29.12.2012

GEZİLERİM VE YIL BİTTİ...


 2012 Yılı ve ilk defa tatile çıkıyorum. İki günlük bir gezi var, Bolu, Ankara, ve Eskişehir sınırları içerisinde gezinti ve ziyaretler yapmak için Gebze'den çıktık. Bolu Taşkesti ilk durağımız ama kardan gidemiyoruz. O zaman zincir takmalıyız. Böyle durumlarda aracınızda gerekli ekipman yoksa ayvayı yediniz, geri dönersiniz tabi döne bilirseniz. Zincir taktıktan sonra yolumuza aksaklıklar olsa da devam ettik, bir basit ip veya çamaşır ipinin olmaması zincirin gevşemesine neden oldu. Bir türlü takılı zinciri istenildiği gibi gerdiremedik ve sürekli ses yaptı, gece ne market nede bir bakkal bulma şansınız var, dağ yollarındayız.

 

İlk Durağımız Bolu Taşkesti ve Ahmet beyin annesini ziyaret ediyoruz. Yolda telefon etmiştik, fazla kalmayacağız filan diye, hiç kalmadık, hazırlanmış sofraya kuruluyoruz, sobada kızartılmış ekmekler. Burası aslında turistik bir yer termal kaplıcalar var, köyün üstünde 70 derece sıcaklıkta su çıkıyor, su nemi oluyor akıp gidiyor, bir işletme bir kısmını kullanıyor. Gezi gurubu aslında bir işyerinin yönetim kadrosu diyebiliriz, böyle bir kadro ne yapar, hemen suyu değerlendirip, köyü termal suyla ısıtmayı planladık, köy sıcacık olmuştur::))

 

Aç değiliz, tokuz desek te ikramları geri çevirmedik, üzerine ise kaynamış süt içip yolumuza devam ettik. Rota Eskişehir.
 

İki araba gittik ve köydeki boş evin odasına yedek soba götürdük, sorun var. Soba kurulacak ya cam kırıp baca olarak kullanılacak, yada eve baca açmalıyız. Daha önce şömine olarak kullanılan bölümde baca varmıştı, evin tavanına saç çatı yapılınca yukarı çıkış kapatılmış. Nasılsa giriş var o zaman duvardan dışarıya çıkış oluşturmalıyız. Proses'çiler iş başında. Proses ne diye sordum, bir işin en ince ayrıntısına kadar bilip bunu detaylı yazıyla açıklayan kişilermiş, bende biraz arıcılıkta proses oluyorum yani::)) Kısa bir çalışma sonunda bacayı açtık, bir soba borusu saldık gitti süper, sobayı kurabiliriz.

 
Askerlik başladı. Bu gezi acayip, yemek yapıyorsunuz, bulaşık yıkıyorsunuz, yatağınızı toplayacaksınız, soba yakılacak kül dökülecek. En çok yaptığımız ise bir şeyler yemek oldu. Bu kadar yememize rağmen iki gün öyle bir dolaştık ki acayip kilo vermişim. Sabah kahvaltısına bakın, kuş sütü eksikti.

 

Dışarıya sabah çıktık, hemen yan tarafta bir arılık, ve kar altındalar. Arıyla uğraşmak yok, uzaktan bakıyoruz. Dolaşmak için ise köyden 7 km uzaklıktaki Nallıhan'da bir tanıdığımız var ona gidiyoruz. Kendisi arıcı ve bizi gezdiriyor ama magazini sevmiyor::(( Yani resim ve isim yok.

Akşam yeniden köye geliyoruz, saç kavurma hazırlanıyor, ekip içinde Ahmet bey var, bizim Oktay'ın eniştesi. Yemek yapmayı o kadar seviyor ki anlatamam. Burası Gürleyik köyü ve ben bu köye yaklaşık 7 sene filan öncesi gelmiştim bir hafta yaylada bir dağ evinde kalmıştık. Saç kavurmayı götürdük, üstüne kestane pişiriyoruz.

 
  Aynı zamanda kuzine bölümünde patatesler pişmekte.

 

 Oktay'ın babası Osman amca, canlı tarih. Köy ve civar la ilgili geçmişteki yaşananları anlatıyor, bazen fıkralar, karnınızı ağrıtıyor gülmekten...
 

 Ahmet gene iş başında. Kestaneler yanmasın, o kadar bekledik dimi::))

 

 Kestaneler güzeldi, zaten alışveriş işini de bilene yaptırmak gerekiyor, her şey 10 numara. Bu arada bu yiyecek stoklarını oluşturan kişi Ahmet beydi, başkasını aramaya gerek yok.

 

 Evden getirilmiş kabak tatlısı, nefissss.

 

  Oktay ve babası Osman amca çay içerken çek bizi de diyor, ne demek bizim başka işimiz yok, basın görevimizi bari yapalım diyoruz.

 

 Av bahane, acayip deşarj olmuşuz, dolaş babam dolaş. Osman amca avcı kolonu oluşturuyor. Kimse birbirinden ayrılmasın bir dağılıyoruz bu nasıl iş anlamıyorum, herkes kafasına göre kayboluyor.

 

  En son çare olarak bir yer belirlendi, varış noktası belirledik, kaybolan herkes eninde sonunda bu noktaya geliyor.

 

 Gene yemek vakti gelmiş, bu sefer köfte var menüde, yan tarafta ise bir başka Ahmet ise güveç hazırlığında.

 Bir kat tereyağ, bir kat domates, bir kat soğan, bir kat et diziliyor.

 
Üzerine kekik ilave ediyoruz diyemiyorum ben sadece gözlemciyim::))

 

  Kek ilave edildi başa dönüyoruz. Bir kat domates, bir kat soğan, bir kat et.........

 

En son etlerin üzeri domates ve soğanla kaplanıp, kekik eklenip, az su ilave ediyoruz, pişirilmeye alınıyor.Yanan soba üstünde yavaş yavaş pişti durdu.

 

  Güveç hazır, yiyecekleri bekliyor.

 

 Son gün bir sürü iş ve gezilecek çok büyük bir alan bizi bekliyor. Kışlık odunlar boylandı ve içeri istif  edildi hazır bu kadar kişiyi kaçırmamak gerekiyor. Bakarsın kışın gene bir gezeceğimiz tutarsa gittiğimizde donmayalım oralarda::))


gürleyik kagşakların evi

1940 Yılında yapılmış bir ev. İskeleti ardıç ağacı,dolgusu kerpiç. 1960 Yılında yangın geçirmiş ve hala yanmasına rağmen sapasağlam ayakta. Varislerin çokluğu nedeniyle de yenilenemiyor, sadece çatısı yaptırılmış kalmış. Birde biz bu sene baca yaptık::))
Osman amcaya ardıç ağacını sordum dediki en sağlam ağaçlardandır.
Birde hikaye anlattı. Mazide bir ev yıkılmış, ardıç ağacıda yıkılan evi merak edip incelemiş, nasıl ağaç ise. Ardıç ağacı yıkılan evi inceledikten sonra demiş ki, bu evde bizim sülaleden kimse yok, bizden biri olsaydı bu ev yıkılmazdı. Yani ardıç ağacı bu kadar kendine güveniyor ve sağlam.



Nereden bulurum ben böyle şeyleri bilmem, bir sürü üzün kalmış ve çürümeye başlamıştı, onları çürümekten kurtarmışım.


Fındık püskülleri, bu karda ebesinimi görmeye çalışıyor bilmem.



Ağaçlarda kalan olmamış incirler, kuşa kurda lazım olur diye dokunmadım.



Osman abinin ablası, bazı hikayeler insanı uzaklara yada düşünmeye götürüyor.



9 Kardeşten şu an 4 kişi kalmışlar. Gel de derinlere dalma....



Bu günkü önemli işlerden birisi Osman abinin sandalı kış boyu güvende kalması için sahilden uzağa çekeceğiz. Gideceğimiz yer buraya 150 metre ötede. Sandalı suya alıyoruz, tayfalar küreklere geçiyor, barajda kısa bir gezinti ve karşı kıyı dayız.



Gideceğimiz yere vardık.



Sandalı kıyıya eski usul ile çektik. Yerlere ağaçlar koyup üstünden çekip kaydırıyoruz::))



Barajdan döner iken bir arılık daha görüldü. Hava ise tatile çıktığımız gibi kalmadı, kar yağışı kesildi, gündüzleri 4 ile 5 dereceler deydi.
Sabahtan herkes eşyalarını toplamıştı, sadece üstümüzü değişip eşyaları arabaya taşıdık. Yemek işini aynalı kaya geçidinde yiyeceğiz.



Burası 1210 rakımlı aynalı kaya, sis duman ve hafiften kar yağıyor, yolun kenarına yanaşmış güveç yiyeceğiz. Biz yemek üstüne baklava alırken öbür araç buluşma yerine gidip, güveci ısıtmış.
Gelip geçen araçlar selektör yapıyor korna çalıyor, biz ise yemek derdindeyiz. Aslında yaptığımız iş sakat, birisi kayıp gelse, vay halimize.



Sis ve yağış olduğu için ancak bu kadar resim alabildim. Yemekten sonra ise arabayı tamamen yandaki karlara kaptırdık al sana bir macera daha, bereket öbür araç çekip çıkardı yoksa bir zincir takma faslı da burada yaşanacaktı.
Bu arada bir yılı daha geride bırakıyoruz.  Arıcılık adına 2012 benim açımdan süper geçti.  Arıcılıktaki bizim açımızdan en uç nokta olan yapay tohumlama adına artık kafamda hiç bir sorun kalmadı.Yılı geride bırakırken herkes geçmişini bir gözden geçirmeli.Yeni bir takvim asılacak duvarlara. Takvim yaprakları düşmeden, yani yıl bitmeden aramızdan düşüp gidenler oluyor. Ömrümüz varsa biraz daha takvim eskitiriz ama aslında eskiyen biziz.......

8 yorum:

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Abi güzel bir gezi olmuş..Sanki bende senle beraber gezdim..Benimki tabi sana göre daha rahat oldu; sıcak yerde oruduğum yerde ohh sen zincir tak:) birde aklımın almadığı güveçteki et neyin eti onu anlamadım bir dğişiik hayvan ama:) genede afiyet olsun:) sağlıcakla kal.

ALİ TÜRK dedi ki...

Muhteşem abi güzel bir gezi oldu. Güveçteki et fil eti abi, evet fil değişik bir hayvandır kulakları büyük olur. Sensiz boğazımızdan geçmedi ama ziyan olmasın diye hepsini bir seferde götürdük.

Sağlıcakla kal.

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey ,iyi gezmişsin.Salepler duyduguma hala kaynıyormuş.Dag keçeisinin cezası 16 binlira,fiin cezası çok fazladır.Saglıcakla kalın.

EMRAH dedi ki...

Ali abi iyi gezi hazır sezon bitmişken boş vakitleri değerlendirmek gerekli.Gördüğün arılıklara fazla yaklaşmamışsın hava soğuk diyemi.sağlıcakla kal.

Mirili dedi ki...

Ali abi o karda zincir takmak pek keyifli olmamış ama daha sonradan sağlam çıkmış acısı :)
En güzeli o soğukta dağlarda sıcacık salep içmektir.
o fil nasıl oldu da güvece sığdı anlamadım ba :))

hayırlı günler...

ALİ TÜRK dedi ki...

Vecdi abi süper bir gezi oldu. Fili burda avlamadık, afrikadaki safaride avlamıştık.

Emrah gezmeye gittik, arı karıştırmaya gitmedimki, ne işim olur benim arıyla dimi::))

Fatih zaten kar olmasa zincir takan yokki, bu işin zevki karda oluyor::))
Bak salep deyip durma milleti zor durduruyorum, işler olmasa bende raydan çıkacamda acil bitmesi gereken işlerim var, sakin olun beya.
Fil bütün olarak güvece sığmaz, parça parça alıyorsun::))

Sağlıcakla kalın.

Θεοδόσης Κατσαρός dedi ki...

I wish you Happy New Year with healthiness and all the best!

İlhami Uyar dedi ki...

Ali bey av demek sadece hayvan öldürmek değildir,dağ ova bayır gezmek ,arkadaşlarla buluşup muhabbet etmek işin en güzel yanı,kolaylık ve başarı dileklerimle