraşmaya hiç niyetim yok. Aslında gözlem amaçlı bırakılabilirdi. Fakat başka zamana yaparız gözlemi, gözlemler çogalınca hangisini gözleyecegini de şaşırıyorsun.
İnşallah bu seneki öldürdüğüm son anaarı olur. Çıtır sizlere ömür. Bereket bu durumu hacı olmadıgı için göremedi, kesin doktora yetitirip gene birisinidaha sıktı der di::))
Sonuç ise anaası öldürülen kutu bir başka anaarılı kutuyla hayatlarını birleştirmek. Nikah için biraz formik asit kokulandırma yerine geçmekte, ortaya mihir olarak bir bardak invert şurup. Kutunun anaarısı görücüler fazla sevmesin diye kafeslendi . Dışardan gelen çıtalar dagınık olarak kutunun arka tarafına aynen böyle bırakıldı. Toplamda 5-6 çıta ful arı olacaklar. Kutu çıtası tabiki.Allah mesut ve bahara çıkmak nasip etsin deyip kapatıyoruz anaarı çiftleştirme kutumuzu.
Dügün evi belli olsun diye buralarda çam ağacı yok bazı bitki yaprakları iliştirildi girişe. Bunu neden koyduk derseniz başka bir kutudan arıların bir şekilde yer degişimi yapıldı.
16 Aralık 2009 Yemekte yemiştim ama Saim abi telefondan Nimet abi yav buralarda hışır varmış nerede bize bir tarif edermisin, biz zaten sizler için buradıyız işimiz ise adres ve tarifle alakalı ayrıcada yiyecek yiyenlere refakat ediyoruz::))
Nimet abi bu hafta sonu gene Muğla yollarına düşüyormuş. Yola çıkmadan Saim abi onu kampa sokuyor Hışırın yerinde.
Yeme seyret yeterli.
Nimet abi dayanamayıp daliyor hamsilere. Biz ise kendisini yanlız hissetmesin diye bulunmaktayız masada::))
Çarşamba günü ise ziyaretçilerimden birisi ise İlhami Uyar abimiz. İlhami abi bizim kullanmış oldugumuz el demirini begenmişti. Begendiysen yaptır dedik, senmisin böyle diyen. El demirimiz bir gitti. Gebze'deki arılıkta her el demiri aradığımızda İlhami abimizin kulaklarını çınlattık::))
Çarşamba günü arılıkta kutularla ugraşırken hacı geldi. Bu arada hacı, münübüsü satıp taka bir doğan taksi almış efendim bu az yakıyormuş. Aldıgı günden beri ne zaman arasam sanayideyim diyor.
Hacıya gelen el demirlerini gösterdim, demezmi kış günü el demirini ne yapacagız::))
http://tarimkutuphanesi.com/Konya_sartlarinda_arilarin_sonbahar_bakimi-_beslenmesi_ve_kisa_hazirlanmasi_Ramazan_Ozkilic_Tekniker_01845.html
Bu konuya başka bir açıklama gerekirse söylede denebilir. Bir kovanda yirmi bin işçi arı var 20 bin işçi arı ise 5-6 çıtaya denk gelir ve kış boyu 10 kg bal tüketir,bu miktarda bölgelere göre gene degişir. Birde ikibin nufuslu bir kovanımız var, buradaki işçi ise normal kovan çıtasının yarısı kadar bu kovanda 8 kg bal tüketiyor. Bu açıdan bakıldıgında kutuların bize getirisi ve götürüsünü iyi düşünmeli.
Bazı kovanlarda ve anaarı kutularında hala kapalı yavru var. Bizde arıların tam salkıma geçmesi yılbaşını bulacaktır. Bazı arkadaşlar oksalik yapsalarda bu bölgede bence erken. Önemli olan varroaya bitirici darbeyi vurabilmektir.
Kapalı yavru varken bu darbe vurulamaz.
Zaten varroalar verecegi zararı arılarımıza verdi, 10-15 gün daha zarar vermesi pek bir şey degiştirmeyecek. Hiç yavru yokken yapılan mücadele her zaman en iyi yöntemdir ve başarılı sonuç alırsınız.
Bu arada Mehmet Yüksel'i adım adım takip edip sonrada Mehmet'din ismini anmadan yurt dışında böyle yapıyorlar demek ne kadar doğru bilemiyorum, yada kim yer dimi::))
Ben oksalik asit uygulamasını 15-20 gün sonra yapacagım.
Arısında yavru olmadıgına inananalarda yapabilir.
Bu günlerde hava iyice sogumaya başladı, kış kapıya dayanmış bulunuyor.
Balkondaki saf karniol anacın kapalı yavruları. Filim 10/12/2009 tarihinde çekildi.


