karniol arısının bal toplaması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karniol arısının bal toplaması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.02.2011

ARICILIK VE PLANLAR


Arıcılık kışın arıcıların dinlendiği bir dönemde denebilir. Tabi dinlene bilirseniz.
Bu sene çok degişik hamleler yapıyoruz. Birazda şartlar böyle gerektirdi. Zamanı geldiğinde bu ruşetlerle alakalı durum hakkında daha geniş bir yazı yazmayı düşünüyorum. Bu ruşetler benim daha rahat çalışma yapmam için yaptıgım bir hamlede denebilir.
Resimdeki bizim İrfan ustamız. Cemil ustayla yaklaşık 1 senedir ortak çalışıyorlar. Ben tabiki her ikisinede ortagım::))
Boş vakit buldugumda aralara dalıp işlerimi hallediyorum. İşlerim yapılırken bir çok kişide yardım ediyor, bunlara İrfan ustayıda dahil ettik.

Bu sene kışın damacanaya soktugumuz arılar, hala invert şuruptan ölmediler.
Bu arının başına gelenlşeri Allah kimselerin başına vermesin derim , benden bunu duyan kalfam, bu arıların senden çektiği nedir diye bana kafa tutuyor::))
Olayın başı ve gelinen nokta bu.
Damacana da üç sefer taban temizlendi. En son damacanaya bir pet şişe altı koyup salkıma dayadım. Uzaklara gitmeden yiyeceklerini alsınlar diye.

Bu arada bizim kek kullanımına karşı oldugumuz lanse edilmeye çalışılıyor.
Kek kışa girmiş arıyı aşırı yorup, ömrünü bitirdigi için biz buna karşı çıktık, daha önce ben defalarca kışın kek verdim ve günler sonra yere dökülüp ölmek üzere kıvranan arıların halini sonradan anladık.
Arıya keki ne zaan verirsen ver yer.
Kışın verirseniz defalarca yazıldı çizildi, arı katı şeyi nasıl yiyecek, yedimide ömrü kısalacak.
Efendim aç arıya kek vermeyin filan deyip milleti başka şekilde yönlendirmek isteyenlar var, arı aç ise en kısa sürede doyurmak şurupla olur.
Ben yapmış oldugum yanlıştam döneli çok oldu.
Önce kütük kovan açtı ve devamlı kış boyu şuruplandı.
Peşinden karakovan gene kışı şurupla çıkardı.
Şu andada benim damacana kovanım bahara şuruppla çıkmak üzere.
Hani diyorumya, hep yazmayın, neler yapmışşınız bir paylaşın yaw. Bakın ben bir şeyler yapıp paylaşıyorum....
Lafla nereye kadar gidilecek hep birlikte görmeye devam edecegiz.
Ben hep buradayım inşallah::))
Ayrıca her türlü mahlükata iş verilir, iş bulamayanlar gene bize gelip sataşmaya çalışıyor. Zaten başka bir şey yaptıklarıda olmamıştır. Benle yapmış oldugunuzicraat ve işlerinizle yarışın ::)))
Ben hata yaptım benden sonra bizi dinleyenler olur diye kekle alakalı yazı yazıp olayı kapadık ve bir daha kışın kek kullanmadım.
Yazmış oldugum kekle alakalı yazılardan birisi alt linkte. Yazı 2008 de yazılmış biz 2011 deyiz hala eski yerinde sayanlar ne yaparsa yapsın beni bağlamıyor.


http://bengittim.blogspot.com/2008/11/aricilikta-kekin-yararlarizamanisiz.html

Fakat biz geleneklerine bağlı arıcılarız. Geçmişten kopamıyoruz ve alternatiflerede karşı çıkmaya hala devam ediliyor.
Bu konuyla alakalı bir başka yazı yazmışım. Demişimki çağdaş arıcılık ve geleneklerimiz. Gene yazı 2008 yılında yazılmış.

http://bengittim.blogspot.com/2008/11/ada-aricilik-ve-bizim-geleneklerimiz.html


Biz eski geleneklerimizle devam edeceksek bilim ve teknoloji bilgisayar neyimize...



Bu sene yapmayı planladığım 200 ruşet yakında montojına başlıyoruz. Bir işe girdigimde hiç ufaktan başlayamıyorum ve bu aşırılık beni acayip yoruyor.
Bazı hobiciler ???10 kovanla başa çıkamazken, bir turda 200 ruşet yapımı ve bunların doldurulması nasıl olacak bilemiyorum::))
Heralde kalfaya ogul yakalama konusunda yeni egitim vermem lazım, yoksa bu ruşetler dolarmı yav::))
Bu oğulla alakalı ilginç bir hikaye var. Bizim Kadir Gürkan bey bakmış arılıgının etrafına bir sürü tuzak kovan konulmuş oldugunu görür.
Gitmiş tüm kovanları yerinden aşagıya atıyor, kovanların sahibi gelmiş cıngar çıkartmak istiyor. Bizim başkan diyorki bunları benim arılıga niye koydun, ogul girsin diye. Bu kadar zahmet etmene gerek yok, gel bari kovanları aktar git....
Tabi bu kibarca yazılmış hali:))

Hacı abi arılıkta vidayla monte edilecek parçaların deliklerini delmeye başladı, dünya delik delmesi lazım, hemde bu yaştan sonra::))

Bizim Cemil ustam namaza başlamadan öbür tarafla irtibata geçer::))
Tam tekbir alacaktı ki, iç işlerinden telefon geldi, donup kaldı yav. Kendisine zor getirdik ve gülme kirizine girdi.

Bu sene geçen seneye oranla işlerimiz en az 1 ay geçikecekti, bir hamlede bu işlerin aksamamsı için yapıldı.
Bu plan çoktan beri vardı bir türlü araç ayarlayamadık. En sonunda planı yürürlüğe koyduk.

Bazı önemli ve özel işler için erkek derdine düştük anlayacagınız.
Geçen seneye bakıyorum, mart ayının sonunda ilk çıkan anaarılara kafes takmışız. Anaarı üretimi için erkeklerin çıktıgını görmek lazım, bu gün yumurta atılsa, zaten erkek yumurtası atılması bizim bölgede imkansız, atılsa bile geçen seneye göre bir ay geç kalındı. Aşagıdaki link ne kadar geç kaldıgımızı zaten göstermekte. 3 Adet f1 karniol anaarılı ve güçlü kolonimi arkadaşıma erkekleri karşılıgı hediye ettim. Saf karniol erkekler acilen bana geri gönderilecekler::))
Kısmet olursa gelişmeleri paylaşacağım. Geçtiğimiz sene 2010 - 20 martta çıkan erkekleri boyamışım.::))
http://bengittim.blogspot.com/2010_03_01_archive.html

Mustafa kardeşim yolun açık olsun. İnşallah planlarımız istediğimiz gibi gelişir. Biz gereken işi yapmaya başladık gerisi Mevlaya kaldı.
Arıların gittiği yerde gece bile 10 derece sıcaklık var, gündüz gölgede 18 ila 20 derece sıcaklık var, birden içim ısında ha::))
Bu arada Gebze de donmaya devam ediyoruz. Kış geri geldi, her şeyin hayırlısı.
Bakalım Mevla neyler, neylerse güzel eyler.

23.06.2010

20 HAZİRAN 2010 NOTLAR

Bu sene işlerimizin yogunluğundan kestane bitti daha ben kestane resmini yeni çekiyorum.
Resim 20 haziran 2010 parza günü akşam üzeri iş bitimi çekildi ve yağmu yagıyordu.
Şile Korucu köyü arıcılarından Hakan ve amcası, bu seneki durumlardan pek menmun degiller. Hakanın amcası cumartesi kestaneden nektar gelişi kesildi dedi.
İkiside güvenlik görevlisi, şu an çalışmıyorlar ve ünüformalar yok.
Arılara girmeden köyde bayagı uzun çay ve sohbet faslı vardı.
Sonrasında rahmetli amcamın bir sözü vardır, belkide ata sözüdür fakat ondan duyardım hep. Lafın harmanı olmazmış.
Ne kadar konuşursan konuş vakit akar gider işeler yatar anlayacagınız bana musade deyip arılarımın yanına gittim.
Geçen haftaya oranla bal geliri yükselmiş, bir öncekki paylaşıma bakarsanız peteklerde ağarma yoktu ama balda gelmişti.

Bazı kovanlarım 20 çıtada çalışıyor, 20 çıtalık çalışamlarada ızgara koymadım. Katta geçen senenin karniyollarından bir anaarı kendisine yumurta atacak boş petek gözü arıyor. Fakat bal akımı devam ederse yumurta atacak yer bulamayacak.
Nektar akımı hızlandıgında birde arıcı arılarının başına uzun süre gitmez ise olacak olan budur. Bal geliyor ve yavru çıakan yere işçiler balı basar ve kovan bloke olur. Bu çıtanın arısını net resim almak için silkeledim. Bal daha su gibiydi dökülüyor.
Geçen haftadan vermiş oldugum erkek çıtası, arılar erkek gözü petek yapmayıp işçi gözü örmüş ve balda getirmişler.
Bu görüntüler oldugunda kovanları zaten fazla karıştırmaya gerek yoktur.
Böyle kovanların içinde örtüyü kaldırdınız simsiyah petekli kolonileriniz varsa ve petekler agarmamışsa o kovanı mutlaka detaylı kontrol etmelisiniz. İşlerin iyi gittiği bir ortamda arılıkta bir iki kovanda işler bozuksa içerde kesin sorun vardır.
Şampiyonun gücü yerinde olmasına ragmen nedense üçüncü kata çıkmadı bende ızgarasını alıp üçüncü kata çıkışı ızgarasız şekle çevirdim.
Ne kadar güzel bir görüntü, içi ise tuzaklarla dolu.
Genelde saf arılar bu gibi çiçeklerde örümcekle hasbi hal ederler.
Bizim doktorun arılar saf ve ova arısı, kestane bilmiyor, örümcek bilmiyor, bunları nasıl adam edecem anlamadım gitti.::))
Örümcekle öpüşen bir saf arı, dil bir karış dışarda ve mevta.
Hava sıcak ve mola verdiğimde etrafta olup bitenleri incelerim. İncemeler sırasında bir çok arının örümcekler tarafından katledilmiş.
Bu kırmızı örümcegi bir sefer avını yakalarken izlemiştim. Arıya dokunması yetiyor arı uyuşup kalıyor. Genelde kanat veya ayakların gövdeyle birleştigi yere temas ediyor ve arının sinir sistemini bozuyor. Uzun süre sabredilirse filimide çekilir ama bu sıralarda sabredecek zamanım yok.
Bir başka kurban, Muhteşem abinin arılar bende diyorum nereye gittide bu kovanda arı kalmadı? Hepsi örümcekle bayramlaşmaya gitmişler, ben arının kimin oldugunu dilinden anlarım::))

Geçen hafta verilmiş erkek çıtalarından birisi. Arılar hem örüp hemdebal koymuşlar, bittimi bitmedi anaarıda erkek yumurtası atmış.

Bu yumurtalar 40 gün sonra bana lazım olacaklar. Kapanan erkek çıtaları Gebze'deki anaarı üğretim istasyonuna getirilecek. Hem erkek kesilmeyecek, hemde karniyol erkekleri üretiğim için üretilmiş olan F1 karniyollar saflık oranı çok yüksek olacak. Saf olsa bile saf diyemiyoruz, bu bilimsel olarak yanlış olur, saf olsada F1 demek daha doğru bir söylemdir.
Dr.Muhteşem abimin arılarının bazılarınıda bu hemen yanımızda olan vericiler çarpmış olma ihtimali yüksek. Siz siz olun şehir arılarını gurbet ellere göndermeyin bakın buradan söylüyorum başlarına bin türlü iş gelebiliyor::))
Resimin alındığı saat akşam üzeri 17 filan hala polen geliyordu. Polen gelir ise balda geliyordur.
Ne oldu anlayamadık birden hava bir karardı, şimşekler filan derken kendimi güvenlik odasına zor atmışım. Felaket bir yagmur başladı fırtına , ormandan inenler ise hortum var diyordu. Piknikçilerde perişan oldu, sahildeki yol anında tıkanmış.
Yağmur dindi ama hava serin ve ben yaklaşık 2 saat motor üstünde yolculuk yapıp Gebze'deki evime gitmek zorundayım.
Yağmurun tam dinmesini bekler iken yakınımızdaki kestane ağaçlarından bir kaç resim alayım dedim.
Daha açması bitmemiş olan püskülerden birisi, ama yağmur artık bu püsküllerin işini bitirdi.


Kestane ağacı püşkülü, yada kestane çiçeği.

Ben resimleri alır iken ormandan gelen sular çamurlu bir şekilde derelere hucum ediyordu.
Buralarda henüz ıhlamur açmamıştı, havada bir kaç gün yagışlı gidecek gösteriyor, balların bir kısmını yeseler bile bize bal kalacaktır, bir yerse beş getirecektir ne yapalım.
Yolda motorda olan büyük boy çöp poşetlerimden giyindim, genede donmuşum,eve geldiğimde bir ara kombiyi bile açsammı diye düşümdüm, bereket hasta olmadık, bunada şükür.

1.06.2010

2010 YILI MAYIS AYI SON HAFTASINDAN SEÇTİKLERİM

Gebze bal üreticileri birlik üyelerimizden Turan Uçar. Gebze'mizin Hüriyet mahallesinde oturmakta evinin karşısındaki tepedede arıları kışlatmakta. Bu sene çok kovan söndürmüş, 30 civarında yeniden koloni alıp evin önünde bakımlarını yapıyor, benim kendisine uğradığım günün akşamı arıları sapancaya kestane balına götürecekti.
Arılar o kadar sıkışıkki sormayın bahçede yer yok, arı işe gidebilmek için döne döne minareye çıkar gibi havalanıyor sonra istikametine devam ediyor.
Mahallede gezer iken gördüğüm kiraz ağacı. Kiraz çiçekleri açtığında arkadaşımız Mehmet Yüksel üçüncü katları arılarına veriyor. Biz kirazları yemeye başladık hala üçüncü katlar piyasada yok.
Bu arada bizimki bahar balı sağmış.
Ne gariptirki Trakya'da binlerce kovan o bölgede birakın sağım yapmayı kat bile atamadılar.
Bu ırk mevzularına karşı çıkanlara ithafmıydı neydi ondan işte olunur.
Yeni yapmış olduğum 4 çıtalık katlı ruşetlerim. Benim bu ruşetleri yapmamdaki amacım erkek arı üretimi olacaktır.
Çünkü siz ne kadar erkek arıları boyasanızda aradıgınızda bulamıyorsunuz, alıp başlarını başka kovanlara gidiyorlar.
Bazısı işe gidip geri dönmüyor yapacağımız işe gerekli olan erkek arı sayısını bulamıyorum. Bir anaarıyı döllemek için en az 10 erkekten sperm alınmalı.
Yabancı kaynaklarda yapmış olduğum araştırmalarda damızlık erkek arıları hiç dışarı bırakmıyorlar.
Anasız kovanın katında tutuluyorlar, devamlı besleniyorlar ve gerektiğinde açıp ne kadar erkek gerekiyorsa alınıyor.
Birde bu erkek hasadında kullanılan başka bir aparatımız var onuda yaptım ilerde paylaşılacaktır.
Ayrı ayrı ruşetlerde erkelerin soyunu daha iyi takip edebileceğim.
Her ruşete farklı karniyoldan bir çıta erkek arı vereceğim. Erkek arıların doğumlarından sonra 15 gün geçtimi hazır erkek areamaya gerek kalmıyor.
Mavi ve yeşil renkleri terch ettik, ama yeşile mavi karışınca cam göbegi renk çıktı.
Yaklaşık 15 gündür ormandaki arılara gidememiştim. Bu pazar arılıga uğradım ve hiç durmadan çıktım. Arılığa girip biraz oyalandınmı dünya iş çıkar.
Anaarı işleri bir acayip, kutuların bir ucundan başlayıp öbür ucundan çıkmak iki günü alıyor. Aslında pazar günü kutulardan kaçtımda desem yeridir.
Bizim taze hacıya ugradım, yolumun üstü ve turfanda sebzeler çıkmaya başlamış.


Seranın içi felaket sıcak, zaten taze hacıdan şıpır şıpır ter akıyordu::))
Salatalıklar sırık yerine ipe bağlanıyor. Bademler ise çıktır çıtır, nedense böyle yerlere hasta oluyorum.
Dalında kopar kopar ye. Çilekler hala devam ediyordu, biraz küçülmüşler ama tatları dahada güzel olmuş.

Sera işleride çok bakım ve takip isteyen işlerden birisidir. İş gördüğüm kadarıyla hiç bitmiyor. Domateszler yakında çıkarlar. Bu seranın en solundaki sırada denemelik pembe sırık domates var.
Bademlere bakın çıtır çıtır.
Doya doya götürdük.
Taze hacı haftaya bu serayı tanıyamazsın diyor. Hacı bir hafta öncesi bir kovan arı getirmişti. Larva tranferi yaptım, 22 tane tuttu aynı gün akşamı alıp bu seranın yanına aldı. Gelişmeyen arılarını köyde tutuyor ve onların analarını karniyol f1 yapacagız.
Aynı zamanda bu günlerde Turan Uçar'da bir kovan arı getirecek, onada larva transferi yapılacak.
Ormandaki arıların yanındayım. Havalandırmalar çok açık degil. Biraz çekip bırakmıştım. Bu bile çok büyük bir havalandırma oluşturuyor.
Çekmeceleri çekip kontrol ettim, belkide arılar 1 aydan fazla burada tek tük varroa düşmüş.
Varropasız bir arıcılık yok, fakat kontrol altında tutmak gerekiyor.
Kovanların dışatan önlerine bakıyorum. Bir çok kovanda daha öncede fark etmiştim erkek arıları kesmişlerdi.
Erkeklerin kesilmesi nektar kesikliklerinde ve ani hava soğumalarında olabilen bir hadisedir.
Gebze'de daha çok bal geliyor, ormanda ise hızlı bir bal akımı yok. Bal geliyor ama hızlı degil. Hızlı bal akımı olsaydı peteklerde agarma olurdu. Agarma göremedim.
Bu çıta kattan ve yavru çıkan yere bal ve polen depo ediliyor. Ormanda bulunan ve pamuklegen denilen bir bitki var çok aşırı polen vermekte. Pamukleğen çiçegi hala açık. Birde kestane balına gittiğimiz yerlerdede pamuklegen devam ediyor, zaten kestanedende aşırı polen akımı oluyor.
Bu sene çıtalar erkenden polen blokesine geçti hadisenin oldugu yer kovanın katı, hiç bir kovanın alt katına bakamadım.
Güzelim çıtayı polen ve balla bloke etmeye başlamışlar. Arıların işide bizim askeriyenin işi gibi bazı işlere akıl erdiremiyoruz. Askerliktede bir çok işi mantıkla çözemezsiniz. Bana göre olmaması gereken bir durum ama oluyor ve görüntüde ortada, yav burada emirleri kim veriyorki.
Eski çıtaları yenilemeye çalışıyorsunuz, ortaya girdiniz yesd yeni çıta polenle bloke olsun::((
Bir kovanda katta arı kalmamış giden gitmiş geride böyle bir görüntü var, memelr filan bozulmuş ama arı oğul verip kendisini bitirmiş.
Bazı kovanlarda bal kemeri büyürken anaarı bulduğu boşluklara yumurta atmaya devam ediyordu, zaten bu resimdede ana arı var.
Hacı memleketine bir gitti işler arap saçına döndü, toparlamaya çalışıyoruz ama hacının felegi şaşmış durumda tipine baksana::))
Bir daha bir yere gitmek yok, hecı ninenin sözünden çıkmasın yeter.
Zaten geçenlerde Sadri Demircioğlu abim bir laf etti kafam karıştı. Derki delikanlı adam hanımının sözünden çıkmayan adamdır bu ne biçim iş anlayan varsa beri gelsin::)))
Birde ormandan funda topragı getirdim. Başka işimiz yok gibi sırtımızda balkona toprak taşıyoruz.
Balkonda organik pembe domates, patates, patlıcan ve biber üretimine başladık::)
Bu sene işlerimiz az canımızda sıkılmasın diye belediyenin birimler arası futbol turnuvasına birim olarak katıldık.
Dün akşam imar birimini 12 - 3 yendik::))
Maçtan sonra gene arılıga gittim, degişiklik iyi oluyor.
Biraz kafamız dagılsın beyaw, hep iş hep iş olmazki::)))