2.02.2016

ARICILIK, ŞUBAT 2016 YA GİRDİK...

Arı bakanı face sayfam...
Haftalık gönderi erişimi 10 bin civarlarındadır...
Bu rakamlar için oldukça iyi diyen arkadaşlarım var.
https://www.facebook.com/aribakani
İçerik olarak ülkemizde böyle bir sayfa olduğunu sanmıyorum, tamamen kendi yaptıklarımızı buradan  paylaşmak güzel.
Bir sürü boş sayfa var, oradan bir şey al, buradan bir şey al, birde beğenmeye davet ediyorlar, bakıyorsun davet edene ait bir şey bulamıyorsun, yani kimse kendisi olamıyor, aynı Çin gibi taklit sunumlar.
Gerçi Çin taklit sunum yaparken bile bir şeyi kopyalayıp ortaya bir ürün koyuyor.

Facede bir başka olumsuz hadise ise arkadaşlık istekleri sürüyle, bazısını hiç onaylamam,bazılarını onaylarsın, bir bakmışın filan kişi seni şu guruba ekledi...
Yav bismillah, demedik daha...
İlk işim beni guruba ekleyen kişiyi kenara ayırıyorum, yoksa sonradan bulamıyorum karışmasın, arkadaşlıktan çıkartıp, birde engelledim mi rahatlarım, sonrada guruptan ayrılırım.

Benimde sayfam var bir sefer listemdekilere davet yolladım kabul eden oldu etmeyen oldu, ısrar etmenin bir anlamı var mı yok...
İnsanlar ile uğraşmak zor, sizin boş vaktiniz olabilir ve kendinize iş arayabilirsiniz, herkesi kendiniz gibi zannetmeyin.
Gereksiz yorum, şaklabanlıklara kesinlikle karşıyım ve hemen listeden atıp engelliyorum.

En son engellediğim kişi ile aramızda geçen iletiler.
Ali bey ben filan yerdeyim, arımız filan acayip saldırgan verim alamıyoruz, sizin arınız burada olur mu, arkadaşlar olmaz diyor...
Şimdi buna aslında cevap vermemem gerekiyordu eşeklik edip cevap verdim, dedim ki bu kafayla sen veya senin gibiler arıcılık yapamaz. zaten böyleleri de, bana göre arıcı olamaz. Bizim arıda sizin orada olmaz dedim.
Gelen cevap, zaten ben arıcı değilim...
(Arıcı değil, bilmediğin ve istemediği yok, peki bu beğenmediğin arı sizin orada oluyormuydu da aldın)
İyi konu kapandı dedim kendi kendime...
Akşama yeni bir ileti daha, siz ne biçim bakansınız, bu nasıl üslup falan filan.
İlk yapmam gerekeni en sonunda yaptım,sil iletileri, engelle, oh be...

Biz bu güne kadar yaptığımız işleri kimseye sormadık, başta ana arıları yıllar öncesi temin ederken binlerce yuro harcadık.
Suni tohumlama aleti yaptıracağız her usta numune istedi gösteremedik ama alet sonunda yapıldı.
Suni tohumlama yapmaya kalktık, kime gideceksin, ülkende bu işi bilirim diyenlerin eğitip ortaya çıkardığı kimse yok...
Benim 2009 yılında bir oksalik asit uygulayışım var, 5 kovan ölmedi ama süründü, arıları oksalik asitle duş aldırtmıştım.
Adam iki ana arı alıp denemiyor, turşu satan eşeklerin ağzına bakıp, bilmiş bilmiş sorular soruyor.
Bu kadarmı birilerine bağlılık olur, bu insanları ben birilerinin kölesi olarak görmeye başladım.


Adam sayfamızda ana arı siparişi ve istekleri yapıyor, ana arı isteyecek olanlar, "Ali Türk ana arı satışı" diye Google de arattığınızda zaten açıklama orada var, buralarda bu işleri sulandırmanın anlamı yok. Başkaları böyle şeylere can atabilir ama beni başkaları ile kıyaslamayın.
Bazısı mesaj atıyor, numaram bu çağrı at ben seni ararım, sanki biz aramasını bilmiyoruz.
Herkes bir alem, ben başta olmak üzere...

Adamlar, lüpçüler yani, en basit şeyleri bile birisine soracak. İnternet denen bir şey var bir aratın okuyun. Araştırmalar biter bir yerde tıkanırsın sonra tıkandığın yeri anlamak için soru sorulabilir. Boş bir kafa ile benzinliğe yanaşıp fulle der gibi soru sorulmamalı...
 Hafta içi kargodan aradılar abi sana ev yollamışlar diye...
Yaya olarak gitmiştim baktım elle götürülecek bir şey değil, biraderi aradım kargoya bir gel diye.
 İki kutunun birisi bizim kalfanın, şimdi bizim kalfa acemi kutuyla çalışamaz ben bunları bir çalışmaya alıştırayım, sonra gerekenler yapılır.
 Evin çatısını kaldırıyorsun, strafor bir kapak var...
Kapağı kaldırıyorsun...
 İçeride dört yöne çalışan minik ana arı kutuları...
Bana çok ufak geldi ama uzun zamandır araştırıyordu orijinal ölçülerdeymiş.
Almanlar bu kutuyu bir seferliğine ana arı yetiştirmek için adalara götürüyordu.
 Felaket bir işçilik var, her kutuda 4 cam var, dört tahta parçası var, her kutunun dört kanalı var, varda var, sayı arttığında bunların çarpımı ortaya acayip sayı çıkartır yap yap bitmez, zannedersem 130 kutu yapılmış, bize ikisi geldi.
Birde bana bu sisteme geç diyor, bıktım malzeme yapmaktan...
 Bana göre ufak ve besleme sorunu çok olacak, orijinalinde besleme üsttendi, bizimki alttan yapmış.
 Aşüre kabından yemlik...
Daha önce bu boyutta kutular yapmıştı, bunlar üstten beslemeli. Öbür kutunun bu kutu neredeyse iki misli.
Hediye yollayan bizim Trakyalı Şenol Civelek...
Ağa bu kutulardan kimsede yok, resimlerini de yayınlamıyorum diyordu :)
Sen yayınlama, delinin birisi yayınlar :P
Allah kendisinden razı olsun sanal aleme girdiğimizde tanışıp dost olduk, aşağı yukarı aynı kafadayız :)
Keşke deneyip seri üretim yapsaydı diyorum inşallah yanılıyorumdur...
Beslemede her kutu çıkartılıp cam açılacak ve kek konulup kutuya yerleşecek...
Hediyeler için teşekürler, can dostum...

 31 Ocak 2016.
Darıcadaki arıları bir dolaştım, şurup verdikten sonra havalar soğumuştu. 16 Ocak günü verilen şurup daha yeni bitirilmiş, üstteki resimde yavru etrafındaki yeni çekilmiş şurupları görebilirsiniz...
 Güzel yumurta atılmış ve yeni sökülmüş arılar vardı.
 Bu sene Darıca'da sarıcalar bitmeden bahar geldi.Polen getiren bir arı ve içeri girmeye çalışan bir sarıca arı...
 Gene pazar günü darıcadaki yedek ana arı kutularına göz attım, yavru devam ediyor, resimde polenle gelmiş arıda vardı.
 Bundan sonra yavru artacaktır diye düşünüyorum ısınma başladı, soğuma olsa da yiyecek varsa arılar gaz kesmeyecektir.
 Bir başka kutu, bunda da yavru vardı...
 Pelitli arılar burada yarı salkımdaydı, bir iki kovan açtım azda olsa yavru vardı, çalışan arılar polen getiriyordu...
Ana arı kutularının not fayansları otlar arasında kayboluyor. Kovalara doldurup bir ağaç dibine döküyorum hepsi bir arada olursa kaybolma şansı azalıyor.


 Pelitliden başka yerlere gittim, eş dost bahçelerine dağıtılan damızlıklarım var. Ne kadar çok değişik mekan o kadar bana göre iyi.
Uzun zamandır gidememiştim, gitsen mekan sahipleri olmuyor dolayısı ile bazı bahçelere ben bile giremiyorum.
10 derecede körüksüz açıp,kontrol ettim baktım durumlar iyi arabada şurup vardı gidip aldım tekrardan gene körüksüz açtım arılar süperdi, buradaki ağırlık Kırşahinler (lisanslının kızları)vardı...
 Şuruplukları doldurdum, ertesi gün 17 derece sıcaklık var. İnvert şurup uzun süre bozulmuyor.Arılar boğulmasın diyede önlemlerimizi aldık, zaten bu güçteki arı anası varsa boğulmaz.
 Bu zamana bir arı bile önemli ve işçi arılar çok kıymetli...
 Mevcutlar güzel, uzun süre görmeyince merak ediyorsunuz...
Başka yerlerdeki damızlıkların birinde sorun vardı, onuda gidermeye çalışıyorum.
Bir çıta arı takviyesi ile bir şans daha verildi, toparlamaz ise yapılacak bir şey kalmıyor...
 Fuardan bu yıl aldığım tek malzeme el demiri...
Bizimkiler aldığım el demiri paketini açıp anında kapışmaya başladılar, durun diyene kadar el demirleri bayağı bir uçmuş :)
Sanki yangından mal kaçırıyorlar...
 El demirleri ne kadar küçük ve kullanışlı olursa o kadar iyi oluyor...
 Görmemle almam bir oldu :)
 Her sene bana arıcı el demiri ve körük dayanmıyor...
 Geçenlerde çiçeklerden bahsediyoruz, park bahçelerde çalışan arkadaşıma ben zambak anlatmaya çalıştım.
Oda anladı, bana bir kaç gün sonra bu soğanları getirdi sonra farklı renklerde açabilir bir ay açık kalacak dedi.
Benim bildiğim zambak beyaz açar dedim ve gelenler sümbül soğanıymış...
Sümbüllerde güzel oluyor, yaklaşık 20-25 cm uzunluğunda çiçekleniyor mis gibi koyuyor ama zambak başka...
Her yıl son baharda sümbülleri söküp bir kaç ay dinlenen soğanları yeniden ekiyorsunuz...
 Şimdi ekim zamanıymış ama ben kademeli ekeceğim biri sönerken, öbürü açsın ev mis gibi olsun...
 İlk etapta üç saksıya ektim daha saksı ve soğanlar var,soğanları ise buzdolabı raflarına koydum...
Kıvırcık konusunda bizimle yarışanlar vardı sesleri solukları kesildi.
Bizimle zaten yarışmak akıl karı değil. Bizim kıvırcıklar bodur, kıvırcığın boduru olur mu derseniz aha burada, hiç kartlaşmaz,(bazıları kart kıvırcıkla hava ata dursun) büyüyen yaprakları sürekli topluyorsunuz :))

2 yorum:

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Facebookta insanların senin fikrini sormadan seni bir grupa dahil etmeleri sinir bozucu.Yani sayısı çok olacakta ne olacak onu da bilmiyorum ya...

Bende mutlaka silerim. Özellikle de bana sormadan ekleyenleri.

Bir tanesi dirençli çıktı.Ben gruptan çıkıyorum o ekliyor.Bir iki derken baktım ki adam yüzsüz senin metodu uyguladım.Artık ekleyemiyor:::)))

El demirin zekatını aldık , neye itiraz ediyosun onu anlamadım.::))

SLM ve Muhabbetle...

Ali Türk dedi ki...

SLM...
Yusuf bey.
Face acayip, herkes bir alem :)
Haddini bilmeyen her yerde sorun oluyor yapılacak şey bağlantıyı kesmekte.
Bu zekat olayı iyi oldu her yıl kaç el demiri kaybediyorum sayı belli değil. Şimdi el demirlerim kaybolmayacak...

Sağlıcakla kal.