arılarınsakinliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arılarınsakinliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18.10.2010

ARICILIK DEVAM EDİYOR, EKİM AYIDA YARI OLDU


Geçtiğimiz hafta cuma günü Muhteşem abim geldi, bazı emanetlerimiz gelmiş.
Abi de bakiyim diyor, demessek olmaz::))
Ben sana nasıl abi demem, abim be.
Sağ olsun bir abimiz, uzaklardan tulum peyniri ve kuru fasülye yollamış.
Bu iş nasıl oldu derseniz bir akşam Mehmet Yüksel ile konuşuyorduk, abi tirit bilirmisin dedi, dedim bilmemmi, eskiden yiyecek ne vardı ki.
Etili bir yemek yapıldıgında, suyunu yufka ekmege katık yapardık.
Et bulamayanlarda parara diye bir yemek yapılır iç anadoluda, bol soğanlı domates veya salçalı, kaynayan bu karışımın içine birde yumruta kırıp karıştırdıgınızda yumurtada tüm kalmayıp param parça olur onun adınada papara yemegi denirdi.
Paparaylşada çokk tiritler yedik...
Tiritten yola çıkıp taa eskileri anımsamak, çok güzeldi, oradan nasıl tuluım peynirine geçtik bilemiyorum.
Bu arada Mehmetin hakkı olan tulum peyniri elimizde kaldı, Mehmet Yüksel'in babası Ankara'dan uçaga binince kendisine yetiştiremedik.
Bizim hedefimiz, uçaga Sabihagökçenden biner, bizde ugurlamaya gideriz, emanetleride iletiriz di.
Hayırlısı olsun, nasipsiz bir şey olmuyor.


Hemen kargoya gidip Mehmetin peynir ve kuru fasülyesini Ali Şekerliye gönderdik gitti.
Muhteşem abi, birazda plastik çıta gönderdi, bu arada kalfaya nasıl paket yapılır kısaca anlattım, oda paketi yaptı, Şekerli'de o paketi benim yaptıgımı zannetmiş, demekki kalfa izimden gelmeye devam ediyor::))


Saldırgan arılara bir örnek verelim dedim.
Bol bol yazıp çizenler varda neden yaptıklarını paylaşmıyorlar.
Sıkıyorsa ne yaptıklarınızı bir görelim, sizi tutan yokki, sadece kitap okuyup litarütür edebiyatı ile bu işler olmuyor.
Ben geçmişte bir vilayetten gelen arıyı açamayana yardıma gidip, saldırgan koloniyi bölüp anasını yok etmiştik.
O günler unutuldu demek ki.
İsteyen istediği arıyla çalışır, fakat çalıştıgınızı bir görsek diyorum.
Biz sezon başından sonuna kadar burdayız.
Resim yabancı bir siteden alınmıştır.
Bundan daha saldırgan arılarımız vardır.


Gebze'deki arılık resmin arkasındaki ev elerin içinde.
Buradaki pürenlik ise şimdilerde kafa çekmeye gelenlerin mekanı olmuş durumda.
Bir kaç seneye kadar bu pürenlerde yok olur.
Zaten sanayi için çevrilen fabrikaların bahçesi haricinde püren kalmadı.


Çok güzel resimlerimden birisi, cumartesi günü çektim.
İşçi arıların, püren poleni taşıması. Bu kutuda aslında fazlada bir arı yok, toplasak birbuçuk çıta ancak çıkardı. Bu kutunun 8-10 tane daha resimleri ve filimleri var, çok güzel görüntülerdi daha sonra yayınlayacağım.


Fabrikaların baçhçesinde açmaya devam eden pürenler. Arılıgıma kuş uçumu burası 500-600 metre filan. Yolda hareket halinde çekilmiş bir resim. Ormandaki arılıga gidiyoruz.


Tokide bir taraftan inşaatlerını başlattı, yavaş yavaş buradan başka yerlere gidecegiz. Arıcılıkta yeriniz yoksa ve çok kapsamlı işler yapıyorsanız buda ayrı bir dert.
Arılarımın oldugu yer boyalı alanda.


Belediyemiz personeli Hikmet Usta.
Kendisi, Trabzon dolaylarından, dolayısı ile kayınçomuz::))
Çoktan beri arı isteyip duruyordu, 4 çıtalık hediye bir arı verdim.
Götürdügü yer Tübitakın bitişigi.
Tübitakın arazisi çok büyük ve içerisi pürenlik.
Civardada arı yok.
Hikmet beyin arkasında görünen toki binaslarının az ilersinde yukarda paylaştıgım pürenlik var.


Cumartesi günü ormandaki arılıga gidiyoruz.
Yol üzerinde, Bilal Yıldırımın arılıgı var.
Baktım kendisi ve eşi arıların yanında.
Bir haftadır buradayız dedi, kamyonda yatıp kalkıyorlar. Arılarda bal yok, diye kek ve şurup veriyor.
Dedimki sen bu işleri akşam veya gece yap.
Gene arılık ana baba günüydü, bir sürü bulaşık ortalıkta. Bu gene bana kalırsa kovanlarını yağmalatacak.
Çalıştıgı kovanlara bakın ne biçim bindirme var.
Sonra arılıgıma geçtim, Bilal'de arılar aç deyince iyice tutuştum.


Kovanları açıyorum bal, yavru bakana kadar o kadar arı bindiriyorki.
Yavru durumları çok düşmüş, yavru çıkan yere bal basılmış durumda. Arıların nufusunda düşme var.
Burada bir savaş var.
Arılar devamlı birbirine sataşıyor.


Bu balın ortasına el demirini sokup yaladım, bal püren balı degil, ne kokuyor nede tadı pürene benziyor.
Yan arılıkta kovanlar aç diye hala kek ve şurup veriliyor, bizde yavru atacak yer kalmamış.
Tüm kovanları zorda olsa sıradan geçtim, 9 kovanda hiç yavru göremedim.
O kovanları belirleyip akşam yüklediğimiz gibi Gebze'de getirdik.
Ormanda arılarla çalışırken resim çekmek ölüm, sadece bir kaç resim alabildim.


Civarı gezer iken bir dal püren o kadar güzel duruyorduki onu resimledim.
Sadece bir kök.
Arıların bir posta daha yavru yapması için yavru alanına boş esmer çıta girmem gerekiyor.
Fakat bu işi burada yapmam imkansız arıları acilen tenha bir yere götürmem gerekiyor.
Nakil işi bir kaç gün içinde inşallah yapılacak, kovanı açıp gerekli mudahaleyi yapamıyorsak burada durmanın anlamı yok.
Ben arılar açtır diye sırlı ballar götürmüştüm hiç birisine dokunmadan geri getirdik.


Bu kovanların katlarını ve fazla ballarını alıp, Gebze'deki arılıktan yavrulu çıta verdim.
Bu arılar ormandan gelen arılar. Arabaya 8 tane katlı arı sıgıyor, 9 kovandan birisi ormanda kaldı.
Bu arada fazla balları istiflemeye başladık, sırsız açık ballar sorun çıkaracak.
Gebze'deki kovan üstündeki sırlı ballarla takas yapılması gerekiyor.
Şimdilik acilen açık fazlalık balları depoya attık.
Aslında sagılacak bal var, fakat tenha bir yere kesin taşınmalıyız.

Arılıkta bu gün 17 ekim pazar günü bir kutu terk etmek istedi. Izgara olunca arılar geriye döndü kutuyu açıp anaarıyı kafesledim kutu aç.
Hacıya dedim abi sen arılıkta ne yapıyorsun.
Elimizde dünya bal var ve kutu aç.
Mazeret bu kutu daha depodan yeni çıktı bakamadım.
Hemen metro kovandan iki çıta bal, bir çıtada kapalı yavru verdim.

Ormandan gelen arıların tümüne kapalı açık yavru takviyesi yapıldı.
Biz ne yapıyorsak paylaşıyoruz.
Olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermeye çalışmıyoruz.
Yalan ve dolanla işimiz yok.
Zaten yalan eninde sonunda, söyleyenin başına bela olur.
Biz neysek oyuz.
En önemli paylaşım olumsuzluklardır.
Bardağın dolu tarafı hep kişinin başarısını gösterir.
Bakın ben ormandaki arılarıma bakamadım yetişemedim ve arılar baldan bloke oldular.
Yavru çok düşmüş, ortam musait olsaydı aralara birer ikişer çıta girseydim.
Geçen sene Muğlaya gitmeden dikkat ettiyseniz aynı olay olmak üzereyken aralara çıta girmiştim bir çok kişi bunu yadırgamıştı.
Hatta bu mevsimde araya çıtamı girilir diye alay bile edilmiştik.
Gidin geçmişe ve geçen seneki püren haberlerine bakın.
Bu seneki kadar pürene arı hiç gelmedi.
İnsanın hatalarını paylaşması bir çok kişiye ışık olur.
Arıcılıkta hata paylaşan yok, gerçi sanalda arıcı geçinenler var, arıcı yok ki, malisef....
Bu olumsuzluklar beni hiç bir zaman küçültmedi.
Hatta dahada büyümeye devam ediyoruz.

Yavru yok dediğim arıların bazısından azda olsa yavru çıktı.
Arı çıtanın altına salkım yapmış sanki kışa giriyor::))
Gebze ormana göre çok farklı.
5 çıtalık bir kovan açaıyorum 3 çıta yavru var.

Ormandan gelen kovanların ballı çıtaları, bu sene acayip oldu her taraf bal.


Bu kovanda yavru atacak bir alan kalmamış. Kovandaki çıtaların alayı bal, üst taraf sırlı, alt tarafları ise açık göz balıydı.
Bir gece öncesi ormandan gelen arıları maskesiz açabiliyoruz.
Sizde yolculuk yapan arılarınızı açın bakıyım neler olacak.

Ormandan gelen kovanlara yavru verildi, bazı ballı çıtaları depoya bazılarını yavru aldıgım Gebze'deki arıların yavru ortasına girdim.
Açık balları başka yerlere çekip, boşalan yerlere yavru atacaklar.
Arıların saldırgan veya sakin olmasıyla alakalı yazıp çizenlere sormak lazım.
Buyrun sizin çalışmalarınızı bir görelim diye.
Benim geçmişte yerli diye tabir edilen arılarım vardı. Bir çogu çok sakindi, ama içlerinden öyle çılgınlar çıkıyorduki, ne oldugunu bir türlü anlayamıyorduk.
Fakat ıslah edilmiş arının F1 lerinde saldırgan arı olmuyor.
Bu sırada o kadar çok karniyolcu türediki sormayın.
Bir çok anaarı üreten kişi suyunun suyuda olsa karniyol diyor.
Damızlık karniyolların kimlikleri olur, ben ilerde bu kimlikleri paylaşacagım.
Karniyol damızlıgım var diyenlerde paylaşsınlar bakayım.
Zaten 2010 yılında gelen damızlıkların resimleri bir yerde yayınlandı.
Karniyol konusunda yapmış oldugumuz planların aksamamsı için gerekli önlemleri almıştık.
Saf üretiminde akrabalık olmasın istiyoruz.
Lafla peynir gemisi yürümüyor, kitap okuyarakta bu gemi yürümiyecektir.
Sıkıyorsa gidin bu mevsimde arılarınıza maskesiz bir bakım yapın bakayım.