enginar çiçeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enginar çiçeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.07.2014

ARICILIK TEMMUZ 2014

Köpük kutularla çalışmayı öğrendik...
İlk turu kutu bitirdimi gerisi geliyor.
İlk turda ana arı çiftleşmeden dönemiyorsa büyük sorun oluyordu, şimdi yapılan destek Kenya mini kovanlar bu sıkıntıyı giderdi birde kutular arasında yavrulu ve ballı çıta transferi yapılabiliyor...
Bu sırada en sıkıntılı zamana gelmiş bulunuyoruz havalar ilk defa çok ısındı, kutulara iyi bakılmadığında terkler başlar.Kutularda sürekli geri gidiliyor, sayı sürekli azalıyor, gönül çok fazlasını istesede iklim şartları ve arıların bu kutu bize yetmez kış geliyor kendimize daha büyük yer lazım dediklerini duyar gibiyim.
Bazı kutularda çıtalar abartılmış resim açısı iyi olmamış ama yan tarafına örülü petek koyamıyorsunuz...
Çıta minik görünüyor ama göz sayısı iki yüzde 800 filan, bir ara saymıştım.
Bazı kutularda çıtalar yetmiyor yemlik bölümüne petek örülmüş besin bitince boş gözleri ana arı ziyaret edip yavru basmış.
Yemlikte kapanan yavrular...
Bu çıtalarda eski ruşetlerime ait, ruşette kovanda çalışmak daha kolay...
Güzel bir görüntü, memeden ana arı doğmuş işçi arılar şimdilik mutlular...
Arıcılıkta çözülemeyen bir sürü problem var, bunlardan biriside kapalı memelerin günü gelmeden bozulması. Durup dururken niye sezaryen yaparlar hala anlayamadım...
Bu hafta bir iki gün sonra dağıtılacak 70 civarı meme kestirdik....
Ramazan ayı içinde işleri takip oldukça arıcıları ve ana arıcıları etkiliyor.
Hafta sonu bal hasadı yapılacak bakalım nasıl olur....
Enginar çiçekleri, yetiştirdiğimiz enginarların fazlasını arılara polen ve nektar kaynağı olsun diye çiçeğe bıraktık ::=))
Enginar çiçeği...
Bu konuda bizimle yarışacak olanlar vardı, şimdilerde domatesle yarışalım diyorlar....
Bahçemizdeki domatesler, oturak olanları bile bir filize yönlendirip tüm koltukları aldım yoksa orman gibi olmuştu içine girilmiyor....
Şu an ilk ekilen domatesler boyumuzu geçti ve güzel domates dökümü yapıyorlar...
Bu resimler bir hafta öncesinin, ağarmaya başladı, tek tük kızarmalar var...
Bir kaç fidede susuzluk varmış gibi kavrulma oldu. Kontrol ettiğimizde bu minik sinekler vardı zannedersem domateslerin damarlarındaki suyu emim zarar verdiler.
Gerekli destekleri alıp mücadele edildi...
Alaca düşmüş derler bizde, kızarmaya başlamış bir domates...
Yakında toptan domates satarız gibime geliyor...
İftarlardan birisini Darıcadaki arılıkta yaptım, yılın ilk ürünü domates ve biberlerle....
İlhami abi şu an çilek ekimi için yer ayarlıyor bu yıl hızını alamadı....
Geçtiğimiz cuma günü Belediyemiz tarafından verilen iftara katıldık, Eskihisar mahallemizde deniz manzaralı iftar...
Hafta sonu gene Zasim abinin arıların kontrolü vardı, petekli çıta yok ve acilen petek takımı yapıldı...
En önemli konu çıta eşeği denilen en üst çıtaya petegi çok iyi yapıştırmak. Bu işide en iyi hava sıcakken yaparsınız yazlığa gittiğimizde güneş batmak üzere idi. En üst sağlam olursa arılar peteği zaten yukarıdan örmeye başlarlar hiç bir sorun olmaz...
Üst iyi yapışmamış ise petek yukarıdan ayrılıyor ve berbat bir durum ortaya çıkıyor....
Üstünü iyice yapıştırdığımız peteği teller arasında zikzak yaptırıp bırakıyorum, tellere yapıştırmaya bile gerek kalmaz bu şekilde ben arılara veriyorum kendileri tele yapıştırırlar, imkan varda elektirikli olarak tele yapıştırılsa daha iyi olur...
Akşam üzeri hava serindi peteği kırmadan tekler arasına alıyorum.
Olay tamam...
Bu ağacın gerçek adı nedir kimse bilmiyor, her kafadan başka ses çıkmakta, acayip bal veren bir ağaç...
Bu yıl koca yemişler meyveden yıkılacak...
Acayip kocayemiş meyvesi var, yörükler bu ağaçta meyve fazla varsa kış çok olur derler aslı var mı bakarız...
Özel erkek üretimi oldukça zor ve takip isteyen işlerimizden birisidir....
Suni tohumlama çalışmalarında bu iş oldukça önemli...
Özel erkekler üretildiklerinde başka erkeklerle karışmamaları için özel anası olmayan kovanlara alınıyor. Olgun erkekleri genelde dış çıtalardan topluyoruz.
Bazen sayı çok oluyor topla topla bitmiyor, erkek kafeslerini çıkışa bırakıyoruz, zaten dış çıtada olgun olanlar dışarıya fırladıklarını sanıyorlar ama kafese giriyorlar.

Son çalışmam oldukça yorucu oldu, sabah 7:30da başlayıp akşam 8:30da bitti kamburum çıkmış, bazı ana arıları serbest bırakmak zorunda kaldım bu işleri mutlaka yapmam gerekiyordu ama Ramazan ayı içinde çekilmiyor...
Damızlıklarımızı yedeklemeye devam ediyoruz, bu konuda hala sorunlar yaşıyorum, sorunları çalışma yaptıkça anlayıp hataları gideriyoruz...
İşin içindeki minicik bir detayı göz ardı ettiğinizde yapılan tüm çalışma hüsranla bitiyor...
Bir misafirim yardıma gelecekti, gelmedi tek başıma sabahtan akşama kadar çalışmak zorunda kaldım...

Başaramadığım konulardan birisiydi, bakalım sonuç ne olacak, üç deneme sonrası sonuca gidile bilecekmiyim...
Bu resimleri yükleyip yazılarını sonra yazarım diye bırakmıştım,

 Bursa'dan bir haber geldi :(
Teyzemin kocası Nasıp eniştem vefat etmiş. Hemen izin alıp Bursa'ya gittim. İlk defa yıllarca sevinerek gittiğim eve üzülerek gidiyordum. Nasip eniştemin bende çok hakkı vardır, evinde ne kadar kaldığımı hatırlamıyorum, bu kalma işi çocukken başladı hala devam ederdi. Evinizde başka yerde ne kadar rahat ve mutlu olabilirsiniz, biz hiç bir zaman eniştemde misafir gibi olmadık. Bursa'da bir işimiz olsa direk teyzeme gidip oradan işlerimize gideriz.
Allah eniştemin mekanını cennet eylesin, korktuklarından kurtarsın. Sevenlerimden istediğim, tüm geçmişlerimize ve eniştemin ruhuna bir fatiha okursanız sevinirim....

6.08.2012

ARICILIKTA MEVSİM SONUNA DOĞRU GİDİYORUZ

Enginar çiçeği.
Bu sene enginar üretimim fiyaskoyla sonuçlandı::((

İki adet enginar yetişti, biz koparana kadar ikiside çiçek olmuş. bu mevsimde çok olsa acayip arılar istifade edecekler, bir sürü arı ve böcek tarafından bu çiçek ziyaret ediliyor.






Ağustos ayı zaten sıcak, birde ramazan ayı girince arılıkta gündüz adım atılacak gibi degil. Üretmiş olduğumuz ana arıları akşam üzeri toplayabiliyoruz, sonrasında koştura koştura iftara yetişiliyor. Sonuçta orucun 15 günü bitti, geriye az bir şey kaldı.



Bu yıl çok kurak geçti diyebilirim. Haziranda kestaneye gidildi damla düşmedi, peşinden Trakya'ya gidildi, temmuz ayı bitti damla düşmedi, şimdi ağustostayız, kış iyi olmasaydı her şey kururdu diye düşünüyorum. Bu kuraklığa rağmen pürenler hala canlı, bir yağmur çok şey demek, pazar günü 10 km yakınımıza acayip yağmur ve dolu yağdı, yolu görmek imkansızdı, arabayı kenara çekip yağışın hafiflemesini bekledim, arılığa gittim bizim ormana damla düşmemiş.




Ana arı üretimin olmazsa olmazı erkek arılar.



Bu yıl çok önceden davranıp ürettiğimiz 5 ana arı 3 gün arayla üç sefer beş dakika bayıltılıyor. Bu ana arılar daha sonra erkek yumurtası atıyor. Karbn gazı CO2 ana arıyı yaşlandırıp çiftleşme isteklerini yok ediyor. Literatür böyle, benim ana arılardan birisi literatürü deldi, üç bayılma kesmemiş, birisi çiftleşmeye çıkmış ve şu an işçi yumurtası atıyor. Üçer günlük bayılmalar esnasında ana arı hep kafeste duruyor, en son serbest bırakılıyor. Bundan sonra bu tür işlemlerden sonra ana arıların kanatlarını kesmeye başladım. Sonuçta erkek bu mevsimde mumla arasanız bulamazsınız. Bu yöntemle üretilen erkekler genelde larva veya pupa döneminde alınıp yerine başka kovandan kapalı işçi veriliyor yoksa nesil nasıl devam etsin bu koloni?




Uygulamada 32. sırada yer almış ana arı nedense erkek atıyor, hiç işçi atmadı, kısa zamanda yumurtaya başlamıştı. Tohumlama notlarıma bakıyorum her şey olumlu geçmiş, verdiğimiz sperm neresine gitti anlayamadım. Bu ana arıda erkek üretimine alındı, saf ana arı beklerken saf erkekler üretiyor::((





Bu koloni ise Trakya dan geldi. 5/7/2012 tarihinde arılarımızı kontrol etmeye gitmiştik. Muhtarımız kani bey bu kovan gelişmiyor dedi, kovanı bir açtım, üç çıta kapalı erkek vardı. Dedim ben bu kovanı alıp sana başka kovan vereyim kabul etti. Temmuz başından beri bu arıda erkek üretimi yapıyor.


Bu ana arıya bu mevsimde paha biçilemez::))



Memlekette soyu ne olduğu belli olmayan analara paha biçemeyenler var, Aziz Nesin boşuna konuşmamış birden onu hatırladım::))




Sökülmeye başlamış erkek arılar. Genel olarak anasız kolonilere verilip orada doğup beslenmeleri sağlanır. Sıradan başka kolonilere bu çıtayı verirseniz doğan erkekleri anında kapı dışarı eder, mevsim erkek mevsimi degil. Bu tür koloniler sürekli kapalı yavru takviyesi ile ayakta tutulur ve verilen çıta ara sıra kontrol edilir, verdiğiniz çıtadan ana arı memesi yapılıp ana arının işine son verilebiliyor.



Trakya'dan gelen koloninin ana arısı, görüntü gencecik, fırıl fırıl kovanda dönüyor ama dölsüz yumurta atıyor. Ana arının tipine bakıp ondan manalar çıkartılsaydı, dünyada damızlık diye bir kavram olmazdı.



Erkek arılar doğmadan anasız kolonilere alınmalı, yoksa erkek arılar kaybedilebilir.



Zaim abinin site yöneticisi Raşit bey, kendisi Bulgaristan'daydı kendisi göçmen. Yurda döndü, maskesinide alıp daha önceden kararlaştırmıştık iki koloni istiyordu.



İçten bölmeli oğul kutusu getirmiş, dedim durup duruken başımıza iş çıkartma, götür ruşetleri aktar dedik.



Bulgaristandan getirdiği kovan modelinin altı. Altlık seyyar, katlar seyyar, kovan seyyar, her kattan ve kovanın ortasından çıkışlı, dedim git işine yeni şeyler görmek istemiyorum.



Kovanın sadece altlık sabit::))

Altlığa sadece katları diziyorsunuz.

Raşit bey sonnda arılarına kavuştu, site yavaş yavaş arılanmaya başladı::))




Eşek arıları bu sıra arılara musallat oluyorlar. İşçi arılarıanında parçalayıp yemeğe başlıyor.







Yıllar öncesi balık avına gitmiştim, gittiğimizde bir kaç gün kaldığımız olurdu, son yıllarda bir sefer bir günlüğüne bile gidemiyorum.

Balık tuttuğumuz yerde eşek naneleri vardı. Eşek nanelerinede bal arıları konuyor, eşek arısı sanki savaş uçagı gibi, nanelerin arasına bir dalıyor kaçmaya çalışan işçi arıyı yakalayıp yiyordu. Bende eşek arılarını yakalamaya çalışıyordum, yanımda bulunan balık kepçesi bu iş için acayip işe yaramıştı, birden taaa o günler aklıma geldi.




Balık malzemecisine gittim. Kepçe alacağız adam soruyor, teknedemi kullanacaksın::))


Yok bunu ormanda kullanacağım dedim adam acayip acayip baktı durumu anlattım şaşkınlığı geçti.


Eşek arı avı'mız bayağı bereketli geçiyor.


Av peşinde olan eşek arısını avlamak çok basit, sıcaklarda uçmuyolar, akşam üzeri arılıga geliyorlar, üç akşam eşek arı av partisi yaptım, yüzden fazla eşek arsı mevta, hem kepçe sallamasını unutmayalım, kışın büyük olasılıkla hep balı tutacağız, Zaim abi tekne aldı, devamlı davet ediyor nasıl gideyim bu iş güç arasında...






Bunların kolonilerini bulabilsek imha daha kolay olacak ama ormanın kim bilir neresindeler.






Eşek arıları, içiçi arının en az dört beş misli büyüklüğünde.



Eşek arı tuzağı. Eşek arılarına başka ikramlarımızda var. Ne hikmetse dün hiç teşrif etmediler.




Bir kaç ped şişede tavuk ürünleri deneyecegim, bu arılar etçil.



Yol kenarına dökülmüş harfiyat ve ürzerindeki bitki ilgimi çekti. Yaklaştım kendi kendine büyümüş br meyve, henüz olğunlaşmamış, yoldan görünmeyecek şekilde arka tarafa aldım, sabırla olğunlaşmasını bekliyorum::))




Kendi kendine yetişen bir karpuz. Birde bakım yapılsa kim bilir nasıl olurdu. Hani kuşun kurdun hakkı derlerya, bakalım olğunlaşana kadar yolun kenarında kalacakmı, kalırsa hasadı görüntülerim::))