sakin arılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sakin arılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.01.2014

EYLÜLDE BÖLÜNEN ARILARIN 10 KASIMDAKİ DURUMLARI, VİDEO



3 Eylülde böldüğümüz iki kolonide, 10 kasım günü çekilmiş video.
3 Eylülde 2-3 çıta arası bölme oluşturulan kolonide aradan geçen iki ay gibi sürede sonuç 5 çıtaya ulaşmış koloniler.
10 Kasım günü güzel bir hava vardı, arılar çok güzel çalışıyordu.
3 Eylülde arı böldüğümüzde ileri geri konuşanların son halini de merak etmekteyim.
Bizim arıların hali burada....::))





Bu koloniler 3 eylül 2013 de bölünmüşlerdi, bölünmeden sonraki durumların paylaşıldığı aderes yutup ama ayrıca bunu forumda sırasıyla paylaşıyorum ki konu bütünlüğü olsun. Alt linkte bölme başlangıcından itibaren tüm videolara bakabilirsiniz.

http://www.aribakani.com/forum/index.php?topic=819.msg5315#msg5315


11.03.2013

ARI BÖLMEK, 2013 YILI MARTIN ONU


2013 Yılı mart ayının 10'u.
Abdullah amca arı bakacağım diye tutturdu, geçen sene bir ruşet arı vermiştim söndürdü, bu yıl erkenden soluğu arılıkta aldı::))
Aynı zamanda İlhami abinin yeni körükçüsü.


2013 Yılının ilk bölme arılarıdı pazar günü yaptık, tarih 10/03/2013.
Bölme yapmamızın nedenlerinin başında bir kaç gün sonra uzun süre kalmak için Mersin Aydıncık'ta olacağız.
Dolayısı ile buradaki arıları zayıflatmayı amaçladık. En zayıf kovanlarda 5 çıta en kuvvetlilerde 8 çıta yavru vardı.
İşe başlamadan kısa bir sağanak yağmur başladı, yağmurdan sonra hava biraz serinledi genede maske giyemedik çünkü maskelerimiz Mersin'de::))
Tek maske vardı onuda Abdullah amcaya giydirdik.

Abdullah amca ruşette arı bakamdı, bu sene kovanla arı bakmasına karar verdik, kovan ise Vecdi abinin::))
Baştan yavrulu çıta bölünecek kovana alınıyor üzerindeki arıyla birlikte. Sonra bir çıta larvalara bakan acemi arı silkeleniyor, aynı arılıklarda geri dönüş fazla olur, bundan dolayı larvalara bakım yapan işçi arı özellikle silkeliyoruz.Larvalara bakan işçiler hiç kovan dışına çıkmayan arılardan oluşur, tabi kış arıları hariç, bizim arıların içinde kış arısı bulmak zor.

Bölmelerde ana arı mutlaka bulunmalı, bulunamıyorsa bölünen kolonilerin ikisine aynı numara yazılmalı 1/1 veya 6/6 gibi, ertesi gün yapılan kontrolde ana zayıf tarafa gitmiş ise eski kovanına verilmeli.


Devşirme koloni oluşturulacak ise ana arı kesinlikle bulunduktan sonra koloniden arılı ve yavrulu çıta alınıp bölmeye konulur, aksi taktirde devşirme bölmeye verdiğiniz ana arının kesilme riski çok fazla olur, kesilmese bile hangi koloninin ansı bulmak bayagı zor olacaktır. Tbi bunları bir sürü arı bölecekler için yazıyoruz::))

Bölmelerde ilk yapılması gerekenlerin başında fazla yavru bölmeye verilmemesi lazım, geri dönüşleri gördükten sonra ilave yavrulu çıta verilebilir. Birde verilecek yavrular içinde boydan boya yumurtalı bir çıta olmasını öneririm, bir bölmenin ana arısının göreve başlaması bir aydır, bir ay işçi arılar yatacağına yumurtadan itibaren işçi arılara baksınlar daha iyi, bu benim fikrim ve tercihimdir.

Kuşet kovanlardan artan malzemelerin artıklarından oluşturduğum 26 kutunun kapaklarını ve yemliklerini yeni kereste alarak biçtim. Az gözüküyordu ama dünya iş çıktı. İki sene içinde ruşetlere verdiğim sadece malzeme parası 3500 lira, işçilik ve diğer masraflar yok.Nasip olursa iyi bir yatırım yapmış oldum.


Bu yemlik 26.5x26.5 kutunun üzerine oturuyor, kutunun genel olarak şekli küp oldu, her şey kare ve bu yemlik 2.5 cm yükseklikte olmasına rağmen bir litreden fazla şurup alacak durumda.Yemliği baraj olarak düşünürsek çevresi 3 cm, şurubun dayandığı set ise 2.5 cm.

Kutunun musluğunu çok basit bir şekilde açıp kapatma şekli olarak, sac düşündüm.
Bu kutularda damızlık kraliçeler bir şekilde korunmaya alınacağı gibi erkek arıların hapsedilmesinde kullanılacak. Damızlıkların yavru ihtiyacı başka ruşetlerden karşılanabilir, çok az bir yumruta attırıp tüm çıtaların şurupla blokesini düşünmekteyim. Bu sistemi sanki yabancılar kullanıyor, hiç bir yerde açıklama bulamadım ama işin mantığı bu yönde diye tahmin ediyorum.
İlhami abinin geçen sene bu arılıkta kestaneye götüremediği bir arısı vardı, kovan gece dağıldı ve kestane balına gidemedi, o koloniden yaklaşık 3 hasat yaptı ve toplamda 60 kilo civarında bal yapmıştı. O kolonide yeni doğmuş bir sürü soluk erkek arılar vardı onları yapmış olduğum kutuya aldık ve hapsettik 15-20 gün sonra spermlerini alacağım. Arı F1 dolayısı ile erkekleri saf.
Elimizdeki kutuların yavrulu çıtası olmadığından , yavrulu çıta kesip, erkelerin hapsolunduğu bölmeyi bu şekilde yavrulandırdım.

Çıtaya göre yavru kesip ana arı kutularınıda böyle arılandırabilirsiniz.


Kesmeden çıtayı yavru üzerine koyup şablon gibi çizik atıp, çizikten kesim yaparsanız yavrulu çıta, kesilen bölmüme böyle oturur.


Yavrulu petegin kayma ihtimali yok ama bir kaç günlüğüne bağlamak iyidir.

Erkeklerin hapsedildiği ikinci katın yan atarfında erkek arıların dışkılama uçuşunu sağlama için kısa süreliğine açıp kapatabilecegim bir musluk var. Erkek arıların bulunduğu bölümün altı ana arı ızgarasıyla kaplı.


Burada görüldüğü gibi seçilmiş erkek arılar sizin izniniz olmada koloniden çıkamazlar.

6 Çıtalık Kuşet kovanlarım, küçük diyordum, kelli felli koca kovanoldu  katınıda koyunca yav::))

Yapmış olduğumuz bölmelerin videolarınıda buraya ekleyeyim, video blogunada koyacağım ama bu haberin altında bulunmasında fayda var, haberin bütünlüğü açısından bu önemli.

Arılarının farklı olduğunu söyleyenler varmış, 100 tane koloniden 98 tanesi aynı olanların neresi farklı, anası belli degil babası belli degil fark bumu? bizim koloniler ise belki 100 koloniden, sadece 1 farklı olan, acaba fark hangisinde::))


11.09.2012

BAL HASADI, YUSUF ŞİMŞAK ARILIĞI

Varmı böyle arıcılık ve bal hasadı::))

8 Eylül 2012 tarihinde, Yusuf Şimşak'gın arılığında bal hasadındayız. Arılar ve arıcı gerekeni yapmış, sonuç resime yansıyor. Bir çok arıcı gerekeni yapıyor arılarda iş olmaya biliyor, paylaşımın içinde onuda bahsedeceğim.


Cumartesi bana göre biraz geç kaldım diye, kavaltıdan sonra acele etmeme rağmen Yusufun yazlığa vardım. Bahçede araba yok ortalıkta kimse yok, zili çaldım cevap yok, dedim bunlar heralde arılıkta işe başladı, arılığa çıkıyorum gene kimse yok. Biraz sonra Yusuf gözlerinin ovuşturarak arılıga gelip hoş geldiniz dedi::))

Demek ki erken geldik.

Bu esnada yolun kenarında kavunlar bitmiş, şimdilik daha kelek.

Sonra kavaltı işleri başladı, biz tokuzda hanedekiler kavaltı yapacaklar. Beklerken Yusufun eniştesi Namık geldi, hoş beş ettik, bana sordu, sen ne yapıyorsun niye geldin filan, dedim bir kaç kovan arım var hobicilik yapıyoruz, Gebze belediyesinde çalışıyorum filan. Bir ara Namık Yusuf'a sordu hani usta gelecek diyordun bu hobiciymiş acayip gülüştük. Namık hala arıcı olduğuma inanmıyor, işe girişildi Namık maske, eldiven çizmesini giyindi, biz normal kıyafetle bal hasadına başladık, yav bu nasıl hobicilik?


İyiki şortumu götürmemişim, Namık hepten sinir kirizleri geçirecekti::))

Bizi çekemeyen bazı arıcılar var, hani çift kat pantolon, eldiven çizme, birde maske altına fes giyenleri kastediyorum, bizlere acayip baskı yapılıyor, dayanacak gücümüz kalmadı ama, bizi baskıların yıldıramayacağını bir türlü öğrenemediler tabiki::)))


Bu bal hasadı en az bir ay gecikmiş. Bir çok kovanda sırlanmayan açık ballar alt katlara çekilmiş. Hasat gecikince çıtaları çekmek beni çok zorladı. Çıtaların bir kaç tanesi bozuldu, bir tanesi dagıldı. İlk çıtayı çıkarabilsek gerisi biraz kolaylaşıyor, ilk çıta çok zor çıkıyor. Aldığım balları ilk olarak Namık boş kovana koymaya başladı ve çıtalar elimde askıda kalmaya başladım bu böyle olmaz. Hemen kadroda revizyon yapıldı, Yusuf balları istiflemeye,enişte Namık resim çekmeye geçti, benim Enes ise video çekiyor. Elimizde 5-6 ayrı kovandan bal hasadı videosu var, resim işi biraz zayıf kaldı. Asıl resimler Yusufun makinada. Bende iki makina vardı ve video çeken makinanın hafıza kartı dolunca Enes resim almaya başladı.


Arılar balı sırlamış, nektar kesilince açık balları alt katlara indirmişler, biraz erken hasat yapılsaydı, daha çok bal alınabilirdi. Hemde çıtalar daha kolay çıkardı.


Bir ara baktım bir yerde arılarda hareket var, bir gittim, iki kovanın altı arı dolmuş. Dedikki bir yerden terk edip gelmiş burada bekliyor. Biraz araştırma sonunda bunların başka yerden gelmediği, yağmalanıp aç kaldıkları için dışarıya çıkmışlar, yani bu kovanın arısı. Anası var, içeride gıram bal yoktu. Bir kovana silkeledik, bir yavrulu birde ballı çıta verip ilk etabı tamamladık, hala bala ihtiyacı var ve bu koloninin anası bana göre en kısa sürede degişmeli, bu anadan doğan işçiler sonunta bu kovanı savunamazlar, gene yağmalanır. Ben bu tür kovanım olursa ana arıyıda degiştiremiyorsam, başka kovanlardan yavru degişimi yaparımki, kolonide başka işçiler olsun ve koloniyi savunsun.


Bu salkımdaki arıları kovana aktarırken video çekmişiz, Yusuf Enes Emine çek çek, tırsık arıcılar nasıl arı aktarılırmış görsün demiş::))

Tırsık arıcılar, nasıl bişi acaba::))



Bal hasadı devam ederken bal nakilleri oluyordu, ben dolayısı ile bazen boşa çıkıyordum, zaman kıymetli değerlendirmek lazım::))


Böyle bir şeftali agacı olamaz, sanki yıkılıyor, bir ara biri bana yorum yazmıştı, eleştiriliyordum, birisi meyveli agacı taşlayan çok olur demişti, bir başka yorum vardı orada acayip hoşuma gitmişti, bana demiştiki, meyveli ağacın sahibi çok olur.


Bende o ata sözüne istinaden bu meyveli ağaca sahip çıktım, meyvesi çok zarar görmesin diye yükünü hafifletiyorum.


Bu mevsimde böyle bir manzara. Allah ekip dikene, meyvesinden istifade edenlere zeval vermesin.



Arılıkta Yusuf'un babasının kardeşinin ve eniştesinin kolonileri var. Bu ballar Yusuf'un arılarına ait.


Yusuf kardeşimiz, zevk ile balları istif ediyor. Görüntüler süper.


İş yarı oldu, fakat bir taraftan yoruluyoruz, bir taraftan acıkmaya başladık ama yemek molası verirsek bu iş bitmezdi, çok az bir ara öğün yapıp Yusufun kardesinin arılarına geçtik, hala arıların sahibi piyasada yok.

Aldığımız balları kasalayıp ayırdık, son demlerde yusufun kardesi Selim arılığa geldi. Eniştesine akıl veriyor, arıcılık yapacaksan benim gibi yap, bak hangi kovanlar benim bilmiyorum bile, ballarım ayrılmış, işi Yusuf'a bırak gerisine karışma diyor::))


Boşluklarda gözümüz bir şeylere takılıyor, balıklardan acayip ızgara olur filan diye içimden geçiriyorum::)


Bir tanesi bir kişiyi tam doyurur be.


İlerleyen zaman içinde Yusufun babası Ahmet amca geldi. Ahmet amca şekersiz çay içiyormuş, kendisine bunun aslı varmı dedim, hayatımda bir şekersiz çay içmeyi beceremedim dedi. Şakersiz çay içiyormuşun dedim, bal varken niye şeker koyayım dedi::))


Yazlık tam doğa çiftliği, tavuklar horozlar, hindiler, ördekler, sadece at eksik sanki. Birkaç çeşit köpek vardı.


Pekin ördekleri.


Hasadın en üzücü bölümü ise enişte Namık arılarında yaşandı. Baharın 5 kovan arı almışlar, alındıklarında zaten 10 çıta ful arıydılar. Arılar 3 kata çıkmış, bal hasadına başladık, kovanı açıyorum çıtalar sırlı gözüküyor. Çıtayı çektim incecik bir sırlı bal kemeri var altı boş. Hemen öbür çıtayı çektim gene aynısı, derken öbür kovanlardada durum aynı, üç kasa bal alındı toplamda 15 kilo bal ancak çıkar. Namık o gün yıkıldı, aldığımız bal kasalarını bile depoya taşımadı arılıkta kalmışlar, bu gün Yusuf ile görüştüm, ballar orada kalmış, iki kasayı arılar yagmalamış, kalan diğer kasada 5 kilo bal ancak var diyordu Yusuf Şimşak. Aynı arılık genelde aynı güçteki arıların topladığı bal acayip farklı, 5 kovan arılıktaki diğer kovanlardan birisininki kadar bal toplayamış. Arılar saldırgan ve çok geç kaldığımız için en altlara giremedim, girsen ne olacak en fazla 4 ballı çıta ancak alınır genede rekolte çok düşük. Selim ise felaket kafa yapıyor, eniştesi Namık'ı tam çökertti.
Birde demezmi iyiki eniştenin balları sona kalmış, yoksa bunu akşama kadar nasıl çalıştıracaktınız?

Geçmişte Namık ağaçlardan oğul topluyordu. Namık ise bahardan bu tarafa arılara yaptıklarını anlatıyor, Selim arka taraftan bu örgüt itirafçısı gibi diye dalga geçiyor. Namık daha çok yol katetmesi lazım. İki ayda arıcı oldum sanıyordu.

http://ysimsak.blogspot.com/2012/05/50-kzlar-ataga-kalkms-bir-koloni-beni.html

Ne olduğu belli olmayan ırk arıyla çalışan arıcının feryadı, hepimizi üzdü. Arka planda yYusuf çalışmayana bal yok ........

ırkı belli olmayan arılar ve hüsran ile Ali_Turk

İzleyin::))


Namık üzgün ve teselli etmemiz uzun zaman aldı, bu arada ızgara faslı başladı ve sofranın kurulmasını bekliyoruz. Yusuf, ızgara konusundada 10 numara.


Yemege geçildi, ızgara tabaklarını en çok çalışanlar olarak ben ve oğlum Enes Emin önümüze aldık. Kimse elini uzatamadı::))


Güzel bir gün ve bal hasadı oldu. İşlerin tamamını bitiremedik, Ahmet amcanın balların bir kısmı ertesi güne kaldı. Yemeklerimizi yedik, yapılacak bizlik iş yok, siz hoşçakalın dedik.Birde sır almaya kalırsak burada sabahlarız diye, kirişi kırdık::))



Selim eniştesine hala takılıyor, üzülme bensana iki çıta bal verecem diye::))

Gerçekten çok enterasan oldu, 5 kovan arıdan şu resimdeki gibi bir tane çıta çıkmamasına ben bile acayip üzüldüm. Bir ara Namık balları kasaya koyarken diyorki, bu çıtada 100 gr bal yok, bu çıtaları niye alıyorsun, ne yapayım dedim arıların bunu yapmış.


Yusuf ne bulursa bizeikram etmeye başladı. Bizim pintimi pinti bir hocamız var, inşallah bu resimleri görüp utanır, her neyse. Görgüsüzlük olmasın diye elmaların ve aldığımız fındıkların resimlerini çekmedim.


Evimize geldik bir ara burnuma kestane balı kokusu gelmeye başladı, bir gittimki ne göreyim. Enes Çıta balı doğramış. Buna benzer bir çıta vardı, geçenlerde müdürümüzde petekli bal istedi, bende evdekini vermek zorunda kalmıştım. Balın başına bir şey gelmesin diye, Enes Emin bala dask sigortası yapmış::))


Bal görünüşü bembeyaz gibiydi dadına baktım gayet acı, bu sene kestaneden güçlü arılar güzel bal çekmişler.



Bu hafta sonunun hasadı bal hadadı gibi güzel geçti, bal, fındık, elma, karpuz ve gelecek senenin tohumluk salatalığı bile yılın envanterine girdi::))

Yusuf Şimşak ve ailesine sonsuz teşekür ediyoruz, nice böyle bereketli bal hasatlarına.

Allah bereket versin, kısa günün getirisi, oldukça iyiydi::))