5.12.2008

ARICILIK VE YENİ ANAARI KUTULARIMIN MODELİ TAMAM

Şenol'un teklif bu.Ama benim istedigim kovan gibi kutuların arkasında durup çalışırken rahatsız etmemekti.
Bu arada Saim Gürel abimizin blogu hayırlı olsun.
Doktorum son gelişinde tahta getirmişti.Kafamdaki anaarı eşleştirme kutusunun son modeli buydu.Son anda muhteşem abinin aklına uyup kutularda yemlik çıkarıldı.Zaten bu çıtalara uygun bir katlı kovanın var bir iki tane daha yaparsam,kenarda hazır sırlı bal bekletecez.İhtiyacı olana dolu çıta verip yarım yamalak çıtaları hazırladığımız kovanlarda neniden sırlı hale getirecegim.
Not:Muhteşem abi bir gitti,şimdi ağaç yok orayıda kurutmuş.Bize kalanlar bu kadar.


Ölçüler tamam,bundan sonrası kolay.Neresi ne ölçüde olacak belli.
Önden iki giriş var.Farklı boyanacaklar,birde öndeki giriş deliklerini bir tarafınkini üst üste,düger yanını yan yana yapacam.Sağ ve sola çalışacak taraflarda anaarıların şaşırma olasılıgı yok derim ama bellimi olur.Kesin konuşmamak lazım.Daha önceki kullandığım çıtaya göre yapıldı kutu.En azından bir sürü çıtamız var.Çıta içi normal çıtaya yetecek mumdan çok az kalacak şekilde.Yani üç çıtabir çıta edecek gibi. Birde çıtanın etrafındaki malzeme 4 mm olunca çıta içinde çok güzel alan kalıyor.
Birazda paintte oynadım,ön tarafınıdaki musluk tahtasını Cemil usta bir yapalım.Giriş ayırımı boyayla yaparsın demekte.
Tam bittiğinde bakalım durum ne olacak.


Ölçüler 20 cm yükseklik,dıştan dışa uzunluk 58 cm.iç derinlik 20 cm.dıştan yükseklik 22 cm.Her bölüm içi 12 cm olarak yaptım üç çıta rahat girip çıksın.Önde arkaya mesafe dıştan gene 20 cm.Çok hafif belki ölçülerle oynayabilirim.İnşallah bu kutular kalıcı olur.Köpüklerde ısı sorununu çözememiştim.

16 yorum:

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Bak sana dedim tek tek küçük kutu yap diye ama dinlemedin seneyede bundaki arılar tüyerse daha sana tahta mahta yok ona göre:)

armagan arıcılık dedi ki...

ali abi ana kutuların hayırlı olsun
kafama takılan bu kutuların bir standardı varmı, ana üretme konusunda çok uzman değilim aynı kutulardan bende hazırlıyorum ama araştırınca çok değişik şekildeki kutuları görüyoruz hangi modeli kullanacağına arıcı kendisimi karar
vermeli yoksa bunun bir standardımı var.

Amatör dedi ki...

Ali abi yeni ana arı çiftleştirme kutuların hayırlı olsun modeli çok güzel inşallah iyi sonuçlar alırsın.

ALİ TÜRK dedi ki...

Muhteşem abi sen gemiyi batırma da:)))
Yeterince hesabın kabarık zaten.Karniyolları batırdın,sepet battı gemide su almaya başlamış::))


Gündüz Mustafa Kabaoğlu abim ileti yolladı aman o kutulardan fazla yapma,anaları alınca arılar bir yere toplanıyor diye.Bence toplanmazlar,çünkü arılanıp yavru faliyeti başladıktan sonra o sorun olmaz.Sorun ilk arılandırmada olacak onuda yavrulu arılı verdimmi sorun yok.

Şenol telefon edip,dediki kara kovan gibi kutuyu dikine koy,arkanına dur kovanın bir üç sadan,bir üçte soldan çalışsım diye güzel bir fikir daha verdi.

Birde ikinci bir teklifi var,ortadaki bölme sabit.Kenara yakın olanları alırsan kışın altışar çıtayla kışlaması yönünde.Tabi bunları bana yarım saatte zor anlattı telefonla::))
Şenol anlamışım demi::))

Trakya dedi ki...

Sadece fikir başka olumlu fikirler gelebilir kolay gelsin.

ALİ TÜRK dedi ki...

Üzeyir kutuların piyasadaki sdandardı köpük olanlarıdır.Arıcıların kendi yaptıkları kafalarına göre olur.Bendeki kutuya koyduğum üç çıta bir sdandart bir çıtaya yakındır.Ebat olaraktan,ama bir çıta tam etmez.Sen kafana göre ikili tekli istersen bu kutuyu on gözlü yaparsın.Avrupada görüyoruz kovanları adamlar duvara tugla gibi dizmişler renkleri farklı yaptıktan sonra.Senin hedefin ne orası önemli.

Mustafa Öğmen bey geçen seneden beri kafamdaydı bu model,çok kişiyede anlattım,anlattıklarım hep tamam diyordu::))Meğersem anlatmakla olmuyor insanlar görmedikten sonrası boş.Köpük kutular kendi yerin olur birde gölgelik istiyordu onlarda bende yok.Ama denemeden ne sorunlarla karşılaşacam bilmiyorum.


Şenol sen ne kadarda o şekilde desen gönlümdeki üçlü kutu yada sağ sol iki yan yana.Köpüklerdede girişler yan yana çift ana olanlar.Verdiğin fikirler için sağolasın.

Hilmi BAŞ dedi ki...

Bu sohbet konusuna katılmadan geçemedim.Beni bağışlayın.Konu rüşetler olunca katkım olsun istedim. Aslında daha önce de imrendiğim sohbetlerinize yazdım.Ancak göndermelerim hatalı ve başarısız omuştu.
Dilerim bu yazıyı ulaştımmayı başarırım.
Uzatmadan konu ile ilgili düşüncelerimi arz edeyim.Sayın DOĞAROĞLU rüşetlerin kibrit kutusu büyüklüğünden beş çerçeveli yarım ve standart kovan ölçüleri arasındaki ölçülerde olabileceğini belirtiyor.Başka kaynaklar ve bloklarda da güzel fikirler.örnekler var.Benim uyguladığım modellerde standat kullandımız kovan derinliği sabit tutullarak yarım,üçte bir çerçeve iç ölçüleri tercih edilerek beş yada altı çerçeveli kovanlar yapmak.Bu kovanlarımıza arılığımızda kullandığımı normal çerçevelerden 5 veya 6 çerçeve konabliyor.Yan duğarlara da çerçeve konacak lamba açtırıyorum.Burya uygun kısa çerçevelerden 12 çerçeveli kovanlarımız oluyor.Kovanlarımızın ön ve yanloardan çıkış deleileri var.Ayrıca sıkıca yarlesecek bölme kahtaları ile üç bölümlü hale getirip ,her bölümde birer ana yetiştiriyoruz.Kışlemada sorun olmadığı gibi kalan arılar baharde normak arılar seviyesinde oluyor.Her mevsim yedek ana mevcut.Ben bu kovanlarıma çok amaçlı kovan diyorum.Kara kovan amaçlı da kullanmak mümkün.
Bu ortamda sohbetlere katılan herkese saygı,sevgi ve selamlar. Hoşça kalın.

ALİ TÜRK dedi ki...

Hilmi abi herkes istedigi gibi yapabilir.Benim bu yaptıklarım ruşet degil,ruşet tanımlarda sdandart çıtalarda,çıtası olan iki üç yada beş çıtalı kovanlara deniliyor.

Benim yaptığım ise anaarı eşleşmesi mi artık çiftleşmesi mi o kutulardan.Anaarı başka yerde üretilmeye başlayıp memeden çıkmasına beş gün kala bu kutuya verilecek.Birde bu yanlış var kutulardan anaarıyı alıp kutunun kendisine anaarı yaptırıp bundan kalite bekleyenler.

Bu işleri yaparken hedefler önemlidir.Benim hedefim bu kutulardan 100 adet yapmak,belki bu sene hepsi olmaz ama ilerde 100 anaarı kutum olursa bir turda 400 anaarı üretmeyi hedefliyorum.Hedeflemek çok kolayda,başarı olacakmı bekleyip görmek lazım.

Hilmi BAŞ dedi ki...

Ali Bey kardeşim selam ve sevgiler.
Sizi anlıyorum.yaptıklarınızı ilgiyle izliyorum.çok olumlu ve aktif olmanızdan keyf alıyorum.Bizleri de cesaretlendirip bu ortama dahil ettiniz.Umarım ileride yüz yüze konuşmak da nasip olur.Bu konularda konşuruz. Yazarak çok yüzeysel kalıyor.Benim söylediklerim çok geneldi.Hedefim kışın kendi şartlarında varlını devam ettirebilecek kadar arısı olan yuvalarda olabildiğince fazla ana saklmak.Baharda gelişmeleri halinde yer verebilmek geişme engellerini kaldırmak.Dedim ya yazarak istediğimi söylemek konuşmak kadar olumlu ve kolay değil.
Görüşmek dileği ile selam ve sevgiler.
not:kutularını çok güzel buduğumu sölemeyi unutmuşum.hayırlı olsun başarılar dilerm.

HB dedi ki...

4 bölümlü 100 ana arı kutusunda bulunan toplam bölüm sayısı 400...

Buraya kadar matematik çalışıyor da iş üretime girince geçtiğimiz yıl kendi üretim oranına bakınca bu pek mümkün gözükmüyor.

Bu üretim ortalaması çevremizdeki ana arı üretenlerde de çok benzer.

Ayrıntıları hazırladığımızda yayınlarız ama, kutuya verdiğiniz ana arı memesi ile kutulardan aldığınız yumurtlamaya başlamış ana arı arasındaki oran %58-60 arasında...

Hele bir de trasfer ettiğiniz larva sayısı ise yumurtlayan ana arasındaki oran çok daha düşük...

Demek ki 400 bölüme ana arı memesi verildiğinde, en fazla 240 ana arı üretilir.

Ayrıca 400 bölüme aynı anda meme verilmesi için gereken şartları gerçekleştirmek AB'ye girmekten daha zor.

ALİ TÜRK dedi ki...

Benim hedefim bu,ister tutar ister tutmaz.Geçtiğimiz sezon 37 çıkmış anaarıdan trakyada 3 tane kalmıştı.Geri gelemeyen,gelip kutuları terkedenmi ararsın,yağmalananmı ararsın,ağ kurdu saranmı hepsi vardı.Toplam eşeleşmemiş 37 den üç kalmıştı.

Birde 400 anarı kutu gözünü doldurmak için 20 adet 10 çıtalık arıyıda bu sene olmasada seneye kadar oluşturacağım.

Benim için önümüzdeki ve bir ertesi seneler çok önemli.Yaşarsak neler olacagını hep birlikte göreceğiz.

Zafer ANLAYIŞLI dedi ki...

söylenecek tek şey,
kalıyor Allah muvvaffak etsin,yar ve yardımcın olsun

Ballı Baba dedi ki...

Ali merhaba, denemek için yapıyorsan sözüm yok kolay gelsin derim ve böylece tüm merakını gidermiş olursun. Eğer bu işi kaliteli ana arı üretmek için yapıyorsan... en güzeli normal 5çerçeveli ruşet kovandı ve her zaman kaliteli üretim için en uygun olanıdır.Ana ihtiyacın olmazsa bile gelişen arıları normal kovanlara alarak ya arı ticareti yaparsın yada kovan sayısını arttırırsın. Ana arı nekadar geniş alanda yumurtaya başlarsa kalitesi o kadar iyi olacaktır, bu faktörlerden sadece bir tanesi ve çok önemli olanıdır. Çiftleştirme kutuları (küçük köpükler) sadece ticari amaçlı olarak kullanılandır. Geçmiş yıllarda bende 6 gözlü normal 3 çerçeveli yapmıştım, analar çiftleşme sonrası salgıladıkları feromon nedeniyle ya gözlerden bir birine geçmeler oldu ya da bölmeleri terk edenler oldu. Bu da gösteriyorki bu şekilde yapılan çok gözlü kovanlardan istenilen yeterli sonuç alınamıyor. Kolay gelsin...

ALİ TÜRK dedi ki...

Zafer abi çok sağolasın.

Selahattin abi artık deneme aşamalarını geçtik,aslında arıcılıkta denenecekte bir şey yok.Yurt dışındakileri uygularken hatalar yapıyoruz.Adamlar her şeyi halletmişler biz dünyayı yeniden keşfetmeye çalışırsak ayıp olur.

Kutularda kaliteli anaarı olmaz söylemlerine ben karşıyım.Neden karşı olduğumuda söyleyeyim,Almanyada gördügümüz 4-5 kat arıların anaarılarıda bunun gibi küçük kutularda üretiliyor.Sorun bizde arıcılık nasıl başı boşsa anaarıcılıkta başıboş.Rast gele kutuda anaarı üretirsek tabiki kalitesiz olacak,arıcılıkta tüm başı boşluklar bitmedikten sonra işlerimiz düzelmez.

Bizim bu sene anaarı aldığımız emmi teyze Almanyada anaarı üretiminde üçüncü birisi,anaarılarını kullananlardan birisi ise Polanyalı jozef.Bizim Mehmet Yüksel'in ustası.Bir ara Mehmet jozefin arı kovanlarnı yayınladı hepsi harikaydı.Onun için kutudaki anaarıların kalitesizliğini kabul edemem örnekler çok.

Anaarıkutularında arıların kutuyu terk etmesi veya bir göze toplanması arılandırken oluyor.Kutuda anaarıyı eşleştirdikten sonra yavru kapatana kadar zaten alınmaması gerekiyor,zaten yavrulu çıtalardaki arılarda kutuyu terketmezler.

İstenilen sonuçlara gelince bu anaarı yetiştirme zamanları çok önemli,zamansız olursa fire vermek için o kadar neden çogalıyorki,say say bitmez.Ben sadece yan yana olan gözlerden sorun yaşarım diye düşünüyorum onuda birisini iptal ettikmi üç yöne çalışır ve şaırma olayıda biter.

Ballı Baba dedi ki...

Ali kardeşim, yurt dışındakiler her şeyi halletti derken ne demek anlamadım ki. Adamlar daha başlamadık diyorlar hata üstüne hata yaptık diyorlar, bu kafayla gidersek sonumuz olacak diyorlar ve hata üstüne hata yaptıklarını kabul ettikleri gibi bunu hep birlikte söylüyorlar. Bu nedenle tüm dünyada arıcılığın önemini anlatıyorlar ve Türkiye arıcılığını dünya arıcılığının kurtuluşu görüyorlar. Sen de tam tersi örnek alıyorsun anlayamıyorum.
Kutularda kalitesiz ana çiftleşir demedim kalitesiz ana yetişir dedim bunlar çok ayrı şeyler. Tekrar söylüyorum eğer ticari ana üretmiyeceksek kesinlikle normal çerçeveli ruşetlerden şaşmamalıyız... Yurt dışında yüksek bal verimi sadece anadan kaynaklanmaz yapılan kültür ekimi, bilinçli teşvik şuruplaması veya beslemesi, zamanında yapılan varroa ilaçlaması ve akıllı koloni yönetimi kaliteli anadan önce gelir.. Kutulardan anaların ve arıların terk etmeside farklı şeyler. 25 yıldır ana yetiştiren birisi olarak söyledim ben onu. Eğer kutuya koyduğun arının yaşını miktarını ayarlarsan bir tanesi geri gitmez (TKV TEKNİK ARICILIK DERGİSİ) bu konuda çok güzel kutuları arılandırma yazıları var zaten.
İstenilen sonuçlarda ise sana katılıyorum nektar akışı olan her yerde çok kaliteli ana üretilir zamanı bu dur. Nektar akışı olmadığı sürece iş kontrollü yapılabilir ama bu da amatör arıcıların işi değil. Şimdi en önemlisi ana kutularına gelmeden önce işin başı: Öncelikle ana arı üretilecek kovanlar tespit edilmeli, bu kovanlardan üretilecek anaların çiftleşeceği erkek üretim kovanları 25 gün önceden beslenmeye alınmalı, çünki erkek arıların ergenlik süresi bu. sonra larva transferi yapılacak ortam hazırlanmalı (kovan içi nem ve sıcaklıkta olmalı) transfer edilen larvaların besleneceği kovanlar hazırlanmış olmalı her birinde 12-15 çerçeve genç arı olmalıki çok süt üretimi yapaçak yaşta olmaları unutulmamalı. Bitiriçi kovanda memeler kapandıktan sonra doğum için nerede istersen orda doğum yaptır.Bunu inkibatör kullanarak yapanlar bile var. Şimdi ana arının çiftleşmesi Yaratanın taktiri doğal ortamda erkek arı toplanma bölgesi eğer senin önceden yetiştirdiğin erkeklerin toplandığı bölge ise süperrrr, yoksa bunca iş boşa gittiiii... İşte burda devreye suni dölleme girer yada izole bölge (senden başka arıcının olmadığı bir yer).
Son sözüm senin bu yaptığın kaliteli ana üretimine örnek olmaz ama dediğim gibi tüm merakını giderecek çalışma olur. bunu yapmakta bilgi dağarcığımız için önemlidir. kolay gelsin...

ALİ TÜRK dedi ki...

Selahattin abi çok şeyi hallettiler.Biz daha arıya kek ne zaman verilir şurup ne zaman verilir onların tartışmasını yapıyoruz.Daha geçen hafta ziraattan emekli birisi arılarınızın kekini tamamlayın diye haber yaptı.Şimdi buyur havanın durumuda ortada kış geldi ve arının üstünde kek var.Daha çok kişide tavsiye edecek ama nasıl tavsiye etsem diye kıvranıyor.Buradada kimin işi ne kadar bildigi ortaya çıkıyor,herkesin geçmişteki yaptıklarını taradım kendimde dahil olmak üzere.Bu işler lafla olmuyor.
Adamlar ıslahta büyük yol aldılar daha bizde başlayan yok.Ama yattığımız yerden ıslah edilmiş arıları eleştirmek çok kolay.Islahı tam bitirememiş olabilirler ama bu iş için beklide en az yüz senedir uğraşıyorlar,biz ne yaptık.Uğraşmalarının sonunda bazı olumlu şeyler ortaya çıkmış,oğul eğilimi bitmiş,arıların hastalıklara karşı direnci var,hızlı gelişiyor,sakin,bal verimi yüksek.Bizde hangi üniversite veya bilim adamı bu işlere başladı.Lafa geldimi hep ilerde iyi olacağız var.İlerde ilerde diye diye ilerde göçüp gidecegiz.

Adamlar bizi yıllarca her konuda uyuttu genede uyumamızı sağlamaya çalışıyorlar.Neden arıcılığın kurtuluşu Türkiye diyorlar.Burada maden çok,madenide işlemedinmi bir işe yaramıyor,dünyanın ham madde deposuyuz.Şiz aman onları işlemeye çalışmayın biz işleyelim diyorlar sonrada gazı veriyorlar,bizim arıcılığımızın kurtuluşu Türkiye de diye.Kısa bir örnek vereyim birkaç hafta önce ülkemizi Avrupa birliği Bor madeni konusunda uyardı,sebeb ise madeni işlemeye çalışıyoruz işlerine gelmiyor.Fakat madeni onlara verir işlenmişini alırsak sorun falan yok.Onun için bizi uyutmaya çalışıyorlar,bizde gaza geldik ya,arıcılıkta dünyayı filan solladık ha.Ortadaki verilere bakınca ne kadar ileri gitmişiz görülüyor.Kim ne derse desin ben verilerimize bakıyorum bizim bilim adamlarımızda iş yok.Eğer başarılı olsalardı elle tutulan bir şeyleri olurdu.

Gelelim kutulardaki anaarılara,burada laf kalabalığı yapmanın anlamı yok.Kutuya başka kovanda hazırlanmış 10 günlük memeyi verip,anaarımız çıktıktan sonrası.Eşlişir veya çiftleşir orası önemli degil.Yumurtayı atar sonrasında yavru kapattıktan sonra anaarı alırsın.Kutularda bu şekilde kaliteli anaarı yetiştirmiş olursun.Tüm dünyada bu böyle.Ruşetlerde yaparsanız daha kaliteli olur diyenler var,onlarda beni ilgilendirmiyor.

Benim yorumda en dikkatimi çeken bölüm 25 yıllık anaarı üreticisiyim tarafı.Şimdi bazı sorular somam lazım size.Geçen sene anaarı üretmek için çabalayanlar vardı,çoğu döküldü o zaman onlara niye yardımcı olmadınız.Kenarda kıs kıs gülenlerden biride sizdiniz demekki.Bir başka konu ise anaarı konusu bloklar çıktıktan sonra yayılmaya başladı,birkaç kişinin çabalarıyla iş ortaya çıkınca şimdi birileri biz bu işi yıllardır yapıyorduk demesi çok güzel oldu.Yavaş yavaş şapkalar düşmeye başladı.

Sonuçta ben hatalarımı ve başarılarımı paylaşmışım.İsteyen alır isteyen almaz.Çok bilende bildiklerini yapar ve başkalarıylada bunu paylaşır.Taktir okuyucularındır.Gerisi hikaye.