eşek arısı kolonisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eşek arısı kolonisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.07.2013

DOLU DOLU BİR ARICILIK HAFTASI, GERİDE KALDI...

Benim açımdan oldukça önemli bir hadise, ilk defa birisine suni tohumlama hakkında ders verdim. Manos bir kaç yerden bu konuda fiyat almış, o parayı verip kurs görecek ama kısa bir sürede her şeyi öğrenemeyeceğini düşünüp, İlhami abiye demiş ki, ben Ali Türk'e para verip, hemde bir kaç uygulama yapıp işi öğreneyim demiş.
Bende kendisini kıramadım tabi ki::))
 Bu iş zor değil ama kolayda bir iş değil.Hiç bir eğitim almadan biz kendi başımızın çaresine baktık, memleketimizde bir sürü bu işi bilen veya eğitimini alanlar var, işin uygulama veya ürün bazında ortada bir şey yok. Yaklaşık üç yıldır, kendi damızlıklarımızı, kendimiz üretiyoruz.
 Manos başlarda biraz zorlandı ama onu alet ve kraliçelerle baş başa bırakıp biz çalışırken, oda kendisi çalıştı.
Yunanistan'da bu işi bilen bir kişi varmış ve kimseye öğretmiyormuş. Yaptığımız işin ne kadar önemli olduğunu bunu duyduktan sonra daha iyi anlıyorum.
Bazı kişiler devlet imkanlarıyla elde etikleri bilgileri, parayla satma derdinde, aslında bu işi ücretsiz yapmaları gerekirdi, çünkü devlet onları bilgi satın diye yetiştirmiyor, bilgi satacak olanlar devletten maaş almamalı, bu benim görüşüm tabi...
Dilini bilmediğimiz birisine bir şeyler anlatmak oldukça zor ve İlhami abi devrede, hatta Manosla yanlız anlaşamıyoruz, İlhami abiye gogul nerede diyordu::))
Kurs sonrası bu işle ilgili videoları izleyip gerekli açıklamaları yapıyorum. Manos bize bu seviyeye ne kadar sürede geldiğimizi soruyordu, alet yapıldıktan bir sene sonrası 8 safla kışa girmiştik, tabi bir sürü denemeden sonra bu başarıyı yakalamıştık, hala suni tohumlama ile alakalı makalelerimiz hatalarla dolu, bir işi yapmayanlar bilimsel yayınları çevirdiklerinde bir sürü aksaklık ve hata oluşuyor...
 Hafta içi Engin Altın abimiz aradı, bir kezde masanızı ben donatmak istiyorum, bana kaç kişi olduğunuzu söyleyin yeter dedi. Kendisi İstanbulda kuyumculuk yapıyor ve Düzce de arıcılık çalışmalarına başladı. Gelmişken biraz ana arı aldı, gelecek senenin kolonilerini oluşturmaya devam ediyor. Kendisine Allah razı olsun diyoruz. Engin abi bu tür iftar baskınları yaparmış, arılıkta hiç bir şeye el sürmeden bir iftar yaptık diyebilirim. Normalde ben yemek yapıyorum, yemek pişerken çalışmalara devam ederiz.
Masa hazır, bu arada masa yeni icatlarımdan::)) Buzdolabı kapağından süper masa oluşturdum, ayakları ise kovan katı.
Engin abi masayı donattı, imam efendinin ezana başlamasını nasılda bekliyoruz....
İftardan sonra semaverde çay eşliğinde sohbet ve dağılıyoruz.  Dönüş yolunda feci bir kaza vardı.
Fort marka yeni model bir araç parçalanmış. Sürücüsü iyi diyorlardı hastaneye kaldırılmış, bu araç yolunda giderken aşırı hız yüzünden hafif viraj olan yerde kontrolü kaybeden bir transpotır bu araca çarmış ve oda bir kaç takla atmış tekerlekleri havada yolun dışında bir yerdeydi, yolun temizlenmesiyle alakalı belediye ile irtibata geçtik ekip geliyordu biz olay yerinden ayrıldık. Kaza siz ne kadar dikkat etseniz de bir başkası sizi bulabiliyor, bu araç fert olmuş, transpotırın ön jant filan parçalanmıştı, artık kaç km hız yaptıysa...
Allah kimseye kaza bela vermesin...
Yurt dışından körükçü ital eden ilk kişi benim herhalde::))
Körükçü kafamıza göre. Zaim abinin villadayız...
Hazır oruç tutmayan birini bulmuşken bahçe işlerini de halledelim dedik::))
Engin abi geldikten sonraki akşam Manos diyor ki, bu akşam kim gelecek::))
Kars, Erzurum yöresinin bir sözü vardı, alıştın kaz etine diye::))
Kimse gelmeyecek, oturup durma geç aç kalmamak için çaba sarfet....
Salataları
Manosa yıktık, bir gün soğanı rüzgardan tarafa tutunca gözlerinden yaşlar geliyordu::))
Arılıktaki tüm işlerde çalıştırdık, kutulara çıta hazırlanıyor, tel çekiliyor petek takılıyor...
Atölyede iş çok, elini ver kolunu alamazsın::))
 Hafta sonu cumartesi Alemdağa uğradık bazı malzemeler bitti, bazısı devre dışı kaldı, onları tamamladık. Arı evindeyiz. Manosuda gezdiriyoruz, oldukça iyi çalıştı gezmeyi hak etmiştir. Baharın Ercan ile körük konusunu konuştuk, Ercan derki her arıcı her yıl bir körük alsın, tamam dedik alalım, ama aldığımız körük 1 ayda dağılıyor::))
Bu kadarda olaması lazım....
Körük imalatı yapanlar körüklerin nerelerinde sorun çıkıyor ya bilmiyorlar yada işlerine gelmiyor.Perçinli körüklerin perçininden kopmalar oluyor, hava bastığınız bölümle metal bölüm ayrılıyor, iki parça körükden duman çıkmıyor.
Bazılarının pompası atıyor, yıllarca kullanmaktan vaz geçtik sezonu atlatamıyoruz. Iskartaya ayrılan körüklerin resimlerini arşivledim, hepsini bir yayınlayacağım....
Yeni bir körük daha aldım.Oldukça ağır, çaydanlık malzemesiymiş hatta bir çaydanlık üreticisi üretmiş.Sıradan körüklerden buna verilen para ile 5 tane körük alırdım ama birde bunu deneyelim diye paraya kıyıp bu modeli bir deneyelim dedik...
Körük kapağı geniş olmalı ve yerine oturdukça sıkışmalı, bizimkileri daha yeni iken kapatamıyorsun, biraz islendi (ziftlendimi) mi ne açılıyor nede kapanıyor.
Yunanistan'dan bir körük geldi, kapak o kadar rahat kapanıyor ki, kapandıkça sıkışıyor, soba gibi ne koysan yanıyor ve sönmüyor.
Bu körükte dediğim gibi rahat kapanıyor sonradan sıkışma başlıyor, henüz kullanmadık ama bunun bozulursa hava pompası bozulur, diğer aksamlarına bir şey olacağını düüşünmüyorum, perçin yok parçalar elektirikli punta ile kaynatılmış, perçin iyi olmuyor punta en iyisi.


Hafta arası gene bende önemli yeri olan Zafer Anlayış abim ziyarete geldiler, okul arkadaşlarına ana arı lazımmış.Sıra var mı? diyoru, sana sıramı olur beya...
Zafer abi suni tohumlama cihazımızın temelinde büyük emekleri olmuştur, Nazmi abi başladı bitiremedi ama başlanan iş bitmiştir ata sözü çok doğru, Sadri abi noktayı koydu. Dünyada 8-10 çeşit ana arı dölleme aleti arasına bizim gayret ve meraklarımız sayesinde Sadri Demircioğlu abimizde girmiştir.
 Zafer abinin okul arkadaşları, hepsinin ismini bilmiyorum, belediyede kısada olsa sohbet ettik ama kimse sohbete doyamadı..
Ana arı alan kişi İstanbul'da Mimarmış.
Toplu resim alıyoruz::))
333 Veya patates deyin::))
Ah Zaim abi ah....
Seni anmadan yapamıyoruz....
 Bu yıl kene çok, bir kaç kes bacağıma yapışmıştı, bu ise taa göbeğin altına yapışmış. Benim gibi garibandan ne istiyorsun, etli butlu semiz birini bulsana be hayvan deyip çekip aldım.  Hafif kızarmış, bacağımda kilerde bu durum yoktu.Bir kaç tanede üzerimde eve gelmişti, geçtiğimiz senelerde tek tük oluyordu bu sene sayı fazla...
Göbeğimden kopartıp elimin üzerine koydum oldukça hızlı idi. Resimlerini aldıktan sonra mefta oldu, benimle bir daha uğraşmasın....
 Haftayı eşek arılarla kapadık. Etrafımızdaki tarlalarda bulunan büyük meşe ağaçları vardı, ekin ekili olduğu için yanlarına gidemiyorduk. Ekinler biçildi bu sıra ana arı kutularına ve kovanlara çok saldırıyorlar, kısa bir göz atmada dibimizdeki 3 ağaçta oldukça iri koloniler bulduk. Sinek ilacı aldık ve iftardan sonra operasyon var.
Hatta bir ağaçtaki seyretmenize bile razı değil, bu sabah yuvalarını seyrettim diye beni arabaya kadar kovaladı, akşama defterini dürdük tabiki....
 Arılıkta kovanların önünde arı kapmaya çalışan eşek arılarını en güzel balık kepçesi ile yakalıyoruz, günlük en az 30-40 tane eşek arısı öldürüyoruz ama bitmiyor. Güzndüzden tespit ettiğimiz eşek arısı kolonilerine baskın yapıldı. Kepçeyi çıkıa koyup karşısından ışık veriyoruz bir yerden de sinek ilacını sıkıyorsunuz, çıkanlar kepçede kalıyor ve bir çoğu çıkamadan yuvada ölmek zorunda.Tek kişi bu işi yapmak zor, İlhami abi ile işi bitirdik. Üç kolonide yeni aldığım ilaç bitti.
 Yüzlerce eşek arısı öldü, yüzlerce doğmak üzere olan vardı onlarda yok oldular.
Eşek arısı kolonisi. Her hangi sırayı sayın sadece dış birinci sırada bize görünen 20 den fazla göz var. Yani bu kolonide yüzlerce eşek arısı üreyip ana arı kutularına ve kovanlara musallat oluyordu. Bundan sonraki müdahale ettiğimiz koloni daha büyüktü ama yerden yetişemiyorduk sandalyeye çıkıp işini bitirdik.

 Bir ana arı kutu gözü önünde arı yiyen eşek arısının üzerine bastım. Ağzındaki arı dikkatimi çekti, bu iş nasıl denk geldi bilmiyorum, eşek arısının ağzındaki bir ana arıydı::((
Zannedersem çiftleşme uçuşundan döndü ve çölde kutup ayısına denk geldi, kısmete bak....

Normal şartlarda bakıyorum havadaki arıları bile eşek arısı yakalayıp yiyor. Bazende yakaladığı arı ile uçup en yakın ağaca konup orada arıyı yemekte.


2.10.2012

EKİM AYINA GİRDİK


Arılar ve püren.


 
Mevsim gelip geçti, ekim ayına girdik. Eylül ayından çekilmiş resimlerle ekim ayının ilk paylaşımını yapayım dedim.
Bu yıl geçen seneye oranla hem kurak, hemde sıcak geçiyor, sıcak olmadımı bal olmuyor, bunu bu yıl yaşadık.
 
 
Bu hafta sonu bala çalışan arıları dışarıdan kontrol ettik, arılar rahatlamış acayip bir çalışma vardı, demekki durumlar iyi.
 
Bu yıl kuraklıktan dolayı pürenler çok geç açtı, son yağmur olmasaydı pürenler açmadan kavrulup gidecekti. Bir çok püren geçmeye başladı, bunada şükür ya yağmur hiç olmasaydı.
Bu resimler ana arı üretiminde kullanılan ruşetlere ait. Bir iki çıtalık arılar polen ve bal çekiyor, bakalım akım ne kadar sürecek.
Püren nektarının rengi yeşil, arkadaki ışık tam rengi görmemize engel oluyor ama yeşil renk fark ediliyor.
Enes Emin ruşetlerini kışa hazırlıyor. Anasız bir çok ruşet var, çiftleşmeye giden ana arılar kuşlara yem oluyor. Arılıkta erkek atan 3 ana arı bu hafta sonu imha edildi, bu saaten sonra atılan erkek yumurtası en erken 40 gün sonrası ne iş yapacak. Elimizde açık kapalı doğmuş erkeler mevcuttu eylülün sonuna kadar olan süreçte.
Yeni doğmuş bir ana arı, saf adaylarından şu an bakir. Sezon başı uygulamalarımız başladığından beri her ay uygulama yapıldı. Sonuçta sperm kesesini doldurduktan sonra tohumlamada kalite sorunu olmaz. Saf erkelerin olgunlaşmasına göre kendimizi ayarlıyoruz, sadece hazır sperm nasıl saklanır onu aşamadım, birde onu geçersen kışın bile ana arı üretirim::)) Ekip sezon başında toplandığında iş dagılımında bulunuldu, ya erkekleri yada anaları üretin demiştim, ekip cin gibi bütün işleri bana yıkmayı başardılar. Bunca işin arasında sistem tıkır tıkır işledi.
Yeni doğmuş ana arı kafeslendi, kafesinde olgunaşmayı bekliyor, tohumlanıp yumurtaya başlarsa saf ana arılardan birisi olacak. Yıllar sonrası o kadar rahat kışa giriyorumki anlatamam, bol saf anaçlarla acayip bi kolleksiyon, tüm hatların çaprazları alınmış, değmeyin keyfime, millet f1 bulamazken saf sürüm var...... Memlekettede acayip işler var, piç arılara deger biçemeyen enayiler bol. İsim koyanmı ararsın, bilim ve bilimsizlikten ne kadar uzak işler varsa mevcut. Arıcılıkta F kavramını anlayamayan ülkeler arıcılıkta geri kalırlar. Arım yerli diyenler, arım ekotip diyenler, yalan söylüyor, ülkemiz bir kazan olmuş kaynıyor, kepçeyi sokup çıkartan, tabaga koydugu çorbaya isin koyuyori, birisi ezo gelin diyor, kimisi mercimek, kimiside bu domates diyor aynı kazandan çıkanlara. Bunu ıspatı çok basit, benim arım yerli veya ekotip diyenler. Makalaere bakın, ekotip veya yerli denilen en az 20 bin koloni davranışı aynı olmalı, bizim arıcıların 10 kovanı olsun, onununda huyu farklı bu nasıl iş::)) Böyle yerli ekotip olurmu? tabiki olmaz onlar kendilerini ve milleti kadırmaya devam etsinler. Bir şeyleri söylerken anlamınıda bileceksin, yoksa çagın dışında kalırsın. Biz yemiyoruz, yiyenler buyursun........
Hafta içi köylerde tespitler vardı, Şükrü bey yazlık yapmış tespiti yapılıp sisteme işlendi, evin saksıları çamaşır makinası davlumbazı, oğlu bir tamir servisinde çalışınca krom davlumbazlar saksı olmuş.
Şükrü amcanın arılarıda var. Bir sürü de boş kovan, arıcılıkta ne yaptıgını bilmeyen bir yapıya sahibiz, kovan çok olsun bal önemli degil.
Eylül ayının son günü eşek arılarıyla mücadele ettik. Eşek arıları bal arılarına çok zarar veriyor.  
Eşek arıları çok ilginç böceklerdir, bunu şunun için söylüyorum, yiğidi öldür, hakını ver derler ya. Gerçekten baharda 1 (eşek arı kraliçesi) kraliçe ana arı işe başlıyor, yuvayı kuruyor,yavrulamaya başlıyor, yavrulara ilk etapta avlanıp yiyecek getiriyor, her geçen gün nufusları artıyor, son bahar geldiğinde karşınıza dev bir eşek arısı kolonisi çıkıyor. Bu böcekleri taktir etmemek elde degil ama ne yapalım. Bal arılarına felaket zarar veriyorlar, bunlarla mücadele etmedende olmuyor.
Eşek arısı kolonisi. Kolonide bir kaç giriş ve çıkış var ama burası zannedersem nizamiye girişi::))
İmha edilmiş eşek arısı kolonisi. Eşek arılarıyla çok farklı müğcadele çeşitleri var. Egeli arıcılar eskiden dtt diye satılan bir böcek ilacı vardı, kıymayla yoğurup ağaçlara asıyorlarmış, kıymayı eşek arısı hem yiyor,hemde yavrularına taşıyor, dolayısı ile koloni belki sönmüyordur ama acayip darbe vuruyorsunuz. Şimdilerde o ilaç kansorejen oldugu için yasak, aynı içerikte başka ilaçlar varmış.
Eşek arılarının boyu yaklaşık 4 cm.
Bal arısı bunun yanında sinek kalıyor, bunların çeneleride çok güçlü. Eşek arısı videosu.
Eşek arılarıyla mücadele ederken maske giyinmeme rağmen elimden sokuldum. Hem sokulduk hemde arı tarafından ısırıldık. Bu arı ısırdıgı yeride kanatabiliyor, çok güçlü bir çne var. Sokulduktan sonra şişmeye başlayan elim, bir gün sonrasına kadar şişti ve dirsegime kadar şişlik devam etti. İlaç kullanmamakta biraz inat ettim. Muhteşem abi bir ilaç al, kaşıntı azalır dedi, felaket kaşıntı yapıyor, 50 tane bal arısı soksa 10 dakika sonrası bende bir şey kalmaz, bu süründürüyoru::))
Eşek arısı sokması yaşadık.
12 Numaralı saf karniol. Dünyada böyle bir ana arı bulmanız imkansız. Dünyaya kanatsız gelmişti, varroa maduru, böyle bir ana arı ne çiftleşebilir nede yaşama şansı vardı. Biz bunu uygulamaya aldık, birde işi Enes Emin yaptı, iş olacağına varacakya, ana arı yumurtaya başladı yavru kapattı, bir kaç kez degiştirmeye kalktılar izin vermedim, kendi kızları doğmaya başladı çok az başka ırk arı var içeride, 15 güne kadar içeriye tamamen kendi kızları hakim olacaklar. Bir posta yavrusu sokuldü, ikinci posta yolda.
Dualarımda hep derimya, Allah ne virise hayırlısını virsin diye....
Allah işinizi rast getirmeyecek ise, ağustos ayında düğününüze kar yağdırır, yazınızı kışa çevirir.
Gene her şeyin hayırlısı diyoruz.....
İşler hafifledi dolayısı ile magazine zaman her geçen gün artıyor. Raşit bey yazlıkta bir kümes yapmış, görünce kümes böyle olur diyorsunuz. Sanaldan birisini tanıyorum, bir kümes yapmış, sanki F tipi ceza evi. Bununla kalsa iyi, birde tavuklar yumurta yapıp yavrum diye yumurtaya bakmadan yumurta uçmuş, böyle follukmu olur ya.
Raşit bey geçenlerde soruyor, bildiğin yerde ahlat varmı diye, bende birisini tarif ettim. İyiki herkes uzun boylu yaratılmamış, agacın alt tarafında armut uçmuş::(( Kalanları Enes Eminle topladık, olsun diye beklerken avucumuzu yalayacagız.
Agacın yükseklerinde kalanlarıda biz topladık, evde olsun, dağda olmayacak::))
Ahlat turşusu ise olmadan kurulmalı, ahlat oldumu olmuyor, cümle içinde kelimelerde acayip oturuyor.Oldu kelimesi, bu cümlede olgunlaşma anlamı taşıyor.
 
Geçenlerde bizim Trakyalı Şenol ile konuşuyoruz, birileri kutular terk etmesin diye bir şey kullanıyor dedi, yok yav ne kullanılıyor dediğimde, çıkışa ana arıçıkamayacak ızgara konuluyormuş. Ben o sistemi taaa 2009 yılında kullanıp paylaştım, ahanda haber ve link::))
İnvert şurup. Bu şurup geçmişte meydan muharebeleri yaşadı. İnvert arıya niçin verilir hala kavrayamadık. İnvert şurup kış arılarını yormamak için arıların stoguna sunulan şuruptur. Şu ana kadar en uzun süre tuttuğum invert şurup nihayet kristalize olmaya başladı. Bu şurubu 1. ayda yapıp kavanoza koyup agzını kapadım aradan 10 ay geçti, bozulma ekşime olmadı ama bizim anladığımız şekilde donmaya başladı, donmada tamamen degil, dipten yanlara doğru ortada gene donukluk yok. Bu kadar bekleme yeter hafta sonu bir arıya verecegim. Ülkemizde kışa girerken arılarına kek verenler var, arı yorulup ömrü bir kısmının bitecek, bizim arılarımız 5 çıta kışa girdimi bahara niye 5 çıta çıkamıyor. Kek artya yavru yaptırmak için verilir, maksadınız stok yaptırmaksa niye arıyı uğraştırıp duruyorsunuz ki? Kış arılarını yormayan yabancı ülkeler, 10 çıta arıyla kışa girip 10 çırtayla çıkıyorlar.