19.10.2009

17-18 EKİM İZMİR VE MİLAS

İzmir'e, oradanda Milas'a gelmemi isteyen iki kişiden birisi Saim Ahamet Gürel ikincisi ise Oktay. Sayim abim Oktay arkadaşına doyamadan geri geldi::))
Benim içinde Oktay'ı ve çam bölgelerini ve son durumları görmek güzel çok güzel oldu. Bir kaç güne kadar gördüklerimi yorumlayıp sizlerle paylaşacagım.
Çok güzzel iki gün yaşadık. Hafta arası İzmir ve Muğla gezisi çıkaranlar oldu. Benide davet ediyorlar bende, hemen kabul edermiyim, aslında içim gidiyor, kaç zamandır biliyorsunuz soğan ekmek yemekteyim. Tabiki bozuntuya vermiyorum, Oktay arıyor abi seni ikna etmem lazımmış diye::))

Ne yapsam ki diye az bir düşündükten sonra ikna oluyorum, Oktay'ımı kırarmıyım. Ayrıcada ilave ediyorum, ilerde kendisi terfi ettiğinde ayriyeten denetlenecekti, o ziyaretim saklı olarak dursun, nasılsa cepte.

Gebze'den çıkarke gps cihazına Oktay'ın adresini girdik. Cumartesi sabahın köründe araç bilgisayarı apartman kapısının önüde aradıgınız yer burası demeden zaten Oktay'ın aracını gördük::))
GPS cihazı bir diger söylemi ise cipies, harita bilgileri yüklendiğinde sizi kavşaklara gelmeden 500 merteden uyarıyor, diyorki devam edilecekse, solda kal, yada kavşaktan sonra ilk çıkışı al gibi. Yada ilk kavşaktan dön. Sormadan İzmir'deki Oktay'ın evini bulduk, içimizden hiç kimse Oktay'ın evini bilmiyordu.

Telefon ediyoruz geldik diye kendisi inamıyor, kapının önündeyiz dedik hadiya, inanmayan iner ve görür.

Zaten kendiside akşamdan yolculuk malzemelerini hazır etmiş, kek mekte var:=) Çantalarını arabaya attıktan sonra yolculuğun hedefi Muğla Milas, kaptanımızda yeni uykudan uyanmış olan Oktay kardeşim.



Bana göre çok güzel ve verimli geçen bir gezi oldu. Arıcıların genelde hepsi varsayım üzerinden senaryoyla avunurlar. Milastada durum aynıydı, arıcıların savundukları faktörleri iki dakikada çürütütüp atıyorsunuz artık size cevap bile bulamıyorlar söylemek için. Bunları ilerleyen günlerde filim ve resimlerle ortaya koyacagım. Biz sanalcılar, çok ilerlemişiz, yılların arıcısıyım diyenler ezberden başka bir şey bildikleri yok, Osmanlı arıcılığı yani. Yaklaşık iki gün içinde benim çektiğim 600 resim ayrıca Saim beyin 300 filan resimide bana gelecek, bunların içinden en güzellerini paylaşacagız. Çam ve basra böcegiyle alakalı bloklarda fazla resim yoktu, kimsede çekmiyor. Bu konudada bayagı bir resim aldım. Filimlerimizde var. Çok ilginç anılarımız oldu Oktay'la bir gece aynı evin odasında birlikte kaldık, gördüklerimiz yada yaşadıklarımızı insanlara aktardıgımızda halimize ne kadar şükretsek azdır diyeceksiniz eminim. Milas'ın köyleri çok fakir ve gelir getirecek bir şeyleri yok, her taraf , zeytin, çam ve arı. Yöre insanı aynı anadolu insanı her şeyini sizinle paylaşıyor, yattıgı yatagı bize verip, kendileri belkide o gece çok rahatsız olmalarına rağmen, ertesi gün size rahatsız olamadınız degilmi ? diye soruları................

Şimdilik bu ip uçları yeter sanırım.

Misafir gitttiğimiz arıcı arkadaşlarımıza yiyecekte götürdük, bu sadece ekmek bölümü ve iki günde bu kadar ekmek yetmedi::)))
Resimdeki kişi ise Saim abinin amca oğlu Murat Gürel.
İlk gün akşamı civar köylerden akşam yemegimize katılan arıcılar içinden birde ajan çıktı. Ne yapsam birinden kurtulamıyorun yani::))

10 yorum:

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Sınırlar artık seni kesmiyor.Bu ne hız.İller arası dolanmaya başladın.Ne o.Yoksa Egenin arıcılarına da mı el attın.:))

ALİ TÜRK dedi ki...

A.s. Yusuf sınır diye zaten problemim yok. Bir çok yerli arıcıyla görürşüp konuştuk, adım başı arı, bir köyde 160 kamyon arı var dediler, zaten 300-400 metrede bir arılık görmemek imkansız, fakat kovanlarda arı yok, çamda çalışan kovanların çıta ortalaması çok ilginç gelecek ama 3 çıtada. Ağaçlardan yerlere bal damlıyor, kimsede güçlü arı yok. Güçlü arı olmamasınıda kimse çözmek istemiyor herkesin bir bahanesi var zaten.
Benim şu anki arımı getir diyorlar,10 günde iki sagım ve 1 teneke bal garantisi veriliyor. Bunları sırayla resimlerle işleyecegim. Muğla taraflarında 4-5-6 çıta arısı olan bayram ediyor şimdilerde.Şu an bir çıtaya düşmüş bir sürü arı kovanı var.

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey hoş geldin.Bu yıl sabit arıcılar için bal sezonu iyi geçmedi.Çam balı daldan damlarken kovan çok ,kovanda arı yok.Kaybolan milli servet.Bal üretimini artırma söylemleri.Sagolsın gittinde bu konuyu gündeme getirdin.Saglıcakla kalın.

kadıoğlu dedi ki...

ali abi hadi iyisin yine soğan etmeğe talimden kurtulup 2 gün gününü gün etmişin.
ama azçok anlıyorum senin çektiğin sıkıntıları çünkü bundan bir kaç yıl önce bizlerde aynı idik yani sanal ortam la tanişmadan önce şimdi bazı henüz sanalortamla tanışmamış arıcı kardeşlerin yanına gidipte arıları ile ilgilenip bildiklerini anlattığın zaman hadibe ben 40 senedir yapıyom bu işi banamı öğretecen diyenleride çok gördüm hala günümüzde arılara şurup ve kek vermenin bala karışacağını iddia edenler arılarının mevcudu 2-3 çıta iken içinde 10 çıta brakıp bunların bu şekilde kışlayabileceğini iddi edenler. velasıl ülkemizde çok geride olan ve halen atalardan kalma sistemlerle arıcılık yapmayaçalışan bir çok arıcılarımızı gördüğüm için az çok senin o köylerde yaşadıklarını bir az olsun anlayabilmekteyim.

TUNCAY ERDEM dedi ki...

Ali abi biliyorum bugun cok yorgun ve uykusuzdun, haberlerin devamini dort gozle bekliyorum..

ALİ TÜRK dedi ki...

Vecdi abi sen attığım resimlere bakarak konuşuyorsun, bazıları ne çamı ne damlaması diyebilir, o resimlere çok ihtiyacımız vardı, Yunanlıların sitelerinde görüyordum o çamdaki bal tomurcuklarını şimdi kendim çekmişim. Süre ve bölgeyi bilmeme rağmen iki ağaçta istedigim resimleri çektim, bu arada yeni makina 2 metreden resimleri makro gibi çekiyor, en çok sevindiğimde o oldu.1,5- 2 metreden noktayı odaklayıp zumladıgınızda makroyla hiç farkı yok. Abi milli servetlerimizn konusu ise çok köklü degişimlere ihtiyacımız var, her şey ilkel olarak devam etmekte, onların söylemleriyle bizim söylemlerimizide paylaşımlarımda karşılaştırıp size sunacagım.

Asım abi sogan ekmek resimlerine hasta olanlar çok be, hatta Emrah karadeniz 10 numara verdiydi. Hacıyıda fotocu olarak ayriyeten yetiştiriyorum. Bak resimlerin ekmeklerini yemeye başladım bile.
Arıcılıkta yazın kurakta kek verilmnesi yaygınlaşmadıgı sürece, arılarımız hep geri gidecek, toparlayana kadarda sezonları hep yiyecegiz abi. Arıcılıktaki kayıp ve gelmemeişlikler faili meçullar gibi hep sır, kimse araştırmıyor fakat en iyileride sanalcılar diyebilirim, en kötümüz bile bir çok araştırmayı uygulamasada okuyup kafasının bir yerine not etmiş durumda. İnşallah biz bu degişimin temellerini atmış bulunuyoruz, bildigim yolda ben ve arkadaşlarım sonuna kadar devam edecegiz. Bende söylemlerimi kendi adıma icraata dönüştürecegim.

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Vayyy beee.Sen daha resimleri yayınlamadan ağzımın suyu aktı.Üç çıta arı ile bal almaya çalışmak........inanılmaz !

Acaba diyorum hakketen bu Ege'ye de bir el mi Atsak :))

emin benli dedi ki...

Hoşgeldin Kardeşim.Yani evine geriye hoşgeldin anlamında.Çok bekledim,naparsın kader olmadı.Neyse bir daha ki sefere beklerim.

ALİ TÜRK dedi ki...

Tuncay, benim için çok güzel gezi ve izlenim oldu. Fakat iki gündede 2 bin km yol yaptık, genede sorun yok çok şükür, ekip sapa sağlam yerine ulaştı. Heberler gelecek, bir çok şeyi yeniden düşünecegiz.

Yusuf, Ege'ye el atılmışta, el atanlar Ege'deki arıcılarla aynı kafada olunca, bu el atmanın bir faydası yok. Burdan gidenler farklı olmalılar, Ege'dekilerle aynı olduktan sonra?... Arıcılıkta ufuk ve çap önemli, insanların çogunda ileri görüş yok, bir çok kişide bir güğvensizlik görüyorum. Bir işi bir başkası yapıyorsa sizde yapabilirsiniz, sonuçta hayranlıkla izlediğiniz şeyleri yapanlarda insanlar degilmi?.

Emin abi bende seninle görüşmeyi çok istememe rağmen haberlerde göreceksin, yapılması gereken işler vardı, İlyas'ın arılarını sağdılar, sagım saat 16 gibi bitti. Murat'ın arılarının yerini ikinci gün bulup yanlarına gittik.Yemek yemek hazırlanıp yola çıkmamız, saat 18 zi buldu. Oktayın eve gelip yemek yiyip çıkmamız ise gece 23 oldu ve biz daha İstanbul'a gidecegiz. Yolda her kişiye 2saat araba kullanmayı hesapladık, ben 12 de aldım arabayı,Bursaya 50-60 km kala bittim. Arkadaşlarım beni evimin önüne bıraktıklarında, sabah 5:30 du. Saat 8:30 da işbaşı. Çok şükür hepsi geçip gitti, şimdi izlenimlerimin paylaşılması kaldı. Sonuçta ömrümüz oldugunda bu son Ege gezisi degildi,inşallah senlede görüşmek nasip olur, sonradan aklıma geldi keşke senide alıp Milas'a gitseydik diye, kafa bu kadar çalışıyor işte. Donuşte nasılsa İzmir'e Oktay'ı bırakırken senide bırakırdık.

ENARICI dedi ki...

Sevgili kardeşim ali
Hoşgeldin uğurlar olsun. Haberimiz
olsaydı bir acı kahve ısmarlayamasak bile yoldan bir el sallardık yahu. Resimlerin çok güzel ama eskilerin bir sözü var hani makina çalışır el övünürmüydü neydi. Neyse tatile ayrıldığında rotanı bizim tarafada bir çevirirsinde birkaçgün misafirmiz olursun umarım. Herşey gönlünce olsun kardeşim...