Şubat ayını yarıladık, çiçeklere bakmayın soğuklardan haberleri yok...
Hafta içi Gebze içinde çekilmiş şeftali çiçekleri...
Büyük ihtimal çarpılacaklar gibi, soğuklar henüz bitmedi, erikler de patlamak üzere...
Otlar çöpler, bahar geldi diyor ama sıcaklar yok biraz bekleyin der gibi kendisini hissettirmemeye devam ediyor :((
Hafta sonu cumartesi biraz yağmur atıştırdı.
Evden çıkamadım, kıvranıp durdum, biraz yattım kalktım akşam zor oldu...
Allah hastalara gezip tozamayanlara acil şifalar versin...
Pazar günü gene soğuk yapılacak iş çok ama sıcakta yapılması gerekiyor. Arılıkları dolaşayım bir dedim...
Arı uçuşu yok bir kovan yavru sökmüş gibiydi acaba açlıktanmı öldüler deyip ruşeti açtım.
Önce çıtaların arasındaki sırlı balları gördüm elimdeki fide ekme kazığı ile biraz sır açtım...
Arı alkımda da değil, bir ısınsaydı havalar...
Boş boş duracağıma kanola fidesi ekmek için önceden hazırlık yapmıştım. Geçen hafta 15-20 kök fideyi çapa ile ektim bu iş sakat deyip vaz geçtim. Her fide için yeri kaz bir iki değilki...
Bir gün öncesi bu kazığı arayıp buldum, bazıları onada paramı verdin desede verdiğim para helal olsun...
İşi acayip kolaylaştırdı, 50-60 delik del, geri gel fideleri deliklere at işlem tamam...
Kanola fideleri toprakla buluşturmaya başladım yani...
Yüzlerce fide yavaş yavaş toprakla buluşacak.
Bazı hain domdomlar fırsattan istifade edip beni keklemek istemekteler...
Bize bir çebiç al, hepsini bir günde ekelim teklifi var.
Hani bir laf vardı, bizedemi LOLO diye...
Anlayacağınız kendi göbeğimi her zaman olduğu gibi kendi keserim ben...
İki saatte iki tava bitti, işi öğrendik gerisi kolay...
Kanola fideleri...
Bakın yazıyorum bu işide bu şekilde ilk ben yapıyorum...
Çomak bu işe yarıyor del, at fideyi geç...
Çapayla olacak gibi değildi...
Kanola fidelerini bu yıl farklı tarihlerde deneyerek, haziran ve temmuz ayında çiçek nasıl alınır bulmama lazım.
Polende zorlandığımız ay, temmuz ağustos ayları...
Yeni arıcılar var, aynı zamanda nostalji peşinde...
Kara kovanıda yapıp hazırlamış baharı bekliyor...
Kara kovana bir damacana rahatlıkla giriyor...
Kara kovanın bitmiş hali, içine ikamet edecek arıyı bekler durur...
Çatı filanda yapılmış...
Avakoda yemeye devam ediyoruz...
Bizim için en kolay yeme yolu olgunlaştıktan sonra üzerine bal döküyorum, ertesi gün yenilebilir oluyor. 2-3 Günde bitirmez iseniz ekşiyip bozuluyor...
Elma sirkesi yaptım.
Sirke lazım oldu, genelde bizde sirke üzümden yapılır.
Şimdiye kadar hazır sirke aldığımı hatırlamam.
Geçenlerde sirke lazım oldu, içeriğini bir okudum, bizim bildiğimiz sirkeyle alakası yok. Tuz ve limon tuzundan başka şeylerde karıştırılıp sirke üretilmiş birde kullanma tarihi yazmışlar.
Bizim yaptığımız sirkelerin son kullanma tarihi olmaz, ne kadar beklerse o kadar keskin olur...
İntenette bir araştırma yaptım sirke nasıl yapılır ve bir kaç tarif hoşuma gitti, birkaç tarifin bazı yerlerini alıp işlemi başlattım..
Elmaları doğradım, suyu kaynatıp soğuttum ve elmaların üzerine dökmeden bir kaşık bal, bir çay bardağı üzüm sirkesi koyup karıştırdım...
Sonra doğranmış elmaların üzerine döktüm.Her gün tahta karıştırmak gerekiyor ben bazı günleri unuttum (bazende bidonu çalkaladım). Sonuçta 40 gün sonra elmalar sos halini aldı yani dilimler eridi.
Kokusu süper keskin fakat tadı henüz tam keskin değil...
Tülbentten geçirip sirkeyi süzdüm...
Daha sonra kavanozuna aldım, havalar sıcak olaydı dahada çabuk olurdu.
Şimdi elimde organik elma sirkesi var desem, herkes yer, buorganik kelimesi birilerini kandırmak için sihirli kelime oldu.
Birileri sizi veya başkasını keklemek için organik kelimesini çok kullanıyor...
Arılığın bitişiğindeki komşunun köpek ve tavuklarına bayat ekmek götürmüştüm...
Bir sürü tavuk ve horoz, ırkları birbirine girmiş organik köy tavukları, genelde ot ile besleniyorlar.
Köy tavuk ekotip çeşitleri...
Bizden bir horuzu esirgeyenler vardı, dedim hayvan hasta yiyeyim kurtarayım...
Bize yedirmedi, geçenlerde diyorki benim horuz ölmüş, ahımı almayacan...
Tabi bunu içimden söylerim...
Tadı tuzu olmayan balıkları ara sıra yemeye devam ediyorum :P ...
Ciğer sarması, buldum mu kaçırmam...
Ağır bir yemektir, tadı ise süper olur...
kara kovan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kara kovan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15.02.2015
8.10.2014
KESİNTİSİZ ARICILIK DEVAM EDİYOR, SEZON BİR TÜRLÜ BİTMEDİ...
Bayramda kaç kişi arılığa gitti bilmiyorum ama ben arılıktaydım...
Arılarla bayramlaşma...
Bayramda arılıkta körük yaktım. Uygulama görecek ana arılar vardı, onları uyuttum, bayılan bayılana :)
Bu işlere karar verip başlattığınızda erkekler için önceki tarih en az 40 gün, ana arılar için 20 gün öncesi tarih başlıyor.Olayın ortak noktası, gidip bayramın birinci güne denk gelmişti bir gün erteleyerek işlemi bitirdim...
Arılıkta dolaşırken bu böcekleri gördüm kümelenmişler dertleri nedir anlayamadım...
Arılıktaki bayıltma işinden sonra kurbana geri döndüm.
Kesim alanında kurbanı paylaşacaktık, son anda Darıcaya taşındık. Taşınmakla iyi yapmışız, evden yemekler çay servisi hiç eksik edilmedi.
Ekibimiz iyi heres kafa dengi, tantana gırgır bir kurbanı daha geride bıraktık.
Kurban etini pay edenleri uyardım hakkımı yerseniz sırat köprüsünde hakkımı alırım espirisine herkes güldü...
En son etleri parçaladığımız alan yıkanıp temizlendi mıntıka temizliği yapıldı. Helalleştik ayrıldık...
Eve geldiğimde iyi bir uyku çektim.Birinci günü bitirdik....
İkinci bayram gene arılıktayım, önceki gün bayılan kızların nikah töreni var...
Yılın son nikah töreniydi...
Bu yıl bekletilmiş zavazingo kullanımını başardım...
Bu seferki bana göre en uzun süre bekletileni, sonuçları acayip merak etmekteyim...
Yasminin arılaından temin edilen yumurtalardan ana arı üretmiştim. O ana arılardan erkek üretimide yaptım, birinci tur erkleri gümlettim, ikinci tur erkeklerinde ömrü bu günlere yetmeyecekti, devreye B planı girdi...
Bayılan ana arıların ayılma aşaması, genelde tam ayılma 5 dakikayı geçiyor.
Bu kızlar yumurta atarsa çok iyi olacak, ana ve baba aynı hattı yakalayacağım, bu yıl bunu kafaya taktım, olmazsa seneye istediğim kadar üretme şansım var ama taktık bir kere...
Geçen hafta nikahı kıyılanlardan yumurtaya başlayanlar var...
Yumurta başladımı, polen gelişi hızlanıyor...
Baharda ürettiğim damızlıklardan birisi, sürekli değiştirilmek isteniyordu. Ben engel oldum, onlar sürekli tek meme yaptı, ben böldüm, defalarca süpersüde memeleri kesip meme isteyen kutulara monte etim.En sonunda beni atlatıp, yeni ana arıyı dünyaya getirmişler. İşin garip tarafı yeni ana arıda çiftleşip gelmiş yumyurtaya başlamış, ikiside aynı çıtada geziyorlar. Analı kızlı ekip :)
Anası ve kızı aynı çıtada geziyordu, gene bölündüler...
Ali Türk arılarının özelliklerinden birisi oğul vermeden ana arıyı işçiler beğenmiyorsa değiştiriyorlar, bu ilk değil bir sürü böyle tespit edip yayınladığımız yayınlar var....
Bu işlemin adına ana arı yedekleme deniliyor...
Köpük kutuda yumurtaya başlayan ana arıların yer sorunu var, yumurta gelmiş aynı deliklere ikinci, üçüncü yumurtalar atılmış...
Bazıları bu görüntüye yalancıya kaçmış diyebilir ama durum öyle değil....
Kutularda hazır ana arıların kanatlarını kesiyorum, kutuları yüksekten yere indirdim, tek etme girişimi olursa dışarıya çıkıp geri gelecekler çünkü kanatlar yok...
Bayram arılıkta geçti denilebilir. Kanola ekimi için yer ayarlamaya çalışıyorum. bana çok yakın bir yerin ekilebileceği konusunda güvence aldım, ben burasını sana ayarlarım dedi. Toprak ne zaman tavlanır bakacağız, traktör işini İlhami abi ayarlayacak, her şeyimiz var dedi.
Kanola ile gerekli bilgileri sanal alemden toplayamadım bir sürü olumsuz tepki sonrası, Sultanköy eski Muhtarı, Kani abiyi aradım. Abi dedim kanola ne zaman ekiliyor, dönüme ne kadar tohum atılıyor. Cevapları aldım, kanola ekim zaman eylüllü geçmemesi lazım dedi, soğuk don olursa zarar verirmiş biz Trakya-dan sıcaktayız, bir ay geç kalsak sorun olmaz sanırım. Dönüme atılan tohum ise 300 ile 350 gr mış. Ekim işi derin olmayacak şekilde tarla bir sefer sürülüp tırmık çekiliyormuş, tohum atıldıktan sonra ikinciye tırmık çekiliyormuş ekim bu şekilde olacak inşallah. Tohum çok ince seyrek düşmesi içinde gübre ile karıştırılıp ekilirse daha iyi oluyormuş, şimdiye kadar topladığım önemli noktalar bunlar.
Gelelim kanola ile ilgili sitemlerime. Kanola ile ilgili facede resim paylaştım, bir Allahın kulu çıkıp biz ektik veya kanola çok iyi sende ek diyen çıkmadı.
Ne kadar kıskanç bir milletiz anlamadım gitti.Ben bir şey yapacağım diyorsun, kimse yol göstermiyor destek olmuyor, ne kadar köstek varsa önünüze geriyorlar...
Geçenlerde bir resim vardı adam derin bir kuyuya düşmüş birisi yukarıdan elini uzatmış kurtarmaya çalışıyor güya, arka planda da merdiven var :))
Halimiz ona benzedi, yardım ediyoruz gözüküp takoz koyanlara acayip gıcık oluyorum...
Üç çıta böldüğüm arılarda acayip beyazlatma var, üçüncü dördüncü tur şuruplama yapıldı artık önümüz kış.
Bazılarına göre bu arıların tamamı ölecek...
Keşke ölecek diyenleri tanıyıp arısı bahara nasıl çıkmış bir görebilseydim...
Ölecek bölmelerden bazıları yemlik altına dalak atıyor, bende araya dördüncü çıtayı giriyorum tabiki esmer kabarmış çıta olacak bu girilen yeni çıta...
İkinci bayramın akşamı birleşen ruşetleri taşıyorum, içlerinde 5 çıtalık birde ruşet var acayip ağırlaşmış yağmacı bir arı. Kaç kutumu göçürdü bilmiyorum...
Nihayet eve dönüyoruz...
İşler hala bitmedi...
Üçüncü bayram Darıcadayım, arıların bir sırasına bakıyorsun ortalık karışıyor ve ayrılıyoruz...
Zaim abiyi aradım, abi bayramın mübarek olsun, nerelerdesin filan.Benim arılara bayramda bakarız demiştin, tamam dedik bakalım, buluştuk, biraz kızgın görünüyor :)
Nedeni ise ballar kovanda kalmış...
Hakim abimin ilacı bal, balı gördümü durum ortada, acayip mutlu oluyor...
Karakovanın balını aldık, hemen oracıkta kara kovan balı nasıl yenir videoya aldım...
Arılarla bayramlaşma...
Bayramda arılıkta körük yaktım. Uygulama görecek ana arılar vardı, onları uyuttum, bayılan bayılana :)
Bu işlere karar verip başlattığınızda erkekler için önceki tarih en az 40 gün, ana arılar için 20 gün öncesi tarih başlıyor.Olayın ortak noktası, gidip bayramın birinci güne denk gelmişti bir gün erteleyerek işlemi bitirdim...
Arılıkta dolaşırken bu böcekleri gördüm kümelenmişler dertleri nedir anlayamadım...
Arılıktaki bayıltma işinden sonra kurbana geri döndüm.
Kesim alanında kurbanı paylaşacaktık, son anda Darıcaya taşındık. Taşınmakla iyi yapmışız, evden yemekler çay servisi hiç eksik edilmedi.
Ekibimiz iyi heres kafa dengi, tantana gırgır bir kurbanı daha geride bıraktık.
Kurban etini pay edenleri uyardım hakkımı yerseniz sırat köprüsünde hakkımı alırım espirisine herkes güldü...
En son etleri parçaladığımız alan yıkanıp temizlendi mıntıka temizliği yapıldı. Helalleştik ayrıldık...
Eve geldiğimde iyi bir uyku çektim.Birinci günü bitirdik....
İkinci bayram gene arılıktayım, önceki gün bayılan kızların nikah töreni var...
Yılın son nikah töreniydi...
Bu yıl bekletilmiş zavazingo kullanımını başardım...
Bu seferki bana göre en uzun süre bekletileni, sonuçları acayip merak etmekteyim...
Yasminin arılaından temin edilen yumurtalardan ana arı üretmiştim. O ana arılardan erkek üretimide yaptım, birinci tur erkleri gümlettim, ikinci tur erkeklerinde ömrü bu günlere yetmeyecekti, devreye B planı girdi...
Bayılan ana arıların ayılma aşaması, genelde tam ayılma 5 dakikayı geçiyor.
Bu kızlar yumurta atarsa çok iyi olacak, ana ve baba aynı hattı yakalayacağım, bu yıl bunu kafaya taktım, olmazsa seneye istediğim kadar üretme şansım var ama taktık bir kere...
Geçen hafta nikahı kıyılanlardan yumurtaya başlayanlar var...
Yumurta başladımı, polen gelişi hızlanıyor...
Baharda ürettiğim damızlıklardan birisi, sürekli değiştirilmek isteniyordu. Ben engel oldum, onlar sürekli tek meme yaptı, ben böldüm, defalarca süpersüde memeleri kesip meme isteyen kutulara monte etim.En sonunda beni atlatıp, yeni ana arıyı dünyaya getirmişler. İşin garip tarafı yeni ana arıda çiftleşip gelmiş yumyurtaya başlamış, ikiside aynı çıtada geziyorlar. Analı kızlı ekip :)
Anası ve kızı aynı çıtada geziyordu, gene bölündüler...
Ali Türk arılarının özelliklerinden birisi oğul vermeden ana arıyı işçiler beğenmiyorsa değiştiriyorlar, bu ilk değil bir sürü böyle tespit edip yayınladığımız yayınlar var....
Bu işlemin adına ana arı yedekleme deniliyor...
Köpük kutuda yumurtaya başlayan ana arıların yer sorunu var, yumurta gelmiş aynı deliklere ikinci, üçüncü yumurtalar atılmış...
Bazıları bu görüntüye yalancıya kaçmış diyebilir ama durum öyle değil....
Kutularda hazır ana arıların kanatlarını kesiyorum, kutuları yüksekten yere indirdim, tek etme girişimi olursa dışarıya çıkıp geri gelecekler çünkü kanatlar yok...
Bayram arılıkta geçti denilebilir. Kanola ekimi için yer ayarlamaya çalışıyorum. bana çok yakın bir yerin ekilebileceği konusunda güvence aldım, ben burasını sana ayarlarım dedi. Toprak ne zaman tavlanır bakacağız, traktör işini İlhami abi ayarlayacak, her şeyimiz var dedi.
Kanola ile gerekli bilgileri sanal alemden toplayamadım bir sürü olumsuz tepki sonrası, Sultanköy eski Muhtarı, Kani abiyi aradım. Abi dedim kanola ne zaman ekiliyor, dönüme ne kadar tohum atılıyor. Cevapları aldım, kanola ekim zaman eylüllü geçmemesi lazım dedi, soğuk don olursa zarar verirmiş biz Trakya-dan sıcaktayız, bir ay geç kalsak sorun olmaz sanırım. Dönüme atılan tohum ise 300 ile 350 gr mış. Ekim işi derin olmayacak şekilde tarla bir sefer sürülüp tırmık çekiliyormuş, tohum atıldıktan sonra ikinciye tırmık çekiliyormuş ekim bu şekilde olacak inşallah. Tohum çok ince seyrek düşmesi içinde gübre ile karıştırılıp ekilirse daha iyi oluyormuş, şimdiye kadar topladığım önemli noktalar bunlar.
Gelelim kanola ile ilgili sitemlerime. Kanola ile ilgili facede resim paylaştım, bir Allahın kulu çıkıp biz ektik veya kanola çok iyi sende ek diyen çıkmadı.
Ne kadar kıskanç bir milletiz anlamadım gitti.Ben bir şey yapacağım diyorsun, kimse yol göstermiyor destek olmuyor, ne kadar köstek varsa önünüze geriyorlar...
Geçenlerde bir resim vardı adam derin bir kuyuya düşmüş birisi yukarıdan elini uzatmış kurtarmaya çalışıyor güya, arka planda da merdiven var :))
Halimiz ona benzedi, yardım ediyoruz gözüküp takoz koyanlara acayip gıcık oluyorum...
Üç çıta böldüğüm arılarda acayip beyazlatma var, üçüncü dördüncü tur şuruplama yapıldı artık önümüz kış.
Bazılarına göre bu arıların tamamı ölecek...
Keşke ölecek diyenleri tanıyıp arısı bahara nasıl çıkmış bir görebilseydim...
Ölecek bölmelerden bazıları yemlik altına dalak atıyor, bende araya dördüncü çıtayı giriyorum tabiki esmer kabarmış çıta olacak bu girilen yeni çıta...
İkinci bayramın akşamı birleşen ruşetleri taşıyorum, içlerinde 5 çıtalık birde ruşet var acayip ağırlaşmış yağmacı bir arı. Kaç kutumu göçürdü bilmiyorum...
Nihayet eve dönüyoruz...
İşler hala bitmedi...
Üçüncü bayram Darıcadayım, arıların bir sırasına bakıyorsun ortalık karışıyor ve ayrılıyoruz...
Zaim abiyi aradım, abi bayramın mübarek olsun, nerelerdesin filan.Benim arılara bayramda bakarız demiştin, tamam dedik bakalım, buluştuk, biraz kızgın görünüyor :)
Nedeni ise ballar kovanda kalmış...
Hakim abimin ilacı bal, balı gördümü durum ortada, acayip mutlu oluyor...
Karakovanın balını aldık, hemen oracıkta kara kovan balı nasıl yenir videoya aldım...
Etiketler:
2014 kurban,
Ana arı,
ana arı nikah töreni,
ana arı yapay dölleme,
ana arı yedekleme,
bayılan ana arılar,
kanola ekimi,
kanola tohumu,
kara kovan
26.05.2014
ARICILIK İŞLERİNE DEVAM...
Bu yıl arıcılık çok farklı diyenler var. İklim farklarına göre arı kendisine göre işler yapıyor. Bol miktarda oğullu bir yıl oldu.
Mayıs ayı içinde açlıktan sönen kovanlar var.
Benim ise en çok zorlandığım köpük kutular. Bu yıl ilk defa kullandık, keşke kullanmasaydık diyebilseydim....
Görünüşte minicik kutu, bir çıta arı sikeliyorsunuz bir çıta arı bu kutuda bir şekilde yok oluyor. Benim tespitlerime göre ham çıta verdiğiniz bu kutuya silkelenen arıların büyük bölümü stresten yok oluyor. Kutuya arıyı koydunuz, şurup ve kekini verdiniz. Arı kursağına aldığı şurubu koyacak yer bulamıyor, kıvrana kıvrana bana göre gümlüyor.
Yavrulu veya örülmüş çıtası olan arıya yarım çıta arı silkeleyin, bir çıta arıya sol çekiyor.
Bu yıl o kadar olumsuzluk yaşadık ki, çözüm arayışına bile giremedik, tabir yerindeyse elimiz ayağımız sanki bağlandı.
Bir yerde sorun varsa bunun çözümü olmalı, olmadık şeyleri bahane gösterip, teslim olmak benim karakterimde yok, acayip inatçı bir kişiliğe sahibim...
Bunca uğraşın boşa gitmesinin nedeni örülü ve yavrulu çıta olayına bağlıyorum. Nedeni yavru varsa umur var, örülü petek varsa şurup işlenebilir.
Yavru yok, örülü petek yok, görünürde hayat işareti de yok, peşinden strese girip yok olan arılar...
Çoktan beri zamanda bulamıyordum ama bir kutuyu Cemil ustanın dükkana bırakmıştım, bu kutunun kopyalanması lazımdı...
Sağ olsun İrfan usta yardımcı oldu.
Kalıbın en önemli tek parçası çıktı gerisi sizin istediğiniz büyüklüğe kalmış. Maranğozdaki eskiden kalmış malzemelerimden birisi 60 cm uzunluğunda ve 4 tane istediğim kutulardan olabilirdi. O zaman boyu 60 cm olsun dedik, Sonuçta 15 çıta aldı.
Anamur'da avukat bir arkadaşım bu kovanlardan yapmıştı, Kenya tipi kovan diye yayın yapmış, ben bu tip kovanlara Somali sandığı diyordum.
http://hobilerlehayat.blogspot.com.tr/2012/12/kenya-kovani-top-bar-hivektbh.html
Kenya kovanının bitmiş hali alt linkte...
http://hobilerlehayat.blogspot.com.tr/2013/04/kenya-tipi-kovanin-bitmis-hali-arili.html
Buraya yazıyorum, Somali veya Kenya kovana ilk kat yapan benim:))
Köpük kutuların kopyaları ve katları...
Şimdiye kadar tasarladığım 4 girişli köpük çiftleştirme kutusu hariç diğerleri arıcılar tarafından kullanıldı bir kaçını bazı firmalar piyasaya sürdü...
Ana arı üretip metro kovan yapmayan kalmadı, sadece adına metro demediler de başka şeyler dediler. Onları bir bütün olarak paylaşacağım...
Arımızıda koyduk, buna birde kat lazım...
Buda katımız.....
Gelişmekte zorlanan arılardan birisi, propolis hastası. Geçen yıl birisi Gürcistan'dan getirdiği bir ana arı vardı bize kaldı.Gelişmedi kışın iki sefer takviye verdim sönmedi şimdi adamda olmuyor. Plastik çıtaya aldım toparlar diye, ağır vasıta, yavaş yavaş yol alıyor...
Enes Emin denemeler yapıyor, belayı bulduk....
Çıtalarının tamamını aldığı kuvetli koloniye ana arı kabul ettirdi:)
Bazı özel işlemlere tabi tutacağımız memelerin sayısını az olunca, besleyiciler işi abartmış...
Yuh yani...
Cumartesi günü ikindiden sonra Zaim abiye misafir olduk.Erkek arıları ızgara üstüne almıştım, erkek arı bankalarını boşaltım yeni erkek çıtaları girdim.
Kovanlara ızgara koyarken tüm çıtaları silkelemiştim.
Ana arının birisi gene ızgara üstünde kalmış...
Üç sefer taradım ana arı gene bulunamadı, bu seferde ızgarayı aldım.
Alt katlarda oğul meyli varmı, kontrol ederken bir yeni petek yan tarafa kaynak yapmış, başarılı bir operasyon ile kesilip ayar verildi...
Birazda yavru kesmek zorunda kaldım.
Kolonileri bireden geçirip düzenledik.
Zaim abinin kara kovan yolu yarıladı.
Zaim abime yemekler için teşekür edip ayrıldık, Beykoz'dan arı almaya gelenler var, yoldalar.
Biz arılığa geldiğimizde misafirlerde geldi...
Özgür arıcılıktan anlamıyor, babası biraz anlıyormuş.
Kraliçe arıyı gösterdim, arıdan anlamayan ne anlatsan gerçi boş...
Her şey hikaye gibi...
Kraliçe arı kafese alındı, yolda bir şey olmasın diye...
Biraz tırstı çıtayı eline aldı. :)
Gevşe dedik kasma kedini...
Hah şöyle...
Resim çeken misafir sabırsızlandı ben o karede neden yokum diye buyur dedim geç, ver bana çekeyim...
Arıcılığa ilk adımı atan yeni arıcılar...
Herkes mutlu ve soru üstüne soru, dedim bizim muhabbet bitmez ve bizim dünya işimiz var, artık gece 10 da eve girmeye başladık. Misafirleri yolcu edip,arılıkta işlere devam edildi....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



