22.10.2008

19 EKİM PAZAR,MAKİNAMIZA TAKILANLAR

İlk resim aldıgım burun,pürenlerin yarısı geçmiş dahada açacak olanlar var.Tekme vurduğunuzda polen gözle uçtuğu görülüyor.Arılar resmin arkasındaki ağaçların arkasındaydı.Burasının her hafta resimlerini çektim.Şu an dorukta ve ormana girmemle birlikte püren kokuyordu her taraf.


Burası en geç açan yer,yağmurlardan önce sap sarı olmuştu burası.

Kovanlarımın arkasandaki pürenlerde iyice açtılar. Haberi yasyınladım kontrol ederken bir şey dikkatimi çekti.Yerlere bakarsanız bol miktarda arı ölüsü var.Bu buraya atılırken düşenler,kim bilir uzaklara bunların kaç misli atılmıştır.Bu ölümler ilk baharda arılarılarımıza kek verdiğimizde 10-15 gün sonra doruğa çıkıyordu.Şimdi Trakyada arılar geri gitmişti,tekrar kek verdik. Birden bu kadar arının ölmesi arıları kekle aşırı yormaktanmı kaynaklandı.Bu işi iki arılıkta ayrı uygulamalar yaparak bir gözlemlemek lazım.Hafta sonu yapılan arıcılıktan bu gözlemler çıkıyor.

Hava pazar günü normaldi.Ama arı acayip nektar çekiyordu.Gelenler kovanları tutturamayıp başka yerlere konuyordu.Kimisi yerlere düşüyordu.

Bu kovan son üç senenin şampiyonuydu hala devam ediyor,işin garibi nazar da değirecem.Maşallahı var.Şu an bu kovandan daha güçlü kovan yok arılığımda.Kattaki bir kaç çıtaya bal atmaya başlamış.Daha önceki kek vermemde sadece bu kovanı merak etmiştim.Katını kaldırıp baktım 6 çıta yavrulusu vardı.Şimdi gene merak ettim,aslında merak etmeyede gerek yok kovan hepsinden güçlü.

Kekle beslediigim zamnki gibi artık yavru atmıyor.Dıştan içe artık dışardan gelen ballarla çıtaları bloke etmeye başlamışlar.

En ortadaki yavrulu çıtası buydu şampiyonun.Fakat anlamadığım bir şey var bu kovandaki anaarı 3 yılı geçti.Ya bana çaktırmadan anaarıyı degiştirdi,degişmişte olamaz.Çünkü bu kovanımın iki rek arısı vardır.Siyah ve sarı renkteler.Aynen renkler devam ediyor.

Bu mantarlar yol kenarlarında çok çıkar,köylüler adına öreke diyor.Yenen bir mantar ama mantar işi sakat doktora sormak lazım.

Bu sistemde bu sene kabarmış peteklerime bir şey olmadı.Hem kovanı istedigim gibi olmasada belli bir ölçüde daraltmış oldum.Arada naylon olmasa mutlaka katların alınması lazımdı.

Katlı halinden bir görünüş,aradan çıta çekilmiş durum.Bu haftada bir kaç kat indirdim.aşagıyı dolduramayan arıların katlarını aldım.

Bal geliyordu,buna ek olarakta kocayemişte açmış.Yavru faliyeti tüm kovanlarda devam ediyor.

Hava ne kadar iyi olur artık kestirmek çok zor.Bazı arıcıların tecrübelerine göre birden kış bastıracak diyenler var.Öyle bir kış olursa arı hemen yavru sökmeye başlar.Allahtan hayırlısı bakalım.

Doğal aşılı kocayemişler,bunların meyveleri iri oluyor.

Benim arıların civarındaki kocayemiş çiçeklerinin salkımları.

Bu resimde batarya bitti.Kocayemişte acayip bambus arısı vardı.Daha sonraki resimleri makina dinlendikçe birer resim almak zorunda kaldım.

Şu dağkovanına yazın bir karniyol anaarı monte edemedim ona yanıyorum.İçindeki anaarı o kadar nazlı yumurta atıyorki.Elden gelen bir şey yok.

Arılıktan ayrılırken çektigim son resim.Yol üzerinde güzel resimler vardı,hiç birini çekemedim.Kafamda yavaş yavaş,Gebzeye arıları almak var.Gebze deki arıların fazla uzagında olmayan çok püren buldum bir kaç gün önce.Gebze binalardanmıdır neden bilemiyorum,ormandan çok sıcak.
NOT:Tartarik asid yada diğer adıyla tartar kraması hakkında sayfanın sonundaki habere Ankara dan açıklama geldi.Merak edenler okuyabilir.

20.10.2008

ÖĞRENMEYE DEVAM EDİYORUZ

Arıcılıkta arıcının zamanında yapması gereken işlemler.Ülkemizde yerel kaynaklar arıcılığımıza çoktan beri yetmiyor.Dış kaynaklara ve kültürlere baktığımızda,ülkemizde bir çok arıcı arkadaşımızda gereksiz işler yapmaktadır.Bu hatalar o kadar büyük riskler taşıyor kimsede farkında değil.Bu hatayı yapanlar birilerine örnek olmaya çalışan kitle olunca işimizin ne kadar zor olduğunu düşünün.Şimdi doğal yaşam sürdüren mağarada veya ağaç kovuklarında yaşayan arılara şurup ve kek veren var mı.Bunlar balları bol olduğu için yılardır o ortamda yaşamaya devam ederler.

Bizlere de bir haller oldu,kış salkımına hazırlanan arılara kek vermeye başladık.Bunu hiç kimse mantıklı bir şekilde açıklayamaz.Keki niçin veriyorduk arılarımıza,yavru yaptırmak için.Peki kışa girerken bu kek neyin nesi.

Bu zamanda verilen kek kovan içinde yavru faaliyetlerini başlatacak ,kış günü hastalıklara davetiye çıkaracaktır.Gerçekten besleme yapmak isteniyorsa koyu şurup verilmeli ve çıtaları balla bloke etmeliyiz.Yurt dışındakileri madem örnek alıp onların bizden daha ilerde olduğunu düşünüyorsak onların yolundan ilerlemeye devam etmeliyiz.

Şimdi kek vermenin başka bir zararı daha var.Kovan yavruya yattığında hem işçi arıları zorlayacak ve içerde stokların azalmasına neden olacaktır.Çünkü verdiğiniz kekten çok fazlası içerde harcanacaktır.Zor şartlarda yavru üretmeye çalışan kovanın su ihtiyacı olacaktır,suya giden üç arıdan biriside ayrıca geri gelemeyecektir.Nedeni kovan içi sıcak olacak ihtiyaç için dışarı giden arı konduğu yerden kalkıp gelemeyecektir.Şimdi kış değil diyeceksiniz ama bu çünkü yumurta kasım ayında arı olacak ve 10-15 gün öncesi İç Anadolu dan buz resimleri vardı bazı bloklarda.

Biz bu işleri yaparken elimizde bilimsel bir çalışmamı var,oda yok.Herkes kafasına göre bir şeyler yapma çabasında ve yaptıklarının nelere mal olacağını düşünende yok.Bir çok yerden yavru çürüğü haberleri alıyorum insanlar bunlara ilaç soruyor,ilaç arıcılığı adam gibi yapmaktan geçiyor.Yazımın başında dedim ya ülkemizdeki kaynaklar arıcıların ihtiyacını karşılamıyor diye.Bunlara birde malzeme üretip satanları da dahil edeyim.Kışın arıcılara kek üretip olayları körükleyenlerin başında gelirler.

Bu sene çok tecrübeler kazandık.Arı ırkı ne olursa olsun bal sezonuna kuvvetli girdimi hepsi bal yaptı.Sorun arıyı bir arada tutmak.Almanya da bir arıcımızın olması bizi o kadar bilgi sahibi yapıyor ki.

Keşke her yabancı ülkede bir Mehmet Yüksel olsaydı ama maalesef yok.Almanya’daki arıcılık kültürünü bedavaya bize aktardı.Yaptıkları tamamen mantıklı.Almanya da kış ve ilkbahar beslemesi diye bir şey yok.

Temmuz ayı sonu son bal hasadı yapılıyor,hemen peşinden varova mücadelesi yapılıp hemen kek vermeye başlıyorlar.Bu keklemek o kadar önemli ki ben bile hala yeni yeni kavrıyorum hadiseyi.Arı başı boş bırakıldı mı öyle geri gidiyor ki anlatması çok zor.Nasip olursa göreceksiniz bir kovanım kata bal atıyor şu an.Geri giden arıyı öyle sonbaharda kış gelmiş bir iki kilo kekle adam edemezsiniz.Temmuzda keklenen arı son bahara güçlü giriyor bizim bu bölgelerde de eylülde falanda beslenmez zaten dışardan bal polen gelmekte.

Almanya modelimize bakarsak orada eylül sonu karakıştır.Adamlar orada ne yapıyor,ellerinde karniyol diye bir arı var.Beslendiğinde atağa kalkan hızlı gelişen bir arı.Kekle besleyip besleyip kovan arı dolduğunda fireni de aşırı şurup vererek yapıyorlar.O kadar çok şurup veriyorsun ki arılar tüm gözleri doldurmaya başlıyor.Anaarı ne kadar kabiliyetli olsa da artık yumurta atmaya yer bulamıyor.

Zaten tüm petekler doldu mu arıda rahatlar.salkım moduna giren arı artık hareketleri yavaşlıyor.Havalar soğuyor ve kış boyu çıta başı bir buçuk kilo şeker verilmiş kovana nisan ayına kadar dokunmuyorlar.Yani kış ve bahar beslemesi diye bir kültürleri yok.


Birde bu arı kışın vıcık vıcık kovan arı dolu baharda da aynı çıkıyor.Birde bizdeki arıcılığı lütfen siz kıyas edin.Varmı şimdi 10-15 çıta arılı kovanı olan,bende yok sizi bilmem.Almanya da ki bir yılın küçük bir özetini anladığım kadarıyla yazmaya çalıştım.

Herkese kolay gelsin.