5.07.2009

YOGUN BİR HAFTA; VE SONU

Son haftalar oldukça yogun geçiyor, nakiller ve yolculuklar insanların modellerine göre etki bırakır bünyelerinde. Nakilleri biririp anaarı işlerine daha çok zaman ayırıyorum. Şiparişleri elimizden geldigince yetiştirip bankalanlarıda sırada bekleyenlere servis yapıyoruz. Bunlardan biriside Kahraman Maraşlı Mehmet Ali Küçük. Anaarılar toplarken telefon etti dedim elinde yedek ne kadar kalır bilmiyorum yarın ara. Ertesi gün telefon çalıyor yedekte anaarı varmı, 12 tane dedim tamam dedi nasıl yapacaz kargoya vereyimmi yok benim oğlan Üsküdarda birazdan gelir, aradan iki saat geçmeden Yasin belediyeye dayanmış. Bende çarşıdayım gelecegim dedim bekle, o sırada Pınarhisar'dan bir ekip misafirlik için telefon etti sizde bekleyin geliyorum. Hemen gidip 10 +1 anaarı alıp buluştuk bu sırada öğlen yemek vaktindeyiz. Resmin solundaki anaarıları alıp akşama babasına yollayacak olan kişi Yasin. Pınarhisar'da yanımızda bu arada.
K.Maraşa gidecek anaarıları inceliyorlar. Bu esnada bir misafirde Ali osman abi getirmiş Rizeli Dursun Kantar.İstanbul Çavuşbaşın'da beko bayisi ve arıcılık yapmaktaymış. Dursun dayıda analara sulandı arılıga geçince 3 tanede ona verdim.
Ayaktaki zat ise belediye personelimiz Sinan abi, emekli olunca arıcılık yapacakmış şimdilik forum ve arıcılık bloklarından çıkmıyor akşama kadar kendisini egitiyor. Bu arada plaçkacı Gürkan anaarı kafeslerine bakarken içi gidiyor yüz ifadesine bir bakın. Hemen şefime gidip dedim misafirlerim var bana 1 saat izin.
Hazır Aliosman abi gelmiş hemen evdeki safın bir çıtasını alarak arılıga gittik.
Trakyalı Şenola bu sene iki adet yumurtalı ve larvalı çıta gönderdim. Bir türlü istenilen başarıyı yakalayamadık. Bu sefer arılı koca sandık yolladım yumurtalara zeval gelmesin diye. Petegi kagıt havluyla sarıp, birazda suladıktan sonra poşetledim. Arılıkta bir buçuk çıta arı silkelediğim bir kutuya ballı polenli çıta vererek yola hazır ettim.
Arılıga yaptıgımız baskına hacı acayip sevindi. Dursun amcanın anaarıları kutulardan toplarken çayda demlenmiş. Bir anaarıda Aliosman abiye hediye verdim bana taa çavuşbaşından müşteri getirmiş.::))
Trakyalıyada kafam bozulmaya başladı, halen kendisi sağ merak etmeyin yaşıyor yani. Başımın belaları bir degil iki degilki. Zaten çıta sıkıntısı var, bu giden koca sandıkla çıta kaybım 5 adet oldu. Birde sandık kaybı, cabası. Doktorada karniyol anarı verecem derken kovanlarım uçuyor yeni farkettim bunu. Neyse inşallah gerekli tranferleri yapar Şenol kardeşimdekarniyol F 1 lerine kavuşur.
Cumartesi günü öğleden sonrayı Dudulluya ayırdım. Zafer abiyle radevulaştık. Cumartesi günü saat 3 ten sonra eski adı Sultançiftliği yeni adı Taşdelende işimiz var. Birde Zafer abim bana 5 anaarı getir dedi. Hacıya dedim 5 kafese kek bas, anaarı toplayacaz. Bir telefondaha geldi ilginç bir diyaloktan sonra anlaştık. Telefodaki kişi cep telefonumu istiyor::))
Abi dedim zaten şu an benle cepten konuşuyorsun. 1 Adet anaarı istiyor, bana nasıl yollarsın, bir adet olursa kimseye yollamıyorum gel al dedim geleyim dedi. Sen neredesin karşıdayım o zaman sende Dudulluya gel. Tamam dedi ben işim bitince İstanbula geldim. Yeni arıcıymış, adı ise Cengiz Türkyılmaz, bu kardeşimizinde asıl iş tornacılık, tanışıp çay kave içiyoruz. Derken Zafer abi ben geldim ters taraftayım hemen gel dedi çıkıp yeni arkadaşlada vedalaşıp işlerimize bakıyoruz. Zafer abi biraz dagınıktı dedim abi hayırdır, dediki bir haftadır karşıdayım bu gün eve geldim sanada söz verdim. Evin kapıyı açanmadık camı kırıp içeri girdim hırsız girip bir şeyler aramış zaten yokki aradıgı dedi. Sadece iki pantolon içinde girmemiştir sanırım.
Bu sene benim için en önemli işlerden birisi olan suni dölleme derdindeyim. Zafer abinin arkadaşı Nazmi abi. Biraz konuştuk dediki ben çılgın bir tornacıyım. Ne güzel bana zaten çılgınlar lazım::))
Bende çılgın bir arıcıyım işte.
Nazmi abi anladığım kadarıyla kafasına koydugunu yapabilen birisi, bu tür kişileri acayip severim. Hedefe kitlendilermi sonuna kadar giderler ve hiç bir zorluk bu tür kişileri yolundan çeviremez.
Biraz işleriyle alakalı bilgi aldım, şu an ülkemizde yaptıgı işi yapan yok. Evet eskiden yaptıgı işi dışardan ital ediyorlarmıştı. Şimdi askeriye ve gemi sanayileri Nazmi abiden alıyorlarmış bahsedilen aleti. Alet ise cam. Gemilerde kaptanın dışarıya baktıgı cam, daire bir şey, 3600 devirde dönüyor, yağmurda karda buzda tozda görüşü kapanmayan pencere diyeyim adını unuttum.
Bir zamanlar kafasına koymuş ben bunu yaparım diye ve yapmış, ne güzel.
Nazmi abiye istedigim şeyleri yazılı ve sözlü ayrıca resimli ve filimli anlattım ayrıca bazı linklerde atacagım kendisine. Bir görebilme şansım varmı diyor bir görse, fakat aleti görebilme şansımız yok. Sadece resim ve filimlerinden sonuca gidilmesi lazım. inşallah yakında bu alet bitecek, belkide neden olmasın seri üretimi yapılamazmı.? Sonuçta zor bir şey degil mekanik bir alet. Yapanlar nasıl yapmışsa bizde yaparız.
Anlatmak istediklerimi Nazmi abiye sanırım anlattım. Çizimler yaptık, bana bazı aparatlar gösterdi bu aparat çok işimize yarayabilir dedim abi dişleri ince olmalı, onlar kolay diyor. Çok yakında kromdan bir aletimiz olacak. Bende tekrar gidip bu sefer mikroskopuda götürecegim ki çalışılacak alanlarda sorun çıkmasın sonradan. Kafamızdaki şablon oluşsun üzerine başka şeylerde yükleme imkanımız olur inşallah.
Konuşmaalarımızın en can alıcı noktası şuydu. Nazmi abi bu işi yaptın benden ne ücret istiyorsun, borcum ne olacak. Bana dediki kullandığım malzemenin parasını alırım, gerisi sana kalmış, bunun içinde malzeme parasından başka hiç bir şey vermeme hakkında var dedi. Madem hizmet edeceksin işin görülsün demezmi. Dedimya biz kimseden bir şey sakınmıyoruz, Allahta bize kendimiz gibi birisini denk getirdi.
Tornacıdan ayrılıp Asım Kadıoğlu abimizin arılıgındaki Zafer abinin kovanları alacagız. Etrafı biraz dolaştım yabani kiraz ve dud bulabildim yemek için. Ayrıca bir avuçta yabani kiraz keçirdegi topladım, Mustafa Kabaoğlu abimizin arılıgı ağaç ekmeye çok musait. Nedense hiç meyve agacı yok, söğüt agacıda yenmiyorki. Çok yakında fidan işlerine bakılacak yeni arılığımızın. Her şeye çekirdekten başlamalı işte.
Buradada işlerimizi hallettik daha iş bitermi? bitmez.
Bu işleri yaparken bir gün öncesi Salih abiler aradı, diyorlarki sizin oraya arı koyabilirmiyiz.::))
Bismillahirrahmanirahim dedim.
Sonrada Mustafa hocamı aradım. dedim hocam böyle böyle durum var. Ali'cim söyle getirsinler::))
Bencede getirsinlar abi çalıştıracak, pardon egitecek eleman arıyoruz. Adamlar hem arıcılık yapıyor hem her sene bunlara bal satmaktan bıktım.::))
Arıları getirebilirsiniz dedim dememle bu akşama getiriyoruz demezlermi. İyi olur nasılsa Dudulludayım o zaman geri dönmemede gerek yok beni yoldan alın. Benim işim bitince Çekmeköy'e geçtim buralarda acayip gelişmiş yaklaşık 10 sene önceleri Çekmeköy'e halı ve aksesuvar satmaya giderdim haftada bir gün.
Salih abi,Kemal abi ve kardeşi Aziz arıları yüklerken acayip filimler olmuş.
Salih abininde en çok tepesini öpmüşler, hemde maskenin üstünden. En son çözümse güzel, maskeyle gür saçınız arasına buruşuk poşet korsanız arı iğnesi yetişemiyormuş.
Sonuç dagılan kovanıda toparlamışlar ve onuda arabaya atmışlar.
Arı öpmeleri neticesinde İstanbula doğru hareket etmesi beklenen araba Sakarya yönüne gitmiş belli bir süre. Kemal abi soruyor, arı sokması geçici hafıza kayıpları yaparmı diye. dedim kemal abi daha oraya kadar gelemedim. Arabaya dördümüz sığmayınca Kemal abiyi arkaya aldık, kendisini arı az sokuyormuş. Kemal abi ilginç birisi, ne kadar parası varsa espiriye yatırmış, başka işi yok.::))
Gece saat 2 gibi arıları indirdik. Biraz bekleyip kovanlar açıldı.
Gece çay demledik sonrasında herkes iki saatligine bir yattıki 4 saattebile kalkılamadı.
Kalktıktan sonra bir dolaştım, arkada görülen ayçiçek 600 dönüm. Geç ekildigi için daha açmamış. Biz saat 7:30 da arılıktan ayrıldık. Bizden Sonra Mustafa hoca yolda geliyoruz diye telefon ettiler ama biz o saatte Çatalca'da kavaltı yapıyorduk. Arılıga varip bir çay ve kontrol derken bir yagmur başlamış tam 40 dakika. Açmamış ayçiçeklere ilaç gibi geldi birde bana göre açmasını geciktirdi. Bir meyve olsun sebze olsun su verildeikçe olgunlaşması geçikir bilmem yanılıyormuyum.
Anlatıldıgına göre her taraf sel içinde kalmış, inşallah hayırlı olur.
Bir hafta önceden bu açıdan bir alt haberde olması lazım bir resim vardı. Karşıde tek tük ayçiçek açıktı şimdi sapsarı olmuşlar.
Bir kovanın muslugunu yakından çektim, girişin sarardıgı görülüyor. Ayrıca bende sonra Mustafa hocamla kovanları kontrol etmiş arı petek örüyor dedi. Demekki arılar yerine alıştı balda geliyorki petek işi başladı.
Arılıktan ayrıldık yolda Kemal abinin kardeşi her tarafım şişti ama arıcılık benim işim bu işi seviyorum diyordu. Bencede sev, nerde bulacaksınki bu kadar macara ve deliyi. Bu konuda Mustafa Kabaoğlu abimizin güzel tespitleri var. Ara ara paylaşırız, bunlardan biriside arıcılık akıllı adam işi degildir lafıdır.::)))
Çatalca'dayız göl kenarında antikkent restorantta kavaltı yapacaz.
Bu restoranın bir tarafı göl. Açık büfemi ne işte ne kadar yersen ye, dünya çeşit var.
Kavaltı bitti, ama herkes gece uyusada yorgun gözüyüyor.
Modellerimiz her geçen gün habire düşüyor. Kavaltının Tam ortasında Salih abi keşke Muhteşem abide olsaydı birlikte kahvaltı yapsaydık dedi. Salih abiye dedimki ona kavaltıyı yasakladım, eskiden yedi yedi daha yeni kendisine geldi, artık yemesi sakıncalı. Derken aradık bayagı bir gülüşüp sohbet ettik. Muhteşem abide buraya kadar gelip nasıl gidersin keşke kavaltıyı burada yapsaydık dedi. Alacagımız olsun oradada yaparız yeterki sen vaat et bizde alacaklı olalım. Bizden kaçmaz.
Karnımızda doyduya eğlence arıyoruz. Salih abi yolda gece anlatıyordu abartısız Ali abi 50 iğne yemişimdir diye. Benim için kaç yediğiyin önemi yok, canı yanan sensin ben degil. Kafadan gür saçın içinden bir makro görüntü alıyorum harbiden bir sürü iğne izi var, saçlar parladığından çoguda gözükmüyor.
Masadan kalkmadan bir güzel resim daha yakalıyorum, görüntü şahane.
Salih abiler beni Esenler otogara bırakıyor, Gebze kopla saat 12 gibi eve ulaşıyorum. Gebze'yede acayip yagmur yağmış her taraftan sular akıyor, ben eve çıkarken gene yağmaya başlamıştı. Bir yattım, saat 4 olmuştu uyandığım sırada Muhteşem abi aradı sesim acayip yat yat dedi ama dedimki kalkıp arılıga gidilecek. Biraz sohbet ettik. Hala gidecegim her tarafım hoşaf olmuş. Zaten hacıda bu sıra düğünlere kaçıp duruyor.
Resimlere tarih atarken iki gün ileri gitmişim hayırlısı olsun.

2.07.2009

KARNİYOL DAMIZLIK SAF ANAARILAR 5 X 5 OLDU

Karniyol suni döllenmiş damızlık anaarılarımda sıkıntı yok inşallah. Beşte beş kabul gördüler çok şükür.1 temmuz 2009 itibari ile hepsin de yumurta attı. ilk üç hafta çok önemli, kendi işçilerini çıkarana kadar başka ırklar karniyol anaarıyı kesebiliyor, sanırım feromen sorunu var. Ben damızlık karniyol arılarımı zaten Almanya'dan geçen sene gelmiş F1 işçilerine vermiştim, sadece birisi başka ırk arıya kabul ettirildi. Önümüzdeki üç hafta kontrölde tutmak gerekiyor, kafası bozulup anaarıyı kesmeye kalkabiliyorlar. Bu iş bize çok tecrübeler kazandırmış, tecrübede durup dururken kazanılan bir şey degil bize giren kazıklar da denebilir.::))
29 Haziran akşamı Gebze sıgırlık mevkisinden arılarımızı yüklemeye gittik. Olacak işte bir aydır doğru dürüst damla düşmüyordu, gene Gebze'yede yağmamış zaten. Ben arıları hazırlamaya başladım, bir rüzgar bir şimşek derken yagmaya başladı. Hacı ve benden başkada kimse yok, yükleyip bağlayıncaya kadar acayip ıslandık. Yola çıktık kalorifer sonuna kadar açık donuyoruz, yaz günü olcak gibi degil ama oldu. Mollafenari köyünden geçiyorum, elimde termos kaveye girdim çay alacagım, kaveci bize kadar çay var diyor. Manyakmı ne, sana kadarsa sen ver bir daha demle, dedim.Manyakmı bölümünü içimden sessizce tabiki. Yolda ilaç gibi gitti. Kasisin birisinde ağzımı haşladım ama olsun.
Gece saat 2 gibi arılıktaydık Trakyada. Mustafa abi bizden önce gidip bekleyecekti bize yardım etmek için, arılıga girdigimizde uyanıp bizi karşıladı. Arıları indirecegimiz sıradada biri geldi, dedim kimbu, oda bana soruyor bu saatte burada ne arıyorsun diye elinde tüfek. Musta abi dedi onlar bizden::))
Üç beş götürecek bizi be gece gece.
Saat 2,30 gibi çay ve yemek faslı vardı, peşinden yattık.
Sabah bir dolaştım hiç bir arı kovanında olumsuzluk yoktu. arılıgı fulledik, artık sağımı bekliyoruz. İlk gittiğimizdede Murat Çakır'ın bir kovanı gelişmiyor dedi, birde karniyol F1 üretebiliriz deyince anasını sıkıp atmıştık.
Yanımda iki safın yumurtalı ve larvalı çıtasını bir anasız kovanda götürmüştüm. Hemen sabah sabah larva transferlerini yapıp arılıktan ayrılacagız. Bendeki janter ekipmanları kendime ancak yetiyor, Trakyaya giderken sadece nikot denilen çanaklardan 20 tane yanıma aldım. Çıtayada tahta parçaları kesip mumla yapıştırdım. 10 adet muratın kovana, 10 adette benim kovana Mustafa abi için larva tranferi yaptım. İkiside degişik analardan.
Mustafa abi acayip güldürdü, demezmi bize sıradan arıdan larva tranferi yapmayasın diye. Yav bu millet bi acayip, zorla kaşınıyorlar benide yoldan çıkaracaklar. İyi bir kılıç bulup ondan tranfer yapmak lazım::))
Yesin her tarafınıda aklı başına gelsin.
Bu esnada larva transferi yaparken iyice dağılmışım, kimse dükkanı filan kapa demiyor::))
Tarihli resimleri Mustafa abi çekti, bizim hacı ben resim çekmem diye tuturunca. Torunu olsa çekmesini biliyor, bundan sonra elini makinaya bir uzatsın bakalım. Zaten makinada eli kulagında.Geçenlerde kilitlendi ön panelini söküp, evdeki makina yagıyla yağladım çalışmaya başladı ara sıra gene tutukluk yapıyor. Üç senedir devamlı üzerimde ve çok hor kullanıldı.
Larvaların birisini balkondaki 62 nolu karniyoldan götürmüştüm. Minik çıtayı normal çıtaya çaktım. Larvalar süt içinde kalmışlardı. Bu aradada Trakyalı Şenol'a haberde veremedik taze yumurta ve larva var diye, çünkü arılıkta telefon çekmiyor.
Gündüz saat 10 gibi arılıktan ayrıldık, Mustafa Kabaoğlu hocamızın okulda işleri vardı, kendisi okul müdürü ve kayıtlar başlamış. Gelip gidenlerin basısı laf anlamayıp kendisini çileden çıkarıyordu::))
Resmin ilersinde ise açmaya başlamış ayçiçekler gözükmekte.
Mustafa abinin odasında biraz dinlenip, öğlen yemeklerinide yedikten sonra biz esenlere otogardanda Gebze'ye geldik.
İlk defa böyle bir anaarı memesiyle karşılaştım.::)))
Benim italyan melezi erkeklerden birisi, anaarı memesinden çıkacak manitayı beklemekteydi. Belindede varroası var.
Bu erkek arının ne düşündügünü bilemiyorum ama kesin iyi şeyler düşünüyordur.
Salı günü niyetimiz anaarıları kutulardan toplamaktı ama haşat oluyorsun, kendine gelmende öyle basit olmuyor. Kim ne derse desin model gittikçe düşüyor, yanım belin derken kendini doktorların elinde rektefiyede buluyorsun, yarabbi beni doktorların eline düşürme, amin.
Bu akşam paydostan sonra kutulara giriştim, yarısına bile ulaşamadan akşam oldu, gidecek olanları eve getirdim, bekleyecek olanları banka kovana verdim.
Yarında hem anarı toplanacak, hem transferler var, bu aradada 3 göz açlıktan terk etmiş, depoda kek ve invert şurup dururken bunların olması üzücü. Artık işimiz sadece anaarılar, ilk etapta 4 metroda yogun yükleme yapıp her göze bir çıta ful bal koyacagım. Daha önce bazı gözlere yaptım hiç sorun çıkmıyor o şekilde.
Yavru kapatan anaları toplamak çok zevkli bir iş, bu arada kutuların haricindede arılıkta bulunan dördü metro kovanların biriside italyan diger, 36 kovanda anaarı üretimine dahil oldular. Hepsi karniyol melezi, birde kafkas anaarısı var,acil anaarı lazım oldumu kovanlardanda anaarı almaya başladım. Hacının keyfine diyecek yok, yarın ilk işi kutulardaki arılara kek dagıtmakmış, terkleri görünce dediki bunlar benim hatam, yok abi dedim senle alakası yok, bunlar yokluktan olmuş yokluktan::))))
Hacının içi gitti, fazlada üstüne gitmedim.