Güzel bir hafta sonu, 22 şubat 2015...
İki senedir, keçi peşindeyiz, yiyemedik gitti...
Çobanlık zor, keçine bir türlü kıyamıyorsun...
Bunu anlamak ve anlatmak zor, hani ayakkabıcının ayakkabısı delik olur misali...
Haftalardır bunaldık, arı açamıyorsun arıcılık işleri yapamıyorsun efkar bastı...
Yamanacak yer arıyorduk bir fırsatını bulup kapağı Yusuf beyin arılığa attık...
Bizler ile konuşurken dikkatli olunmalı, birden ihale size kalabilir, mekan ve mesafe konusunda rakibimiz yok...
Resimde yakınlarına taziyeye gelmiş tavuk ve oğlak görülüyor...
Taziyede bulunanlar,taşkınlık yapmadılar sonları ızgara üstünde cızbız olabilir...
Neyse bu kadar giriş yeter...
Yusuf bey cümbüş çalmaya çalıştı, hemen aklıma bir ata sözü geldi...
"İyi niyetle keman çalınmaz, der" Almanlar...
Bundan anladığımız ise sizin niyetiniz ne kadar iyi olursa olsun, anlamadığınız işi yapamazsınız demektir...
Yusuf bey keman çalıyor, pardon cümbüştü :))
Ziyafet alanına ulaşım zorlu etaplardan sonraydı.
Herkes çocuk gibi eğlendi diyebiliriz..
Arılıklarda kesinlikle böyle bir konteyner olmalı, yada bir arıcı kulubesi...
Siz ne kadar sohbet edelim desenizde yemek hazırlama işi her zaman mutlaka belli bir zamanı tüketiyor...
Ben ise her ihtimali düşünüp, aç kalmamak için köfte hazırlıyorum. Bunların ipiyle kuyuya inilmez, şirkete gelebilirim...
Yaptığım köfte tamamen bulgurdu diyenlere ithaf olunur....
Aklıma gelen zaten başıma gelir, biberler pişiriliyor, diyet yaptıracaklarmış, kime tabiki bana...
Körükçüde oldukça yetenekli birisine benziyor henüz tam test edemedik ama....
Bir ara arılıkta bir şeyler oldu, baktım arı ruşet önünde yığıldı içeri girmiyor başka yerede gitmiyor.
Dedim bir gariplik var gidip bir yakından bakayım...
Ana arı baktım yerde, elime aldım kanat kesik, yani kanat sağlam olsaydı çekip gideceklerdi...
Ruşetin içini açtığımızda az bir yavru arısıda az ve yavru civarında yiyecek yok çıtanın kenarlarındaki balı alamıyordu. Ayrıca üstte yemlikte şurup var, zannedersem tacizde ediliyordu.
Hemen yavru etrafına şurup döktük, yavru karşısına gelecek şekilde dış çıtalarada şurup döküldü...
Aslında bu kovana başka bir kovandan arılı çıta verilmeli, yoksa bu arının adam olması zor ve gene terk edebilir...
Kraliçe arıyı elime aldım, koluma tırmandı sanki yükselince uçacağım sanıyor, kanat kesik kanat...
Ara boşluklarda etrafı kolaçan ettik, Gebze yöresinde deli yılgın denilen beyaz pürenler açmaya başlamış...
Civarda güzel çiçek var, bu yıl ormanlar tarlalar suya doğdu, çok iyi bahar olur.Kuvvetli arılarda bahar balı yapacaktır, oğul işi tavan yapacaktır...
Gelen polenleri inceledim en az 3 çeşit polen geliyordu...
Makro çekim bir arı, polenle gelmiş dinlenirken....
Bizim hoca kekleyecek adam arıyor, demekki onunda nazı ustasına geçiyor...
Bir alet buldum bak 1500 lira dedi, ölçüyor biçiyor, ben tabiki oralı olmuyorum...
Merakta etmiyor değilim, hiç müşteri olamama rağmen 300 liraya kadar fiyat indi, Allah her şeyin hayırlısını virsin :))
Sonuç ben böyle bir aleti test edeceksem ücret vermeyip, ücret almalıydım...
Aleti test edip rapor sunduğumda bin liramı isteyeceğim, isteyen önemli değil ama vermeyen zenci...
Alet bazı işleri kolaylaştıracak...
Aletin kendi led lambaları var...
Büyükte oranı suni tohumlamada kullandığımız mikroskopun aynısı... Nesneyi 20 kat büyütüyor...
Bu şu demek oluyor, sperm toplamak için aleti ve mikroskopu kurmayacağız, elektirik sorunu yaşamayacağız, sadece şırıngayı bir çubuk veya mile tuttur, ve her zaman her yerde damızlık erkekten sperm al demek oluyor...
Zaten bu iş için gerekli olan serum poşetlerde, artık çanta taşımaya gerek yok...
Bu yazdıklarım inşallah bizim pinti hocanın kulağına gitmez...
2x gözlük...
20 Kat büyük gösteriyor...
Sperm saklama konusunu geçtiğimiz yıl geçtik,11 ve 16 gün beklemiş spermle yapılan işlemlerin kraliçekleri yaşamaya devam ediyorlar, sperm ne zaman bitecek zaman içinde göreceğiz, çünkü bazı damızlık firmaları sperm alıp tohumlama yapıyor. Buda şu demek oluyor beklemiş sperm ile tohumlanan arılarda sorun olmaz, olsaydı bu işleri niye yapsınlar...
Hem delik delen hemde kuş gözü takan alet, hem basit hemde güç harcamadan anında çıtaya delip kuş gözü halka takıyor...
Bizimki gaza geldi...
Birini yeterki gaza getir, şimdide tel gereceğim diye tutturdu...
Tezgahtan zor aldık, bırak tüm çıtaları bitirmek zorunda değilsin beya...
Keçiler koyunlar onlara bana ise biber düştü...
Misafir umduğunu değil bulduğunu yer denmesi bu olsa gerek...
Milletin önünde tepsi tepsi et, beze biber...
Bereket etleri ne kadar çok yeseler de bitiremediler, kursağımız et gördü...
Bazılarının kaynanası çok seviyor olacak ki, yemeğin ortasında gelenler vardı, nasılda bu zamanlamayı tutturursun...
10 Kiş daha olsaydı yapılan yemekler bitmezdi...
O kadar ızgara yendikten sonra, bizim köfteler ortada kaldı, tokken balın bile tadı olmaz...
Şakalar bir tarafa...
Yusuf beye ne kadar teşekür etsek azdır, Allah kendisinde ve dostlarımdan razı olsun. Süper bir sezon finali oldu.
Bir daha böyle toplanıp vakit geçireceğimizi sezon içinde zor olur diyorum, genede nasip diyelim, bakarsın olur, neden olmasın :))
Damızlık yumurta isteyen Emrah Karadeniz'in söylediklerini Yusuf'a ilettim.Yumurta var ama ben göndermek için uğraşamam dedi, dedim ben uğraşırım sen yumurtaları bir vir :))
Yusuf beyin tavukları genelde saf damızlıklardan oluşuyor, Sussex, pleymut, astrolog ırklarının safları var. Irkların her konuda çok önemli olduğunu artık biliyoruz...
Yumurtaların tadı nefis, şimdi şeytana uyup, marketten yumurta ayarlayıp, Emrah'a göndereyim, geçer içimden...
Şeytanla boğuşup duruyoruz...
Günün sonunda, yapılan hesap kitap işlerine bir göz atalım dersek, kendisini ne kadar kassada bu yenilenler pek saklanacak gibi gözüküyor...