kara kovan balı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kara kovan balı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.08.2017

ARICILIK VE AĞUSTOS AYI TRAKYA BAL HASADI

Ağustos ayına ballarla girdik. Trakya'daki arıların balları hasat edildi çok şükür, arıları sonra alacaktık tarla sahibi hoş olmayan tavır takındı ne zaman kalkıyorsunuz filan gibi...
İnsan bir hoş geldiniz der, buraya yatmaya gelmedik, tarlanızı yemedik.
Bazen ışıklarda beklersiniz birisi yeşil yanar yanmaz korna çalar, sanki sen korna çalmasan ben burada bekleyeceğim. Hızlı kalkacaksam da inadına yavaş hareket ederim, bu korna çalan ineklerin yüzünden.
Neyse bir taraftan iyi oldu sağımın peşine arkadaşı aradım gelip arıları alıp geriye döndük.

İkazdan sonraki resim, böyle...
İkazdan önceki resim, sanki mahkeme duvarı, mübarek bal tutuyorsun niye bize korna çaldırıyorsun :)
Bal akımı devam ediyordu, çadıra arı bindirmesi çok az oldu, bal alırken kovanlara bindirme hiç olmadı.
Bir sezonu daha geride bıraktık bu görüntüler inşallah ömrümüz olursa seneye...
Nizami abim her ortama uyuyor bak hiç korna çaldırmadan gülüyor.
Nizami abim bal hastası, her sabah balsız kavaltı yapmaz. Bal hasadı sırasında sürekli kopacak bal bekler.
Ballar rengarenk, Kestanede dokunulmayan çıtanın üstü kestane ortası ayçiçek, alta doğru gene bal rengi değişmiş.
Bilal bu yıl bol bol kasnaklı çıta girmiş kovanlarına. Karakovan balı hastaları çok.
Ülkemizde petekli bal tüketimi bir tutku, süzme ballar tüketiciye göre sahte, genel olarak böyle algılanıyor.
Bol bol kastanakta bal alındı.
Bazı kovanlşarda propolis tuzakları vardı. Daha önceleri bir kaç kez yazmıştım, kırmızı propolis trakya arısında olur birde karniol arısında. Kafkas arısı böyle kırmızı propolis toplamaz.
Kovan yanları bile kırmızı propolisle kaplanmış.
Sır alırken İlhami abinin köylüsü, Saim abi yardım etti.
Tarlada acayip rüzgar vardı.Sağım çadırının etrafına saman balyalarından setler yaptık arabaları rüzgar yönüne çektik.
Balları aldık ertesi gün petek dağıtırken bazı kovanlarda üstten aşağı dalakçıklar başlamış.
Aşırı yağışlar ve rüzgar bir çok ayçiçeğini yere yatırmış, çoğu tarlada kalır.
Makinalar yere yatan ayçiçeklerini toplayamazlar.
Bu yıl İstanbul ve Trakya ya bir kaç saatte bir yıllık yağışlar düştü.
Sonuç bu, böyle yağışlar afete dönüşüyor.
Balları tenekelere doldurduk bir kaç saatliğine denize gittik.
Burası Kumbağ Tekirdağ.
100-150 metre sürekli kum ve deniz belinde.
Bilal ve Nizami abim.
Tarladaki hiç durmayan rüzgar denizde yoktu.
Enes bal hasadında çadırda olunca geri planda kaldı.
Üç gün boyunca öğlen yemeklerimiz Muratlıda bir Tekirdağ köftecisi vardı, oradan yedik. Bir porsiyon köfteye 10 adet, bir buçuk köfte 15 tane.
İlhami abinin oğlu Gökhan aramıza son gün katıldı.
Kamyoncumuz bizim av ekibinden Tayfun Alboğa, gurup içinde lakabı sarışın.
Yükleme zamanına az kaldfı biz kendimize yükleme yapıyoruz. Bıçak ile karpuz kabuğu sıyırıp içmek ayrı bir tat ve duygudur.
Akşam oldu ve yükleme başladı.
Bir kovanın polen tuzağı takılı kalmış gelen polen tarlaya inmiş.
Gece 1 gibi Kamyon Gebze'ye geldi indir yerleştir derken saat 5 te eve girdik.
Öğleye kadar yatmışım...
Ramazan bayramında köyde aşılar yapmıştım.Komşumuz bağlarını çözüp resimleri attı. Erik ağacına kaysı aşısı.
Ekşi bir armudumuz vardı onada erken olan bir armut aşıladım. bu armut aşağıdaki armut, bi,r aydır yiyoruz ama tam olmadı.
Bu armut olmamışken bile tatlı yenilebiliyor. Bu günlerde iyice sulandı ama çekirdeği hala kararmadı.
Ağustos ayına girdik ve erkekler eskisi kadar süt vermiyor. Normal şartlarda polen bol olduğunda 60 erkek arıdan 5 cm sperm çıkar, şu an aynı sayıdaki, erkeklerden 1-2 cm sperm zor çıkıyor.
Artık damızlık üretim sezonunu kapatıyorum. Geçmiş yıllara göre acayip katlama yaptım. Bayağı bir yedekleme yapıldı, erken ilk baharda ana arı üreteceklere ilaç gibi gelecek.
Şu an itibari ile spermleri yedekliyorum, erkekleri hapiste uzun süre yaşatmak zor oluyor.
Şimdilik elimde 22 doz sperm var. Yurt dışında spermde satılıyor, damızlıkçılar topladıkları fazla spermleri iyi paralara satıyorlar.
Bu haftada Köseler avcılar kulübünün atışları vardı.
Ben bu sefer bir seriye yazıldım, fazla ısrar etmenin anlamı yok, attıkça atasın geliyor.
Sonuç değişmiyor son uncu oluyorum :)
Bu arada sezona fırtına gibi gireceğiz :)
Bizim av gurubundan, Sinan Koç ve Cihan Bakar.
Bizim entel atıcı Cihan Bakır.
Atışların yapıldığı yerden kurşun çıkartan ameleler :)
Akşam kulüpte sonuncu olanın tatlısını yiyoruz, sarışın beni yalnız bırakmadı sonuncu oldu, benim tatlı borcum zaten vardı, tahsilde yapamıyorlar sarışına yıkıldık :)

16.05.2016

ARICILIK MAYIS YARI OLDU, İŞLER RAYA GİRDİ AMA HALA YETİŞEMİYORUM...

Yoğun bir haftayı bitirdim.
Bu yılın ilk tohumlanan ana arıları hazır oldular, sıraya göre haber verdim kimisi gelelim kimisi gönder kimisi akrabamız alsın dedi.

Geçtiğimiz perşembe akşamı 18 ana arıya nikah kıymam gerekiyordu, gece 23:30 da bittim. Hatunu aradım ben bu gün eve gelmiyorum dedim ara sıra rest çekmek iyidir :)) Saati gece 4 de kurup yattım. Neyse dörtte kalktım, ana arıları gece gece nikah masasına getirdim. Saat 7:30 olmuş, çoban gel bir şeyler ye dedi kahvaltı hazırmış, bir baktım 4 ana arı kaldı spermde yok, dedim kalanlar akşama halledilsin.

Cuma akşamına Ankara'dan misafirim var, iki ayrı kişiye damızlık teslim edecektim, Hasan bey gelip öbür gelecek olanı da kurtardı.
Damızlıkları hazırladık, günü gelen memeler var dağıtacak yer yok onları kafesledik ve acil işler bitti, misafirler biz nikah işlerini görmek istiyoruz dedi. Erkekler zaten kafesliydi, hemen sperm topladım dört doz, ve kalan kızları nikah masasına aldık arılıktan çıkarken saat 23:00 dü ve ben iki gün sonra evime gittim.
Cumartesi pazar ise tüm kutular elden geçecek, arılık savaş alanı gibi.
2007 Yılında bir üniversitenin arıcılık etkinliğine katılmıştık, orada suni tohumlamayı sordum birisi o kadar zor ki uğraşıyoruz sezon boyu 3 tane başardık demişti.
Üniversitenin başaramadığı işe Muhteşem abimle 2009 yılında girişmiştik, sonra Sadri abide ekibe katıldı.
Yani 5 yıl öncesi hayalini bile kurulamayan ana arı suni tohumlama işine dalmıştık, bilim camiası işte bu iş laboratuvarda olur cahiller yapamaz gibi bir sürü gerekçe göstermeye başlamıştı.

Suni tohumlama alakalı bir yazı yazmıştım, yazımda bize karşı çıkanlara şu soruyu sormuştum, sizi ananız babanız laboratuvar damı yaptı, ikinci soru veterinerler inekleri niye ahırda tohumluyor, laboratuvara götürmüyorlar, ineklerin hakkı yok mu laboratuvara ...
Artık sesleri kesildi boş durmadılar,  ana arı suni tohumlamada açık varmış, 2013 yılının aralık ayında yönetmeliğe eklediler ve şartlarıda sıraladılar. Ana arı suni tohumlama yapacak kişiler, veterinerler, ziraat mühendisleri ve arıcılık yüksek okulunu bitirenler yapabilir şartı kondu.

Yurt dışında kursuna giden her arıcı suni tohumlama yapar, bizim arıcılarımızı geri zekalı yerine koydular ve bana özel kanun çıkardılar onlardan hakkımı alacağım.

Arıcılığımıza yön verenlerden birisi dünyadan ayrıldı, geçenlerde bir abim ya filan ölmüş bir arıcı ölüyor duymayan kalmıyor koca başkan ölmüş ve duyulmuyor sizce de ilginç değil mi...
Bir televizyon programında bize vatan haini demişti, aslında yurt dışından ilk ana arı getirenler kendileriydi, kafkas arısını ülkenin geneline dayadılar ve hala biz hata yapmayız inadıyla hareket etmeye devam ediliyor. Kafkas egede olmuyor, Trakya da olmuyor, güneyde olmuyor, Akdeniz de olmuyor ama damızlığımız Kafkas.
Bizim insanımız cahilde olsa vefalıdır, kendisine iyilik edenleri ömür boyu unutmaz, bazıları unutuluyor işte bu işler makam işgal etmekle olmuyor bu işler.

Gelinen nokta ise hayali bile yapılamayan işe o kadar çok kişiyi sürükledim ki...
Ben işi yapınca işle ilgilenip bizde yaparız diyen bir sürü kişi oldu bunların içinde beni sevmeyenlerde var tabi, ilham kaynağı benim ama adam bana düşman :)

2008 Yılında ilk getirdiğimiz karniol arısına herkes karşı çıkıyordu şimdi herkes karniolcu oldu işin garip tarafı ise karniyolu bizden öğrenenlerin bir kısmı gene karşımıza geçtiler...
Adamlara sayemizde ekmek parası kapısı açılmış ama bize savaş açıyorlar.

Dün İnternet bir yazı vardı defalarca okudum adam ne kadar doğru tespit yapmış...

"Büyük insanlar edebiyle, küçük insanlar ihaneti ile veda eder" yazıyordu, kim yazdı bilmem ama yaşadıklarımı doğruluyor...
Gece ayrılık vakti, Hasan bey ile damızlık arıları arabaya koyarken aldığım resim ve zamana baktığımda tam 23:00 mış.
Hasan bey, YÖK bilgi işlem daire başkanlığında.
Hasan bey  ve abisi Levent beye hayırlı yolculuklar artık bende evime gideyim :)
Hasan beyle dağıtılacak memeleri kafeslemiştik ertesi gün yer açıldı memeleri dağıtayım diye çıtayı aldım bir ana arı doğmuş. Bu çıtadaki memeleri kafese almasaydık bu doğan ana arı tüm memeleri bozardı.
Arıcılar veya müşterilerim sabırsızlanıyor, aslında her kutuda ana arı var ama çiftleşip yumurtaya başlamadan alamıyoruz, yani ana arılar hazır olmalı. Bakın elimde memeler var verecek yer bulamıyorum...
Gerçek arıcılar ne demek istediğimi anlar ama yeni başlayanlara bunu anlatmakta zorlanıyorum.
İşlerin yolunda gittiği kutular böyle oluyor...
Bu ana arılar alınıyor...
Minicik dalaklar yumurtalı...
Hazır ana arı kutusu, görüntüsü.
Bu dalakta da polen stoku var.
Bazısı polen stoku yapmış.
Bir dalak az gelmiş ikinciye geçiyor :)
Kutudaki dalakları kopartıp atıyordum en azından küçüleri çıtaya ttuturdum bakalım kopmadan kalacaklar mı.
Ana arı kayıpları gene var, kutular farklı renk ve dört yöne bakıyor, burada 3 kayıp bir ana arı hazır. Normal şartlarda dört ana arının hazır olması gerekirdi.
Bu iki resimde birer kayıpla üçer ana arı alındı.

Cumartesi ana arı toplayacağım, kafeslere kek koyarken Zaim abi benim arılara gidip gelelim dedi. Arılara petekfilan verdik kat atılacakların çıtaları hazır değildi çıtaları hazırla ve şunlara kat koy dedim, sonra kara kovanda bal varmıdır diye sordu gene canı bal çekti anladığım kadarıyla.
Kapağı açtım dedim bir kap ve bıçak getir :)
Ne kadar körük verdiysem arı çekilmedi ve bal alımı kısa sürdü bir dahaki bol zamanda daha çok bal alırız dedim o esnada Zaim abinin hanımı masa hazır buyurun diyetteki adama yapılırmı bu dedim öğlen yemeğini de halletmiş olduk.
Çilekler çok güzel ama saksağanlardan çilek yiyemiyoruz. Hafif kızaranı bile parçalıyorlar sanki kırmızıya alerjileri var.
Zaim abi örtü var demişti, bende bir kaç yere ağ varsa eskide olsa işimizi görür demiştim bir türlü ağ bulamadık
Bu örtünün metresi 3 liraymış.
Çadır gibi hasvada tutacaktım baktım, ölçü almak için çileklerin üzerine serince dedim niya havaya kaldırmaya çalışıyoruz böyle kalsın. Saksağan artık ne yapar bilmem o inekler feci şekilde zeki hayvanlar vuracam yavruları vardır şimdi, sonbaharda haşlayacam onları...
Zaim abiyle geri döndük bir gün öncesi bir kovan oğul vermişti etrafı dolaştım oğul yok. Meğersem boşalan kovanın hemen arkasındaki meşeye konmuş.
Arı burada iki gün beklemiş, konduğu dal kırılmış ve solmuş.
Zaim abimde oğul alımını videoya çekti, bir salkım arıyıda o koydu ruşete.
Kırılan dal kurumaya başlamış yeşil ton ile kuruyan arasındaki fark.
Oğulun bir daldaki parçası...
Pazar akşamı kutuların sonuna geldim, bir ses var otların içinden gelmekte.
Acaba nedir diye gittiğimde sesin neden geldiğini bulmadan tam çalıların dibinde bir oğul daha vardı, bir baktım tosbağa ben haber verdim ne halin var der gibi gidiyordu :)

Cumartesi bir sıraya daldım ilk beş kutuda hazır olması gerek anaların hiç biri yoktu ve hemen o sırayı terk ettim. Gittim başka sıraya...
Pazar günü Sultan beyli den Hüseyin kardeşim geldi.
Saf arı isteyenlerden birinci sıradaydı, kendisine hafta içi haber verdim pazar gelebilirim demişti.

Çok ilginç bir sipariş daha aldım bana yeniden para verdi dediki seneye gene beni birinci sıraya yaz. Parayı aldım, sonradan aklıma geldi seneye çok var ölürmüyüz kalırmıyız dedim ölürsen helal olsun abi dedi :)
Bu paraya da ölünmez ki :)))
Hüseyinide pazar akşamı yolcu ettim, hava karardı akşam akşam bir yağmur...
Kalan damızlıklar bu hafta içi sırasına göre bazılarını ben yolluyorum bazıları gelip alacaklar.

İşçiler bir damızlığı sakatlamış demiştim o sakat ana arı erkek yumurta atıyor, bunuda yavru kapadığında anlıyorsunuz.
Miller metodu ana arı üretimiyle alakalı çalışma bitti sayılır videoları toparlamam gerekiyor. Yeni petekle bu iş olmuyor kesinlikle miller çıtası en esmer petekle yapılmalı damızlık kovana esmer çıta girin ve yumurtalar atılınca kesip çıtaya bağlayın.
Bu sistemde yaşlı larvadan ana arı üretildi şüpheleride ortadan kalkar. Günlük yumurtalı çıtalar anasız ve yavrusun bölmeye verilecek çıtanın iki tarafında polenli çıta olmalı ve arılar beslenmeli varroa mücadelesi kesinlikle ihmal edilmemeli yoksa bölmede açık yavru olmadığı için analar kanatsız doğmasın.
Bu sistemde oturacaktır inşallah. Bir kaç petek kesip bozdum ama bu peteklerin kazandırdığı sevapların, para karşılığı dünyada yok inşallah. Miller çıtası.
Baştan sona kutular iki gün içinde tarandı, bu gün sevkiyat var.
Bazı kişilere ana arılarınızı yolluyorum dediğimde ek süre istenmekte acil bir durum yok ise erteleme yapmayınız. Bu karmaşada yav benim anaları iki gün veya üç gün sonra yolla demek ne kadar doğru, ana arı üretenler size uyamaz siz ana arı üretene uymak zorundasınız.
İki üç yıl önceydi, aklıma geldi Aydıncıktan ana arı yolluyoruz oralarda ana arı işaretleme kalemi bulamadık zaten gurbetteyiz.
Müşterilerden birisi birine beni şikayet etmiş, demişki bu ana arı üretiminde malzemeden çalıyor :)
Sorun nedir analara boya sürmemişiz ve bu malzemeden çalmak olmuş.
Bu yıl tüm ana arılara numara yapıştırıyoruz,
Biraz işi uzatıyor ama boya gibi pul kaybolmuyor, ana arıyı görmek daha kolay.

Bu arada ana arı bölmeye nasıl verilir onu bir işleyelim.
 Öncelikle en garanti yöntem iki üç çıta arıyı boş bir kovana silkeleyin gidenler gitsin beş dakika sonra bu kovana üç ham çıta verin ve ağzını kapatıp serin bir yerde en az 1-2  gün beklesin. Bu sistemde ana arıyı arıların kesme şansı çok düşüktür, yavru yok yiyecek yok, ana arı yok. İki gün sonra ana arıyı verin kek ve şurup verin, kafesin kek bölümünüde açın. En garanti yöntem budur almanların kullandığı bir yöntemdir tabiki yanılmıyorsam.

İkinci yöntem arıları zayıf bölün 1-2 çıta arısı olsun bir yavrulu çıtası olsun ve yavrulu çıtada yumurta ve açık yavru en az olan çıta olmalı.
Bölmede yumurtalı çıta varsa bu bölme 7 gün sonraya ana arı yapabilir, yumurta üç günde larva olur üç dört günlük larvadanda arılar ana arı yapabilir.
Yapılması gereken, bölünen arıda bir yavrulu çıta olacak, ana arı kek bölümü 7 gün açılmayacak, bir hafta sonra gidip yavrulu çıtayı çıkartıyorsunuz arısını silkeleyip memeleri bozacaksınız, ana arı kafesinin kek bölümünü açıyoruz arıyı kek ve şurupla besliyoruz.

Arıcılar çok bilmiş oluyor biz ilk defamı ana arı kabul ettiriyoruz deyip aldıkları anaları üç gün sonra kesip bizi arayıp anaların kalitesiz diyenlere çok rastladık.

Bu arıcılığı bir biz öğrenemedik herkes yalayıp yuttu ona yanarım :)