sırlıbal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sırlıbal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.06.2011

ARICILIK VE BAHAR BALI HASADI


Hafta sonu Beykoz Akbaba köyündeydik, sanki bahar. Kolonileri gün boyu ara sıra inceledim akşama kadar polen geliyor. Çiçek başta akasya olmak üzere ne ararsanız var ve bu sene kestane mevsimine ara boşluk olmadan girilecek gibi gözüküyor.

Hafta içi ise Gebze'deki arılıkta hep rutin işler ve gelip gidenler mevcut.


Gümüşhane'li Ömer abi. Kolonilerinin birisinde çok varroa görmüş, çoktan beri asit istiyordu. Bu mevsimde laktik asit vurabilirsin dedim. Kendisi kovanlarını bir kaç gün içinde Gebze'den Gümüşhane'ye nakledecek. Damacanna kovan ilgisini çekti::))


Bu esnada damacana sona dayanmak üzere. Evet bu arının hikayesi belli ve invertle beslenip, buralara kadar gelmiş bulunuyor.

Başta kütük kovan, sonra karakovan ve şimdi damacana kovan, birer yıl arayla üçüde invert şurupla beslendi ve üç kolonide sönmedi. İnvert şurup için olumsuz yazı yazanların elinde bir tane bile deney ve gözlem mevcut degil. Bunlar bilimcide olsa farketmiyor, demekki bilimden habersiz bilimciler var dünyada.

Kütük öpsün hepinizi diye yazdığım yazı. 2009 yılı
http://bengittim.blogspot.com/2009/02/kutuk-opsun-hepinizi.html


İnvertle alakalı ahkam kesenlerin, hala ellerinde olmaz efendimden başka bir şeyleri yok.


Oluyor bakın::))


Gene hafta içi İstanbul'dan birisi aradı, abi ana arı lazım, yav lazımsa ben ne yapayım. Arıyı sana güvenip böldüm bir ana arı vermeyecek misin.


İyi gel.


Ziyaettin Doğan. Abi senin için şov arıcılık diyorlar dedi bazı yerlerde. Ne gariptir adımızı anmayanlar, bizden başka konuşacak bir şeyde bulamıyorlar. Yav hu sizi tutan mı var sizde paylaşın, sizde şov yapın::)

Onlara en çok koyanda hele şu yaptıklarınızı bir görelim, yapmış oldugunuz paylaşımların kaçı haber ve bilgi içeriyor dememdir.



Hemen sesleri kesilir. Fırsat beklerler yeniden nereden saldırsak diye. yaz yaz nereye kadar, her geçen gün bana göre yanlarındakilerde yavaş yavaş kopuyor. Bir kaç kişi bana karşıya herkesi kendileri gibi düşünüyor sanıyor bu kişiler.

Yıllar öncesi bir seçim vardı, bir partinin adayları ev ev ve tüm işyerlerini sırayla dolaşmasını izledim.


10 Parti varsa bunların ilk üçe girme şansları sıfır. Bir anlatıyorlar, bakıyorsun iktidar kesin bunlar. Bu gurup gidik bir başkası geliyor gene aynı konum şimdide bunlar iktidar, anketlere bakıyorsun, sondan birinci degilse bile kesin ikincilik garanti.

Babama sordum, baba bunlar bu işi nasıl hazmedip böyle inandırıcı konuşmalar yapıyor diye.

Babam siyasetçi ve dediki, oğlum bunların en tepesindeki olayı biliyor ama alt tabakaya öyle bir empoze uygulanıyor ki, hepsi seçim akşamı yıkılınca anlıyorlar ve sonuçlara inanamıyorlar dedi. Zaten bu işe inandırılmasalar böyle emin konuşmalar yapamazlar.

Bizim karşı gurupta aynen bunlar gibi, kendileri aralarında bize karşılar, herkeside bize karşı olarak görmek istiyorlar.

Fakat kazın ayağı pekte öyle gözükmüyor.



Ziyaettin Doğan ilginç anılarım arasında.


Cuma günü anaarı alıp gitti. Be zaten Cumartesi Pazar, bal hasadındaydım. Pazar akşam üzeri Gebze'deki arılıga geldik. Hacıya ben az uyuyacam dedim. Hacıda uyumaya gitti. Telefonları sesize alsam mı falan derken çalarsa kalkarım bir sürü iş var fazla kestirmeyelim dedim.


Az kestirmişim, bir mesaj geldi, dedim gene bir açılış var. Duramadım bir bakayım nedir diye.


Ali abi ben yıkıldım, anaarıyı kesmişler.

Şimdi ne dersinki. Cuma akşamı anaarı alınıyor, pazar günü cenaze var. Sen ne kadar tarif edersen et, ne kadar yazarsan yaz.


Bir günde anaarımı salınır.

Acelen ne? ne oldu şimdi.


Zaten kendisi şu an işsiz iş arıyordu, benimde ayarımı bozdu. Telefon ettim yıkılacak bir şey yok, bir ara bana bir ruşetle gel.



Hafta içi Yusuf Şimşak kaşık ve çanak yollamış.


Kaşıkların uç bölümü enlemesine biraz daraltılmış bu iyi olmuş kaşıga esneklik kazandırıyor. Daha önceki kaşıklarda kemik daha genişti.



İlk denemede 80 civarı larva transferi yaptım, bayagı güzel. Kendisine teşekürlerimi iletiyorum.

polen


Seyyar polen tuzagıyla toplanan polen. Gebze'de şu an gelen polenlerin rengi bu.


Seyyar polen tuzagıyla olmaz diyenler yeniden bir baksınlar.



Bal sagımına gitmeden Başta balkazanı Gebze'de yıkandı, arılıktaki yazlıkta su yok, taşıma suylada orada temizlik zor.


Geçmişe göre bizde herşey degişti. Arılarımızın geçmişte bu güce ulaşması imkansızdı.



Bal hasadı yapıldı, fakat kafama takılan, ne kadar hasat yaparsan yap, arılar balı 30 çıtaya yaymış ve bu kanola balının kestaneye karışmaması imkansız. Şu an akasyadan acayip bal geliyor, çıta silkelendiğinde acayip nektar akıyor.

Kestane balı kıymetli, genelde kovanda ne kadar bal varsa hasat edilir. Kanola balı kestane balına bakalım ne gibi bir olumsuzluk yapacak önümüzde zaman diliminde gözlemleyecegim.



Çiçek çok, dedim ya sanki bahar ayındayız.



Bir örümcek, birde işçi arı.

Tablo çok üzücü ama herkes işini yapmalı. Bu örümcek ağsız iş yapıyor, çünkü arıya zehir verip felç etdip zehirliyor. Bu zehirlenme işi bir kaç saniyede sonuçlanıyor.Zehirlenmiş arı dilini dışarı çıkartıp ölüyor.


Burada başka bir örümcek var agını kurmuş, hemen yan çiçektede çalışan bir işçi arı. Örümceklerin işi çok zor, bekle bekle bekle....

Pamuklegen çiçeği.


Bal hasadı kendi arılıgınızda olmuyor. Siz ne kadar iyi hazırlansanız mutlaka bir şeyleri unutursunuz, bunuda gittiniz yerde fark ediyorsunuz. Çıta balları aldık, kovana kondu ama örtü bezi unutulmuş.


Hacı hemen bir çuval zımbaladı, çıta olarakta oradaki bahçeden bir çit kazıgı söktü::))


Hacının bu yönünü çok severim, belkide bundan dolayı yıldızımız barışıyor. Pratik zekalı birisi. Herkes kendisine uygun kişilerle arkadaşlık eder.


Dedim bunu yazacam ama poz vermeyip gülüyordu, bir sürü resim çektim bir bakmadı, inat işte. Bu esnada makinayı aldıgımdan beri son makina 20 bini geçti, her 10 binde başa dönüyor.



Kovan örtümüz ve çit kazıgı çıtamız.::))


Nasip diye buna derler. Bu örümcegin işi dışardakinden daha zor. Ne sabır varmış.


Bu yazlıkta oturan filan yok, boş duruyor. Örümcekte gelip buraya tuzak kurmuş. Biz elimizle arıları bu odaya getirip örümcege sevis yapmışız.

Muhteşem abiyle telefonda konuşurken gördüm abi örümcegin birisi bizim arıyı yakalamış dediğimde örümcegi rahat bırak diyordu::))


Kimden yanasın bilmiyorumki.



Sabrederken ölen örümcekte vardı agda::))


Burada arılar üst üste de denilebilir. Harun amca uzun yıllar Almanya'da kalmış ve geri gelip şimdi bu bahçede akşama kadar oyalanıyor. Bu karede bayagı ilginçlikler var. Kovan gibi karakovan ve hala bu mevsimde koloni beslemesi gibi. Arılarının geneli 5-6 çıtadan oluşuyor, bir iki tanesine kat koyulmuş. 10 Gün sonrada kestane balı başlar hala arılar gelişecek.



Bal alırken ilgimi çeken bir ağ kurdu. Polen içinde doğup orada zulalanmış ve agını örüp koza yapma peşindeydi, bunu affedemedim.


Bazen arılar gözden kaçırabiliyor demekki. Petegin içinde ağ kurdu faliyeti oldugunda zaten arıların ruhu bile duymuyor.



Ballar alındı sagıma geçildi, hacı ben açım demese son gaz gidiyorduk. Bu hacı acıktımı nedendir bilemiyorum verimden düşüyor.

Zafer abi hemen ben yemek işine bakayım dedi.


Harun amcada bahçeden yeşil soganları toplamış, sofra hazırlıkları devam ediyordu. Yemek neden herkesin ilgisini çekiyor anlamak zor::))


Saim ve oğlu Sinan kendi arılıklarında işleri yetiştirmeye çalışıyordu. Maske olmasına ragmen alerjisi olan Sinan üç iğne yemiş. Aramızda 50 metre olmasına rağmen bize bile sataşan Aydın'dan gelen arıları vardı. Gerçekten aç çalışılmıyor::))

Arılar bu çiçeğide çok ziyaret ediyorlar.


Bunun gibi bir kaç kovan var, derdini bir türlü anlayamadım. Örülecek petegi var, oğula gitmiyor, dışarda iş var ve bazı kovanlar böyle yatıyor. İyice ısladım yere düştüler biraz sonra gene aynı görüntü.



İlerde de aynı hadise olacakmı merak ediyorum.


Arıcılıkta en güzelanlardan birisi sır almaktır.


Balınız varsa sırını alırsınız, yoksa magazin haberleri yapıp bize şov arıcılık diye atıfta bulunabilirsiniz.


Yazıp çizenler sizinde neler yaptıgınızı bir görelim, hep magazin yenmiyor, yeter artıkın::))



Yaprak döner gibi yaprak sır. Sır bıçagını çok iyi kullandıgımı düşünüyorum. Hacı bu sahneleri görünce fotograf makinasını versene dedi. Dayanamayıp resimler çekti.



Sır tezgahındaki sırlı çıta bal. Kanola balı, bu sene kanola iyi degilmiş, iyi oldugunda neler olacak ilerleyen senelerde göreceğiz.



Bu çıtalar bu sene verildi, örülüp bal doldurulmuş.


Hacının durumu gene iyi degil benzini bitmiş gibi bir hali var.



Bu sene ilk defa haziran başında sağım yapıldı. Trakyada sağım yapana ne denk geldik nede duyduk. Binlerce koloni kanolaya gelmişti ama malisef gelişemeyen arılar sayesinde sezon bitti. Sır taragı işi sır bıçagı gibi seri olmuyor.


Yerli, kafkas ekotip ve muğla arılarımız döktürdüler kanolada.::)


Arıcılık, arıcılık, arıcılık ve sırlı bal.

Sizleride paylaşıma bekliyoruz, entel arıcılar nerelerdesiniz:::)))


Literatürünüzden bişiler diyin bana....

Bu arada iyi yorulmuşuz, mesai bitimi arılığa hiç gidesim yok lakin ana arı kutuları baştan sona taranıp elimizde ne kadar hazır ana arı var liste çıkmalı. Bu sıra bazılarını acayip beklettim felaket kızıyorlardır::))


30.11.2010

2010 KASIM AYI SONU VE SON DURUMLAR

Kasım ayının 28 de Gebze'deki arılıkta çekilmiş fotolar.
Geçen sene Gebze'de, kolonilerin yavru faliyeti kesilmeden baharı bulmuştuk.
Bu sene geçen seneden farksız hatta şu ana kadar bahar gibi desem yalan olmaz.
Hemen kovanın önündeki çiçeklerdeki arıları görüntüleri dikkatimi çekti bende fotoladım.
Hacı nedendir bilmiyorum son bahar geldiğinde işleri aşırı derecede aksadıyor.
Geçtiğimiz senede aynısı olmuştu, bir memlekete gitti o gidiş.
Bu sene gene aynısını yaptı, memleketten döndü hala arılıga girdigi yok.
Kurban tatiline giderken bir kutyu birleştirmiştim.
Hacıyada buradaki anaarıyı kafesten bir gün sonra bırak demiştim.
Akşam biz mesayiyi bitirmeden oluyor.
Arılıkta yapılacak işleri yapmak iyice zorlaştı.
Artık öğlen yemeklerinde arılıktayım.
Dün kutulara invertşurup veriyorum, bir baktım birleştirdigim kutudaki hazır anaarı hala kafeste, işçi arılarda yeni anaarı yapmış ve yeni anaarıda memeden çıkımış içerde geziyordu.
Tabi yeni çıkanı öldürmek zorunda kaldım.
Bu arada hacım hala piyasada yok, nerelerde deseniz bu gün içeri atmazlarsa iyi.
Geçen sene Trafik kazısı yapmıştı. Tabi ehliyet yok.
Bir kaç gün öncesi eski taksiyi verip, bir tane kango almış.
Galeriden eve gelirken tekrar yakalanıyor, ehliyet yok, sigorta yok, araba bağlanıp parka çekilmiş.
Kaç gündür ugraşıyorlar, hacı bu gün savcıya çıkacak. İnşallah geçen seneki savcıya denk gelmez.
Geçen seneki savcı demişki bir daha arabaya binmek yok, Hacı da savcıyla kafa buluyor, diyorki araba sürenin arakasına binebilirmiyim diye::))
Savcıda demiş atın şunu dışarı, yoksa ben içeri atacam::))
Anlayacağınız tüm işler gene bana kalmış vaziyette, kış ta gelmiyor eriyip akıyorum kafkas arısı gibi::))


Kovandan çık, hemen önünde hazır çiçek.
Bu sene gezginci arıcılıkta iki kovanın altını delmişiz. Birsini bildigim için Şile'de alt kata inip degişmiştik.
Diğer kovanların hiç birisinin altına girilmediği için bu arada kaynamış, Trakya'da bayagı bir ugraştırmıştı.
Bir sürü arısı telef oldu, Trakya'ya giderken boşalmış geri gelirken gene fışkırıp çıktı.
Hatta Trakya'da bırakmayı bile düşünmüştüm. Nasılsa kalfamız var, bir gün gelir bir saglam kovana aktarıp, misafir eder diye, hacı ben burada kovan bırakmam dedi, bayagı bir iğne yedikten sonra, Trakya'da arı bırakmadık. Sıgırlıktaki ormana getirmiştik.
Kovanı bir çuvalın üstüne alıp, çuvalı kovana zımbaladık, zımba arıcılarda mutlaka olması gerek bir el aletidir.
İyi zımbalayamamışız, kovanın arka köşedende çalışmaya devam ediyor.
Bu kovan ormanda menopoza girdi, bir türlü Gebze'ye gelincede yavru faliyetini artırmadı.
Zaten ofisin yan tarafına koydum, doktorumu bekliyorum, ben bunu başaka bir modaya uyduracam::))

Kovanlarda arı mevcudunuz iyi ise, yavru faliyetinide artırmak istiyorsanız, böyle el kadar yavrulu çıtalar olur.
Genelde yavru üç çıtada oldugunda en iyi sonu veriyor.
Ordadaki çıtayı ders düz edeceksiniz.
Yani çıtadaki yavru kovanın girişindeydi ya, yavrulu bölüm arkaya gelecek şekilde geri verilecek.
Yavru faliyeti kesinlikle katlama yapacaktır, çünkü yavru alanını çıtaya yön degiştirerek iki katına çıkarmış oluruz.
Yavru faliyetini zorlamanın başka yollarıda var.
Yapmış oldugumuz pratikleri mümkün oldugunca paylaşan birisiyim bazen yıllardır yaptıgımız işleri yazmadığımızı görürüyoruz.


Ters düz işlemden daha sonra ortadaki çıtada yavru faliyeti baştan sona kadar artar. Bu kovanda artmadı ama bir başka kovandan örnek olması açısından bir resim koydum. Bu kolonidede böyle iki çıta yavru devam ediyordu.
Gencecik nesil.
Tabi bu işlemi yaptıgınızda arılar bu çıtaları sarabilecek güçte olmalı.
Bir çok yerde kış gelmeden yavru olmadıgı için sönen koloniler var.
Bunun nedenide kış arıları oluşamadı.
Bizim paylaşımlarımızı begenmeyenler şimdi sönen kovanların derdi nedir? bir bakıp çare bulsunlar::))
Yavru devam etsede artık püren bitti ve dışardan bir şey gelmemesi yeni yavru faliyetini durdurmuş, kovanlarda kapalı yavru olsada açık larva ve yumurta çok azdı.

4 Çıtaya sıkıştırılmış bir koloni, normalde bu arı 3 çıtadır.
Pürenden polen ve nektar geliyor diye 4 çıtaya sıkıştırdım.
Aşırı akımda yavru çıkan yere bal basılırsa yavru faliyeti durmasın diye.
Kovanların doğal hali bu, hiç bir teşvik ve yükleme yapılmadı.

Genede güzel bal getirmişler, peteklerde agarma vardı.
İki çıtadada yavru faliyeti devam ediyor.

Yukardaki 4 çıtaya sıkıştırılmış arının ikinci yavrulu çıtası.

Bir ay öncesi 3 çıta yavrusu olan ruşette yavru faliyeti tek çıtaya düşmüş.

Bir başka koloniden yeni doğmuş bir işçi, yanında ise üzerinde varroa olan bir arı.
Yavru faliyeti kesilmediğinde, varroa mücadelesi çokzor.
Arınız kafkas olsaydı yavruyu kestiginde bir mücadele işlem biterdi.
Karniyol arısında yavru kesilmeyen bölgelerde mücadele edilsede, kapalı yavrular oldugu için tam başarı gelmiyor.
Hayat tekerrürden ibaretmiş.
Her gün her sene aynı işleri yapıyoruz. İnsanlar hergün nefes alıp verir, yemek yer uyur, uynır, Çalışır bunları sadece mutlu olmak için yapar.
Ayarlarınız bozuldugunda hiç bir şeyin tadı tuzu kalmaz.
Nereye el atsak orada bir artma oluyor. Bu sene ilk kendime sucuk yaptık. Sırada bacanak vardı, baktım olmuyor sizde gelin, bu iş nasıl bir görün dedim. Bacanak ve kaynanaya bu sene sucuk nasıl yapılır öğrettim, önce benimki sonra bacanak, ertesi akşamıda kayın validenin sucukları doldurduk.
Seneye herkes kendi işini kendisi yapsın.
Balık verdinmi, devamlı balık vermek gerekiyor, şimdi balık tutmasını öğrettik.
Bu arada sucukların kokusu o kadar yere gitmişki::))
Bu sene anaarı kutularına sulandırıp bal verdim. Normal şartlarda eylül ayında anaarı beyaz petege yumurta atmazdı. Kutu veya metroyu bu beyaz petege yumurta atmaya zorlayan nedir bilemiyorum.
Normal şatlarda temmuzdan sonrası bile beyaz peteklere yumurta attıramazsınız, tabi siyah petek yoksa atar. Çok ilgimi çekmişti bende onu çektim.
Bu arada kutuların beslenmesinde ve yüklenmesinde sıkıntı oldu.
Bal sulandırılmış bile olsa arılar tarafından alınası uzun sürüyor. Fazla verirseniz bir gün sonrası ekşiyor, bunlarda yetmiyor, arılıktaki kovanlar bal kokusunu alıp kutulara sataşıyor.
Yakından bir çekim bahar gibi günlük yumurta vardı.
Bayram tatili bitti, bu hafta sonu istemeye istemeye arılıktayım. Kolonilerin kontrölünden sonra kutularıda bir göreyim dedim.
Gördüklerim iyi degildi, yavru etrafında açık bal kalmamış, hemen sulandırılmış balla bu iş olmayacak anlamışım.
12 kilo şeker alıp, 10 litrede suyu bal tenekesine doldurdum.

Şekeri doldurmak biraz uğraştırsada fazla sorun şeker koyarken çıkmadı ama invert şurup kaynadıktan sonra kazaklıga zeval getirmemek için ocak üzerinde ufak bir temizlik yapmışım::))
Bir teneke invert şurubu arılıga götürdüm kutulara yüklemeye devam ediyorum.
Ben arıcılıkta yeni paylaşımlarda bulunan birisi degilim.
Reytingi düşenin bana sataştıgı bir alemdeyim.
Efendim benim reklama ihtiyacım yok derken, en iyi reklamların yapıldıgı görürsünüz.
Nasıl reklam ama::))
Dünyada her şeyede reklam gerekir onuda belirteyim.
Mezarcılar bile reklam yaptıgı bir dünyada hayret reklama ihtiyacı olmayan varmı::))
Allah ne verir ise hayırlısını versin. Her şeyin hayırlı.
Dervişin fikri neyse bunu nasıl zikredecek...?
Ben bu kişilere derimki, bu işler yazmakla olmuyor, yaz yaz nereye kadar, bir görelim neler yapmışınız dimi?
Bu kadar yazıp çizerken neden arılıktan görüntü yok.
Bu kadar bilgi paylaşımcısı neden kısır döngü içerisinde olur.
Çek bakayım bir kovanı üzerindeki plakaya bir bakalım, nerde arıcısın. Adamların o kadar çevresi var, ne hikmetse kimseyle yan yana hiç gelen olmamış???
Bu kadar paylaşımcısınız nerede sizin paylaşımınız?
Bir çok kişinin yazıp çizdiği, Ali Türk, karniyol ve invert şurup, bunları yazar çizer takımının elinden alsanız ne yazacak çok merak ediyorum.
Anaarı kutularında yavru faliyeti devam ediyor, bahara kadarda duracagını zannetmiyorum. Bundan dolayı bloke etmeyi düşünüyorum.
Yarım yamalak balları alıp, metroya metrodaki sırlı balları kutulara aktarmaya başladım.

Metro kovanlara yükleme yapıldıgında ortadaki yavrulu çıtaların hali.
Yavrusuz yerler zaten balla dolmuş, böyle bir kovana aralara boş çıta vermeyip yükleme yapmaya devam ederseniz, yavru çıkan yer bal veya şurupla dolacak, blokeyi izah etmek için bu çıta çok önemli.

Bir çok kişi gelecek senenin işlerine başladı, biz hala bu senenin işlerini bitiremedik. Kışın yapılacak dünya iş beni ve hacıyı bekliyor.
Bu esnada benim kalfada bu çıtadaki kemer balını nasıl yerim diye hesap yapmakta, sulanıp duruyor::))


Metro kovanlarda kutular için sırlatılmış sulandırılmış baldan sırlı bal.
Arılarda bizim gibi her gün aynı işleri yapmaya devam ediyorlar.
Kasım ayının son kontröllerini paylaştım. Bu paylaşımda bardakların boş taraflarınıda gördünüz. Paylaştıgım yavrulu çıtalar en zayıf kolonilerin çıtalarıydı. Kuvvetli kolonilerde el kadar yavru var.





Kasim ayinin sonu, arilarda yavru var
Yükleyen Ali_Turk. - Sevimli hayvan videolarını izleyin.

28 Kasım 2010 Pazar günü çektiğim filim. Kendi kendime çekim yaptığımdan, istediğim gibi olmasada idare eder.