26.02.2015

ALANYA KALESİ, ALANYA...

Alanya kalesi...
Kızıl hisar, Alanya kalesine 1850 li yıllara kadar, kara yolu olmadığı bilgisini alıyoruz...
Asırlar boyu buraya ulaşım deniz yolu ile olmuş...
Oldukça önemli stratejik bir yer...
Kaleye giriş kızıl hisara önündeki limandan oluyormuş.
Kale tarihinde hiç savaş olmadan el değiştirmiş. Anadolu Selçuklu hükümdarlarının üçüncüsü olan Alaaddin Keykubad burasını savaşmadan alan hükümdardır...
2015 Yılı ocak ayı içerisinde, kalenin bir kısmını gezip görme imkanım oldu...
Alanya kalesi şekil olarak denize girmiş ada gibi, yerleşim birimi olarak denizden oldukça yüksek rakıma sahip.
En ilgin ayrıntılardan birisi burada kaynak suyu yok, su ihtiyacı kale içinde bulunan tahminen 400 den fazla sarnıçtan karşılanırmış...
Sarnıçlar yağmur suları ile doluyormuş, su sadece kale içindekilere değil, limana yanaşan gemilere de verilmekteymiş...
Alanya kalesine yolunuz düşerse, kale içinde bulunan Alanya belediyesi tarafından aslına uyğun olarak restore edilen 270 yıllık kültür evinde görevli, Mustafa Beyazıt Bora beyi mutlaka kendisi ile görüşün  ve kale hakkındaki bilgilerinden istifade edin.
Mustafa Beyazıt işine aşık, her şeyi defalarca size aktarmaktan zevk alıyor, buradan kendisine teşekürlerimi iletiyorum. Yazdıklarımı kesin eksik bulacaktır, bir kaç saatte ancak bunları öğrenebildik :))

Kale girişinde bulunan oturak ilgimi çekti, sandal görünümdeydi...
Kale içinde buluna tarihi yapıların bazıları harap olmuş...
Bazı şeyleri korumakta nedense geç kalıyoruz...
Kaleden Alanya'ya bakış...
Yazının başında belirttim, kale oldukça Deniz seviyesinden bayağı yüksek.
Burası kalede bulunan zindanın deniz tarafı, öldürülmesi gereken mahkumlar buradan aşağıya atılırmış...
Yukarıdan bakıldığında deniz çok yakın görünüyor, buradan atılan taş ne kadar kuvvetli fırlatırsanız fırlatın denize yetişmiyor karaya  düşüyormuş...
Kalenin bir başka özelliği etrafındaki surların uzunluğu 6.5 km uzunluğunda...
Kale içinde bir mahallede hala ikamet ediliyor...
Alanya belediyesi kale içindeki eski evlerin aslına göre restore edilmesini istiyormuş, durumu iyi olmayanlar oldukça iyi paralara yerlerini satıp gidiyorlarmış..
Bu zorlama yapılmaması lazım diye düşünüyorum, bu benim görüşümdür tabiki..
Kale içindeki mahalleyi ve etrafındaki surları resimlemeye çalıştım...
Kaleye her taraftan coğrafi konum nedeni ulaşamıyorsunuz bazı yerleri çok sarp.
Kale deniz ve Alanya...
Alanya ile genel bilgiler...

Kale içinin konumu...
Yanlış hatırlamıyorsam 270 yıllık tarihi kültür evindeyiz...
Atlar ve develer için heybeler...
Bunların hepsi el emeği göz nuru ile geçmişte yapılmış..
Kumaştan heybelerde oluyordu, böyle kilim ve halıdan heybeler zenginler deydi, aynı kültür bizde vardı...
İpek böceği ve ipek buradan Anadolu'ya yayılmış...
Bursa'da ben dokumada çalıştım cümlem bitmeden, Mustafa Bora ipek buradan Bursa'ya gitti dedi :))
Tamam dedik, sorun yok...
İpek dokumulardan yapılan gecelikler...
İpek ipler, iplikler ve kozalar...
İpek kozası...

İpek dokuma tezgahı...,
Burada bu sanat hem yaşatılıyor, hemde isteyenlere ipek dokuma kursu veriliyor...
Alanya belediyesine kültürümüze sahip çıkıp yaşattığı için ayrıca teşekür ediyorum...
Kısa bir videosunu almıştım, yazı sonuna sonra ekleyeceğim...
Yün eğirmekte kullanılan çıkrık....
Eğirme kelimesi, yünü ipe çevirme olarak anlayın.Bu kelime zamanla yok olacak görünüyor...
İpek iplikler...
İpek dokumalar...
Bayan ve erkek ipek gecelikleri...
Mehmet Türker ve Mustafa Bora birbirlerini önceden tanıyorlarmış...
Sohbetleri izlenmeye değerdi....
1900 yılların başında gecelik modelleri, ipekten...

Erkek geceliği, Mustafa Bora bu geceliği bu gün giyinsek bize ne derler diye espiri yaptı...
ürünler hakkında açıklama levhaları...
Bizim yöremizde de kullanılan bakır sahanlar, sahan yemek tabağı demek oluyor, bu kelimede zamanla unutuldu, 50 sene sonra kimse bilmeyecek...
Eski evlerin hepsinin içinde ocak vardı, şimdilerdeki şömine delilen tarzdaydı...
Burada yemek pişirilir, su ısıtılır, aynı zamanda odayı da ısıtmakta kullanılırdı...
Bakır kevgir, şimdilerde bunun adına süzgeç denilmeye başlanıldı...
Bakır kaplar, şimdilerde tepsi denilen aletlere eskiden biz yöremizde tirki derdik ve genelde hepsi bakırdan yapılır ve kalayla-tıp kullanırdık...
Bakır tirki...
Eskiden her evin odasında bir ocak, birde abdestlik dediğimiz yıkana bileceğiniz köşe olurdu. Mustafa Bora ben bunlara mini hamam diyorum dedi...
Hanede evlenen erkek, şimdi olduğu gibi bir dairesi olmazdı, bu oda yeni evlilerin dairesi oluyor, jakuzi filan bu oda da yani:)
İpek eldiven oldukça tarihi...
Bakır tencere...
Bakır tepsi...
Tepside tasların konulacağı tabanlarıda yapmışlar, evde şimdilerde bardak dediğimiz ürünün , tas veya maşrapası yoktu.
Kirpikli bakır sahanlar...
Kalaylandığında pırıl pırıl parlar...
Süt ve yoğurt kabı biz buna helki derdik, bazı yerlerde bakraç diyeler gördüm...
Bir başka el yapımı sahan...
El dokuması ipek ve gene yörede yapılan sabun...
Havanların boynuna takılan cam boncuklar, şimdilerde hepsi plastik...
Kale içindeki dükkanlar, önündeki alanlar bazılarının kafasına göre mezarlık yapılmış...
Sur içinden tarihi liman görüntüsü...
Mehmet Türker bizi hem misafir etti hemde kaleyi gezdirdi, gezerken zaman yetmedi...
Yün kilim...
Ev içi ocak, biz ocaklık derdik. Bir şey aradığımızda ocakta demezdik, ocaklıkta derdik...
Kömürlü ütü...
Karabiber çekeceği...
Öğütücü...
Örme ip, şimdilerde kolon şerit gibi ifade ediliyor.
Bakır ibrik...
Bakır mangal...
Aynı zamanda tirki (tepsi)...
Mangal ayağı, şimdilerde saç ayağı...
Tarihi demlik, neler demledi dili olsaydı...
Mini hamam, eskiden hamamlık veya abdestlik diyorduk, her odanın bir köşesinde olurdu. Mini hamam...
Radyolarında modası öyle hızlı tükendi ki, eskiden en kıymetli köşeler bunlara ayrılırdı...


Elek kalbur...
Tarihi havan, ve çıra...
Plaklarda kısa sürede çıkıp yok olan müzik çalarlardı...
İpek böceği kozası ve ipek iplikler...
İpek dokuma tezgahı...
elle çalışıyor, otomatik değil...
İpekten yapılmış süslemeler...
İpek dokumalardan örnekler...
Kızıl hisar....
Kızıl hisar, kaleye denizden bu noktadan giriliyormuş...
Kaleden kızıl hisar ve liman ve surlar....

Çıkrık...
Bazı ipekli dokuma çeşitleri...
İpek kozası...
Bayan mezar taşı....
Alanya kültür evi...
Alanya kültür evi...
Kale içi denilen mahalle kayıtlarda hisar içi olarak geçiyor. Benim Gebze belediyesindeki görevim adres ve kapı numaralarıdır.
Mesleğimle alakalı olduğu için numarayıda resimledim. İnsanların en çok kullanıp bilmedikleri şeyleri adresleri dir. Birde hava atarlar ben 40 yıldır orada oturuyorum adresi söyle dersin tam söyleyemez...
Artık adresler sistemde kayıtlı olduğu gibi bilinmeli, oturduğunuz dairenin bizim kimlik numaramız gibi numarası var, bu numarayı, adresi tam bilirseniz bulursunuz...
Kale içindeki sarnıçlardan birisi, içinde su görünüyor...
Alanya ve deniz, kızıl hisar ve tarihi Alanya limanı...
Kaleden Alanya...
Kale içinden görüntüler...
Kale surları ve içindeki mahalleden görüntüler...
Kaleden bölümler...
Bazı sarnıçlar böyle kapatılmış...
Kale içinde Akşebe Türbe ve Mescidi var.
Bir tarafı türbe bir taraf şapel, iki ayrı inanç yan yana...
Bir tarafta Müslümanlar dua ederken hemen yan tarafta Hristiyanlar mum yakıp ain yaparlarmış...
 Mustafa Beyazıt Bora.
Tarihi kültür evi 270 yıllıkmış. Duvardaki yamukluğu fark etmedik. Mustafa Bora özellikle bakmamızı söyledi. Neden yamuk dedik, dedi yamuk değil, buradan yüklü hayvanlar geçerken eve çarpıyormuş, başakda yol yok evin duvarını kesip hayvanların rahat geçişini sağlamışlar...
Yıllar öncesi, incelik diyebiliriz...
Şimdi insanların geçtiği kaldırıma neler çekilmiyor ki...
Bu bina restore edilirken her şey eskiye göre yapılmış, horasan harcını formülüne göre yapıp evi onunla restore etmişler...
Mustafa hoşçakal....
Bir yapının içinde kale ile ilgili kayıtlar varmış, anlayan birisi olmadığı için sadece bakıp resimledik...
Burada kaleye gelip giden gemilerin ve su alacakları sarnıçların bile kayıtları olduğu yönünde Mustafa Bora bilgi vermişti, fakat Mustafa bu bölümde görevli olmadığı için tam detayları bilmiyoruz...
Duvarlardaki kayıtlardan bazıları...
Kaleden ayrılıyoruz, çıkışa giderken sahili, limanı, kızılhisar ve Alanyayı resmettim...

Restore edilmiş bazı binalar vardı...
Çıkışa yaklaşıyoruz akşam olmuştu hava kararmak üzere...
Buradan çıkıp Alanya ya giriyorsunuz...
Geçmişte Alanya sadece kale içinden ibaret, şimdi yayıldıkça yayılıyor, karstik bir ilçemiz...
Yolumuz düşerse yeniden gezemediğim yerleri görmek isterim. Bizlere bu konuda yardımcı olan başta dostum Mehmet Türker beye, Alanya belediyesine, kale içinde görevli Mustafa bora bey ve arkadaşlarına teşekür ediyorum.
Bu kale beni çocukluğuma götürdü tarihi eşyaları biz zaten çocukken kullanıyorduk...

5 yorum:

muhteşem turunç dedi ki...

abi sayende Alanyayı da gezdim. Ama uzun olmuş yoruldum bea:)) ellerine sağlık. Sağlıcakla kal.

ŞENER ÇALIŞKAN dedi ki...

Benim de uzaklara taş atabilme yeteneğimin biraz olmasına rağmen taşı attığım da denize ulaştıramamıştım. Ayrıca düştüğü yeri de göremiyorsunuz.Aşağıda Damlataş mağarasına da fırsatınız olursa uğramalısınız...

Mirili Arıcı dedi ki...

Kumluca ve Finike'de epey zamanım geçmişti. Tam ters istikamette kalıyorlar bir türlü Alanya'ya gidememiştim görüntülere bakınca gitmiş kadar olduk.

İpek böceği çocukluğumun en unutulmaz anıları arasındadır. Ne zahmetler çekerdik, yaşayan bilir.


Mehmet türker dedi ki...

ali abi teşekkürler alanyayı biz bukadar anlatamadık birgün inşaallah kaldıgımız yerden devam ederiz.

Ali Türk dedi ki...

Muhteşem abi ülkemizin her tarafı ayrı güzel ve acayip geçmişi var.
Uzun olması beni çocukluğuma götürdü, aşagı yukarı buradaki kültür bizde aynen vardı...

Şener bey bir daha gelmek nasip olur mu bilmem, gelirsek damlataş mağarasınıda görmek isterim...

Fatih gönülde çok şeyler var, bir türlü istediğimiz gibi ülkeyi baştan sona gezemedim :)
İpek böceğine ben oldukça uzağım bende sadece koza han vardı ipek böceği kozasının şimdiki ismiyle borsası gibi bir şeydi aklıma o gelir...

Mehmet abi nasipse kaldığımız yerden devam ederiz, her şey için teşekürler...

Sağlıcakla kalın...