karniyol arısının sakinliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karniyol arısının sakinliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.09.2010

İSTANBUL ARICILAR BİRLİK BAŞKANI ONUR ÇİLENK

Benim açımdan 2010 yılının, anaarı için bitişi.
Yada bitişi böyle yaptık::))
Yaklaşık 1 ay öncesinden alınmış randevu bu hafta sonuna nasipmiş.

Mevsim itibari ile bizim bölgemizde bu saatten sonra anaarı işinin kalitesi ne olurki.

28/8/2010 tarihindeki notlarıma bakıyorum, kutuda anaarı var, 20/9/2010 olmuş hala yumurta yok. Bu bir kutu gözünde degil tüm kutulara yansımış durumda. Erkekler var ama yetersiz. Erkek az olunca kraliçenin çiftleşme tur sayısı artıyor ve bu turlarda anaarı kayıpları çok fazla.

Erkek çok olsa bir kaç turda işini gören kraliçe, erkekler az oldugunda defalarca çiftleşme uçuşu yapsada çiftleşemiyor.

İtü öğretim görevlisi Ali Kandemir, önceden anaarı siparişi vermişti.

Bende çoktan beri zaten noktayı koymuştum ama bitişi hocamızla yaptık.

Ali Kandemir hocamıza kutulardan anaarı vermedim, birleşecek bölünmüş arılarımın yazdan kalma analarını verip, anasız kalanları yandaki koloniyle birleştirdim gitti.

İşin garip tarafı ise bölmeleri açmışız, o kadar derin muhabbetlere girildiki.

Bir ara dedimki şu anaarıyı bulun be muhabbet nasıl olsa olur.

İstanbul arı yetiştiricileri birlik başkanımız Onur Çilenk ise arıcılık bu diyordu.

Arıyı okşuyor, arıyı sevmek lazım diyordu::))

Hacı ne kadar sakarlık yapsada güzel resimler çekmeye devam ediyor.

Biz kovanlarda anaarı arar iken, Saim Gürel arıyor ve Ali Türk'ün arılıgında maske yasak bilesiniz::))

Ali Kandemir hocamzda, zaten hepimiz maskesiz arı açıyoruz dedi.

Mevsim itibari ile nektar ve hava şartları iyi degil. Fakat arıların yayğmacılık huyları az.

Başkan diyorki başka arı ırkı olacak kovan açıp muhabbet edeceksin ha.

Elimdeki ise Muğla'lı Mehmet abiden anaarı karşılığı aldığım el demiri.

Nimet Çavuşoğlu abimiz, Muhteşem abiyi devreye sokup bu demiri araklatsada, bir yolunu bulup, el demirini arılıga getirttim. Bu mevzu derin içerik bende kalsın. Yoksa rütbe sökerim ::))

Üretmiş oldugum anaarıların hepsinin kalitesi bana göre aynıdır.

Bölme veya anaarı memesi beslettiğimiz kovanlara kutulardan hazır anaarı veririm.

İster istemezde anaarı toplarken bir yerden bazı anaarıları gözünüz daha çok tutuyor, bunu bizim ruşete, yada meme besleyen kovana verelim diye hemen anasız kovanlara veririm.

Bu ruşetteki anaarıya gene içim gitti.

Anayı kafese koydum ama içim bir türlü el vermedi.

Ya bu anaarıyı Ali hocam kabul aşamasında kestirise diye.

O zaman ne yapalım, anaarının sağlıgı açısından ruşeti geri almak kaydıyla 4 çıta arısınıda hediye ettim gitti.

Hacı abinin büyük oğluda çay hazır işiniz bitmedimi diye seslenip duruyor.

Bu günlerde hacının ilk kovanına ulaştık.
Seyithan abi ilk oğul buduğunda bu sandığa koymuş, işin en ilginç yanı arıyı koyduktan sonra üstünüde çakması.Bir ara kovana bakmayı akıl ediyor ama her taraf kapalı ve çakılı::))
İstanbul arı yetiştiricileri birlik başkanımız, Onur Çilenk ve Ali Kandemir, dünyanın her yerinde arıcılık müzesi var bizde İstanbul'da böyle bir müze düşünüyoruz dediler.
Müze oluşturuldugunda arıcılıkta geçmişten günümüze kullanılan tüm ekipmanları bir çatı altına toplanması hedefleniyor.
Hacının güzel sandıkta yolcular arasına girecek.
Ofisimize geçiyoruz.
Ofisin dili olsada bu sene yaşananları bir konuşsaydı....

Güya hemen gideceğiz bekleyenler var derken, çaylar içilip konuşma o kadar geniş alanlara yayıldı ki ve dallandiki sormayın...
Yeni başkan Onur Çilenk yeni projelerden bahsediyor.
Çok kolonili degil bilinçli arıcılık yapılmasından yana.
Köylerle ilgili düşündükleri var.
Kısa sürede bir çok konu görüşüldü.
Arıcıların tesis ihtiyaçları en önemli problem.
Benim yapmış oldugumuz anaarı kutularını konuştuk.
Yapmış oldugum kutular ve kutuların lojistik destegini sağlayan metro kovanlar.
Onur bey başka bir anaarı çiftleştirme kutusu bahsetti.
Aslında Fransa'daki anaarı üreticilerinin kopük kutuları çok güzel, her tarafı sökülüyor, kışa girerkende ballık gibi üst üste geçebiliyor, yeni modellere ihtiyaç oldugu kanaatindeyim.
Biraz yapmış oldugumuz çalışmalar ve suni tohumlama cihazından söz ettik.
Ali Kandemir hocamız ise bir işte ne kadar çalışılırsa o kadar başarılı olunur dedi.
Kovana bir havalandırma deliği açanların bunu ballandıra ballandıra anlattığı bir yerde biz suni tohumlama aleti yapmışız.
Alti yapmaklada kalmadık tabi...::))
Birde mikroskopundan baktık be aklınıza başka şeyler gelmesi....
Biz çaresizlikten bu işe girdik ve peşinden başarı geldi.
Ali hocamız, arıcılıktaki bilim adamlarımızın arıcılık yapmadıgını dile getirdi.
Zaten bir işi yapmıyorsanız okuyarak yada çeviriler yaparak bir işi ne kadar geliştirebilirsinizki.
Bazen düşünüyorum, arıcılıktaki bilim adamlarımız olsa ne olur olmasa ne olur diye.
Bilim adamınız size iki kovanı birleştirin ve böyle arıcılık yapın derse.
Bilim adamınız kendi arınızı kullanın derse.
Zaten arıcılar bilimci bunu söylemesede yapmıyormu.
O zaman bu söylemleri yapan kişinin bilimi ne işe yarayacakki?
Şiş ve kebap yanmamalı, millet uyutulmaya devam edilirse sorun yok.

Kısa sürede yeniden uzun bir süre bir arada beraber olalım söylemleri arasında ayrılıyoruz.
Başkan ve arkadaşları beni ramazanda iftara davet etti gidemedim.
Bundan sonra daha geniş ve kapsamlı birlikteliklerimiz olacak inşallah.
Arıcıların zaten konuşması bitmez, kışın bol bol laflarız.
Hocamıza ruşetteki arıyı veriyorum, altta havalandırma var, önünede havalandırma taktım zaten yarım saate kalmadan açacaklarını söylediler.
Arılıktan çıkmadan hacı bizim burdada yerimiz var diye ofisin arkasındaki malzemelik bölümü gösterdi.
Bu taraftaki anaarı kutu gözleri birleştirilip buraya alındı. Çiftleştirme kutularında kışa hazırlık devam ediyor.
Bu kutulara bu senenin son memelerini veriyorum.
15 tanede memeden çıkmış ve kafeste analar bekliyor. Hedef tüm kutuları analı kışa sokmak.

Bu kutularında üç gözü birleştirilip tek kutu haline getirildi.
Bu kutularda ise meme degil yumurtaya başlamış anaarılar var, tabi birleştirme yapılır iken anaarılar kafeslendi.
Bu anaarıların kalitesi ise tartışılır, çok kaliteli anaarıda olabilir, yakında spermleride bitebilir.
Bizim istediğimiz ise kututyu bahara taşıması.
Baharda kutudaki analareşe dosta hediye gider.
Muhteşem abideki balkon fakiride bunun gibi son bahar anasıydı süper çıktı.
Hacı ruşeti alıp sanki gelin gidecek kız sandıgına oturacak.
İstegi ise başkanımla, hocamızın arasında resim çekinmekmiş.
Allah ne verirse hayırlısını versin.
İstanbul arı yetiştiricileri birlik başkanı Onur Çilenk ve birliğin yönetim kadrosunda bulunan itü ögretim görevlisi Ali Kandemir hocamız. Çalışmalara başlamışlar, ilk olarak birliğe resmi plakalı bir araç kazandırmışlar. Türkiye'de üç ilde üç birliğin resmi aracı varmış, bu üçüncüsü.
Başkandan seçimlerde ne vaatler yapmışsa seçenler daha fazlasını isteyecektir.
İnşallah birlikler arası rekabet başlar ise ortaya bir yarış, yarış ise başarıları beraberinde getirir.



Karniyol(karniol) arısının sakinligi
Yükleyen Ali_Turk. - DiÄ�er hayvan videolarına göz atın.

31.08.2010

DOST ZİYARETİ



Mehmet Yüksel


İnsanların hayatlarında çok arkadaşları olabilir.


Dost denildiğinde bunların sayısı iki elin parmaklarını pek geçmez.


Dost sizinle sevinmeli, sizinle üzülmeli, sizinle ağlamalı.


Kara günlerinizde yanınızda olmalı.


İyi gününüzde yanınızda çok kişiler olabilir, iş zora düştüğünde yanınızdakilere bakınız, kimler dost o zaman belli olacaktır.


Mehmet'le yaklaşık 3 yılı aşkın süredir sanal alemdeyiz, yüz yüze görüşmemiz bu güne nasipmiş.


Bu sene mutlaka ziyaret edecegimi söylediğimde, zaman konusunu çözememiştik.


Bir kaç gün öncesi telefonla arayıp abi köye 30 ağustos akşamı iftar veriyoruz sizde erken gelirseniz hem gezerim hemde iftar ederiz dedi.


Demek iftar veriyorsun birde davet et bakalım::))


Yaklaşık 310 km yapıp bir köye girdik, köyün isim tabelası yok.

Oturanlara köyün ismini sorduk, içerden burası Ali abi diye Mehmet çıkmazmı.

Hemen ayak üstü sarılmalar hoş beş yapıyoruz.

Düşünsenize 3 yıl her akşam sanal sohbet ettiğiniz kişiyle ilk karşılaşıyorsunuz. Öyle acayip bir duyguki anlatmak zor.

O kadar konuşacaklarınız ve soracaklarınız var ki.


Geçtiğimiz sene Mehmet Yüksel'in babası Sadık amca iki kovan arı alacaktı.

Daha sonra komşuşunun arılarına bakım yapıldıgında bir gün evden çıkamıyoruz, çıkarsak habire ısırıyorlar ve ben arı edinmekten vaz geçtim demişti.

Bende onlara haber vermeden Gebze'den iki adet kovanı akşamdan kapattık, ertesi günü sabah arabaya yükleyip Sadık amcaya götürüp hediye ettim.
Arıları bahçeye indirip, biraz bekleyip musluklarını açtık.

Alt boydan boya elek telli oldugundan zaten arıların bunalmasıda söz konusu degildi.

Kovanları açmışız , kovan başında sohbete devam ediyoruz. Bu koloniler yaklaşık 15 saat kapalı kaldılar. 300 kmyolculuk yapıldı buda 4 saat filan oluyor. Arıları açmışız bize sataşma bile yapmıyor yeri ve kovanı tanıma uçuşu yapılıyor.
Karniyol arısının sakinliğini zaten kimse tartışamaz.
Komşu arılık, bahçeler sınır sınıra.

Mehmet'e arıların sahibi demişki ben pek anlamam bu kovanlardan bal alamadık sen alırmısın.::))

Mehmet'te alırım diyor.

Maske filan gerek yok demiş::))

Bak arılar saldırgan, iyi o zaman maske verin bari.

Eldiven verelim mi? yok demiş::))

Abi diyor kovanı bir açtım bir sağdan bir soldan derken kısa sürede 30 iğne yiyince, eldiven ve çizme varmı::))

Hep duyarmış saldırgan arıları, şimdi ise gördüm.

Bahçelerinde, bir çok ağaç çiçek açmış.

Mevsimdenmi ağaçların sulandığındanmı bilemiyorum.

Bizim Şenol gül nasıl budanır onu anlatıyor, kendisi gül işlerinden iyi anlıyormuş, yeni duyuyorum.


Tüm doslarımızı telefonla aradık, aranacak 2-3 kişi vardı arada kaynadılar, hatta birisini Albay'lığa terfi etmiş durumda, hepsi çok istiyordu ama gelemediler, sadece konuşmakla yetindiler.

Almanya'dan gelen gençlere köy sıkıcı gelebilir. Sıkılan gençler atış talimi yapıyor, bizimki niye sıkıldı da çocukların elinden tüfegi aldı anlamadım.


Anlatmasına göre Şenol ziyarete gelebilmek için gece 4.30da yollara düşmüş, Allah akıl fikir versin.

Eski köy evleri bir çogu boş kalmış durumda.

Dünya kereste harcanarak yapılmış bir ev.

Eve dayalı eskiden harman dövmekte kullanılan düvenler.

Otur otur vakit geçmiyorki.

Hadi koruluğu gezelim diyorlar.

Oruçlu gezi zor be.

Köyde sadece yaşlılar kalmış, hayvancılık yok. Köydeki büyük baş hayvan sayısı 5-6 tane dediler. Resimdeki hayvanlar bile bu köye ait degil. Diz boyu çeşit çeşit otlar ve çiçekler vardı.

Et dolu bir tosun.

Dikkat ederseniz bir sürü çiçek açık.

Yonca, sıyırma ve çok deve dikeni vardı ve hepside açık.

Gebze'ye oranla bir çok nektar kaynagı bu köyde devam ediyor.

Burası meşelik ve köylü tarafından koru ilan edilmiş.

Sadece köylü ev yapar iken direk filan lazımsa ihtiyaç için bir kaç agaç kesebilirmiş, odun için asla kesilemiyor.

Köy tam doğal, başta ayı, domuz, çakal, tilki, ve karaca bol ve avları yasak.

Bir sefer tüfek patlat jandarma köye damlıyormuş.

Gez gezde nereye kadar gezecez,
hadi birde eski harman yerine gidelim diyorlar.

Tüm köy burada eskiden harman dövermiş.

Mehmet dedesinin ilerde oturup etrafı seyretrtiği yere gidiyor.

Bu köyde 80-85 yaşından önce ölen olursa çok genç yaşta öldü denirmiş.



Manzara süper, göz alabildiğince yeşil alan. Karşı tepelerde köyler var.

Aslında paylaşımın ilk resmi, ilerde Mehmet köye döndüğünde arıcılık yaptıgında arıları dizecegi yerdi.

Burası bitki örtüsü olarak çok şahane gözüküyor.


Karşıdabir sürü köy var, Mehmetlerin köy yaylası karşı tepelerin arkasıymış.

Bir kaç saat içersinde köy içini turladık, gezilecek çok yer var ama sırası degil, birz gidip bir dinleniyoruz.

Vakitte geçmek bilmiyorki.

Gidip arıları açalım bari diyoruz.

Körük yakılıyor, arılar açılalı 3 saat oldu, saat 2 de açtık şimdi ikindi zamanı 5 filan.


Mehmet arıların sabrını ölçüyor.

Arı üzerine bastırısanız saldırgan arı anında kıçını yukarı kaldırıp iğneyi geçirir.

Bu karniyol arılar baskı olan yerden uzaklaşmak isterler.


İğnenin tadını daha önceden bilen Sadık amca biraz uzaktan bakıyor. Dedim bal lazımsa alayımmı al arılara şurup verelim dedi.
Bu ballar temmuz ayı içinde Gebze'de geldi.
Yıllardır bu kadar nektar akımı olmamıştı.
Bazılarına göre bu bal şekerle yapılmış, öyle diyenlerin oldugu kulagıma geldi.
Ben kutu beslemesine bile artık bal veremeye başladım.

Bu kovandan iki sırlı çıta bal aldım.

Ben geçmişte bir anaarı kutusu tarafından kafadan 5 iğne yediğimide unutmadım.

Yoldan gelmiş arılara bir bakın, herkes astronat gibi giyinmek zorundamı.

Ben böyle çalışmaktan zevk alıyorum, isteyen istediği arıya kendisini öptürsün ban ne.

Bu kovanı kapatıp öbür kovana dalıyoruz.

Sadık amca olaya artık dahil olmuş durumda.

Bu kovanıda kontrol ediyoruz fakat bal almadık.

Görüntüler burada biz olamayan şeyleri yazıp çizmiyoruzki.

Kitap okuyupta yazıda yazmıyoruz, yaşadıklarımız bunlar.

Hala niye degişik şekilde havlamalar duyuyorum onu anlamıyorum.

Kervan uğurlayıcıları, iyi ürün, sesiniz niye kısık geliyor?
Bir şeylere karşı olanlar sersinler uygulamalarını, dul karı gibi niye dır dır edip duruyorlarki dimi?
Tüm çalışmalarımız sezon başından sonuna kadar gözler önünde, başkaları gibi kovanlara okus pokus yapmıyoruzki.

Bu kovanıda kapatıyoruz.

Arkamızdaki arılar bal kokusunu aldılar.

Hemen kovan giriş musluklarını daraltıyorum.

Arka arılıktan geçen sene 4 kovanı ayı parçalamış.
Ayı işi moralimi bozdu, Sadık amcada yakında Almanya'ya giderse bu arılar ayılar için yem.

Bu senenin kestane balı ve oğul yakalamak için en ünlü karışımı da Mehmet Yüksel'e veriyorum.

Karışımın formülünü alabilmek için neler çektik neler.

Bu karışımı kullanan arıcı, her sene 60-100 arası oğul yakalıyor.

Almanya'da oğul çıkmıyor ama çıkarsa başka yere gitmesin istiyoruz::))

Sadık amcama, maske, körük ve eldiven götürmüştüm.
Yeni bir arıcımız oldu, hadi hayırlısı.
Bu kuyunun suyunda elinizi 1 dakika tutamıyorsunuz.
Normalde kuyu suyu yazın serin, kışın ılık olur.
Bu kuyu buz deryası.
Almanyadan gelme marul, görüntüsü süper.
Mehmet Yüksel'in annesi.
Bahçede birkaç bilip bilmediğimiz bitkiyi bize tanıttı.
Köyde açık çok sıyırma diye bildiğim dikenli çiçek vardı.
Bu diken battıgı yeri şişirir.
Eskiler, kışın hayvanlara bu dikeni saman olarak biçip verirlerdi.
Nihayet vakit doluyor, yavaş yavaş sofranın başına geçiyoruz.
Saatler geçmiyor gibiydi ama zaman akıp gitti.
Resimleri genelde Mehmet'in eniştesi Mustafa çekti.
Abi resimleri bana çektiriyorsun sitede resmim çıkmayacak dedi.
Zaten benim kalfada adamcagızın resmini çekip sitesine koymamış, taa orada bu işe içerlemiş demekki.
Madem sitede çıkmıyorsun ver o makinayı bana ve orada dur dedim.
Sağ olsun çok sevecen biri, gerçi çok gaz veriyorlar köyün eniştesi diye tüm işleri buna yımışlar ama o banamısın demiyor be.
Bizim masanın yemek servisinide yaptı sağ olsun.
Yemekler harika, zaten adı üstünde Mengen dendimi aşçıları meşhur.
Hatta Mehmet'in dedesi uzun yıllar İngiliz konsoloslugunda aşçılık yapmış.
Her işin bir ehli oluyor işte.
Yemek sonrası çay faslı, bir yerdende geri dönüş düşündürüyor. Ne kadar dursakta ertesi gün işbaşı yapılacak.
Mehmet köyüme geldiğimde çok dinleniyorum diyor.
Gurbet gerçekten zor.
Yaşadıgınız yer sizin degil ve size iyi gözle bakılmadığını bir düşünün.
Mehmet Yüksel Ülkemiz arıcılığına büyük katkı yapmıştır.
Bir ülkenin üniversite destekli arıcılık uygulamalarını, kendisi arıcılık yaparak bize aktarmıştır.
Bizim ülkemizde başta üniversiteleriniz adet yerini bulsun diyemi arıcılık bölümleri açıldı bilemiyorum.
Çünkü ürün bazında yapılan iş ortada yok.
Arıcılıktaki bilimcilerimiz, aynı sanalcıların durumuna düşmüş durumda.
Bilim adamıda yabancı eserleri okuyup çeviri yapıp bilgi satıyor.
Sanalın bazı biliriz ayakları yapanlarıda, bu bilimcilerin eserlerini okuyup birde aydınlanıp derya oluyorlar::))
En ünlü bilim adamımız bile etiketi ne olursa olsun, arıcılıgın en az 30 yıl geriside kalmıştır.
Arıcılık her geçen gün hızla gelişme gösteriyor. Arıcılık yapmayan bilim adamlarımız neyi geliştirip size aktaracakki.
Bu sanal çıktıktan sonra bilimcilerinde eskisi gibi birilerini uyutması çok zorlaştı.
Bu bana göre iyiye işaret belki bir şeyler yaparlar diye ümit ediyorum.

Yemekleri yapan abimizede çok teşşekkür ediyoruz.

Artık ayrılacağız, fakat arıların durumu kafama takıldı.
Bu ayılardan kovanları nasıl koruruz diye düşünüp, sonrada zaten balkonu gözüme kesmiştim.
Sadık amcayada durumu anlattım, oda menmun oldu.
O zaman hemen operasyon yapılmalı, yoksa bu kadar adamı nerden bulacaksın ki.
Resimdeki evin üst balkonuna, arıları çıkartıyoruz.
Mustafa ve Şenol kovanlardan birisini ikinci kat balkonuna getirdiler.
Öbür kovanı biz hacıyla getirmiştik bile.
Çıkışlarına beşe on kalas koydum, zaten yeni yerlerinde 5-6 saat kalmışlardı.
Gittiğim yerden bişi almadan gidersem kahrolmam mı?
Mehmet, abi köy tavuğu var bunları kesip yersin dediler.
Yav zahmet olmasaydı filan derken, hacıya dedim aman kaçırma gece gece birde tavuk aramayalım bahçede.
Hemen at tavukları arabaya dimi ne olur ne olmaz.::))

Gezinin en üzücü tarafı ayrılma bölümü, kimse birbirinden ayrılmak istemiyor ama yapacak bir şey yok.

Her şey için teşekkürler ve Allah verdiğiniz iftarı kabul buyuırsun deyip dönüş yoluna koyuluyoruz.