10.07.2009

KAYITLI HAYATAN KAYITSIZLIKLAR

5 Temmuz 2009 günü, bizim emlekçı Salih abilerin arılarını Trakyaya bırakıp geldim. Yolda bir genç elindeki gps cihazıyla ayarlar yapıp duruyordu. Yazılışı gps olsada insanla cipies diye okuyup konuşuyor. Elinizdeki harita ve yol bilgilerini sisteme tanıtırsanız, uydudan size yolu ve kavşakları daha gelmeden tarif ediyor. İlerde hayatımızın bir çok kesimine girecek, şu an avrupadaki araçların çogunda yol bilgisayarı diye bildigimiz alet işte. Araçtakilerin ismide vardıda pek ingilizce bilmiyorum ::))


Saatin kaç oldugunu, şu anda kaç km. leyle gittiginizi, bu hızla seçtiğiniz noktaya kaç saatte ulaşılacagını daha benim bilmedigim bir çok şeyi uydudan size tarif ediyor.
Gişelere giriyorduk birden şeritler çogaldı. İnsanlar neler yapıyor neler. Sonuçta her şey kayıttan geçiyor, bu bilgileri toplayıp bir yere kayderseniz o kayıtlarıda sisteme tanıtırsanız neler çıkıyor ortaya. İnsanı hayrete düşürüyor düşüncelere sevk ediyor.


Bunları insanlar yapıyor, ya bizi yaradanın kayıtları karşımıza çıktıgında halimiz nice olacak. İnsanlar takip edildiklerinde huzursuz oluyor, yada kamera gördüğünde kayıtta olabilir diye kırmızı ışıkta geçmemeye çalışıyor, kamera olmasa geçecek. Avrupalı kamera olmasada geçmiyor zaten, yurt dışında iki sefer kırmızıda geçeni yakalasalar pisikologa gönderiyorlarmış bu delimi diye. İnsanlar kameralardan ve kayıtlardan o kadar çekiniyor yani. Unuttukları şeyse yanlarında ölene kadar taşıdıkları kameramanlar. Allah doğumdan itibaren her kişiye iki melek tahsis edip ölene kadar yaptıklarının kaydını alıyor, hesap günü inşallah iyi filimlerimiz çıkar, izlerken yüzümüz kızarmaz. Yani kameralar yanımızda ve devamlı açık haberimiz olsun::)))
Bazı resimleri çekip yayınlayamadım, bazıları haber yapacak bir şey bulamaz, bendede haber ve magazin gani::))

Şile İmrenli köyünden bir arılık, İlhami abi beni Şileye götürdüğünde arılıklarına uğramıştım. Akşam yaklaşıyor gurbetteki arıcılar akşama yiyecekleri yemekleri pişiriyor. Bu gurubun bir kaç üyeside o gün Trakya ya arıları götürecekleri yerlere bakmaya gitmişlerdi. Dışardan aa ne güzel piknik ve doğayla başbaşa bunlar arıcılık degil tatil yapıyor denilsede, bu arıcılık gönül işi ve bu tüm zorluklar gönüllü olarak isteniyor. Kimisini bağlasan duramaz bu kadar arının içinde.

Arılık çok güzeldi ama sagımda heralde sorun çıktı, bal hasadı nektar tamamen kesildikten sonra yapılırsa çok aşırı dikkat etmeniz gerekiyor. Yoksa bir çok kovan yağma sonucu, yok olup gider. Çok kalabalık arılıklar bu yönden çok tehlike içerir.
Şile Korucuköydeki arılarımızı almaya gittiğimizde barajdan balıkla dönen birisini resimlemiştim. Bu baraja balığa gidilecek, işleri yoluna bir koyayım balık tayfası hazır beni bekliyor. İki senedir balıkğa filan gidemiyorum. Resimdeki balık 3-4 kilo arası. En son tuttugum balık biri 6 biri 8 kilo gelmişti dört yıl öncesi, sonrasında bir dahada tutamadık. Bir gudümsüzlük var her yer kurudu be. Genede ilerde torunlarım olursa anlatacagım balık hikayelerim var::)))

Anaarı kutu kontrollerinde karşıma çıkan bir erken doğum çıtırı. Bende anlamadım bu kadar niye erken fırladıki memeden çokmu sıkıldı anlamak mümkün degil. Çıtayı çektiğimde bu anaarı çıtadaydı hiç bir mudahalem olmadı. Anaarı işiyle ne kadar çok miktarda çalışılırsa degişik sorunlarıda daha çok görme şansımız oluyor. Şu an 200 civarlarında anaarı kapasitesiyle çalışmaya geçtim. Gelecek yıl bu sayıyı katlamayı düşünüyorum. Gittikçe pratiklerimizde gelişiyor. Bu işinde kendisine göre zorlukları var anaarıyı yavru kapattıgını görüp , boyayıp ve kanadını kesip kafese almadıktan sonra, benim bu kutuda hazır anaarım var deme lüksünüz yok, her an her şey olabiliyor. Kaç tane hazır anaarıyı elimden kaçırdım, uçup gidiyor be arkasına bakmadan, şimdi ilk işim yumurta atmışsa kanadın üçte birisini kesiyorum , sonrada yeşil noktasını vuruyorum. Kutuyu terk veya oğul verecekse kutudan 30 cm ileriye gitme şansı kalmıyor, bunlar hep deneyimle çıkıyor işte. Deneme yanılma yöntemleriyle bir sürü çözümler üretmeye devam.
Belkide bu çıtırı erken doğuma ikna etti, memede bu kadar taciz olurmu ya.::)))
Son günlerde en büyük sıkıntı anaarılara erkek attıramamam. Erkek gözlü petekleri kesip çıtaya yapıştırıyorum, devamıda erkek gözü olsun diye. Hain işçi arılar kendi gözlerinden örmeye başlıyorlar. Buda beni sinir ediyor, bu mevsimde erkek arı üretmek çok zor. Çare olarak önerilenler ise bazı kovanları anasız bırakıp yalancıya kaçırmak.Buda bence kaliteli erkek üretimi sağlamaz. Bu günlerde Almanyadan gelen F1 lerden birisi erkek atmaya başladı, bir çıtayı fullese süper olacak en az 5 bin erkek demek ilersi için. Sırf bu erkek arılar için 40 civarı kovanı anaarı üretimi yaptıgım yerde bıraktım, kızlar evde kalmasın diye::)))
Bende bakıyorum işçi gözü örenleri kesip yeniden veriyorum kovanlara. Bir tarafta invert şurup çıta üstüne kek vermeme ragmen arılar bana diyorlarki, gaz verme erkek yapmayacaz. Ama petek örüyorlar. Erkek üreten kovanlara özel teşvik var haberiniz olsun diye fısıldıyorum.
Anaarı memeleri besletilecek kovanları kesilikle bir kaç gün önceden anasız bırakmalıyızki sulu sitem için arı sütü alabilelim. Birde bir kaç gün anasız kalan kovan, yapmış oldugu memeleri bozdugunuzda çok zor duruma düşüyor, sizin verdiğiniz memelere ise askerden gelmiş gibi sarılacaktır::))
Hala bunu çözemeyenler var hayret.

Yumrutalar çatladıgında kovanda genç işçi çoksa larvalar böyle süt içinde kalıyor. Bunlar karniyol safların yumurta ve larvaları. Verdiğim arılar gençti, birde bir çıtadan genç işçi çıkınca her taraf süt içinde kalıyor. Bu tamamen gençlerden kaynaklanan bir şey. Ananarı memesi beslenirkende aynı durum söz konusu. Ne kadar genç işçi arı o kadar arı sütü.
Hacıda işleri bayagı kavradı, bazen şu bilgilerim 10 sene önce bende olsaydı, birde yanımda hacı, oh be diyecemde geriye gitme şansımız yok.
Böyle sütlü larvalar varsa zaten sulu aşılamayada gerek yok. İri larvalardan birisine bir dalıyorum, larvayı at, sütü memeye bırak, üstünede minik bir larva koy, al sana sulu aşılama::)))
2006 model saf kafkas, ne yaparsam yapayım bu günlerde bir çıta dışına çıkmıyor. 30 anaarı şiparişi vardı, 20 tanesi karniyol 10 tanesi de kafkas olsun diye. Bu kovanda nufus sorunu oldugundan olasa gerek 11 tranfer yaptım 7 tane tuttu. Kovanda sütlü larva bulmakta zor, bu arının larvası alınacaksa yumurtaları başka kovanda çatlatılmalı.Birde kafkası üretmek istemiyorum kutuların düzeni bozuluyor. Anaarı ilk turunda çok anaarı kaybettim, Bunun nedeni ise feromen kokusu, anaarı çıkıyor eşleşiyor yavru atıyor, bende notlarıma yazıyorum yumurta var. Yavru kapatmıştır diye açtıgımda meme kapatmış oluyor. Şu an kutuların arısı tamamen karniyollaştı, bu sistemi bozarsam kendime çok zarar veririm, bir kere söz verdim. Bundan sonra kafkas üretimi olmayacak.
metro kovanların biriside son italyan melezi anaarım. Bu arıda aynı karniyol gibi yumurta atıyor. Bir kasç sefer oğula meyletti. Yavrulu çıtalarını bir kaç kez kutulara dagıtınca, kup kuru çıtalara geri döndü. Artık ogul vermeye egilimi nektarın bitmesiylede sona erdi. Bu belkide bana geldikten sonraki F5-6 olabilir. Kayıtlar tutuldugunda elinizdeki arılar bile ne kadar melezleştiğini hayretle izliyorsunuz. Muğla arısı deniyor, Muğla diye bir ırk zaten yok.Fakat o bölgenin arısına bu ad verilmiş. Aşırı melez bir arı. Her sene 500-600 bin kovanın giriş çıkış yaptıgı bölge ve mütiş bir melezleşme. Geçen sene Muğladan bir arı aldım kaptanlara, kedime arıyı vermeden bir çıta aldım anaarı üreteyim diye. O sene bahsedilen çıtadan ürettiğim anaarı F4 de kadar çıktı. Bu arının Muğla'lıgı nerede kaldıki. Bu olay herkeste aynı. İtalyan arısının suyunun suyundanda acayip sarı renkli erkeler çıkmaya devam ediyor.
Son demlerini yaşıyor italyan melezi, bu metroyada karniyol verilecek. Bu metro kovan işini ilk tasarladıgımda elimdeki karniyol melezlerinin sayısı az oldugundan Muhteşem abinin kutulardaki karniyollara göz dikmiştim. Çok hızlı gelişen arılar lazımdı. İtalyan arısıda hızlı bir arıdır. Bu arınında günlük attıgı yumurta 2000.
Kendi tasarladığım anaarı kutularında şu ana kadar olumsuzluk yok gibi. Besleme işinide kutuda yapmak zor. Bunada çözüm metro kovanlarında çıtalara yükleme yapıldıktan sonra hazır ballı çıta verilen kutu gözlerde hiç besin sorunu kalmıyor.
Kontrollerimizde komik durumlar oluyor, hacı devamlı kutulara geldiginde körük sıkıyor. Bende diyorumki kovanlar saldırıya geçtiğinde sıkmıyorsunda bir avuç arıları niye dumana boguyorsunki. Zaten saldırmıyor, korku belasına zırhınıda giyinip beni sinir ediyor. Beni maskesiz kokmuyorlar onu maskeliyken bile sokuyorlar::))
Duruşu hoşuma gitti, dedim aman kıpırdama ::))
hemen kaskatı kesidi be, ondan resim böyle yamuk çıkmış.::))
Tabi bir sürüde fıkra ve hikayeler anlatılıryor.
Seyitan abinin tipine baktıgınızda tam arıcı tipi var, başka bir şey anlaşılmıyor zaten.
Geçenlerde Tuncay Hadise bana meil atmıştı. Ali abi arılarım köyün içinde bakım yaptığımda köyü komple taciz ediyorum diye::))
Sanki çare benim, bana diyorduki bir tane damızlık anarı gönder cinsi degiştirecegim. Bende duruma bir baktım, dedimki buna iki anaarı kaptırayım gitsin. Adresini alıp, anaarıları yolladım. Şimdi bir tane yollayacan kestirir mestirir ortada kalmasın istedim. Anaları teslim aldıktan sonra tutturdu para verecem diye, yav ne parası bizdensin dedim başımıza bela aldık. Bu seferde ille adresini ver. Adersi verdik, bir kaç gün sonra bir paket geldi, yemedende duramıyorum, her tarafımdan mis gibi çemen kokusu fışkırıyor, çemen, pastırma ve sucuklara bakın. Yaz günü çekilecek gibi degil. Keşke diyorum anaların parasınımı alsaydım?
Tuncay anaarı lazımsa söyle nasılsa aderside biliyorsun::))
Bu sırada 5 gün izine çıktım 9 günlük bir zamanımız var. Arı nakilleri ve bal sagımları beni acayip geriyor. Bu sıralar gene bayagı bir gerginim.Cumartesi gününden itibaren Trakyada bal sağımına giriyoruz. Cuma gününden sonra 4-5 gün anaarı işlerini yapamayacagız. Onun içindirki kutulara ne yapılacaksa hepsini yapmaya çalışıyorum. 100 civarı yeni gelenlerden yapılan aşılamada tutan memeler dagıtılmaya başlandı, şiparişlerin hepsini karşılamak imkansız. Hazır anaların hepsi dün gidecekleri yerlere gönderildi. Bu sene çok yogun geçti, günler, haftyalar aylar hatta mevsimler ne zaman bitti anlayamadım. Çok çalışmam gerekli çok. Bu gün mesayi bitimi izindeyim.Cumartesi sabah Trakyadayız.
Herşeyiniz kayıtlı haberiniz olsun, kameralar açık.
Sobeeee::)))))))))

7 yorum:

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Bu hafta sonu senin kayıtlardan ilk haberi yapacam be yav:)

Mehmet Yüksel dedi ki...

Ali abi çalışmalarında başarılar dilerim,çok yoğun çalışma temposundasın biliyorum ama
bak sana suçuk,pastırma çemen geliyor bana avucumu yalamak kalıyor sanal alemde olsa canımız çekiyor dimi yaa.

TUNCAY HADİSE dedi ki...

Ali Abi,
Bizi utandırdın be.
Gönderdiğin analarda tuttu yumurta basmakla meşguller.
Ama yeni gelen korniyol analardan çıkınca bizi unutma yeter.
Adresini çerçevelettim ofisime astım ne olur ne olmaz kayıp mayıp olur diye.Yaz günü o malzememelere pek dayanılmaz ama Ali Abi nede olsa Anadolu insanı,ona çemen yaz kış farketmez dedim kendi kendime.Bu garibandan acizane küçük bir hediye abi,beni mahcup ettin.Kayseri'de bir kardeşin olduğunu unutma.
Sağol Varol.Hoşça ve esen kal.

TUNCAY HADİSE dedi ki...

Ali Abi,
Sayın Mehmet Yüksel kardeşime de buradan bir mesaj vermek istiyorum.
Mehmet Abi bana adresini vermen yeterli,senin de üzerimizde hakkın çok inkar edersek gözümüze dizimize durur.Uzun zamandır sizlerden çok şey öğrendik öğrenmeye de devam ediyoruz.
Adresini ve telefonunu t_hadise@hotmail.com.tr adresine yolla.

ALİ TÜRK dedi ki...

Muhteşem abi kayıtlarımda bir sorun yok ki, sorun sende. Ne o sonradan görme gibi, herkes maskeli, sen heralde arılıgı deniz zannettin::)))

Mehmet bizde amelelik bol, koştur koştur dur. Ne yapayım sucuk pastırma ve çemenleri ziyanmı edeyim? Mecburen yiyorum, yiyeceklere zeval gelmesin.::))

Tuncay utanılacak bir iş yapmadınki. Allah kimseyi utandırmasın. Anadolu insanının özünde bu var. Birinden bir iyilik gördülermi mutlaka onlarda bir şeyler yapmak isterler. Senle ben içanadoluda sınırız be::)) Kayseri ve Niğde yan yanalar, en çokta senle telefonda konuşurken o bölgenin şivesi hafızamda yenileniyor. Ben 13 yaşında ayrıldım, ara sıra gidebiliyorum, en sonda 2006 da memleketime gidebildim. Kısmetse bu sene tekrar ziyaret edecegim. Memleketimde sadece babamın mezarı kalsada, insanlar doğdukları yerin özlemini çekiyor.

İkinci yorumun ise herkesi ilgilendiriyor. İnsanlar herkesten bir şeyler öğreniyor. Mehmet Yüksel bu ülkeye örnek oldu, bilgileri ise beleş, alan aldı alıp ikar edenlerede söylenecek bir şey yok. Bu günlerde Almanyada son hasatlar yapılıyor organik asitlerle varova mücadelesi başlayacakmış. Bizde ped yapıp asit verenler yeniden bir baksınlar asid nasıl uygulanıyor. Formik asit için bizim şu anda kovanlartımız uygun degil. 8-12 mlgr. asit günlük uçması gerekiyor, o asiti buharlaştırdıgımızda kovanlarımızın birisinde anaarı kalmaz diye düşünmekteyim. Kovan musluklarımızda yetersiz. Yakında uygulamalaı olarak karşımıza gelecektir. En iyi egitimde uygulamalı olanı görmek.

Mehmet Yüksel dedi ki...

Tuncay arkadaşım beni düşünmen bile yeterli,çok sağol varol.
Arıcılıkta çağ atlamanın zamanı geldide geçiyor bile,hepberaber
emin adımlarla inşallah ülkemizi
hak ettiği zirveye getireceğiz.
Arıcılıkta bütün ırklar kötü benim kullandığım iyi diyemeyiz,çünkü arı doğada kendisini bulunduğu bölgeye adapte etmiş zaten,bizler
en iyilerini seçip iyi özelliği olanları ayırmamız gereklidir.
Saldırgan arıların anası hemen öldürülmesi gerekiyor ve sakin arıdan bol bal getiren arıdan üretmek gerekiyor.
Çalışmalarında başarılar diler,
hasatın bol ve berekli olmasını dilerim.
selamlar saygılar.

Ali abi benim bilgi paylaşımım herkeze açık,isteyen istediği bilgiyi alır yada alır.

Selamlar saygılar.

ALİ TÜRK dedi ki...

Mehmet ülkemizde aşagı yukarı tüm arılar üretilmekte ve kullanılmakta. Buraya kadar sorun yok, ben şunuda kullanın dedigimde olanlar oluyor.
Şİmdi olaylara bakıyorum burada papaz arısını üretmek imkansız. neden imkansız derseniz bu arı hibrittir. Hibrit yetiştiriciligi kontrollü yapılır, saldım çayıra mevlam kayıra kuralı burada işlemez. Papaz arısını yetiştirebilmek için papazın yaptıgı formülüm aynısını uygulamak gerekir, bunun içinde suni döllemede dahil, birde hangi ırklar var perde gerisinde bunlarda elinde olacak. Hibrit yetiştirenler o hibritleri yakalamak için ırkları kontröllü olarak birbirine karıştırıyorlar bunuda kontrol etmenin yolu ya izole bölge yada süni dölleme. Demek istedigim olmayan şeyi biz yaptık diyenlere gıkını çıkarmayanlar, benim yaptıklarıma cepe almaya bayılıyorlar.

Ülkemizde Kafkas arısı var Azerbeycan ve Gürcistandan kafkas arısı getiriliyor, bunlara kimse bir şey demiyor. Gene italyan arısı getirilmiş ve bizim ülkemizde olamayan bir arı vatanı degil yani, bunada bir şey diyen yok. Papaz arısı üretmek imkansız onuda getirip üretip satıyorlar gene kimseden tık yok. Mugla arısını bir gurup nasıl övecegini şaşırıyor, karniyol Muğla denilen arıdan daha çok iyi özelliklere sahip ama ben karniyol deyince kıyametler koparan çok. Birde karniyol arısı bu ülkenin temel 5 ırkından biri. Doğal olarak hala Trakya civarında var. Arıcılık kamu oyu olayları sanmaki görmüyor, aka kara diyenlerin durumunu hep birlikte görecegiz. Mehmet'ciğim çalışmalarında başarılar dilerim, hoşça kal, izine bir gel bak sen neler yedirecegim::))

İnşallah yanımdam aç ayrılmazsın::)))