25.10.2019

ARICILIK VE VARROA MÜCADELESİ...

Arının ve arıcının birinci düşmanı varroa.
Varroa ile şaka olmaz. Bu düşmanı hafife alan arıları kaybeder. 
Üsteki resimdeki varroalar amitraz kullanıldıktan bir gün sonraki gözlemdir. Tabi tüm kovanlar böyle değil ve bu kovanın anasını değiştirdim. Varroa arıylada ilgisi var bazısında çok az bazısı orta bazısı varroa deposu, varroa deposu olan kovanların bana göre anaları yok edilmeli arı kendiside varroa ile mücadele etmeli.

İlginç çıkışlar oluyor, geçenlerde yutupta fulimetril kullanımı ile alakalı videomun altına birisi yorum attı. Ali Türk birde Türkiye'nin arıcısı olacaksın eee, batikin üzerinde arılardan uzak tutun yazıyormuş, yazık sana demiş. Bu gibilerle hiç diyaloğa girmem ahmakları kendi haline bırakacaksın yanıldığını kendi anlayacak tabi bir sürü kayıptan sonra. Sayfadan engelledim yorumunu kaldırdım.

Batik ve baytikolün içindeki etken maddesnin adı fulimetrin'dir yani zehirin adı fulimetrin.
Ben bu zehirin oranını ayarlayıp, varroa için kullanıyorum. İlacın dozunu bilmeyen ayarlayamayan kullanmasın. Aynı ilacın ruhsatlıları var, ilacın etken maddesine bakın fulimetrin yazar. Varroa stop, bayvarol aynı şeylerdir farklı firmaların aynı etken maddeli ürünleri.

Şu an ruhsatlı ilacın bir dozu kaç para bilmiyorum ama en ucuzu bir lira olsa, 100 kovan arınız olsa bir tur için 100 lira ödenecek. Yüzlerce kovanı olan var.
Bir litre batik veya baytikol aldığınızda, bu ilaçtan 2500 doz çıkıyor. Bir ara litresi 80 lira idi. Aynı ilacı birisi ruhsat alıp satıyor acayip para kazanıyor, aynı dozu sen ayarlayıp kullanınca ahmaklara söz düşüyor. Geçmişte bu işlere birlik başkanları bile karşı çıktı yav aynı etken madde diyoruz, diyor ki arıya kullanılan fulimetrin başka :))

Yıllarca bizi kazıklattırdılar ve ilaç sattılar.

İkinci en etkili varroa ilacımız içinde kenaz diye bildiğimiz ve enken maddesi amitraz olan karton tütsüler.

4 Gün ara ile en az 4 kez yapıldığında varroların büyük bölümünü öldürüyor ama hiç bir ilaç ile bu varroa sıfırlanmıyor. Yavru olmadığı zamanlarda bir tur ile bile büyük temizlik yapılıyor. Arıda kullanılan en tehlikeli zehirdir amitraz, kalıntı yapar ve kesinlikle bal zamanı kullanılmaz.

Aynı fulimetrin gibi etkili bir başka etken madde, Tau-fluvalinate bu etken maddede mavrik denilen ilacın içinde var. Bir çok ülke bunu kullanıyor, Ülkemizdeki apimondiada çinliler bu ilacı dağıttılar hediye olarak.
Ben biraz araştırdım geçmiş yayınlarda var ülkemizde bir firma bu ilacın ruhsatını almış ama piyasaya ilacı üretip sürmedi. Üniversitenin makelesi vardı, bu etken maddeyi çubuklara emdirip arılarda deneme yapıldı varroa dökümü güzeldi.

Gene bayerin ürünü perizin vardı oldukça etkili ve pahalı bir ilaçtı şu an piyasada yok. Etken maddesini çok araştırdım neyin içinde var diye bulamadım. Aslında etken maddesi bulunsa onunda miktarı ayarlanır. Bu iş kimyagerleri ilgilendiriyor. Perizinin etken maddesi kaumafos.

Tüm kimyasal ve organik asitler ile yapılan mücadelede arılarda zarar görüyor, hiç biri masum değil. Bunlar arıyada zarar veriyor diye mücadeleden vaz geçersek arılarımızı kaybediyoruz.
 Bu tür resimler paylaştığımda aaa Ali abi bu arı senin olmaz diyenler çıkıyor arı benim ne yapalım.

Ben Niğde'ye 5 kovan arı bırakmıştım, arılara üç ay bir daha gidemedik. Arıların her birinden  12 çıta bal aldım. 5 Kovandan 60 çıta bal çektim. Birinci resimdeki varroalar Niğde'den geri getirdiğim koloninin birinden döküldü.

Bir başka ilginç olay Muğla'dan baharda tüm malzemelerimi getiremedim. Boş kovanları yan yana dizdim içine eski petek koymuştum beşine arı girmiş. Nisandan bu tarafa Milas'a gidemedik, eylülde arıları gördüm :)
Varroa mücadelesi sistemli yapılır ve bir seferde bu iş bitmiyor, fulumetrin ve amitraz uygulamaları ez az 4-5 gün ara ile 3 kez yapılmalı en azı bu ve 5 günü geçmemeli ara süreler.

Gelelim organik mücadelere bu asit olabilir sıvılar kokular hepsi mücadeledir ama kimyasallar gibi çok etkili değildir.

Adam diyor ben kekik dumanı veriyorum vaarroa dökülüyor. Birisi tütün dumanı veriyorum varroa dökülüyor.
Bir başkası portakal kabuğu yakıyorum varroayı döküyor.

Bunların hiç birisi varroayı öldürmüyor. Varroa rahatsız olup, arıdan iniyor biraz sonra başka arıya binecektir varroa dökülüyor diye kendimizi kandırmayalım.
 Organik asitlerde en son gliserin ve oksalik havlu ülkemizde uygulayanlar oldu bende denemeler yaptım.
Kimyasallar gibi hızlı değil ve onlar gibi etkilide değil.

Kimyasalı koloniye verdiğinizde açıkta bulunan tüm varropalar etkilenip ölüyor.

Gliserinli oksalikte arı gelip bu çözeltiye dokunacak ve üzerindeki varroaya hasar verecek trafik böyle ve uzun zaman istiyor.Geç sonbaharda yavruda azalıyor sanki bu sistem yavruyu da kestiriyor. Ben karışımı yapıp 5 kovanda denedim az az varroa döküldü sistem yavaş yavaş çalışıyor.
Uygulamayı tüm kovanlarda deneyen arkadaşlarımız oldu, sürekli varroa dökülüyor bir türlü varroanın sonu gelmiyor.
En son kovanlarında uygulayan arkadaşlarımdan birisi kovanlara duman yaptım felaket varroa döküldü dedi.

Yapmış olduğunuz mücadelelerin sağlamasını yapın, hiç bir reklama ve sözlere güvenmeyin arılarınızı söndürmeyin.
Oksalik asit ve gliserin yazın bal zamanı yardımcı olarak kullanılabilir, diğer ilaçları bal zamanı kullanmak olmaz. Kullanılsa bile bir aydan önce bal hasadı yapılmamalı.

Birde yapılan mücedelelerin maliyetlerini ortaya koyduğumuzda en ucuzu fulimetrin kullanımı, aynı zamanda çok etkili bir zehirdir.
Fulimetrin kullanımı ile alakalı videom alt linkte, kimseye bu uygulamayı önermiyorum ben böyle yapıyorum.

 https://www.youtube.com/watch?v=d9SEPe6Gmd4




11.10.2019

ARICILIK

 Bu yıl Muğla'ya gitmeye geç kaldık zaten iyiki erken gitmemişiz bu sene bal yeni gelmeye başlamış. Arıları hazırladık bizim Bilal'de Muğlayı merak ediyordu buyur gel dedik.
 Gebze'de bir malzemeci vardı 150 kilo mum varmış yarısını götürüp muma çevirdik.
 Son damızlıkları Salih'e teslim ettim elimde bölecek arı kalmadı, Salih yaptığı bölmeleri damızlıkları kabul ettirecek inşallah.
Arıları indireceğimiz yere giderken yaprakların arasında kesilmiş bir dal parçası yan camı patlattı.
 İzin almadan gitmiştim ve iki gün içinde işleri bitirip gelecektik planlar değişti üç gün izin aldım pazartesi Muğladan geri dönüşe geçtik.
Bu havalı camlar çok acayip, çekiçle kıramazsın bazende ufak bir darbede patlıyor.
 Küçük yerlerde cam bulmakta sorun Milas'ta bir yerde bizim camdan bir tane varmış bereket...
 Yan camı yeniledik.
 Götürdüğümüz mumları petekçiye teslim ve değişim sırasında Ali Türk sen misin diyen birisi ile karşılaştık :)
 Samet, Niğde Bor'lu arıcı, Milas'ta denk geldi. İki adet damızlık aldı. Bu arada kışlayan damızlıklar için ödeme yapanların siparişleri alınmaya başladı. Kışlayan damızlıklar 1200 lira şubat, mart, nisan teslim, 2020 yılı üretilen mayıs teslim damızlıkların kafesli fiyatını 500 liraya çektim. F1 ana arı üretimi çok az olacak ve fiyatı 125 lira mayıs sonu teslim.

F1 ürettiğim zaman hiç boş vaktim kalmıyor ve onun için sonlandırmak istiyorum. Mesai bitimi koştura koştura arılığa gidiyorsun, meme dağılacak, larva transferi yapılacak, meme besleyen kovanlar beslenecek, kutulara meme dağıt doğanları kontrol et, çiftleşmeden dönmeyenleri tespit et, yumurtaya girenleri belirle, kutuları kekle, her gün akşam 22 de arılıktan çık. Ertesi gün gene aynı işlere devam bu sezon boyu bitmiyor.Birde akşam bitiremediğin işler olursa sabahın köründe arılığa gidip mesai başlayana kadar iş yetiştirmeye çalışıyorsun. Ana arı toplamak ve kargolama ayrı bir sıkıntı. Ne kadar koşturusan koştur nasipten öteye yol yok...

Ağırlığı damızlık üretimine vereceğim damızlık üretiminde ara boşluklar var, birde bu işte iyice uzmanlaştık.

 Süzeceğimiz ballar için teneke aldık süper ve teneke kapalı. Üzerinde üreticinin işletme numaraları için boşluklar var.
 Bölgemizde iki ay daha yavru devam eder bir posta kek vermeyi düşündük.
 Kek yaptırdık, sadece şeker, arı yemi ve yumuşak olsun diye maya var ve maliyeti 5.5 lira. Bundan daha ucuz kek almak zor.


Adamlar kek karıyor elleri o kadar alışmışki bir kilo ortalamalı olarak kısa sürede poşetlere bölüp çuvala dolduruyorlar.
 Salih bize akşam balık ikram etti.
Çupralar süper oldu...
 Balları salih kontrol ediyor, ben arı saldırsa bile eldivenle çalışamıyorum.
Balları aldık kurulu düzen yok Aziz abiyi aradım. Dedim bal aldık senin orada süze bilir miyiz...
Buyurun gelin dedi.
 Aziz abi daha işiniz bitmedimi deyip durdu en son iki kasanın sırını kendisi aldı. Dedi balıkları pişiriyorum çabuk çadırdan çıkın dedi.
Dolumları yapıp balığa yanmadan yetiştik.
Aziz abim baslıkları pişirirken, arkada gün batmış kızartısı hala görünüyor. Normal şartlarda balı sağıp yola çıkacaktık gece oldu daha bizim işler bitmedi. Milasta yatmaya karar verdik ertesi gün izin aldım ve Gebze de yapılacak işlerde vardı sağdığımız petekleri arılarıma dağıttım.
 Yeni giden kızlar yerlerini öğrenmeye çalışıyorlardı polen gelişi vardı.
 Gidişimizde balıkesirden sonra İzmir'e kadar yağış vardı. Muğlaya bir gün önce yağmur yağış yerlerde su birikintileri.
 Bu bitkiye acayip kızıyorum. Gebze'ye üç tane getirdim. Hemen çiçeklerini döküyor ve bir daha açmıyor.
Begominler suyu sevmiyormuş, az su ve sıcağı seviyor, bizde o ayarı yapamadık.
 Veda vakti Salih üzgün abey biraz daha kalın diyoru :)
 Üzülme gene geliriz inşallah :)

 Hüseyin abi gelip geçiyorsun bir türlü gelmedin diyordu bu sefer uğradık.
 Anakara'daki fuara hazırlanıyorlarmış.

 Ruşetler konusunda kendisine tavsiyede bulunacaktım, düz ruşet yap, kapak üstten yapışsın, eski ruşetleri sağlam ama hantaldı.Ruşetler yapılmış bile.

 Yeni ruşetler güzel olmuş.
 Kovanlar...
Ruşetler...

Yolcu yolunda gerek diyerek vedalaşıp Yolumuza devam ediyoruz. Hüseyin abiye ve oğlu Sabi ye kolay gelsin dünya iş onları bekliyor.
2011 Yılında Mekke'den aldığım ipone4. Yaklaşık 9 yıldır kullanıyordum orta tuşu basmaz oldu. Tamire verdim bu sefer üst düğme çalışmaz oldu tekrar götürdüm başka sorunlar oldu. Bir arkadaşım eski bir tamirci var o baksın tamiri bıraktı fabrikada çalışıyor dedi verdik bir kaç parçası değişti en az iki aydır arıcılara ayırdığım hat yanımda değildi.
Anıları var bu telefonun, bunu aldığımda bazı kişiler hakaret etmişlerdi artık çobanlarda ayfon kullanıyor diye. Dünya hali işte yıllardır kendisi arı çobanlığını anlatır, sadece adı değişik, koloni yönetimi, kısacası arı çobanlığı :)
Geçtiğimiz yıl ipone7 aldım ama eskisi kadar dayanacağını zannetmiyorum.
 Biz Muğlaya giderken hava bozmuştu, yağış olmuş, son kalan kutuların bir kaçının kapak uçmuş su dolmuş yemliğine.

Niğde'ye bıraktığım kovanların bal hasadını yapmıştım. Kovanları köye bırakalı üç ayı geçti. Gebze'ye getirdik ve ilaç yapmıştım birisinden felaket varroa döküldü. Arıcılar varroa fazla olan kovanları tespit edip ana arılarını değiştirmeleri daha iyi olur. Bu tip arılar varroa ile mücadele etmiyor ve acayip varroa üretiyor, yurt dışında lisans alan arılar varroa testindede geçiyor, arıcıda arılığında bazı testleri yapıp sorunlu analar değişmeli.
 Bu  kovanın ana arısı yok ve son yavruların doğmasını bekliyorum.  Kapalı yavrular sökülsün ana arı vereceğim varroa mücadeleside devam ediyor. Şimdi ana arı versem kapalı gözlerdeki varroaları kaçırma ihtimalim var.
 Bu haldeki kovan 12 çıta bal yaptı memlekette.

 Bu yılın sürgünlerinden yarma kalem aşılarına devam ediyorum ve bir sene kazanıyoruz.
 Bu aşı yapılalı iki ay oldu ama filiz vermedi muhtemelen seneye filizlenecek.
Bu aşıyı kurban bayramından sonra yapmıştım filizlendi, aynı gün başka bir ağaca yaptım tuttu ama filiz vermedi.

 Acı biberlerim nihayet olmaya başladılar. Bu biber çok zor yetişiyor bahardan beri yeni ürün veriyor.
Bir tur daha bıldırcın yumurtaları kuluçkaya konuldu. Emanet aldığımız kişi makinasını istedi :)
İlk tur 28 tane çıkmıştı 15 tane kaldı. İkinci turda 70 filan çıkmıştı çok az kayıpla yollarına devam ediyorlar, bakalım bu tur ne olacak...