karniolf1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karniolf1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.03.2011

ARICILIK PAYLAŞIMLARI 20 MART 2011



20 Mart 2011 Bursa'dan misafirimiz var.


Mirili Fatih, Muhteşem abi bendeki arılarını miriliye satmış, hiçte haberim yok::))


Dün aradı yarına arıları aktarmaya gelecegiz dedi. Yav hava buz gibi ne arısı ne aktarması dedim, Muhteşem abinin arılar artık benim demezmi::((


Resimdeki sakallı Fatihin kayın babası.





Dün marangozda çalıştık, ruşetlerin altına malzeme yoktu onu temin edip, büyük bir sorunu ortadan kaldırdık.


Bu gün arılıkta şurup verilecek arılara şurup verdim, arılarımız yavruya yatmış durumdalar, yiyecekleri var, polenleride var, şurupla bende su ihtiyaçlarını gideriyorum, hiç dışarıya şimdilik çıkmalarına gerek yok.


Bir gün öncesi verdiğim poşette inver şurup göçürülmüş durumda. Hiç delik delmeden atıyoruz poşetleri kendileri hallediyorlar, bu poşetler buzdolabı saklama poşeti.




Çiçek sorunumuz yok fakat bu sene bir türlü havalar ısınmadı. Kovanların önündeki ballıbaba çiçeklerine bakın.


Ne yazıkki sıcaklık olmayınca arıların alayı içerde işlerine devam etmek zorunda.




İrfan ve Cemil ustalar, bir kahvaltıcıya bal teknesi yapmışlar.


Süzme bal ve petekli balı bu tekneden satışa sunacaklarmış.





Bal teknesinin sadece dışına cila atıldı.




Mirili Fatih damacanada arı olmaz diye benle dalga geçenler vardı abi şunu bir aç görmek istiyorum dedi::))


Buyur oluyormu olmuyormu gör.


Bunu merak eden sayısı çok.


Aslında ben bu damacanayı yapmamın en büyük nedenlerinden birisi görüntüler alabilmekti.


Zaman çok olacak, birde eliyin altında olacakki gidip ne yapıyorlar kayıt etmek istiyordum ama olmadı.


Arılıga yolum düştükçe devamlı açar bakarım.


Mirili fatih arıların hepsini götüremedi, bu hada arı filan aktaramazdık.


Kendisini boşta yollamadık, gelmişken bagaja 2 kovan arı koyduk, paralarıda peşin almışım::))


Muhteşem abi bana arılarını verdiğinde benimm sende 5 çıtalı 10 kolonim var demişti.


Bunların etinden sütünden faydalan ne yaptıysak arılar ne doğurdu nede öldü.


Arının etinden sütünden bıktım.


Şimdi parasıyla ilgileniyorum.


Bizimki tam pinti, içi gitti paralarının bende oldugunu duyunca.




Resim Saim Ahmet Gürel ve oğlu Sinan, yeni kaptanımız.

Miriliyi yolcu ettim bir telefon geldi, abi hışıra balık yemege geliyoruz. Saim abi hayırdır ne çabuk dedim.


Ailecek gelmişler, nasılsa ziyafet parasıda var::))

Hışırdan sonra benim eve geçip bol çaylı sohbet yaptık.

Doktorumuda arayıp teşekür ettik::))

İlgilenenlere duyurulur, ziyafet devam ediyor...







arıcılık videoları 20 mart 2011 Ali_Turk

24.02.2011

ARICILIK VE PLANLAR


Arıcılık kışın arıcıların dinlendiği bir dönemde denebilir. Tabi dinlene bilirseniz.
Bu sene çok degişik hamleler yapıyoruz. Birazda şartlar böyle gerektirdi. Zamanı geldiğinde bu ruşetlerle alakalı durum hakkında daha geniş bir yazı yazmayı düşünüyorum. Bu ruşetler benim daha rahat çalışma yapmam için yaptıgım bir hamlede denebilir.
Resimdeki bizim İrfan ustamız. Cemil ustayla yaklaşık 1 senedir ortak çalışıyorlar. Ben tabiki her ikisinede ortagım::))
Boş vakit buldugumda aralara dalıp işlerimi hallediyorum. İşlerim yapılırken bir çok kişide yardım ediyor, bunlara İrfan ustayıda dahil ettik.

Bu sene kışın damacanaya soktugumuz arılar, hala invert şuruptan ölmediler.
Bu arının başına gelenlşeri Allah kimselerin başına vermesin derim , benden bunu duyan kalfam, bu arıların senden çektiği nedir diye bana kafa tutuyor::))
Olayın başı ve gelinen nokta bu.
Damacana da üç sefer taban temizlendi. En son damacanaya bir pet şişe altı koyup salkıma dayadım. Uzaklara gitmeden yiyeceklerini alsınlar diye.

Bu arada bizim kek kullanımına karşı oldugumuz lanse edilmeye çalışılıyor.
Kek kışa girmiş arıyı aşırı yorup, ömrünü bitirdigi için biz buna karşı çıktık, daha önce ben defalarca kışın kek verdim ve günler sonra yere dökülüp ölmek üzere kıvranan arıların halini sonradan anladık.
Arıya keki ne zaan verirsen ver yer.
Kışın verirseniz defalarca yazıldı çizildi, arı katı şeyi nasıl yiyecek, yedimide ömrü kısalacak.
Efendim aç arıya kek vermeyin filan deyip milleti başka şekilde yönlendirmek isteyenlar var, arı aç ise en kısa sürede doyurmak şurupla olur.
Ben yapmış oldugum yanlıştam döneli çok oldu.
Önce kütük kovan açtı ve devamlı kış boyu şuruplandı.
Peşinden karakovan gene kışı şurupla çıkardı.
Şu andada benim damacana kovanım bahara şuruppla çıkmak üzere.
Hani diyorumya, hep yazmayın, neler yapmışşınız bir paylaşın yaw. Bakın ben bir şeyler yapıp paylaşıyorum....
Lafla nereye kadar gidilecek hep birlikte görmeye devam edecegiz.
Ben hep buradayım inşallah::))
Ayrıca her türlü mahlükata iş verilir, iş bulamayanlar gene bize gelip sataşmaya çalışıyor. Zaten başka bir şey yaptıklarıda olmamıştır. Benle yapmış oldugunuzicraat ve işlerinizle yarışın ::)))
Ben hata yaptım benden sonra bizi dinleyenler olur diye kekle alakalı yazı yazıp olayı kapadık ve bir daha kışın kek kullanmadım.
Yazmış oldugum kekle alakalı yazılardan birisi alt linkte. Yazı 2008 de yazılmış biz 2011 deyiz hala eski yerinde sayanlar ne yaparsa yapsın beni bağlamıyor.


http://bengittim.blogspot.com/2008/11/aricilikta-kekin-yararlarizamanisiz.html

Fakat biz geleneklerine bağlı arıcılarız. Geçmişten kopamıyoruz ve alternatiflerede karşı çıkmaya hala devam ediliyor.
Bu konuyla alakalı bir başka yazı yazmışım. Demişimki çağdaş arıcılık ve geleneklerimiz. Gene yazı 2008 yılında yazılmış.

http://bengittim.blogspot.com/2008/11/ada-aricilik-ve-bizim-geleneklerimiz.html


Biz eski geleneklerimizle devam edeceksek bilim ve teknoloji bilgisayar neyimize...



Bu sene yapmayı planladığım 200 ruşet yakında montojına başlıyoruz. Bir işe girdigimde hiç ufaktan başlayamıyorum ve bu aşırılık beni acayip yoruyor.
Bazı hobiciler ???10 kovanla başa çıkamazken, bir turda 200 ruşet yapımı ve bunların doldurulması nasıl olacak bilemiyorum::))
Heralde kalfaya ogul yakalama konusunda yeni egitim vermem lazım, yoksa bu ruşetler dolarmı yav::))
Bu oğulla alakalı ilginç bir hikaye var. Bizim Kadir Gürkan bey bakmış arılıgının etrafına bir sürü tuzak kovan konulmuş oldugunu görür.
Gitmiş tüm kovanları yerinden aşagıya atıyor, kovanların sahibi gelmiş cıngar çıkartmak istiyor. Bizim başkan diyorki bunları benim arılıga niye koydun, ogul girsin diye. Bu kadar zahmet etmene gerek yok, gel bari kovanları aktar git....
Tabi bu kibarca yazılmış hali:))

Hacı abi arılıkta vidayla monte edilecek parçaların deliklerini delmeye başladı, dünya delik delmesi lazım, hemde bu yaştan sonra::))

Bizim Cemil ustam namaza başlamadan öbür tarafla irtibata geçer::))
Tam tekbir alacaktı ki, iç işlerinden telefon geldi, donup kaldı yav. Kendisine zor getirdik ve gülme kirizine girdi.

Bu sene geçen seneye oranla işlerimiz en az 1 ay geçikecekti, bir hamlede bu işlerin aksamamsı için yapıldı.
Bu plan çoktan beri vardı bir türlü araç ayarlayamadık. En sonunda planı yürürlüğe koyduk.

Bazı önemli ve özel işler için erkek derdine düştük anlayacagınız.
Geçen seneye bakıyorum, mart ayının sonunda ilk çıkan anaarılara kafes takmışız. Anaarı üretimi için erkeklerin çıktıgını görmek lazım, bu gün yumurta atılsa, zaten erkek yumurtası atılması bizim bölgede imkansız, atılsa bile geçen seneye göre bir ay geç kalındı. Aşagıdaki link ne kadar geç kaldıgımızı zaten göstermekte. 3 Adet f1 karniol anaarılı ve güçlü kolonimi arkadaşıma erkekleri karşılıgı hediye ettim. Saf karniol erkekler acilen bana geri gönderilecekler::))
Kısmet olursa gelişmeleri paylaşacağım. Geçtiğimiz sene 2010 - 20 martta çıkan erkekleri boyamışım.::))
http://bengittim.blogspot.com/2010_03_01_archive.html

Mustafa kardeşim yolun açık olsun. İnşallah planlarımız istediğimiz gibi gelişir. Biz gereken işi yapmaya başladık gerisi Mevlaya kaldı.
Arıların gittiği yerde gece bile 10 derece sıcaklık var, gündüz gölgede 18 ila 20 derece sıcaklık var, birden içim ısında ha::))
Bu arada Gebze de donmaya devam ediyoruz. Kış geri geldi, her şeyin hayırlısı.
Bakalım Mevla neyler, neylerse güzel eyler.

12.12.2010

ARILARDA MELEZLEŞME VE IRKLARIN BOZULMASI


Arı diğer canlılardan çok farlı bir böcek. En ilginç olan olay bana göre bu gün çiftleştiği erkek arı hemen ölür iken, ölen erkek arının spermi, kraliçe arının sperm kesesinde damızlıklar az yumurta attırılsa 5 yıl gibi uzun süre yaşıyor ve hep canlı kalıyor. Kraliçe arının sperm kesesi en az 8–10 erkek arı tarafından doldurulmakta. Burada da hayret edilecek bir karışım var. Yumurtalar anaarının kanalından geçip petek gözüne bırakılırken hiç bir zaman bir erkek arının spermi bitene kadar sonuna kadar aynı erkeğin spermine dokunmayıp, nasıl sıraya konulmuşsa 3–4 tanede bir başka erkeklerin spermine sıra geliyor ve koloni içinde birçok değişik babaya ait işçi kızlar bulunuyor. Bunların çalışması ve huyları farklı oluyor, farklılık ne kadar çoksa kolonide o kadar verimli olmakta.

Hatta sonbahar ve erken ilkbahar anaarıları verimsiz olmakta. Nedeni az erkekle çiftleştikleri için, koloni içindeki farklılıklar azalıyor, bu tür koloniler benim gözlemim yağmalanmaya daha müsaittir.

Arıcılıkta melezlenme o kadar karmaşa bir şey ki, melezlerin saflaştırılması bazı kaynaklara göre imkânsız.

Saf hatları en iyi izole bölge ve suni tohumla ile korursunuz.
Suni tohumlamanın bir başka işe daha yarar ıslah denilen, istediğiniz ırka istediğiniz ırkı monte edebiliyorsunuz. Bunlar acayip uzun zaman alan işler. Arıcılık dışardan bakıldığında kağıt kalemle çok para kazandıracak bir iş gibi olsa da, içinde bir sürü zorlukları olan bir meslek. Çokta karlı bir iş değildir. Bundan dolayı kimse ıslah işine giremiyor. Islahında nasıl yapıldığı belli değil, birçok kişi şöyle yapılır diye atıp tutması, işin icraat bölümüne hiç yansımamıştır


Islah edilmemiş ve doğal olarak çiftleşmiş en iyi kullanma melezine F1 deniliyor. Mesela Papaz arısı kullanma melezidir ama kullanma melezine gelene kadarki bölümde bir sürü işlemden geçip, hibrit arı olarak piyasaya sürülüyor.
Elinde saf arı varsa bundan anaarı üretip doğal ortamda çiftleşene üst resme göre yazıyorum, Karniol F1 deniyor.
Karniyol F1, anası elimizde saf olarak var. Çiftleştiği erkelere bakın, kendisinden bir tane akraba yok, tamamen yabancı ırklarla çiftleşmiş. Kendi akrabaları olsaydı gene F1 özelliği degişmeyecekti.
Buradaki Oranlara bakıldığında anaarının soyu karniyoldu ve %50 si karniyol, değer %50 lik bölüm ise yumurta bırakılacağı zaman hangi sperme denk gelirse o ırkın baba tarafından %50 ni oluşturacaktır.

Bu tabloya göre, anaarı yumurta atarken, sperm sırası gelenle buluşup yeni bir melez oluşturur.
Şimdi bu karniyol F1 arıdan F2 anaarı üretmeye kalktığımız da, bakın ne kadar anacından uzaklaşıyoruz.
F1 üretiminde Karniyolun %50 sine hakimdik. Bu F1 den F2 üretmeye kalktığımızda bakın ne kalıyor anaç arımızdan.
Arılar 32 kromozomlu-dur, bunun 16 kromozomu anadan, 16 kromozom u babadan oluşuyor.
Yani döllenmemiş anaarı yumurtası 16 kromozomlu olarak petek gözüne bırakılırken sırası gelen erkek arı 16 kromozomlu spermle birleşip, 32 kromozomlu olarak petek gözüne bırakıldı (daha önceleri arıların 16 kromozomlu olduğunu öğrenmiştim bu yanlışmış, ana veya baba tarafı tek başına 16 kromozomlu imiş.)






F2 üreteceğimiz larvayı seçiyoruz, anaarının kanalından petek gözüne bırakılırken sıra İtalyan arısının spermine denk gelmiş. F2 üretimde karniol ırkın %25 şi kalıyor elimizde. Diger %25 ise İtalyan erkeğine ve ırkına ait artık. Bu anaarıyı ürettiğimizde oluşan tablo resmin sol tarafıdır.
Birde bu anaarıyı izole olmayan bir ortamda çiftleştiğini var sayıyoruz. Resmin sol tarafı F1 anaarıdan kalan ve İtalyan a dönüşen kısındır. Resmin sağ tarafı ise yeni çiftleştiği erkeklerin bulunduğu yelpazedir.
İki hat sonrası karniyol arısından ne kadar uzaklaşıldı. bir düşünsenize bu işlem yıllarca devam etmiş, ne ırk belli nede soy, elimizde saf hat varken iki turda geldiğimiz nokta kabaca bu.
Ben bilim adamı değilim ama bu melezleşmenin kesinlikle izahlara ihtiyacı var. Arıcılar bu tabloları bilir ise kimse onları kekleyemez. Kimse kimseyi kandıramaz. Yoksa çok sinek gibi anaarıları isimler koyup yutturma devem edilecektir. Arıcılıktaki verim artışı olmayacak. Yüksek verim için arıcılar kesinlikle kaliteli ve bilinen anaarılarla çalışmalı.

5.07.2009

YOGUN BİR HAFTA; VE SONU

Son haftalar oldukça yogun geçiyor, nakiller ve yolculuklar insanların modellerine göre etki bırakır bünyelerinde. Nakilleri biririp anaarı işlerine daha çok zaman ayırıyorum. Şiparişleri elimizden geldigince yetiştirip bankalanlarıda sırada bekleyenlere servis yapıyoruz. Bunlardan biriside Kahraman Maraşlı Mehmet Ali Küçük. Anaarılar toplarken telefon etti dedim elinde yedek ne kadar kalır bilmiyorum yarın ara. Ertesi gün telefon çalıyor yedekte anaarı varmı, 12 tane dedim tamam dedi nasıl yapacaz kargoya vereyimmi yok benim oğlan Üsküdarda birazdan gelir, aradan iki saat geçmeden Yasin belediyeye dayanmış. Bende çarşıdayım gelecegim dedim bekle, o sırada Pınarhisar'dan bir ekip misafirlik için telefon etti sizde bekleyin geliyorum. Hemen gidip 10 +1 anaarı alıp buluştuk bu sırada öğlen yemek vaktindeyiz. Resmin solundaki anaarıları alıp akşama babasına yollayacak olan kişi Yasin. Pınarhisar'da yanımızda bu arada.
K.Maraşa gidecek anaarıları inceliyorlar. Bu esnada bir misafirde Ali osman abi getirmiş Rizeli Dursun Kantar.İstanbul Çavuşbaşın'da beko bayisi ve arıcılık yapmaktaymış. Dursun dayıda analara sulandı arılıga geçince 3 tanede ona verdim.
Ayaktaki zat ise belediye personelimiz Sinan abi, emekli olunca arıcılık yapacakmış şimdilik forum ve arıcılık bloklarından çıkmıyor akşama kadar kendisini egitiyor. Bu arada plaçkacı Gürkan anaarı kafeslerine bakarken içi gidiyor yüz ifadesine bir bakın. Hemen şefime gidip dedim misafirlerim var bana 1 saat izin.
Hazır Aliosman abi gelmiş hemen evdeki safın bir çıtasını alarak arılıga gittik.
Trakyalı Şenola bu sene iki adet yumurtalı ve larvalı çıta gönderdim. Bir türlü istenilen başarıyı yakalayamadık. Bu sefer arılı koca sandık yolladım yumurtalara zeval gelmesin diye. Petegi kagıt havluyla sarıp, birazda suladıktan sonra poşetledim. Arılıkta bir buçuk çıta arı silkelediğim bir kutuya ballı polenli çıta vererek yola hazır ettim.
Arılıga yaptıgımız baskına hacı acayip sevindi. Dursun amcanın anaarıları kutulardan toplarken çayda demlenmiş. Bir anaarıda Aliosman abiye hediye verdim bana taa çavuşbaşından müşteri getirmiş.::))
Trakyalıyada kafam bozulmaya başladı, halen kendisi sağ merak etmeyin yaşıyor yani. Başımın belaları bir degil iki degilki. Zaten çıta sıkıntısı var, bu giden koca sandıkla çıta kaybım 5 adet oldu. Birde sandık kaybı, cabası. Doktorada karniyol anarı verecem derken kovanlarım uçuyor yeni farkettim bunu. Neyse inşallah gerekli tranferleri yapar Şenol kardeşimdekarniyol F 1 lerine kavuşur.
Cumartesi günü öğleden sonrayı Dudulluya ayırdım. Zafer abiyle radevulaştık. Cumartesi günü saat 3 ten sonra eski adı Sultançiftliği yeni adı Taşdelende işimiz var. Birde Zafer abim bana 5 anaarı getir dedi. Hacıya dedim 5 kafese kek bas, anaarı toplayacaz. Bir telefondaha geldi ilginç bir diyaloktan sonra anlaştık. Telefodaki kişi cep telefonumu istiyor::))
Abi dedim zaten şu an benle cepten konuşuyorsun. 1 Adet anaarı istiyor, bana nasıl yollarsın, bir adet olursa kimseye yollamıyorum gel al dedim geleyim dedi. Sen neredesin karşıdayım o zaman sende Dudulluya gel. Tamam dedi ben işim bitince İstanbula geldim. Yeni arıcıymış, adı ise Cengiz Türkyılmaz, bu kardeşimizinde asıl iş tornacılık, tanışıp çay kave içiyoruz. Derken Zafer abi ben geldim ters taraftayım hemen gel dedi çıkıp yeni arkadaşlada vedalaşıp işlerimize bakıyoruz. Zafer abi biraz dagınıktı dedim abi hayırdır, dediki bir haftadır karşıdayım bu gün eve geldim sanada söz verdim. Evin kapıyı açanmadık camı kırıp içeri girdim hırsız girip bir şeyler aramış zaten yokki aradıgı dedi. Sadece iki pantolon içinde girmemiştir sanırım.
Bu sene benim için en önemli işlerden birisi olan suni dölleme derdindeyim. Zafer abinin arkadaşı Nazmi abi. Biraz konuştuk dediki ben çılgın bir tornacıyım. Ne güzel bana zaten çılgınlar lazım::))
Bende çılgın bir arıcıyım işte.
Nazmi abi anladığım kadarıyla kafasına koydugunu yapabilen birisi, bu tür kişileri acayip severim. Hedefe kitlendilermi sonuna kadar giderler ve hiç bir zorluk bu tür kişileri yolundan çeviremez.
Biraz işleriyle alakalı bilgi aldım, şu an ülkemizde yaptıgı işi yapan yok. Evet eskiden yaptıgı işi dışardan ital ediyorlarmıştı. Şimdi askeriye ve gemi sanayileri Nazmi abiden alıyorlarmış bahsedilen aleti. Alet ise cam. Gemilerde kaptanın dışarıya baktıgı cam, daire bir şey, 3600 devirde dönüyor, yağmurda karda buzda tozda görüşü kapanmayan pencere diyeyim adını unuttum.
Bir zamanlar kafasına koymuş ben bunu yaparım diye ve yapmış, ne güzel.
Nazmi abiye istedigim şeyleri yazılı ve sözlü ayrıca resimli ve filimli anlattım ayrıca bazı linklerde atacagım kendisine. Bir görebilme şansım varmı diyor bir görse, fakat aleti görebilme şansımız yok. Sadece resim ve filimlerinden sonuca gidilmesi lazım. inşallah yakında bu alet bitecek, belkide neden olmasın seri üretimi yapılamazmı.? Sonuçta zor bir şey degil mekanik bir alet. Yapanlar nasıl yapmışsa bizde yaparız.
Anlatmak istediklerimi Nazmi abiye sanırım anlattım. Çizimler yaptık, bana bazı aparatlar gösterdi bu aparat çok işimize yarayabilir dedim abi dişleri ince olmalı, onlar kolay diyor. Çok yakında kromdan bir aletimiz olacak. Bende tekrar gidip bu sefer mikroskopuda götürecegim ki çalışılacak alanlarda sorun çıkmasın sonradan. Kafamızdaki şablon oluşsun üzerine başka şeylerde yükleme imkanımız olur inşallah.
Konuşmaalarımızın en can alıcı noktası şuydu. Nazmi abi bu işi yaptın benden ne ücret istiyorsun, borcum ne olacak. Bana dediki kullandığım malzemenin parasını alırım, gerisi sana kalmış, bunun içinde malzeme parasından başka hiç bir şey vermeme hakkında var dedi. Madem hizmet edeceksin işin görülsün demezmi. Dedimya biz kimseden bir şey sakınmıyoruz, Allahta bize kendimiz gibi birisini denk getirdi.
Tornacıdan ayrılıp Asım Kadıoğlu abimizin arılıgındaki Zafer abinin kovanları alacagız. Etrafı biraz dolaştım yabani kiraz ve dud bulabildim yemek için. Ayrıca bir avuçta yabani kiraz keçirdegi topladım, Mustafa Kabaoğlu abimizin arılıgı ağaç ekmeye çok musait. Nedense hiç meyve agacı yok, söğüt agacıda yenmiyorki. Çok yakında fidan işlerine bakılacak yeni arılığımızın. Her şeye çekirdekten başlamalı işte.
Buradada işlerimizi hallettik daha iş bitermi? bitmez.
Bu işleri yaparken bir gün öncesi Salih abiler aradı, diyorlarki sizin oraya arı koyabilirmiyiz.::))
Bismillahirrahmanirahim dedim.
Sonrada Mustafa hocamı aradım. dedim hocam böyle böyle durum var. Ali'cim söyle getirsinler::))
Bencede getirsinlar abi çalıştıracak, pardon egitecek eleman arıyoruz. Adamlar hem arıcılık yapıyor hem her sene bunlara bal satmaktan bıktım.::))
Arıları getirebilirsiniz dedim dememle bu akşama getiriyoruz demezlermi. İyi olur nasılsa Dudulludayım o zaman geri dönmemede gerek yok beni yoldan alın. Benim işim bitince Çekmeköy'e geçtim buralarda acayip gelişmiş yaklaşık 10 sene önceleri Çekmeköy'e halı ve aksesuvar satmaya giderdim haftada bir gün.
Salih abi,Kemal abi ve kardeşi Aziz arıları yüklerken acayip filimler olmuş.
Salih abininde en çok tepesini öpmüşler, hemde maskenin üstünden. En son çözümse güzel, maskeyle gür saçınız arasına buruşuk poşet korsanız arı iğnesi yetişemiyormuş.
Sonuç dagılan kovanıda toparlamışlar ve onuda arabaya atmışlar.
Arı öpmeleri neticesinde İstanbula doğru hareket etmesi beklenen araba Sakarya yönüne gitmiş belli bir süre. Kemal abi soruyor, arı sokması geçici hafıza kayıpları yaparmı diye. dedim kemal abi daha oraya kadar gelemedim. Arabaya dördümüz sığmayınca Kemal abiyi arkaya aldık, kendisini arı az sokuyormuş. Kemal abi ilginç birisi, ne kadar parası varsa espiriye yatırmış, başka işi yok.::))
Gece saat 2 gibi arıları indirdik. Biraz bekleyip kovanlar açıldı.
Gece çay demledik sonrasında herkes iki saatligine bir yattıki 4 saattebile kalkılamadı.
Kalktıktan sonra bir dolaştım, arkada görülen ayçiçek 600 dönüm. Geç ekildigi için daha açmamış. Biz saat 7:30 da arılıktan ayrıldık. Bizden Sonra Mustafa hoca yolda geliyoruz diye telefon ettiler ama biz o saatte Çatalca'da kavaltı yapıyorduk. Arılıga varip bir çay ve kontrol derken bir yagmur başlamış tam 40 dakika. Açmamış ayçiçeklere ilaç gibi geldi birde bana göre açmasını geciktirdi. Bir meyve olsun sebze olsun su verildeikçe olgunlaşması geçikir bilmem yanılıyormuyum.
Anlatıldıgına göre her taraf sel içinde kalmış, inşallah hayırlı olur.
Bir hafta önceden bu açıdan bir alt haberde olması lazım bir resim vardı. Karşıde tek tük ayçiçek açıktı şimdi sapsarı olmuşlar.
Bir kovanın muslugunu yakından çektim, girişin sarardıgı görülüyor. Ayrıca bende sonra Mustafa hocamla kovanları kontrol etmiş arı petek örüyor dedi. Demekki arılar yerine alıştı balda geliyorki petek işi başladı.
Arılıktan ayrıldık yolda Kemal abinin kardeşi her tarafım şişti ama arıcılık benim işim bu işi seviyorum diyordu. Bencede sev, nerde bulacaksınki bu kadar macara ve deliyi. Bu konuda Mustafa Kabaoğlu abimizin güzel tespitleri var. Ara ara paylaşırız, bunlardan biriside arıcılık akıllı adam işi degildir lafıdır.::)))
Çatalca'dayız göl kenarında antikkent restorantta kavaltı yapacaz.
Bu restoranın bir tarafı göl. Açık büfemi ne işte ne kadar yersen ye, dünya çeşit var.
Kavaltı bitti, ama herkes gece uyusada yorgun gözüyüyor.
Modellerimiz her geçen gün habire düşüyor. Kavaltının Tam ortasında Salih abi keşke Muhteşem abide olsaydı birlikte kahvaltı yapsaydık dedi. Salih abiye dedimki ona kavaltıyı yasakladım, eskiden yedi yedi daha yeni kendisine geldi, artık yemesi sakıncalı. Derken aradık bayagı bir gülüşüp sohbet ettik. Muhteşem abide buraya kadar gelip nasıl gidersin keşke kavaltıyı burada yapsaydık dedi. Alacagımız olsun oradada yaparız yeterki sen vaat et bizde alacaklı olalım. Bizden kaçmaz.
Karnımızda doyduya eğlence arıyoruz. Salih abi yolda gece anlatıyordu abartısız Ali abi 50 iğne yemişimdir diye. Benim için kaç yediğiyin önemi yok, canı yanan sensin ben degil. Kafadan gür saçın içinden bir makro görüntü alıyorum harbiden bir sürü iğne izi var, saçlar parladığından çoguda gözükmüyor.
Masadan kalkmadan bir güzel resim daha yakalıyorum, görüntü şahane.
Salih abiler beni Esenler otogara bırakıyor, Gebze kopla saat 12 gibi eve ulaşıyorum. Gebze'yede acayip yagmur yağmış her taraftan sular akıyor, ben eve çıkarken gene yağmaya başlamıştı. Bir yattım, saat 4 olmuştu uyandığım sırada Muhteşem abi aradı sesim acayip yat yat dedi ama dedimki kalkıp arılıga gidilecek. Biraz sohbet ettik. Hala gidecegim her tarafım hoşaf olmuş. Zaten hacıda bu sıra düğünlere kaçıp duruyor.
Resimlere tarih atarken iki gün ileri gitmişim hayırlısı olsun.

4.12.2008

ARICILAR VE 30 KASIM PAZARDAN KALANLAR

Saim GÜREL,bizi geçtiğimiz pazar günü konuk etti.Şahane bir gündü kendisinede tam teşekür edememiştim,daha kapsamlı bir haber yapacam diye,bizi tanımayanlar yav bu ne biçim yüzsüz filan demesin iki yüzüm var.Saim abi biraz geç oldu ama ilginize ve konuk severliğinize çok teşekür ederiz.


Pazar günü Beykoz Akbabaköyüne vardığımızda bizi Oktay karşıladı ve direk saim abilerin bahçeye daldık.Şahane bir yer,ev ve yanında arılık.Böyle bir arıcılık bana heralde nasip olmaz diye düşünüyorum.Biz göçebe gibi aralarda orası senin burası benim dolaşıp duruyorum.Evin hemen üst tarafı arılık kademe kademe yükselen bir bahçe. Hep birlikta arılıga bir göz attık başka yere gidilecek.Resimdekiler Saim abi,arkadaki Aziz,sol tarafta İbrahim abi ve Oktay.

Arılar güzel muhafaza edilmiş,kovanlara üstten yagış değmesi çok zor.Yalnız yerden daha yüksege kalkmalı,yoksa kovanlarda rutubet oluyor.35-40 cm ye kalkarsa çok güzel olur.

Bahçede tek bir ağaçta meyve vardı.Kimsede yememiş bol bol götürdüm.Aslında birde nar ağacı vardı ama sınırda olunca o ağaca dokunamadım::))

Muhteşem abi yerden aldığı bir arıyı inceliyor.

Bahçede birde güzel sibirya kurdu mu ne diyorlar ondan vardı.

Biraz sevip okşadım.Köpekler aynı çocuklar gibiler,acayip insana sırnaşıyor.

Daha sonra kaptanların arılara oksalik asid uygulamasına gidildi.Daha arılığa varmadan yolumuz üzerinde bulunan ve Niğmet abiye ait bir arıcı barakası kimler tarafından yıkılıp dağıtılmış belli degil.Aziz yerdeki körüklerden birini incelerken,bu körük dumanlı ilaçlarda çok yüksek duman vermek için özel çıkışlı.

Bir arıcının barakasında ne olabilirki? Malzemeler yerlerdeydi baraka sahibine telefonla haber verildi.

Birde rüzgar uçurmuş söylemleri vardı,daha sonra barakanın kapısını ormanın çıkışında bir yerde bulunca .Bu işin rüzgarla olmadıgına karar verdik.

Zayıf bir arı,genelde zayıf arılar asabi olurlar ve sizde o zayıf diye küçümsersiniz.Aynısı buradada oldu.Körüksüz kovana bakmaya kalkanlar oldu,zayıf arıda arılıkta terör estirdi.Arıcı nerde olursa olsun ne kadar işi az olsada körüksüz kovan açmamalı.Tabi doktor derki maskesizde açmayın.

Bu resmi geçen haftaki ziyaretimden hatırlayanlar olabilir.Üç kişi bir arıcı körüğünü yakamamıştı ve işin ortasında körüksüz kalınca,körük nasıl yakılır uygulamıştık.Her zaman derim uygulamalı egitim şart. Birde bana hep sorarlar sen arıcılık camiası için ne yaptın diye,bakın ispatı burada.Delil ise aşagıda.::))

Eğitimin karşılığı karşınızda.Bir hafta önce körük yakamayan saim abi bu hafta bizi dumanla nerdeyse zehirleyecekti.Resim doktorumun sitesinden aşırılmıştır.Ben hep çalıştım doğru dürüst resim çekende olmamış.

Gene bir uvzunu gösteren biri.Tam tırnakla deri arasına denk getirmiş.Tabi bu işler olurkende gülme başladı,biriside başka bir uvzunun sokuldugunu anlattı::)))

Benim için pazar gününün bomba haberi buydu.38 nolu karniyol f1 baştan sona inceledik.Durmu çok güzel arılıktaki arıların en güçlülerinden.

Bomba ise çoktan beri beslenmemesiymiş.Bu çıta çok az ballı,boş denecek kadar hemde.Ne yavru var nede yumurta.Anaarı besleme olmayınca kendi kendisine yavruya son vermiş.Yani arı kışı biliyor.Gerçi fazla kalmadı ama elimizde çok denek olacak seneye ve sonuçlara bakacağız.Çok büyük bir alanda deneniyor.

Arı sahibine bu kovana acilen koyu şurup vererek bu çıtanın bloke olmasını istedim.Yavru yapar dediler dedimki yavru yapana kadar gözler dolar.Kek verseniz bu çıta bir gün sonrası yumurta dolar.Kış günü yavru kovanlar için rizikodur.Bir başka iyi haber ise bu arı zaten sakin,birde dedilerki abi ötki arılarda varovayı bitiremedik bu arıda varova olmadı.Bende bunu daha önce izlememiştim,diğer arkadaşlarda buna dikkat edip izlerlerse iyi olur.

İşin arasında magazin peşinde olanlarda vardı.Tabi sol kolunu tütün yasalarına göre aşagıya indirdi.

Ben uygulama yaparkende gene bir kaç resim alınmış,gene araklanmış bir resim daha.Bence sıkıştırma bölme tahtası veya straforla yapıldıktan sonra üzerinden birde çuvalla yapılmalı.Çünkü bazı yerlerde açıklıklar kalıyor.Tüm kovanlara bakım yapıldı,bende ve Aziz ayrıca İbrahimde maske yoktu.Maskesizler sokulmadıda.Maskeyle gezene gerekeni ikinci kez yaptılar.
Yukardaki resimdem bu resimi keserken kayıt için isim istedi pc.Bende kazmanın eli dedim.Arı kimi sokacağını biliyor.İşler bitti tekrar saim abilerin bahçeye geldik.Mangalı yakıp balıkları pişirecez.

Burada yemek yetiştirmek için tırmalayanlar var.Arkada ise iş zamanı kendisine iş bulan biri muhabbet ediyor.
Çinekoplar süpermiş,yeye bitmedi kedilere bile kızarmış balık verdik.
Mangalı nihayet hazır hale getrebildik.Bela geliyorum demez damlar.
İşler bittiya damladı,maşallah fidan gibide duruyor hiç yemez ya::))


Sonramı,sunum yapacakya.O yedi biz doyduk.Sloganıda şeydi,balık ve tavuk elle yenir.Çatal ve bıçak gerekmez .