26.12.2014

ARICILIK DOĞRU VE YANLIŞLAR YADA SİZ YAPARSANIZ YANLIŞ, ONLAR YAPARSA DOĞRU...

30 Sene öncesine gidiyoruz. Yıl 1983...
Resimleri okuyamıyorsanız, indirip okuyun....
Sorun arılarımız gezginci arıcılık sayesinde bozulmuş ve düzelteceğiz...
Bu belgeler TKV'nin kendi yayınıdır, bir dönemler abone idim. Taa Niğde deki köyüme bu dergiler bir dönem gelmişti...
Tkv den ana arıda almıştım...
Belgelerde yazıyor ama kısaca özetleyelim.
Daha işe başlarken verilen bir karar var.

 Kaskas arısı Türkiye'nin damızlığı, buna işe başlanılırken karar verilmiş. Karar verilmemiş olsaydı bu testler en az 5-6 sene sürmesi gerekiyordu, bizimkiler bir senede hazırlanıp, ertesi sene ülkemizin her bölgesine bu arıları pompalamaya başlamışlar, hala devam ediliyor.

Eğri oturup doğru konuşmak lazım.
Doğudaki kafkas arısı ülkenin geneline nasıl uyum sağlar, bu hiç düşünülmemiş.
Bir başka konu ekotip dediğimiz arılar devlet desteğini arkasına almış kişiler tarafından yok edilmiştir, her bölgeye bu arıyı dayatırken nasıl bölge ve ekotipten bahsediliyor ?...


Nasıl arılarımıza sahip olacağız, bilimciler arılarıza sahip olun demekte, gel de ol...

Bilimcilerimiz hala ekotip ve bölge arısı türküsü söylerken bu çalışmalardan haberleri var mı...
Şimdilerde herkes Kafkas arısının Akdeniz'de, Egede ve Marmara'da olmadığını söylüyor ama dayatma devam ediyor...

Damızlık arı çalışmalarında 3 bin kovan taranmış, damızlık olabilecek arılar oradan Ankara'ya getirilmiş, bu yanlış değil mi, o bölgede bu arı başarılı ise, niye başka bölgedeki arılarda tarama yapılıp bir kaç bölgenin damızlığı oluşturulmadı...
Bir sene içinde arılar test edilmiş, hastalığından bal verimine ve oğul verişine kadar her türlü testin hepsinden geçmiş...
İşin garip tarafı ise bir yıl sonra Amerika'dan Kafkas hazır ana arı getirilmiş. (Orijinal Kafkas)

Burada benim aklımın almadı testleri geçen ve başarılı olan arılarımız varken niye yurt dışından arı getirildiğidir...

Yayınlar ve yapılanlar burada sizde kendinize bu soruları sora bilirsiniz.
Şimdilerde yurt dışından arı getirenlere çok ağır ithamlarda bulunanlar var, bu söylemleri yapanlar hiç aynaya bakmıyor mu acep :))


1985 Yılında ise orijinal Kafkaslardan üretilen ana arılara geçilmiş, demek ki bizimkilerde iş yoktu?
Orijinal söylemi Amerika'dan gelen ana arılara kullanılıyor...
Aradan geçen süre 30 yıl ve aynen kafkas üretilmeye devam edilip ülkemizin damızlık arısı kafkas denilmiş.
Ekotiplerimizin yok oluşu başlamış...

Gelelim bizim bilimcilerimize, diyorlar ki arılarınıza sahip çıkın...
Arılarımıza sahip çıkmak için mi Amerika'dan getirilen kafkas üretilip ülke geneline verildi...

Şimdilerde bölge arısı türküsü söyleyen bilim adamlarımız neyin ekotipinden bahsediyor, bölge arılarını kim bitirdi...?

Benim bazı konularda sorularım var, arıcılar her verileni nasılsa yiyor diye, bazıları mart kedisi olmuş durumda. Öpenler onlar, bağıranlar da onlar...

Geçenlerde bilimcilerden birisi, üç kilo fazla bal yapmak için yurt dışından arı getirenler filan demiş, arıcılık az bal almak için mi yapılıyor...
Arıcılara devlet maaş vermiyor, ne kadar çok bal o kadar para demektir...
Az bal için arıcılık yapacaksak ise Amerika'dan niye ana arı  getirmiştiler...

Şu ana kadar bilimcilerimiz bize hangi arıları ıslah edip kullanın diye sundular soruyorum...

Hangi bölge arısını koruyup gen bankası oluşturdular, soruyorum...

Daha önce bu tür bir yazı yazdım, benden özür istediler, sen kimsin kariyerin nedir diye bize tepeden bakılmıştı...
Biz arıcılar siz bilimcilerden neler beklemeliyiz, yıllar boyu hep laf mı dinlemek zorundayız, sizin icraatlarınız nerede...




8 yorum:

Sıtkı YALÇIN dedi ki...

Ali bey ben Balıkesir'de ikamet ediyorum.
"Şimdilerde herkes Kafkas arısının Akdeniz'de, Egede ve Marmara'da olmadığını söylüyor ama dayatma devam ediyor..." diyorsun.
Yıllar önce en az 8-10 yıl gibi eniştemin Kafkas ana getirdiğini ve Balıkesir'de gezginci arıcılık yaptığını çok iyi hatırlıyorum.
Ve herkesin her çeşit arıyı denediğini biliyorum.
Ne ekotipi? Tip mip kalmamış.
Her çeşit hala deneniyor. Uymadı başka tip deneniyor. Bilimsel destek var mı? Ne bilim selliği? Herkes kafasına göre takılıyor.
Bölgede arının girmediği bir karış alan olmadığına göre, her çeşit melez arı mevcut. Bilmem kaçıncı F...
Sağlıcakla kalın.

Ali Türk dedi ki...

Sıtkı bey ayıp ediyorsunuz ama....
Ülkemizin her tarafı ekotip dolu, hatta mahalle arısı bile var....
Siz bilimcilerimizden iyimi biliyorsunuz ::))

Abi işin özü yazıyı boğmamak için yazıyı dağıtmadım, herkes yayınları indirip okusun istedim...

Kalkıp doğuya gideceksiniz, 3 bin kovan tarayıp damızlık arayacaksın, ertesi sene her şey süper tüm testleri geçeceksin, bir yıl sonra Amerikadan ana arı getirip bunları ülkeye dayatacaksın, sonra ekotip türküsü söyleyeceksin. Daha sonra yurt dışından arı getirenlere vatan haini bile diyenler var, iş oraya geldi, yurt dışından ilk arı getirenler zemzemle yıkanmış bunları görmeyip bizi keklemeye devam edeceksiniz...

Bilim adamının görevi insanları kandırmak mı, yıllar geçmiş elliye yakın üniversitede arıcılık bölümü var, hiç bir ıslah yapılmaz, her sene arının hijyen davranışı deneyleri yaparlar bunlarıda bize her konferansta anlatırlar, ıslaha gelince ortada kimse olmaz, sonra arıcıya aman arınıza sahip olun derler.
Sayın bilimcin peki senin işin nedir bir söyle de bilelim, niye para alıyorsunuz.
Bir kaç yıl sahaya inin arıcılık yapın sonra konferanslar verin.

Verimsiz arılar yüzünden arıcılar tonlarca şeker alıp,arının kursağından geçirip bal diye piyasaya sürüyor...

Sıtkı bey, arı kadar yayılan bir mahluk ki bunun ispatı ise şudur, varroa bize 1976 da Bulgaristan dan gelmiş. 4 Sene sonrası müthiş arı ölümleri yaşamışız ülke genelinde, bu varroaları kovandan kovana taşıyanlar erkek arılardır. Bu tespiti ben yapıyorum böyle bir tespit bu güne kadar genel olarak kimse yapmadı.

Budan yola çıkarak ülkenin her tarafına 30 yıldır yollanan kafkas arıların erkekleri ekotip bölge arısı bırakmadı, tüm arılarımız kafkas arısının birer alt parçası oldular. Hazır ana arı alırsan kafkas, ben arılarımla çalışacağım dersen ne olduğu belli olmayan, herkesin isimler koyduğu piç arılarımız var...

Sağlıcakla kal...

muhteşem turunç dedi ki...

Abi Bizim ülke "deve" ye benziyor bence. Boynun niye eğri? diye sormamak gerekiyor :)) "zira cevap belli nerem düzgünki" sağlıcakla kal abi.

Ali Türk dedi ki...

Muhteşem abi ülkemizde deve hikaye ve fıkraları meşhurdur.
Tamam deveye neren eğridir diye sormayalım o zaman...
Birde ben deve fıkrası anlatam :)
Deveye mesleğin nedir sormuşlar, mesleğin nedir diye, devede berberlik demiş...
Soran elinden ayağından da berber olduğun belli demiş...
Lafa gelince herkes bilimci, mangalda kül bırakmıyorlar, yapılanlara bakınca ortada eser yok...
Memlekette o kadar çok mesleğinin erbabı berber var ki, sorma gitsin...

Sağlıcakla kal.

evangelos naxios dedi ki...

Tebrikler profesor kardesim ve ekibi......herkes arkadaslar selamlar.....ve mutlu yillar!!!

Ali Türk dedi ki...

Evangelos Naxios, siz bile beni anladın ya, buradakilere ne diyeyim...
Ne günlere kaldık yarabbim....

Sizlere de mutlu yıllar, sağlıcakla kalın...

Arıcılık Kaynakları dedi ki...

Bu güzel yazınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Sağlıcakla kalın
Arıcılık

Ali Türk dedi ki...

Bu güzel yazımı tebrik ettiğiniz için yazdıklarımı bir daha okudum, aslında güzel tarafı yok.
Yıllardır kandırıldığımız var ortada...
Yani yıllarca bizi keklediler ve hala devam ediyorlar.
Kekleyenler ise bu konularda biz her şeyi biliriz, biz hocayız profesörüz diyenler tarafından...
Gene ne acıdır kendi yapamadıklarını arıcılara tavsiye etmektedirler aman arınıza sahip olun diye...
Başarısızlıklarını böyle kapatıyorlar bizde onları alkışlamaktayız...
Arıcılar ne zaman yalakalıktan vaz geçip krak çıplak dediklerinde bu işlerin seyri değişecektir yoksa eşek olana semer vuran çok olurmuş...
Bir başka ata sözümüz ise eşek olana binen çok olur şeklindeydi...

Sonuçta bu yazının tebrik edilecek bir tarafı yok arıcıyı kahreder...
Arıcılar bunları gözden bir geçirip, düşünsün istedim...
Kandırmak ve kandırılmak kötü şeydir, hepsi bu...