16.11.2009

KASIM AYINIDA YARI ETTİK, HALA ÇALIŞMALAR BİTMEDİ

Bu görüntü yazdan kalma bir görüntü degil. Resim 15/11/09 tarihinde çekildi. Neden çekildi denilirse cezalı bir kovan oldugu içindir.


Hacı abinin torun bir kovanın üstünde taş görürse hemen sorar, bu cezalımı diye. Herhengi bir kovanın üzerinde taş varsa, Yahya'ya göre o kesin cezalandırılmış kovandır.


Neden taş koyuyoruz sorusuna ise hacı teknik işlerden ne yaptımsa anlamamakta direniyor. Larva tranferi yapıyoruz, en az üç gün o kovan çok iyi beslenmeye tabi tutulması lazım. O gider başka kovanları beslerdi, en son eski işaret sistemini kullanmaya başladık. Üzerinde taş yada cezalandırılmış kovanları beslemesi için.
Yukardaki kovan, geçekten cezalandırıldı, ceza versende olan oldu hiç bir ceza olumsuzluk ve kayıpları geri getirmiyor.

Hafta içi Cemil ustanın dükkandagidip gelirken balkondaki saf karniola takviyede ne gibi bir yol izlerim onu düşünüp paket arıcılıktaki gibi dört tarafında havalandırma olacak şekilde ayarlandı. Alt ve üstteki parçalarda tepsi dediginiz testereyle açılmış hava kanalı, kutunun ön ve arkasınada tel çektim. Daha önceki takviyem başarısız oldu, bu şekilde kutudaki arıları en az 5 gün tütüp sebert bırakacagım.

Yeni faliyete geçmiş karakovanada yeni bir yemlik yaptım. Kova çok yanaştıgında yeni örülen petekleri kovaya yapıştırma olasılıgı çok fazla.Hemde kovaya düşüp ölen işçi arılar oldu.
Kutunun üstündeki çivileri kanala dogru çevirdiğinizde kutu kapagı açılıyor. Kutumuz metro kovan içinde yaklaşık olarak 6 çıtalık bir alan kaplamakta. Aşagıda gelecek.

Bu hafta sonuda işimiz anaarı çifteleştirme kutularındaki sağlamları güçlendirme ve birleştirmeye çalışmaktı. Seyithan abi eski kutulardan ara bölmeleri çıkarmış ve ikiye bölünce 5x5 oldu üçlük kutular. Gözlerin arısını 5 çıtaya çıkarırsak sorunsuz kışı çıkaracaklarını bekliyorum.

Kutu gözlerinde güzel yavru var, gep genç işçiler hala doğmayı bekliyorlar. Ülkermizdeki sönen kovanların en büyük sorunlarından birisi kış arısı dedigimiz son baharda yavru yaptıramayışımızdan. Biriside mevcut arıyı kışın kekle yorup ömrünü bitirmekten.Kış arısı diye bir bilinç daha önceden yoktu zaten.
Kutu gözleri aktarılırken bir anaarının kuyruga yakın tafafınıda boyamışım.

14 Kasım 2009 Günü çektiğim karakovan resimleri, daha şimdiden dünya resim arşivi oldu.

Pazar günü tahminime göre büyük ihtimalle üçüncü dalaga başlamış gibiydi salkımı duman vererek dagıtmadım. Cumartesi son durumu görmek için duman verdim ve arılar çok huzursuzlanmıştı, zaten anarı yeni kabul edilmiş, başımıza iş alacagız bu sıralarda bırkalamasak iyi olacakta::))
Bazı noktalarda 3-4 kutu gözünü tek bir kutu yapıyoruz. Tüm bölmeleri çıkarıldıgında ise eski kutular 10 çıta alabilmekte. Birleştirmelerde ise koku olarakta formik asid kullanıyorum. Sogan kokusundan daha etkili hiç kimse birbirini tanıyamıyor. Kutunun arkasındaki bez %85 lik formikle ıslatıldı. Birlieşme tamamlandıktan sonra tekrar sıkışacaklar. Keşke bunu 1 ay öncesinden yapsaydık, kutular ful yavru yapardı ve şu an tıklım tıklım kışa girerdi.
Bazı şeyleri yaşayarak görmek gerekiyormuş, seneye keşke demeyecegiz bu konuda.
Koku versemde kutuya bıraktıgım anaarıyı en az iki üç günlügüne kafese alıyorum.

Cumartesi günü kutuya silekeldiğimiz arıları, balkondaki saf karniyolun metro kovanına koyuyorum. Vakit ise geç ve hava çoktan kararmış vaziyette.

Kutumuz kovana yerleştirildikten sonra bunların üstünede formikli bez koydum, anaarı daha önceden kafesteydi, formikten arılar bir şey yapmasın diye bir gece daha kafeste bırakıldı, pazar sabahı ise formikli bezi alıp, anaarıyıda serbest bıraktım. Bu kutudaki arılar 5 gün filan bu şekilde duracaklar, sabah akşam üsteki testere kanalından üstlerine invert şurup döküyorum.


Ben balkonda oyalanırken bir telefon geldi.

Cemalettin abiye daha önceden Sultanbeli'deki tahtalardan bahsetmiştim. Gidebilirmiyiz dedi, bende anaarı kutularının işini tam bitirmemiştim ama böyle fırsatı nerden bulacagımki. Dedim gidip gelelim. Bir gittikki eskisi gibi tahta falan yok, biraz Cemalettin abi seçti, ben çalışan birisine dedim daha önce çok geniş tahtalar vardı nerde, bir yer gösterdi orada var diye, bende gidip oradan seçtim, fakat bu kış planladıgım katlara başka yerden tahta bulmamız lazım.

Benim için en sevindirici olan ise bazı parçalar vardı, metreyle ölçtüm tam uyuyor ama belki terslik olur diye hacıyı aradım, diyorki kalktınmı, ne kalkması be Sultanbeyli'deyim dedim, sen yat, ne hava ama::)). Şu bizim kutuları bir ölç yükseklik kaçtı, sonuç güzel bu kontralar yeni kutulara için biçilmiş sanki. Yeni yaptıgım kutuların ara bölmeleri 18x21 di, bu kontralar ise 40x43 ve her biri, iki kutunun ara bölmesine tam yetiyor.

Hem yeni anaarı kutularının eksikliklerini tamamladım, hemde biraz kat olacak tahta alıp geri döndük.
Bizim hain doktora geçenlerde dedimki bana 5 litrelik formik getir::))


1 tane litrelik desem alacak, beşlik deyince duymazdan geldi be.


Saim Gürel ben sana getiririm dedi.


Hem kovanlara hem birleştirmelerde koku vede petekleri korumada kullanıyorum.

Forkmik koydugumuz kovanda kimse kimseyi tanıyamıyor, biraz fazla verirseniz kovandaki arılar dışarı hava almaya bile çıkıyor.

Dün bu kovana çok kızdım. Bu kovanda bu sene gelen karniol Alman F1 lerden sadece elimde bir tane kalmıştı, artık yok.

Filimin sonu aslında devamlı önceden başlar. Filim başlamalıki bitsin.

Bu kovana yazın bir küçük ogul girmeye kalmış, ben mesayi bitimi hacının yanına gittim dediki, bu kovan sabahtan beri salkım yapıyor, abi dedim o kadar kuvetli bir arı degilki niye bakmadın , hemen kovana gittim, salkım dedigi yerde arı yumak olmuş, yumagı dagıtıp içindei anaarıyı öldürdüm. Hemen kovanı açtım, içeri ulaşanlarda bizim 20 nolu karniyol F1 i yumak yapmışlar.

Hemen onuda yumaktan alıp, kefesledim ve iki üç gün kafesle durdular soğan ve koku verdik dışardakileride içeri aldık.

Sonrasında işçiler bu anaarıyı devamlı degiştirmek istediler bende her hafta bu kovanda meme kontrolü yapıyordum. Devamlı memeyi bir çıtaya yapıyordu, bozuk petekli bir çıtaydı. Bende o çıtayı alıp petekleri düzgün petekler verdindi.

Bizim anlayamadıgımız bir şey oluyor. Anaarı o kadar iyi yavru yapıyorduki, şu an bile bir kapalı bir açık iki çıta yavruyu yetim bıraktırmış hain işçiler.

100 kovanım var ve bunların 8-10 tenesi harif hepsi karniyol F1 ve İlk üretimlerim F2 onlarda böyle bir durum yok.

Yaklaşık 250 tanede dışarı verildi, çok şükür bir kaç şikayetin dışında hepsindede sorun yok.

Posta yoluyla gelen anaarıların sozunu çıkarması çok zor. Yaklaşık geçen sene 14 anaarıdan şu an 4 tanesi hayatta.



Bu sene gelen 10 F1 den ise bende yok, ikisi izmirde biriside Tekirdag'da toplam üç adet yaşıyor.

Doktorum dün haberi öğrenince göbek atıyordu::))

Adımız anaarı canavarına çıkacak bu gidişle.

Sonuşta dün üç dört tur aradım anaarı yok, kapalı ve açık memeler vardı.

Arıların üstündede varova gördüm dedim nasılsa anaarı yok, alın size bir formik, ölçü filan yok süngere döktüğüm fazla geldi sanırım, alayı dışarı çıktı, akşam üzeri bile hala içeri girmemiştiler sonuç ne oldu bilmiyorum.
Hacı ise olanları izleyip üzülüyordu, kovanın önündeki çim ve otların arasında bizim Almayadan gelen karniyol F1 in cesedini buldu. Belkide iki üç gün öncesi sağdı. Fakat içerde günlük yumurta yok, bir kaç günlük larvalar vardı. Buda bize süre olarak en az 5 gün önce bu anaarı kovanda sağdı öyle anlaşılıyor.

Böyle bir durumda ne yapılabilirdi diye kendimize soru soracak olursak, zayıf bir kovanda bu tür anaarılar uzun süre tutulabilirler. Güçlü kovanlarda güç kontrolü zordur, zayıf olsaydı bu kovan tek derdi gelişmek için olacaktı ve anaarıyalada uğraşamayacaktı. Bende iki çıtayla bir başka yere almayışımın sonunu görmüş oldum.

Bu seriden kalan anaarıların birisiTekirdag'da Muhteşem abide.

Birisi İzmir'de Oktay'da.

Birisi ise gene İzmir'de Emin abide.

Benim için artık F1 sorunu yok. Fakat degişik bir hattı, elimdekileri ilerde suni döllemede uzak akraba saf karniyol erkekleri bölümü üzdü.

Şimdiye kadar genel izlenim dışardan gelen anaların kışı çıkaramadıgı yönünde. Gelenlerin büyük bölümüde f1 oluyor zaten.

Bu sene getirdigimiz safların durumuda baharda netleşecek ve elimizde çok önemli bir bilgi olacak. Şu ana kadar Saf karniol anaçların hiç birinde sorun yaşamadık. Burada üretilen F1 lerdede sorun yok, ayrıca karniyolun tanıtımında derki çevreye çok çabuk uyum saglar, zaten uyumsuz bir arı olaydı dünyanın her tarafına yayılıp kullanılmazdı.

Birleştirmelerden artan anaarılardanda dünya telef veriyorum. Pazar günü bir anasız kovan bulmuştuk. Fazlalık anaları veriyoruz böyle kovanlara birisini benimsedimi bahar yada yaz gibi degil, diğerlerini nasıl yapıyor anlamıyorum öldürüyorlar.Ertesi günü bakıyoruz, 5-6 anaarıdan bir ikisini bırakıyor.

Kutuların besleme durumları yavru dışlarına metrolardan bal getiriyoruz, çıtaların yüklemesinide metrolarda hallediyoruz. Gerçi bundan sonra kutu iyice azaldı nasıl olsa besleme yapılır. Kutu ve göz sayısı çok oldugunda bir tam gün yetmiyordu. Bahara aynı maraton tekrar başlayacak kısmetse birde daha da katlamalı olarak::((
Baharda anaarı için yeni formüller bulmalıyım, 3-4 aylık işçi çalıştırmakta dahil.
bir kişinin bu kadar yükü kaldırması anlatılacak gibi bir şey degil, bazen işler aklıma geldikçe tiksinti gelmeye başlamıştı, bereket sezon bitti. Anaarı işinde sonra yaparım diye bir şey söz konusu degil. Zamanlama hataları çok pahalıya mal olabiliyor. Fakat çok pıratik kazandıgımızda gayet net görülüyor.

Ballı çiftleştime kutusu çıtası. Her kutunun yavru dışına iki taraflı birer tane verdinizmi, kolay kolay sorun çıkmıyor.
Fakat eskiye oranla işler büyük oranda bitti sayılır.Gebze'deki kovanlarımıza yükleme yapmaya başladık, ormandakiler çok şükür kendi kendilerine balla bloke oldu. Arıları ay sonunda getirdigimde birer çıtada bal alıp Gebze'dekilere verdikmi işlem ve sezon bitecektir. Sonrasında bahara ne kaldıki.

6 yorum:

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Bir kere 5 litre formik asit getirmeyişimin nedeni uygulamalı olarak anlaşıldı. İşte asiti bol bulunca oraya buraya sürmeye başladın:)Benim korkum kendinede sürecen:)20 nolu ananın öldüğünü duyduğumda göbek.... yav töbe töbe klavye sürçtü gene göbek atmak da nerden çıktı çok üzüldüm:)Seneye merül merül yalvartırım seni artık.Zaten İzmirden zor gelir öbürleride.

ALİ TÜRK dedi ki...

Abi sen getirseydin ben formik asidi böylemi kullanırdım ki. Daha orama burama sürmeye başlamadık ::))

Abi üzülmemek eldemiki, zaten paket Almanyadan buraya kadar yaz sıcagında 9 gün yolculuk yapmıştı, herkeste biliyorki kekler gene akmıştı. Bizim için asıl sonuç saf karniyolların ne yapacagı. Onlar hiç hırpalanmadan geldiler ve şu ana kadarda hiç olumsuzluk yok. saflar oldugu müttetçe bunların üzüntüsü önemli degil, geçer hatta geçti bile. ::)))

İzmire onları boşunamı yolladım sanıyorsun, bahar gelsin bak nasıl geliyorlar::)))
İzmir'de toplan 5 Tane karniol F1 var.

Ama saf karniol üretmedikten sonra, bana rahat yok bunuda belirteyim.

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Belli ki ana öldürme konusunda çektiğimiz bir damar var:))İşin yolunu bulmuşsun.Önce öldür ondan sonra günah çıkar.Oh bee ,rahatladım sanki :))

ALİ TÜRK dedi ki...

Yusuf A.s.

Ne desem nerelere gitsemki::))
Sonuçta bunlar başımızdan geçen olaylar ve yaşadıklarım. Kitaplardan okuyup anlatmıyoruz ki.
Bunları başta bilim adamlarımızın yaşayıp anlatması gerekirdi, ama maalesef bizdeki arı ve böcek bilimcileri tercümanlık yaptıklarından kendilerine faydaları yok ki millete olsun.
Anaarı üretimi olan yerlerde çok anaarı katliamı da olur.

Ben papaz değilim ki günah çıkarayım. Biliyorsun Hıristiyanlıkta vardır günah çıkarmak, ne kadar paran varsa papaza verirsin tüm günahların çıkar. Şimdi ineklere tapanlara insanlar kızıyor, birileride papaza tapıyor, adınada günah çıkarma deniyor.Biz üç posta anaarı getirdik, ilk ikisi çok uzun süren yolculuklar geçirerek elimize geçti. İlk iki postadan 24 anaarıdan şu an sağ olan 7 adet anaarı var. bu 7 tanenin 4 tanesi 2008 anaarısı. Son gelen 2009 saf karniollar ise hiç yollarda sürünmediler, ve bu saflar doğal eşleşenlerden daha nazik bir konumda olmalarına rağmen hepside sağ ve sorunsuz gidiyorlar. Bu safların durumu bize baharda çok büyük bilgi verecektir. Genel bir kanı var dışardan gelen arılar bahara çıkmıyor diye, dışardan gelen arılar yolda ömürlerinden çok şey kaybettiklerinden sezonu tamamlayamıyor. Eline bir tane anaarı alıp bundan yola çıkıp yorum yapanların yorumları ilerde havada kalabilir. Hele bir bahar gelsin bakalım.
Bir anıyla yorumu bitireyim, ben Ordu'da askerlik yapmıştım.Ordu'dan birisi İstanbul’a çalışmaya gitmiş, bir ay sonra tekrar Ordu’ya dönmüş, demişler ne oldu niye geriye geldin, adam diyor ki her gün bir sürü sala veriliyor ölüm sırası bana gelecek diye kaçtım. Bizim arılıkta da devamlı sela verilir.

Hayati bey, sizin yorumunuzu yayınlamayıp sildim, konuyu yanlış anladınız sanırım, elimizde saf damızlık karniyollar duruyor, bu sene gelen F1 lerden bendeki öldü. Sende bile iki tane karniyol F1 var, kolay gelsin, sağlıcakla kalınız.

ARICILIK FİLİMLERİ dedi ki...

Sayın Turunç;
Yorumunuzda aşagıdaki cümleyi kullanmışiınız.

"Seneye merül merül yalvartırım seni artık"

Bu durumu sayın Seyithan beye ilettim, kendileri dedilerki, "biz doktoru melettikmiydi?, elimizle karnili götürüp teslim etmedikmi" dedi haberin olsun.

Trakya dedi ki...

Abi sana 5lt formik ne der yakında güncel yaşamına taşırsın formi sana tankerle göndersin doktorum:]]