12.08.2013

ARICILIK VE 2013 SEZON SONU GELDİ



2012 Sezon Sonu ilk defa Akdenizde kışlamak için arılarımızı Mersin Aydıncık ilçesine götürmüştük. Yöre ve mevsim içinde neler olduğunu yaşayarak öğrendik. Götürdüğümüz arıların kışın bile gelişeceği hayali ve baharda bu arıları böleceğimizi düşünmüştük. Baharda ise aç kalan kolonileri mi ölüm sınırında yakalamıştım. Asker arkadaşım bakıldığında yılların arıcısı ama bu olayları tahlil edememişti, sonuçta bu gibi ülkemizde binlerce gelenek arıcısı var, arıyı yöneten değil, arının yönettiği arıcılar....

Bu olumsuzluklar 2013 yılı ana arı üretimine başlayacağımız erken ilkbaharda bize acayip koydu, ruşetlere arı koyacağız elimizdeki arı yetmiyordu. Acilen 20 kovan arıya 6 bin lira verip işe giriştik, 200 çıta arı almıştım baharda. 1500-2000 bin lira şeker verseydik bunlar olmayacaktı, yaşamadan bunları uzaktan göremiyorsun, polen Aydıncıkta hiç bitmiyor ama balda gelmiyor bunu öğrendik....
Arıcılıkta en büyük sorun polen olmayışıdır, polen varsa zaten kullandığımız arı poleni bulduğunda yavru kesmeyen bir ırk. Kışın şurubu da bundan sonra biz eksik etmeyeceğiz demektir....

Ben bir işe başladığımda genelde sonuçlarını düşünmem karar verip yola koyulurum.
Bu yıl 500 gözde ana arı üretmeyi planladım, bir kişi çalışırken bu kadar kutu gözüne bakabilir mi?
Aydıncık'ta 550 gözü 1,5 ayda oluşturduk.
450 Gözü mayıs başında Gebze'ye naklettim.
100 Civarındaki kutu gözünüde arkadaşım Ekrem Kara'ya bıraktım bu yıl antreman yapsın diye, civarındaki arıcılara ana arı temini yaptı.
Bir işi öğrenmenin yolu saha çalışmasısıdır, Ekrem baharda olsun, biz ayrıldıktan sonra olsun gerekli çalışmaları sürdürdü.

Benim 450 göze nasıl baktığımı sorarsanız resmen dağıldım, çalışırken bu kadar kutu gözüne bakmak felaket zor bir şey, mayıs ayından beri gece evime 10 da girebiliyorum, mesayi bitimi arılığa gidip gece eve geliniyor, felaket yorucu oluyor. 300 Kutu gözü olsaymış daha verimli olabilirdim diye düşünmekteyim.

Her sene üretimi katlıyoruz, senye de inşallah katlama devam edecek yeni projelerim var, yılmak, yıkılmak yok yola devam, ülke bizden hizmet bekliyor.....

Bizim hakkımızda çapsız kişiler o kadar karalama yapmasına rağmen, elimizde üretilip kenara bir tane hazır ana arı koyamıyoruz, ne kadar üretirsen yetmiyor. Demek ki birilerinin havlaması sizin çıkışınıza sanki katkıda bulunuyor. Bu yıl 2 ana arı alan ertesi sene arılığındaki anaların hepsini benden değiştirmeye kalkıyor, en önemli ayrıntı ise hiç bir yerde ben ana arı satıyorum diye ilan vermemişim, zaten ülkemizde acayip ana arı açığı var, ayrıca ana arı üreticileri emeklerinin karşılığını alamıyor, ana arı üretimi arıcılığın en zor dallarından biridir. Almanya'da kaliteli üretim yapan kişilerin f1 ana arı fiyatı 30 avrodur, oradaki arıcı bu parayı verip kovanına f1 koyuyor, bizde ise bir f1 alan f2 üretiyor, f2 den f3 üretip f1 kalitesi bekliyor....

Bu yıl acayip olumsuzluklar yaşadım, ana arıların büyük bölümü kutulara dönmedi. Ana arı üretiminde %40, %50, hatta %60 firelerin olduğu dönemler olur. Bu yıl bu fireler %80 lere çıktı diyebilirm. Bir çok yerde aynı sorun vardı, hatta bir üniversite yetkilisi ile görüştüm oradada durum aynıydı.

Ana arı üretiminin en ideal olduğu dönem, nisan, mayıs. haziran (temmuzda idare eder) ayı, bu dönemde fazla sorun olmuyor, hazirandan sonra, işler karışmaya başlıyor.

Bayramın birinci günü hariç arılıktaydım, hatta orada yatıp kalktım eve bile gitmedim. Günler kısaldı, mesayi sonrası koştura koştura arılığa gidiyorsun, anamı toplayacaksın, mememi dağıtacaksın, larva transferimi yapacaksın, felaket yoruldum. Sezonu sonlandırmaya karar verdim, 3 bölmeli 150 ruşetimin ara bölmelerini alıp tek ruşete döndürmeye başladım, boşa kürek çekmenin anlamı yok. 50 Yaşında birisine bu tempo aslında uymuyor ama çalışan kesime baktığımda gençler çalışmıyor, orta yaş çalıştığının kıymetini bilmiyor, ileri yaş gurubu ise sanki ölmeyecek gibi sanki yeniden doğmuş çalışmada herkese taş çıkartıyorlar. Çalış çalış nereye kadar, sonuçta ne kadar çalışırsan çalış nasipten öte köy yok....

 Mayıs ayında yaklaşık 500 metreden çektiğim arılığımın resimleri.
Ana arı üretimi sezon sonu yaklaştıkça sorunlar artıyor. En son bir kaç örnek vereyim, ağustos ayının 4 dünde aşılama yaptım, 23 tane tuttu, bu çıtayı alıp, katlı kovana verdim bitirici olarak, kapanan meme sayısı kontrol ettiğimde 14 taneydi, dün baktım bir tanesini daha bozmuşlar, hemen günü gelmeden gözlere kalanları dağıttım, gününü beklerken meme kalmayacak arı bu kadar memenin bu mevsimde ne işi var diyor::)

Geri dönmeme ile ilgili bir örnek, başka arılıktan. Beykoz'a giderken Saim abiye bir kovanda aşılanmış memeler götürmüştüm. 18 Meme tutmuş, dolayısı ile 18 bölme yapıyor, yumurtaya giren ana arı sayısı 2 adet, geriye 16 anasız bölme kaldı, bazıları yalancıya kaçmış durumda.

Memeleri tutturmakta da sorunlar var, Yusuf Şimşak, en az 30 memeye bakabilecek koloniye yaptığı aşılamada 5 tane tutuyor, ikinciye aşılama yapıyor, 6 tane tutuyor, hatalı olsa hiç tutmaması lazım, sonuç ana arı üretiminde mevsim geçtimi fazla zorlamanın anlamı yok, kendinizi ve arınızı mahvetmeyin.

Bazı kişiler beni sıkıştırmak için blöf yaptı, ana arımı şu gün vermeyeceksen paramızı verirsin diye, paralarını iade ediverdim şapa oturdular...
Sanki burası fabrika ve masai yaptığımızda ürün artıyor, bir canlı ile çalışıyorsun, hazır olmadığında ben sana ne yollayacağım ki...

Birde anlayışsız kişilerle çalışmak çok zor, sonuçta herkez herkesi kendisi gibi zannediyor, şeyhin fikri zikri meselesi gibi...

Arılığı toparlamaya başladım, önemsiz sayıda ana arı borcum var onları verip, tanıdıklarım haricine bu yıl ana arı verişini kapattım hayırlısıyla. Şu an itibari ile gözlerin bölmelerini kaldırdığımda  250 ruşette, 2 binden fazla yarım plastik çıtalarım hazır durumda, bazısı arılı yavrulu, bazısı ballı bazısı örülü durumda, sezon başında bunları hazırlamak için 3 kişi çalışmıştık. Baharda böldüğümüzde  binlerce göze hazır malzeme,  durup dururken gene kaşınıyorum, neden planlar yapmadan duramıyorum ki, sezon bitti, bitti,bitti....
Bir rahatla yav,dimi::))

Ramazan ayında Muhteşem abimle iki sefer iftarda birlikte olduk. Çalıştığı yer benim arılığıma 10 km civarında.Genelde her gün telefonda görüşmekteyiz, haftada birbirimizi görmeden edemeyiz, genelde telefon da arayan tabiki benim onu unutmadan hatırlatayım::))
Bu resimde çok hin bir şekilde çıkmışım, bazı olumsuz düşünenler oldu. Kalfam diye söylemiyorum Muhteşem abim, sanki çocukluk arkadaşım gibi bir şey.
Yusuf Şimşak bir gün dediki, ben mütevaziliği Muhteşem abiden öğrendim.
Acayip alçak gönüllü, buna belkide geçmişte yatılı okullarda okuduğunun etkisi vardır.İnsanların en büyük özelliği halk arasında kadir kıymet bilmek diye tabir edilen şeyleri anlayamaması bir çok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Minnet veya minnettarlık nedir bilmiyoruz, egosu şişik kişilerde bu duygu bulunmaz, birilerini mendil gibi kullan at mantığında yaşayan kişilerin her şeyi yapmacık ve sırıtıyor.

Minnetle alakalı bir örnek vereyim. Allah peygamberleri insanlara örnek olarak yollamıştır. Hatta bir ayette Yaratan derki, peygamberimiz için, o kendiliğinden bir şey söylemez, yani ona bazı şeyler söyletilir. Bunlarda ümmeti için örnek ve numune olur.

Kadınların kişiliğinde kıskançlık vardır, Allah onları erkeklerden daha kıskanç yaratmıştır.

Peygamberimiz Hz. Hatice validemizi sürekli över, ona ilgi gösterip, aşırı değer veriyordu. Hz. Aişe, peygamberimize diyor ki, Hz. Hatice yaşlandı, dişleri düştü, onda ne buluyorsun, ben gencim güzelim, ona gösterdiğin hürmet nedendir.
Peygamberimizin cevabı, bana herkes karşı çıkarken Hatice bana sahip çıktı, bana çocuklar verdi, ona hürmet veya minnettar olmayayım mı diyor. Minnet bu kadar önemli yani.

Muhteşem abimde benim minnettar olduğum kişilerin başında gelir, beni dışlayıp yok etmek isteyen olduğu gibi o dönemde yanımda olanların kıymeti başkadır...


Ramazan ayı içinde ziyaretçilerim vardı, emekli askerlerden Adnan Yavuz. Bu yıl tanıştık, bizi uzun yıllarıdır takip ettiğini söylemekte.
Asker kökenli kişilerde genelde emekli olduktan sonra sorun oluyor, bir türlü halk içine adapte olamıyorlar, bir çok kişi askeriyeden ayrıldıktan sonra hala kendisini kışlada sanıp etrafına emirler verip, sol sa diye komutlar vermekteler. Adnan bey sanki ömrünü kışlada geçirmemiş ender kişilerden biri.

Arıcının sohbeti biter mi, belediyede bayram önü kimsede yoktu, bir kaç kez vedalaşmamıza rağmen konu konuyu açtı, kısa olacak sohbeti uzattıkça uzattık::))
İlhami abide sonradan sohbete katıldı, Adnan beyin oğlu da yeni bir arıcı adayı, evde üç kişilik arıcı ekibi oluşturmuşlar, anne baba ve oğul, arıcılık işlerini birlikte yapmakta imişler.


Saf erkekler konusunda bu yılda ofsaytta düştük::))
Bu işi Muhteşem abime havale etmeme rağmen gene kaytardı, ve erkeksiz kaldık diyecegim yanlış anlaşılacak, onun için erkeksiz kalmadık desem gene olmayacak.
Bursa'dan uygulamada kullanılacak saf erkek istedik, sağ olsun üç çıta gönderdiler::))
Arıyı hemen özel erkek arı yetiştirme ruşetine aktardım. Bu ruşete dışarıdan erkek arı giremez, içerideki erkekler siz istemediğiniz sürece dışarı çıkamazlar. Artık bu iştede sona gelindi, bir kaç uygulamadan sonra suni dölleme işini de bitiriyorum.


Bu yıl sarıca ve eşek arıları çok erkenden kovanlara ve ana arı kutularına musallat oldular. Meyve sebze varken normal şartlarda kovanlara musallat olmamaları gerekiyordu ama nedendir bilmiyorum, arılık eşek arısı ve sarıca kaynıyor.
Civardaki eşek arı kolonilerini yok ettik, bir kaç tane çok yüksekte var, merdiven lazım. Sarıca arılar yapılacak bir şey yok nereden geliyorlar bulamıyoruz.
Eşek arısı kapanı yaptım, 3 girişli düşündüm giriş tek olursa daha iyi oluyor, sonuçta tek girişte olsa arı buluyor, fazla kapı bazen onların kurtulmasını sağlıyor.

Taze tavuk ciğerine acayip saldırıyorlar,tuzak işe yaradı fakat her gün ciğer koymak gerekiyor.

Kısa sürede pet şişe doldu, eşek arıları da ciğere bayılıyor. Geçmişte DDT diye bir ilaç vardı, Egeli arıcılar kıyma ile bu ilacı yogurup yükseklere koyup eşek arısı ve sarıca arısıy ile mücadele ediyorlardı, ilaç kanserojen diye yasakladım, ayni ilacın ANASİT diye bir sürümü var henüz almadım birde onu deneyeceğim. İlaçlı kıyma veya ciğeri eşek arısı yediği gibi yuvasına da götürüyormuş.


Ormanda şaşırıp açmış bir püren buldum, etraf kuraklıktan kavruluyor, bu pürenin derdi neydi bilmem.

Civardaki pürenlerde hiç bir açma alameti yok, çünkü yağış lazım.
 Bazı pürenlerin yağış olsa da açması imkansız.Kuraklıktan kavrulmuş olan pürenlerde var.
Bazı pürenlerin bulunduğu yerde toprak yok desem yeridir, taşın kayanın üzerinde nasıl yaşıyor hayret.


Gebze Ovacık köyünde 11 ağustos ta açmış bir akasya ağacı. Bu ağacın derdi nedir anlayamadım, yanın da bulunan öbür akasyalar açık değil. Bemb eyaz akasya çiçekleri...


Başımıza enteresan işler gelebiliyor. Bayramın birinci günü hariç arılıkta yatıp kalktım. Çalışırken ana arıda topladım. Topladığım ana arıları bişr kutuya koydum, kutu yüksekte idi ama ağzı açık. Farenin birisi kutuya girmiş bereket bir kafesle yetinmiş, kafesi nasıl kemirip ana arıya sanki yol vermiş. Üzülmem gerekirken seviniyorum kutuda mesaiye devam etseydi kafeslerde 15 ana arı vardı::))

Bu kafeslerdemi bir çekicilik var anlayamadım, bir koli kafesimi köpek kemik diye oturup başına paramparça etmişti, daha kafeslerin borcu duruyor::((
Bunlar başından geçmeyince nereden bileceksin ki....


Bahçemdeki domatesler olmaya başladılar, bu arada unuttum keçilerde bahçemi mahvetmişler di::))
Bahçe benim dinlencem, yav böyle dinlenmemi olur demeyin gerçekten bahçe ile uğraşırken dinleniyorum.
Arılıkta bir köşeye oturup dinlenmem mümkün degil, ben durduğu yerde duramayan biriyim, durduğum yerde  Şunu, şunu,şunu yapacağım diye işleri sıralarım ve oturduğum yerde yorulurum::))
Yapacağım işleri düşünmemeliyim, o zaman bir uğraş lazım. Bahçe benim için acayip bir dinlenme oyuncağı oldu.

Bir şeyler üretmek oldukça zor ve uzun bir zaman dilimi gerekiyor. Yerle bir olmuş bahçeyi yeniden adam ettik ve hasat başladı.
Bize tur bindirdiğini söyleyenler filan vardı::))
Hayat yarıştan ibaret, o zaman yarışa varım...


Salatalıklarda kırmızı örümcek görüldü, ilaç kullanmadım, şimdilik bu yaprakları kopartıp yakıyorum.

,
Arıcılar için önemli olduğunu düşündüğüm bir şeyi paylaşmak istiyorum. Peynir yazın sıcaklarda dayanmaz ve bozulur, arılıkta her zaman peynirim olsun diyorsanız, peyniri tuzlu suda uzun süre gölgede saklayabilirsiniz.

Bayramda arılıktaki menü::))



Bolu Geredeli çoban Fevzi, arılık civarından geçtiğinde oturup sohbet ederiz, bu sefer semaverde çay demlemiştim onun üstüne geldi.
Fevzi abi çobanlık yapıyor. Ülkemizde üretici olmak zor demiştim, gerçekten zor ve millet bayram yaparken biz çalışmak zorundaydık.
Çoban olmak bir sürü hayvandan anlamak anlamına da gelir.
Bazen Muhteşem abiye sorarım haberler nasıl diye, abi durumları iyi değil, bazen sana sataşıyorlar der, ben onları okumam ama onlar bensiz edemiyorlar, demek ki iyi güdüyoruz çobanlarını unutamıyorlar::))
Tabiki mutlu oluyorum,onların tarafından bakıldığında durum acayip zor, fakat nedense yenilen güreşçi güreşe doymuyor, öyle bir çoban kucağına oturdular, bizi yad etsinler::))


Fevzi dayı kolaylıklar diliyorum, ülkede çoban olmak zordur, çoban oldun mu güdülecek hayvan ise çok, sen gütmem desen bile gelip değneğine sürünen ve kaşınan keçi o kadar çok ki::))
Keçi sürüsü...


Dün önceden hazırladığım erkek arıları kafesledim. 27 Tane erkek arı çıktı bunlar 40 tane idi, bazıları ölmüş ama iki doz çıkacaktır.Hepside beslenmiş erkek ve normalde beslenmiş erkeklerin her birinden 1 mikron sperm alınabilir.  Kafesleme işlemi akşam üzeri hava karardığında yapılır yoksa ruşeti açmanızla birlikte erkekleri kaçırırsınız. Ertesi gün çalışmaya başlanıldığında erkek arılar hazır, sadece anasız kovandan kafesi alıp içindeki işçileri uçurmak yeterli, hemen sperm toplama işine girişilir.

Genelde erkek arıların kafesini ana arı memesi besleyen kovana veririz. Başka kovanlarda erkeklerin öldürülme ihtimali yüksektir.

Bu turda fazla erkek arım yoktu, bundan sonraki iki turda erkek sorunu olmayacak, oldukça fazla uygulama hazırlıklarım var. İki tur sonrası ana arı dölleme işini de bu yıl sonlandıracağız.

9 yorum:

Balcı Sarıefe dedi ki...

ALLAH KOLAYLIK VERSİN
GÜÇ VE KUVVETİNİZİ ARTIRSIN
ALİ BEY.SİZİN TEMPONUZA KİMSE AYAK UYDURAMAZ.
SENEYE DAHA İYİ İŞ YAPABİLMENİZ DİLEĞİYLE SİZE BÜTÜN MESAİ ARKADAŞLARINIZA SELAMLAR SAYGILAR...

ALİ TÜRK dedi ki...

Efraim abi sağolasın dualarına ihtiyacımız var. Yaşlandık abi, ben bu işleri yürütmeye çalışıyorum ama gel birde bana sor.

Sağlıcakla kal.

ALİ TÜRK dedi ki...

Yusuf nasıl becerdim bilmiyorum senin yorumu sildim::((

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Sevgili ustam benim hakkımdaki güzel sözlerin için teşekkür ederim. Ancak yaw etme korkirem :) bak ölürüm mölürüm sonra karışmam:)... Neme lazım sen gene at tut kazma çapa felan de... Ben rahat uyuyayım:))..
Bu arada kafama takıldı unutmadan söyleyeyim ilaçlı kıymayı kuşların giremeyeceği bir kafes benzeri şeyin içine koy... Sen mimli adamsın hatırlarsın ya köyde ...:) neyseişte öyle..
Çobanlığa gelince sen büyükbaş hayvan çobanının be o ne öyle keçi çobanı resmi velan hiç olmamış :))
Sağlıcakla kal...

Mehmet Yüksel dedi ki...

Ali abi emeğinin karşılığını alman dileklerimle,resimler bütün yılı iyice anlatmış,paylaşımların için teşekkürler.

Selamlar Saygılar.

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey kolay gelsin.Sanal alemde kimse güneye batıya gidince ne gibi zorlukla karşılaştığını yazmıyor.Ana arı işi,arı sütü üretimi gibi konularda da geçerli.Saglıcakla kalın.

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Çok basit , yaşlandın ::))

SLM ve Muhabbetle...

Mirili dedi ki...

Abi bakma sen yaşladın diyenlere onları geçemeyesin diye öyle diyorlar :p :))

Ana üretimi de her sene farklı bir şeyler oluyor arıya akıl erdirmek zor vesselam.

Çalışırken o kadar ana üreten emekli olunca piyasayı sallar demedi deme :)

Sağlıcakla kalasın...

ALİ TÜRK dedi ki...

Yusuf'un sildiğim yorumunda öğrenmeye ve öğretmmeye devam ediyorsun ibaresi vardı, arada kaynayıp gitti::((

Muhteşem abi ben senşn hakkında ne zanan kötü konuştumki, şimdi korkmana gerek yok kötü konuşıursam kork::))
Sarıca ve eşek arıları bu yıl oldukça bol ve çok erkenden arılara saldırmaya başladılar. İlaçlar tesir etsinde mimlil,iğimiz devam etsin önemli degil::))
Çoban çobandır, büyük başada küçük başada gerekeni yapar. Onun için işime karışma beya::))

Mehmet sağolasın, yılı yazıyla ne kadar anlatırsınki, bazen arılığa gitmek o kadar işkenceki anlatamam ama benden başka işleri yapacak olmayacağına göre zevk almaya çalışıyorum::))
Çok yorucu bir sezon geçirdim, artık toparlamaya ve gözlerin sayısını düşürüyorum.Birde günler kısalnmaya başladı.

Vecdi abi kim ne yaparsa yapsın sonuçta biz üstümüze düşeni yapıyoruz. Ülkede ne ana arıyla ilgili nede suni tohumlama ile ilgili geçmişte bilim camiası bildiklerini paylaşmadı, bereket 40 yaşından sonra internetten öğrenip bildiklerimizi paylaştık, şimdi bildiklerini münasip yerlerine koysunlar, mezarda lazım olur...
Arı sütü ile ilgili bilgileri paylaşacak, bir başka deli çıkardır inşallah.

Slmlar Yusuf, yaşlanmadım sadece olgunlaşmaya devam ediyorum, sen bizim kalfa ile beni karıştırıyon gibime geliyor::))

Mirili sen dostmusun düşmanmı beya, bu ne demek şimdi::))
Ana arıya akıl erdirmeye çalışıyorz bakalım sonu ne olacak.
Biz piyasayı her zaman sallamışızdır, emekliliğe daha çok var.

Sağlıc akla kalın.