9.06.2014

ARICILIK ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR, HAZİRAN AYINDAYIZ...

Özel kraliçe arılarım.
Bir arkadaşım Yasmin Swinz'den damızlık ana arı almıştı. Bir tanesini bana vermeyi teklif etti kabul etmemiştim.
Baharda yumurtasını alsam bana yeter demiştik ve öylede yaptık. Yumurta deyip geçmeyin yumurtadan ana arının kopyası çıkartılabilir, tabi bunu yapmak için bazı özel yetenekleriniz ve bazı şeyleri yapabilmeniz gerekmekte...
Bu arılar artık yerli oldular, Ülkemizde doğup burada evlenip çoluk çocuğa karışacaklar artık.
Bunuda nereden çıkarttın diyenlere olabilir, bunu insanlardan çıkartıyorum, bazı sosyete takımı burada hamile kalıp, çocuğunu gidip Amerika'da doğuruyor, güya Türk ama çocuk Amerika'da doğduğu için Amerikalı oluyor...
Yerli arıyla çalışmaya devam, yeni Gebze yerlileri....
 Larvalar aşılanıyor, memeler özel bölmelere dağıtılıyor ve doğumlar not ediliyor, ana arı doğup kutu içinde bir kaç gün turlayıp işçilere kendisini kabul ettirdikten sonra kafesleniyor, ne zamana kadar, nikah gününe kadar....
 Arıcılıkta ve damızlık konusunda ülkemiz yıllarca uyumuş, dolayısı ile bizide uyutmuşlar...
Hala uykuda ısrar edenler var, onlarında yolu açık olsun.
Bir başka ana arı daha ....
Denemelerden birisini köpük kutularda yaptık sonucu merak ediyorum, köpükler daha sıcak olur diye düşündük.
 Darıcada domatesler çiçeğe başladı çiçekleri dökülmesin suyu kesmeliyiz diye İlhami abiye talimat verdim, talimattan sonra gök delindi bir hafta boyunca yağmur durmadı...
 Bu resim bir hafta öncesinin, şimdi orman gibi olmuşlardır....

 Manolya çiçeği.
Hafta içi Tübitakta bizim başkan ve müdürümüz toplantı yaptılar.
Bende bahçede gezindim, ilk defa böyle çiçekli bir ağaç gördüm acayip ağır bir kokusu vardı.
Tam açık olanlara dokunuyorsun çiçek yaprakları dökülüyordu, ne olduğunu bir türlü kimse bilemedi. Hafta sonu Sadri abiyle Pelitli de yemek yerken baktım karşımdaki fide buna benziyor, bu nedir dedim Manolya dedi....
Manolya goncaları...
 Cemil ustanın kedisi yavrularıyla birlikte , keyifler gıcır, sosisle besliyorlar kediyi....
 Gebze'de ıhlamurlar açmaya başladı.
Bir demlik çıkar bunlardan, turfanda ıhlamur...
Kenya kovanları açıp bakmayınca yemliğe de petek örmüşler. Karıncalarda koca ormanda başka yer bulamamış...
Bir yağışlı haftayı daha geride bıraktık, sanki nisan mayıs ayındayız. Mersinden geldiğimizden bu yana yağış neredeyse kesilmedi. Bazı günler acil işler için bile kovan veya kutu açamayacak durumda yağış oluyor.
 Hafta sonu nikahları kıyılacak ana arıları yağmurluk  giyinip topladık.
Sıcakta biraz kızları uyuttuk...
Hava soğuk ve yağmurlu olunca arabanın kaloriferde ısıttık.

Geçen hafta bu ağacın altına arılarımızı koyup gelmiştik, bir hafta  sonrası kontrole gittik kestane püskülleri acayip kararmış....
Arıları kestaneye bıraktığımız günden beri çok az yağış durdu.
Arıları koyduğumuz yer oldukça yamaç olmasına rağmen buradan bir acayip su akmış...
 Arılarla ilgilenen abimiz sağ olsun kovanlara su girmesin diye suyu yönlendirmiş.
Son 50 yılda bu kadar şiddetli yağış görülmemiş. Kestanelerin büyük bölümü açık değil. Ihlamurlar açmaya başlamış.
 Katlara aldığımız kapalı yavrular sökülmeye devam ediyor.Bun kadar kapalı ve yağışlı olmasına rağmen yavru çıkan yerlere azda olsa nektar koymuşlar.
Bu hafta yağışlı hava yerini açık ve sıcaklara bırakıyor. Bir hafta nektar akımı olsun arılar gerekeni yapacaktır, durumlar onu gösteriyor.
 Okulların tatil olması yaklaşırken düğün, sünnet, cemiyetleri hızlandı. İlhami Tezcan abimizin oğlununda bu hafta sonu düğünü vardı. Biz kınaya gittik...
İlhami abi damat ile bir şey konuşuyordu kameralara takıldı gülüyorlar...
Yeğenimin cemiyeti pazar gündü...
Gitti bir gün daha...
Hayırlısı ile sünnet cemiyetinide geride bıraktık...
Cumartesiye dönecek olursak damatlık erkeklerin seçimimi yapılıyor, bizim kızlarımız davulcuya zurnacıya gitmesin seçtiğimiz erkeler ile görücü usulu ile evlensin istiyoruz.
Bu iş oldukça zahmetli iki tarafı ikna etmemiz oldukça uzun sürdü...

Önce erkekleri kafese aldık baktık iş uzun sürüyor, bir gün öncesinden diktirdiğim tül torba işi hızlandırdı...
5-6 Erkeği topla koy sepete...
Sadri abi bu yıl oldukça hızlandı, bu hafta mikroskopta değişiklik yapacaktık, benim alet mikrokopun altına girmedi bir sürü tadilat gerekiyor nasılsa işimizi görüyor, zaten suni tohumlamada yapamıyoruz masrafa ne gerek var deyip daha gelişmiş bir mikroskop almaktan vazgeçtim..
Sadri abi getirdiği mikroskobu geri götürdü.
Bu haftaki çalışma, şimdiye kadar yapılan çalışmaların en kapsamlısıydı. Akşama doğru altımın ağrıdığını hissettim, kuru ruşetin üstünde oturmaktan...
Suni tohumlama konusunda bazı kişiler solüsyon derdine düşmüş, bende bir ara bu solüsyonun tarifini susan Cobey in sitesinde bulmuştum, lazım olanlar olabilir diye ekranın resmini çekip kaydetmiştim. Belki arayanlar filan olursa bulunabilsin diyoruz. Resmin adını suzan cobey solüsyon koydum aramalara yakalanması için. Blokta taslak olarak kayıtlı yayını kendim yayınlar içinde 3 günde zor bulunca böyle bir yayını taslak olarak tutmak hata yayınla gitsin diye karar almışım...
Biz şimdiye kadar böyle bir solüsyonla çalışmadık...
Sperm saklarken de bu solüsyon kullanılıyor...
Suni tohumlamada başarılı olmak istiyorsanız, efendim bu solüsyon olmaz  ise olmaz diyenler var, biz acaba niye başarılı olduk???
Hafta sonu Gebze'de sünnet bitti, kendimi Düzce de pidelerin başında buldum. Bu nasıl iş anlamadım gitti. Gece yarısı evimizdeydik...
Masadaki sakallı abimizde arıcıymış, bizi önceden nasıl tanıtmışlar bilmiyorum, acayip ilgi gösterdi.
Tempomuz oldukça fazla yatak sarmadan sezonu bir kapasaydık...
Sezonu kapadın, ne yapacaksın diye soru soranlar olabilir, doyasıya uyumak istiyorum....

3.06.2014

ARICILIK VE MAYIS AYI BİTTİ, HAZİRANA YAĞMURLA GİRDİK...

 Mayıs ayının son haftasının son konuğu Murat Saygı. Enes Emin'den 2 bölme koloni aldı. İlk defa maskesiz ve eldivensiz arılı çıta tutuyormuş.
Böyle hiç resmim yok dedi artıkın var....
Murat Gölcükte deniz kuvvetlerinde çalışıyor, Eskişehirli...
Biraz daha konuşsak akraba çıkacaktık.
Her yıl ava gittiğimiz ilçeden çıktı.
Şemsettin Uzel,  Gebze, Uzel kuyumculuk ve Uzel dövizin sahibi...
Bizden 6 koloni almıştı.
Arıları verdik bir hafta boyunca yağmur devam etmişti, sonrasında dediki Ali bey, kovanların ikisi iyi, 4 tanesi hiç çalışmıyor, biriside sürekli ölü atıyor dedi.
Verdiğim arılar 8 çıtadaydı, 15 gün sonrası kata çıkacak şekilde verildi.
Anlatılanları dinleyince dedim arılar açlıktan söndü, başka seçenek bulamıyorum.
Öğlen yemekte köye gidip geldik, bahçe kapısından bir girdim, arılar yerinde değil abi sen ne yaptın burada dedim, arılar geldikten sonra sehpa yaptırmış, arıları 3-4 metre karşıdan bakınca sola kaydırmış. Tüm tarlacılar sağdaki iki kovana geçmiş, kata bal çekiyorlardı...
Diğer kovanları açtım hemen arısı azalınca hasta filan olmasınlar diye baktım arı güzel sarıyor sıkıntıo yok, iki kovanın katını indirdim.
Şemsettin bey arıcı değil, ilk defa arı aldı, 60 çıtaya tel çekip mum takmış, acayip hevesli, ticaret adamı, şimdi diyor ki ben bunlardan kaç kilo bal alırım :))
Birde arıcıyım deyip arıcılıkla alakası olamayanlar var.
Soru sorup sorunları çözecek olanlar.
 Arıcılıkta soru ile pek bir yere varılamaz, nasıl doktor hastayı görmeden teşhis koyamıyorsa, arıcı görmediği arılara ne desin, birde karşınızdaki soruları aktaran ne kadar arıcı...
Geçmişte gördük adam bu kovanda 5 çıta arı var diyor açıyorsun bir çıta arı ancak var...
Artık telefonlardan nefret ediyorum. İşyerinde susmuyor, lavaboda susmuyor, camide susmuyor, genelide benimle alakası olmayan şeyler. Ben arıcılık danışmanı değilim...
Yemeğe çıkıyorsun 3 telefon gelsin yemek yemeğe vakit kalmıyor.
Arılığa gidiyorsun telefonlara bakarsan çalışamazsın, biz gece hava çalışmaya müsaitse 10 da evimize girmeye başladık.
Telefonda adımı bile sorana artık bilmiyorum diye cevap veriyorum, hiç bir şey bilmiyorum artık....



Arıcılık kişinin arıcı olmasıyla değer buluyor. Yılların arıcısıyım diyenler var, ne kadar arıcı tabiki bilmiyoruz. Arıcıyım diyenlerin yaptıklarına bakılmalı, yıllardır neler yapmışlar, neler ortaya koymuşlar gibi..

Hiç kimse anasından  arıcı doğmadı. İslamın ilk emri ise okudur.
Okuma yok, araştırma yok, yeniliklere karşı kapını kapa sonra dertlerine çare ara.
Telefonumuzu ana arı siparişi için verdik. Danışma hattına döndük...
Bana telefon edip fikir almak isteyenler oluyor. Ben öncelikle böyle bir danışmanlık hizmeti vermiyorum, her arıcı birliğinin danışmanı var herkes bağlı bulunduğu birliğin danışmanından bilgi almalı.Memleketimizde bir sürü hoca var onlardan fikir alabilirsiniz...
En son telefonda birisi aradı, danışmanız ya...
Abi ben sizin tüm videolarınızı izledim, sizden çok faydalandım...
Bende yağ ve tıraşı geç konuya gel dedim.
Abi benim 120 kara kovanım vardı hepsi söndü.
Şimdi fenni kovana geçtim. Senin arıların burada olur mu.
Cevabım bilmiyorum oldu. Böyle birisine nasıl cevap verilir...
Basit bir kaç soru daha sordu, gene bilmiyorum cevapları verdim telefonu kapattık.
Biraz sonra bir mesaj, sizi yanlış anlamışım...
Nasıl anlarsan anla...
Arıcı olsaydı bu kişi fazla değil 2 ana arı alıp denersin, olur mu olmaz mı görürsün...
Bizim arıcılık forumumuz var.
İsimle üye olursun, derdini yazarsın orada ben olmasam bile bir sürü usta arıcı sorulara cevap verecektir...
Forumun üstüne msn gibi çalışan bir eklenti ekledik, basit sorular forumdaki konuları sulandırmasın yukarıdan cevap verilsin diye, oraya da kimse yazmıyor...
Dert babası olduk, telefon susmuyor...
Kendi kendime kızıyorum sanamı kaldı ülke arıcılığı, milleti yıllarca uyutmuşlar bırak sende ninni söyle...
Karakter meselesi bir yerimizde durabilsek...
Telefonda malzeme isteyenmi ararsın, daha arı almamış arı alsam benim bahçede olumu diyeni ararsın, bir kovan arı alacağım kaçar çıta böleyim diyeni mi ararsın.

Ben kendimden örnek vereyim, 45 yaşında alet yok, bilgi yok, suni tohumlama yapacağız diye yola çıktık, ülkemizdeki hiç bir bilim adamından yardım almadan suni dölleme aletini sonrada tohumlamayı yaptık.
Herkesin çapı bir değil ama biraz konuşurken haddini de bilmek lazım.
Geçen birisi festen mesaj atmış abi bu dölleme işi kafamı çok kurcalıyor, şunu bana bir anlatsana...
Dedim aletin var mı yok, peki ne yapacaksın bu işte amacın nedir hedef var mı, bilmem dedi...
Benim yayınlarımı iki yılda okuduğunu söyleyen bana göre çok usta arıcılar tanıyorum. Adam oturmuş tüm yayınlarımı okumuş, yani hazırcı değil. Hala öğrenmeye çalışıyor, öbür tarafta oturup ağzını açmış armut düşsün diyenler....

 Bu yıl larva transferinde acayip sıkıntılar yaşadık, sulu aşılama bile yaptım tutmuyordu. Ortam müsait olduğunda kuru aşılama yapıyoruz neredeyse fire yok denecek kadar az. Zaten sulu aşılamayı ana arı üretimine ilk başladığımızda yapıyorduk.
 Çıta ile meme dağıtıyorduk oldukça sıkıntı oluyor memeyi çıkartmak için uğraş, sonra çıtayı bir yere koy, sonra yenisini yap, bu iş bile acayip zaman kaybına neden oluyordu, önce dağıtılacak memeleri bir kovaya çıkartıyoruz, verip geçiliyor...
Cemil ustanın dükkanı önündeki gül öyle güzel kokuyor ki...

 Dağıtılacak memeler çıta üzerinde arılı uzun süre kalırsa işçi arılar memeleri delip imha ediyor.
Kova içine alınan memeler üzerinde arı olanlar bölmelere ilk verilmeli, biz öyle yapıyoruz...
 Ana arı memeleri...


 Hafta sonu yağışlı ve yatacağımıza marangozda işleri halledelim diyoruz. Bizim tarafta yemek ne kadar az, ustaların önü yemek dolu...
Ziyafet üstüne düştük yani...
 Biz doyduk ustalar hala götürüyor...
Birde Cemil aç kaldım, çok acı olmuş diyor...
 Fatih Bursa'dan tahtalar getirmiş...
Diyor ki, abi marangoza iki gün tarif ettim şu kutuyu yapamadı...
Bence marangozun suçu yok, tarifte sorun olmuştur. :))
İlk yaptıklarımızın eksikliklerini ikinci turda giderdim.
 Köpük kutular bu yıl başımıza bela oldu...
Kenya modeli metro kovanlar, köpükm kutuların destek kıtaları olacak. Ballı çıtamı lazım al, yavrulu çıtamı lazım al.

İlk arı konulanlarda sorun yok yollarına devam ediyorlar.
Kenarlara yapıştırma olmadı, yalnız çıtaya taktığınız mum kısa olmalı, uzun olursa zaten kenara dayanıyor arıda üstüne devam eder.
İki farklı kenya metronun bir başka çıtası...
Hafta sonu arı taşıyacağız birde Fatih araya girdi. Yarın geleceğim dedi, bizde sabahtan bekliyoruz, akşam oldu ancak geldi...
Tabi umudumu kesmiştim gelmeyecek diye.
Geçmiş yıllarda tohumladığımız ve bu yıl yumurtaya başlayan damızlıklardan bir tane daha Bursa'ya gelin gitti...
Strafor kapağı bana gösteriyor, arı bak petek ördü diye :))
Fatihi yolcu ettik kovanları hazırlıyoruz bu seferde katlara petek yetmedi, gidip darıcadan petek getirdim.

Darıca'dan arıları Gebze'ye getireceğiz arı yüklemesi var, yağmur atıştırıyor, kısa sürede 10 çağrı atan arıcı ertesi gün otobanda bizim geçişimizi bekliyordu...
Şimdi ana arılarını aldı, abi ramazanda aynı sıkıntı olacak mı, iki ay sonra böleceği kovanların anasını düşünmeye başladı... :v
İnşallah olmaz, işleri rayına sokmaya çalışıyoruz büyük oranda sistem oturdu...
Arıları darıcadan yağmurda getirdik, gece eve geldiğimizde dizlerimize kadar çamur olmuşuz...
Ertesi gün kestaneye gidilecek arıları yükledik, tam ip çekilecek yağmur gene bir bastırdı sucuk gibi olduk, yola çıkmadan eve uğrayıp üstümüzü değiştirdik.
Cuma akşamı bu resimdeki kestane ağacının altına saat 12 vardık, arıları indirip dönüşe geçildi...
Gece yarısı 3 gibi Gebze'deydik...

Cumartesi genelde marangozda geçirdik yağmur vardı, pazar gene yağmur var. Yapılması gereken işler vardı, yağmurluğu giyersin, üstünede kovanları açmaya başlayınca maske giyildi...
Acayip çalışmışım.200 Göz taranıp şuruplandı, alınacak analar tespit edildi. Ruşetlerde sıkışan arıları kovana aktardım.Bazı kovanlara kek verildi erkek yapmaya devam etsinler diye. Erkeklerin ilacı aslında yağmur, bir kurak olup ortalık kurursa erkeklerin anasını belliyorlar...
Kara çalış çiçeklendi kovanların içinin kokusu değişti..
Ortam çiçekli sanki ikici baharı yaşıyoruz, normalde Gebze'de mayıs sonu her yer kururdu.
Böğürtlen açtı.
Yağış olsada olmasada  arıcılıkta acayip sıkıntılar yaşanıyor, kestanede yağış devam ederse sıfır çekebiliriz...
Darıda'dan arıların yanına taşıdığım memeler pazar günkü kontrolde doğmaya başlamışlardı. Kovandan ve çıtadan çıkartıp 20 km taşımıştım sorun olmadı.

Yamin Swınz damızlıklarından alınan yumurtalardan kraliçeler doğmaya başladılar.
20 Tanelik seride 4 tane açık renk çıktı. Yasmin, suni tohumlama ile damızlık üretmiyor, izole alanı var bölgesindeki verimli arıları bu izole havuza atıyor. Yazmin Swins aynı zamanda Avusturya'da arı ıslahının başındaki önemli kişilerden birisidir. Islah konusunda çalışma yapanlar ise çalışmalarını hiç paylaşmıyor.
Bir başka Yasmin kızı daha...
Ana arı üretiminde yarım çıtalı ruşetlerimde çok az sorun yaşadım. Bana göre en ideal ana arı üretimi 3 gözlü ve yarım çıta alan ruşetler...
Mersinden 150 göz ruşet gözü geldi üretim devam eden 5 tane fire vermemiştir.
230 köpük kutunun 70 tanesini kaybettik bir ay içerisinde.
130 Köpük kutuya arı koyup Bursa'ya Fatihe yolladım, 130 köpük  kutunun tamamı gümledi, bir tane bile ana arı alınamadan. Fatih sıfırdan yeniden kutulara arı koyup, yeniden faaliyete geçirdi. Bir turu kaybetmek 30 gün kayıp demek...
Mersine bıraktığım 70 göz kutudan bir tur ana arı alındı, verilecek memeler kovanlarda kesildi.Geriden meme gelmediği için gene köpük kutular gümledi.
Bu örneklerden anlaşılacağı üzere köpükte ana arı üretimini hala çözemedik, yapanlar nasıl yapıyor acayip merak ediyorum.
Ana arı geriye dönmediğinde kutulara ilk başlarda kullandığımız yoz arılar anında yalancıya kaçıyor ve bir daha o kutuya yeniden arı silkelenmeden düzeltilemiyor.
Bu yıl acayip emek ve paramız boşa gitti, hedefler bir türlü tutmadı, bereket düze çıktık ama kayıplarımız büyük.
Yeğenim Mert bu hafta sonu sünnet merasimi var.
Bir darbede yeğenden, zaten işlere yetişemiyoruz, bize zoraki merasim yaptıracak...
Bunca olumsuzluk, vardır Mevlanın bir bildiği...
Biz elimizden geldiğince yırtındık ama çok çalışmakla çok kazanılmayacağını bir daha öğrendim, Mevla vermezse istediğin kadar yardır.
Her şeyin hayırlısı.
Mücadeleye devam.
Hakkımızda hayırlısı, bu demek ki...