yabanitavşan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabanitavşan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.11.2010

BAYRAMDA ARICILIK VE DAHA NELER, NELER::))


2010 Yılı. Kurban bayramı dolu dolu geçti.
Köyümde 5 gün kaldım, bu beş güne o kadar iş sığdırdıkki.
Başta kurban.
Bahçe işleri.
Köydeki arıların bakımları.
1 gün ful av ve yaylaların gezilişi.
1 gün turistik gezi.
Başlıklar bunlar.
Köyümüzde eskiden beri denirki bizim köyde ayva olmaz.
Peki ayva ağacı varmı var. Bu ağaç neden ayva vermez o zaman. Çünkü bu ayva agacı devasa bir ceviz agacının gölgesinde ve ayva vermiyor.
Hanım tarafından birisi dediki ekersen ayva var. Dedimki köyümüzde ayva olmuyor, dediki, elma oluyormu olur dedim o zaman ayva kesin olur demişti.
İyi o zaman 4 tane sök ver ve küçük olsun çünkü köye gidecek kişiye fazla yük olmasın dedim.
Bildigimiz kazık, kesip sulak bizde çimeş derler. Ayva aağaçlarından kazıkları, bu sulak yere çakmışlar.
Bu kazıklarda orada çimlenip köklenmiş. En küçüklerinden söküp köye yolladım.
Rahmetli babamda o zaman bakıyor, tabi bize biraz saydırmış::))
Bu kazıklar tutarmı diye.
Bir sene sonrası ise ayvalar için söyle demişti. Ben bu ağaç kadar arsız ağaç görmedim, tabi dört taneside tutmuşya.
Köyde ayva olmaz diyen o kadar çoktuki şimdi bizim ayvalardan merakı olanlar dalını götürüp eker.
Demekki bizim köyde ayva oluyor::))
Bir çok işte hep böyle önyargılıyız işte.


İnsanın kendi çabalarıyla üretiklerinin tadı bir başka oluyor.
Aslında bazen düşünüyorum. Arıcılar toplumda zeki ve yetenekli kişilerden oluşuyor.
Birisi tam arıcıysa, o kişinin elinden bir çok iş gelir.
Başta marangoz işlerinden anlar. Eli çivi çekiç keser tutar. Hamballık yapar, kafasında özel tasarım ve planlamalar yapar, yani icatçıdırlar. Tabi birçok yetenek yetmiyor, birazda deli olmalı::))




Her sene kurbandan sonra kavurma yapmak benim işim. Bu senede bizim gelinde kavurmasını bana yaptırdı. Her sene bana kavurma yaptıran sayısı katlamaya başladı::))

Kavurmayla birlikte bahçemizdeki arılara invert şurupta yaptım.
4 kilo şekere, iki litre su koyup yaklaşık 3,5 litre invert şurup yaptım. Bir çok kişi krem tartar bulamıyoruz diyor. Bu durumda 4 litre şuruba bir limon sıkarsınız işlem tamamdır.
Ben bir kavanoz krem tartar daha önceden köye göndermiştim. Kaplık denilen tabakların rafında duruyor.



Bahçemizdeki oğul otu.
Bu otu köye adapte edebilmek için bir kaç sene uğraştım.
Genelde gölge yerleri seviyor, aşırı güneş alan yerlerde hep yandı.
Bir çok yere artık tohumlarını attım. Bir çıktıgı yerde çiçeklendimi her sene orada yayılarak büyümeye devam ediyor.
Bu otu biçip Gebzeye getirdim. Şifalı bitkilerde bu ot, nefes açıcı veya kalp damarlarını açmak içinde demlenip içiliyor. Muhteşem abi duymasın::))
Belkide Niğde civarında bu bitki yok, sadece bizim bahçede var.

10 çocuk, bir kaçta torun büyüten beşiğim. Rahmetli babam ben doğdugumda yapmış bu beşiği, benden sonra 9 kardeşim bu beşikten geçti, daha sonrada bazı yegenlerim kullandı.
Bir kanadı kırık, babamın son yaptıgı arılıkta yaptıyor. 46 yıl önce yapılmış yani::((
Bunları yerinde görüp, geçmişe gitmemek olurmu?

7-8 yaşlarında derelerden minicik getirip diktiğim 4 erikten bir bu kaldı. Bununda ana gövdesi iyice yaşlandı, dipten verdiği filiz genç ağaç olacak. Bu sene bir dalını kestim seneyede öbür dalı kesersem, yeni filize binecek tüm yük.


Seneye iyice gençleşecek.

Bizim bilader biraz yeni ağaç ayarlamış. Deveci armudu, kestane, nar, biberiye ektik.
Bahçemiz köyde çeşit açısından tektir.
Köyümüzde 400 senelik iki adet kestane ağacı var. Hayret edilecek bir durumki, köylünün birisinin bahçesinde bir kestane agacı olmazmı, yok işte.
Bahsettiğim 400 senelik kestane agacı, koruma altına alınmış, çıkan kestaneye tüm köy ortak.
Köyde kestane oluyor, fakat kimse bu güne kadar ekmemiş. Ben 10 sene öncesi bir kaç tane tutturmuştum, iyi gelişsin diye aşırı koyun gübresi verince alayını kuruttum.

Bu deveci armudu, yegenim Rabiya'nın.
Bu gazı yiyince agacın dibi suyla doldu::))

Bir kaç sene öncesinden ektiğim cevizlerden birisi, şebin cinsi.
Tam dibi kalınlaşmaya başlamış ama agaçların altında kalmıştı. Annem onu söküp iyi yere alacağım dedi aman dokunma, gene bir kaç sene geriye girmesin diye bu taraftaki armut agacını kesip, cevizi açıga çıkardım.
Açık alanda bulunan Yavuz cinsi ceviz ise acayip gelişip cevizde vermeye başlamış durumda.

Köyde ilk göz attıgım şeylerden birisi bahçedeki kovanlardı.
Bir göz attım kovanların birisi gümlemiş dedim. Annem oğlum üçüde iyi çalışıyor dedi. Evet birisinde çalışanlar, hane halkından degiller::))

Annemim demesine göre 1 ay önce katlarını almış ve en güçlü arı oydu diyor.
Görünüş balıda iyimişti ama yağmalanıp yok olmuş bir kovan.
Kovan musluğunda böyle bir görüntü varsa o kovan yağmalanmıştır. Giriş civarı bulaşık olur, savunbma yok, sarıca arılar cirit atıyor.

2003 yılında Babam rahmetli olunca ondan kalan bir kovan arı vardı.
Bir kaç kişi bu kovanı almak istediler, iyi parada verdiler ama vermedim. Bir kovan arı hatıra olarak burada devamlı dursun istedim.
Bir ara 5 tane oldular, çıkan bazı oğullarını konu komşuya, babamın ruhu için hediye ederiz.
Bu sene oğul vermemiş, balda olmamış. Bal çıktıgında tüm yakın komşularımıza ikram edilir.


Yağmalanan kovanın polenli çıtaları dışarda ziyan olmasın diye hayattaki kovanların merkezine invert şurup doldurup verildi.
Baharda veya şu an bile yavru lazımsa köyde tek tük polen geliyordu, bu peteklerdeki polen arılar için hazine.
Uzaktan kumandayla arıcılık bu kadar oluyor, bunnada şükür diyorum. Köyde işten biraz anlayanların mudahale ettiği arılarımız diyeyim.

Bu koloni çok sakin ve anaarısı siyah, hepside bir tek kovanın oğullarıydı. Bu kovanda yavru vardı, el kadar falan.

Annem yarım yamalak ballıları almış, ben ise kovan içinden kendime bunu seçtim::))
Nasılsa yandaki kardeşlerini göçürüp iki kovanda iyi bal stoku vardı.
Birde invert şurup verdik.
Asıl anaç kovan bu, felaket saldırgan, kovanı az kurcalayın, bahçede dolaşmanıza izin vermiyorlar. Anaarının kanatları filan bayagı yıpranmış durmda. Bu kovanda hiç yavru yoktu, ellerimi bayramda öpüp şişirdiler. Maskesiz gidip seyretseniz bile gelip surata iğneyi yapıştırıyor.
Polenli petekleri invert şurubu pet şişeyle kemer yapmaya çalışıp yavru olmayan saldırgan kovana verdim. Belki bu hareketlenmede biraz yavru atar diye.
Peteklere şurup doldurmak çok zordur, bu sistemde çok zayıf kolonilere büyük iyilik yaparsınız.
Arılar uzaktan şurup getirmeden yataklarında bu şurubu kullanırlar.
Saldırgan arının mevcudu biraz düşüktü. Kalan şurubu bu arıya verdim, biraz daha şurup kaldı, anneme dedim şuradan aç ve yemliğe dök. Belki bu şuruplamayla bir miktar yavru atar.
Köydeki malzemeleri seneye yenileyip, bir kaç kovan arı daha ilave etmeyi düşünüyorum.


Girişi daralttım, bu seferde kemirmeye başladılar. Önümüz kış ve girişler daralmalı. Sarıcalar hala faliyette, köy günlük güneşlikti.


Annemden saç türü veya lama teneke istedim, annem aradığım parçayı anlamışki, oğlum bu testere ben bildim bileli var bir türlü kullanılmadı, ne zaman kullanılacak diyor. Ver anne o zaman hemen kullanmaya başlayalım::))
Hem havalandırma oldu hemde girişi daraltmış olduk.
Resim çekerken bile üç arı bana yöneldi, resim bile vermiyorlar.

Birileri köstebek filan avlamış::))
Bizde biraz avlandık işte...
ayrıntılar daha sonraki paylaşımlarda gelecek.
Şimdi sucuk doldurma vakti, dün akşam yogurmuştumda::))