Efraim Korkut arıcı...
Efraim abi hafta içi ziyaretime geldi. Zamanlaması hiç iyi değildi, yemek molası arı karıştımak ile geçti.
Dolayısı ile oda aç kaldı bende :))
Geçtiğimiz yıl benim damızlıklarımdan biraz ana arı üretmişlerdi...
Ürettikleri ana arılardan memnun olmuşlar...
Efraim hocamızın ziyaret sebebi damızlık sorunu vardı çözdük İnşallah...
Damızlık dendiğinde ne anlıyoruz bizim arıcımız bu konuda bilgilendirilmemiş hala arınıza sahip çıkın diyen bilimciler biliyorum.
Arıcılıkta çalışma yapıp damızlık oluşturan ülkeler arısına sahip çıkmamış mı oluyorlar...
Ne güzel bilim adamlığı, arınıza sahip çıkın diye arıcıya ihaleyi ver gitsin...
Sonrada İl il gez arıcıları uyut, arıcı da masal dinler gibi anlatılanları dinleyip aydınlanıyor :))
Damızlık dediğinde arının soyunun bilinmesi lazım, ana arının anası babası bilinirse damızlık olur.
Damızlık üretimi herkesin işi değil ama bu çoban (yani ben) ana arının anasını babasını belirleye biliyorum...
Resim Gebze içinde bir arıdan, bu arı erkekleri kırmaya başladı, acil kek vermem gerekiyor, hemen şurup verip durumu geçiştirdim...
Havalarda ısınmaya başladı, bundan sonra erkeklerle uzun süre uğraşmazlar...
Bir arkadaş köpük ruşet hediye etmişti bir dene gör diye, iki çıtalık bir arı kışladı...
Efraim abi ile inceleme yaparken arıların şuruplanması gerektiği yönünde sohbet ettik ama burası Pelitli, Darıca gibi sıcak olmuyor...
Ertesi akşam tüm arıları şurupladım...
Efraim abi şurup verirken vitamin vermemi söyledi, vitaminlerinde mutlaka faydaları vardır ama burası ısınmadan ne verirseniz verin bir işe yaramayacaktır.
Efraim abi çarşamba günü gelmişti...
Bu resim 26 Mart 2015 den.
Perşembe akşamı, yukarıdaki mavi köpük ruşete şurup verdiğimde akşam ezanı okunup çoktan hava kararmıştı bile....
Arıcılıkta üç şey çok önemli, sıcaklık, nektar ve polen, bu üçü bir araya geldiğinde arı gelişmeye başlar. Sıcak yok ise durur, polen yok ise yavru olmaz, nektar ve bal yok ise arı ölür...
Bu kovan erkek ürettiğim kovanlardan birisidir..
Saf erkekler doğmaya başladılar, bir çıta plastik peteğe yeni yumurta başlamış, Darıca da daha fazla erkek işi ileride...
Efraim abi ile zaman kısıtlı olmasına rağmen hiç boş durmadık diye biliriz.
Damızlıkları inceledik. Kışlayan damızlıklardan birisini Efraim abiye verdim. Bir dostuma daha kışlamış damızlık verip, yeni damızlık siparişini, 2015 yılı mayıs ayı sonuna almaya başladım.
2013 Yılında yapay döllediğim kafkas ana arı, Efraim abi niye sakin diye soruyor, kafkas arısı zaten sakin bir arıdır, arım Kafkas diyenler F kaç olduğunu bilmiyor sonrada piçleşmiş arıya Kafkas saldırıyor...
Resimdeki ana arı kafkas tohumlamada kullandığım erkekler karnioldu...
Hasan Alperen...
Özel arı almıştı, sonbaharda...
2014 Yılı fazlalık damızlıkları genelde tanıdıklarıma verdim.
Benim damızlık satışım döllenmiş ana arı yavruyu kapadığında kendi iki çıta arısıyla teslim edilecek. Damızlık alan kişiler, damızlık aldıklarında arılığına gittikleri andan itibaren ana arı üretimine başlayabilirler. Bunu niçin söylüyorum, damızlık kendi bölmesinde olan arılarla gidecek, kabul ettirmek için uğraşılmayacak. Düşünsenize F1 ana arı kestirenler ne yaygaralar koparıyor, safı kestirdiklerini düşünmek bile istemiyorum...
Biz kimseyi bizden damızlık alın diye zorlamıyoruz, zaten kimse, kimseyi zorlayamaz...
Ben buna özel arı satışı diyorum, 2 çıta arının fiyatı 500 liradır, ana arısını hediye veriyorum.
Vay efendim 2 çıta arı nasıl 500 olur diyenler oluyor, almayın efendim yukarıda yazdım sizi zorlayan yok...
Hasan abim bu yıl bizim damızlıktan ana arılarını üretecek...
Giderken oldukça keyifliydi...
Bizim kraliçeyle keyifli bir kış geçirdiğini umuyorum...
Efraim abi geldiği günün akşamı, Ümraniyede havuz daveti vardı kırmadık gittik. Hafta sonunada keçi ziyafeti var dedi Yusuf kardeşim. Keçi nerede dedim, poşetleri gösteriyor, bunlar Afyon keçisi diye...
Keçi diye yemediğimiz kalmadı, dedim siz yiyin gelemem, yeter yavhu...
Yusuf bey nihayet köpük kovanlarına kavuştu sayılır, özel bir malzeme ile de kovanı boya yapıyorlar. Bu kovanı balyoz ile kıramazsınız.
Boya oldukça maliyetli ama değer...
Muhteşem abi bir malzeme söyledi, bende onun üzerinde çalışıyorum, olursa zaten herkes kendisi köpükten kovan yapacak, hemde çok küçük bir rakamla...
Bize zaten kasa lazım, kasa oldu mu koy plastik tabanlığa gitsin...
Darıcada enginarlar yavrulamaya başladı...
İlhami abi kurcalaya kurcalaya enginarlara erken doğum yaptıracak gözüküyor...
Yerlere düşen kanola tohumları acayip büyüdüler, viyollerde yeterli toprak olmayınca minicik kalıyor...
Nihayet yatar daireyi dün akşam çalıştırdık. Motorda ısınma var, 20 metre ara kablo kullanıyoruz ondan mıdır bilmiyorum...
Ana arı üretimini başlatmak için artık çok az zamanımız kaldı. Köpük kutuların metrolarını hafta sonuna bitirip, devreye sokmam gerekiyor.
Benden acil ana arı isteyenler oluyor, bu gibi talepleri karşılamam imkansız.
Neden derseniz bana 3-4 ay öncesinden para yatırıp sıraya aldığım kişiler var, bunların önüne kimse geçemez...
Biz sana ulaşamıyoruz ayakları yapanlar oluyordu, buradan ilan yaptım ana arı isteyenler, aribakani@gmail.com adresine mesaj atacak, ben kendilerine cevap vereceğim,bu mesajı atacak kişilerde ben alitürk arısı kullanacağım demeli, efendim bizde olur mu, bir sürü hikayeler yazıp başkalarını suçlayıp bana yaranmaya çalışanlara cevap vermedim, çünkü bu tür kişiler birisini bana şikayet ediyorsa yarın beni de başkasına şikayet edecektir.
Kendisine cevap verdiğim kişiler, hesaba para yatırıp sıra numaralarını aldılar.
Bu açıklamaları defalarca yapmama rağmen acil ana arı telefonları geliyor...
İnşallah bu yıl ilk tur ana arılar mayıs başı gibi çıkacak, ben herkesten daha çok üretimi erkene almak isterim ama mevsim şartlarını görüyorsunuz, bu durumda arılara uymak zorundayım.
Arıları şuruplayıp, atölyede aleti çalıştırıp biraz ağaç kestim, ne zaman gece saat 11 olmuş anlamadım gitti. Günler bize az geliyordu, bundan sonra gecelerde kısa gelecek:)))
enginar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enginar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27.03.2015
11.02.2015
ARICILIK, ŞUBAT AYI...
Arıcılık ve sezon yavaş yavaş yaklaşıyor..
Şubat ayının ilk haftası bazı arılarımı ziyaret ettim. Hava soğuk arı uçuşu yoktu.
Soğuk yerlerdeki arılarımda bile yavru başlamış durumda.
Bize en çok sorulan sorulardan birisi kışın arıya şurup verilirmi. Ben kimseye kışın arınıza şurup verin demiyorum.
Ben arılar uçtuğu gün arılarıma şurup veriyorum.
Şu an itibari ile tüm arılarıma 1 litre invert şurup verdim, yani kayık yemliklerin tamamını fulledim.
Arı uçtuğu gün verilen şurubu alır peteklere koyar.
Bir başka soru aç arıya kek verirsek doyarmı, kek zaten doyurmak için değil arıyı oyalayıp yavru kestiğinde yavruya zorlama ürünüdür. Kek ile alakalı 2008 yılında yazdığım yazım, yayınlarım arasında en popüler yayınlardan biridir.Bilimciler bile bu konuyu bu güne kadar benim gibi izah edememişlerdir...
Kışın arıya şurubu verdim, çekip gözlere koydu, işlem bitmiştir.
Arıya kek verdik arı bu kek kaç günde tüketecek, tüketirken kendi nufusunuda tükettiğini göremeyen bir sürü arıcı var.
Arıcının derdini bir anlaya bilsem. Arıyı besleyeceksen, arıya bal veya şurup verilmeli, arıya kek verip sadece kendi vicdanlarını rahatlatıyorlar...
Arı soğukta olsa sıcakta olsa keki alırken zorlanır. Keki alabilmek için suya ihtiyaç var, kovan içi sıcak, suya giden arı genelde konduğu yerde kalır. Normal şartlarda arı geri bile dönse 20 gün yaşayacak arının ömrü azalıyor.
Çok zayıf arılara yemlikten surup veremezsiniz, şurupluğa neler koyarsanız koyun, arı kendisini çıta üstünde bir şekilde ısıtıyor, şuruba gelen arı aynı kek olayında olduğu gibi şurubu alırken üşüyüp, çıtasına dönemiyor.
Çok zayıf arılara ya pet şişe ile petek gözlerine şurup basacaksınız yada poşet ile çıta üzerinden şurup verilmeli.
Şurup vermek ile benim 3 yıllık çalışmalarım var.
Kütük kovan, kara kovan ve damacana kovan çalışmalarımız bu blokta kayıtlıdır, üç ayrı çalışma kış boyu kayıtları mevcut, kar yağarken arı petek örüyordu...
Arıyı üç çalışmada invert şurup ile besledim...
Kasım, aralık, ocak, şubat, mart, nisan aylarında arıya sürekli invert şurup verildi.
Damacanaya arı silk elediğim tarih 21 aralıktı. Yani 4 Çıta arının her şeyini elinden alıp, cıs cıbıl boş bir damacanaya silkelemiş tim. Sonra invert şurup verildi ve arı bahara kadar invert ile beslendi ve kışın arı petek ördü, sönmedi...
Aynı arıya kek verseydim, kek ile nasıl kışın petek örecekti..
Yağmalanmış arı ruşeti...
Sezon sonu toplama yaptığım plastik yarım çıtalı bölmelerde sönenler var. Toplama arının gücü ne olursa olsun, düzen tutmuyor, arı kışa girmeden kendi nufusunu kendisi ayarlamalı.
Birde bu çıtalar tersine, bu bazı tehlikeleri beraberinde getiriyor. Tersine çıtada baştaki stoklar bittiğinde arı geriye çekildiğinde girişte bir kaç çıta boşta kalıyor, yağmaya gelen arı bölme içine girdiyse işi bitmiş oluyor. Arı dışarıdan geleni dışarıda savuşturmalı.
Dikine standart çıta ile çalışan ve kış arısını kendisi oluşturan bir çıta arıda olsa kışı atlatıyor.
Yeni aldığım yemlikleri birde yerinde göreyim dedim, yemlikler biraz daha ince olsaydı diyorum ama artık yapılacak bir şey yok.
Üç çıta konulduğunda baya sıkışık oluyor...
Sonuçta yemlik ana arı kutusuna şart, kekleri barda ile koyacağım şurubu da dökeriz gider.
Bazı kanola fidanlarını hafta sonu Pelitli'ye götürdüm, yavaş yavaş bunları sağa sola ekmeyi düşünüyorum. Düşünmek yetmiyor ekmeliyim:)
Biraz ekeyim dedim, hiç bitecek gibi durmuyordu vaz geçtim...
Bakalım bunlar nasıl bitecek.
Baharda kanola ekecek bir yer buldum, bakalım olacakmı göreceğiz, bana çiçek temmuz ağustosta lazım kanola baharda ekildiğinde kaç ayda çiçek verir onuda test edeceğiz...
Kanola fideleri, ek ek bitmeyecek gibi...
Hafta içi bazı tespitler için müdür vekilimiz Bülent beyle araziye çıktık.
Denizli göleti dolmuş, geçtiğimiz yıl kuruma durumuna gelmişti. Kenarda su ölçeğinde 13:5 m göstergesine kadar su vardı.
Bu yıl ülke genelinde barajlar kış bitmeden doldu gibi...
Ocak ayının son günü ve şubat ayının ilk günü Marmara bölgesinde şiddetli
rüzgar vardı. Gebze de bir çok sera zarar gördü. Bekir abimim serasıda bunlardan biri, 5 seradan 3 tanesinin naylonlar yırtılmış.
Boş seranın naylonlar duruyor ekili serada naylon yok. Acilen kapatmaları gerekiyordu...
Arılığın bitişiğinde bir kapalı mekan vardı, orası da fırtınadan nasibini almış. Bizim bal süzme makinası enkaz altında...
Görünüşte bir şeyi yok gibi duruyor ama üzerini boşalttığımızda görürüz nesi var...
Görüntü şok bir elektrik verilmiş gibi...
Normalde krom üzerinde koruyucu naylon kaplı idi, naylon her tarafından patlamış.
Sır teknesi, boşta duruyor, üzerine bir şey gelmemiş...
Köpük kutuları olduğu yer köşeden patlamış ama dağılmadan fırtına bitmiş.
Bu kutuları fırtına bir önüne katsaydı, bir tane bulamazdık.
Gelelim Darıca'ya...
Bu mevsimde ilk enginar, kardan kıştan yaprakları parçalanmış enginar kuşa dönmüş ama meyvemiz yerinde aslanlar gibi duruyor...
Darıcadaki ballı babalar coşmuş, her taraf çiçek, buradaki arıların yavru durumları daha fazla ve ikinci tur invert şurubu yaptık vermek için güzel bir gün bekliyoruz.
Birisi kıvırcık mı dedi, büyüklerimizi mahcup etmeyelim diyoruz ama bizi zorluyor, affına sıgınarak bunu paylaştım gitti :)
Paylaşım içindeki görüntüler şubat ayının ilk 10 gününden, bu resim ise 11 şubatta çekildi. Kar devam ediyor. Bu soğukları atlattığımızda bence kış biter, yeter ki arınızın balı olsun...
Bu arada ben sezona bir merhaba diyeyim....
3.03.2014
ARICILIK İŞLERİ, KOLONİ AKTARIMI VE KONTROL
Hafta sonu cumartesi Darıcadaki arılarımızın genel kontrolü yapıldı.Kolonilerde yavru durumu hızla ilerliyor.
Bu hafta sonu bir dengeleme yapmamız gerekecek, zayıflara yapalı yavru veremiyoruz çünkü havalar hala istediğimiz civara çıkmadı.
Bazı kolonilerle özel olarak ilgilenmekteyiz, özelliklerini beğendiğimiz kolonilerden erkek üremek istiyoruz bazısı bizim isteklerimize cevap vermiyor.
Yavru durumları oldukça iyi durumlara çıktı. Dr.İsmail abinin sonbaharda böldüğüm arıları şu an itibari ile 3 çıta ful yavruya ulaştılar, 10 gün sonrası kapalı yavrular söküldüğünde artık 5 çıta üzerine çıkacaklar, gelişmeleri hep birlikte göreceğiz, son durum videosunu cumartesi akşamı yayınladım.
http://aricilikfilimleri.blogspot.com.tr/2014/03/aricilik-videolari-1-mart-2014.html
Bazı kolonilerde bayağı bir erkek var, bu koloni ayrıca erkek yapması konusunda teşviklemeye devam ediliyor.
Erkek arılara hakim olmadığınız bir ortamda, elinizdeki damızlıkların devamı sağlanamaz....
İlk enginar meyvemiz, bizim rakip topu taca atıp, kestane demeye başladı.
Hafta arası bilindiği gibi havuzdayız.Yusuf arı aldım dedi. Cuma günü gelecek, pazar günü aktaracağım. Sayı ne kadar, 60 koloni...
Kolonileri satan ise bizi Erkan Kaya, güya aktarımda yardım edecekti, iş bitti hala gelecek, doktor abi Erkanı bir kez daha tebrik ettim çok uyanık arıcıymış dedi...
Bu işler bir kişinin yapacağı iş değil, ben pazar geleyim bari dedim. Doktorada seni yaşatacağım keçi yiyeceğiz deyince oda perde arkasını bilmediği için atladı :))
Aktarıma geçilecek, malzemeler hazır değil, kovanlar Hürmüzlenecek, boş 60 kovanın temizlenmesi bile başlı başına iş.
Yusuf ile Enes Emin kovan temizlik ve taşıma işine geçtiler. Muhteşem abi ile biz iki koldan kovan aktarımına geçtik. Hava güzel görünüyor, arılar uçuyordu, ilerleyen zaman diliminde hafif bir yağmur ve bulutlanma havayı soğuttu, arı uçuşu kesildi.
Maske arıyoruz var diyor her taraf delik deşik.
Karniol kullananlar maskeye zaten alışık değil, maske her zaman lazım olmuyor ki....
Anlayacağınız sezonun en yüksek dozda yenilen iğnesi Yusuf Şimşak arılığında başladı :))
Örtü olmayan tüm kolonileri aktardık...
Muhteşem usta birazdan başına geleceklerden habersiz, kendisini saracak arıları resimlerken :))
Ormanda her taraf bu çiçekten doluydu.
Arılar acayip polen alıyor.
Büyük marketlerde bu çiçek saksılarda satılıyormuş...
Kovan aktarma işine başlamadan önceki görüntü...
Aktardığımız kolonilerde bir şey dikkatimi çekti, koloniler içeriden duvarlara strafor konularak izole edilmiş. En dış kapak çıtaları sonuçta strafora dayalı ve strafora yapışık çıtalar biler yavru idi.
Köpük kovanların sırlarını yeniden keşfettik. Şimdiye kadar izole konusunda bir şeyler duyuyorduk ama işin bu kadar önemkli olduğunu görmek beni acayip şaşırttı.
Bir kolonide çok bozuk bir çıta varmış, ana arıda basmış erkekleri.
Bahardaki yavru durumu, yavaş yavaş genişleyip çıta ful yavru olur.
Kapalı yavrulu çıtaların ful olması, arının gelişiminin süper olduğunu gösterir.
Aktarım sırasında toplamda 3-4 kovan hırçınlık yaptı, bir tanesi tam çılgındı.
Eski kalfamı saran arılar, kovan kapağını ben kapamaya gittim, bizim yeni usta kirişi kırdı...
Usta kaçarken, arılar hala peşindeydi :))
Yağlarım eridi, ustalık istersin ha....
Acil olarak müdahalede bulunduk...
iğnelerini çıkartık.
Aktarım sırasında bir koloni anasız kalmış, çıkmış ve bozulmuş memeler gördüm. Ana arı değişimi yapılsaydı bir meme olurdu.
Kovanda 4 çıta yavru vardı.
2014 de gördüğüm ilk kraliçe, yeni doğmuş fırıl fırıl dolaşıyordu. Kolonilerde erkek arıda çok sıkıntısız çiftleşip dönebilme şansı yüksek.
Kovan aktarma çalışmamız 3 saat filan sürmüş.
Havanın kapatıp soğuması, rahatımızı kaçırdı, maskeli çalışmak oldukça zor, birde sıcak hava olsaydı ne olurdu bilmem, soğukta bile maske dayanılmaz olmakta...
Geçen biri sizin arıcılığınızı çok beğeniyorum diye bana ayar veriyor, çok tertipli ve düzenli imişim :))
Yağcılık yapanları oldum olası sevemedim gitti.
Arılıkta arkada bıraktığım tertip ve düzene bir bakın.
Benim arılıkta dağıttığım işleri iki arıcı zor toparlar :))
İş bitti yemek yok mu...
Hani keçi yiyecektik, yoksa bu kadar işten sonra açmı gidilecek, keleğe mi geldik filan.....
Sonra bir teneke içinde pişirilmiş keçiyi çıkardılar. Hemde Bursa keçisi imiş, çoban öyle demiş....
Bu nasıl keçi, iki ayak ikide kanadı var...
Kimisi eşkıya tavuğu, kimisi tenekede tavuk diyor, bunlara birde teneke keçisi eklendi...
Durun eserimle beni yan yana çekin filan...
Tavuk acayip kızarmış, pardon keçi...
Üzerinde bir sos var, altındaki patatesler lokum gibiydi...
Bu kadar poz yeter geberiyoruz açlıktan...
Hadi sofraya.
Doktorumuz bizi kontrol altında tutuyor, kendisinin hucum emrini bekliyoruz,gerçi bu kendisini kontrolde tutamıyor birde bizimle uğraşır garibim :))
Güzel bir hafta sonu daha geride bırakıldı.
İşlerin büyük bölümü bitti.
Arılığın toparlanmasını, arılık sahibine bıraktık::))
Bu hafta sonu bir dengeleme yapmamız gerekecek, zayıflara yapalı yavru veremiyoruz çünkü havalar hala istediğimiz civara çıkmadı.
Bazı kolonilerle özel olarak ilgilenmekteyiz, özelliklerini beğendiğimiz kolonilerden erkek üremek istiyoruz bazısı bizim isteklerimize cevap vermiyor.
Yavru durumları oldukça iyi durumlara çıktı. Dr.İsmail abinin sonbaharda böldüğüm arıları şu an itibari ile 3 çıta ful yavruya ulaştılar, 10 gün sonrası kapalı yavrular söküldüğünde artık 5 çıta üzerine çıkacaklar, gelişmeleri hep birlikte göreceğiz, son durum videosunu cumartesi akşamı yayınladım.
http://aricilikfilimleri.blogspot.com.tr/2014/03/aricilik-videolari-1-mart-2014.html
Bazı kolonilerde bayağı bir erkek var, bu koloni ayrıca erkek yapması konusunda teşviklemeye devam ediliyor.
Erkek arılara hakim olmadığınız bir ortamda, elinizdeki damızlıkların devamı sağlanamaz....
İlk enginar meyvemiz, bizim rakip topu taca atıp, kestane demeye başladı.
Hafta arası bilindiği gibi havuzdayız.Yusuf arı aldım dedi. Cuma günü gelecek, pazar günü aktaracağım. Sayı ne kadar, 60 koloni...
Kolonileri satan ise bizi Erkan Kaya, güya aktarımda yardım edecekti, iş bitti hala gelecek, doktor abi Erkanı bir kez daha tebrik ettim çok uyanık arıcıymış dedi...
Bu işler bir kişinin yapacağı iş değil, ben pazar geleyim bari dedim. Doktorada seni yaşatacağım keçi yiyeceğiz deyince oda perde arkasını bilmediği için atladı :))
Aktarıma geçilecek, malzemeler hazır değil, kovanlar Hürmüzlenecek, boş 60 kovanın temizlenmesi bile başlı başına iş.
Yusuf ile Enes Emin kovan temizlik ve taşıma işine geçtiler. Muhteşem abi ile biz iki koldan kovan aktarımına geçtik. Hava güzel görünüyor, arılar uçuyordu, ilerleyen zaman diliminde hafif bir yağmur ve bulutlanma havayı soğuttu, arı uçuşu kesildi.
Maske arıyoruz var diyor her taraf delik deşik.
Karniol kullananlar maskeye zaten alışık değil, maske her zaman lazım olmuyor ki....
Anlayacağınız sezonun en yüksek dozda yenilen iğnesi Yusuf Şimşak arılığında başladı :))
Örtü olmayan tüm kolonileri aktardık...
Muhteşem usta birazdan başına geleceklerden habersiz, kendisini saracak arıları resimlerken :))
Ormanda her taraf bu çiçekten doluydu.
Arılar acayip polen alıyor.
Büyük marketlerde bu çiçek saksılarda satılıyormuş...
Kovan aktarma işine başlamadan önceki görüntü...
Aktardığımız kolonilerde bir şey dikkatimi çekti, koloniler içeriden duvarlara strafor konularak izole edilmiş. En dış kapak çıtaları sonuçta strafora dayalı ve strafora yapışık çıtalar biler yavru idi.
Köpük kovanların sırlarını yeniden keşfettik. Şimdiye kadar izole konusunda bir şeyler duyuyorduk ama işin bu kadar önemkli olduğunu görmek beni acayip şaşırttı.
Bir kolonide çok bozuk bir çıta varmış, ana arıda basmış erkekleri.
Bahardaki yavru durumu, yavaş yavaş genişleyip çıta ful yavru olur.
Kapalı yavrulu çıtaların ful olması, arının gelişiminin süper olduğunu gösterir.
Aktarım sırasında toplamda 3-4 kovan hırçınlık yaptı, bir tanesi tam çılgındı.
Eski kalfamı saran arılar, kovan kapağını ben kapamaya gittim, bizim yeni usta kirişi kırdı...
Usta kaçarken, arılar hala peşindeydi :))
Yağlarım eridi, ustalık istersin ha....
Acil olarak müdahalede bulunduk...
iğnelerini çıkartık.
Aktarım sırasında bir koloni anasız kalmış, çıkmış ve bozulmuş memeler gördüm. Ana arı değişimi yapılsaydı bir meme olurdu.
Kovanda 4 çıta yavru vardı.
2014 de gördüğüm ilk kraliçe, yeni doğmuş fırıl fırıl dolaşıyordu. Kolonilerde erkek arıda çok sıkıntısız çiftleşip dönebilme şansı yüksek.
Kovan aktarma çalışmamız 3 saat filan sürmüş.
Havanın kapatıp soğuması, rahatımızı kaçırdı, maskeli çalışmak oldukça zor, birde sıcak hava olsaydı ne olurdu bilmem, soğukta bile maske dayanılmaz olmakta...
Geçen biri sizin arıcılığınızı çok beğeniyorum diye bana ayar veriyor, çok tertipli ve düzenli imişim :))
Yağcılık yapanları oldum olası sevemedim gitti.
Arılıkta arkada bıraktığım tertip ve düzene bir bakın.
Benim arılıkta dağıttığım işleri iki arıcı zor toparlar :))
İş bitti yemek yok mu...
Hani keçi yiyecektik, yoksa bu kadar işten sonra açmı gidilecek, keleğe mi geldik filan.....
Sonra bir teneke içinde pişirilmiş keçiyi çıkardılar. Hemde Bursa keçisi imiş, çoban öyle demiş....
Bu nasıl keçi, iki ayak ikide kanadı var...
Kimisi eşkıya tavuğu, kimisi tenekede tavuk diyor, bunlara birde teneke keçisi eklendi...
Durun eserimle beni yan yana çekin filan...
Tavuk acayip kızarmış, pardon keçi...
Üzerinde bir sos var, altındaki patatesler lokum gibiydi...
Bu kadar poz yeter geberiyoruz açlıktan...
Hadi sofraya.
Doktorumuz bizi kontrol altında tutuyor, kendisinin hucum emrini bekliyoruz,gerçi bu kendisini kontrolde tutamıyor birde bizimle uğraşır garibim :))
Güzel bir hafta sonu daha geride bırakıldı.
İşlerin büyük bölümü bitti.
Arılığın toparlanmasını, arılık sahibine bıraktık::))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













































