10.04.2009

SORUNLARIMIZ VE ÇÖZEMEDİKLERİMİZ

Aa invert şuruplara bakın. Bu adamlar manyakmı ki böyle şurupları üretip halkın sağlığıyla oynuyorlar ki. Gerçi resime baktıgınızda her türlü ihtiyaçların görüldügünü göreceksiniz. Toz şeker var, pudra şekeride mevcut. Resim Almanyadan geldi. Almanyada arı yemine kullanılan şeker ve invert şuruplar gayet ucuz darısı bizim başımıza.

Malzemede ise Türkiye Almanyadan çok ucuz.

Arılara kurak zamanda verilen kekler, birde 2,5 kg lık paketlerde. Almanlar kekide gıdım gıdım vermiyor, kek verme zamanı geldiğinde 2,5 kg keki kovanlarına veriyorlar. Yani 2,5 kg kek bir porsiyonmuş. Kovanlarına en az 2 porsiyon kek veriyorlar.
Biz henüz hazır yemlere alışamadık, alışmakta zor. Nedeni ise fiyatların çok yüksek olmasından.
Kış ve ilkbaharda sorunlarımızdan biride rutubet. Nedense Bu güçteki kovanlarda rutubet olmuyor. Şimdi moda bu kadar güçlü kovanlarda neden rutubet olmuyoru araştırmak degilde, benim kovanım niye rutubet yaptıyı araştırmak oldu. Birileri soruyor birileri çözümler veriyor birileride acayip yalakalıklar yapıyor bu işlerde. İnsanlara çıkarlar neler yaptırıyor neler.
Nerde kalmıştık, rutubette dimi. Şimdi bazı şeylere taraf oldugunuzda gözleriniz tam göremez artık. Rutubetle alakalı son bahardan beri izliyoruz Mehmet Yüksel'in kovanlarını. Hiç sorun yaşlamadı, bazıları varki nedenide nedir anlamış degilim doğruyu bile artık onaylamaktan aciz. Almanya o kadar rutubetli bir memlekettirki onu bilenler bilir. O kadar rutubettede kovanalrında neden rutubet olmuyor, örnek karşımızda.
Almanyada kullanılan tüm kovanların girişleri bizim kovanların neredeyse üç dört katı hacimli. Hatta yazın bu hacimi dahada artırıyorlar. Bizim kullandıgımız kovanların aynısı altları ise komple elek telli ve açık. Bizdede minicik bir musluk girişi, aman üşümesin arımız diye onuda daraltırız. Tabiki hava sürkilasyonu olmayınca rutubet ve küf kaçınılmaz olacak. Bunlar bizim içimize oturmuş geleneklerimizdir. Çıkmasıda çok zor. Kovanlarımızın tamamını Almanyada ki gibi yapamayacagımıza göre bazı çareler üretmettede üstümüze yoktur.
Arıcılıkta en önemli ve kıymetli malzemelerden biriside örülmüş hazır petektir. Bunu koruyup kollamanın yoluda sizin elinizde. İlk yıl ne kadar nazik süzüm yapsanızda çıtamızdaki petekte kırılmalar oluyor. Çaresi ise resimdeki gibi çıtaya enine tel takmaktır. Çıtayı boylamasına telledigimizde ez az 42 cm uzunlukta tellerden direnç oluşturmaya çalışıyoruz. Bu kadar uzun tel ise mutlaka esniyor ve peteklerin bazı yerlerini bozuyor. Enine tel taktıgımızda telin boyu 22-23 cm olacak ve esnemeside ona göre az ve petektede kırılma bozulma olmayacaktır.
Gene Mehmetten yüksel'den bir resim. Yavhu bu resimde ne var diyebilirsiniz. Ben bu resimlerle tanışalı daha toplasak 3 yıl olmamıştır. Almanyadaki arıcı ise bu çıtayı ilkokuldan gelen çucuklara egitim vermek için kullanıyormuş. Aramızdaki fark bu işte.
Mustafa Kabaoğlu abimizin gönderdiği bir resim. Sultanbeylideki kekçinin çöpünden çekmiş. Bu ilaçları kullananların çogu antibiyotik kullanımının yasak oldugunu bilmiyor. zaten işin garip tarafıda burada, antibiyotik yasak fakat en ünlü malzemecilerimizde rafların ilk sırasındadır. Birliklerimizde bu işlere aracılık etmektedirler. Her birlik veterinerlik gibi ilaçları çok rahat kontrolsüz satabilmektedir. Birde haber adı altında varroa ilaç reklamları başladı. Bir ilaç firması bir ilacı üretip satacaksa bunun için reklam parasınıda gözden çıkarmalı. Bir kaç kişinin nemalanmasıyla diğer kişilere eşantiyon adı altında, başkalarını kullanıp satması ne kadar doğru bilemiyorum. İki şişe ilaca bir çok kişi satıldı, hatta pazarlandıklarının bile çogu farkına varamadı. Bu işte dik duranlar ise istenmeyen kişi ilan edildi. Sonuçta kim ne yapıyor kamu oyu kararını verecektir. Yabancılarla aramızdaki farklardan biriside bu sanırım. Yabancılar her işin geregini yaparken biz hep nasıl işi ucuzdan halledip köşeyi döneriz davası bitmedikçede aradaki farklarda kapanmayacaktır.
Kovanlarımızın rutubet sorununa dönecek olursa, geçenlerde Arif Uysal bir kolaylık yayınlamıştı. Daha önceleri kovanın girişinin üstünden delin kovanı deniliyordu. Delmek kolayda nasıl kapatacaktık sorusuna güzel bir örnek geldi. Kovan muslukları dar ve hacimleri düşük olanların işine yarayacaktır. Bu aparatın bir çok şekli artık oluşturulabilir.
Bende başka ne yapabilirim bu konuda derken masadaki kalem gözüme takıldı. Kovandaki hava sirkilasyonunun yapılabilmesi için bu kalemlerden üç tane kovanın ortasından yukarıya monte edilse, hem delikler küçük hemde kapatması daha kolay olacak. Kaleme uygun matkapla kovanı delip kalemin gerisini delige monte ettiğimizde hazır kapaklı tapa.::))
Dün evimde yemekteyim bir telefon geldi iş yerimden. Sana Erzincan'dan iki paket geldi ne yapalım diye alın dedim ne yapacasınız. Paketleri santral görevlisi içeriye alıp duyumlarıma görede paketlere göz ve elle tacizde bulunuyormuş. Dahada ileri gidecekleri haberini alınca hemen olaya mudahale edip paketkleri bizim birime getirdim. Bu seferde bizimkiler o paketlerde ne var demeye başladılar. Dedimki seçimler bittiya artık kömür yardımları başlamış kömür var dedim. Paketlerden birisi Yalovalı arıcı yusufun. Biriside bana imiş.
Ah Vecdi abi ah. Senin yüzünden kilolar almaya başladım, doktorada sataşıyordumya oda ses etmemeye başladı sanırım ne halin varsa gör der gibi. Yakıt yardımını yakmaya başladık. Hayat devam ediyor nede olsa.

2 yorum:

Acemi Arıcı dedi ki...

Ali Abi arıcılık adına Almanya bizden çok ilerde bunu anlıyoruz.
Mehmet Yüksel Abiyi dikkatle takip ediyorum. Ama bazı şeyler kolay olmuyor. Ben 5-6 çıtalı arıyla uğraşırken Mehmet Abinini bulunduğu yerdeki iklim bizim buraya göre nerdeyse aynı ama orada arılar katı doldurmuş. Önce buna çözüm bulmak lazım. Ben bizim anaarıları karasığır ineklere benzetiyorum. Bakıyorsun bakıyorsun 10 kg süt vermiyor. Karasığır yerli ineklere değil de Hoştayn ineklere bakarsan 25-30 kg süt verir.
Siz de çoğunlukla değiniyorsunuz bu arılar saflaştırılmalı.
Baktığınızda farkını anaarı göstermeli.
Türkiye süt veriminde ülkemiz iklimine uygun inekleri melezleştirerek başarı elde etti.
İnanıyorum devlet politika olarak arıcılığa da önem verirse bu konuda da başarı elde edilir.
Böyle olursa bizim de sorunlarımızın bir kısmı çözülmüş olur.
Selametle kalın.

ALİ TÜRK dedi ki...

Oflaz merhabalar.

Şükrü hocam durumlarımız ortada, bunu iyi gösterip biz başka yerlerden daha iyi arıcılık yapıyoruz diyenlerde kensisini kandırmaya devam ediyor.

Mehmet katları koymuş, şimdi o arı burada olsa 15 günde sagıma girersin. Çünkü her taraf çiçek.Kış arılarının alayı tarlacı, bizim kaçırdığımız yerler burası sanırım. İşin garibi hala arılarına besleme yapmadı. Biz daha iyi arıcıyız diyenler kıştan beri arı beslerler. Bende şubatta şuruplamaya başladım.

Arıcılıkta ırk ve ıslah çok önemli birilerinin bu arı iyi bu damızlık demesiyle bu işler olmuyor. Yabancı ülkeler yıllardır ıslah yaptılar, va halada yapmaya devam ediyorlar.
Ürettikleri anaarılarıda görüyoruz, 20 çıtaya yavru atıyor, 20 çıtayada bal çekiyorlar.
Buradada daha eşleşmemiş arıyı arıcıya satıyor bazı istasyonlar bunların içindede çok ünlü yerler var ve kimseye hesap soramıyorsun. Yaşadıgım bir hadise var, 2006 eylülünde bana maçahelden anaarı geldi.5 adet saf kafkas aldık yayınlara baktıgında her şey a kaliteydi. Kovanın birisinde anaarıyı bulamadım. Tesadüfen yandaki kovandada işim vardı bir açtım bizim maçahelden gelen anaarı yandaki kovanda ve üstüne yumak olmuş arılar. Ne işi vardıki yandaki kovanda. Böyle eşleşmemiş anaları millete çakıyorlar ve hiç kimseyede hesap sorulmuyor, sorsanda hep haksız sensindir anaarıyı kovana verememişindir. Yavaş yavaş herkesin ipliği pazara çıkmaya başladı.