anaarı çiftleştirme kutusu arılandırması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anaarı çiftleştirme kutusu arılandırması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.06.2010

10-13 HAZİRAN 2010 VE SEÇİLENLER


İş icabı bir çok yere gidip gelirim.Adres tespitleri resmi evrak dağıtımı gibi.
Ergün emlakta bu bunlardan birisi. Evrakları verdim imza bekler iken çiçek dikkatimi çekti.

Görevli kıza sordum bu yapaymı yoksa canlımı diye dokundum anlayamadım çünkü.

Canlı goncalar, görüntü ne kadar harika.
Goncaların açılmış hali.
Belediyemizin birimler arası turnuvası başladı, ilk maçı aldık. Antremanları halı sahada yaptık, maçlar büyük sahada oynanıyor üçbuçuk atıyoruz::))
İş çıkışı genelde anaarı kutularıyla ilgileniyorum gözlem filan yapamıyordum. Bu hafta sonu cumartesi kutularda hem çalışıyorum hemde izliyorum.
Bazen kutu önleri birden kalabaklaşıyor, uçmalar filan oluyor durup duruken bu degişikler dikkatimi çekiti. Yakından baktıgımda anaarı çiftleşme uçuşuna giderken ve geldiğinde bu hareketlenmeler oluyordu. Karniyol F1 anaarı çiftleşme uçuşundan döndü içeriye girerken resimledim.
Bu karniyol anaarıda çiftleşmeye çıkıyor.
Bu kovan Muhteşem abiden gelen güçlü kovanlardan birsiydi. Şile'ye götürecektim, gündüz aktarmayayı düşündüm katı aldım ortalık karıştı. Bende ikiye böldüm öylece bıraktım. İki sefer ana arısını aradım bulamadım, hacı diyorki ben geçen gün baktım anaarı vardı. Dedim iyi yapmışın madem anaarıyı buldun sıkıp atsana başımıza bela oldu zaten.
Hacıya dedim birlikte anaarıyı arayalım onunda gözü kesmedi. En son anaarı çıtası besletip kutulara dagıtalım diye karar aldık.
Muhteşem abiye göre f4 karniyolmuş, sanki elinde anaarı yok gibi suyunun suyundan anaarı üretmiş, ileri derece melezleşen analar piçleşip saldıganlaşıyorlar.
Akşam üzeri çoluk çocuklar ortalıktan çekildi ve operasyonu yaptık.
Balı ve yavrulu çıtaları başka kovanlara verildi.
Arı cıs cıbıl kaldı ne bal var nede yavru nede örülü çıtası.
Ne rahatladı be.
Hacı diyorki bu kovan yarın ne yapacak çok merak ediyorum.
Dedim öyle rahatladıki süper çalışır artık. Tüm varlığı yok oldu, şimdi yardırma zamanı::))
Akşamları genelde iş çıkışı hemen anaarı üretim yerine damlarım. Her şey rayına oturdu. Fakat üretmiş oldugum karniyol F1 anaarıları bir türlü yedekleyemedim. Çıkan gidiyor, acil anaarı isteyenlere en az 15-20 gün süre veriyorum. Tabi acil oluncada iş yatıyor.
Bir çok kişi efendim telefonunu filandan aldımda falan filan demekte.
Benim telefonumu başkasından almanıza gerek yok ki, zaten yan tarafta yayınlamışım. Profilin altına baktıgınızda göreceksiniz::))
Sinir oldugunuzda oluyor, adam kargodan paketi almış telefon ediyor. Bu anaarılar çiftleşmişmi diye.
Çiftleşmemiş anaarı 13 günde de dogar, 14.cü gün kafesleyip gönderirim niye iki aydır anaarı bekliyordun, dedim. Bilende bilmeyende konuşuyor Allahtan hayırlısı.
Tanıdıklara larva tranferine son verdik.
Bendemi sorun var gelenlerdemi anlamadım gitti.
Transfere gelen kovandan gene anaarı çıktı.
Bende anaarıyı sıkıp attım.
Bazen resimler böyle karışabiliyor, yaşlılık bu olsa gerek::))

Agvalı Cengiz, pazar günü arılarıma bakıma gittim içeri almadı::))
Bana diyorki sende kimsin.
Murat'ı Baloğlunu aradım yav burada birisi var içeri beni almıyor diye.
Yeni arıcıymış bu işe meraklıyım dedi, aman uzak dur dedim meraklılarla uğraşamam::))
Kovanların çalışması güzeldi, öğleden önce başladım ormandan giden arıları açmaya.
Üçüncü katları verilecek olanlar vardı ve ormandaki kovanlarada mudahale edememiştik. Gebze'den gidenlere dokunamadım bile. Hava çok sıcaktı ve kestane balı gelmeye başlamıştı.
Bu çıta kattan onikinci veya ondokuzuncu çıta bende son sıraya aldım. Kat verdiğim tüm kovanlara erkek çıtası girdim. Burada üretilen erkekler kapandığında Gebze'ye nakledilecekler.
Bal çok sulu ve silkelendiğinde akıyor, akan ballardan yaladım acı.
Erkek çıtalarına böyle kılavuz petek taktık, bu şekilde verildiginde tel örülen petegin içinde kalıyor.
Erkek çıtaları girilen yerdeki ballı çıtaları, ızgara koyduktan sonra üçüncü kata alıyorum.
Bununla alakalı filim çektim akşama onuda atarım.
Bu arılar Gebze'den gidenlere oranla zayıf, ormanda arı kuşlarıda bayagı bir hırpalamış. Fakat arı mevcudu bal yapmaya gayet uygun. Havalar bir hafta böyle gitsin katlarımız balla dolacaktır.
Vermiş olduğum katlarda kabarmış petek agırlıktaydı.
Bir ara Ali abi diye bir ses işittim.
Hamza yemek getirmiş, yav niye zahmet ettin filan deyip, elinden tepsiyi aldım. ::))
İçimdende diyorum kardeşim saat kaç, bu saatte kadar adam dağ başında aç bekletilirmi filan diye::))
Gariban sofrası bir dalarsın::)))
Ayran uyku yaptı, acayipte şişmişim. Uykuda bastırdı ama işlerin bitirilmesi lazım. Bir insana bu kadar yiyecek verilirmi kardeşim demek geldi içimden.
Kontrol ve işlere devam ediyorum. Bu kovanada kat verdim.
Tüm çıta resimleri kattandır.Bal polen ve yavru alanı daralmaya başlıyor, bu kovanada kat verdim
Polen blokesi şimdiden tavan yapmış durumda zaten biz Şile'ye gideli 1 hafta oldu bu bir haftanın 4 günü ful yağış. 3-4 gündürde nektar gelmeye başlamış.
Bal geliri güzel fakat nektar yeni başladıgı için peteklerde agarma göremedim.
İşleri bitirip bir ağaç gölgesine uzanmışım.
Bir ara baktım sesler geliyor Murat baloğlu paydos etmiş yanıma geldi.
Barakasına geçtik, siz bir şeyler yapıp paylaşırsanız bunu mutlaka siz görmesenizde faydalı şeyleri kullananlar oluyor. Ali Şekerli abimizin kullanıp paylaşmış oldugu ızgaradan çıkışlı aparat.
Anaarı sütü üretiminde kullanılan memeleri larva transferi için düşünmüş.
Anaarıda üretmiş bu çıtalarla.
Anaarı çiftleştirme kutuları, en büyük eksikliği ise çıtaları birbirine olmuyor.
Ortadan bölünüp iki gözlü olabiliyor, bölmesi seyyar.
Benim arıları götürürken yapmış oldugum larva transferi, 17 tane tutmuş, birde yumurtalı çıta götürmüştük. 10-15 memede onda varmış. Arılık tamamen karniyol F1 olacak kısmetse.
Bazıları yazıp çiziyor, yazsınlar bakalım.
Sonuçta karniyol arısını kullananlar noktayı koyacaktır.
Arıcılıktan anlamayanlar yazıp çiziyor, yaptıkları ortada yok. Bol kitap okuyorlarmış okuyun siz, eşege ne kadar kitap yüklesen gene eşektir.
Burada yeni bir bahar var. Yoncalar ve bir sürü yeni çiçek açmış, kestane zaten yeni açıyor. Yağışlar ilk açan kestaneyi yıkamıştı.
Karşımız barajın seti. Arılıgın komplebir resmini çekmeye çalışıyorum. Murat gel bir yere götüreyim oradan çekersin dedi.
Murat Baloğlu.
Hemen yan tarafımız baraj taştıgında akan suyun gittiği dere.
Degişik bir çiçek ve arılar ziyaret ediyorlar.
Karşı tarafa daha tam çıkamadık dere içinden arılık.
Arıların tam karşısındayız, bitişiğimiz ise cami. Karşı tepe kestanelikmiş, peşinden ıhlamur açar.
Hem dere hem arılık hemde orman üçünü bir resme aldım.
İskinin istimlak ettiği alanda bir kiraz ağacı. Ufaktan daldım yetişiyorum ama yetiştiklerim bana yeterli degiller::))
Dayanamayıp ağaca çıkıyorum. Evdekilerede kiraz topladım, yazık güzelim kirazı yiyen yok.

Kısmet işte, nerden nereye, nasipsiz dayak bile yenmez diyorlar aynen doğrudur::))

Kirazda nasip olmaz ise yenmiyor işte::))


Karniyol arısı hızlı gelişen arılardandır, bal akımında yavru devam ettirmek istiyorsanız koloniye hem bal koyacagı hemde yavru yapacagı alan verilmeli. Filimde arının petek örme ihtiyacını gidermek için erkek çırtası verdim. Genelde verdiğim çıtaları büyük gözlü örüp erkek yumurtası atması gerekir. Bal koyacagı alan için ızgara konduki yavru faliyeti içinde ızgara altı koloniye şimdilik yetecektir.
Bizim arıcılık kültürümüzde en fazla 20 çıtalık koloniler vardır. Hızlı gelişen arılar 20 çıtalık alanda bal ve polenle tüm çıtaları bloke edip arı popülasyonu denilen nufuslarını bitirirler, bu durumu ortadan kaldırmak için koloniye gerekli alanları arıcı açmalıdır.
Kestane balı nektarı çok uzun sürmez, kısa süren akımlarda ise kabartılmış peteklere çok ihtiyaç vardır. Ayrıca ızgara koymamın bir diger nedeni, işçi arılar alt kattaki balları anaarının çıkamadığı ballıga taşıyacaklar.
Not:Yer Şile Korucu köyü, 13 haziran 2010, kestane balı için buradayız.



yukardaki adresten filimi daha büyük izleyebilirsini.24 Mb lik filimi 10 mb ye sıkıştırdım görüntü kalitesi düştü.

15.04.2010

2010 NİSAN AYI ÇALIŞMALARIMIZA YOGUN BİÇİMDE DEVAM EDİYORUZ


Hafta sonu 10 nisan 2010 günü yapmış oldugum yeni memelerin deneme sürümleri vardı. Ali Şekerli abimin gönderdiği memeleri önce kullanıp sonra paylaşmiştık.
Dolayısı ile hafta sonu asıl yapmış oldugumuz işlerin paylaşımını hafta içine atmıştık, araya birde başka paylaşım girdik, bu paylaşımda önemliydi, av fişeklerinden kafes, tapasındanda meme tutturucusu.

Geçen hafta 10 nisan cumartesi en güçlü kovanımı yeni altlıklardan birisine aktardım. Bu görüntüler aktarma yapıldıktan 5-6 saat sonrası. Yani öğlen üzeri aktarma yapıldı, akşam alınan bilgi bunlardı.


5-6 saatlik sürede bu kadar malzeme aşagıdaki çekmeceye düşmüş. Görünce bende şaşırdım acaba varroa filanmı diye. Gözlem yaklaşık 5 gündür devam ediyor daha bir tane varroa düşmedi. Bu kovan ise 18 çıtalık bir koloni.
En acayibime giden ise çekmece zemininde acayip bugulanma ve su birikti. Minin damlacıklarda desek daha doğru olur.
Pazar günü ise İlhami abi yardıma geldi. Hava şartları tam olumlu degildi ama bir yerdende diyorum iyiki hava soğuk ortalıkta çoluk çocuk yok. Sadece bizi sokuyorlar, bu kadar önlem yetersiz kalıyor mutlaka bir yerinizden kaptırıyorlar.
Muğla'dan gelen arıları bölüp anaarısını degişip satacaktım. Planlar alt üst oldu. Bu iş olmadı, bu seferde yavrulu çıtaları benim Gebze'deki zayıf arılara veriyorum, işçi arılar bir tur meme besleyip, çiftleştirme kutularını boylatıyorum, başka türlü bu arılardan kurtulamayacaktım.
İlhami Uyar abimiz geçmiş yıllara oranla kendisini bayağı gelişitirmiş durumda. İşin garip tarafı ise geçen seneki ekip arkadaşlarından yılların arıcısı Nejdet Uyar abimiz vardı, bunlar sülalecek arıcıdır. Nejdet abinin 30 kovan arısı sönmüş, suçlusuda İlhami abiymiş, çünkü formik yapmışlar arılar ondan södü diyorlarmış.
Bu nejdet abinin geçen senede 50 kovanı sönmüştü, ozaman formik falanda kullanmamışlardı. Bir yıl daha geri gider isek Nejdet abinin ölen koloni sayısı 55 di. Bu bölgede bir kişinin öldürdügü kovan sayısı, 3 yılda 135 adet. Ben son üç yılda fire vermedim.
Bu ölümlerin büyük nedeni kış arıları çıkartamıyoruz.
Yani genç nufus yok.
Bunda ırkların önemi çok büyüktür.
Bir zamanlar kışa güçlü girin diyenler vardı, arı birleştirerek filan..., bu yolla güçlü olunmuyor.Neden derseniz, birleştirdiginiz arılarda genç degil ve hepsi birden ölüyor, bal var arı yok. Sonlarını gördük, arıları ruşetlere doldurup, diyar diyar geziye çıktılar::))
Açlıktan kovan söndüren kişi yok gibi.
Baştan kovanı başka kovana aktarıyorum çiftleştirme kutularımızın hazır petekli çıtalarını kovana iki sıra diziyoruz. Daha sonra Muğla'dan gelen arıları bu çıtaların üstüne silkeliyorum.
İki cepedende silkelenen arılara şurup püskürtüyoruz, bu arılarla başka türlü başa çıkamadım. En iyi çözüm şurup püskürtüp arı tatlısı yapmak::))
Her kovan yaklaşık olarak 50 koyduk. Üstünede 3-4 litre poşetle şurubu veriyoruz, iki gün sonra çiftleştirme kutularına hazır ballı çıta hazır. Bu çıtaların arılandırmasınıda meme besleyen anasız kovanlradan verince verdiğim memeyede mahkum oluyorlar.
Pazar günü ilk defa eldiven taktım. Eldiven maske ve çizmem var diye sevinmeyin. Bir yerinizden birden vuruyorlar.
Tek tük saldırgan arılarım vardı ama bu kadarı bir arada hiç olmamıştı. 15-20 güne kadar Muğla'dan gelen kovanların tamamını dagıtıp bitirmeyi düşünüyorum. Anasını 2-3 çıtayla alıp bölüyorum zayıfken güçlü saldıramıyorlar.

İlhami abi gider iken, Muğla'dan gelen kovanların birisine boş çıta atılmıştı, arıyıda biz bölünce erkek ve dişi yumurtalar var, haliyle meme başlamışlar, dünya arı sütü vardı, İlhami abi çıtadaki memeleri bozmadan alıp götürdü, arısütlerini evde sağacakmış.
Hacı diyorki bu Muğla'dan gelenler inek olsaydı acayip süt çıkardı ::))
Tel altlıklı anti varroa sisteminden görüntü. 5 Gün içinde bu kadar pislik aşagıya düşüyor. Henüz hiç varroa düşmedi.
Herkesin kendisine göre işleri var, hacı bizim biladerin yeni yaptıgı 500 çiftleştirme kutu çıtasına delikdelip tel takıyor. Çamaşır yıkamış gibide onları tavana asmaya devam etmekte. 75 tane altlıgın montesi bitti, sadece teli zınbalanıp, bezir yağı çekeceğim.
Ben ise degişik aletler peşindeyim, bu günlerdeki merakım sıcak ortamlar ve inkübilatörmü ne işte.
Konu hakkında en çok deneyime sahip kişi Emrah Karadeniz. Kendisi kendi kuluçka makinesini yapmıştı. Emrah'tan bilgi alıyorum.

Benim işim civcivle değil ama ilerde neden olmasın. Bakarsın bıldırcın üretiriz.
Şimdilik sıcaklıkta sorun yok, ayarlayabiliyorsunuz, hemde kaç derece isterseniz oluyor. Fakat nem işi çözümsüz duruyor. Bu nem işinide çözdükmü plan tılır tıkır işler inşallah.
2010 / 14 Nisan çarşamba. Ziyaretçimiz var, biriside şu an yolda.
Hacı hizmette kusur etmeyecekte, adamın şablon bir acayip, ne maske oluyor, ne pardüsü.::))
Gelir gelmez anında öptüler, balkon fakiri ha, oynuyordun kış boyu, gel bir burda oynasana bakalım::)))
Hemen hacı sıfır çizme verdi, bir boy maskesi ellerdende kendini öptürme bu kadar zırh yeter.
Önce karakovanı açtık, bunun geçmişini bilmeyen kalmadıya neyse::))
Hani invert şurupla zehirlenen.....
Balkon fakirinin kardeşi.
3 dalak attımı kovan bitti.
Bizimki kovanı gördü sesi kesildi, yağları eridi, abi bunu bana versene diyor, hastamıdır nedir.
Hem arı satıyor, neymiş fazla koloniye bakamazmış, hemde ayak üstü bizi çarpacak.
Asıl işimiz ise hafta sonuna çıkacak anaarılerın memelerinin kutulara dagıtılması gerekiyordu. Bizimki mağazin işleri peşinde biz ise ne kadar çok iş yaparsak sistemin işlemesini o kadar çabuklaşacak.
Muğla'dan gelen arıları ne yaptıksa sakinleştiremiyoruz.
Bir ara kullandığım sisteme geçiş yaptım.
Yogun şurup veriyorum püskürtme usulu ile. Hacı diyorki bu arı tatlısına benziyor, yiyen gelsin be.
Boş bir kovan hazırlıyoruz, mümkünse çift spreyle püskürteme yapılıp, silkelenen arıları kovan dibine yapıştırıyoruz.::))
Bu günlerde arılığa gittiğim her akşam en az 10-15 iğne yeniyor. Elimde bir iğne var onu çıkarmaya niyetlendik ikincisini yedim. Bu nedenle arıyı havalandırmamak gerekiyor, şurupta bunun ilacı.
Biz bu işlerle uğraşırken Sadri abide geldi. Selam sabah derken birde onu soktular zaten içeri girmemişti, biz arılıktaki işleri bitirene kadar kendisi arabada bekledi.
Bir uçabilseler bana neler yapacaklar ama malisef uçulamıyor. Uçabilmeleri için önce üzerlerindeki şurubu yapayıp petek gözlerine doldurmaları gerekiyor.
Sistem çok güzel , istediğim gibi oynuyorum onlarla.
Arada bir sürü arı telef oluyor ama yapacak başka şey yok. Bu arıları en kısa sürede bitirmem gerekiyor şehir içinde bu arıyla bir şey yapılmaz.
Gene akşam oldu ve yediğim iğne sayısı belli degil. İnşallah hafta sonuna kadar 150 göz doldurulacak. Her akşam, mesayi bitimi maç var maç::(((
Çarşamba gününden bir görüntü.
Tabi kutuları arılındırırken, silkelediğimiz çıtalardan da memeleri koparıp başka kovanlara veriyoruz.
Bu esnada iki anaarı elimizde doğdu, hemen bir kutuya aldık, işlemler devam ederken bir tane daha doğdu, bir çiftleştirme kutusu ful 3 adet, Muğla'dan gelen kovanlardan kapattık bir kutunun üç gözüne.
Bir iki hat ilersine bir bakacam ne olacak.
Hala saldırganlık devam edecekmi.
Benim şu ana kadar ürertiğim erkek tahminen 50 bin civarında. Madem saldırganlık erkekten geçiyorsa bu Muğla'dan gelenlerde karniyol erkeklerine verecektir. Bu kadar erkek arasından başkasına verecek halleri yoktur diye düşünüyorum. Tadi bu tur yanlışlıkla verdiler diyelim ilerki turlarda durumlarına bakacağım.
Yazılanları test etmek istiyorum, birileri araştırmış ve yazmış bizde ne derlerse yiyoruz. Uygulamalarda yazılanların tersi çıkabiliyor.
Dr.Muhteşem Turunç iyice dağıttı, anam anam deyip duruyordu, dedim bana sataşma öpeceksen anaaarı burada onu öp.
Bu arada Sadri abinin kovanlardan birisi anaarı kaybetmiş. Kendisine benim anaarı çiftleştirme kutularından bir adet anaarı verdim gitti.
İşleri bitirdik arılıktan ayrılıyoruz, yarı yolda bizim hacı doktoru yakaladı, çizmelerimi nereye götürüyorsun.
Bizimki pişkin pişkin gülüp yeni çizmeleri çıkarıp eski ayakkabılarını giyindi::))
Eminin içinden tüh nasıl yakalandık diyordur.

Sonra hacıyı ekip, yemege gittik, Muhteşem abi herkesten önce daldı yemege sanki ihtiyacı var. Arada bizde yedik tabiki::))

Güzel bir akşam oldu, herkes mutlu bir şekilde evine hesap vermeye gitti::)))