15.10.2009

15 EKİM 2009 DAN GÖRÜNTÜLER

Balkoncu hala çiftleştimi çiftleşemedimi bilemiyorum. İki günde bir baksamda hala yumurta göremiyorum, kıçınıda koklayamıyoz, Fakat bu kutu çok bilgi edinmeme sebeb olmuştur. Bu kutu aylarca anasız kaldı ve yalancıya kaçmadı, tabiki kapalı yavrusu hep oldu.
Her kapalı yavru bitimine yakın, tekrar saf karniyolun çıtalarından karışık yavrulu vermişim. Sonuçta iyi bir gözlem oldu. Birde çiftleşip yumurta atsaydı, bahara minicik alanda çıkacakmı onu görecegim. Yolda giderken ilginç bulduğum bir görüntüyü resimledim. Bu kadar sırık açıldıgında, birde balık vurdu, balıgı nasıl dışarı alacak oda ayrı bir konu.
Dost köpek vefatı...
Bir ölüm ilanı, baktım bir kaç kişi dizilmiş okuyorlardı, öleni bende gelip geçerken görmüştüm sabahları yaşlı sahibiyle gezi ve spor yaparlardı. Kader işte 18 aylıkken gitmiş, sahibide bunu yazmış, gene ilginç bir yazı gibi geldi bana.
Bunun yazılarını yazarken aklıma geçen sene Emin Benli'nin aldıgı köpek geldi. Yaklaşık 800 liraya bir köpek almışlardı, köpek hastalanınca veteriner ve tedavi kürleri filan, bizim bir arkadaşta abi ben 400 lira versinler onlara giderim demişti::))
Neden ite 800 veriyorlar ki dimi::))
Benli'lerin penceresinden bakmayınca, 800 lira ve artı masraflar çok saçma geliyor::))
Hacı geçtiğimiz cumadan beri kayıp, en son görüldüğü yer ise Elazıg. Oğlu dediki babamı çıldırttın, en son nereye gidecegini şaşırdı::)))
Bu gün hacıda yokya, dedim öğlenleyin bir dolaşayım, kovanlara baktım, yukardaki kutuları bir gözden geçirdim. Çok şükür sorun yoktu, birde alt kısımda kalan kutulara bir göz atmak geldi içimden. Normalde işim olmadımı buraya pek inmem. Bir baktımki bir gariplik var. Salı günü gecesi çıkan fırtınada kapakların bazıları uçmuş, bazı kutuların örtü tahtalarıda uçmuş.
Bu hepsinden güzel duruyordu en azından kutuların içindekilere zarar gelmemiş.
Bu kutuya yaklaştıgımda bir arı polenle içeri girdi, hayret bu halde çalışmaları gayet güzeldi::))

Ortadaki gözden bir çıta çektim, anaarı daha yumurtaya başlamamış ama yumurta atacak sanki, iyice petek gözlerini parlatmışlar. Hepsini toparlayıp kapattım.

Toparlanmış görüntü bu.
Fakat içime bir kuşku düştü, burada bunlar oldusa ormanda neler olduki diye. İşten bir saat izin alarak erken çıktım. Ormana vardığımda saat 17.30 du. Normade benim paydos saatim bu, bu saatte paydos edip, buraya gelmem 18.30 gelmem demekti. Hemenkovanlara göz attım bir olumsuzluk yoktu bir ateş yakıp, köz olana kadar etrafa bir göz atayım dedim.

Pürenlerin bir çogu bir kaç gündür geceleri soguk ve yanmışlar. İşin garibi kuzeye bakanlar yanmış kuytudakiler hala açıyor geçiyor.

Komşu arılıgı bir turladım herhangi bir olumsuzluk yok.

Bir kovana anaarı verilmiş, bu görüntü %90 anaarı kabul edildi anlamına gelir. Anaarıyı çıkartıp, birde o salkıma petek örmüşler. Daha önceki geldigimde bu petekli kafes kovan üstünde yoktu. Demekki cumartesiden sonra arılıga gelip giden olmuş.

Yanan pürenlerden görüntüler. Komşu arılıkla aramızdaki pürendi burası.

Köz olmuş körüğe atıyorum ilk merak ettiğim kovan anasız kovanımdı. Bu kovan Tarkya'dan bu tarafa iki sefer yalancıya kaçtı ve üç adet anaarımnı kesti. Hele şükür, geçen cumartesi verdiğim anaarıyı kabul etmişler. Yaklaşık iki çıta arısı var ve şu an bir petegin bir yüzü tamamen yumurta. Bu gün en sevindiğim olaylardan birisi buydu. Çünkü kaç aydır inatla uğraşıyordum, üç anaarı gitti ama sonuçta istedigimi aldım.
Burada şu notuda aktarayım, benim yalancıya kaçan kovanlarda yeni uyguladığım teknik.Yalancıya kaçmış kovandaki yavrulu çıtaları kovana silkeleyip alıyorum. Sonra iki degişik kovandan birer çıta yavrulu ve arılı çıta getiriyorum. Arılı ve yavrulu çıtayı yalancıya kaçan kovana getirmeden hafif hafif silkeliyorumki tarlacılar çıtadan düşsün. Daha sonra yavrulu çıtadaki, işçi arılarla birlikte kovana bırakıyorum, bu işlemi birde başka kovandan yavrulu ve arılı çıta getirerek yapıyorum. Zaten kovandakileri kovan içine silkeleyip ellerindeki çıtayı aldıgımda içerdeki düzenlerini bozuyorum. Dışardan gelen kapalı yavrulu ve arılı çıtalarıda yan yana koyunca, yeni bir düzen kuruluyor ve içerde yalancıları besleyenlerde o kalabalığın arasında kaynayıp gidiyor. Sonuç yeni gelenler yalancıları beslemedikleri için, istenmeyen durumlar ortadan kalkmış oluyor. Bu teknigide bu sene bir kaç kovanda denedim istedigim sonuçları aldım. Normal şartlarda yalancı kovanı başka yerlere silkeleyerek bu işi çözemezsiniz, bence onlar hikaye, çünkü içerdeki arı ailesi cinciri kopmuş, benim son uygulşadığım sistemde hem zinciri bağlıyorsunuz, hemde içerdeki düzeni bozup, yalncı yumurta atanları egale ediyorsunuz. Çok arısı olanların yalancıya kaçan kovanla ugraşmamasını tavsiye ediyorum. 3-5 kovanı olanların bu yöntem işlerine yarıyabilir. Ben bu tür kovanlarla uğraşırken kendime ait teknikler uygulamalar buluyorum.

Hemen arıların arkasındaki başka pürenler, daha yeni açıyorlar. Arılıkta resim alamamın nedeni batarya bitti. makina bu seneyide çıkardı, bazıları acayip gaz versede sana SLR lazım diye, şu an bu gazları yemiyorum::))
Arılıkta işim bittiğinde saat 18:20 di. Ateşi söndürüp, etrafı toparlayıp yola çıkmışım. Hava birden karamaya başladı.

Hava bir kaç gün daha soguk, sonra tekrar tırmanışa geçiyor, ama bundan sonra bir ay daha duruma göre iyi havalar olabilir. Son yagmuru bekliyormuş kovcayemişler, o kadar çok açmışkı, agaçlar benbeyaz olmuşlar. Batarya bitik ve resim nasıl olursa kabulumüzdür diyoruz.

Flaşlı iki üç resimde kocayemişten aldım, eve geldigimde donmuşum be. Çay falan para etmedi, kombiyi yaktım. Paraları mezara götürecek halimiz yok::))

5 yorum:

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey,yeni hacıyı bulursan eski hacıyı kaybedersin.Pürenler bile hacıya üzülmüş.Saglıcakla kalın.

ENARICI dedi ki...

Hayırlı günler
Sen gel benim arılara yakın biryerlerde arıcılık yap ya. Transfer bedeli neyse ödeyelim. Hiç olmazsa sen arılara gittiğinde bizimde gönlümüz rahat olur. Nasıl olsa sen arıları görünce şu garibin arılar ne alemde bir bakayım dersin.
Senin gibi arıcı dostlar başına özellikle benim başıma.

Herşey gönlünce olsun kardeşim.

emin benli dedi ki...

Dostu ölen vatandaşa başı sağolsun
derim.Hani bir söz vardır insanları tanıdıkça hayvanları daha çok sevmeye başladım diye.İşte öyle bir şey.
Geçen sene Tarçın'la gezerken buranın doktoru bu köpeğe neden bu kadar değer veriyorsun demişti insandan değerlimi?
-Sayın doktorum bu vatandaş hiç bir zaman ihanet etmez arkamı döndüğümde dedikodumu yapmaz ve beni üç kuruşluk çıkarı için şerefsizlik yapıp seviyormuş, dostummuş gibi sahtekarlıklar yapmaz.Benim için bir insandan değil bin şerefsiz insandan daha değerli- demiştim.Oradaki herkeste kimi kastettiğimi anlamıştı.O insanların içinde bu sıfatları taşıyan ve hayvan sevmiyen tek kişi vardı.O da anladı zaten.Gidince herkes lafı çok güzel oturttun dedi.
Bir de arıcılık yada blogçuluk camiasına girdiğin 4-5 sene içerisinde kimler seninle canciğerdi,kimler seni sattı.Kimler var yanında dostum dediğin kimler arkandan kuyunu kazdı, yüzüne gülüp.ve daha kaç tane Brutuslar çıkacak karşına.
Pir Sultanın dediği gibi-yağmur gibi yağar başıma taşlar,illa dostun bir gülü yareler beni-
İşte bir hayvan bunları yapmaz.
Ya dostundur ya düşmanın.Bilirsin,
arkanı dönüp dönmeyeceğini...
Bir hayvanı birebir büyüttüğünde isterse muhabbet kuşu olsun,ona bağlanırsın.Hayvanlara bakışın değişir.Tabi ticari olarak değil.
Neyse Tarçın 4 ay önce öldü.Biz çok üzüldük.4-5 milyar hastalığına masraf ettik kurtaramadık.ÜZGÜNÜZ.

ALİ TÜRK dedi ki...

Vecdi abi inşallah kaybetmeyiz, hacılar olmasaydı şimdiye kadarki halim duman olurdu. Pürenlerin hepsi öyle degil, kuzeye gelen yerlerde yanma var, birde bundan sonra kocayemiş nektar verirse zaten arı pürenle ugraşmaz. Kocaman çiçek verken minicikle sen olsan ugraşırmısınki?

Ali abi nasıl geleyimki?
Genelde arılarıma gittiğimde yakın arılıklarıda dolaşırım, fakat dün tam dolaşamadım. Ormandaki 60 kovanı açığ kapatmam 40 dakikamı aldı. İşim bittiğindede zaten hava kararmaya başlamıştı, birde hava soguk tu, eve geldiğmde saat 19:30 filandı gece 23:00 gibi yattım hala ayaklarım ısınmamış. Sezon yavaş yavaş bitti abi,sizde duydugum kadarıyle çok az bir kış oluyor.

Emin abi Tarçının öldüğünü yeni öğrendim.Yorumun içinde o kadar çok şeye deginmişinki. Blok işine girdigimizde dediğin gibi bir sürü kişiyle yola çıkıldı, daha sonra bir çok kişi döküldü, bunuda ben çıkar ve çıkmazlar olarak ikiye ayırıyorum. Çıkarcılar zaten belli oldu ilk onları kaybettik, ikinci olarakta çıkmazları kaybetmeye başladık, bu çıkmaz dediklerim işin içinden çıkamıyanlar. Bir sürü kitap okuyup arıcı olduk zannettiler, kitaplarla bu iş olmuyor, zaten paylaşımlarında bilgi verir gibi görünüp, bilmece gibi paylaşımları olur. Bir başka çıkmaz ise her şeyi bilir havasında herkese akıl verirken kendi site ve uygulamalarında bu söylemleri bulamazsınız.

Sonuçta ben yaptıgım uygulamalarla ileri çıkmışım, buda çıkmazları geriye itti, bunuda hazmedeyip, bu kendisini ön plana çıkarıyor, yok efendim kavgacı diye aslında kavgayı onlar çıkardılar. Sanalda herkese yer var, fakat sanaldaki basamagınızı siz degil okuyucularınız belirliyor. Çıkarlar için neler yapıldı neler, taa buradan Mehmet'e meil atıp Ali seni kullanıyor diyene üzülürken, bir arkadaşımızın abi o söylem onun degil, bunu ilk söyleyen filandır demes... seninde dedigin gibi güvendiğimiz kişilerin ne mal olduklarını göstermiştir. Bu adam gibi adam dediklerimiz birer birer yamulmaya devam etmekte.
Ben bu yola çıktıgımda, nasıl paylaşımlarıma devam ediyorsam genede devam edecegim, benim paylaşımlarımın karşılıgını geçenlerde yazdım, birileri kayıt yapıp başka yerde ödeyecek, kimin ne yaptıgınıda o hesabı ödeyecek olan biliyor.

Sanalda görünen sevmeyenlerim oldugu gibi o kadarda dostum olduki, bir çok kişiye ışık olmuşuz, darısı ışık olmak isteyenlere.

Bu arada eski ve yeni sitemi, kopyalayıp başka isimler altında kaydettim, site kopyalanırken yorumları filan komple kayıt yapıyor. Eski ve yeni sitemin yedeklerini aldım.

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

Bir hayvan sever olarak Emin abiyi çok iyi anlıyorum.

Özellikle köpeği çok seviyorum.

Ölünce İnsan en yakın dostunu kaybetmiş gibi oluyor.

Ali dostum sende hacıyı kaybettim diye üzülüyorsun.

Kaç tane hacın var be biz ne diyelim:)