14.08.2009

2009 TRAKYADA SEZON SONU

1 Agustos 2009 cumartesi günü Muhteşem abimin arılarını süzüp o gece bizim arılıga geldik. Pazar günü benim arılara girilecekti. Ben Hacı ve Kemal abiyle havanın biraz ısınmasını bekliyoruz. Bende civarı bir dolaşayım dedim. İşlerden bu sene doğru dürüst fotograf bile çekemedim. Yukardaki ayçiçek arılığımızın yanındaki tarladan ne tarlaymış geçmek bilmedi.
Arılıgın kuzeyinden dolaşmaya başladım. Belkide bu seneye kadar bu kadar kovanlardan çıta çekmemişimdir. Bu arılıkta 300 e yakın kovan var. hepsinden balları ben çektim. Fakat çıtalar hep yarım yamalaktı.
Bu 600 dönümlük tarlada hala ayçiçek devam ediyordu.
Gezerken gözüme ilişen iki sögüt agacının son hali. Birisini kökünden kırmış birisinide kökten sökmüştü bizim arılık civarındaki afet.
Bu afet katlı arıları bile devirip katla kovanı birbirinden ayırmış bazı yerlerde. Bizim arılıktada bir çok kovan kapagının uçmasına ve bazı kovanların yağmalanmasına sebep olmuştu.
Boynundan yaralanıp pes etmeyen bir ayçiçek. Dolu boynunu kırsada azimle yaşama devam edip önce çiçeklenmiş şimdide ben ürünümü yetiştirdim ve benim görevim bitmek üzere der gibi.
Kavaltı hazır haberi geliyor incelemeleri bırakıp masamızın başına geçiyoruz. Arıcılık insana bir çok olumsuzlukla başa çıkmayı öğretir. Bu ortama geldiğinizde bir çok işi siz yapmalısınız.
Bal almaya başlayacagız ve sorun var. El arabasının teklerinin havası inmiş. Hemen ikisinide söküp benzin almaya gidecektik zaten havada alıp geliyoruz tekerlere tabiki.
Bu sene ilk defa Trakyada bu kadar çok yavru vardı. Arılarımın %80 ni karniyol melezi oldu.Bir kaç kovan harici hepsini karniyol F1 yapacagım. Baharda yogun erkek üretimi yaparak üretecegim anaarılardan doğal saflar mutlaka yakalanacaktır. arılıgımda ne kadar başka ırk fazla olursa doğal saf yakalama şansımda düşecek. Trakyada kovanların yavru ortalaması 6-7 çıtaydı. Bir kaç kovanda 3 çıtaya kadar yavru düştü.
Bal alıyoruz bir gariplik var, bu tarihte arı bizi yemesi lazım ama hiç saldırmıyor. Üzerimizde maske var ama kafalarımız açık. Bu uzun süre çalışacak arıcılar için ne kadar büyük bir niğmet. Balları çadıra yıgıp sagıma geçtik. Bu sene çıtaları makinaya sokup çıkarma işini bir sefer yaptık ve çıtanın iki yüzüde birden süzüldü.
Başakşehirli arıcı Kemal abi. Kendisi zaten arıcıydı, bu sene kalitesine kalite kattı.


Olanda bana oldu, her sene arıcılık yapıp arıcılık heveslerini giderirlerdi, bende bal satardım bu arıcı abilerime.
Gitti tereyağlı müşterilerim::)))
Sır taraklarının sağındakini bu sene gördüm ve bazen bende sır işinde çalıştım. Sağdaki tarak çok rahat ve elinizi yormuyor. İğneliler biraz daha bunun yanında hantal kalıyor.
Hacı abim geçen seneye göre performansı süper. Her ne kadar sakarlıkta üstüne olmasada benim elim ayagım. Bu yaşta öğrenme azmi süper. Bazen işleri karıştırmasa diyecemde, bende çok şey istiyorum.Bunada şükür.
Süzülen petekleri daha makinadan çıkarırken sınıflarsanız kovanlara verilecek ilk çıtalar polenliler olur. Bu resimin üstündekiler polenli alttakilerde polensiz çıtalar ve kovanklara verilirken polenliler öncelikli.
Polenli çıtalar şimdi soldakiler. sagdakilerin içinde polen olsada çok az. Birde kovanlardan balı alıp kovanı kapatmadan aralara girilecek çıtaların yerlerini ayarlamak size çıta dagıtırken çok kolaylık saglar. Gece bile ben nereye petek verecektim diye düşünmeye gerek yok. Yerleri zaten hazır açık bırakılmış sizde zeten öncelikli çıtaları buralara sokuşturup geçiyorsunuz. Birde bu petek dagıtma işinde malzemelerin standart olması çok önemli size çalışma kolaylıgı saglar . Sagımı pazertesi günü bitirdim. Salı günü Salih ve Kemal abinin balları sağdık. salih abiye gelirken bir çuval şeker almasını söyledim birde 5 kilo toz şeker alabilecek 1 kg poşet getirdi. arılara şurupları poşetle verdim.
Salih abilerin balları alırken güneşe koydugum sular ısınmış, ısınan sulardan kovan başı bir litre hesap ederek şurup hazırladım.25 kilo şeker 10 kg bal ve 30 litre de suyu karıştırıp gece poşetledik. İki kovana yetmedi, hacıya dedimki ölçüyü geçme, oda yeter diye diye yetiremedi.
Elimizde körük, örtüyü kaldırıp dumanı basıyoruz poşeti atıp iki delik kapat geç ötekinbe. Bal sagımından sonra arıların morallerini bu seneye kadar hiç düşünmemiştim, balı alınan arılarıda moralmen çökertiyordum. bu sene sagım akşamına bir litreyi geçik şurup verdik. Zaten nektarda geliyordu. Bir çok katı indirdim, 15 güne kadar arılar alt katlara yeniden sıgmayacaklar. Ben işlerin çoklugundan fazlalık peteklerimi tarakyada yalatmadım. Şurupla birlikte varrova mücadelesinide başlattık. bazıları varova saysada gerçek rakamların çok altında sayım yapılabilir. Mücadele başlıyor ben aradan yarım saat geçmiş tek tek kovanları geziyorum. Benim iki sene önceki kalabalık kışlayan bir 65 numaram vardı. kızıda kalabalık yaşayan bir arı ve en çok varovada o kovanda vardı. Gidip bakıyorum 10-15 tane arı kapı önünde çırpınıyor. Bunu izlemek için el feneri uygun degil, çakmak veya kalemlerde bazı ışıklar var lef mi ne . O ışığı arı algılayamıyor ve size doğru uçamıyor. Onu yakıp oturun kovanın önüne ve istediginiz kadar gözlemleyin. Bakıyorum bir sürü dökülüyor havalandırma yapıldıkça musluk üzerinde düşmüş varovalar fırlayıp gidiyor. Onun için varova sayımını tam yapmakçok zor bir şey.
Gece semaverde çay ziyafeti var. Salih abi salı günü gelip sagıma katılıp akşama döndüler. Biz hacı abiyle baş başa kaldık. Mustafa abi Rize'de tatilde, ben ona demiştim katlarını süzerim diye. Yaklaşık 45 katın ballarını süzdüm ve petlerinide çadırdan çıkartmadım. Mustafa abi telefon edip katları Osman gelip alacak arılara ver yalasınlar sonra kovanlardan geri al dedi. Benimde şarteller attı tabi. kendi peteklerimi yalatıp almamışım, hemen kovanların üstündeki boş katları indirip tüm petekleri çıkardım çadırdan. Petekleri yalattım akşama kamyon gelecek ve katları yükleyip İstanbula götürecez. bende kamyonu geri getirip kovanlarımı yükleyip Gebze'ye gelecegim. O akşamda Berat kandiliydi. Arılıkta tüpler bitti köyde tüp yok, akşam oldu Osman Ünalı bekliyoruz. İşimizde yok arılıkta doğru akşam namazına gittik, peşinden yatsı namazı ve tesbih te telefon çaldı. Hemen meşgule alıp dışarı çıktım osman geliyorum dedi. Dedim köyde camideyiz, bekleyin alalım dedi ama cami dagılduı bizde arılıga yürürdük.
Osman bir geldi kaç kat var dedim 70 filan. Abi bana hoca 20 filan demişti yer yok, her şey alt üst oldu gene.Katların hiç birisine dokunmadık. Ben arabayla Osmanlarla İstanbula hareket ettim, araba boşalacak ve ben geri gelecegim. Hacıda arıların yanında kaldı.
Osmanda görünüşe göre duman olmuş çok yorgun oldugu belli. Çünkü 5-6 gündür onlarda sagım işlerini yeni bitirmişlerdi. Arabada ballar ve makilar vardı.
Osman'larda bu sene yeni makina ve ekipman almışlar. Bu aletler arıcının yükünü çok hafifletmekte.
8 li bir motorlu sagım makinası. Bu makinanın gene 8 li olup ellen çalışanı var. Bir sefer makinaya koymanız yeterli bal savrulmaya başladımı iyi yüzünüde boşaltıyor.

Gene çalışırken görmediğim bir sır makinası. Bu sır makinasınıda Civan arıcılık üretmekteymiş. Sır makinalarının özellikleri standart malzeme gerekiyor. Arıcılar bir an önce çıtalarını standar hale getirmelilerki bu gibi makinalarda ayar degiştirmeden çalışılabilsin. Bakıyorum bir çok kişinin üst çıtası 2 cm 2,5 cm 3 cm olanlar var.
Gece saat 03:15 de arabayı ben aldım tekrar Trakyaya dönüyorum. Biraz kendimi zorlasamda artık gidecek dermanım kalmadı. Selimpaşa civarındaki bir parka girip yattım, bir uyandımki saat sabah 06:30 olmuş . Elimi yüzümü yıkayıp tekrar yola düşüyorum. Saat 07:30 da arılıktayım hacı uyuyor. Bende hemen yattım biraz sonra güneş vurmaya başaladı, ne yaptıysam uyuyamadım. Arabadan inip gölgeye geç ne yaparsan yap ayar kaçtı artık Saat 10 da hacı kavaltı hazır dedi. Kahvaltıya başladık ve bir daha akşama kadar durmak yok.
Yapılacak işler akşama yüğklenecek kovanların havalandırmalarının ayarlanması. Bu sırada iki kovanda çok arı kırılması vardı. Bu arı karniyol biriside Muğla melezi. Bu iki kovandaki dert nedir çözemedim.
ben kovanların üstünü genelde tamamen açmıyorum. Arıların gücüne göre köşeden kapak altına havalandırmalar yaparım. Bazı kovanlar tamamen havalandırma oldugunda arabada aşırı rüzgara maruz kalıp yavru sökenler oluyordu. Kovanlarımın önündende azda olsa bir hava akımı var.
Yolculuk bittiğinde kapagı açıp çuvalı yeniden düzeltiyorsunuz havalandırma kapandı. Açık kalsada o kadar önemli degil sorun olursa arı içerden kapatır.
Havalandırmaların işleride tamamlandı. Artık etrafa bir göz atayım dedim. Yandaki ayçiçeklerin içini bir gezeyim dedim. Hala açmayıp bekleyen çiçekler vardı Hayret daha bunların açıp geçmesine 10 gün var. Zaten birde bal alırken arı saldırmıyordu. Bal geldigini birde başka yerde gördüm. Murat ve hocaya Karniyol F1 üretmiştik Murat dediki birisi yumurta atmadı.Bende gidip ruşetlere baktım. Birisinde bende yumurta göremedim fakat iki çıta bloke olmuş ortadaki çıtada yarım yamalak örülüydü. Örülmemeiş çıtayı ortadan alıp kenara koydum. Gidip hocanın çıtalardan esmer bir çıta bulup ortaya koydum. Ertesi gün bakacam yumurta atacakmı diye, bir çektim çıtayı şaşırdım iki çıta arı bayagı bir bal serpmişti. Anaarıda poelnlerin arasında yavru kapatmış görememişimsiz::)))
Bu sene mevsimde bayagı geç takip ediyor. Bu mevsimde ve tarihte arılar bu kadar rahat olmazlardı. Arı kuşlarıda gittigimiz günden beri arılık civarında dolaşıp duruyorlar.
Bir çok yerden olumsuz habarler geldi. Şeker verip bal yaptıramayanlarımı ararsınız.
Çiçek çok, çok güzel nektar geliyor, ama gece hepsi yok oluyor diyenlerimi ararsınız.
Magazin haberlerinde kovan sayısı otoban hız sınırını zorlayan, fakat biz şu kadar bal aldık derken kovan sayısı hızla düşenlerimi arasınız.
bazılarının kovan sayısı E5 karayolu hız sınırlarına yaklaşmışken, gene bende bu kadar bal adım derken ufalda bari cebime girmi dersiniz. Yani acayip bir çelişkiler yumagı içerisinde sezon sonuna doğru hızla gisiyoruz.
ben 50 kovanla 24 teneke bal aldım. Destek köstek işleri yoktu. 10 kovana iki anarı vermiştim ve temmuz başından itibaren 20 gün tarlacı olmalarını hesap etmiştim. Zaten ilk 15 günde 2 yagış ve birde afet geçirdik. Tarlacıların alayıda boşa kürek çekip yok olup gittiler. Bereket bu yandaki tarladan sıfır çekecekken son anda bayagı bal geldi ve hala geliyordu ben Trakya'yı kapatıp.



Aa nerelere girdik gene, neyse akşam olmadan eşyalarımızı yükledik. Hava karardı hacı abiyle kovanları yükleyip gece saat 22 de Yakuplu köyünden ayrıldık. Yolda bayagı bir zorlandım, bir gece öncesi zaten yeterli uyku yoktu dedikya ayar bozuk diye. Gebze'ye gelip arıları indirmeye başladıgımızda saat gece 02:30 du. Yarım saatte arıları indirip geceleyin önlerini açtım. İlk defa arılar bu kadar kovan içinde ballı olarak Trakya dan döndüler. Tek kat olmalarına ragmen bazen hacı diyordu ki yav bu kovan katlıdan beter::))

İşleri bitirdik hacıya dedimki abi gezeye gitmeyelim ben bittim, nasılsa yataklarımızda yanımızda burada sabaha kadar yatalım dedim yatmadı be. Evlerimize geldigimizde saat 03:30 olmuştu. Ertesi günü sadece cuma ya gidip geldim ful yattım. Cumartesi anaarıların kayıtlarını yeniden yenileyip pazar günü fındıga toplamaya gittim.

Bu arada invert şurup ve kek işlerinin sezonunuda erken açtık. invert şurup konusundaki son yayının linkini yeniden buradan vereyim Ali ŞEKERLİ güzel bir tercümeyle yeniden karşınızda.

http://alisekerli.blogspot.com/2009/08/bailey-demis-ki_10.html

Bu arada reklam olmasın ama invert şurup lazım diyen varsa bu linkten temin edebilkir. Meraklılarına duyurulur::)))

http://www.apigold.de/html/api_gold_-__s_i_r_u_p1.html

Hadi hayırlı traşlar::)))

6 yorum:

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey,teknolojiden yararlanmak güzelde faydası da çok yalnız ülkemizde faturası agır olmakta.Adresi yazılı siteyi inceledim. Almanya da yaşayanın gelirine göre fiyatlar çok uygun.Ülkemizde ham madde ve işçilik ücretleri düşük,üretilen pahalı.Yabancı için cennet.Traşlanan memnunsa diyecek yok,Sihhatler olsun demekten başka.YYaptığın sagımın hayrını görmen dileğiyle.

PINARHİSARLI ARICI dedi ki...

ALLAH ÜRETTİĞİN BALLARIN BEREKETİNİ SANADA KAZANCIN MUTLULUGUNU VERSİN

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Yav arkadaş hepsini anladıkda sen kendine gelince 24 teneke süzüyonda bana gelince niye 5 teneke süzdün.:))bide o sarmaşık çiçeği resimlerini anlamadım bu çiçekler sırnaşık olur dikkat etmek lazım:))

ALİ TÜRK dedi ki...

Vecdi abi bizdede zamanla teknoloji ucuzluyor. cep telefonları ilk çıktıgında binlece marktan başlıyordu birde özellik yok şimdi gelinen nokta ortada.
Arıcılıkta sorun şimdiye kadar ne verdilerse yedik ve yemege devam ediyoruz, itiraz edenlerede iyi gözle bakılmıyor piyasamız ortada.

Aliosman abi Allah herkesin ürettiğini agız tadıyla yiyip içmek nasip etsin. Bu sene yurt genelimiz arıclık için çok kötü oldu.

Muhteşem abi bal vardıda bizmi süzmedik, düdük gibi makinayla canımız çıktı, üç kişi makinayı tutuyorduk.
Sarmaşık çiçekleri arılar tarafından çok ziyaret ediliyordu, sezon sonu son durumlardan haber vermek içindi::)))

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Bu tempo nereye kadar.Birazda bedenini düşün.Geçen gündüze karışmış.Bir durum değerlendirmesi yapmakta fayda var.Dost uyarısı.

ALİ TÜRK dedi ki...

Yusuf kardeşim insanın sağlıgı yerindeyse zaten ortada işte varsa durmak imkansız. İki ay sonra bol bol yatacagız tabiki rahat durabilirsem. İnsan oğlunun doğası belli. Ölene kadar çalışacak. Bir atasözümüz vardı işleyen demir pas tutmaz diye.
Muhteşem abide bu atasözüne açıklık getirmişti bazen güleriz.

Kendisi derki; Evet işleyen demir pas tutmaz ama aşınır ve kırılır hadisenin bu yönüne bakan yok::))
Bende arıbakanı olarak herkesten çok çalışmam lazım::)))