1.10.2009

BU NASIL TATİL VE BAYRAM Kİ ???????

Uzun bir aradan sonra memleketimdeyim, hem bayramda hemde tatilde. Babam 2003 yılında vefat etmişti, ben o zamanlar belediye ye yeni girmiştim ve 4 günlük belediye işçisiydim. Bir o zaman gelmiştim birde enson gelişim 2006 köyümüzün gelenek şenlikleri başlamıştı, o zaman geldim. 2003 Yılında rahmetli babamdan bir kovanda arı kalmıştı. Onu yaşatmak için bayagı bir çaba sarfettim. Köyden arıcılıktan anlayan olurda, bizim arılara bakmaya geldiginde giyecegi maske bir yeni körük, ayrıca hazır ham petek bırakmıştım. Resmin arkasındaki tek kovan bu öndeki kovanların anası. Ana kovandan kovan sayısı 5 şe çıkmış bu sene ikisi ölmüş kalan sayısı toplam üç.Ayrıca iki degişik kişiyede birer oğul verilmiş. Yani kovanlar benim kafamda tasarladıgım gibi bir çok kişiye faydalı olmaya devam ediyorlar. Bizim muhtar bu sene bu üç kovana 500 lira teklif etmiş, bereket annem vermemiş. Annemde haklı bakan olmayınca onunda elinden gelmiyor, zor tabi ona yalvar buna yalvar kovanlara bir bak diye.

Sağ olsun gelip gidenler her sene gerekeni ellerinden geldiğince yapmaya çalışsada, kendi işini kendin yapmadınmı için rahat etmiyor. Etmesede elden gelende yok.Bunada şükür, iyiki bunlar duruyor, az çok her sene memleket balını biz tadıyoruz, başkaları tadıyor.

Köye üçüncü bayram gün saat 9 gibi indim. Biraz etrafı gezinip arılara baktım güzel çalışıyorlardı, çay falan derken kendimi tutamayıp arıları açmaya karar verdim.

Bu kovan hepsinden iyi çalışıyor gözüküyordu, kata 3-4 çıta bal yapmış çıtalarımız 16 cm lik bir zamanlar Niğde'ye her sene arılarımı götürürdüm, bu kat ve çıtalar o zamandan kaldı, belkide 10 seneden fazla. Gerçi 10 sene dediğin neki, belediyeye gireli 7 sene oldu. Katı halletmek kolayda aşagıya bakınca işin çok zor oldugunu görüyorum. Resime bakıp çıtaları sayarsanız 10 çıtalık alanda 8 çıta oldugunu göreceksiniz. Kovana çıta verenler çıtaları verip yanaştırma yapmamışlar. Bu çok önemli kovana çıta verdiğinizde sağdan soldan mutlaka sıkıştırma yaparsanız çıtaların arasındaki ölçüler sabit kalır, arıları bakımlarda ezmezsiniz. Şu kovandan aldıgınız çıtayı başka yere koyma şansınız yok kendi yerine bile koysanız bu seferde sıkıştıramazsınız.Mutlaka çıtaları traşlayıp koymalısınız yoksa anaarı kaybı bile olur, dünya kadarda arı ezilir.
Yalancı pehlivan gibi kovanın etrafında ne kadar gezinseniz boştur::))
sonuçta mindere çıkıp güreşmek gerekiyor. Güreşe nereden başlayacagınıza karar verip artık el ensemi çekersiniz çelmemi takarsınız gerisi sizin.
Böyle bir kovandan bir çıtayı en az zararla çıkardınızmı gerisi kolay, İlk çıtayı çıkarmadan o bölgeye bol duman verinki, başta anaarı ve işçiler işlem yapılacak yeri terk etsinler.Maşallah operasyon başladı ve çıtaların birbirine tutugu yerleri keserek ilk çıtamızı çekiyoruz. Bu işte ıpartula veya uzun ekmek bışagı yada doktorun döner bıçagı gerekiyor. Çıtamız kat çıtasıymış, aşagıdaki resimde bu çıtanın bir başka yüzü. Çıta yüzünün arısını silkelemek kolay, aradaki arıları daha sonra iş bitimi çıkardım. Tabiki ilave dalak dediğimiz bölümü kesmedende bu işi yapamadık.
Aslında bu çalışma yapılırken filimlenmeli ama daha bu tür bir filim çekemedik. Birde bu yaptıgımız kısa bir iş degil. Bu çıta ballı ve depodaki boş kovana annem tarafından götürüldü. Bu kovanın anası saldırgandı, bir taraftanda bir an önce işi bitirmeye çalışıyorum, arı güçlü bir sararsa ayvayı yerim diyorum. Birde bu işler tercübe işi ve nedense beni buluyor bunları temizlemek::)) Bu işlerin bilimsel çözümü varmı ki? İlk çıtadan sonra dört çıta sorunsuz geçildi. Beşinci çıta bozuk birde boşluga gene dalak asılmış ve çıtayı aldım dalak aşagılardan kovana ve yan çıtalara daha fazla tutturuldugundan kovanın içinde kaldı. Artık tutacak yerinizde yok, bu tür işlerde sır taraklartı çok işe yarar ama köyde sır taragı yok. Dalakları koptugunda hele iki sır taragı olursa çok rahat kaldırırsınız, tarak size yemek çatalı vazifesi yapar ve balı tutacak yeriniz olur. Bu gibi işin püf noktalarını bu işleri yapanlar bilirler. Bilim adamlarımız kitap yazar, insanların yapmadıklarını yazması kadar komik bir şey yoktur. Düşünsenize kitap okuyup oradan yapmadıgınız ve yapamayacagınız şeyi insanlara tarif ediyorsunuz. Onun içindirki kitaplarımız yurt dışı kaynaklı tercümelerden oluşuyor, tercüme edenlerde arıcılık yapan kişiler olmayınca, gerisini varın siz düşünün. Sanaldada bu durum çok görülmeye başladı, arıcıyım diyenin tercübesi yok, kitaplardan sağdan solda özetleyerek yazı yazarsan bu tecrübe ve size ait bir bilgi degildir. Fakat ilerde sanal alemden çok iyi arıcılar çıkacak, şimdilik sabredecegiz.
İnsanlar tavsiye ettiklerini ilk önce kendisi yapmalı. Yada sıgara içen kişinin size sıgara içmeyin demesi gibi arıcılıktan bi haber kişilerin arıcılık bilgisini kendisi bilmeden size sunması aynı şeydir. Bazılarımızı öne çıkaran neden de bu işte. Bizler uygulamalarımızı paylaşırız, bazılarıda kitaplardan bilgiler edinerek bilmece gibi bir şeyler sunarlar.
Bu çıtayıda alıp depoya yoladım, annem bahçenin duvarında bekliyor, aldıgım çıtayı hemen evin içindeki boş kovanlara bırakıp geliyor. Bunları yazarken sanki yeniden bal alıyormuş gibi oldum, düzensizlik çok zor, Gebze'deki şimdiki malzemelerim hep standart. Bereket hala dışardan bal geliyor ve sadece bu üç kovana bakarken bir arı elimin üstünden soktu. Birde dumandan arı hiç çekinmiyor dumanı versende vermesende degişen bir şey yok. Benim arılarım çoktandır körüğü vurdunmu hemen geriye çekilir. Zaten eldivenle kolay kolay çalışamam. Kat çıtalarını hep alt kata koymuşlar.

Çok şükür kovanın solundan sağına kadar gittim. Arı çok güçlü, benim Gebze'deki 100 kovanımda bu kadar güçlü arım yok. Bu tür arılardan anaarı ürettiğinizde böyle kovanlar oluşmuyor. Zannedersem ıslahta bu tür kovanların erkeklerini kullanıyorlar. Çünkü anaarı karekterlerini vede özelliklerini erkeklerine veriyor. Bu anaarıdan üretilen analarsa kimbilir hangi erkegin kızlarıki bu anayı oluşturamıyorsunuz işte. Ben bu işlere ne kadar kafa yorsamda işin içinden çıkamıyorum, sonuçta orta okulu zor zoruna bütünlemede önüme öğretmenin koydugu kopyayı sınav kağıdına yazarak bitiren birisiyim.

Projelere bakarsan o kadar proje varki, bakalım ıslah projeleri ne zaman hayata geçer, ölmeden görmek nasip olurmu bilemiyorum. Islah sonrası üretilen analardan hep bu güçte olur, kaliteleri aşağı yukarı eşite yakın olamakta. Islahlarda her hangi bir ırkta oluşmuyor sanırım, belli kalitede çok iyi özellikleri olan arılarınız oluyor adınıda siz koyuyorsunuz. Papaz, Anadolu arısıyla belli arıları karıştırıp buckfast dediği arı gibi adını siz koyarsınız. Yani daha önceden olmayan bir arıyı ıslah vasıtasıyla devamlı karıştırıp satmakta, adınıda buckfat koymuş. Ben niye düşünüyorumki ıslahı, boş verin dimi...

Nerden nereye geldik gene. Sen kovanı hizaya getirdinya ona bak , hemen geç öbür kovana be::))

Buz dagının ucu gibi, ilk açtıgınızda sorun yok gibi::))

Kat her zaman sorunsuz geçilir. Sorun olsada körüğü bas alt kata topla arıyı. Bu arada körükçüde yol elimizi sallasak körükçüye çarpardı bir zamanlar. Bu işleri körükçüsüz yapmak bir düşünsenize, körükçünün en kazması bile böyle yerde aranmazmı, ah ah.
Katı alıyoruz, buradada sorun var. Kovandaki kuluçkalık çıta sayısı 9 adet. Bu ötekinden kolay oldu. Bu kovanda diğerlerinden çok yavru var felakette kanatsız arı atıyor kovandaki işçiler. Sakat olan işçi arıları alıp uzaga bırakıp dönüyorlar. Annemde tam görmüyorya işçiler sakat arıları götürüyor,anneme görede eşek arıları hep bu kovandan arıları alıp yemeğe götürüyorlar mış::))

Bu kovan da tek dalak çıktı ve fazlada ugraşmadım diğer kovanın yarısı kadar arısı vardı zaten.

Benim kendi yaptığım ilk kovanlardan bir kovan bu. 20 senelik filan, evlerimizin bölümleri şimdi kullanılmadığından hepsi depo oldular. Hala 20 sene öncelerinin yedek malzemeleri var. 15 sene filan öncesi Gebze de bahara çıkan arılarımı mayıs 10 gibi Nigde Bor Balcı köyümüze götürürdüm. Her senede zarar etmişimdir. Bizde nektar çok uzun süre gelmesine rağmen o zaman 15-16 cmlik çıtalarımızı arılar ballan dolduramazdı. Petek gözlerindede boşluk oldumu balı satmak çok zor oluyor.Mayıstan agustosun 15 şine kadar bal akımı devam eder. Daha sonra memlekete arı götürmedim. Yıllarca eziyet çekip zarar edip durduk işte, Mustafa hocanın dedigi gibi fakirsen kendine bakamıyorsunki arına bakasın.

İlk yaptıgım kovanların girişleri çok büyüktü, sonradan yaptıklarım bunun yarısı kadar, şimdi diyorumki hep ilk yaptıgım gibi kovan muslukları yapsaymışım ama geçti..

Bu kovanın girişi büyükya sarıcalarda sataşıp duruyordu, balını alınca hemen geçici olarak daralttım ve gitmedende kalıcı olarak daraltılacak. Hasatı yaptıktan sonra varova için oksalik asid götürmüştüm bu mevsimde yavru yok diye düşünüyordum kovanlarda yavru çok olunca oksalikten vaz geçip fulimetril verdim.

Bu üç kovan aynı kardeş ve anneden oluşuyor. İki kovanda doğru dürüst varroa yok. Bu 32 numaralaı kovan varroa deposuydu. Felaket varova döküldü. bu görünenler daraltma yaptıgım tahta parçasına takılanlardır. Bazen varova sayanlar varya gerçek varova sayımı imkansızdır. Varova hareket ettiğinde arı musluga gelip çırpınıp kaşınmaya başlar çogunluklada bir tur uçup gelir ve uçarken çogu varoa düşer. Bir çok varroa ise musluga düşer ve havalandırma yada uçuşların rüzğarından başka yerlere savrulup gider. Genelde bu durumlar sayımı olumsuz etkiler.
Daraltmak için koydugum tahtayı aldıgımda arkaya biriken varroalar.

Bir gün sonrası baktıgımda musluk üzerindeki varroaların çogunun yok oldugunu görüyoruz. Resimdeki ölü işçi arının ayagında bile varroa dolaşıyordu, şimdi ne biçim kızıyordur lan bindiğimiz arının ömrü kısaymış diye, bilmiyorki içeri girse daha erken ölecek::))

Bu güçlü olan kovan ve bu kovanda anaarıyı ezdimmi ki diye bayagı bir edişeleniyordum. Bir gün sonrası baktıgımda balını aldımya, erkekleri öldürmeye başladılar demekki anaarıda sorun yok. Polen gelmeye devam ediyordu ve balını alınca köyde ilk defa yaptıgım invert şurupla kovanların kışlık besinlerini tamamlamak için çalışmaları başlattım. Ayrıca tüm kovanların alt katlarının çıtalarınıda tamamladım. Bundan sonra bir daha karışıklık olmasın diye.

32 numaralı kovanın girişini daraltmak için çıta aramak için depolara bir göz atayım dedim. 15 sene önceki kovanların yolculuklarında kullandıgım musluk havalandırmaları elime geçti. Depoda ne ararsan var, varda işten anlayan olmadımı aynı un var şeker var, yağ var a dönüyor usta yok.
Dünya kadar kullanılmayan kovan ve katlar yığını. Hepsi üst üste atılmış ve atıl vaziyette durmakta. Bazı kovanların içinde yanaklar ve başka çıtalar dolu durmakta.
Çuvalların içinde biçilmiş çıta malzemeleri. Birde benim çocukken marangozda çalışmam ayrı bir avantaj, bir sürü malzemeyi kendim yapabiliyorum.
Biçilmiş tahtalar, planya olsa daha neler yapılırda diyorum, sanki elindeki malzemeleri kullandın dedim içimden.

Baktım bir parçaylan olacak gibi degil kalıcı olması için iki aparatı birden kullandım. Musluk hem daraldı hemde havalandırma sağlıyor. Havalandırma sağlayan kanaldan sarıca arıların girmesi imkansız.
Havalandırma hazır ve girişte daraldı.
Köydeki arılar için götürdügüm tartar kreması ve oksalik asid. Tartarik asidi kullandım ama oksalik asidi kullanamadım arılarda kapalı yavru vardı. İnvert şurubuda hazırladım yemlikleride kovan üstüne koydum, annem sadece her gün şurup doduracak. İnver şurubun en büyük özelliklerinden birisi çok az kokması ve bir sefer hazırladıgınızda uzun süre bozulmaması. Arıcılar için acayip kolaylık. İlerde bizim arılıklarada inşallah tankerle sevis yapılır yurt dışındaki gibi hemde ucuzundan.........

Bu arada 20 civarında yarım yamalak ballı çıtalardan iki tanesi bana düştü, 10 kardeş olunca bunada şükür.
Tatil ve bayram genede çok güzeldi::)))))))

12 yorum:

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.Bu yazıda annenin bir resmini göremeyince üzüldüm.Tabii insan ayrıca köyün güzelliklerini de görmek istiyor.Kovanların o hale gelmesinde seninde payın var diye düşünüyorum.İnsan en az yılda bir defa köyüne,baba toprağına anasını elini öpmeye gitmez mi ! Sakın olaki anam kışın geliyor görüyorum deme.Bir Bakan olarak ,köydeki kovanların bu durumuna el koyacağını düşünüyorum.Her halde bir on yıl daha geçmesini beklemeyeceksin.

Hayati İnal(***) dedi ki...

Ortaokulu zor bitirdim diyorsunama,yazıların harika güzel anlatıyor,magazin yönünü ile hissettirmeden çok iyi işliyorsun.Yinede senin öğretmenlerini tebrik ederim.Kendine değil dostlarına bile yetecek kadar Ali Türk yetiştirmişler.

d.m.t dedi ki...

Petek görüntüleri güzel! 10 çıtalık yere 8 çerçeve ancak sığdırmak:) Yabancı gelmedi nedense? Bendede böyle durumlar vardı! Her anda olabilir!
Çerçevelerimin bazılarında standart yok; ayrıca işi henüz tam öğrenemedim!
İnşallah ileriki günler daha güzel olacak…

Siz Niğdeliydiniz değil mi ; eşiniz nereli bilmiyorum?
Karı kocanın ailesi “aynı memlekette” olunca senede en az bir kere baba evinin ziyaret edileceği garanti! Ama siz ayrı yerdesiniz; aileleriniz ayrı ayrı yerlerdeyse?

Kadın “Hayır; bu bayramda benim aileme gidilecek” der; erkek “hayır; benim aileme gidilecek” der. Sonuçta kavga çıkar ve bayramda her iki tarafa da gidilmez evde oturulur:) Benim eniştelerimin hiçbiri Edirneli değil! Zaman zaman bayramda nereye gidileceği konusunda sıkıntı oluşuyor!
Çözümü şöyle buldular (bayramlara değil ama) tatillerde ablalarım ve yeğenlerim bizim yanımıza geliyor;enişteler kendi memleketlerine gidiyorlar. Böylelikle herkes kendi ailesiyle daha çok vakit geçirmiş oluyor:)

“Ana gibi yar; Bağdat gibi diyar olmaz” demişler. Yusuf beye katılıyorum. Annenizi daha sık ziyaret ediniz!
Son bir not “20 çerçeve ballı çıta 10 kardeş; kardeş başına düşen 2 çerçeve”
Tamamda annenin payı nerede? :)
Selamlar; saygılar!

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Yav aklıma eskı halım geldı bu kovanları gorunce:))ayrıca benle cok dalga gectıydın basına geldı bak:{ acayip varroa dökülmüş bence bu arı bunca varoaya rağmen bu durumdaysa bundan ana arı uretmek lazım:{ Ayrıca demekki kapak sacı olmayan kovanların geleneksel köy kovanları:)On kardeşiz felan ayaklarını bırak payıma düşen balı iç etme:{

ALİ TÜRK dedi ki...

Yusuf kardeşim annemin resminide görürsün, nazar degmesin diye ilk habere koymadım. Kovanların o hale gelmesinde benim payım yok, pay arıcıyım ve bu işten anlarım diyenlerin ne yapayım. Annemiz gerçekten baharda gider sonbaharda gelir, bundan sonra her yıl gitmeyi düşünmekteyim bilmem ne olur. Birde sılahı rahim delilen hadise , sıladan doğdugunuz yere gidiyorsunuz, gözlerinizi orada dünyaya açmışınız, beşigimi bile seyrettim bir yerde atıl bekliyor bu duygular bir acayip.


Hayati bey harbiden en son bütünlemeye sınavına Bursadan gelip katıldım. İngilizce ve matematik sınavını verirsem mezun olacagım. İlk yazılı sınav matamatikten. Bana bir kagıttan soruları yazdırıyor, bende yazıyorum bir ara karakök dedi bende yazdım, dediki karakök yazsana ben bir daha yazdım. yazdım ama sanki karakök diyede bir şey var gibi bir his var içimde. Tabiki öğretmen sinir oldu, soruları önüme koyup dediki birer atlayarak cevapla, ama soru kagıdında karakök işaretini görür görmez tanıdım.::)))

Muhteşem abi senin eski halin gibi arıcı çok var memlekette. Ne dalgası geçecemki ve ne zaman geçmişim hem, bak bir daha çagırırsın o zaman görürsün sen.
Ayrıca varova dökülen arı güçlü olanın yanındaki 32 numaradan dökülüyor. Gücüde güçlünün yarısı kadar. Daha öncede böyle arılardan çok analar ürettim, 10-42-65-28-29-31-36-47-48-49-Hele 3 numaralı şampiyonu herkes biliyor, oğul verdi ve anaarıyı arıları seçti şimdilerde ipleri çekileceklerin sıra başına oturdular. Analarılarını tutmadı iki tane var kıyamıyorum fakat kıymak zorundayım. Böyle kovanlar hep süperleri ama ürettiklerinin üçte biri bile iyi çıkmıyor.Başkalarıda üretti fakat sonuca böyle gidilmesi çok zor. İşin sadece ıslah olmalı ve bu işinde kurallarını bileceksin.Sanırım o güçlü kovanların erkelerini kullanıyorlar hatayı biz orada yapıyoruz.
Abi kovanların kapaklarında saç var. Ayrıca senin balı merak etme kavanozlayıp biraz tutacam gelmez isen senin adına bismillah deyip yiyecem haberin ola::=))

Kenbiloğlu dedi ki...

Ali Abi

bu kovanlar türkiye ortalamasını geçmiş sanki.Demek ki arıları kendi haline bırakmak lazım :))

selamlar

kadıoğlu dedi ki...

selamun aleyküm bakanım sen geleneği bozdun olmaz böyle arı resimlerini zaten her zaman görüyoz çevreden yani bizi niğdede tur attıracak resimler önemli olan yokmu yani niğdenin tarihi turistik yerleri

ALİ TÜRK dedi ki...

İsmail kardeşim.Biz kendi haline bırakılan kovanlarıda bırakılmayanlarıda biliyoruz . Bak orada 5 kovan vardı, ikisi öldü, ikiside 5 çıta cıvarında, yazıdada yazdım dedimki mayıstan agustos sonuna kadar nektar gelir bizim köyde, bir kovanda aşırı kuvetli 10 çıta filan. Nekrtarın yavaş ve uzun süre geldigi yerlerde yavru faliyetide hiç kesilmeden devam eder, bu mevsimdede bizde yavru olmaması gerekiyordu yavru var ve balda geliyor o arıları tek başıma baktım ve bir arı soktu. Bal gelmeseydi beni duman ederlerdi.

Asım abi ben otobüsle Niğde Bor a indim. Bor dan taksiyle köyüme gidip, üç gün köyde durdum, bu üç günün bir gününü dağlarda geçirdim.Üçüncü günün akşamına Zor zoruna bilet ayarlayıp köye taksi çagırıp Niğde'de otobüse yetişmişim. Senin dedigin işler bol vakit ve imkanları içeriyor, bende şimdilik o imkan ve vakitlerden yok::)))

İnşallah ilerde hepsi olur.

PINARHİSARLI ARICI dedi ki...

SAyın arıbakanım bu iş sanki yılların özlemi ve yapamadıklarının tatmini gibi olmuş işin zevki kendinin yüzlerce kovanını bakarsın ama bu arıları baktıgın kadar sana zevk vermezler sen bu mutlulukla farkımdamısın oradaki bala bile bir başka deger veriyorsun güzel ve zevkli bir tatil yaşamışsın allah devamını eylesin
kolaygelsin
Not: polen keki yapmış idin başarı oranı ne kadar oldu işlede bilelim

ALİ TÜRK dedi ki...

Ali osman abi memleket özlemi ayrı bir şey. Benim hanım bu köyün neresini begeniyorsun diyor, ona göre her taraf dag ve taş, yeşillik yok. Banada bir başka görünüyor işte::))

Polen keki bir ara sosyeteye yapmıştık ama kovanlara yapabilmek için çok polene gerek var, hem polen kekini ne yapacaksınki. Ayrıca normal keklere polen katıldıgında arılarada çok zarar veriyor. Arıların besinlerini şimdiden tamamlar isek ne kek nede kışın şuruba gerek kalır.

TUNCAY HADİSE dedi ki...

ALİ ABİ,
SENİN KÖYDEKİ ARILARA KÖYDE BAKACAK KENDİ TALEBEN YOK ANLADIĞIM KADARIYLA.SEN BAKIM YAPILACAĞI ZAMAN ALO DEMEN YETERLİ,GİDİP TÜM BAKIMINI AKLIM YETTİĞİNCE YAPAR,İCABEDERSE GEREKLİ YERDE SENDEN TELEFON DESTEĞİ DE ALARAK HALLEDERİM.KAYSERİ'DE KARDEŞİN VARKEN "BİZİM KÖYDEKİ ARILAR BAKIMSIZ KALMIŞ" DİYE YAZI YAYINLAMAK OLUR MU? VALLAHİ ÇOK ÜZÜLDÜM ABİ.
SİZİN ANNENİZ BİZİM DE ANNEMİZDİR.ANNENİZİN ELLERİNDEN ÖPERİM.
HOŞÇA VE ESEN KAL.

ALİ TÜRK dedi ki...

Tuncay çok sağolasın, Allah razı olsun. Söylediklerin karşısında ne yazacağımı şaşırdım, fakat herkes kendi işini kendi görmeli diye düşünmekteyim. Çok yakınımızda olsaydın olurda, şehirler arası mudahale çok garip olmazmı::))


Düşündüğün için çok teşekür ederim, hoşça kal.