14.09.2010

ARICILIK VE ARILARLA BAYRAMLAŞMA..



Ramazan bayramının üçüncü günü hacının yanındayım.

Hem hacıyla bayramlaştım, hem arılarla, hemde ormana gidilecek.

Beykoz bal festivalinde almış olduğum aparat.


Bu aparatın temelde 4 işlevi var.
Açık, kapalı, işçi girişli, ve tüm kullanışlara açık.


Fakat kişilere göre çok farklı kullanılabilir.

Birincisi kutuya veya ruşete musluk olarak takmış iseniz girişi tamamen kapatabilirsiniz.


Bir başka özelliği sadece havalandırma yapılabilir.

Birbaşka özelliği sadece işçi arıların giriş çıkışına izin verilir.

Bir başka özelliği çiftleşmemiş ve suni tohumlama yapılan anaların çıkışına kapalıdır.

Anaarı çıkamadıgı gibi erkek arılarında çıkmasına engeldir.


Damızlık erkek beslediğiniz koloniden erkek alacagınızda tamamen açıldıgında erkeklerde çıkış yapar.


Birde engelleri kaldırdıgınızda, işçi erkek ve kraliçe ihtiyaç varsa gidip gelebilir.




Arılıkta yaklaşık yarım saatte ormandaki arıların ihtiyacı olan formik asitleri şişeledim.
Organik asitlerin en önemli özelliği, ilaçlar gibi bu asitler varroaya bağışıklık sunmuyor.
İlaçlar belli bir süre etki etmiyor.
Asit ise siz parmagınızı ne zaman içine sokarsanız deriniz soyar, sizde bagışıklık kazanamazsınız ona göre.
Asidi buharlaştıracak karton, çantacıların kullandığı karton olacak.
Şişedeki damlalık tam temas ettiğinde karton aside doyuyor, buhar olduça bünyesine asidi çekiyor, bir nevi fitil gibi işlev yapıyor.
Kartonlarınıda kesip bir poşete doldurup ormanın yolunu tuttum, hacı gene arazi.
Toplu konut alanına kaçak cami yapıyordu::))
Fakat gitmeden ille yemek ye sonra git desede ormandaki durumu çok merak ediyorum, çoktan beri gidemedik.

Orada yersin diye azık verdi.



Arıların durumuna bir baktım olumsuzluk yok.

O zaman azıgı açıp yemek lazım, gerçi hacının vediği azıkta ne olurki, bu hacıyla doktor 2 senedir beni ortadan kaldırmak için planlar yapıyor, habirede planlar nedense erteleniyor.

Ooo azık süper, acaba diyorum ne olduda böyle bir azık hazılrladı.

Ne varsa silip süpürüyorum.
Yarabbi şükür.

Hemen yemekten sonra işe girişiyorum.

Her kovandan iki çıta çıkartıp, bir karton atıp üstüne asit şişesini bırakıyorum.

Gayet seri bir arıcıyım,Allah nazardan saklasın, Dr.İsmail abim öyle diyor.
Bu doktorlarla ilerde inşallah sorun yaşamam::))
Birisi zaten ben hobi arıcıyım diye üstündeki yükü bize yıktı.
Hobicilik neyse artık, bu yaşa geldim hala çözmüş degilim.
Ormandaki arılığımızda yok yok.
Degişken iç yapıları var.
Bazılarının ikinci katından bal almadım ama içim gitti alışık degiliz bal olacak ve bu kuluçkalık almıyorum diyeceksiniz, isterseniz bir deneyin.
Çok zor bir şey bu bahsedilen hadise.

Bir çok kovanı değişik kullanmamın nedeni bazı gözlemlerdir.
Biz kitap arıcıları degiliz.
Gerçi kitaplarda sıfır sağım diye bir hasat türüde yok onuda belirteyim.
Geçen Sadri abi Trakyada habire oğul geliyor diyordu.
Arıda biliyor gelecegi kişiyi::))
Bir çok kovan sonbahardaki kuraklıktan ve kovan içindede bal yok, kovanı terk ediyor.
Ormanda yavru faliyeti hız kesmiş durumda.
Yıllardır ilk defa yılgın,yada püren bu kadar açmamak için inat etti.
Hem yanmadı hemde açmadı.
bin tane pürenden bir tane tam açık zor bulursunuz.
İşlerimi bitirip hemen yandaki komşu arılıktayım.
Çerkeşli köyünden ve bizim Gebze Bal üreticileri birliğimizin üye ve yönetiminde olan Mitat abinin arıları var dibimde.

Aslında Mitat abi emekli birisi, bu arıları buraya bıraktıktan sonra bir daha gelmediler.
Bizim o kadar işimiz var genede 3-4 sefer geldik diyebilirim.
Birde hoca arkadaşı var, imkanlarıda iyi olmasına ragmen mallarına bakmayanlara istemesemde kızıyorum.
Malın varsa bakacaksın, yada bu işi yapmayacansın.
Resimdeki 4 kovan sönmüş durumda.
Bu kovanlar hoca efendiye ait.
Bir tanesine bu sene anaarı verilmiş.
Yeni anaarı verilen kovanların kayıtlarını tutamadıkları için, kafesleri kovandan alıp musluk üstüne çakmışlar.
Yani bu kovana bu sene anaarı verdik güya bilecekler ama birisi sönmüş durumda.
Tüm kovanların önünden geçip kontröl ettim başkalarında sorun yoktu.
Bu 4 kovan sanki kader birliği edip sönmüş durumda.
Hemde perişan olmuş vaziyette.
Bu şekilde durmaya devam ederse içerdeki ağ kurtları yakında kovan tahtasınıda yiye yiye bitirecek, çünkü kovanda o güçte ağkurdu var.
Agkurdu kolonisi 40 bin nufus yapmış durumda acil kat lazım.
10 Çıta kabarmış petek yok olmuş durumda.
Bunu 4 kovanla çarparsanız 40 çıta ediyor.
En azından 4 kilo örülmüş petek varın siz hesap edin kaça mal olmuş.
Sorun ise çok zayıf koloniye saramayacagı ve bakamayacağı kadar petekli çıta bırakmak.

Agkurtları okadar yiyorki, kovan önündeki gübreye bakın.
Ne desek ne yazsak boş, olan olmuş.
Önemli olan bunlardan hepimizin payına düşen mutlaka vardır.
Bu kovanların dördünüde kapattım ve sahiplerine durumu haber verdim.
Civardaki arılıklarda olumsuzluk olacak olsa kime ulaşacaksınki.?
Kovandaki ağ kurtlarının filimi, foruma eklendi.

http://www.aribakani.com/forum/index.php?topic=352.msg1537#msg1537

İşlerimi tamemen bitirip geri dönecegim.
Bir başka komşu arılık.
Yan yana zaten 3 arılıktık, bu sene sıgırlık mevkisi acayip olmuş.

Genelde bu noktada yıgılma var.
Bir sürü arı gelmiş, ilçe tarımna soruyorum hiç kimse izinli degil.
Burada arıcıları horlamak ve küçümsemek için yazmıyorum.
Bir iş yapılırken planlı yapılmalı.
Ormanda bir sürü boş yer varken 500 metreli bir daire çizsek, şu an itibari ile 10 tane arılık olduk.
Aklına esen kovanları atıp gidiyor ve kimin ve bunlar çalınmışmı sahiplimi belli degil.
Biz kendi bölgemizde çekiniyoruz, dışardan gelenlerin hiç bir şey umurunda degil.
Bu iş böylemi olmalı.
Sinoplu Bilal'in kovanları.
25-30 kovanı vardı bu sene 100 civarına çıkardı.
Bilal'in arılarıda bir gözlemledim olumsuzluk yok.
Yola çıktım ilerde bayrak var.
Allah Allah diyorsunuz.
Ormanda direk dikilip bayrak niçin takılır.
Bir bakayım diyorum.
Daha bayraga varmadan 50-60 metre geride yol üzerine bırakılan 70 civarında kovan var.
Resim alıyorum, birde zumlayıp resim alıyorum, plakalarda 41 yazıyor iyi bu İzmit'ten diyorum.
Arıların bitiminde bayrak var, acaba bu adammı dikti ?.

O tarafa yöneliyorum bir başka arılık bir kaç kişinin arısı oldugu belli farklı renk ve dizilim vardı.
Plakalarına bakıyorum 81 le başlıyor, he bunlarda Düzce'den ::))
Asıl mevzu eniştem beni niye öptü misali bu bayrak.
Ben belediyeci oldugum için iyi bilirim, genelde gecekondu ve kaçak Cami inşaatlarına tezelden böyle bayrak çekerler.
Yani anlayacagınız bu arılıktada bir çopanoğlu var.
Bir kaç poster ve heykelde olsa hiç fena olmaz diyorum içimden.
Duygu sömürüsü için dikilmiş oldugunu zannettiğim Bayrağımız.
Bu arıcının yaşamındaki hayatını o kadar merak ediyorumki.
Bir ara solcu bir millet vekilimiz Bursa'da atıp tutuyordu, oturmuş çay içiyorduk.
Birisi sen ne biçim solcusun demişti, biz şaşırdık bu ne biçim soru diye.
Devamında dediki kot giyinmişin ve malbora sıgarası tüttürüyon.
Millet vekilimizden tık yok.
Şimdilerde bu gibi ayrımlar bereket yok.
İnsanların söylemleriyle yaşadıkları bazen ters olur.
Burasınıda arabadan inmeden boydan boya bir dolaşıp doğru Gebze'ye::))
İçimden diyorum fazla merak iyi olmaz hadi ikile diye.

Bu sene püren bir türlü açmadı.
İşin garip tarafıda yanmadı.
Böyle agarmış yagmur bekliyordu, beklenen yagmur benim ormanı zyaretimden bir gün sonrası yani dördüncü bayram günü yagdı.
Havalar bayagı bir sogudu.
Çam bölgesinden gelen haberlerde aşırı sıcaklardan dolayı basra böceginin öldügü ve yeni yetişenlerin daha tam faal olmadıgı yönünde.
O kadar kolaçan ettim açmış o kadar az püren varki.
Fakat resimde görüldüğü gibi çok canlılar.
Bir açmış pürende çalışan bir işçi arı.
Arılarıma bakım yapar iken öğleden sonrası olmasına ragmen degişik çiçeklerden polen geliyordu.
Pürenden polen bundan sonra başlayacak.
Tam ormandan çıkar iken gördüğüm az açmış püreni es geçemezdim, bu sene gördüğüm en iyi açmaya çalışan pürendi.
Hemen arbayı geri getirip aşagıya indim.
Renk süper ve bir kaç kez açıp geçmiş tomurcuklarıda var.
Dördüncü bayram İlhami abiyi aradım abi köyde durum nedir Gebze'de yagmur var diye, dediki ben köyden yeni geldim, Gebze'dekinden çok fazla yagmur ormana yagdı dedi.
Bu habarede şükür ne diyelim.
Püren bundan sonra açacak, hava ısınırmı bilemiyorum.
Açarsada zaten birden patlayacak, geçmiş senelerdeki gibi uzun süre açık kalacağını zannetmiyorum.
Hava soğudu dedimya bu gün Gebze üzerinden geçen arı kuşu sesleri vardı.
Bir çok yeri ziyaret edecegi kesin.
Arıcılıgımıza büyük darbe vuran unsurlardan biriside bu kuşlar.
Pürenden sonra koca yemiş açar, bu sene erken açan kocayemişte göremedim.
Arıcılık ve bayramlaşma diye başlık atmamın sebebi üçüncü bayram arılıktaydıım, paylaşmadıkmı bunlar zamanı geçtimi bir anlam ifade etmiyor.
Her şey zamanında.

4 yorum:

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Hobici arıcıyı anlamamış yazık:/) ama üzülme daha gençsin öğrenmek için daha zamanın var ümitsizliğe kapılma:/)

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

Selam!
Sayın bakanım (bakanın eli tutulmaz bilirsin)sen şu hacıya bi laptop ile internet alsana...

Biraz sohbet ederiz hacı ile hem de onun hakkında yazdıklarını okur:)

ALİ TÜRK dedi ki...

Muhteşem abi sen hobiciyim diyoran bende hobiciyim, demekki hobi iyi bişi.Hobi anacı,hobi arıcı, hobi tohumlamacısı gibi sıfatlarımız olsa iyi olacak.::))


Şekerli abim;
Elimiz önemli degilde başımıza açacagımız iş önemli.
Zaten gelip giden sanalcılardan esinlenen hacı bende sanalda yazacağım demeye başladı.
Gelip giden sanaldan haberler getirince, o yazarsa ben hayli hayli yazarım demekte.::)))

Abi ben zaten hacıdan bıkmışım birde sanalda başıma bela olmasın::))
Hacı deşet ders veriyor, geçenlerde ustası anaarı almaya gelmişti.
Baktım öyle bir anlatıyorki::))
İki gün sonrası ustası gene geldi anayı kestirmiş::))
Çok biliyordunya sana iyi oldu, dememmi::))).
Kalın sağlıcakla.

EMRAH dedi ki...

Selamlar Ali abi her yerde var işi arıcılık olupta veya devamlı bir işi olmayıp arılarına yeteri kadar bakamayan.Ben bile burda her zaman seni örnek veriyorum arıcı arkadaşlara.Onlarda öyle valla diyorlar)))