18.07.2009

11-15 TEMMUZ 2009 TRAKYA'DAN HABERLER

11 Temmuz sabahı bir çok arıcı gibi bende hacıyla beraber Trakyaya gittik. Daha önceden diğer arkadaşlarlada anlaşmıştık, arıları 30 haziranda götürmüştük ve yaklaşık 15 gündür çiçek var bizde bal süzecegiz. Akşamdan dolu yagdı haberini almıştık ama olayların boyutları belli degildi. Salih ve Kemal abiler bizi esenler otogarından aldılar. Yolda bakıyorum Çatalca civarları daha yeni açıyor ve açmadık bir sürü ayçiçek var. Bizim arılıgın yakınlarına geldiğimizde durum hiçte iç açıcı degildi. Bazı ayçiçek tarlalarında sadece ayçiçeklerin sapı gözüküyordu, yaprak diye bir şey kalmamış. Bazı ayçiçeklerin dolu kafasını koparmış, bazılarını belinden kırmış.

Manzara hiç görmediğimiz cinsten.
Tarlaya inek sürüsü soksan bu kadar zarar veremez.
Bir yıllık emek çöp olmuş. Bu kavunlar belkide 10 gün sonra sofralara sunulacaktı. Yaprak gittimi kavunlar yanar, şimdi cihaza bağlı hasta gibi yatıyorlar tarlada yakında çürürler dolu yarasıda var üzerlerinde.
Geçen hafta yapraktan yemyeşil ve kavunlar zor gözüküyordu. Şimdi alayı kabak gibi ortaya çıkmış.
Bu resimleri Mustafa hoca çekmiş, biz arılıga girdikten sonra bir dahga başka işlerle çok az uğraşabildik.
Bu bölgedeki ayçiçekler gümledi, bir yıl beklenen hasat yok oldu.
Elden gelen bir şey yok, Allahtan gelen bir afet. O taktir etmişse kimsede bir şey yapamaz.
Salih abilerle biz arılıga saat 11 gibi vardık. Murat saat 9 gibi arılıktaymış. Arılıga bir dalıyor arılarda ona dalmış. Hemen koşarak geri çıkıyor maske giyinip tekrar geri dönüyor. Bir sürü kovanın kapakları açılmış ve arılar birbirine girmiş. Yagma çok tehlikeli bir iş. Arılar alıştımı tüm kovanlara sarkmaya başlar ve tüm kovanların arıları bir şekilde kırılır. Biz artılıga girdiğimizde murat son rutuşları yapıyordu, ilk kapakları idareten kapatmış sonra sıradan düzeltme yapmıştı.
Fakat arılar bize acayip saldırıyrdu. Biz buraya geleli yaklaşık 15 gün oldu. 2 yagış birde dolu afeti geçirdik. Bazı kapakları açılan kovanlarda arı kalmamış. Balları ben çektim kovanlardan. Kapagı açılan kovanların çıtalarını alıyorum su doluydu. Şiddetliyağış kapak olmayınca üsten girip alt musluktan çıkmış, Murat Çakırın kovanlarının birisi geri meyilliydi içi göl gibi suydu. Benim kovanlarda kapak açılması olmamış.
Ortalık savaş alanına dönmüş birde burası rüzgar almayan bir yer. Birde rüzgar alsa neler olurdu. Kandıralı bir arıcı geldi diyorki benim kovanları domine taşı gibi yan yatırmış. Katlarda açılmış arılar bişrbirini yemiş ne yapsam arıda kalmadı diyordu. Bu bahsettigim kişinin 400 civarı arısı varmıştı. ailecek arıcılık yapıyorlarKalabalıklaştık daha çok iş çıkarıyoruz yapılması gerekenleri yaptık. Çadır da afetten nasibini almış. Yıkılması çok zor olan çadırı göçürmüş içide su dolmuş. Bu işleri yaparken Mustafa abide geldi. Çadırın kırılan demirlerini bir şekilde onarıp yeniden kurduk. Kovanları ve merak ettiklerimizi kontrolediyoruz ilk olarak.
İşi gücü bıraktık geçen sefer yapmış oldugumuz transferleri inceliyoruz herkes kendi kovanlarında. Bende kovana bıraktıgım saf karniyolun çıtasını çektim bir sürü meme var ve bazılarını bozmaya başlamışlardı. Burada ilginç olan anasız arı petek örmüş birde içine bal koymuş. Bu resmin petek örülmemiş hali iki haber altta var.
derken toparlanıyoruz, o kadar koşturma olduki daha işe başlamadan açıkmışız. İlk yemek yiyelim sonra işe başlarız kararı veriyoruz.
Bu esnada bela parayla degil, 20 km öteden kalkıp gelmiş işi hava ve magazin.
Muhteşem abi ortalık yatışınca geldi sabah bir girseydin buraya ebeni görürdün::))
Yemek yiyoruz, kim neyi begeniyorsa götürüyor. Bazı arılarda üzerimizde taciz uçuşu yapıyorlar.
Muhteşem abimse artislik yapıyor.
Bana artislik yapamazsın ben artisligin kralını yaparım.::))
Hemen Salih abi ve Kemal abilerin balları alıp çadıra sepetliyorum. Onlar sagılırken Murat Çakır'ın ballarını aldım. Durumsa herkes şokta beklennen bal kovanlarda yok. Herkez bulundugu yerden getirdigi ballartı süzüyor. Süzdüğümüz balın ne rengi nede kokusu ayçiçek. Arılar acayip sinirli her yere bindiriyor. Normal şartlarda bu mevsim ve tarihte makinayı agacın altına koy gölgede balı süz arı siz ne yapıyorsunuz dememesi gerekiyordu. Nektar yoksa durum kötü demektir. Bu sırada sagımla ilgili bir not, dikine takılan petekleri hiç bozmadı. Enine telli peteklerin polen ve yavrulularını bozdu. Resimleri sonradan çektim araya girersem dizilimi bozacam daha sonra o konuyu işleriz.
Çadıra arı hucum edip durdu sanki nektar kesildide biz son sagımı yapıyoruz. Salih ve Muratın balların sagımını bitirdik. Akşam yaklaşıyor ikinci yemek yenecek, ızgaranın tüpünü degişmeye gittik köydeyiz.
Köyde seyyar nalbur, bağ bahçe ve hayvancılıkta kullanılan tüm aletler vardı tezgazta.
Bu sürgülü bir tezgah. İlerde işlerim iyi olursa birde tır kasası ayarlarsam kafamdaki plana uyan bir sistem bu. Tır kasası yanılmıyorsan 15 metredir, birde içinden böyle sürgü tezgah çıkarsa 30 metre eder, iki taraflı yaklaşık yüz kovan konabilir.
Üçbeş 250 lira verdim sistemimi çalma diyordu::))
Aşagı sarkan ayagı çıkarıp tezgahı içeri sürüyorsunuz.
Tekrar arılıga dönüyoruz.
Şimdide Mustafa Kabaoğlu hocamızın ballarını almaya başlıyorum. Hava kararmadan bayagı bir çadıra gönderdim. İçersi doldu bir kısmıda dışarda duruyordu. Mustafa abi dediki arkadaşlardan birisine git bal kasalarını aç, içerdeki arılar çıksınlar. İçerdeki arılar çıksın derken her tarafı arı yaptık. Bir senede yapılan bal bıraksan bir saatte bitirecekler diyordu hoca::))
Ortalık gene duman oldu. Önemli degil zaten burada işler rayından çıkmış.
Ballar alınırkende kovanlarda düzenlemeler yapıldı, katlardaki yavrular alt kata çekildi. Bazı kovanlar yatak olarak katı seçmişlerdi. Bir sürü boş ham çıta çıkarıldı bazı katlar alındı arılar sıkıştırıldı.
Yemek yendi hava kararmadan gene şimşekler çakmaya başlamıştı, kalabalıgız ve çadıra sığmak imkansız. Biz yatsı namazına gittik. Hocayada dedik bu gece camide kalalım diye, oradada bir laz buldu gene illede evime gelin yok dedik, aslında hocada gazı vermişti ama yemedik::))
Hoca diyorki davete icabet etmek sünnettir.
Biz kimseyi rahatsız etmek istemedik camiyi tercih ettik.
Köydeki hacı abi hemen 4 adet yorgan kapıp gelmiş birde onları yaymış biz hacıyı çadırdan almaya gitmiştik. İlginç bir anı oldu. Gece uyuduk sabah kalktık hacı hala gezerkende uyuyacak durum hiç iyi gözükmüyor.
Sabah getirilen yorganlerı salih abi teslim etmeye gitti. Resim ise harika, hiç kimsenin aklına gelirmiydi, birisi bal süzmeye gidecek ek iş olarakta orada bohçacılık yapacak::))
Yağmayı tetikleyenlerden biriside Murat Çakır. Tüm arıları yoldan çıkardı. Bu arada Murat'ta yagmadan nasibini aldı.
Süzülen peteklerin açıkta yalatılması, teşvik yerine geçecekmiş. Birde hoca diyorki bunları fatura altı yapacam. Dedim bir arım gelip böyle dışardaki bala konmaz.
Arılıkta yaptıgımız en olumsuz iş bence bu peteklerin dışarda yalatılmasıydı. Arıları yagmaya devam ettiriyoruz başka bir şey yok arı alışıyor ve daha fazlasını istiyor.
Derlerya alışmış kudurmuştan beterdir diye.
Pazar saat 4 gibi Salih abi ve Kemal ayrıldı arılıktan. Akşam üzeri Murat ve Mustafa abinin Şoförü ve oğlu Mehmette gittiler. Pazartesi Mustafa hocanın sagım bitti. Pazartesi akşamı oda gitti. Biz hacıyla baş başa kaldık gene. Muratın yağmalanma görüntüleri devam ediyor bu esnada. Bu resimler belkide çadırdan en aşagı 250 metre ötede çekildi. Üzerinizde bal veya kokusu varsa arı mahallenize gelseniz bile bırakmıyor::))

Körüğü yakıyoruz arılar hemen iştima oluyor, nereye gidiyoruz biz hazırız der gibi.
Mustafa abinin kamyon şoförü bardak arıyordu, ne yapacaksın dedim kola içecekmiş. Hemen yarım kiloluk bir ped şişe kes al sana bardak dip tarafı benim ama::))
Arılar boş gidip gele ömür tükettiler.
Ben böyle bir sezonu yıllar öncesi yaşadım. Ayçiçek açmışsa ve yagmur yagarsa her yagış en az 3 gün netarı kesiyor.
Bu senede aynısını yaşıyorum.
Çiçek var arı bize saldırıyor, biz çiçek degilizki. hele ayçiçek hiç degiliz.
Küçücük örümcek arının işini bitiriyor. Bogaz altından ameliyata girmiş.
Yakaladıkları avlarına bir enzim salgılayıp, yiyecekleri hazır hale geliyormuş. Belli bir süre sonra hortum veya ağzını sokuyor aynı agaç kökü gibi yiyecekleri emiyormuş. Tabiki okudugum dogruysa öyleydi.

Biz sagım işleriyle boguşurken köylüde gidip geliyor. Bizim sepeti ne zaman kovana aktaracaksınız diye.
Mustafa abi dediki gidip şu işi bitirelim söz verdik .
Sepeti yatırdı, bir yerinden delik açıyor. Delikten dumanı basıtyorarı üst bölgeden alt bölgeye toplanıyor.
İyice dumanladı.
Sonrasında çıta silkeler gibi sepeti silkeledi. Anaarı hala sepetteymiş, bulup kovana attım. Aktarma bitti. En pratik aktarma buymuş ballarınıda kesip üç beşe verdik, üçbeş uzaktan olanları seyrediyor tepsideki bala bulaşmış arılardan korkuyor.
Yavrulu bölümü Salih abinin bir anasız kovan vardı onun içine dayadım yeni çıkan işçiler vardı.
İzmit Meşeli köyünden bir arıcı durum perişan diyordu. Bizim ekipte herkesin bir işi var, geçimini arıcılıktan yapanlara Allah yardım etsin. Koca sezon gitti. Borç harçla insanlar yaşarlarken durumları dahada vahimleşti.
Hacı abiyle baş başa kalınca ona bu sene iyi baktım. Kızartma yaptım biraz dagıldı soruyor bu ne diye. Dedimki abi bu özel patates püresi dişlerini yormayasın diye hazmı kolay.::))
Mercimek çorbasıda yaptım, gerçi bu seferde limonu unutmuşuz. Fakat çorbayı begendi.
Bana birdahaki mercimek çorbasını bu tencereyle yap diyor. Öteki tencere ufak geldi.
Salı günü sagım yaptım, durmlar herkeste aynı bizim kovanlardada Gebze'den giden ballar vardı.
Çarşamba günü balı olanların ballarını olmayanlara dagıttım. Her kovana boş örülü çıtaları paylaştırıp sagımı sonlandırdım. Tüm ham petekleri aldım, her kovan 2-3 ham petek vermiştik. Bazı katları indirdim.
Duman olmuşum ama yaklaşık 250 kovanın çıta ve katlarını aldık ayarladık çıta çekici bendim kamburum çıkmış. Gebze'ye geldigimde hala düz duramıyordum. İki gün ballı çıta sallayınca üçüncü günü çıtaları tutamaz oldum parmaklarım tahriş olup şişmişti. Mecburen eldiven giyindim. Eldivenle seri çalışılamıyor. En alt kuluçkalıkta çalışmaksa tam bir ölüm. boy uzun iki büklüm oluyorsun. Gebzede yapılacak işler vardı bir gün erteledim, bir gün komple uyudum.
Cuma günü Gebzedeki arılıga gidip kutuların meme ve anhların işaretklenmesi ve meme dagıtımını yaptım hacıda Gebze dışına arazi olmuştu.

Tüm kovanların önünde arı ölüleri çogalmıştı. Benim arılarda kapaklar açılmasa bile yagmadan dolayı kovan önlerinde arı ölüleri olmuş. Dolu yagışı birde arılar çalışırken olmuş tarlacılarıda yok etmiş. Normalde arılar çiçekte aşırı hırpalanıp nufus kayıpları artıyordu, diğer faktörler arıların nufusunu iyice azalttı. Bölgedeki tüm arıcılar durmdan olumsuz etkilendiler.
Son şansımız havalar yagmazsa bitişigimizdeki 620 dönüm ayçiçekte. 10 gün içinde açar ve biter. Salı günü bir tane açmış vardı, çarşamba günü 8-10 tanesi birden kafa gösterdiler. Birde bu sene Trakya da yaz sıcagı yok, geceleri üşüyoruz ve gündüzleri 25 derece civarıydı.
Balları fazla boş tenekeleri ve yalatılmış kabarık çıtaları kamyona yükleyip İstanbul'a getirdim.
Sonuç ise arkadaşlardan birisi dediki;
Şansız bedeviyi çölde kutup ayısı öpermiş.
Bizdede durum bedeviden farksız degil, hep birlikte öpüldük::)))
Hiç kimse elindeki küregi isteyerek altın yıgınına tersine sokmaz, nasip neyse bizimdir gerisi hikaye.
4 gün ancak bu kadar özetlenebilirdi. Sagımın filimleri filim günlügümde.

8 yorum:

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Trakya maceranız için üzgünüm,yapacak birşey yok.Lakin yazındaki teslimiyet ve durumdan nükte çıkarabilmen takdire şayan.Çalışanın rızkını Allah verir.Bu bugün olmaz yarın olur ama mutlaka olur.Umarım son umudunuz olan tarladan bulguru çıkarırsınız.

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

Durumu çok güzel özetlemişsin.
Bu yıl galiba arıcılık yönünden biraz olumsuz geçecek.
Ama her şey nasip kısmet.
Nasip olmadımı dayak bile yenmiyor.

Her şeyi iyi güzel anlatmışsında bir şeyi atlamışsın.
Çok merak ettim sormadan duramayacağım kusura bakma.

Camide yatarken kıble tarafına başını mı ayaklarını mı çevirdin:)

Olurya belki gün olur bizde camide falan yatarız.

Seni taklit ederiz be bakanım:)

Emrah KARADENİZ dedi ki...

Ali abi selamlar,

Tüm arıcı arkadaşlara geçmiş olsun her şey Allahtan yapıcak bir şey yok İnşallah seneye her şey daha iyi olur sağlıcakla kal.

ALİ TÜRK dedi ki...

A.s. Yusuf üzülmek çare degil ama üzülmedende olmuyor. Bu günlerde hava sıcaklıkları arttı, son tarladan beklentilerimiz devam ediyor. Tabiki tarlacı arı bulursak.

Ali abi genel bilgiler bu sene durumların iyi olmadıgını gösteriyor bir sürü yerden bilgi alıyoruz. Hatta şeker balı yapanlar bile arılara dünya şeker verip bal alamamışlar. Şekerli bal yaptırmak için dışardanda nektar gerekiyormuş.

Merakına gelince, genelde hani ölünce cesedi kıbleye karşşı sağ tarafına yatırırlar birde yönü kıbleden başka yere bakmasın diye topraklada beslerlerya, sünnet olan yatmna o. Fakat uyurken kendinde olmadıgından o şekildede duramazsın her yöne dönebilirsin. Ben ise kafamı kıbleye koymuştum, nereye dönersen dön kafa kıblede::)))
Bilmem anlatabildimmi?::))

Emrah kardeşim evet yapılacak bir şey yok bu senede kısmetimizde bu varmış, baksana nasip olmayınca sopa yemek bile kısmet olmuyormuş::)))

İlhami Uyar dedi ki...

Sayın Türk afet sonrası duruma üzülmemek elde değil,arıcılar çiftçiler muzdarip oluyor,afet karşısındada elimiz kolumuz bağlı maalesef,Allah beterinden ve tekrarından korusun,zarar görenlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.Saygılarımla.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Ali abi bana ebeni görürdün demişin ben 1,5 ay önce onun annesinide gördüm:)))

ALİ TÜRK dedi ki...

İlhami abi her şeyin hayırlısı. Üzülmemek imkansız ama ne kadar üzüleceksinki, olayın şoku geçti inşallah son umutlarımız Trakyada hüsran olmaz. Son tarla çok büyük bir şeyler gelir diye düşünüyorum.

Muhteşem abi filmi ebeyin annesini görecek kadar geri sardın haaa::)))
İnşallah bir daha o duruma düşmensin abim benim::))
Kendine dikkat et her zaman şans yanında olmayabilir, arabaları bence bundan sonra 300 metreden takip etmelisin::))))))

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey açmayan ay çiçeği sezonuzu inşallah kovanlarınızı balla doldurur.