1.08.2011

ARICILIK MEDYA VE BİLİM



TRT Bu toprağın sesi programının bir analizini yapmak istiyorum.

Yayın başlamadan ve öncesi bir çok konu konuşuldu.

Ülkemizde yapılan ilk suni tohumlama cihazı üzerinde sohbetler yapıldı. Programcı arkadaşlar ve Dr. Çağla hanım çalışmalarımı çok beğenip bazı tavsiyelerde bulundu. Canlı yayında tohumlama cihazının resimleri ve bir kaç videomdan parçalar seçilmişti, ben zaten program başı bu süre bize yetmez dedim ve yetmedi. Dolayısı ile de planlanan şeyleri paylaşamadık.

Ülkemizdeki akademisyenlerin büyük bölümünü anlamakta güçlük çekiyorum. Perde arkasında, Kadriye hocamızla bu suni tohumlama aleti ve çalışmalarım hakkında kendisine bilgi verdim, pek sevinmedi, yapamazsın filan dedi bende dedim ki yaptım ve bu işi hiç eğitim almadan bazı yabancı kaynaklardan okuduklarımla buraya kadar getirdim, kendisi ülkemizde gerekli yayınların hepsi var dedi ama bana göre suni tohumlama yüzeysel bilgiler var, püf noktaları malisef yok.

Program başladı, bir yerde laf ıslaha gelince suni tohumlama hakkında hocamızın konuştukları bana aba altından sopa göstermekti. Konu ıslah ve suni tohumlama yapacak kişi genetik ve biyoloji bilmeli ve ehil olmayanlar bu işi yapamaz deyip kestirip attı. Genetikçi suni tohumlama bilmek zorunda degilki, bilgilerini sıradan birine uygulatamazmı? Islahı yapanlar hiç bir zaman tek kişi olmamıştır, ıslah ekip işidir. Ben tabi bunların niçin söylendiğini, biliyorum. Siz ne kadar iyi şoför olursanız olun, ehliyetiniz yok diyordu, ama ben çok iyi araba kullanmaya başladım ne yapalım, o kadar ehliyetliler var arabayı yerinden bile kaldıramıyor. Ben ise ülkemizde bu konuda herkesle yarışabilirim. Buraya gelene kadar tam üç yıl uğraş vermişiz, maddi manevi, gene gündüz bir birine katılmış.

Saf bir ırkın spermini alıp saf bir arıya enjekte etmenin, genetik veya biyoloji bilmeyle ne alakası var, ben ıslah yapmıyorum ki.

Program içinde hocamız arıcılığımızın çok iyi yerlere geldiğini 36 yıldır bu işin içinde olduğunu söyledi ve tam gelişmiş bir arıcılık kültürümüzün olması için daha 50 yıl geçmesi gerektiğini söyleyerek sözlerini sürdürdü ben 50 yılın çok uzun bir süreç olduğunu söyledim. Düşünün sizin çocuklarınız bile arıcılığımızın geliştiğini göremeyecek, belki torunlarınız bunu görebilir. Dünyada gelişmiş ülkelerin birisinin arıcılığını alıp monte etmek varken 50 yıl niye bekleyelim ki?

Bir başka konu arıların yerinde kullanılması gerektiği yönündeydi bunada itiraz ettim. Akademisyenlerimiz, arıcılık yapmadıkları için arıcılığın kenarından tutup sorunları göremiyor, göremeyince sıkıntı nedir bilmiyorlar.

Kendisi kafkas arısını tanıyor diğer arıları kafkas arısıyle bana göre karıştırıyor. Kafkas arısı bölgesinde iş yapar başka yere götürürseniz, hüsran yaşarsınız dedi ve Trakya'da kafsas olmaz dedi. Bana göre kendi bölgesine bile 25 yıldır adapte edilemedi, her yıl bölgesinde binlerce koloni sönüyorsa bu neyin nesi?

Örnek olarak Ordu'dan bir arıcıyı örnek verdim. Ordu'dan baharda doğuya giden bir gezginci arıcı, yazın Trakya’ya ayçiçeğine geliyor, peşinden bizim bölgemize pürene geliyor, pürenden çam bölgesine gidiyor. Peki bu arıcı nasıl yapmalı, her bölge değiştirdiğinde arı ırkımı değiştirmeli.

Ben ise karniol kullanıyorum, kanolada sağım yaptım, kestaneye geldim, sağım yaptım ve ayçiçeğindeyim ve arım bitmedi, gezginci arıcılıkta hem bal yapıp hem yavru kesmeyen arılara ihtiyacımız var. Kafkas kullansaydık tek nektarda arılarımız bitiyor ve sezonu kapıyoruz. Hocamız bu konularda konuşmayıp es geçti.

Rahmetli babam devlet tavşanı kağnı arabasıyla yakalar dedi, bizde 50 yıl sonra tavşanı hemen yakalarız.

Bu hafta bir başka üzüldüğüm şey ise, Ordu da ana arı suni dölleme kursu vardı. Sadri abiyide davet ettiler aleti bir görelim getir.

Sadri abiyle daha önce Feyzullah hoca görüşmüşlerdi.

Alet konusunda sıkıntı yok, iki yere götürüldü çok az ilavelerle orijinaliyle aynı konuma geldi. (50 civarında şu an sipariş alındı ve seri üretime geçilecek)

Sadri abi kurs veren hocaya artık bu aleti burada üretebiliyoruz, yurt dışındaki gibi pahalı değil merakı olan temin edip çalışmalarını yapabilir dediğinde, hoca demiş niye ucuz veriyorsun, pahalı olsun herkes yapamasın::((


Sonuçta ülkemiz ve biz kaybediyoruz.

Evet bu gibi bilimcileri anlayamıyorum.

Bilimci nasıl olmalı merak etmeye başladım, ben mi yanlış anlıyorum, bilimciler mi doğrusunu yapıyor karar sizin......
Bilimcilerin bazıları niye her şeye tepeden bakar?

10 yorum:

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Abi araba kullanma konusu buraya cuk oturmuş. Seyithan abinin ehliyeti biliyoruzki yok ama ben onu senin yanında, oğlunun yanında araba kullanırken hiç görmedim. Demekki gerek duymuyor kullanmaya yoksa hakikaten iyi araba kullanır sen hep dersin. Sabret elbet sende gün gelir suni tohumlamayla uğraşmama gerek kalmadı, bunu yapan ehliyetliler varken ben niye uğraşayım dersin. Sağlıcakla kal abi.

burakmert dedi ki...

ali bey türkiyedik bilim adamları ile ilgili yorumlarınıza katılıyorum. sevgi ve bilgi paylaştıkça büyür ancak bizim bilim adamlarımız başkasında da aynı bilgi olunca kendi kıymetlerinin azalacağını düşünüyorlar. üstelik okullarında sınıflarından çıkmadan teknik arıcılık hakkında otorite olmak imkansız. üreticinin desteği olmadan bilim insanı olamazlar. arıcılıkla ilgili bir şey araştırdığınızda sizin hazırladığınız belgesel niteliğindeki videolar ön planda ama hocalarımızın yayınlarını nedense bulamıyoruz. Birde bu sevgili hocalarımızın bırakın arılığını hobi mahiyetinde bir kovanları var mı acaba?

Erdoğan BAYKAN dedi ki...

Ali Abi,

Şu cümle zaten olayı özetliyor, "Suni tohumlama yapacak kişi genetik ve biyoloji bilmeli ve ehil olmayanlar bu işi yapamaz". Bu tip söyleme sahip insanlar çevresindeki insanların başarılarını takdir etmek yerine etikete, diplomaya bakıp "Sen bu işi yapamazsın" demeyi tercih ediyorlar. Kimse bilim boş ve gereksiz demiyor ama kendi çabalarıyla birşeyler başarmış birini herşeyden önce takdir etmek gerekir, eğer ki eksiklikler varsa giderilmesi için dile getirilmelidir. Yapamazsın deyip hevesini kırmaktan çok daha elzemdir.

cuneyt dedi ki...

Ali abi hocanın değinine pekte şaşırmamak lazım.Bizdeki zihniyet bu,makine tek elde kalsın kimse yapamasın belli başlı kişiler bu işten rant sağlasın.Diğer taraftan düşünmüyor herkes alabilsin bu işi becerebilsin de arıcılığımız gelişşin.Böyle zihniyetlerle 50 seneyi aşar bizim arıcılığı gelişmiş ülkeleri yakalamamız.

MİNİK ARICI dedi ki...

Sadri abi kurs veren hocaya artık bu aleti burada üretebiliyoruz, yurt dışındaki gibi pahalı değil merakı olan temin edip çalışmalarını yapabilir dediğinde, hoca demiş niye ucuz veriyorsun, pahalı olsun herkes yapamasın::((

(Kafaya bak be.. Ne matık...)
Sayın Bakanım: Siz de devlet memurusunuz. Nur içine yatsın babanınız çok doğru söylemiş. Bu nedenle kulağınızı kapayın bildiğinizi yapmaya çalışın. Elbet çalışmalarınızdan istfade edecek insanlar var. (İyi insanlarla şu necip millet, inşaallah 50 yıl içerisinde Dünya'yı daha güzel yaşanır hale getirir.)

TUYSAL dedi ki...

Ali Bey, televizyona çıkmışsınız, hayırlı olsun. Edison diye Amerikalı bir mucit var, adamın hayatı toplum hayatını kolaylaştıracak buluşlarla geçmiş. Biz, sizi Türk arıcılığının Edison'u olarak görüyoruz. Selamlar, kolay gelsin.

ALİ TÜRK dedi ki...

Muhteşem abi Hacı abinin ehliyeti yok, işin garibi bu adam İstanbul trafiğinde migrosun nakliyesini yapıp marketlere mal nakli yapan birisi, kaç ehliyetli İstanbul trafiğine çıkabilir::))

Burak şimdi herkesin videosu var, benim videolarım 5 yıl öncesinin serisine devam ediyor.


Erdoğan bilmiyorduk öğrendik, ıslah yapacak kişiler biyoloji ve genetik bilmeliymiş.

Minik arıcı tavşan demekki kagnının yogun baskı ve presine dayanamayıp teslim oluyor::)).


Tahsin bey daha neler::))

Kalın sağlıcakla.

adem yamak dedi ki...

ali bey bu televizyonda yayunlanan proğramın videosunu bloğunuzda yayınlamanız mümkünmü.sizi izleyemiyenler bloğunuzdan izlleme imkanı bulurlar . çalışmalarınızda başarılar dilerim.

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey,kuyruklu yıldız da 70 küsür senede bir kere Dünyamızın yanından geçiyor.Irk konusunda ne diyeyim,Ülkemizde insanların güneyisi kuzeylisi ile batılısı dogulusu ile evleniyor,zaten bu yüzden olaki memleketin EKO su bozuldumu diyecekler.Bizim insanımız ucuza yapınca,herkes yapar korkusu yakında çin mallarını da piyasaya sokar.Saglıcakla kalın

Eyüp ÇAKIR dedi ki...

Abi programı izledim tebrikler.
Şu elli yıl olayı ve sen yapamazsın konusunu bende gerçekten çok yadırgadım, ayrıca biyoloji ve genetiği iyi bilen bir kişi için elli yıl çok uzun bir süre değilmi.selamlar.