3.11.2009

KOVANLARIMIZIN BLOKESİ VE SONUÇLAR

Kovanların blokesiyle alakalı pek yayın oldugunu sanmıyorum. Zaten normal yayınlarında alayının yenilenmesi lazım. Kitap ve bilgiler şu anki arıcılıgın çok gerisinde. Bu bloke olayını yaklaşık bir iki sendir farketmeye başladım. Gittigim bir arılıkta arı ve kovanlara çok iyi bakılıp muamele edilmesine ragmen, görüntü bu muamele ve bakımı inkar ediyordu. Ben kendi kovanlarıma bu kadar güzel kek ve şurup veremiyordum, fakat benim kovanlarım daha güzel gelişmişti.Şimdi ki yazacaklarım, yaklaşık iki senelik bir gözlem ve yaşadıklarımı içeren yazı olacak, bloke ilerde kovan sönmelerinide beraberinde getiriyor. Sonra bir çok kişi hastalık yada başka sebebler arıyor.
Önce arının ömrünü bilecegiz, bu günkü yumurta, arı uçtugu sürece, 60 gün sonrası ölmüş arıdır. Arılarımız çalışırken devamlı ölürler, geridende hep dogarlar. Doğmalarda kesitler,yada kopmalar oluşursa sıkıntılar başlar, kovanların geriye gitmesi telafisi güç işler açar başımıza. Blokeyi bir kaç şekilde yaşayabiliriz.
Birincisi biz blokeye sebeb oluruz.
Baharda bizim hacı şurubu bol bulmuştu, kendi kovanlarını iyi kayırmış, onun sıraya bakmak istiyorum ben onlara baktım gerek yok diyor, bir gün iyice şüpelendim ne oluyor diye, kovanları bir açtımki aman Allahım. Her taraf verilen şuruplan dolmuş ve yavru alanı o kadar azalmışki.
Hacının renk filan gitti, hacı abi ne iş dedim dediki, kovanlar gelişsin diye hep şurup verdim, tüm çıtaları bloke etmişin dedim ses yok, geliştirecekti güya kovanaları, o biçim geriye gitti ki sormayın. O gün bizim hacıya dedimki, bundan sonra senin arın yok, tüm masraflar benden, ne kazanırsak üçte birisi senin. İlerde de ne zaman ayrılacaksak seçersin 25-30 kovan işi bitiririz.
Daha sonra bir gün nerden konu açıldıysa iş blokeye gelmişti, hacı abi dediki o gün kovanlardan çok ben bloke oldum, yer yarılsa içine girecektim dedi. Çok utangaçtır zaten.

İkinci blokeye ise yogun bal akımı yada nektar bir başka deyişle baskın bal sebeb olur. bal o kadar çok gelirki, arınızın başında degilseniz, yavru çıkan yere bal doldururlur. Birde ara sıra arılıga gidiyorsanız kovandaki isçi arı zinciri kopar. Bu zincir koptugunda kolay kolay kovanı toparlayamazsınız. Özellikle Almanya'daki arkadaşımız Mehmet Yüksel i izliyoruz, kovan içi zinciri kopartmamak için, hasattan hemen sonra yazın kurakta kek veriyorlar, kovan geri giderse bir daha gelecek sezonu kapatıyor, çünkü oralarda gelecek seneki arı şimdiki arındır. Ben iki senedir yazın kek vermeye başladım. Neden kek veriyoruz, dışardan nektar ve polen gelmediğinde anaarı yavruyu kesiyor, kekle suni bir nektar akımı oluşturuyoruz. Kurakta arı geriye gittimi bir daha atak yapamıyor, bazıları hemen atlıyor kovanda bal var niye kek verelim ki diye. Arının geriye gidip toparlayamadıgını bir başka yazıda yazsam daha iyi olacak. Biz blokeye döner isek, yogun bal akımlarında kovanlardaki bal derhal süzülmeli veya kat verilmeli. Bir şekilde anaarının yavrulamasını sağlamalısınız. Çok kitap okumakla veya arılıgınızda çok arınız var diye hatasız arıcısız degilsiniz. Aşagıda iki filim gelecek orada olayları daha iyi göreceksiniz.
Bu resimde çıta bloke olmuş, sırlı bal normal bir akımda oluşmuş, kovanlar yeni nektar akımı başladıgında, çıkan yavru yerine bal basmışlar. Anaarı bu çıtada boş petek gözü arıyor. Sizin başınıza bir iş gelse yada bir şekilde bu durumdaki arınıza bir ay bakamdınız. Bir çokğu anarısını kesecektir, niçin yavru yapmıyorsun diye anaarının işini bitirirler. Her geçen gün arı geriden gelen olmadıgı için çaresiz tükenecek. Siz çok zaman sonra böyle bir kovana mudahale ettiğinizde bile kurtarma şansınız nedir biliyormusunuz, çıkmak üzere olan kapalı yavru verirseniz kurtarma şansınız vardır. Başka türlü bu tür kovanların sonu gelmiştir.
Bu çıtalar 10-15 günde böyle bloke oldular. Güçlü kovanlar daha çabuk bloke olur. Zayıf kovanlar ise kolay kolay bloke olmazlar, bu çıta dolarsa komşu çıtaya geçersin. Ben hatırlarsanız Muğla'ya gitmeden arılarımı ayarlayıp gittim. Giderken bu çıtalar yavruydu, ertesi hafta gittimde yavruların çıktıgı yerlere ballar doldurulmuştu.Biz madem bilgi ve tecrübelerimizi paylaşıyoruz kimseyide yanıltıp konuları saptırmayada kimsenin hakkı yok. Konuyu getirmek istediğim yerse bu sene sezonun büyük bölümünü birlikte geçirdigimiz Mustafa hocamızın arıların sönmesine sebebler bulanlar oldular. Bence boşu boşuna sebeb aranmamalı. Sebeb blokeydi. Önce hastalık dendi, hastalıktan olsa benimde arım ölmeliydi, sonrasında ise radardan öldü denildi. Geçen sene ise benim arımda tam radarın karşısındaydı gene arım ne terk etti nede söndü.
Şimdi filimin başına döner isek, Trakyada ilk sagımı temmuz ayının 12 de yaptık ve Mustafa abi tüm boş çıtaları ve katları aldı arı ne kadarsa o kadar ballı ve polenli çıta bıraktı, ayrıca sağımdan sonrada çıta aralarına boş çıtada girilmedi, o dönemde yavruda vardı fakat balda geliyordu. Ben ise ikinci sagımı agutosun birinde doktordaydık, kendi sagımımızı da ayın 2 ve 3. günü bitirdik. Sonrasında arılarımı alıp gebzeye getirdim ve kek verdim. Biz ikinci sagımda maske giyindik ama arı bize saldırmadı bal geliyordu, başımız açık maskeli bal aldık. Bu süreçte yavru çıkan yere bal basıldı. Mustafa abi Rize'den döndü bir sagımda o yaptı, işin enilginç yanıda burası zaten. Sagımdan sonra Mustafa abi çıtaları yalasınlar diye dışarı bırakmış ve dediki arı kalmamış bizde, çıtalara arılar gitmedi. Hatta zayıf arıları gündüz yükleyip İstanbul'a götürdük dedi. Agustosun 16 da Mustafa abi arıları Gebze'ye pürene indirdi, eylülün 5 de filan arıları şurupladı ve ertesi hafta dediki arılar bitti. Arılar zaten Trakyada bitmişti, bazıları bitik arıyı birden 8-10 çıta arıydı filan demeye başlayanlar oldu ve peşinden de radar devreye girdi. Evet 8-10 çıta arıları bir şekilde öldürmek lazım ama nasıl, bunuda en iyi radar yaydıgı dalgalarla arıların önce yönlerini şaşırttı ve sonrada yönlerini şaşıran arılar kovanlara gelemediler ve söndüler. Blokeden sönerse arıcı hatası, onun için başka çareler üretildi ama yemezler. Aslında bu arılar Trakya'da bloke oldular ve nufus zinciri kopmuştu ve bu farkedilmedi. İstanbul'a götürülen zayıf arılara bir şey olmadı, çünkü onlar zayıftı ve zayıflar bloke olmaz. Bu arada arıların blokesi için geçen süre temmuz 10 dan eylül 20 arası ve arada arının tam sönebilecegi zaman var. Mustafa abi kovanlara çok bal bırakmakla ve boş çıta vermemekle arılarının sonunu hazırladı. Bir kişi arısını söndürmek için bunu yaparmı, arım daha iyi olsun diye yaptı ve bu sene Trakya'da bal gelmesi gereken zamandan sonra geldi ve tüm çıtaları bloke etti.
Resimdeki çıtalar yukardada belirttiğim gibi, Mugla milasa giderken yavruydu, geriye geldiğimde ve bakım yaptıgımda aradan geçen süre 14 gün ve işin garibi, bu yavrulu çıtalar 14 günden daha erken bloke oldular. Biz Muğlaya gittigimizde üç gün sonrası yagış başladı ve nektar akımı hız kesmişken bu bloke oldu, birde araya boş çıtalar girmeme ragman. Hatta o zaman bir kovana kat verdim diye haber yapmıştım, mevsim kat atma mevsimi degildi ama arı sıkışırsa çalışabilecek alanı olsun.
Bu resimleri büyüttükten sonra başka yere kopyalarsanız, yatık şekilde daha da tetaylı bakılabilir. Normalde yatık yükledim, site otomatik olarak dik yükledi, ebatları büyük oldugundandır heralde.
Blokedende kovan söndügünü bu sene tespit ettim. Burada bunları yazarken birilerini kötülemek veya küçümsemek için yazmadım. Aynı hatalara bir başkası düşmesin, ve olayın aslı bu ve başka yerlere olay çekilmesin. Ayrıca özellikle geçen seneki arılarımı koydugum yeri geçen hafta resimledim. Tam radarın karşısındayım ve benim burada ne arım terk etti nede söndü nede yönünü şaşırdı gizemli işleri bırakın. Aşagıda motorun durdugu yerde arıların duruyordu. Kapak üstüne koydugum taşlar bile hala orada. Radarda karşımızda. Zaten kendimde bir hata yaptıysam bunu tespit ettiğimde yazarım aman ben bu hataya düştüm siz düşmeyin diye. Zaten asıl paylaşılması gerekenlerde hatalar ve güzel sonuçlar degilmi. Her gün arılıktan resim yayınlamakmı. Yazılanların içine bir şeyler serpilmeli. Buda tecrübeyle alakalı bir şey. Muğla ve o yörede arıcı yokmu var, ben o bölgeye iki günlügüne gitmişim benim bakış açımla eski görüşleriniz birmiydi. Bizim bilim adamlarımızında arıcılıgı faal olarak yapmaları lazım, uzaktan kumandayla bu işlerden hayır gelmiyor.
Resmin sağ tarafındaki tepenin tepesinde radar var ve tam bu arılıgın karşısıdır.
Tam karşıdaki tepede radar var bizdede mesafesi en az 10 km filandır, belkide daha uzak. Ben geçen sene arımı yukardaki resimde görüldügü gibi buraya getirmiştim.Motorun oldugu yerden aşagıya uzayıp gitmişti.

Paylaşımın başındada dediğim gibi, bu konu pek bilinen bir konu degil, dolayısı ilede kitaplarda da yoktur. Kendi yaşadığım tecrübelerimden derlediklerimi yzdım. Belki ilerde birilerine faydam dokunur.
video

Bu filimi, filim sitesinde izlemiştiniz, ben bu kovan 6 çıtayken şıkıştırmayı kaldırıp 10 çıtaya çıkardım ve 14 gün sonrası aşagıdaki filimi çektim.

video
Ben uygulamalarımla son üç yılı çok şükür kovan söndürmeden kapadım. Bu sene dördüncü seneye girmek üzereyiz, bunları yazarken ben bu bölgece arı söndümedim derken bu bölgede arı sönmüyormu. Bölgede o kadar arı söndüren varki, şu anki sıgırlıkta arılarını kışlatan Cemalettin abi bu bölgede 2009 baharında 100 kovandan fazla söndürdü, Necdet abinin 30 kovandan fazla firesi var, İlhami abi 25 kovandan 5-6 kovanı kaldı, gene aynı köyden Sayim abi var 30 arı kovanından 3-4 arısı kaldı, gene Kargalı köyünden benim ustanın 50 kovandan kovanı kalmadı. Bunlar benim çevremde tanıdıgım kişilerin kayıpları.Ben bu kişilere hatalarını anlattıgım gibi arılıgımada bir zat götürüp uygulamaları gösteriyorum ki aradaki fark ve hatalar ortaya çıksın diye. Bunlar bizim milli servetimiz degilmi. Kim bu kişilere el uzattı, ben elimden geleni tanıdıklara yapmaya devam ediyorum. Lafla peynir gemisi yürümez diye bir laf vardı, sonuçta lafa degil yapılanlara bakılmalı.
Ayrıca benim tavsiyelerimden zarar görenlerde varsa lüfen bunu bildirsin.

13 yorum:

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey,hergün güncellenen bloglara bakıyorum.Yazın ,arıcının manifestosu gibi olmuş.Sonbaharda arıyı geliştirmen,,iki kere düşünülmesi gereken durum.Şuan yanlış tahmin olmasın ama baharda nisan 15 de gelecegin yere gelmişsin.İnşallah bahar balını alırsın.Saglıcakla kalın.

ALİ TÜRK dedi ki...

Vecdi abi benim atladığım bir konuyu hatırlattın, hemen bitişik komşu arılıkta arılar 3-4 çıtada ve 15 gün öncesine kadarda 20 çıtalık alanda tutuluyordu. Arılar ne gelişebildi ne söndüler, fakat kışın sönecek olanların da adayıdırlar. Benim arılarım öyle geliştiki, bloke bile oldular bunuda göz ardı etmemek lazım. Aynı ormanda yüzlerce kovan sönerken benim durumumuda göz atmak lazım.

Arıyı birleştirererk güçlendirme geçici işlerdir, biz arımızı devamlı güçlü halde tutmasınıda zaman içerisinde öğrenecegiz. Büyük ihtimalle ben işi çözdüm gibi, ama hala çözemediğim şeyler çok. Bahar balı bundan sonra inşallah alınacak bu konuda görüş ve düşüncelerimi yazacagım başka yazılarım olacak.Abi sende sağlıcakla kal.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Ali abi hakikaten bu işi bu sene çözdük gibi bunun sağlamasını önümüzdeki sezon yapacağız inşallah..

d.m.t dedi ki...

“Teşvik beslemesini fazla kaçırıp; çerçeveleri bloke etmeyin” diye bir uyarı sürekli yapılır. Kursta da bunu söylemişlerdi. Ancak ben şimdiye kadar teşvik beslemesiyle çerçevelerin bloke olacağını sanmıyorum.

Verdiğim şurup ne ki? Dişlerinin kovuğuna gitmez; değil ki çerçeveleri bloke edecek!
Ancak bu yıl nektar akımının bir farklı olduğunu biliyoruz. Ayçiçeğinin üzerine bol bol yağmur yağdı. Pek bir bal alamadık! Neyse balı süzdükten kısa bir süre sonra; kovanlara yoğun polen geldiğini görünce teşvik beslemesine başladım.
Bu arada kovanları çok bir kontrol etme ihtiyacı hissetmedim. Nede olsa sezon bitmişti. Ayrıca kovanları sıkıştırmamıştım.

Bir gün baktım ki; bir kovan tam anlamıyla baldan bloke olmuş! Kovan 10 çerçevede ama yavrulayacak yer kalmamış.Göbekteki çerçeveler bile bal olmuş! Nüfusta bayağıca düşmüş! Aslında bu güçlü bir kovandı; demek ki dışarıdan nektar gelmeye devam etmiş. Bende teşviği verince!

Kovan tam teşvik edilmiş ama yumurtaya değil “bala”!!! Sonradan boş bir çerçeve verip yer açmaya çalıştım ama sezon bitti!
Demek ki neymiş; arıyı sürekli kontrol etmek lazım! Ha; bu mevsimsel durum yine tekrarlanır mı? Büyük ihtimal tekrarlanmaz!
Acemi arıcı olarak kendi çapımda bazı dersler çıkardım; inşallah aynı hataları yeniden yapmayız!
Kolay gelsin!

Son bir şey sorayım; bu bloke olayını nasıl kontrol edebiliriz? Yani kovanda bloke durumu var mı yok mu diye son çerçeveye mi bakalım? Yoksa sondan ikinciye veya üçüncüye ne bileyim! Yada en dışta boş bir çerçevemi bulunduralım bu konuda öneriniz nedir?

TUYSAL dedi ki...

Sayın ASli Bey,

Yazınızı kopyalayıp belgelerde arıcılık dosyasına kaydettim. İnşallah bu konuda arıcıları9n düştüğü hataya düşmeyiz. Teşekkür ederim, iyi çalışmalar. Sağlık ve mutluluk dileklerimle selamlar.

murat dönmez dedi ki...

ben acemi bir arıcı olarak çerçeveleriin bloke olma durumunu düşündüm durdum 1 ay önce kovanların bloke çerçevelerini süzüp verebilseydim iyi olacaktısanırım ama süzme makinam oladığı için hep ertelemek zorunda kaldım şimdi süzdüğüm çerçevelerden zayıf kovanlara 1 güçlü kovanıma 2-3 tane tane aralara girmeyi düşünüyorum inşallah düşündüklerim doğrudur ve işe yarar güneşli bir günü bekliyorum.Seneye inşallah bir süzme makinası alacağım.
Not:Çalıştığım okulda ARICILIK KULÜBÜ açtık inşallah öğrencilerimizin bu güzel mesleği öğrenmelerinde iyi katkılarımız olur inşallah..

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

Selam!

İnşallah takkeyi önlerine koyup nerede hata yaptık diye düşünürler!

2 yıl arıcılık yapmakla arıcı olunamayacağını anlamış olmaları lazım.

Sadece kitap okumak ile arıcı olunsa herkes arıcı olurdu biraz ameli bigi de gerektiğini anlamışlardır inşallah!

''Kış arısı'' dedik..

''İnvert şurup'' dedik..

Tuu kaka dediler.(ayıp olmasın diye de hala diyorlar ya)

Balı aldıktan sonra o kurak geçen aylarda kapak açamıyoruz diyenler kendileri!

Kovanın kapağını açamadığına göre normal şurubuda veremiyor yağma olacak diye.

İnverte de tu kaka dedi ya onu da veremez kovanda bal bırakır..

Ve ayvayı yer işte böyle!

20 koloninin 17 sini yaz ayında söndürür..

Ondan sonra da ben arıcıyım der ve ona buna akıl verir!

Utandığından hatasını söyleyemez tabi ki.

Ocak ayında arısına kek vereceğine ağustos ayında invert vermesi gerektiğini bir anlayabilse onuda verecek ya her neyse..

Neymiş efendim ''radar'' öldürmüşmüş..

Yok abi bana kalsa o kolonilerin ölümü radardan falan değildir..

Olsa olsa ''domuz gribinden'' sönmüştür..

''Arıları aşı yaptırdımıydınız aşı''

Aşı yaptırmadıysanız söner tabiki kolonileriniz:)

Mustafa Soylu dedi ki...

Ali Bey, yazılarınızı zevkle takip ediyorum. Bu güne kadar bilmediğim bir çok konuyu öğrendim.Bilgi ve tecrübelerinizi paylaştığınızdan dolayı teşekkür ediyorum.Sağlık ve afiyette olmanız dileğiyle hayırlı çalışmalar diliyorum. Selamlar.

emin benli dedi ki...

Ayrıca benim tavsiyelerimden zarar görenlerde varsa lüfen bunu bildirsin.
Demişsiniz.Bende diyorum ki beyfendi sizin yazılarınızdan zarar gördüm.
Artık kek satamadığım gibi kimseyide kekliyemiyorum.
Rica ederim bırakın bu işleride eski günlerimize dönelim.
Saygılarımı sunarım.
Ha sakın beni de kütüğe öptürmeyin.

ALİ TÜRK dedi ki...

Muhteşem abi düşe kalka doğruları bulmaya devam ediyoruz. Ben bazen eski günleride bir karıştırırım. Hatta tüm sitelerimin arşiv bölümünü kolay ulaşılması için aylık olarak ayarladımki, geçmişte ve bu gün ne yapmışım isteyen ulaşabilsin. Yanlız eski sitemde kekle alakalı haberlerimi silmeden altına başka renklerle notlar düşecegim. Kek yanlış zamanda kullanıldıgında arıları bir kısmını yorup bitiriyor. Sonuçta bilim adamlarının yapacagı deney ve uygulamaları sahada yapıp bunuda paylaşıyorum.

Tahsin bey zaten bu yazı benim önemli saydığım ve hemen ulaşılması için yorum siteme bir kaç gün sonra aktarılacak. Maksat bu hatalara düşüp sonra başka bahaneler aranmasın.

Murat sana ayriyeten meil attım, bu saatten sonra Kütahya'da aralara falan çıta girilmez, olan oldu artık, arıların ayarını bozmadan kışa gireceksin kolay gelsin.Arısına hiç bakmayanların arısı yaşıyor, arımı yaşatayım diye uğraşanların arısıda kolay kolay sönmez, gönlünü ferah tut.

Ali abi yorum çok acayip olmuş, biraz ağır diyecem ama hafiften anlamayan zaten agırdanda anlamayacak, bazılarını kendi haline bıracaksın demişlerdi büyükler, hatasını onlar zamanla anlar. Memleket bir acayip, ehliyeti olupta o kadar araba kullanmasını bilmeyen varki. Arıcılıkta öyle belgeyle veya kitap okumakla uçan çok. Fakat sönen kovan sayı çok fazla, üzülmemek elde degil.

Bu arada arıyamı, arıcıyamı aşı yapılacak, o bölüm biraz açıklamasız kalmış. ::))

Sayın Soylu elimizden geldiğince tüm tecrübelerimi paylaşıyorum. Ayrıca bölgemnizden veya başka bölgelerden gelenlerde gelip uygulamalarımı görüp giderler, ben herkese açık birisim.Ben bilgi ve tecrübelerimi paylaşıyorum, birileri çıkıp senden başka herşeyi bilen yokmu diyor. Benimde bilmediğim dünya kadar sorun var, ve öğrenmeyede devam etmekteyim. Zaten kitaptan yazılanla, tecrübeler hemen fark eder. Kitaplardan arıcılık olmuyor, tecrübeyle yogrulması gerekiyor kitapların. Sizde sağlıcakla kalın.

ALİ TÜRK dedi ki...

Emin bey ben arıcıları kastetmiştim, malzemecilerle benim ne işim olurki.Siz illede keklemek isterseniz burası Türkiye o keklenecek olanlardan burada çok var.
Ayrıcada kimseyi tuttugumuz yok , eskilere dönmek isteyen dönebilir. Kütükle sizin bir işiniz yok ki, sizi niye öpsün. Öpülmek isteyen kaşınıp kendisini öptürüryor zaten...

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

AŞI

Abi yorum niye ağır olsun ki?

Bir büyüğüm; oğlum,okumamış cahilden korkma,okumuş cahilden kork derdi.

İşte bunlar süslü püslü cümlelerle yaptıkları hataları örtbas ettiklerini zannediyorlar.

Yok efendim radarmış,baz istasyonu imiş,tv vericisi imiş bir sürü alevere dalevere!

Senin arıların da orada değilmi idi?

Onların arıları sönerken senin arıların niye gelişti!

O zaman sen yalan söylüyorsun!

Aşıyı kim olacak diyorsun?

Aslında bu, ''EGOSU ŞİŞİK'' şahısların egosunu indirmek için bir aşı olsa daha iyi olacak galiba :))

ALİ TÜRK dedi ki...

Ali abi aslında yazmış oldugum konu çok önemliydi. Bir çok kovan sönmesinin altında bu var. Fakat insanlar hata yaptık diyemedikleri için, soruna kılıf arıyorlar, yada gerçekten bu işi, biliriz derken bilmiyorlar. Bu hareketler ise başta resmi kurumları çaresiz bırakıyor, siz numune götürseniz diyeceklerki bu arı normal ölmüş, olmadık şeyi nasıl ispata çalışacaksınki. Arı çalışırken bitiyor çünkü, sorun anaarının yavru yapacak yeri yok, birde kafkaslar ilk kuluçkalık çevresine balı depolamaya başlayınca daha hızlı yavrudan kesiliyor. Genelde kuvetli tüm ırklar bloke olurlar, ipin ucunu kaçırmamak gerekiyor.

Ali abi ben yalan söylemiyorum, her şey ortada. Bitişimdeki komşu arılıkta aramız 50 metre yok. Bir arılıkta iki kişinin arısı vardı, arılar berbat durumdaydı, 3 çıta arılar, katlı yada 10 çıtalık alanda duruyorlardı. Dün akşam son postaya denk geldim ve kovanları ben yükledim gittiler. Mitat abi 90 kovandan 3 kovanım söndi dedi. Bu kadar bakımsız kovanlar sönmedi, zayıf oldukları için blokede olmadılar ve ölmedilerde. Güçlü arıya balı buldumu her tarafı birden dolduruyor.

Kişilerin lafları çok süslü olabilir, lafla çok şeyler yapardık, birisi hemen ıslah yapıyordu hala lafta kaldı, ıslah yapmayaı bırak ıslah yazısı bile yazmadı, bunun için bilimcilere çok kızıyorum, diplomalılar bunu yaparsa, sıradan arıcıyım diyenleri hoş görmek lazım ve icraatlarına bakacaksın laflarına degil. Bitip tükenenler bizi saldırgan gösterip, kendileri saldırmaya devam ediyorlar, kendimi onların yerinde düşünemiyorum::))

Bir ata sözü vardı, keçinin büzügü kaşındımı, çobanın bastonuna sürermiş bir yerini. Biz çobanız ve bunlar bize gelip sürünüp gidiyorlar. Yav işi bilmiyorsunuz, neden biliyoruz havalarına giriyorsunuzki, sonrada yazdıkmı üstülerine alınıyorlar, o zaman kaşınmayacaklar, kaşınanda gelip bastonumuza sürebilir.