Arıcılık işlerinin yoğun bölümü bitti...
Sıradan rutin kontroller var.
Balı olan olmayan mevcudu iyimi zayıfmı, sorunlu ana arı varmı, anasız koloni varmı, bunların çoğu tecrübe gözlemle çözülecek şeyler...
Ruşetleri inceliyordum, sarıca kendi kovanı gibi ruşete daldı, dedim bunda sorun var açtım, geçen hafta verilen şurup çekilmemiş. Ortadan bir çıta çektim ana kapalı ana arı memesi vardı...
Arılıkta hiç bir şey yapmadım diyorsun hiçte boş durmuyoruz.
Gelelim hafta sonu yapılanların sıralamasına.
2013 de tohumladığım arılar vardı bir göreyim son durumlar nedir...
95 Numara 98 numaranın kızıdır...
Bu arılar damızlık değildir...
98 Numaralı ana arıyı Mersin Aydıncık'ta tohumlamıştım. Aldığımız kolonilerin aktarımı vardı, oğul veren bir koloniye denk gelmiştik...
Memeleri bozarken memelerden birisi elime doğdu...
İlerki günlerde suni tohumlama yapılacaktı, hemen kafese alınıp kendi arısından bir miktar arı ile bölmesi yapıldı.
Suni tohumlamaya ara verdiğinizde aradan 4-5 ay geçiyor ve yeni çalışmada kendi kendinizi beğenmiyorsunuz...
Hızınız ve yetenekleriniz azalıyor, bana ne oldu diye kendi kendime kızarım...
2013 Yılının ilk döllenecek ana arısını Akdeniz arısı seçmiştim. Bir şey olursa buna olsun elimiz alışsın, bir nevi antrenman olacaktı...
95 Numaranın kızlarının babası karniol, dedeleri karnioldu,Nine tarafını anlatmakta kelime bulamıyorum bir yerde tıkanıyor...
95 Numarayı bu yıl kestane balına soktum, bir ay öncesi 5 çıta yavrusu vardı, 3 çıtasını arısıyla bölüp başka arılığa götürdüm.
2013 Yılının ilk suni tohumlama ana arısı 98 Numara...
Tohumlamada karniol spermi vermiştik...
Video çekimlerinde bazen makina elimde oluyor, bazen bir yere makınayı bırakıp video alıyorum. Bizim bilgisayarcılara görmüştüm, güvenlik kamera tutturma aparatı. Trıpot işini buna havale ettim ama tam olmasa da iş görüyor...
Genede bir trıpot almam lazım, çok video çekiyoruz, açılar bazen çok önemli oluyor...
Cumartesi günü arılıkta tarama yapmakla geçti...
Kıvırcıkların arasına soğan ektim...
Hazırda dursun diye 200 litre civarında şurup hazırladım. Bu bizim bir tura ancak yetiyor, yarım yemlik verir isek iki tur yeter.
Kolonilerde stok sorunu olan yok.
Hafta sonları hep yanlız çalıştım, İlhami abi iki haftadır arazi...
Nerdesin çalışıyorum ustam diyor...
Dedim bu beni atlatmasın, bir denetleme yapmaya karar verdim.
Fabrikada çalışma süper, hemen bende çalışmaya katıldım...
Dönüşte mesai arkadaşım Vedat Yılmaz'a rastladım.
Özel kreşine girerken denk geldik, korna çaldım öyle dur bir resim alayım diye.
Yeniden bahçedeyim, ruşetlerin yavru durumları devam ediyor...
Darıcada kolay kolay yavru kesilmiyor, kullandığımız arılarında bunda etkisi var. Aynı arılıkta iki kafkas arım var yavru yapmıyorlar, birisine iki sefer ballı çıtasını alarak yavrulu çıta girdim.
Plastiğe çalışan ruşetleri çıtası, standar çıtanın yarısı kadar. Bu ruşetler ana arı üretimi sonlandığında birleştirilen arılardan oluşuyor...
Ruşetleri sıkıştırsam biraz daha yavru atabilir ama bir türlü tam boşa çıkmadık, bundan sonra sıkıştırma işlemi devreye girecek, artık son sıcaklarda bitmek üzere.
Kolonilerde savunma acayip, genelde Akdeniz arıları böyle oluyor, musluğun önüne yayılıyor, dışarıdan geleni havada kapıyorlar...
Ektiğimiz kıvırcıkların üstünü kapatalım diyorduk, 4 metre demir benim hesaplarıma göre yetecekti...
İlhami abi benim boyumda olsun dedi, sanki içeride cemiyet yapacağız...
6 Metre demir ile en yüksek yeri ölçtüm, 1.5 metre oldu.
İlk sera çalışmamız. Bu arada dişimize göre bir yarışmacı bulduk, Allah ikimizinde sonunu hayırlı etsin...
Naylon yetmedi, bir kaç parça daha naylon vardı onlarda olmadı, mecburen yeni naylon aldık, havalar soğumadan sera işinide halledeceğiz...
Ara boşluklarda biraz daha zeytin topladım. Mat olan zeytinlerde delik yok, parlak olanlara kurt girmiş. Bende hep mat olanları topluyorum.
Cumartesi birde çekmeceleri kontrol edeyim dedim, bu arıda önceki mücadelede çok fazla varroa dökülmüş...
Arının önünde de bir sürü sökülmüş arı ve yavru gördüm.
Normalde varroa mücadelesi yapıldı, bu görüntülerden şüpelenip üç kovana yeniden fulimetril etken madde verdim.
Ertesi gün duruma bakıp, yeni mücadeleye gerek varmı yokmu karar vereceğim...
Pazar günü ilk çekmeceyi çektim oda ne oha...
5-6 Çıtalık bir Akdeniz arım...
Bir kovanda bu kadar mı varroa olur...
12-13 saatte dökülen varroaya bakın. Varroaların çoğu calı geziniyordu. Altı açık kovanların en büyük özelliklerinden birisi bu, mücadele yaptığınızda sonuçları görebiliyorsunuz...
Makro çekim varroalar, birazda video aldım...
Tabanda cemiyet yapmadıklarına göre ölmek için kıvranıyorlardı...
Hemen öbür iki kovanın çekmecesini çektim onlarda azda olsa varroa dökülmüş ama birinici kovanın onda biri bile değildi.
Üçüncü çekmecede durum böyle.
Bu sonuçlar bizin yeniden varroa mücadelesi yapmamız gerektirdiğini gösterdi. Haftaya bir tur daha fulimetril geçip oksalik asit damlama yapmayı bekleyeceğiz...
Cumartesi akşamı bazı ruşetleri, arabaya yükledim, pazar sabahı darıcaya indirdim. Bu arı satışıma işini bir türlü bitiremedik. Yeni gelen ruşetlerden birisi dikkatimi çekti, geldikten 2-3 saat sonra acayip polen getiriyordu. Yerlerini tam bilmediklerinden olsa gerek ben girişi engelleyince elime ve makinaya konmaya başladılar.
İlk defa böyle resimler aldım...
Bazı arılar elimdeki propolisleri kemiriyordu...
Polenli arılar...
Öğlenden sonra bu arılıktan ayrılıp Pelitliye geçtim...
Kangal köpeği...
Pelitlide bulunan arılığın bitişiğinde koyun ve keçilerin bekçisi geçen hafta yavruladı. Bahçeye girene hırlıyor. İkramları geri çevirmiyor...
Yoğun bir hafta sonu daha geride kaldı, hiç bir şey yapamadım diyorum ama dün ya iş aradan çıkmış...
Havalar arıcılık adına süper gidiyor...
varroa mücadelsi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
varroa mücadelsi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8.09.2010
VARROA MÜCADELESİ

Varroa mücadelesi ve formik asit kullanımı.
Formik asitdi bir türlü gönül rahatlığı ile kullanamadım.
Formik asidin etkili olması için gerekli doz bizim kovanlarda sorun çıkaracak diye düşünmüşümdür.
Ülkemizde herkesin kafasına göre uyguladığı yöntemler var, ne kadar etkili oldugu belli degil.
Almanya'daki uygulamalarda günlük doz belirtilmiş, dozda yetmiyor, bu iş için hava sıcaklıgı 25 derece altı olacak deniliyor.
Almanya'daki doz, bilimsel, çünkü Alman üniversitelerinin yıllar süren deneylerinin sonuçlarını arıcılara uygulatıyorlar. Bu cümleyi bilimsel takıntıları olanlar için yazdım.

Bu kolonide laktik asit denedim.
Bir önceki kullandığım laktik asit biraz sirke rengindeydi, son gelenler su gibi renksiz.
Bazı özel kovanlara formik veremiyorum.
Laktik asit veriyorum, laktik asidide bir gün önce başka bir kovanda denedim.

Oksalik asit fiyat olarak en ucuz varroa mücadele asidi.
Oksalikten sonra, en ucuz asit ise laktik asittir.
1 litre laktik asit 7 lira ve bir turda 10 çıtalık 100 kovana yetiyor.
Diğer ilaçlar bu mücadeleden çok palalı ve kalıntı riski vardır.
Forumda birisi yazmış, benim merakımı giderirsen sevinirim diye, benmi Türkçe yazmıyorum, okuyanlarmı Türkçe bilmiyor merak etmeye başladım.

Laktik asit daha önce kulladığımız duman gibi uygulandıgı gün kovandaki açıkta olan varroalara etkili. 4 Gün sonra ikinci uygulamayı yapmak gerekiyor.
Yukardaki resim laktik asit uyguladığım kovandaki dökülen varroalar.

Asidi emip buharlaşmasını sağlayan karton veya kagıt havlu yada peçete.
Bu konuda Mehmet Yüksel'den yardım isteyecegim.
Şişeyle karton tam temas etmeliymiş arada boşluk olmayacak. Aside doyan karton buharlaştıkça şişeden asit çekiyormuş.
Kartonla şişe arasında boşluk olursa akıntı hiç durmuyor ve aşırı buharlaşmaya neden oluyor buda kovandaki anaarının kesilmesine yol açabilir.

Formik asit damlalığı. Üzerinde 7 rakamı olanlar Almanya'dan gelen orjinal damlalık.
Üzerinde 2 rakamı olan ise bizim buldugumuz damlalık.
Saim Gürel dedi bizim kullandığımızı işyeri ve bazı büyük işletmelerde koku için kullanıyorlar.
Yani büyük bir salon var, bir kaç köşeye bu şişeye koku doldurup ters çevirdiginizde devamlı koku yayıyormuş.
Sanki Almanya'dan gelen damlalığın asit veren deliği bizdekinden daha küçük.
Asdit geçen deliğe ince bir tel sokarak asidi kısabiliriz diye düşünüyorum.
Aslında istenilen ölçülere çok yakın bir durum şu an itibari ile var.

İş çıkışı arılıktaki acil işleri bitirince bahçeden domatez topluyorum, hacıda sağ olsun nerde ermiş salatalık var toplayıp bize çakıyor işte.::))
Bir gün elime düşerse ben yapacaklarımı biliyorum, gül bakalım.

Kovandaki arılarda hiç bir olumsuzluk yoktu, işçi arılar kapı önüne gelip havalandırma bile yapmıyor kovan girişi genişse.

Salı günü Saim Gürel geldi.
Emanet formik asit damlalıklı şişeleri vardı bende.
Arılığa vadığımızda benim körükçü, bazı kovanlarda anaarı kontrölü yapıyordu.
Bir çıtaya odaklanmış anaarı arıyor, dedim bak yan tarafta yavrulu çıta var, o çıtaya bak, baktık günlük yumurtada var, ille anaarıyı görecekmiş, dedim görüp ne yapacaksınki.
Yumurta varsa anaarı var işte.

Saim abiyle hemen deney süreci devam eden kovanı açtık. Belli bir süre sonra arılar asite alışıyorlar ve ilk etaptaki gibi rahatsız olmuyor.
Zaten resime bakarsanız, işçi arılar formik asit civarında işlerine devam ediyorlar.
İlk iki gün çok yogun varroa döküldü, şu an itibari ile dökülme çok azaldı diyebilirim.
Bu gün gittiğimizde Saim abiyle şişeyi kovandan alıp ölçtüm, buhar olan asit miktarı 11 ml idi.
Uygulama 50 ml formik asitle 4 gün filan sürüyor.
4 Gün boyunca arıların üzerindekiler ve yeni dogan işçilerin üzerindekilere dökülüyor.
Asit bittimi 4 gün ara verip, bir kez daha uygulama yapılır ise hemen hemen tüm varroalara ulaşılmış oluyor.
İlk tur 4 gün sürdü, verilen arada çıkan varroalar zaten 4 gün sonrası başka larva olan gözlere girecektir. Biz dördüncü gün bunlarıda yakalar isek ve devamında 4 gün sürecek olan ikinci turla, toplam süremiz 12 gün oluyor. Zaten kapalı yavru süresi 10 gündür. 12 günlük süreçte kapalı olan gözlerede ulaştığımızda kolonide büyük bir temizlik oluyor.
İşin garip tarafı ise siz ne kadar mücadele ederseniz edin yan tarafımnızda üretim devam ediyor.
Bilmem artık bu işler ne zaman takvime bağlanıp, herkes birlikte hareket eder.
Uygulama 50 ml formik asitle 4 gün filan sürüyor.
4 Gün boyunca arıların üzerindekiler ve yeni dogan işçilerin üzerindekilere dökülüyor.
Asit bittimi 4 gün ara verip, bir kez daha uygulama yapılır ise hemen hemen tüm varroalara ulaşılmış oluyor.
İlk tur 4 gün sürdü, verilen arada çıkan varroalar zaten 4 gün sonrası başka larva olan gözlere girecektir. Biz dördüncü gün bunlarıda yakalar isek ve devamında 4 gün sürecek olan ikinci turla, toplam süremiz 12 gün oluyor. Zaten kapalı yavru süresi 10 gündür. 12 günlük süreçte kapalı olan gözlerede ulaştığımızda kolonide büyük bir temizlik oluyor.
İşin garip tarafı ise siz ne kadar mücadele ederseniz edin yan tarafımnızda üretim devam ediyor.
Bilmem artık bu işler ne zaman takvime bağlanıp, herkes birlikte hareket eder.

Saim Gürel Almanya'dan gelen numune takozu merak etmişti.
Takozun bir özelliği yok, sadece şişeyi kovan içinde dik tutuyor.

Saim abi kendi şişelerini ve İzmir'deki arıcılarımızdan Oktay'ın şişelerinide alıp arılıktan çıkıyoruz.
Beni işe bırakıp kendisi yoluna devam ediyor.
Ne bereketli şişeymiş be::))
Bu arada Ramazan ayı bitti.
Herkesin Ramazan Bayramı Kutlu olsun, hayırlı bayramlar.
Laktik asit ve bu seneki bazı paylaşımlarımızın tamamına filim olarak ulaşmak isterseniz, paylaşmış oldugum filimlerim bu linkte.
http://www.dailymotion.com/visited/user/Ali_Turk
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)