janter ekipmanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
janter ekipmanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.02.2015

ARICILIK VE 2015 SEZONUNA HAZIRLIK

Bu yıl Bal festivalinde alışveriş yapmayı düşünmüyordum...
Ufak tefek larva kalemi, çanak filan alırsam...
Yukarıdaki janter hoşuma gitti...

Almanya'dan getirttiğim 110 gözlü janteri hala kullanmadım. Nedeni başlarda bazı kişiler janter içinde ana arının ölme riski var dedi hatta janterde damızlık öldürenler oldu, geçmişte damızlık zaten zor temin ediliyordu, birde durup dururken janterde riske etmeyelim dedik ve kullanmadık...
Sonrasında kendi damızlıklarımızı üretince ve ana arı işi biraz artınca bu seferde 100 larva için 4-5 gün beklemek lazım...
Değmez dedik...

Bu janterde ise 460 göz var, nasılsa damızlıkta bol, ölürse yedek çok riske girerim, tek sıkıntım ben bir damızlıktan ana arı üretmiyorum, bir çıtaya 30 aşılama yaparım öbür çıtaya başka damızlıktan transfer yaparım, bir turda bu alet tek damızlığa bizi mahkum edecek görünüyor...

Buradaki sorun şu, masa başında söküp takması güzel, sistem işleyecek mi uygulamalarda göreceğim..


Masadaki malzemeler bir zamanlar toptancı malzemeciler de bile yoktu... :)

 Gelelim janterin çalışma sistemine...
Bu siyah parçalar, üzerine yumurta atılıyor...
 Minik tabak gibi görünüyorlar...
İki parçanın düz tarafları birbirine yapıştırıldığında düz bir şerit oluyor...
Bu şekilde...
Janter aletini kullandığınızda bu siyah parçalar aynı çanak yerine geçiyor ve yedekleri olmalı, bunlar ana arı üretiminde tek sefer kullanılıyor...
Arı sütü üretiminde bu parçaları defalarca kullana bilirsiniz...
 Birleştirdiğiniz parçaları böyle janterin arkasına sokuyorsunuz, yada monte diyelim...
Hepsini sırayla doldurmak gerekiyor...
Tamamen dolduğunda 460 göz ediyor...
 Arkadan çanakları yerine monte ettiğimizde ana arının yumurta atacağı taraftan görüntü bu şekilde.
Daha yakından bir çekim...
Diyelim buraya yumurta atıldı ve zamanı gelince çatlayıp larva oldu, komple sırasıyla söküp, ikili parçaları ayırıp bu sefer, özel çıtada bulunan delikli çanaklara gene arka taraftan monte ediliyor...

Çıtaya dizilmiş delikli memelere çanaklar böyle giriyor...
Biz arı sütü üretmeyeceğimiz için her meme bir bölmeye gideceği için siyah çanaklar yüksüklere girdiğinde arkasındaki plastiği kırmamız gerekiyor...
Yoksa memeler birbirine bağlı oluyor...
Arı sütü üretsek kırmamıza gerek yok tekrar tekrar aynı malzemeyi kullanmak gerekiyor...
 Bu ana arı yüksüklerinin deliksiz olanı da var.
 Yüksük çıtasına 33 tane meme sığdı.
Daha rahat olması için 30 meme takılsa daha iyi olacak, memeler arasında 1 mm kadar boşluk olursa siyah çanak veya kadehler daha kolay girecek görünüyor...
 Janterin arka tarafıda kapatılmış, öbür yüzü gibi kapaktan işçiler girip çıkamazlar ama niye ana arı koyma tapası yaptılar anlamadım...
Yada tek kalıpta tüm kapaklar çıktı, ötekine işçi arı giriş çıkışı yapıldı...
 Ana arı yüksüklerine aynı zamanda kafeslerde geçiyor...

 Bu kafesler,tüm janter yüksüklerine veya memelerine  oluyor..
Janter setinde , 460 gözlü janter kutusu,100 delikli meme ve 460 gözlük çanak ve 2 çıtalık alüminyum ve plastikten oluşturulmuş çıta aparatı mevcut.
Janter ekipmanı, Erçika plastikten temin edeilebilir....
 Kendi yaptığım 3 bölmeli ana arı kutularımda yemlik hep sorun olmuştu.
Akşam üzeri Hüseyin Avcı abiyi ziyaret ettim. Baktım Ersan Yorulmaz, satılmayan malzemeleri topluyor.
Dedim bunlardan bana yollarsın, dediki niye kargo verecksin al götür.
Dedim arabam yok..
Tanıdıktamı yok deyince hemen doktorun yeni arabası aklıma geldi... :)
Dedim, tanıdık var,o zaman 200 tane istiyorum...
Biraz genişmiş ama hiç önemli değil 4 çıtalık bölüme nasılsa sığdırırız...
 Yıllar öncesi, Mustafa Kabaoğlu abinin bal hasadında bu sır tarağına benzeyen tarak kullanmıştım. Hatta istedim bulamamıştık, Rize'den aldım demişti.
Mustafa hocanın sır tarağı acayip keskin ve tarak incecik olmasına rağmen tele taklıyor katlanıyor yamulmuyor du.
Lazer kesimli sır bıçağı demişlerdi, kaç yıldır denk gelemedim. Bilmem artık aynı kalitemidir...
Elimizde kaç tane sır tarağı var, iki tanede bundan olsun dedik...

Tabi bir taraftanda yavaş yavaş bahar geliyor.
Sezon başladığında bazen güneş doğmadan arılığa gider acil yapılması gerekenleri yapıp sonra işbaşı yaparım...
Akşam paydostan sonra ise gündüz yapılacak işler yapılır, ana arı toplanacaktır, ana arı memesi dağıtılacaktır ve güneş batar.
Güneş battığında benim iş gene bitmez. Takarım kafa lambasını larva transferi gecede oluyor, meme besleyen arıların beslenmesi gece oluyor, bardaklara keki gece basarsın, kutulara şurubu gecede verirsin...
Ben gece 22:00 den önce evime giremem, böyle bir trafik çok uzakta değil, düşünülmesi bile beni yıldırıyor ama bunca zorluktan mecburi olarak zevk almaya çalışıyorum...

 Aldığım malzemelerden biriside ana arı boyama aparatı,gerçi vardı nerelerde bilmem hiç kullanmadan kaybolmuştur...
Ana arı boyamak bizim için çok kolay.
Peki bunu niçin aldım, damızlık ana arılara numara takmak, boya yapmak kadar kolay değil. Kraliçeyi bir yere sabitleyip tutkallamak daha kolay.Elinizde pozisyonu kaçırdığınızda, düzeltene kadar numara çıkıyor kayıyor burada daha rahat numara yapışır diye bu aleti aldım.

Bu arada şubat ayının bir haftası uçup gitti önümüzdeki soğuklar geçtiğinde bir daha kolay kolay soğuk olacağını düşünmüyorum...
Soğuk olsada artık sezon başlayacak...

13.05.2013

YOĞUN ARICILIK İŞLERİMİZ DEVAM EDİYOR

Bu akşam mesai çıkışı arılığa gitmedim, Enes Emin ve İlhami abi arılıkta gerekli işleri yapıyorlar.
Arıcınıun yoğun günlüğü devam ediyor...
Kargoları mı yaptım, gezi zamanı başlıyor...
Bir bahçede damızlık erkek üretimi için bıraktığım kovanın yanına geçen sonbahardan beri gidemedim, bir bakayım ne oldu, içimden de sönmüştür diyorum. Kışa katlı girmişti, gittim sapa sağlam, körük ve maske yok dolayısı ile kovanın kapağını açıp bir baktım arı katta altta durum nedir bilmiyorum kapattım.
Hafta sonu yaşadıklarımız ve bu günü tersten bir paylaşayım.

Dr.İsmail Demir abimizin benden aldığı kolonilerine bazen bakıma giderim. Uzun bir zaman oldu ben Mersinde iken telefon etti birisi alt katı doldurdu, kat koyayım mı diye. Izgara koy, koyduğun kata çıtaları diz demiştim.
Bu arada İsmail abim bir yurt dışı yapıp geldi ben hala ziyaret edeceğim, kendisi aile doktorumuzdur.
Yazlığına gittim kendisi de orada ne güzel....
Abi nasılsın o bana hoş geldin diyor bende ona::))
Arılara daha gelip bakmadın mı dedi, dedim ki abi acayip bir iş yumağı var gelemedim.

Bir kovanda sorun yok alt kat dolmak üzere. Kat konulan kovanı kapağını açtım, örtüyü kaldırdım oda ne::))
Mis gibi bahar balı kokusu geliyor. Peteği kopartıyorum koparma dedi, dedim bunu almamız lazım, daha 3 çıta daha konulacak yer var.
İsmail abi balı aldı, acayip bir mutlu yüz....

Sonra diğer çıtaları merak etti, akşam akşam bende meraklandım körük yanıyor bir bakalım dedik.

Öyle güzel bahar balı gelmiş ki, kokusu hala burnumda, tabi laf aramızda kalsın, bu çıtalardan birisini kesin göçürmem lazım::))
İsmail abi korkuyor abi yaklaş korkma dedimse de uzaktan resim alıyor. Sim siyah giymişim sokacak olsa beni sokar::))
 Abi yaklaş, her çıta bal ile kulübe kapısına mı geleyim....
Dünyada doktor arısı olmak varmış, kovanlar şato gibi kulübe içinde bizimkiler yerlerde sürünüyor, altına bir tahta bile atamadık....
  Artık kendisi kapıya geldi, çıta ortasına arılar yavru yeri açmışlar ama kovanda ızgara var, bir taraftan bal sırlanmaya başlamış.
 Kolonide 7 çıta vardı, sekizinciye dalak atılmış, bende petekleri tamamladım.
Yerim sizi 10-15 güne kadar kendim bu kovanlara özel bir bakım yapmalıyım....
 Pazar akşamı Yusuf Şimşak kardeşime gecikmelide olsa biraz arı kolonisi götürdüm.
Arılıkta İlhami abiyle bir gece yarısı anısı oldu::))
Yusuf Şimşak arılığı.

 Yusuf gündüz toplanan ana arı deposunu buldu arabanın içinde, yılan gibi bu analar diyoru::))
 İlhami abi olumsuz vaka derler ya, yemedim yedirdim,tipe bakın, bu adam beni kahrımdan öldürecek::))
Yemek üstüne çay, İlhami abi sek su içiyor, bu arada gece yarısı olmuş hala eve döneceğiz.
Rahmetli amcamın bir sözü vardı, derdi ki "lafın harmanı olmaz" Bir kalkalım hele. Gece İlhami abiyi Darıca'ya bırakıp saat 2 de evime girdim....
Sabaha mesai var.
 Hafta sonu toplanan ana arıların istifleri ve sulanmalı yapıldı, akşama her biri bir başka şehre doğru yolculuk edecekler.
Akşam üzeri bu ana arıları sahiplerine yolladım. Erkan ise ben bu haberi yaparken yoldaydı. Nisan içinde söz verdiğim çoz az bir şey kaldı, bundan sonrası artık inşallah kolay.
 Bazen transferlere taban yetmiyor, tabanı eksik almıştım, başka sorunlarda var. Elimde 3-4 degişik janter ekipmanı var, Yurt dışından gelenler standart, bizimkiler işe bir el attı, her biri başka ölçüde. Bazıları girmiyor, bazıları düşüyor, bazıları da rahat.
Hepsini bir arada nasıl kullanırım diye bir düşündüm, kafada olay tamam, Cemil ustayı ziyaret ettim::))
Ustam böyle bir şey düşünüyorum, 3-4 mm kontra varmı, o olmaz agaç  yapayım dedi, seni mi kırayım yap bakalım deyiverdim.
Sıfır malzemede memeler kayıyor ama ikinciye kullanılan memeler güzel oldu. Vida takar gibi, kısa yeri geçirip çeviriyorsun ahada olsu::))
Daha yakından bir görünüm, çıkartılırken gene çevirip dar taraf kendiliğinden çıkıyor zaten.Janter ekipmanları,
Tüm malzeme bu, nedense bu marangozlardan ve projelerden kopamıyorum.....
 Arılıkta işlerimizin arasında saf erkeklerin üretimi de devam ediyor. Plastik erkek gözlü petek.
Çalışmalarımız her alanda devam etmekte, saf arı üretmek bizim için sıradanlaştı, sırada hibrit çalışmalarımız olacak...
Bir yarım çıtada en azdan 15x15 erkek var, iki yüzünde en az 300 den fazla erkek arı yapıyor, biz zaten hepsini bir seferde kullanamıyoruz, yarısını kullansak bize çok bile, nasılsa bu yıl çalışmalarımız bir noktada değil.
Aydıncıktaki ilk döllediğim Akdeniz arısı. Erkekleri ise İlhami abinin geçen yıl sabit arılıkta 60 kilo bal yapan koloniden.
Numarayı bu tip arılarda tersten başlattım.
İlk turda 5 uygulama yapıldı, 1 ve 98 yollarına devam ediyor.

Aydıncıkta ki ikinci uygulamada gene 5 tana arıya uygulama yapıldı. Gene ikisi sağ kaldı, 2 ve 3 yolarına devam ediyor.
Sadri abiyle yaptığımız uygulamaya 7 ana arı alındı, hepsi hayatta biri yumurtaya başladı.

Bu arada Aydıncıkta ikinci turda döllediğimiz ana arılardan birisini, Sadri abiye arısıyla verdim. Yolda ana arıya bir zarar gelmemesi için 2 numarayı kafese aldık.

Geçen hafta bir şey öğrendim benim açımdan olay önemli.
Bir arkadaşım ana arı almaya gelmişti, dedi ki bir yerden karniol anası aldım, anasınıda sen vermişin deyince işin şekli değişti.
Ben hiç bir ana arı üreticisine damızlık ana arı vermedim bu biline. Birileri benim arılarımdan ana arı üretiyorsa melezin melezini üretiyor buda bilinsin.
Bu güne kadar ekip dışına damızlık hiç kimseye verilmemiştir. Bir yerde pasta varsa, bazı insanlar yalanlar söyleyip o pastadan dilimler kapmaya çalışıyor.

18.03.2013

YILLIK İZİNE AYRILDIM



Sezon başlıyorrrr ve yıllık izine ayrıldım. Yeni arıcılık sezonunda bazı malzemelerin yedeklenmesi gerekiyordu, ilk adresimiz Arı evi. Ercan beye bir gün önce telefon edip, akşam kaça kadar açıksınız dedim, sen  gel,  gece 12 de olsa dükkanı açarım dedi. Mesai bitimi yola düştük, aynı zamanda Yusuf Şimşakta bal süzme makinası var, nakledilecek birisine süpriz yapacağız.
Yeni sezonda lazım olan ve eksikleri giderdik. Petek, janter ekipmanları yedeklendi, körük ve maske, en önemlisi Çin kaşığı aldım, bol miktarda nikot yada çanak.

Elimde taban ve karşılıkları vardı yeniden taban hariç bu memelerden aldım, elindeki memeleri kutuya verdiğinde geri almak zaman alıyor o zamanı beklemeye gerek olmasın diye tabansız meme aldım. Memeleri kutuya dagıtınca nasılsa tabanlar elimizde kalıyor. Alış verişi kısa sürede bitirmem gerekiyordu, bir türlü kendimizi kurtaramadık, nihayet vedalaşıp Yusuf Şimşak yazlığına doğru yola çıktım. Bal süzme makinasını alıp çıkacağım....
 Yusufun misafirleri var, yemek hazırlıkları devam ediyor, ben makinayı yükleyelim diyorum acele yok ben seni yolcu edecegim diyor, acele ediyorum ama kimsenin umurunda değil::((
Misafirler Yusufun İmam Hatip liseden arkadaşları. Kimisi inşaatçı, kimisi kuyumcu, kimisi başkan , kimisi başkan yardımcısı, kimi belediye başkanı, acayip bir ortam, tek yabancı benim, Yusufda bizi arkadaşlarına acayip övdü, apoleti yok ama ülkemizin en iyisi benmişim, hayret.....

Yusufun kardeşi üzgün, Trabzon sporlu olup kahrolmamak lazım::)) Bursa 3-2 yenmiş, derdide buna düşmüş....

Muhammet kardeş yemek işinde acayip çalıştı, gerçi kime yaranacan::))
Ellerine sağlık abim...
 
Yusuf yemek yapacak ve yiyip evime gidecegim....

Yemegin adı ne diyenler var bana göre sorarsanız, menemenin yumurtasızı, heralde anladınız bayagıda acı.

Sonra bir sepet organik yumurta geldi, şimdi tam menemen oldu.Bu tip yumurtaları bazı bloklarda sadece görüyoruz, vicdansız kalfa....
Yemege geçiyoruz nihayet yani diyeyim, Sultanbeyli belediye başkanımız gelmeden başlayamadık. Yemek bitti çay filan sizin olsun dedim ben bir gideyim, saat gece 12 oldu. Nihayet makinayı yüklemeye çıkıyoruz.

Gece gece ne işimiz varsa Yusuf bana tünekleri gezdiriyor, sanki ben tilkiyim, tüneklerdeki tavuklarla ne işim olur.....

Güzel bir foto olmuş, tavuklarda diyordur bunlar kim ve ne dolanıyorlar diye sektirmişlermi bilmem.

Kümesin her tarafını dolaştık, hindiler tavuklar ve horuzlar  hep mutlular::))
 kuluçkaya yatan en az 5-6 tavuk gördük.


Bazı tavuklar yattıkları yumurtaları bırakmış, dünya yumurta israfı yazık be...
 Bal süzme makinasını teslim alıyoruz. Delil olarakta resimledik. Bal süzme makinasını Bilecik Osmaneli de Kadir Gültepe almıştı. Kendisine süpriz yapacağız. Güya bir kamyoncu bilecikten geçiyor ve makinayı bırakacak. Yusufa tembihledim, kamyoncu çok asabi telefon edilmesini istemiyor o sizi arayacak::))

 Gece evime 1:30da girebildim, eşyalar hazır degil,sabah erkenden yola gidilecek ve şimdiden haşatız...
Sabah 6 da kalkıp Cemil ustanın işyerinde gündüzden unuttuğum malzemeleri aldım, sonrasında Darıca'dan İlhami abi aldım, 7:30 da otobandayız, hele şükür.

 Adapazar çıkışında kamyoncu rolündeki İlhami abi Kadir beyi aradı, Bilecik'in merkezindemisin filan...
Kadir o kadar iyi tarif veriyorki sanki dediği km leri tek tek ölçmüş gibiydi.


Mermer atölyesinin sapağı biraz ters, az geçtim arkamdada arabalar var kenardan geri geleyim dedim::))
Menfez varmış tekerin biri şu an boşta, Kadiri aradım gel kamyon yolda kaldı birde portif getir dedim::))
Az daha tam süpriz yapıyorduk,çok şükür problemsiz portif arabanın arkasını kaldırıp yola koydu.

Kadir beyin işyerindeyiz, burada mermer atölyesi var. Makinayı teslim edip resimler aldık.

Kamyonculuk zor zanaatmış be::))

Kadir beyin ofisindeyiz, bir çay içip çıkacaktık, bir iki üç derken dedim bir kalkalım dünya yol var.
Kadir beye hayırlı işler diyoruz birde toplu foto aldık.Kendisi bizi zamansız gördüğüne üzüldü,hatta Yusufu arayıp abi bunu bana nasıl yaparsın adamlara bir yemek bile yediremedim ayıp oldu demiş, ayıp olacak bir şey yok alacağımız var::))
Her şey için teşekürler, zaten derdimiz yemek olsaydı haber verirdik, ileride sofra hazır bizi bekleyenler var::))

İlhami abi genelde istediğinde uyur, ben arabada çok zor uyuyorum. Dedim abi geç biraz az kestireyim, zor zoruna az uyudum du, gözlerimi bir açtımki Kütahya yolundayız, yan tarafta baraj filan var, diyorum yav geçen gittiğimiz yol bu degil. Bir kaç yıl öncesi Enes Emin askerliği nedeniyel gittiğimiz yerdeyiz, peşinden Afyona geçtik, yav bizim buralarda ne işimiz var, ah İlhami abi ah, olan oldu zaten.
Bir taraftan Mehmet Sürücü abimiz bizi bekliyor, bir taraftan yolu uzattık, birde İlhami abi motoru bozdu, hiç bir tesisi es geçmedik::))
Nihayet Afyon Çay'dayız, yolda karşılanıyoruz, eskort eşliğinde Mehmet Sürücü abimizin evine gidiyoruz.
Millet aç bizi bekliyor, biz ise tokuz, İlhami ani mideden rahatsız, yemekği kim yiyecekki::))

Mustafa Hilmi abimiz, yemekte tatlı işini bana bırakın demiş. Ekmek kadayıfı yaptırmış, üstünede manda kaymağı bulmuş, bu mevsimde çok zor bulunur ama buldum dedi, orjinal manda kaymagı çakma filan değilmiş.

Ben bu tür pozisyonlarda poz veririm::))
Yiyip içmekle işimiz olmaz.
Aç olanlar yesin beya::))

Mehmet abide iyi götürüyordu, ben yemek yiyenleri seyretmesini severim. Her şey için abilerimize teşekür ediyoruz, Allah kendilerinden razı olsun.Bizi ağırlayıp onurlandırdılar.
 Yemek yemedik bari bir bardak çay içeyim, hayret elimde çay ile yakalanmışım. Hala emkek kadayıfının tadı damağımda ucundan az tadına bakmıştımda...

Yolcu yolunda gerekiyor dünya yol var ve ben bir gece öncesinden de uykusuzum. Abilerimizle vedalaşıyoruz, kendilerine teşekür ediyorum, bu acayip bir duyğu, sizi yıllardır takip eden insanlar size minettar olduklarını söyleyip, bir şekilde size iyilite bulunmak istemekteler, bu sanal alem bir acayip, ne diyeyim, nerden nereye geldik......
Afyondan ayrılıp Konya, Karaman, Mut, Gülnar, üzerinden Aydıncık'a vardık ama resmen haşat olduk, gece arkadaşımın evine vardığımızda 2:30 du. Ertesi gün kalkıp arıları sıradan kontrol ettik, bal stokları iyi degil, arılar yavruya tamamen geçmiş ve stokları hızla bitiriyorlar, sürekli uzun süren yağışlar stoklar için tehlike demektir. Hemen şuruplama yapmaya karar verdim.
İlk posta 100 litre invert şurup hazırladık ve dün bir posta şurup verildi bu gün aşılama işlerini başlatacagım bir kaç posta şurup verilecek inşallah. Kazanda arkadaşımın kayın babasına ait, mum eritmekte kullanıyormuş, ben ona güneşte mum eritmesini  bir ögreteyim bakalım bir daha kazanda mum eritecek mi.. Uzun bir süre Aydıncık'ta kalacağım.