10.02.2013

ARICILIK FESTİVALİ YUNANLI ARICI MİSAFİRLER


İstanbul arıcılık festivali 3 gündü, biz ortadaki günü seçmiştik. Günü seçerken istediğim günü ben zaten seçememiştim. Birde başka işler çıktı bunlardan birisi Yunanlı arıcıların bizleri ziyaret etmeleriydi, Manos bir haftadır zaten burada, birde yeni arıcılar geldi, ruşetlerin işlerinde aksama oldu ve çok şükür 10 şubat pazar günü marangozda Kuşetlerin çıtalarını doldurup kapaklarını kapadım baharı bekliyoruz.
Festivale dönecek olursak geçen sene bize hediyeler getiren Thedosıs ve oğlu Tomas ile birlikte bulundukları yerin arıcılar birlik başkanı bu yıl gene geldiler. Geçtiğimiz yıl buluştuğumuzda gelen hediyeleri tahmin edememiştik ve hemen bir şeyler alıp versek te mahcup olmuştuk.



Bu yıl buluşmamızla birlikte dillerini bile bilmediğimiz arıcılarla gülme krizlerine tutuluyorduk. Meraklı gözlerle millet bize bakıyor, nerede dursak o bölge tıkanıyordu. Durmayalım yürüyelim diyoruz biraz sonra gene bir yerde toplanıp trafiği hep aksatıyorduk. Festival bahaneydi, herkesin maksadı muhabbet ve tanımadığı kişilerle tanışmak...


Bu yıl gene bizlere hediyeler getirmişler ve daha buluşmadan hediyelerimiz evlerimize gelmişti bile. Bu yıl hediye dersine çok iyi hazırlanıp, geçen yılının acısını da çıkartmayı kafaya koymuştum::))
Seneye konteynırla hediye gelirse şaşırmayacağım::))
Hediye öyle verilmez böyle verilir...



Bu arada İlhami abi dedi ki saat 3 de Darıcaya gidiyoruz sen ve Doktoru istiyorlar, kim istiyor, Yunanlılar darıcayı göreceklermiş.
Muhteşem abi işi yokuşa sürüyor bakın trafik var, 3 saatte Darıcaya varamayız, 3 saatte geri gelinmez....
Misafirler diyor ki, biz minibüs tuttuk ve zamanımız var::))
Kabine tam toplanamadan tekrar dağılıyoruz::((


Yanımızda bir kaç arıcı var zannediyorduk, dışarıya çıktık oda ne bir sürü Yunanlı var ve minibüsü bekliyor. Biraz gecikmelide olsa araç geldi, İlhami abi, Manos ve Thedosıs taksiyle Darıcaya yola çıkmışlardı. Bizde bereket trafiğe takılmadan Darıcaya vardık ama hava karardı. İlhami abinin siteye vardık, eve girmemişler hayırdır dedim dedi ki arılığa gideceğiz, özellikle sordum bu senin fikrin mi diye::))
Yok misafirler istiyor dedi....


Gene bir ilke imza atıyorum, karanlıkta papaz telefonun flaşını açtı, fener görevi yapıyor ve ben kovandan çıta çekiyorum.
Flaşlar patlıyor sağlı sollu, içimden diyorum yav bizi deli mi öptü.....
Arılarda diyordur acaba bu ne iş diye....



Hayret bir olumsuzluk yok, siz kesinlikle bu işleri denemeyin, deli öpse bile....


Gece gece arılıkta fotoğraf alıyoruz sis iyice yoğunlaştı en güzel foto bu.


İlhami abinin eve geçiyoruz, millet öbür tarafta Zafer abiye misafir olmuş telefon ediyor sizin hakkınız olan kebapları biz yiyoruz vekalet veriyoruz yiyin diye, içimden bizsiz nasıl boğazınızdan geçiyor demedim değil hani....
Papaz suni tohumlama işinde hangi ülkenin tekniğini kullanıyorsunuz diyor. Yunanistan da bizim gibi arıcılıkta geri ülkelerden biri.
Suni tohumlama bilen bir kaç kişi varmış ve bizden yardım ve bilgi istiyorlar.
Bu papazın arı sütü üreticisi olduğunu biliyorum, bende arı sütü konusunda bilgileri öğrenmek istedim.
Arı sütü toplandığında 3 saat doğal ortamda kalabiliyormuş yani 3 saat içerisinde bozulma olmuyor dedi.

Peki saklama koşulları ve taşıma nedir dedim, - 18 derecede (eksi 18 derece) 2 yıl saklanıyormuş. En önemli detay ise dolaptan çıktıktan sonra 6 saat içerisinde tüketilmeli, bizim bildiklerimiz alt üst oldu.

Dedim bala karıştırıp daha uzun sürede tüketsek, olmaz diyor, soğukta saklanacak -18 dolaptan çıkartıldıktan sonra  6 saat içerisinde tüketilecek, 6 saatten sonraki sürelerde süttün etkisi kalmaz dedi. Ben kendisine Almanya da Janterin arı sütünü bir gaz ile sakladığı duydum dedim ben bilmiyorum dedi. Daha önce Mehmet Yüksel Janteri ziyaret etmişti ve orada gazla sakladığını söylemiş ama tekniğini kimseye bildirmiyor. Benim tahminim ise Co2 gazı olabilir, bu gaz zaten acatip soğuk ve içeceklerede katılmakta.


Geçtiğimiz yıl bu papazın sidisini bana Thedosıs, hediyeleri içinde sunmuştu, üç bölümden oluşan arı sütü üretim aşamalarını içeren sidi bu yıl yeniden hediye edildi.

Papazların arıcılığa katkıları geçmişte çok fazla, kullandığımız iki çeşit kovan iki ayrı papazın icadı. Gene Buckfast denilen arı bir papazın ürettiği hibrit bir arıdır.


Bu arada saat 21:30 da İlhami abinin evinden geri dönüşe geçildi. Muhteşem abinin araba Ümraniye de Yusuf Şimşak'ların ofisin yakınında bir yerdeydi. Yolda minibüsten inip taksi tutup arabasına ulaşıp gece yarısı evine gelebilmiş.
Festival fotolarını bir sonraki sefere paylaşacağım.

5 yorum:

Zafer ANLAYIŞLI dedi ki...

Sayın bakanım,

feshane etknlikleri güzel tanışma ve arkadaşlıklara vesile oluyor bu anlamda sınır dışındaki arıcılarlada tanışıp bilgiler paylaşım imkanıda oluyor. Eminim Girirtli arıcı arkadaşlardan bu onularda faydalı olmuştur. Hele din görevlisinin kovanları incelemesi
gece karanlığında bile arı açmanız bunu gösteriyor. Bu sene bal rekoltesndede belirgin bir atış olur kanaatindeyim.:)))

yusuf şimşak dedi ki...

SLM.

Sayın Bakanım.

Uç bes Yunanlıya gittiğimizi düşünüyordum ama papazı da görünce icim rahatladı ::))

Çok güzel olabilecek bir gunü kaybettik.Eksik olunca ikramları yemekte zorlansak ta kabine eksik olunca tadi da tam olmuyor::((

SLM ve Muhabbetle...

EMRAH dedi ki...

Selamlar Ali abi hakketten papaz arı sütü hakkında bildiklerimizi alt üst etti.Arıcılık merağı insanları nerden nereye getiriyor.Arı sütü hakkında yeni bir şey öğrenmiş olduk.saklıcakla kal kolay gelsin.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Abi nedir benim senden çektiğim:) senin yüzünden güzelim kebapları kaçırdım. Bu yetmezmiş gibi gece yarısı çamura belendim. Ama tüm bunlara rağmen komşu ülke arıcıları ile geçirdiğimiz her an ayrı bir güzeldi sağlıcakla kal.

ALİ TÜRK dedi ki...

Zafer abi Yurt dışından gelen arıcılarla bilgi alışverişi istediğimiz gibi olmasada idare eder, dil çok önemli bir mevzu...
Gece karanlığında arı açmak herkesin işi değil, sakın denemeyin::))

Slm Yusuf.
Festival alanından alel acele dışarı çıktık ama en az 1 saate yakında oto parkta araç bekleyip ağaç olduğumuzda ayrı bir konu. Bunu duyunca bir daha rahatlarsın.
Günü kaçırdık, bunun nedenlerini deşmeye gerek yok....
Kebapları görünce daha kahrolduğumu anlayamazsınız, yemeyip resim çekinseydim keşke diyesim bile geliyor::))

Emrah arı sütü mkonusu ülkemizde ne yaparsan doğrusu budur zannediyoruz ama bu işin de bir standardı ileride olacaktır. Şimdilik her şey mubah.

Muhteşem abi benden ne çektinki, İlhami abiye bişiler desene hemde ingilizce olsun::))
enmi öğreteyim sana benim hastam var bu ölüm kalım meseesi deyip, işten sıyrılabilirdin, sana kim dedi minibüsün ilk koltuğuna otur diye::))
Kebapları hatırlatıp durmayın fena oluyorum.

Sağlıcakla kalın.