11.03.2010

ARICILIKTA HER KONUDA ÇALIŞMA VE ARAŞTIRMALARA DEVAM

9 Mart 2010 salı günü Saim abiyle anaarı çiftleştirme kutularının nakil ve hacıya zimmet işi vardı::))
İlk iş kutuları aldık, peşinden ilerdeki çalışmlarımızda çok lazım olacak yedek cam iğneleri postaneden aldık.
Elimde şu an 5 tane iğne vardı. Ne olur ne olmaz diye, yedek iğne işinide hallettim. Daha sonra hışıra uğradık.::)) Süni dölleme işinde tüm işler gelip bu iğnede bitecek, yedek iğneler yoksa diğer hiç bir malzeme işe yaramıyor. Mehmet Dr.Schley uclar çok çabuk kırılıyor demiş::))
Bereket kırmadık ama bundan sonra çalışmalarda kırılabilir, dr. Schler de uçlar çok hassas demiş. Maliyeti ise 70 avro filan. 20 tane minicik cam iğne işte.
Saim abi hafta içi bazı numuneler toplamıştı.
Varroa çekmecesine kullanacak oldugumuz bir plastik. Kiloyla satılıyormuş.
Asıl benim istediğim parçayı anlamamış, benim bahsettiğim malzeme tabelacılarda var. Bildiğimiz karton gibi oluklu ama plastikten üretilmiş. Kartonun plastiğini düşünün, soğuk sıcak rutubet etkilemez, çürümez bir malzeme.
Gelen elek telleri ise bana göre çok sık gözlü. Aliminyum tel, bazı metaller formik aside dayanmıyor, özelliklede aliminyum.
Büyük ihtimal bu malzemeyi kullanacağız. Kovan altlıklardında sağlam telede ihtiyaç var. Biz kovan gezdirecegimiz için malzemede iyi olmalı. Bu telin kalınlıgı 1 mm filan keserken ellerimi parçalıyor, zannedersem çelik. Pas konusunu ben o kadar önemsemiyorum bu tellerin paslanması kim bilir kaç sene sürecek. Zaten biz pas tutmaya başladık.
Degişik boyukta gözenekleri olan elek teli çeşitleri. Ülkemizde yenilikleri gündeme taşımadada büyük rol alıyorum. Bloklara bakıldığında asitlerin hızla yayıldıgını görüyoruz, tel altlık çoktan beri var, peki geçen sene niye dikkat çekmedide bu sene Mehmet Yüksel tel altlıklı kovan kullanıp bunu paylaşınca, bazıları başka yerden gördük deyip atağa geçtiler.
Geçen senede aynısı oldu, biz keki bir sene öncesi kışın ve baharda kaldırdık. Muhsin hocaya o kadar sorular sorulduki bir sene sonrası ancak kışın ve ilk baharda kek arıya zararlı, baharda şurup verin diyebildi. Bunu uzun uzunda anlattı, bilimsel takılanlar ise bu görüşüde begenmiyor::))
Nedenide önce ben kışın kek zararlı dedim diye::))
Sonuçta bir sürü yeniliği gündeme taşıyıp ayrıca uyguluyoruz.
İnvert şurup konusunada karşı çıkanların çogu, adım gibi eminim invert şurup yapıyor ama açıklayamıyor.
Bu hafta 10 tane litrelik %85 lik laktik asit sipariş ettim, asit kalmamış, asitçi demişki bu sene ne oldu anlayamıyorum.
Biz elek teli arar iken çıtalarada takılabilecek bir sürü paslanmaz tel çeşiti çıktı.
Bu elek telleri ilk gündeme geldiğinde bizim arkadaşlar hemen krom nikel olsun dediler::)
İyi olsun bakalım dedik, metresi 60 lira tutunca kimse yemedi, bir altlığın teli 15 liraya mal oluyor. Biz tamamen altlığı 10 liranın altına üretmeyi planlıyoruz.
Boy boy elek telleri, katolaklarda çok resim vardı.
Kutular arılıkta, kapak ve açılır kapanır musluklar takılacak.
Hacı invert şurupları yedeklemeye başlamış.
Süni döllemede kullanacagımız yedek iğneleri evde de bir inceliyorum.
Bu iğnelere sahipseniz bir çok konu halledilmiş sayılır. Suni dölleme arıcılıkta safların korunması ve ıslahta kullanılır.
İnşallah ömrümüz olur ise bana uzun yıllar yeter. Bu arada Sadri abi aradı ve bazı resimleride benle paylaştı, çok orjinal bir alet önümüzdeki hafta bana teslim ediliyor. İnşallah bir çok şeyin yeniden tartışılmasını ve gündeme gelmesini sağlayacagız.
Tarihler arasındaki farklara bir bakalım. Ekrem Kara benim aserlik arkadaşımdır. Salı günü akşamı misafirimdi. Biz Ordu'da askerlik yaptık, yıl 1985 di. Ekrem'le 15 ay aynı koguştaydık, ben il jandarma bölük yazıcısıyım, Ekrem ise aynı binada jandarma merkez karakolundaydı. Her akşam arıcılık konuşurduk, benim o zamanlar köyümde 3-5 tane karakovanımız vardı. Ekremin ise 50 tane fenni kovanı. Bu hadiselerin üzerinden 25 yıl geçmiş gitmiş. 2010 martın 9 zu akşamı resimleri ve anıları bir gözden geçirdik.
Ekrem terhis oldugunda kovanlarının söndüğünü söylemişti. Arıcılığı bırakıp, seracılık la geçimlerini sürdürüyorlar. O arıcılıgı bıraktı biz arıcı olduk, geçen sene gene iki kovan temin etmiş, yeniden eskisi gibi ek olarak arıcılık yapacagını söyledi.
Ekrem KARA Mersin ilimizin Gülnar İlçesinin, Aydıncık beldesindendir.
Askerden sonra bir sefer ziyaaret etmiştim bir daha gidemedik ve dün uzun yıllar sonra yüz yüze görüştük. En samimi arkadaşlarımdan biriside Musa Karasoy'du onuda bir ay öncesi fesbukta buldum, Kendisi Aksaraylı, şu an İstanbu'ldaymış. Hafta sonu kısmetse Musa'da ziyarete geliyor.
1985 yılından kalan bazı resimlerim.
Bu Ekrem'in yüzünden pala başçavuştan yediğim 3 tokatı hiç unutamıyorum, zaten başkada sopa yemedik ki.::))
Birgün alay kovuşunda kalorifer tesisat ve peteklerinde su kaçakları vardı. Bir ustadan bahsediyorlar. Birisi ismini söylüyor, biriside ustanın lakabını, bende olayı izliyorum. Pala başçavuş kızgın, dönüp odasına gitti, bende işi çorbaya çevirdiniz dedim. Bunu duyan pala bana gelip sen ne diyorsun diye iyi bir tokat patlatı. Huyunuda duyardım, karşısındakini düşürmedimi bırakmıyor. ikiciyi yedik, bu esnada geri geri yazaneye girdim, üçüncüyle birlikte sandalyeme (düştüm)oturmuşum.
Bu esnada dedimki ben sana ne yaptımda beni dövüyorsun ne yapabilirsinki dedi, yok her hangi bir saygısılık yaptım mı? onu soruyorum cevap veremedi, çıkıp gitti.
Ben ise bölük yazıcısıyım. Bu pala bölüge bağlı, ben aranan kişilerin yazışmalarını yapıyorum.
İndirdim ne kadar dosya varsa, işte filan filan kişinin en kısa sürede yakalınıp bölüğümüze teslim edilmesini tenkiden rica ederimle bitirdim tüm yazışmaları. Ben ne yazarsam bölük komutanıda imzalıyor. Tüm yazılar imzalandı.
Çagırdım karakol evrakçısını şunları teslim al birde teslim aldıgına dair imzala bakayım.
Akşama nöbetçide gene Feti Pala başçavuş, sesi felaket gür birisiydi bagırıyor, Aliiiii gel buriyi diye. Kendisi Edirneli idi. Hemen gittim buyur komutanım, dediki bunlar ne, bende gayet normal baktım tenkit yazıları var, dedimki komutanım yüzbaşım emretti bende yazdım::))
Bana jandarmacılık oynama dedi kalkıp sarıldı, o akşam yemekhanedeki dersi bana okuttu. Benimle barışmaya çalıştı. Ne garip bir durum, başçavuşumuzun emekliğine iki senesi vardı, ben sıradan bir askerim, 3 sefer tenkit yazdıgımda adam mahkemelik oluyordu, savunma vermek zorundaydı, bahsettiğim yazılar denetlemelerde başına bela..::(((
Terhis olur ikande başka bir şekilde ikinci kez hıncımı palabaşçavuşumdan aldım. Gerçi daha önce verdiği sözü tutmadıgı içindi.?
Aslında pala başçavuş felaket çözümcü birisiydi, bir çok davayı karakolda bitirirdi. Dava açıldımı bir sürü iş çıkardı. Mahkeme zamanı, köyden vatandaşı al, duruşmaya çıkar, bu aylarca devam eder dururdu.
Ne günlerdi::)))
Benim olmadığım yer yoktu. Bu törenlerde ki, manganın bir parçası.
Cumartesi pazar, inzibatlık yapıyordum. O sene Ordu Sporun tüm maçlarını görevli olarak izledim, normalde çarşıda olmamız gerekiyor ama maç saatinde dalıyoruz Ordu 12 eylül stadına.
1985 yılında Ordu spor düştü hala çıkacak. O dönemde İlyas Tüfekçi filan vardı fenerde. Fenerin maçında sporcuların geçtiği tünelde durmuştuk.
Operasyonlarda yakalanan çeşit çeşit silahlar, o sene bir kamyonla Erzincan'a götürüldü eritilmek için. İçlerinde bir çoguna hasta oldum ama elden gelen bir şey yoktu.
Bir akşam yetmedi ama olsun. Telefondan zaten irtibatımız hiç kesik degildi.
Eve kasa kasa bir bunlar girmemişti kış günü::))
En çok sevinenler ise, benim Furkan Emre. Melemene bayılır, bende kışın domatez almam, diyorki baba bu domatezler yazın üretilipmi bize getirildi. Yav sus ye otur işte.
Gelen malzemelerden komşularada dağıtıldı, en ilginç olanı ise tam karşı komşu demişki, bü gün 4 tane sivri biber almıştım keşke almasaydım. ::((
Çarşamba günü ise arılıgı ziyaret ettik, hacı 25 poşet şurup doldurmuş, hemen onları servis ettim arılara. Ayrıcada dedimki abi tüm kovanlara poşetle şurup ver. Zayıflara yarım litre güçlülere 1 litre doldur poşete, tamam bu gün halledecem dedi, 3-4 gündür sallayıp duruyor.


Ekrem Kara ve bacanagı ibiş. Arılıktan ayrılıp onları kamyon garajına bıraktım. Kamyonla geldilerdi, söförün birisi sebzeleri dagıta dagıta İstanbul'a gitti. Dönüşte bunları kamyon garajından alıp mersin Aydıncık'ga gideceklerdi. Vedalaştık, insan ayrılmak istemiyor ama yapacakta bir şey yok. Hayırlı yolculuklar dileyip ayrıldık.

Akşam iş çıkışı hacıyı aradım abi ne yaptın kovanlara şurupları dagıttınmı diye. Birazda yorgunum eve gidip biraz kestirmeyi düşünüyorum.

Hacı demezmi ben daha yeni eve geldim, şurup işi olmadı. Sinirlerim tepeme çıktı, dedimki ilk otobüsle geliyorum.

Beldiye otobüsüde çok uzakta durdu bende otobüse yetişmem imkansız, sinirimden 3 km yürümüşüm ve arılıga vardım. Abi dedim bak bu arılar bahara çıktı, elimizde malzeme var ve bunu kovanlara vermez isek depoda bir işe yaramaz. Baktım şurup poşetliyor, gündüz zaten 25 tanesine vermiştim. 70 civarında kovana verilmesi gerekiyor, hacı poşeterken ben şurupları dagıttım, kovada bittikçe içerden poşetlenen kovadaki şurupları getirip arıların üstüne atıyorum poşeti delip kapatıyorum. Hepsi bir saat sürmedi. Sadece bir sırada 5 kovan var hala o sıranın bırandasını bile açmadık. Diğer tüm kovanlarıma invert şurup vermişim. 4 kovanda ormanda bırakmıştık ne oldu hiç gidemedik. Havalar çok berbatlaştı, inşallah her şeyin hayırlısı olur.

4 yorum:

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Yav sen askerde bayağı parlak bi adammışın be:) kışın domates almazmış beleş bulunca ben de alırım neyse şerbetleme işini halletmen iyi olmuş abi..

ALİ TÜRK dedi ki...

Muhteşem abi askerlikle ilgili çok ilginç anı ve çılgınlıklarımız var. Yav buda olurmu cinsinden, terhis olamaya 4 ay kalınca eski cesaretimiz kalmamıştı.::)))

Abi domatez konusunda gerçekten evde tantana yapıyoruz içişleriyle. Beleşte olsa zamanında yetişen doğalıyla sera kesinlikle fark ediyor.

Şurup vermem lazımdı, kovanların içinde durumların ne oldugunu bilemiyorum, tahminlerimie göre yaklaşık 10 gündür arı kıy boyu ilk defa dışarı çıkamadı.Yavruda başladığına göre şurup vermemiz iyi olmuştur, hafta sonuna yeniden sıradan bir şurup faslı olacaktır. Kal sağlıcakla.

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey,ana arı işinde sona yaklaşmışsın.İğneleri hacıya verme.Yıllar sonra,asker arkadaşınla buluşman güzel bişey.Saglıcakla kalın.

adem yamak dedi ki...

ali bey pirinç tel dediğimiz tel bu yazınızdali tel resimlerinin 3 ve 4 nolu resimlerdeki tel.otelin bir büyük gözlüsü ve yumuşak olanı hem kğ dan hafif hem kesmesi kolay yalnız asite dayanıp dayanmadığını denemedik.ben bütün kovanlara bundan çakıyorum eğer formik aside dayanmıyorsa değiştirebilirim.çalışmalarında başarılar dilerim adem yamak yeftin kovanci